Fransa’nın başkenti Paris, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik yolların ele alınacağı bir zirveye ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Yaklaşık 40 ülkenin katılımının beklendiği toplantı, deniz taşımacılığı özgürlüğünü korumaya yönelik yeni bir uluslararası girişim kapsamında düzenleniyor.
Fransız ve İngiliz üst düzey kaynaklara göre zirveye Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer başkanlık edecek. Toplantıya Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni gibi isimler fiziki olarak katılırken, bazı devlet ve hükümet başkanlarının ise çevrim içi olarak yer alacağı belirtildi.
Elysee Sarayı tarafından yapılan açıklamada, geniş katılımın nedeninin Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının çok sayıda ülkenin ekonomisi ve mali yapısı üzerinde ağır yük oluşturması olduğu ifade edildi. Açıklamada ayrıca, ülkelerin deniz yolları ve uluslararası sulara ilişkin temel ilkeleri yeniden teyit etme isteğinin de bu katılımda etkili olduğu vurgulandı. Zirveye Avrupa, Arap, Asya ve Afrika ülkelerinin yanı sıra Latin Amerika ile Hint-Pasifik bölgesinden devletlerin katılımının beklendiği, bunun da toplantıya geniş bir uluslararası nitelik kazandırdığı ve mevcut savaşın yarattığı küresel endişeyi yansıttığı ifade edildi. ABD’nin ise görüşmelere katılmayacağı bildirildi.
Küresel sorumluluk
Starmer’ın zirvede, Hürmüz Boğazı’nın ‘derhal ve koşulsuz yeniden açılmasının küresel bir sorumluluk’ olduğunu vurgulaması bekleniyor. Starmer’ın, enerji ve ticaret akışının yeniden sağlanması için hızlı adımlar atılması gerektiğinin altını çizeceği ifade edildi. Starmer’ın, Macron ile birlikte, deniz taşımacılığı özgürlüğünü korumaya yönelik çok uluslu bir girişim başlatacaklarını duyurması öngörülüyor. Bu girişimin, ticari gemiciliğe güvence verilmesini ve mayın temizleme çalışmalarının desteklenmesini kapsayacağı belirtildi.
Ayrıca uygun koşulların oluşması halinde, ‘tamamen savunma amaçlı’ ortak bir askeri gücün konuşlandırılması için hazırlıkların sürdüğü, bu çerçevede gelecek hafta Northwood Headquarters’ta çok uluslu bir askeri planlama zirvesi düzenleneceği bildirildi.
Zirvede, ticari taşımacılığın ‘şartlar iyileşir iyileşmez’ yeniden hız kazanmasını sağlamak amacıyla sigorta sektörüyle koordinasyonun artırılması da gündemde olacak.
Bu girişim, Starmer’ın geçen hafta Körfez ülkelerine gerçekleştirdiği ziyaretin ardından diplomatik, askeri ve ekonomik araçları kullanarak ateşkesi destekleme ve çatışmanın Birleşik Krallık’taki yaşam maliyetleri üzerindeki etkisini sınırlama çabalarını yoğunlaştırdığı bir dönemde geliyor.
Zirve kapsamında Starmer ile Macron’un ikili bir görüşme yapması da bekleniyor. Görüşmede Avrupa’nın Ukrayna’ya desteğinin sürdürülmesi ile düzensiz göç, ekonomik büyüme ve Avrupa güvenliğinin güçlendirilmesi gibi ortak konuların ele alınacağı ifade edildi.
Ablukanın kaldırılması
Öte yandan Paris, söz konusu uluslararası toplantıyı, Fransa’nın savunduğu ‘üçüncü yol’ yaklaşımının bir ifadesi olarak görmek istiyor.
Bu çerçevede bir yanda nükleer ve balistik hedefleri nedeniyle uluslararası düzeyde eleştirilen İran’ın politikaları bulunuyor. Diğer yanda ise Fransa’nın değerlendirmesine göre uluslararası hukukun dışında yürütülen ABD-İsrail’in İran’a karşı savaşı ve yine aynı hukuk çerçevesini ihlal ettiği belirtilen ABD donanmasının İran limanlarına yönelik ablukası yer alıyor.
Paris’e göre söz konusu konferansa katılan ülkeleri birleştiren ortak nokta, ABD-İsrail-İran savaşının tarafı olmamaları; buna karşın çatışmadan ve Hürmüz Boğazı’na uygulanan ‘çifte baskıdan’ doğrudan etkilenmeleri.
Bu ülkelerin ilk hedefi, Hürmüz Boğazı üzerindeki çifte baskının kaldırılması yönünde etkili bir grup oluşturmak; ikinci olarak ise boğazın yeniden mayınlanmasının reddedilmesi ve son savaş öncesindeki durumuna dönülmesi, yani uluslararası hukuk kurallarına tabi, serbest geçişin sağlandığı ve gemilere herhangi bir geçiş ücreti uygulanmayan bir su yolu haline gelmesi.
Operasyonel düzeyde ise hedef, uygun koşullar oluştuğunda -yani savaşın sona ermesinin ardından- boğazdan geçen gemilere eşlik edecek ve güvenliği sağlayacak çok uluslu bir güç oluşturulması.
Savunma hamlesi
Paris ve Londra’nın, konferansın ana düzenleyicileri olarak odaklandığı bir dizi unsur bulunduğu belirtildi. Konferansın şu aşamada planlama sürecine yoğunlaştığı; her ülkenin bu savunma amaçlı sürece hangi katkıları sunabileceğinin değerlendirildiği ifade ediliyor. Söz konusu girişimin, ABD ve İran ile karşılıklı anlayış temelinde yürütülmesi gerektiği vurgulanıyor.

Paris, söz konusu operasyonun tamamen barışçıl bir nitelik taşıması gerektiğini özellikle vurguluyor. Her ne kadar diğer aktörlerle birlikte başlangıcın daha önce belirtilen koşullara bağlanabileceği ifade edilse de, operasyonun ne zaman başlayacağı ve ne kadar süreyle devam edeceğine ilişkin önemli bir belirsizlik bulunduğu belirtiliyor.
Paris, bu girişimi 2023 yılında Babu’l Mendeb Boğazı’nda başlatılan Avrupa Birliği’nin (AB) Aspides misyonuyla kıyaslasa da, iki operasyon arasında hem ölçek hem de karşılaşılan zorluklar açısından ciddi farklar olduğu ifade ediliyor. Hürmüz’deki durumun, son üç yılda Babu’l Mendeb’te yaşananlardan çok daha kapsamlı bir çatışma ortamına karşılık geldiği ve ayrıca boğazın mayınlardan temizlenmesi gibi daha önce gündeme gelmeyen görevleri içerdiği vurgulanıyor.
Her hâlükârda, operasyonun başlamasının bölgedeki gelişmelere ve ‘çifte ablukanın’ kaldırılmasına bağlı olduğu belirtiliyor. ABD donanmasının bölgede varlığını sürdürmesi veya İran’ın boğaz giriş-çıkışını kontrol etmeye devam etmesi halinde böyle bir konuşlandırmanın fiilen mümkün olmayacağı ifade ediliyor.
Pekin ve Yeni Delhi üzerine bahis
Londra ve Paris, özellikle bölgede yaşanan gelişmelerden doğrudan etkilenen büyük Asya ülkelerinin, başta Çin ve Hindistan olmak üzere, sürece katılımına önem veriyor. Çin’in katılımı kesinleşmiş olsa da temsil düzeyinin henüz netleşmediği bildiriliyor. Paris, konferansın bu tür stratejik ve barışçıl bir misyona katkı sunmak isteyen tüm ülkelere açık olduğunu ve savaşa taraf olmayan devletlerin de sürece dahil olabileceğini özellikle vurguluyor.

Ancak konferansın en büyük katılımcı eksikliğinin ABD olacağı belirtiliyor. Fransız kaynaklar, Washington ile sürekli temas halinde olunduğunu, ABD’nin konferansın düzenlenmesine ‘itiraz etmediğini’ ve Paris’in Amerikan yönetimiyle tam şeffaflık içinde çalıştığını ifade ediyor. Buna rağmen, ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’nın açılması konusunda Avrupa ve NATO liderlerine yönelik eleştirilerinin sürdüğü aktarılıyor.
Paris, Almanya Başbakanı Friedrich Merz, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ve Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer gibi isimlerin konferansa bizzat katılımını, Avrupa dayanışmasının ciddiyetini ve ortak hareket etme iradesini gösteren olumlu bir işaret olarak değerlendiriyor.
Fransız Cumhurbaşkanlığı kaynakları ise sürecin ilerleyebilmesi için kritik bir koşula dikkat çekiyor. Buna göre, hem İran hem de ABD tarafından güvence verilmesi gerekiyor. İran’ın, Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari gemileri ve onlara eşlik eden unsurları hedef almayacağını taahhüt etmesi; ABD’nin ise İran limanlarına giriş-çıkış yapan gemilere müdahale etmeyeceğini garanti etmesi bekleniyor. Başka bir ifadeyle, hedeflenen durumun savaş öncesi statükoya geri dönüş olduğu vurgulanıyor.
Merz, konferansın toplanmasını beklemeden misyona katılım için kendi şartlarını ortaya koydu. Merz’in ilk şartı, doğal olarak ateşkesin sağlanması ve buna ilişkin hukuki güvencelerin oluşturulması oldu. Ayrıca bu sürecin Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararıyla resmiyet kazanması gerektiğini vurguladı. Üçüncü şart ise ‘sağlam bir askeri planın hazırlanması’ olarak ifade edildi. Bu üç şartın, Fransız ve İngiliz yaklaşımlarıyla büyük ölçüde uyumlu olduğu belirtiliyor. Ancak Merz’in ayrıca, söz konusu misyona ABD ordusundan güçlü destek sağlanmasını istediği aktarılıyor. Bu talebin, yeni operasyonun felsefesinin ABD askeri varlığından bağımsızlık üzerine kurulmuş olması nedeniyle önemli bir tartışma yaratabileceği ifade ediliyor.
Eğitmen, kursiyerlere tabanca şarjörlerinin nasıl doldurulacağını açıklıyor (AFP).
Eğitim tatbikatı sırasında silahlı çatışma (AFP)