Avrupa ve NATO'nun savaşa hazır olması için yapması gerekenler

Savunma sektörü ivme kazanırken artık sanayinin daha fazla, daha kaliteli ve daha hızlı üretmesi şart

Fotoğraf: Al-Majalla/AFP
Fotoğraf: Al-Majalla/AFP
TT

Avrupa ve NATO'nun savaşa hazır olması için yapması gerekenler

Fotoğraf: Al-Majalla/AFP
Fotoğraf: Al-Majalla/AFP

Ursula von der Leyen & Mark Rutte

İkimiz de Soğuk Savaş döneminde büyüdük. Avrupa o yıllarda korunaklı, uyanık ve barışa bağlıydı. Kuşağımızın sloganı ‘bir daha asla’ idi. Yüzyıllarca süren çatışmaların ardından Avrupa, ekonomik iş birliğinin kalıcı barışın vazgeçilmez koşulu olduğu inancıyla şekillendi.

Komünizmin çöküşüyle bölünmüş kıtanın yarattığı tablo dağılınca savaş korkusu da eridi, savunma bütçeleri küçüldü, silahlı kuvvetlerimiz zayıfladı. Bunlara ihtiyaç duyan savunma sanayii tesislerinin büyük bölümü kapandı ve Avrupa, güvenliği tehlikeye girdiğinde ihtiyaç duyacağı kapasiteler için NATO çatısı altında ABD'ye çok daha bağımlı hale geldi.

Zamanla Avrupa'da pek çok kişi bu düzene, yani kıtanın savunma ve güvenlik kapasitesinin önemli bir bölümünü dışarıya havale etme alışkanlığına ısındı. Ancak bugünkü dünyanın sert gerçekleri ve riskleri bu alışkanlığa son verdi.

Avrupa'nın savunmasının büyük bir bölümünü dış güçlere emanet ettiği dönem kapandı. NATO'daki Avrupalı müttefikler ve Avrupa Birliği (AB) üye ülkeleri, savaşı önlemek istiyorsak ona hazırlıklı olmamız gerektiği gerçeğini yeniden öğreniyorlar. Dolayısıyla vatandaşlarımızı, özgürlüğümüzü ve güvenliğimizi koruyabilmemiz için yeniden silahlanıyor ve savunma sanayi tabanına yeni bir enerji pompalıyorlar. Savunma harcamaları ve üretim bir arada artıyor. Yeni fabrikalar kapılarını açıyor, mevcut fabrikalar ise vardiyalar ve üretim hatları ekliyor.

scfevfe
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Londra'da düzenlenen Ukrayna zirvesi sırasında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüşürken, 2 Mart 2025 (Reuters)

Üretim artışı geleneksel savunma şirketleriyle sınırlı kalmıyor. Sektörde giderek daha büyük çaplı yenilikler de yaşanıyor. Yeni şirketler modern savaşın gerektirdiği araç ve teknolojileri geliştiriyor. İnsansız hava araçları, insansız kara araçları ve elektronik harp sistemleri, silahlı kuvvetlerimizin caydırma, koruma ve savunma görevleri için vazgeçilmez unsurlar haline geldi. Zihniyette köklü bir dönüşüm yaşandı. Sivil otomobil üreticileri bile hava savunma sistemleri ve uzun menzilli insansız hava araçları (İHA) dahil savunma sektörüne yönelik bileşenler üretmek üzere fabrikalarını yeniden yapılandırıyor.

Avrupa’nın savunmasının büyük bir bölümünü dış güçlere emanet ettiği dönem artık sona erdi

Bu zihinsel dönüşümün savunma ekosistemi üzerindeki yansımasını üretim hızının artmasında somut olarak görüyoruz. Yeni ve yenilikçi yöntemler sayesinde daha fazlasını, daha hızlı ve daha düşük maliyetle üretebiliyoruz.

Bu pragmatizm ve aciliyet duygusu düşüncelerimizin ön sıralarında yer alıyor. Ancak önümüzde hâlâ uzun bir yol var. Savunma kapasitelerinde hâlâ açıklar mevcut. NATO müttefikleri ve AB üyesi ülkeler daha fazla savaş uçağına, hava ikmal tankerlerine, savaş gemilerine, denizaltılara, hava ve füze savunma sistemlerine, İHA’lara ve anti-İHA sistemlerine ihtiyaç duyuyor. Ukrayna'ya gönderdiğimiz destek ve Orta Doğu'daki çatışma, önleme füzeleri ve anti-İHA kapasiteleri dahil askeri stoklar üzerindeki baskıyı artırdı. Mevcut üretim kapasitemiz talebi karşılayamıyor.
Avrupa savunma sorumluluğunu giderek daha fazla üstlenirken Rusya, Çin, Kuzey Kore ve İran iş birliklerini güçlendirip savunma sanayi kapasitelerini genişletmeye devam ediyor. Rusya ekonomisini, kısaca söylemek gerekirse savaşa göre yeniden düzenledi. Moskova devlet bütçesinin yüzde 40'ından fazlasını savunmaya ayırıyor, Ukrayna'ya karşı yürüttüğü vahşi savaş için gece gündüz askeri teçhizat üretiyor. Bu savaş makinesinin barışa kavuşulan günün ertesinde yavaşlayacağını düşünmek saflık olur.

İran, 2022 yılından bu yana Rusya'ya İHA ve teknoloji tedarik ediyor. İran'ın füze kapasiteleri ve olası nükleer kapasitelerinin oluşturduğu tehdit, AB ve NATO için uzun süredir kayda değer bir kaygı kaynağı olmayı sürdürüyor. Uzak Doğu'ya bakıldığında Çin savunma sanayii güçlü biçimde büyüyor. Şarku’l Avsat’ın The Economist’ten aktardığı habere göre Dünyanın en büyük on beş savunma bağlantılı şirketinin yedisi devlet mülkiyetindeki Çin devlet kuruluşu. Pekin'in nükleer cephaneliği de büyümeye devam ediyor.

gtrwergth
Norveç'in Evenes Hava Üssü'nde düzenlenen NATO'nun Cold Response Tatbikatı sırasında askerler, yaralı bir kişinin tahliyesini simüle ederken, 11 Mart 2026 (AFP)

Daha tehlikeli bir dünyada, büyük ölçekte ve hızla üretim yapabilecek güçlü bir Avrupa savunma sanayii, güvenilir caydırıcılık için kritik önem taşıyor. Buna ulaşmanın tek yolu ise iş birliği yapması ve ülkelerin, sanayilerin, müttefiklerin ve ortakların güçlerini birleştirmesidir.

Moskova bütçesinin yüzde 40'ından fazlasını savunmaya ayırıyor ve Pekin'in nükleer cephaneliği büyümeye devam ediyor.

Bu durum, Antlantik Okyanusu’nun her iki yakasında sürdürülen gerçek bir çaba. Savunmalarımız, Kaliforniya'dan Kyiv'e, Kopenhag'dan Varşova'ya, Oslo'dan Ankara'ya uzanan kaynak, uzmanlık ve yenilik kapasitelerini bir araya getirdiğimizde eşsiz bir boyuta ulaşıyor. Hint-Pasifik bölgesinden ortaklarımız da dahil olmak üzere ortak ağımız bu çabaya katkı sağlayabilir ve hatta sağlamalı. Sanayilerimiz, birlikte, temel kapasite ve teknolojilerde inovasyonu güçlendirebilir ve üretimi hızlandırabilir.

cds
Polonya'da gerçekleştirilen askeri tatbikatlar sırasında Amerikan yapımı bir İHA savunma sistemini kullanan Polonyalı bir asker, 18 Kasım 2025 (AFP)

Öne sürdüğümüz yaklaşım iddialı, ancak aynı zamanda ulaşılabilir. NATO ve AB, birlikte, başarmak için ihtiyaç duyduğumuz her şeye sahip. Ekonomik güç, en yaratıcı ve yenilikçi zihinler, gelişmiş bir finansal sektör ile ileri düzey savunma ve teknoloji sanayileri. Ortak önceliğimiz, Avrupa ve Kuzey Amerika genelindeki sanayi tabanının daha fazlasını, daha kaliteli ve daha hızlı üretmesini sağlamak. Çünkü güvenliğimizi güvence altına almanın yolu da buradan geçiyor.

*Bu makale Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte tarafından The Economist dergisi için kaleme alındı.



Trump, savunma sanayini silah üretimini artırmaya çağırdı

Trump, Pennsylvania'daki Savunma ve İnovasyon Zirvesi'ne katılmak üzere gelişi sırasında (Reuters)
Trump, Pennsylvania'daki Savunma ve İnovasyon Zirvesi'ne katılmak üzere gelişi sırasında (Reuters)
TT

Trump, savunma sanayini silah üretimini artırmaya çağırdı

Trump, Pennsylvania'daki Savunma ve İnovasyon Zirvesi'ne katılmak üzere gelişi sırasında (Reuters)
Trump, Pennsylvania'daki Savunma ve İnovasyon Zirvesi'ne katılmak üzere gelişi sırasında (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, dün savunma alanındaki üst düzey yetkililere, Ukrayna ve Ortadoğu'daki savaşların ABD'nin silah stokları üzerindeki baskısını artırdığı bir dönemde silah üretiminin hızlandırılması ve üretim kapasitesinin artırılması çağrısında bulundu.

Trump, Pensilvanya eyaletinde düzenlenen Savunma ve İnovasyon Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, silah üreticilerine seslenerek, "Dünyanın en yüksek kalitesine sahibiz, ancak daha fazla hıza ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı.

Trump'ın zirveye katılması, yönetimin savunma üretimine verdiği önemin arttığının göstergesi olarak değerlendiriliyor. Ukrayna ve Ortadoğu'daki çatışmalar, büyük miktarda füze, önleyici füze ve diğer silahların kullanılmasına yol açarken, bu durum ABD'nin askeri tedarik zincirlerinin ve üretim kapasitesinin sınırlarını gündeme getiriyor.

Şarku’l Avsat’ın ulaştığı bilgilere göre ABD Ordusu Savaş Koleji'nde düzenlenen zirveye, Amerikan savunma sanayi tabanının güçlendirilmesi ve gelişmiş silah sistemlerinin teslimatının hızlandırılması konularını görüşmek üzere üst düzey askeri komutanlar, savunma yüklenicileri, yatırımcılar ve teknoloji şirketlerinin yöneticileri katıldı.


Fransa Ulusal Meclisi ötenazi yasa tasarısını onayladı

Fransa Parlamenterler, Fransız Parlamentosu'nun alt kanadı olan Ulusal Meclis'te ötanazi yasa tasarısına ilişkin oylama oturumuna katılıyor. Paris, 15 Temmuz 2026 (AFP)
Fransa Parlamenterler, Fransız Parlamentosu'nun alt kanadı olan Ulusal Meclis'te ötanazi yasa tasarısına ilişkin oylama oturumuna katılıyor. Paris, 15 Temmuz 2026 (AFP)
TT

Fransa Ulusal Meclisi ötenazi yasa tasarısını onayladı

Fransa Parlamenterler, Fransız Parlamentosu'nun alt kanadı olan Ulusal Meclis'te ötanazi yasa tasarısına ilişkin oylama oturumuna katılıyor. Paris, 15 Temmuz 2026 (AFP)
Fransa Parlamenterler, Fransız Parlamentosu'nun alt kanadı olan Ulusal Meclis'te ötanazi yasa tasarısına ilişkin oylama oturumuna katılıyor. Paris, 15 Temmuz 2026 (AFP)

Fransa'nın Ulusal Meclisi, dün tedavisi mümkün olmayan hastalıklara yakalanan yetişkinlerin ölümcül ilaçlar almasına izin veren yasa tasarısına nihai onayı verdi. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre bu kararla birlikte yaşamın son dönemindeki bakıma ilişkin yıllardır süren tartışmaların yeni bir aşamaya geçtiği belirtildi.

Ulusal Meclis, daha önce üç ayrı okumada desteklenen yasa tasarısını 291'e karşı 241 oyla kabul ederek, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un üç yıldan uzun süre önce gündeme getirdiği düzenlemeye ilişkin parlamento sürecini tamamladı.

Farklı tahminlere göre, dünya genelinde yaklaşık 300 milyon kişi belirli koşullar altında ötanazi uygulamasından yararlanabiliyor. Bazı ülkelerde ötanazi belirli şartlarla yasal kabul edilirken, bazı ülkelerde ise yardımlı intihara izin veriliyor. Ayrıca ABD'nin birçok eyaletinde de benzer uygulamalar bulunuyor.

Fransa ise giderek yaşlanan nüfusuyla birlikte, kronik hastalıklar nedeniyle uzun süreli bakıma ihtiyaç duyan kişi sayısının arttığı bir dönemden geçiyor.


ABD, "İran kıyıları savaşını" genişletiyor

İran Devrim Muhafızları'nın sözcüsü konumundaki "Sepah News" sitesinin yayımladığı videoda, yeri belirtilmeyen bir noktadan füze fırlatıldığı görülüyor (AFP)
İran Devrim Muhafızları'nın sözcüsü konumundaki "Sepah News" sitesinin yayımladığı videoda, yeri belirtilmeyen bir noktadan füze fırlatıldığı görülüyor (AFP)
TT

ABD, "İran kıyıları savaşını" genişletiyor

İran Devrim Muhafızları'nın sözcüsü konumundaki "Sepah News" sitesinin yayımladığı videoda, yeri belirtilmeyen bir noktadan füze fırlatıldığı görülüyor (AFP)
İran Devrim Muhafızları'nın sözcüsü konumundaki "Sepah News" sitesinin yayımladığı videoda, yeri belirtilmeyen bir noktadan füze fırlatıldığı görülüyor (AFP)

ABD, dün İran kıyılarına yönelik operasyonlarını genişleterek saldırılarını Hürmüz Boğazı'nın girişindeki Büyük Tunb Adası'nı da kapsayacak şekilde genişletti. Bu gelişme, İran limanları ve kıyı bölgelerine yönelik deniz ablukasının başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), saldırıların kıyı savunma sistemleri ile "seyir füzelerinin" depolandığı ve fırlatıldığı noktaları hedef aldığını açıkladı. Açıklamada, operasyonların amacının İran'ın ticari gemilere saldırı kapasitesini zayıflatmak olduğu belirtildi.

Operasyonlar, İran'ın güneyindeki Huzistan, Buşehr ve Hürmüzgan eyaletlerinde bulunan kıyı kentlerine kadar yayıldı. Saldırıların, ülkenin güneydoğusundaki Umman Körfezi kıyısındaki bazı noktaları da kapsadığı bildirildi.

İran ordusu, Belucistan eyaletindeki Bempur kışlasını hedef alan saldırıda 7 askerinin öldüğünü açıkladı ve saldırılara "kesin bir karşılık" verme tehdidinde bulundu. İranlı yetkililer ayrıca son günlerde düzenlenen saldırılarda en az 30 sivilin hayatını kaybettiğini bildirdi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, şu aşamada müzakerelerin yeniden başlatılmasının gündemde olmadığını, önceliğin ABD saldırılarına karşı savunma ve karşılık verme olduğunu söyledi. Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi ise Washington ile imzalanan "İslamabad Mutabakatı"nın artık geçerliliğini yitirdiğini açıkladı.

İran Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı'nı kapalı tutmaya ve enerji ihracat güzergâhlarını aksatmaya devam edeceklerini duyurdu. Açıklamada, bu kapsamda Kızıldeniz'deki Babülmendep Boğazı'nın da etkilenebileceğine işaret edildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre açıklamalar, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın müzakere masasına dönmemesi halinde saldırıların köprüler, elektrik santralleri ve enerji altyapılarını da kapsayacak şekilde genişletilebileceği yönündeki tehdidinin ardından geldi.