Washington ve Tel Aviv: Stratejik ittifak denklemindeki ayrışmanın arkasında ne yatıyor?

Amerikan söylemi artık önceki on yıllardaki gibi mutlak veya koşulsuz bir ittifaka odaklanmıyor

Trump yönetimi içindeki tahminler, önümüzdeki dönemde İsrail'de olası bir siyasi değişime işaret ediyor (AFP)
Trump yönetimi içindeki tahminler, önümüzdeki dönemde İsrail'de olası bir siyasi değişime işaret ediyor (AFP)
TT

Washington ve Tel Aviv: Stratejik ittifak denklemindeki ayrışmanın arkasında ne yatıyor?

Trump yönetimi içindeki tahminler, önümüzdeki dönemde İsrail'de olası bir siyasi değişime işaret ediyor (AFP)
Trump yönetimi içindeki tahminler, önümüzdeki dönemde İsrail'de olası bir siyasi değişime işaret ediyor (AFP)

Ragida Atme

On yıllardır, Washington ve Tel Aviv'deki karar alma çevreleri ilişkilerini “sağlam bir ortaklık” olarak tanımladı ve dünyanın en güçlü stratejik ikilisi olduklarını söyledi. Gelgelelim ilişkiler son zamanlarda benzeri görülmemiş gerilimlere ve siyasi anlaşmazlıklara sahne oluyor. Birçok analize göre bu durum, söz konusu ittifakın tarihinde yeni ve farklı bir sayfa açabilir ve bu da önümüzdeki yıllarda bölgenin çehresini değiştirebilir. Bunun nedeni, sadece İsrail'in askeri operasyonları yönetme biçimi, Gazze'nin geleceği veya mevcut ABD yönetiminin güvenlik taahhütlerini yerine getirebilmesi hakkındaki artan İsrail endişesi değil. Aksine, bunun nedeni Washington'daki siyasi karar alma süreçlerinin artık eski diplomatik geleneklerle değil, ABD Başkanı Donald Trump'ın öncülük ettiği anlaşma yapma mantığıyla yönetilmesidir. On yıllardır koşulsuz Amerikan koruması altında yaşayan İsrail, şimdi kendisini desteğin sürmesini sağlamak için taktiksel itaate zorlayan yeni bir gerçeklikle karşı karşıya buluyor. Beyaz Saray'ın koridorlarında ve kapalı kapılar ardında, ilk kez, bölgenin Amerikan çıkarlarına zarar verecek tam teşekküllü bir savaşa sürüklenmesini önlemek için diplomasi ve ekonomik baskı yoluyla gerilimi kontrol altına almaya çalışanlar ile eylemlerini ABD başkanının gündemiyle uyumlu hale getirmek zorunda kalanlar arasında temel bir ayrışma belirginleşiyor.

İsrail'in 1948'deki kuruluşundan bu yana, Amerika Birleşik Devletleri onu tanıyan ilk ülke oldu ve İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en büyük ABD dış yardım paketi haline gelen kademeli bir destek sağlamaya başladı. Bu yardım öncelikle İsrail'in niteliksel askeri üstünlüğünü desteklemeyi, bölgedeki diğer ülkelere karşı teknolojik üstünlüğünü sağlamayı ve eğitim, sağlık, enerji ve bilimsel araştırma alanlarında ortak iş birliğini amaçlıyor.

sdfrgthy
Trump ve İsrail arasındaki ilişkilerdeki gerilimler (Independent Arabia)

ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı'nın (USAID) verilerine göre, 1946 ile 2023 yılları arasında İsrail'e yapılan toplam ABD yardımı yaklaşık 260 milyar dolara ulaştı. Resmi ABD tahminlerine göre, aynı dönemde İsrail'e yapılan ABD askeri yardımı yaklaşık 114,4 milyar dolar olup, buna ilave olarak füze savunması için yaklaşık 9,9 milyar dolar yardımda bulunuldu.

Kongre Araştırma Servisi'ne göre, ABD'nin İsrail'e sağladığı yıllık dış askeri finansman, İsrail askeri bütçesinin yaklaşık yüzde 16'sını temsil ediyor ve dünyanın en büyük silah ihracatçılarından biri haline gelen yerli bir İsrail savunma sanayisinin kurulmasına katkıda bulundu.

Büyük bir şok

Son birkaç ayda, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, politikalarından bağımsız olarak ABD'nin İsrail'e olan sarsılmaz bağlılığına güvenerek, Trump yönetiminden beklentileri en üst seviyeye çıkardı. Ancak, Trump tarafından Fransa'da sonuçlandırılan ve müzakerelerin sonucunu etkilemese de İsrail'i dışlayan son ABD-İran anlaşması, Washington'un artık İsrail'in isteklerine göre hareket etmediğini açıkça gösterdi. İsrail'in ABD ve İran arasındaki mutabakat zaptına şiddetli muhalefeti, ABD yönetiminin Netanyahu hükümetinin politikalarından, özellikle Lübnan'daki politikalarından duyduğu hoşnutsuzluğun boyutunu ortaya koydu. ABD yönetimi, iki taraf arasındaki keskin anlaşmazlıkları uluslararası medyaya açık etmekle kalmadı, Trump’ın kendisi Netanyahu'ya şahsen hakaret etti. Ardından Yardımcısı J. D. Vance, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ile Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’i İran ile yapılan anlaşmayı eleştirdikleri için sert bir şekilde hedef aldı.

J.D. Vance, İsrailli bakanları Başkan Trump'ı hedef alma konusunda uyararak, onun “şu anda dünyada İsrail'e sempati duyan tek devlet başkanı” olduğunu belirtti. Ayrıca İsrail'in ABD askeri desteğine büyük ölçüde bağımlı olduğunu da vurguladı.

Son aylarda İsrail'i koruyan silahların üçte ikisi Amerika Birleşik Devletleri'nde üretildi ve bedeli Amerikan vergi mükellefleri tarafından ödendi” dedi. İsrail merkezli Yediot Aharonot gazetesinden siyasi analist Itamar Eichner'e göre İsrail siyasi liderliği J.D.Vance'ın sert saldırısı karşısında büyük bir şok yaşadı.

Eski İsrail Askeri İstihbarat (AMAN) birimi subayı Jack Neria, yaşananların “iki ülke arasındaki ilişkinin doğasında tehlikeli bir değişimi” temsil ettiğini belirterek, Amerikan yönetiminin “artık kendi iç çıkarlarını ve önceliklerini her şeyin üstünde tutmaya başladığını” kaydetti. İsrail'e Amerikan silahlarının teslimatının kısıtlanması veya engellenmesi konusundaki konuşmaları “iki müttefik arasındaki ilişkide eşi benzeri görülmemiş bir değişim” olarak değerlendirdi.

Bu arada, İsrail'in eski Washington büyükelçisi Mike Herzog, Trump yönetiminin hedef alınmaya devam edilmesinin sonuçları konusunda uyararak, iki ülke arasındaki stratejik ilişkinin en düşük seviyesinde olduğunu ve “İsrailli yetkililerin sorumsuz açıklamalarının Beyaz Saray ile kalıcı bir kopmaya yol açabileceğini” belirtti.

 Güç açığı

İsrail açısından bakıldığında, üç aydan fazla süren çatışmayı sona erdiren ABD ve İran arasındaki mutabakat zaptı, önemli nükleer tesislerin kapatılması ve sökülmesi konusunda bir taahhüt içermiyor. Ayrıca, özellikle İsfahan, Natanz ve Fordo tesislerindeki yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun akıbetini belirleyen bir madde içermiyor ve İran'ın zenginleştirme kapasitesini korumasını engellemiyor.

Arap Araştırma ve Politika Çalışmaları Merkezi, İsrail itirazının özünün, mutabakat zaptının içeriğiyle değil, savaşı sona erdirmeyi ve müzakere yoluna girmeyi reddetmesiyle ilgili olduğuna işaret etti. Bu arada, ABD yönetimi İran ile siyasi bir uzlaşma sürecine geçiş yapmayı, askeri kazanımları boşa harcama değil, onlara yapılan bir yatırım olarak değerlendiriyor. Zira ona göre askeri saldırılar, beraberindeki ekonomik abluka ve doğrudan tehditler istenen amacı gerçekleştirmiş ve İran'ı bir kez daha müzakereleri kabul etmeye zorlamıştır.

Tel Aviv Üniversitesi’ne bağlı Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü'nün değerlendirmesine göre mutabakat zaptı, İsrail'in askeri gücü ile savaşın siyasi sonucunu etkileme gücü arasındaki açığı belirgin hale getiriyor. İsrail askeri, istihbarat ve teknolojik gücünü göstermiş olsa da bunları bir uzlaşmanın şartları üzerinde yeterli etki yaratmak için kullanamadı. Bu nedenle, kendisini bir kez daha, kendisi olmadan formüle edilmiş ve geniş uluslararası desteğe sahip bir Amerikan girişiminin neredeyse tek eleştirmeni konumunda buldu.

Askeri bağımsızlık

İsrail'de, ABD'nin Tel Aviv’in güney Lübnan ve Suriye'deki Hermon Dağı'ndan çekilme, askeri operasyonlarını azaltma ve kuzeyde İsrail ordusunun hareket özgürlüğünü kısıtlayacak herhangi bir taahhütte bulunma taleplerini reddetmeye devam etmesi halinde, ABD ile olan anlaşmazlığın acı verici pratik adımlara dönüşebileceğine dair iç endişeler artıyor. Bu arada Financial Times, iki taraf arasında on yıl sürmesi beklenen yeni bir uzun vadeli güvenlik anlaşmasına ilişkin resmi görüşmelerin, eski Başkan Barack Obama döneminde 2016'da imzalanan mutabakat zaptının yerini alacağını bildirdi. Bu anlaşmanın, harcama mekanizmalarını, fonlamanın niteliğini ve iki taraf arasındaki askeri ve endüstriyel entegrasyon düzeyini kapsayan güvenlik ilişkisi çerçevesinin tamamen yeniden düzenlenmesini içereceğini ifade etti.

Gazete, müzakerelerdeki kilit eğilimlerden birinin, araştırma, geliştirme ve askeri sistemlerin ortak üretimi alanlarında iş birliğini genişletmek karşılığında doğrudan nakit transferlerine olan bağımlılığı azaltmak olduğunu belirtiyor.

scdvf
ABD-İsrail ilişkileri benzeri görülmemiş ve zorlu bir sınavla karşı karşıya (AFP)

Buna karşılık, Netanyahu, Gush Etzion bölgesindeki Migdal Oz yerleşim yerinde yedek muharip subay adayları ile buluşmasında, İsrail'in askeri kapasitesini güçlendirmenin ve silahlanmada bağımsızlık kazanmanın önemini vurguladı. Hükümetinin, 2028 yılına kadar ABD'den alınan 38 milyar dolarlık askeri yardımdan kademeli olarak vazgeçmeyi ve nihayetinde tam bağımsızlık elde etmeyi hedeflediğini açıkladı. Geçtiğimiz yıl Aralık ayında da Netanyahu, İsrail'in diğer ülkelere olan bağımlılığını azaltmak için bağımsız bir silah sanayisi geliştirmek üzere 350 milyar şekel (110 milyar dolar) harcayacağını belirtmişti. Bu, özellikle İsrail Savunma Bakanlığı'na göre İsrail'in 2025 yılında askeri ihracatta rekor kırarak 19,2 milyar dolara ulaşması ve ihracatının 2024 yılına göre yüzde 30 artış göstermesi göz önüne alındığında önemli. Askeri ihracatla ilgili yıllık rapora göre, bu rakam İsrail tarihinin en yüksek seviyesini temsil ediyor; ihracat beş yılda iki katından fazla, on yılda ise dört katına çıktı. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre ABD Kongresi'nde şu anda doğrudan mali yardım modelinden ortak üretim ve derin endüstriyel ortaklıklara geçişi hedefleyen girişimler değerlendiriliyor.

Gözlemcilere göre bu geçiş, İsrail'in teknolojik üstünlüğünü sürdürmesini sağlarken, onu ABD savunma sanayi döngüsüne daha yakından bağlamayı amaçlıyor.

Kamuoyunun öfkesi

Trump'ın eleştirileri, Vance'in sert mesajları ve Netanyahu hükümetinin Lübnan'da taviz verme konusundaki uzlaşmazlığı arasında, analistler ABD-İsrail ilişkilerinin, özellikle ABD-İsrail'in İran'a karşı savaşının Trump'ın popülaritesini doğrudan ve olumsuz etkilemesi nedeniyle, benzeri görülmemiş ve zorlu bir sınavla karşı karşıya olduğunu düşünüyor. ABC News'in Washington Post ve Ipsos ile iş birliği içinde mayıs ayında yaptığı bir kamuoyu yoklaması, Trump’a destek oranının mevcut başkanlık dönemindeki en düşük seviye olan yüzde 37'ye gerilediğini gösterdi. Bu arada, performansından duyulan hoşnutsuzluğun oranı iki dönem boyunca kaydedilen en yüksek seviye olan yüzde 62'ye ulaştı. Kamuoyu yoklaması, Trump'ın özellikle yaşam maliyeti, enflasyon, ekonomi ve dış ilişkiler gibi kilit konulardaki yönetimini büyük bir çoğunluğun reddettiğini ortaya koyuyor.

Buna ilave olarak, Amerikalıların yüzde 66'sı İran'a karşı askeri güç kullanımını bir hata olarak değerlendirerek onaylamadıklarını ifade etti. Bu arada, yüzde 65'i de ABD’nin müttefikleriyle olan ilişkilerinden memnuniyetsizliklerini dile getirdi; bu da açıkça İsrail'e bir gönderme.

İsrail'in İran ile savaş arzusuna karşı Amerikan hamleleri, Amerikan kamuoyunun İsrail'e olan desteğindeki düşüşle eş zamanlı olarak geldi. Pew Araştırma Merkezi'nin yaptığı bir anket, on Amerikalıdan altısının artık İsrail'e olumsuz baktığını, bunun geçen yıla göre yedi puanlık ve 2022'ye göre yirmi puanlık bir artış olduğunu ortaya koydu. Çok olumsuz görüşlerin yüzdesi de dört yıl öncesine göre yüzde 10'dan yüzde 28'e yükseldi.

Amerikalıların yüzde 60'ı İsrail Başbakanı Netanyahu'nun uluslararası ilişkilerle ilgili kararlarına olan güvenini kaybetti. Öte yandan, Haziran 2026'da İbrani Üniversitesi tarafından yapılan bir anket, İsrail liderliğinin güven konusunda daha geniş bir kriz yaşadığını gösterdi. Ankete katılanların neredeyse dörtte üçü, Netanyahu'nun İsrail'in önemli kazanımlar elde ettiği ve varoluşsal bir tehdidi ortadan kaldırdığı iddiasına inanmadıklarını söyledi.

Bu arada, yüzde 56,4'ü savaş yönetimini “başarısız” veya “kötü” olarak değerlendirdi. İsrail'de yapılan son kamuoyu anketleri de Netanyahu'nun Likud Partisi’nin popülaritesinde önemli bir düşüşe işaret ediyor. Parti, yaklaşan seçimlerin Netanyahu’nun siyasi ve kişisel geleceği için belirleyici olabileceği göz önüne alındığında, hassas bir siyasi dönemle karşı karşıya gibi görünüyor.

İsrail medyasının büyük bir kısmı ABD-İran anlaşmasını krizin sonu değil, bir dönüşümün başlangıcı olarak görürken, diğerleri İsrail'in Washington'un Ortadoğu vizyonunda merkezi bir stratejik ortak olarak kalacağını vurguluyor. Tarih, iki taraf arasındaki anlaşmazlıkların çoğu zaman ittifakı parçalamaktan ziyade güçlendirdiğini gösteriyor; çünkü ortak güvenlik ve teknolojik çıkarlar, geçici siyasi ayrışmalardan daha güçlü olmayı sürdürüyor.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir."



ABD, "İran kıyıları savaşını" genişletiyor

İran Devrim Muhafızları'nın sözcüsü konumundaki "Sepah News" sitesinin yayımladığı videoda, yeri belirtilmeyen bir noktadan füze fırlatıldığı görülüyor (AFP)
İran Devrim Muhafızları'nın sözcüsü konumundaki "Sepah News" sitesinin yayımladığı videoda, yeri belirtilmeyen bir noktadan füze fırlatıldığı görülüyor (AFP)
TT

ABD, "İran kıyıları savaşını" genişletiyor

İran Devrim Muhafızları'nın sözcüsü konumundaki "Sepah News" sitesinin yayımladığı videoda, yeri belirtilmeyen bir noktadan füze fırlatıldığı görülüyor (AFP)
İran Devrim Muhafızları'nın sözcüsü konumundaki "Sepah News" sitesinin yayımladığı videoda, yeri belirtilmeyen bir noktadan füze fırlatıldığı görülüyor (AFP)

ABD, dün İran kıyılarına yönelik operasyonlarını genişleterek saldırılarını Hürmüz Boğazı'nın girişindeki Büyük Tunb Adası'nı da kapsayacak şekilde genişletti. Bu gelişme, İran limanları ve kıyı bölgelerine yönelik deniz ablukasının başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), saldırıların kıyı savunma sistemleri ile "seyir füzelerinin" depolandığı ve fırlatıldığı noktaları hedef aldığını açıkladı. Açıklamada, operasyonların amacının İran'ın ticari gemilere saldırı kapasitesini zayıflatmak olduğu belirtildi.

Operasyonlar, İran'ın güneyindeki Huzistan, Buşehr ve Hürmüzgan eyaletlerinde bulunan kıyı kentlerine kadar yayıldı. Saldırıların, ülkenin güneydoğusundaki Umman Körfezi kıyısındaki bazı noktaları da kapsadığı bildirildi.

İran ordusu, Belucistan eyaletindeki Bempur kışlasını hedef alan saldırıda 7 askerinin öldüğünü açıkladı ve saldırılara "kesin bir karşılık" verme tehdidinde bulundu. İranlı yetkililer ayrıca son günlerde düzenlenen saldırılarda en az 30 sivilin hayatını kaybettiğini bildirdi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, şu aşamada müzakerelerin yeniden başlatılmasının gündemde olmadığını, önceliğin ABD saldırılarına karşı savunma ve karşılık verme olduğunu söyledi. Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi ise Washington ile imzalanan "İslamabad Mutabakatı"nın artık geçerliliğini yitirdiğini açıkladı.

İran Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı'nı kapalı tutmaya ve enerji ihracat güzergâhlarını aksatmaya devam edeceklerini duyurdu. Açıklamada, bu kapsamda Kızıldeniz'deki Babülmendep Boğazı'nın da etkilenebileceğine işaret edildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre açıklamalar, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın müzakere masasına dönmemesi halinde saldırıların köprüler, elektrik santralleri ve enerji altyapılarını da kapsayacak şekilde genişletilebileceği yönündeki tehdidinin ardından geldi.


Ukrayna Savunma Bakanı istifa etti

Ukrayna Savunma Bakanı Mihailo Fedorov (Reuters)
Ukrayna Savunma Bakanı Mihailo Fedorov (Reuters)
TT

Ukrayna Savunma Bakanı istifa etti

Ukrayna Savunma Bakanı Mihailo Fedorov (Reuters)
Ukrayna Savunma Bakanı Mihailo Fedorov (Reuters)

Ukrayna Savunma Bakanı Mihailo Fedorov, Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy'nin istediği kabine revizyonu kapsamında dün görevinden istifa ettiğini açıkladı.

Fedorov, yayımladığı uzun açıklamada, "Ukrayna halkına Savunma Bakanı olarak hizmet etmek büyük bir onurdu" ifadelerini kullandı. Ocak ayında göreve başlamasından bu yana bakanlığının başarılarını sıralayan Fedorov, daha sonra yayımladığı ikinci mesajında ise görev süresindeki eksikliklere değindi.

İstifa eden bakan, özellikle Rusya ile savaşın Şubat 2022'de başlamasından bu yana Ukrayna'nın insansız hava araçlarının (İHA) üretimi ve kullanımında kaydettiği ilerleme ile orduda gerçekleştirilen kapsamlı reformları öne çıkardı.

Fedorov, savaşın en kritik unsurlarından biri haline gelen İHA’ların kullanımının yaygınlaştırılmasının en güçlü savunucularından biri olarak biliniyor.

Fedorov'un istifası, Ukrayna Parlamentosu'nun salı günü yaklaşık bir yıldır görevde bulunan Başbakan Yuliya Sviridenko'nun istifasını onaylamasının ardından geldi.

Eski bakan, savaşın ilk döneminde Elon Musk ile yapılan ve Ukrayna ordusuna Starlink uydu iletişim hizmetlerinin sağlanmasını öngören anlaşmanın mimarlarından biri olarak da öne çıkmıştı.

35 yaşında savunma bakanlığı görevine getirilen Fedorov, ülke tarihinin en genç savunma bakanı oldu.

Şarku’l Avsat’ın yerel basından aktardığına göre Fedorov'dan boşalan Savunma Bakanlığı koltuğuna İçişleri Bakanı İgor Klimenko'nun getirilmesi bekleniyor.


Yeni Zelanda'da ilk kez H5 kuş gribi türü enfeksiyonu tespit edildi

Yeni Zelanda'da nesli tehlike altında olan bir kuş türü olan Takahe (Reuters)
Yeni Zelanda'da nesli tehlike altında olan bir kuş türü olan Takahe (Reuters)
TT

Yeni Zelanda'da ilk kez H5 kuş gribi türü enfeksiyonu tespit edildi

Yeni Zelanda'da nesli tehlike altında olan bir kuş türü olan Takahe (Reuters)
Yeni Zelanda'da nesli tehlike altında olan bir kuş türü olan Takahe (Reuters)

Yeni Zelanda makamları, bugün ülkede ilk kez H5 kuş gribi vakasının görüldüğünü açıkladı. Yetkililer, virüsün Wellington kıyılarında bulunan göçmen bir deniz kuşunda tespit edildiğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre H5 kuş gribi türü, diğer ülkelerde kümes hayvanları ile yabani kuşlar arasında ciddi hastalıklara ve yüksek ölüm oranlarına yol açıyor.

Biyogüvenlik Bakanı Andrew Hoggard, H5 kuş gribinin bir deniz kuşunda doğrulanmasının ardından, Yeni Zelandalılara dikkatli olmaları çağrısında bulundu.

Hoggard, şu ana kadar hastalığın yabani kuşlar arasında yayıldığına veya toplu kuş ölümlerine yol açtığına ilişkin herhangi bir bulguya rastlanmadığını belirtti.

Yıllarca H5 virüsünden arınmış tek kıta olan komşu Avustralya'da ise ilk vaka geçen yıl haziran ayında tespit edilmişti. O tarihten bu yana ülkede 14 vaka kaydedildi.

Yeni Zelanda makamları, ülkenin en fazla tehdit altındaki beş kuş türü olan kakapo, takahe, Yeni Zelanda cılıbıtı, siyah su çulluğu ve Malherbe papağanını, üreme programlarındaki bireyleri aşılayarak korumaya çalışıyor.

Yetkililer ayrıca, vatandaşlardan üç veya daha fazla hasta kuşun bir arada görülmesi durumunda bunu derhal ilgili makamlara bildirmelerini istedi.