Hamaney sonrası İran... Mücteba, savaş ve krizlerle yıpranmış bir rejimi yönetmede başarılı olabilecek mi?

İran’ın eski Dini Lideri Ali Hamaney’in cenaze töreninden (AFP)
İran’ın eski Dini Lideri Ali Hamaney’in cenaze töreninden (AFP)
TT

Hamaney sonrası İran... Mücteba, savaş ve krizlerle yıpranmış bir rejimi yönetmede başarılı olabilecek mi?

İran’ın eski Dini Lideri Ali Hamaney’in cenaze töreninden (AFP)
İran’ın eski Dini Lideri Ali Hamaney’in cenaze töreninden (AFP)

İran’ın eski Dini Lideri Ali Hamaney’in hayatını kaybetmesiyle birlikte ülke, 1979’daki kuruluşundan bu yana en kritik dönemlerinden birine giriyor. Yaklaşık kırk yıl boyunca devletin tüm kilit mekanizmalarını kontrol eden Hamaney, arkasında savaşın etkileri, ekonomik baskılar ve iç siyasi ayrışmaların iç içe geçtiği, benzeri görülmemiş zorluklarla karşı karşıya olan bir yönetim bıraktı. Gözler ise uzun yıllardır iktidar çevrelerinde adı anılmasına rağmen kamuoyundan uzak bir profil çizen oğlu ve halefi Mücteba Hamaney’e çevrildi.

Bu liderlik değişimi, rejimin geleceği, askeri ve dini kurumların nüfuzunun sınırları ile yeni yönetimin onlarca yılın en karmaşık dönemi olarak nitelendirilen süreçte devletin bütünlüğünü koruyup koruyamayacağına ilişkin temel soruları da beraberinde getiriyor.

37 yıl süren bir dönemin sonu

Hamaney, 2024 yılının sonlarında yaptığı bir konuşmada ideal yaşamın, insanın eğitimini tamamlaması, seksenli ya da doksanlı yaşlarına kadar yaşaması ve ardından ‘şehitlik mertebesine ulaşması’ olduğunu söylemişti.

Aradan bir yıldan biraz fazla bir süre geçtikten sonra 86 yaşındaki Hamaney de bu sonla karşılaştı. Hamaney, geçtiğimiz şubat ayında ABD ile İsrail’in İran’a yönelik savaşının başlamasıyla birlikte hayatını kaybetti. Destekçileri, bu ölümü onun devrimci mücadelesinin zirve noktası olarak değerlendirdi.

Hamaney, perşembe günü doğduğu şehir olan Meşhed’de toprağa verilecek. Günler süren cenaze törenlerinin son halkasını oluşturacak defin töreni, yalnızca bir cenazenin tamamlanmasını değil, aynı zamanda yaklaşık 37 yıl boyunca İran siyasetinin en etkili ismi olarak ülkenin politikalarına yön veren ve rejimin bütünlüğünü koruyan bir dönemin sona erişini de simgeliyor.

Hamaney, liderliği boyunca Şii dini kurumlarından İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) kadar devletin temel yapılarını yeniden şekillendirdi. Bölgedeki silahlı gruplara verilen desteği artıran Hamaney, ülke içinde yaşanan protesto dalgalarına karşı da geniş çaplı baskı politikaları yürüttü. Bu nedenle görev süresinin son yıllarında halkın artan öfkesinin başlıca hedeflerinden biri haline geldi.

Mücteba Hamaney... Çalkantılı bir dönemde gizemli bir halef

Hamaney’in oğlu ve halefi Mücteba Hamaney, savaşın yıprattığı ve derin ekonomik sorunlarla karşı karşıya bulunan bir ülkenin yönetimini devralıyor.

Ancak iktidar kendisine geçmesine rağmen yönetim tarzının nasıl şekilleneceği henüz netlik kazanmış değil. Mart ayında göreve getirilmesinden bu yana kamuoyu önünde görülmeyen Mücteba Hamaney’in ülkeyi nasıl yöneteceğine ilişkin görüşleri hakkında da sınırlı bilgi bulunuyor.

Analistler ve yetkililer, babasının sahip olduğu siyasi mirastan ve onlarca yıllık yönetim tecrübesinden yoksun olması nedeniyle yeni dönemde özellikle DMO başta olmak üzere etkili kurumların daha fazla rol üstleneceğini öngörüyor. Buna karşın Mücteba Hamaney’in, ülkenin kaderini belirleyen kritik kararlarda son sözü söylemeye devam etmesi bekleniyor.

Bununla birlikte, söz konusu yönetim modelinin rejimin devamlılığını sağlamaya yeterli olup olmayacağı sorusu gündemdeki yerini koruyor.

Şarku’l Avsat’ın Financial Times’tan aktardığına göre, konuya yakın kaynaklardan biri, ülkenin karşı karşıya bulunduğu iç ve dış sorunların karmaşıklığı nedeniyle rejimin artık Ali Hamaney’in dahi çözemeyeceği bir noktaya ulaştığını belirtti. Aynı kaynak, Mücteba Hamaney’in ise en etkili kurumların desteğiyle yeni bir sayfa açabilecek bir konumda bulunduğunu ifade etti.

Askeri kurumların artan etkisi

DMO, yeni komutanı Ahmed Vahidi liderliğinde güvenlik dosyaları, dış politika ve ekonominin geniş kesimleri üzerindeki nüfuzunu artırmayı sürdürüyor. Son savaş sürecinde de örgütün devlet içindeki etkisi daha da güçlendi.

Mücteba Hamaney’in ayrıca, kriz dönemlerinde destekçileri seferber eden dini kurumların yanı sıra ekonomik çıkar ağlarına ve son dönemde etkileri zayıflamış olsa da Hizbullah gibi bölgesel vekil güçlere dayanması bekleniyor.

sdfer
 İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in fotoğrafını taşıyan bir adam (AP)

İranlı analist Said Leylaz, Ali Hamaney döneminde oluşturulan kurumsal ve siyasi ağların savaş sırasında devletin ayakta kalmasına katkı sağladığını belirtti. Leylaz, Mücteba Hamaney’in stratejik kararlarda son sözü söyleyeceğini, ancak yeni dönemde kurumların karar alma süreçlerinde babasının dönemine kıyasla daha etkin bir rol üstleneceğini ifade etti.

İktidar devrinden önce iç krizler yaşanır

İran’da savaş başlamadan önce de rejim, yıllardır süren yaptırımlar, uluslararası izolasyon ve ekonomik durgunluğun yol açtığı derinleşen bir krizle karşı karşıyaydı.

Bu kriz, ocak ayında rejim karşıtı kitlesel gösterilerle zirveye ulaştı. Güvenlik güçlerinin sert müdahalesi sonucu binlerce kişi hayatını kaybetti. Bu gelişme, Hamaney’in ölümünden önceki aylarda iktidarın meşruiyetinin daha da aşınmasına neden oldu.

İran yönetimi, altı gün süren cenaze törenlerini siyasi bir mesaja dönüştürmeye özen gösterdi. Hamaney’in naaşının İran’dan Irak’a götürülüp ardından Meşhed’e getirilmesiyle devam eden törenler, Tahran’ın dış baskılara meydan okuduğunu göstermeyi amaçladı. Yetkililer, törenlere katılan kalabalıkları ise rejimin yalnızca savaştan sağ çıkmadığının, aynı zamanda hâlâ güçlü bir toplumsal destek tabanına sahip olduğunun kanıtı olarak sundu.

Cenaze töreni, yeni yönetimin aylar süren sessizliğin ardından kamuoyu önüne çıkması için de önemli bir fırsat oldu.

Savaş sırasında selefinin hayatını kaybetmesinin ardından DMO Komutanlığı görevine getirilen Ahmed Vahidi, çatışmaların sona ermesinden bu yana ilk kez kamuoyu karşısına çıktı. Savaş sürecinde konumunu güçlendiren Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf da Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei ve çok sayıda üst düzey yetkiliyle birlikte törene katıldı.

Eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad da geçmişte rejimle yaşadığı anlaşmazlıklara ve akıbetine ilişkin aylardır süren spekülasyonlara rağmen cenazede yer aldı. Ahmedinejad’ın yaşadığı mahallenin bombardımana uğraması ve olayda bazı korumalarının hayatını kaybetmesi, son dönemde hakkındaki iddiaları daha da artırmıştı.

Mücteba’nın yokluğu soru işaretleri uyandırıyor

Buna karşılık Mücteba Hamaney, cenaze törenlerinin hiçbirine katılmadı. Dini liderlik görevini devralmasından bu yana kamuoyuna hitaben ne görüntülü ne de sesli herhangi bir mesaj yayımladı.

Göreve gelmeden önce de kamuoyu önünde nadiren görülen Mücteba Hamaney’in bu sessizliğini sürdürmesi, İranlılar arasında geniş yankı uyandırdı. Zira kamuoyu, düzenli olarak halkın karşısına çıkan ve sık sık yaptığı konuşmalarla yönetimin en önemli iletişim araçlarından birini kullanan Ali Hamaney’e alışkındı.

Rejim içindeki yetkililer ve siyasetçilerin yanı sıra bazı yabancı diplomatlar ise Mücteba Hamaney’in kamuoyundan uzak kalmasını güvenlik gerekçeleriyle açıklıyor ve devlet işlerini yönetmeyi sürdürdüğünü belirtiyor.

Bu kaynaklara göre Mücteba Hamaney, babasının yanı sıra eşi, kız kardeşi, eniştesi ve 14 aylık yeğeninin hayatını kaybettiği hava saldırılarında yaralandı ancak daha sonra sağlığına kavuştu. Söz konusu aile fertlerinin tamamının Meşhed’de toprağa verilmesi planlanıyor.

İlk siyasi sınav

Mücteba Hamaney’in aldığı ilk önemli karar, temkinli bir yönetim anlayışını benimsemesi oldu.

Hamaney, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’a, İran’ın en önemli stratejik kozlarından biri haline gelen Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına ilişkin mutabakat zaptını imzalama ve savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya varılması amacıyla ABD ile müzakereleri başlatma yetkisi verdi. Ancak anlaşmanın siyasi sorumluluğunu üstlenmekten kaçınmaya özen gösterdi.

Yazılı açıklamasında anlaşmaya ‘ilke olarak’ karşı olduğunu belirten Mücteba Hamaney, buna rağmen Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin onay vermesi üzerine sürecin ilerlemesine izin verdiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı’nın başkanlık ettiği konseyde ülkenin üst düzey askeri komutanları da yer alıyor.

Hamaney ayrıca, anlaşmanın sağlayacağı ekonomik kazanımların, dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması da dahil olmak üzere, Pezeşkiyan’ın sorumluluğunda olduğunu vurguladı.

Bu adımlar, Mücteba Hamaney’in, babasının izlediği güç merkezleri ile rejim içindeki rakip siyasi gruplar arasında denge kurma politikasını sürdürmeye çalıştığı şeklinde değerlendiriliyor.

Bu çerçevede Hamaney, başta Muhammed Bakır Kalibaf olmak üzere pragmatik kanada daha geniş hareket alanı tanıdı. Söz konusu kanat, ABD ile bir anlaşmaya varılmasının yaptırımların hafifletilmesi ve ekonomik baskının azaltılması için tek gerçekçi seçenek olduğunu savunuyor.

Haberde görüşlerine yer verilen rejime yakın bir kaynak, “Kalibaf artık yeni liderin sağ kolu konumunda. Ülkenin kalkınmasının en büyük öncelik olduğunun farkında ve pragmatik bir çizgi izleyeceğini gösterecek” değerlendirmesinde bulundu.

Bununla birlikte bu yaklaşım, rejimin muhafazakâr tabanında güçlü bir muhalefetle karşı karşıya bulunuyor. Muhafazakâr çevreler, Washington ile yeniden müzakere masasına oturulmasının, rejimin üzerine inşa edildiği ideolojik ilkeler ve Ali Hamaney’in siyasi mirasıyla doğrudan çeliştiğini savunuyor.



Yargı kararını verdi: Japon balıkları duyarlı canlılar ve hakları var

Hayvan hakları savunucuları hukukun balıkları "mal" olarak görmemesinden memnun (Carlos José Aga)
Hayvan hakları savunucuları hukukun balıkları "mal" olarak görmemesinden memnun (Carlos José Aga)
TT

Yargı kararını verdi: Japon balıkları duyarlı canlılar ve hakları var

Hayvan hakları savunucuları hukukun balıkları "mal" olarak görmemesinden memnun (Carlos José Aga)
Hayvan hakları savunucuları hukukun balıkları "mal" olarak görmemesinden memnun (Carlos José Aga)

Arjantin'in başkenti Buenos Aires'teki bir suşicinin vitrininde sergilenen iki Japon balığı için harekete geçen hayvan hakları savunucuları zafer kazandı. 

Jaulas Vacías (Boş Kafesler) adlı sivil toplum kuruluşu (STK), hayvan istismarı suçlamasıyla açtıkları davayı kazandıklarını duyurdu.

STK'nin avukatı Matías Trufero, güneş ve sokak gürültüsüne maruz kalan Fede ve Magui için "Oradan geçen ve durup bakan herkes, oranın balıklara uygun olmadığını görebilirdi" dedi. 

Trufero, mahkemenin balıkları duyarlı canlılar ve hak öznesi olarak tanıdığını aktardı. Balıkların bir uzmana verilmesi kararına, restoranın itiraz etmediğini de sözlerine ekledi. 

Balıklara kucak açan Carlos José Aga, iki balığın vitrinde sergilenmesi için "İki kutup ayısını bir kafesin içinde saunaya sokmak gibi" dedi. 

40 litrelik akvaryumlarından alınan balıklar, Aga'nın evindeki 2 bin 500 litrelik yeni yuvalarına taşındı. 

Balık uzmanı Aga, Fede ve Magui'nin keyfinin artık yerinde olduğunu söyledi. 

Balıkların duyarlı canlılar ve hak öznesi olarak tanınması, uygunsuz koşullarda tutulan diğer hayvanlarla ilgili davaları da etkileyebilir.

Arjantin mahkemeleri, Almanya'da doğup 20 yıl boyunca Buenos Aires Hayvanat Bahçesi'nde yaşayan Sandra adlı orangutanın "insan olmayan kişi" diye nitelenmesine 2014'te hükmetmişti. 

İyi beslense ve kötü davranışa maruz kalmasa da, 1986 doğumlu maymunun tutsak edilip sergilenmesinin onun haklarını ihlal ettiği belirtilmişti. 

Bunun üzerine Buenos Aires Hayvanat Bahçesi, 2016'da ekoparka dönüştürülmüş, içindeki hayvanlarsa doğal yaşam alanlarına ya da koruma merkezlerine gönderilmişti. 

Independent Türkçe, CNN, AP


İran’ın telefon operasyonu: ABD askerlerinin yeri tespit edildi

Londra'daki İran Büyükelçiliği, FT'nin yorum taleplerine yanıt vermedi (Reuters)
Londra'daki İran Büyükelçiliği, FT'nin yorum taleplerine yanıt vermedi (Reuters)
TT

İran’ın telefon operasyonu: ABD askerlerinin yeri tespit edildi

Londra'daki İran Büyükelçiliği, FT'nin yorum taleplerine yanıt vermedi (Reuters)
Londra'daki İran Büyükelçiliği, FT'nin yorum taleplerine yanıt vermedi (Reuters)

İran istihbaratının, savaşta Amerikan personelinin yerini telefon takibiyle tespit ettiği iddia edildi.

Financial Times'ın (FT) haberine göre İran, savaş sırasında Ortadoğu'daki mobil ağlara yönelik siber saldırılar düzenleyerek ABD askerlerinin konumlarını belirlemiş.

Telekom verilerini inceleyen Mobile Surveillance Monitor'un paylaştığı bilgilere göre bölgedeki operatörler çok sayıda "SS7 ping" talebini engelledi.

SS7, küresel telekomünikasyon ağlarının birbirleriyle iletişim kurmasını sağlayan bir sinyalleşme protokolü.

Siber güvenlik uzmanları, SS7 ping taleplerinin uluslararası dolaşımdaki (roaming) belirli telefonların yerinin tespiti için kullanılabileceğini söylüyor.

Kanada merkezli araştırma enstitüsü Citizen Lab'den Gary Miller, "İran'ın gerçek zamanlı ve kesintisiz konum bilgisi elde etme kapasitesi" olduğunu vurguluyor. Tahran yönetiminin SS7 ve mobil ağ erişimini kullanarak böyle bir operasyon yürütmüş olabileceğini öne sürüyor.

İran ve desteklediği Şii örgütler, savaşta Irak, Bahreyn ve Körfez'de ABD ordusuna ait çeşitli hedeflere saldırılar düzenlemişti. Bahreyn'deki ABD 5. Filo üssü yakınında Amerikan savunma personelinin konakladığı Crowne Plaza oteli de martta füze saldırısına uğramıştı.

Habere göre, saldırılarda Amerikan personelinin nerede kaldığına ilişkin bilgiler bu siber saldırılarla elde edilmiş olabilir. Bahreyn yönetiminden gazeteye gönderilen açıklamada, ülkenin telekomünikasyon ağına yönelik saldırılar olduğu ancak gerekli tüm önlemlerin alındığı, sistemde herhangi bir sorunun tespit edilmediği bildirildi.

Diğer yandan ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM), nisanda Kongre'ye sunduğu raporda, "düşman aktörlerin ticari konum verilerini kullanarak ABD personelini hedef aldığına veya gözetlediğine ilişkin çok sayıda tehdit raporu" alındığı doğrulanmıştı.  

Ancak adının paylaşılmaması şartıyla konuşan ABD'li bir yetkili, böyle bir veri takibinin saldırılarda belirleyici rol oynadığı iddialarının "gerçeği yansıtmadığını" savundu.  

Haberde, İranlı telekom operatörlerinin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ndeki (IKBY) ABD personelini takip etmek için cep telefonlarında kişiye özel reklamlar sunan çeşitli yazılımlardan faydalandığı da iddia ediliyor.

Eski CIA yetkilisi Michael Stokes, akıllı telefonların konum, bağlantılar ve hatta adım sayıları gibi büyük miktarda veriyi sürekli dışarı sızdırdığını söylüyor. Birçok devlet görevlisinin güvenli cihazlar yerine kişisel akıllı telefonlarını kullanmasının ciddi bir ulusal güvenlik riski yarattığını vurguluyor.

Independent Türkçe, Financial Times, Iranwire


İsrail'in Ahmedinejad'ı kendi saflarına çekme girişiminin perde arkası

Ahmedinejad, 2024 haziranında İçişleri Bakanlığı bünyesindeki cumhurbaşkanlığı seçimleri aday kayıt komitesi merkezine gelişi sırasında destekçilerine el sallarken (arşiv - EPA)
Ahmedinejad, 2024 haziranında İçişleri Bakanlığı bünyesindeki cumhurbaşkanlığı seçimleri aday kayıt komitesi merkezine gelişi sırasında destekçilerine el sallarken (arşiv - EPA)
TT

İsrail'in Ahmedinejad'ı kendi saflarına çekme girişiminin perde arkası

Ahmedinejad, 2024 haziranında İçişleri Bakanlığı bünyesindeki cumhurbaşkanlığı seçimleri aday kayıt komitesi merkezine gelişi sırasında destekçilerine el sallarken (arşiv - EPA)
Ahmedinejad, 2024 haziranında İçişleri Bakanlığı bünyesindeki cumhurbaşkanlığı seçimleri aday kayıt komitesi merkezine gelişi sırasında destekçilerine el sallarken (arşiv - EPA)

Macar hükümetinin üst düzey bir yetkilisi, 2024 yılının başlarında Macaristan'ın başkenti Budapeşte'deki bir üniversitenin rektöründen beklenmedik bir talepte bulundu.

Yetkili, üniversite rektörü Prof. Gergely Deli’ye, Ludovika Kamu Hizmeti Üniversitesi'nin iklim değişikliği üzerine bir konferans düzenlemesi ve beklenmedik bir konuğu, geniş çevrelerce eleştirilen eski İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ı bu konferansa davet etmesi gerektiğini bildirdi.

Gerekçe ise çok daha şaşırtıcıydı. Yetkili Deli'ye, konferansın yalnızca bir kılıf olduğunu, Ahmedinejad'ın bu vesileyle Budapeşte'de, açıkça düşmanı olarak bilinen İsrail istihbarat mensuplarıyla gizli görüşmeler yapabileceğini söyledi.

Deli, bu davetin hem kendi itibarına hem de üniversitenin itibarına zarar verebileceğinin farkındaydı. Ancak verdiği bir röportajda, belki de hayat kurtarmaya yardımcı bir rol üstlenmiş olabileceğini düşündüğünü belirtti.

Deli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İki düşmanınız var ve bu iki düşman birbiriyle konuşmak istiyorsa, elinizden geleni yapıp onları konuşturmanız daha iyidir."

Bilgilerin hassasiyeti nedeniyle kimliklerinin açıklanmaması şartıyla konuşan sürece ilişkin bilgi sahibi ABD'li ve İranlı yetkililere göre Ahmedinejad'ın 2024 yılında üniversiteye yaptığı ziyaret ve ertesi yıl gerçekleştirdiği ikinci ziyaret, İsrail'in yıllardır sürdürdüğü bir çabanın parçasıydı. Bu çaba, Ahmedinejad'ı, zamanı geldiğinde İran'ın yeni lideri olarak konumlandırılabilecek bir istihbarat varlığı haline getirmeyi amaçlıyordu.

Eski ABD'li yetkililer, İsrail için Ahmedinejad'ın İsrail safına çekilmesinin yüksek bir öncelik olduğunu, dönemin İsrail İstihbarat Servisi (Mossad) Başkanı David Barnea'nın bizzat 2024 yılında Macaristan'ın başkentine giderek Ahmedinejad ile görüşmesinin de bunu kanıtladığını belirtti. Yetkililer ayrıca, İsrail'in dış istihbarat servisi Mossad'ın kısa bir süre sonra ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı'na (CIA) Ahmedinejad ile temas halinde olduğunu bildirdiğini ekledi.

rtghyj
İran’ın eski Cumhurbaşkanı Mahmud  ofisinin resmi sözcüsü olan Dolat-e Bahar (Bahar Hükümeti) sitesi dün, Ahmedinejad’ın Tahran’da eski Dini Lider (Rehber) Ali Hamaney’in cenaze törenine katıldığını gösteren bir fotoğrafı yayınladı

İsrail'in Ahmedinejad merkezli bir rejim değişikliği planı inşa etme kararı, İran’ın nükleer programını hızlandırmasıyla, İsrail'in yok edilmesi çağrılarını tekrarlamasıyla ve Holokost (Yahudi soykırımı) inkârcılığıyla tanınan eski İran Cumhurbaşkanı ile ilişkisinin seyrinde olağanüstü bir dönüşüme işaret ediyor.

ABD'li yetkililere göre İsrail, son yıllarda Ahmedinejad'a konaklama ve seyahat masraflarını karşılamak üzere gizlice para aktardı. İsrailli istihbarat mensupları ayrıca, Budapeşte'ye yaptığı seyahatler de dahil olmak üzere, kendisiyle yurt dışında birçok kez bir araya geldi.

Bu çaba, ABD ve İsrail'in bu yılın şubat ayı sonlarında, İran'a karşı yürüttüğü savaşın ilk günlerinde, Tahran'da sıkı gözetim altında yaşayan eski Dini Lider Ali Hamaney’in nakledilmesine yönelik cüretkâr bir operasyonla zirveye ulaştı. Amaç, mevcut rejimi devirmeyi ve Ahmedinejad'ı iktidara getirmeyi öngören planı devreye sokmaktı. Ancak plan başarısız oldu.

İsrail’in 28 Şubat'ta düzenlediği hava saldırısı, Ahmedinejad'ın konutunun bulunduğu kompleksi vurarak, korumalarının bulunduğu binayı ve zırhlı aracını hedef aldı. İranlı dört üst düzey yetkiliye göre saldırının ardından siyah bir Peugeot marka araç bölgeye geldi, Ahmedinejad'ı aldı ve büyük bir kargaşanın hakim olduğu bölgeden hızla uzaklaştı.

Operasyona dair bilgi sahibi ABD'li ve İranlı yetkililer, aracı Mossad mensuplarının kullandığını ve Ahmedinejad'ı İran içindeki gizli bir güvenli eve naklettiklerini belirtti.

Ancak yaşananlara vakıf kişilere göre İran’ın eski Cumhurbaşkanı bu çılgın kurtarma operasyonundan rahatsızlık duydu ve kendisini yeniden iktidara getirmeyi amaçlayan İsrail planı karşısında hayal kırıklığına uğradı.

Ahmedinejad daha sonra, hâlâ netlik kazanmamış koşullar altında güvenli evden ayrıldı. Ahmedinejad, 6 Temmuz'da merhum Dini Lider Ali Hamaney'in cenaze törenine kısa süreliğine katılana kadar bir daha kamuoyu önünde görünmedi.

Mevcut durumu hâlâ belirsizliğini koruyor. Ancak İranlı dört üst düzey yetkili, Ahmedinejad'ın Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı istihbarat servisi tarafından gözaltında tutulduğunu ve İran'ın kendisinin İsrail ile teması hakkındaki birçok ayrıntıyı öğrenmesinin ardından hâlihazırda ev hapsinde bulunduğunu belirtti.

İsrailli yetkililer, Tahran'daki hükümeti devirmeye yönelik daha geniş çaplı bir girişimin parçası olan Ahmedinejad'ı İran'ın lideri olarak konumlandırma planına ilişkin kamuoyu önünde bir açıklama yapmadı. Planın bir başka unsuru ise, Irak'ın kuzeyinde konuşlu İranlı Kürt muhalif güçlerin silahlandırılıp eğitilerek sınırı geçip İran'ın batısına girmesini, orada bölgeler ele geçirmesini ve nihayetinde Tahran'a doğru ilerlemesini öngörüyordu. Ancak bu plan hiçbir zaman somut bir hal almadı.

İsrail Ordusu İstihbarat Dairesi'nin eski başkanı Tamir Hayman, The New York Times gazetesinin Ahmedinejad'ın plandaki rolüne ilişkin ayrıntıları ilk kez ortaya çıkarmasının ardından, geçtiğimiz mayıs ayında PBS kanalında yayımlanan ‘Firing Line’ programında, “Rejim değişikliği planı, uygulanması öngörülen çok özel bir dizi özel operasyonu içeriyordu” yorumunda bulundu. Hayman, ayrıca "Ahmedinejad da bu dizinin bir parçasıydı” diye ekledi.

Mossad yetkilileri yorum taleplerine yanıt vermedi. Ahmedinejad'ın basın danışmanı Ali Ekber Cevanfikr de konuya dair yorum yapmayı reddetti.

Cumhurbaşkanlığı sonrası dönüşüm

2005-2013 yılları arasında İran Cumhurbaşkanlığı görevini üstlenen Ahmedinejad, ülkenin en önde gelen katı muhafazakarlık yanlısı siyasetçileri arasında yer aldı. İsrail'in ortadan kaldırılması çağrısında bulunan Ahmedinejad döneminde İran, uranyum zenginleştirme programını yeniden başlattı. Bu da ülkenin gizli bir nükleer silah programı peşinde olabileceğine dair şüpheleri artırdı. Ahmedinejad ayrıca, 2009 yılında yeniden seçilmesini protesto etmek amacıyla ülke genelinde patlak veren ayaklanmanın güç kullanılarak bastırılması talimatı verdi. Döneminde yargı organı, muhaliflere yönelik toplu idamlar gerçekleştirdi ve rakip ile hasımları hapse attı.

cdfvrgth
Ahmedinejad, 2024 yılının haziran ayında İçişleri Bakanlığı'ndaki cumhurbaşkanlığı seçim aday kayıt komitesi binasına geldiği sırada destekçilerine el sallarken (Arşiv – EPA)

Ancak cumhurbaşkanlığı görevinden ayrıldıktan sonra Ahmedinejad, tutumunu yumuşattı ve iktidarda bulunduğu yıllara damgasını vuran İsrail karşıtı söylemini sınırlandırdı. Ahmedinejad, İran pop müziği kültürüne değindiği röportajlar ve konuşmalar yaparak, güvenlik güçlerini gösterileri güç kullanarak bastırmaları nedeniyle eleştirdi ve yönetici sınıfı mali yolsuzlukla suçlayarak, daha ılımlı yeni imajını sergilemeye özen gösterdi.

Ahmedinejad ayrıca kendisinin ayırt edici işareti haline gelen bol haki rengi ceketinden vazgeçerek modern kesimli takım elbiseler giymeye başladı. Düzensiz sakalına özen gösterdi ve botoks yaptırdığı izlenimi verdi. Ayrıca İngilizce öğrenmeye başladı.

Tahran'daki ofisinde her sabah, sıradan vatandaşların şikayetlerini dinlemek üzere bir saat süren halka açık toplantılar düzenliyordu. Bazı vatandaşlar, devlet bürokrasisiyle uğraşırken yardım talep etmek için kendisine başvuruyordu. Bazen bakanlıklara, bazı başvuru sahiplerine kredi verilmesini tavsiye eden mektuplar yazıyordu. Ahmedinejad ayrıca düzenli olarak ülkenin farklı bölgelerine seyahat ediyor, şehirlerde ve kırsal bölgelerde destekçileriyle bir araya geliyordu.

yj6jku
Ahmedinejad, Tahran'da düzenlenen Liderlik Uzmanlar Konseyi'nin açılış töreninin kenarında, müttefiki ve İran Rehberi'nin danışmanı Said Celili ile konuşurken (Arşiv - ILNA)

Ahmedinejad'ın İran hükümetiyle ilişkisi karmaşık bir şekilde devam etti. Üst düzey liderler kendisini bir kenara itip hareketlerine kısıtlamalar getirdi. Ancak yine de İran’ın Dini Lideri'ne danışmanlık yapan üst düzey bir konseyde diğer üst düzey yetkililerle birlikte oturmasına izin verildi. Ahmedinejad, şubat ayında savaşın patlak vermesinden birkaç gün önce bu konseyin toplantısına katıldı.

İran içinde birçok kişi, Ahmedinejad'da yaşanan bu değişimin arkasında siyasi saikler olduğunu düşündü ve bunu, popülist imajını güçlendirme ve kendisini iktidardaki yetkililerden uzaklaştırma girişimi olarak değerlendirdi. Bununla birlikte Ahmedinejad, işçi sınıfına mensup İranlılar arasındaki destek tabanını korumaya devam etti. Danışmanları ise hedefinin bir gün yeniden iktidara dönmek olduğundan emindi.

Ahmedinejad'ın eski yakın çevresinden ve üst düzey danışmanlarından biri olan Abdurrıza Davari, telefonla verdiği bir röportajda şunları söyledi:

“Ahmedinejad bunu para için yapmayacaktır. Zaten parası var, geniş bir ekonomik ağı var. Bunu iktidar için yapacaktır. İktidarın başında olmak istiyor."

İki adam yıllar önce aralarında yaşanan bir anlaşmazlık nedeniyle küs düşmüştü.

Kimliğinin açıklanmaması kaydıyla özel görüşmeleri anlatan yakın çevresinden bir isme göre Ahmedinejad, en yakın yardımcıları ve kendisine yakın sınırlı sayıda kişiye, yabancı güçlerin yardımıyla İran'ın gelecekteki lideri olma hedefini paylaştı.

Kaynağa göre Ahmedinejad, cumhurbaşkanlığı adaylığından üç kez elenmesinin ardından İran İslam Cumhuriyeti rejimi karşısında hayal kırıklığına uğradı ve mevcut rejim sürdüğü sürece iktidara ulaşamayacağı sonucuna vardı.

Aynı kaynağa göre Ahmedinejad, bir savaşın patlak vermesi ve rejim değişikliği yaşanması halinde, Amerikalıların ve İsraillilerin ülkeyi tanımayan, İran dışından bir muhalif figürü seçeceğinden ve bunun ülkenin istikrarını sarsacağından endişe ediyordu. Ahmedinejad, yakın çevresine kendisini eski Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin'e benzer, reformist bir rol üstlenebilecek biri olarak tanımlıyordu. Aynı kaynağa göre Ahmedinejad, iktidara gelmesi halinde İran'ın İsrail'i tanıyacağını ve ABD Başkanı Donald Trump'ın başlattığı ‘Abraham (İbrahim) Anlaşmaları’ çerçevesinde İsrail ile ilişkileri normalleştireceğini belirtiyordu.

Dönemin istihbarat değerlendirmelerine dair bilgi sahibi İsrail Savunma Bakanlığı yetkililerine göre İsrail istihbarat servisleri, o dönemde Ahmedinejad ile İran rejimi arasında derinleşen çatlağı yakından takip ediyordu. İki yetkili, kendilerinin özellikle ilgisini çeken şeyin, Ahmedinejad'ın İran’ın Dini Lideri'ne ve kendisini yeniden cumhurbaşkanlığı adaylığından eleyen üst düzey yetkililere yönelik artan hoşnutsuzluğu olduğunu belirtti.

Ahmedinejad'ın hareketliliği, İran İslam Cumhuriyeti'ni yabancı müdahalelerden korumakla görevli DMO’ya bağlı istihbarat servisi içinde şüphe uyandırmaya başladı.

İki DMO üyesi ve konuya vakıf bir istihbarat yetkilisi, bu şüphelerin, Ahmedinejad'ın 2017 yılında Trump'a açık mesajlar yöneltmeye başlamasının ardından tırmandığını belirtti.

Dört yetkiliye göre bu yıl gerçekleşen ve başlangıçta Ahmedinejad'ı DMO’nun denetiminden kurtaran İsrail saldırısının ardından, İran istihbarat servisleri kendisinin İsrail ile bağlantısını soruşturmaya ve buna ilişkin delil toplamaya başladı.

Yurt dışındaki görüşmeler

İsrail istihbarat mensuplarının Ahmedinejad'ı ilk kez ne zaman devşirmeye çalıştığı net değil. Ancak İranlı yetkililer, en azından Ahmedinejad'ın 2023 yılında çevre konularına odaklanan bir konferansa katılmak üzere Guatemala'ya yaptığı seyahat sırasında bir temasın gerçekleştiğini belirtti. Davet, çoğu Latin Amerika ülkesine kıyasla İsrail ile daha yakın diplomatik ilişkilere sahip bir ülke olan Guatemala hükümetinden gelmişti.

Ahmedinejad, Tahran Havalimanı'nda güvenlik güçleri tarafından durdurulup kendisine biniş kartı verilmesinin reddedilmesi ve ülkeden ayrılmasına izin verilmemesi nedeniyle bu seyahati neredeyse gerçekleştiremiyordu.

Ahmedinejad buna, havalimanında saatlerce süren bir oturma eylemi düzenleyerek karşılık verdi. Bu eylem kamuya açık bir gösteriye dönüştü; sıradan İranlı yolcularla, havalimanı ve havayolu personeliyle fotoğraflar çektirdi ve sosyal medya hesaplarında güncellemeler paylaştı.

Sonunda İran makamları, Ahmedinejad'ın uçağa binip konferansa katılmasına izin verdi.

Ahmedinejad, seyahati sırasında paylaştığı bir video kaydında şunları söyledi:

"Bazı insanlar bana Guatemala'ya gitmememi söyledi, ama onlara kardeşim olan Guatemala Çevre Bakanı'nın beni davet ettiğini söyledim. Bu, Latin Amerika'da çok önemli bir ülke."

Ertesi yıl Ahmedinejad, Ludovika Üniversitesi'nde düzenlenen konferansa katılmak üzere Macaristan'a ilk ziyaretini gerçekleştirdi ve Budapeşte'de, geçen aya kadar beş yıl boyunca Mossad başkanlığı yapan David Barnea ile bir araya geldi.

O dönemde sağ görüşlü Başbakan Viktor Orban tarafından yönetilen Macaristan, muhtemelen Avrupa'daki diğer herhangi bir ülkeye kıyasla İsrail ile daha yakın ilişkilere sahipti. Orban ile İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, karşılıklı resmi ziyaretler gerçekleştirdi. Nisan 2025'te Netanyahu, Ludovika Kamu Hizmeti Üniversitesi'nde bir konuşma yaptı ve üniversite kendisine kamu hizmeti ödülü verdi.

İki ay sonra Ahmedinejad, İsrail'in İran'a karşı savaş başlatmasından sadece birkaç gün önce, İsrail istihbarat mensuplarıyla buluşmasına kılıf oluşturan bir ziyaretle yeniden Budapeşte'ye gitti.

Tüm yurt dışı seyahatlerinde kendisine eşlik eden, Devrim Muhafızları'na bağlı Ensar Birimi'nden İranlı korumaları, Ahmedinejad'ın en az iki kez güvenlik refakatçilerinden kaçarak Haziran 2025 seyahati sırasında uzun görüşmeler yapmak üzere ortadan kaybolabildiğini bildirdi.

İki DMO üyesi ve konuya vakıf bir istihbarat yetkilisine göre korumalar seyahate ilişkin raporlarında, Ahmedinejad'ı ortadan kaybolmasıyla ilgili sorguladıklarını, kendisinin ise üniversite hocalarıyla görüştüğünü söylediğini belirtti.

Konferans sırasında İran’ın eski Cumhurbaşkanı konuşmasını İngilizce yaptı ve daha önce tüm konuşmalarını açtığı Kur'an ayetinden bu kez vazgeçerek dinleyicileri şaşırttı.

Seyahatine ilişkin olarak sosyal medya hesaplarında paylaştığı video kayıtlarına göre koyu mavi renkli, modern kesimli bir takım elbise giyen Ahmedinejad, ‘ortak insanlık’ ve ‘değişen dünya düzeni’ hakkında konuşurken yeni bir dünyanın nasıl ortaya çıkabileceğine dair kendi vizyonunu sundu.

Ahmedinejad, Üniversite Rektörü Gergely Deli'ye Fars şair Firdevsi'nin ‘Şehname’ adlı eserinin bir kopyasını hediye ederken, Deli de kendisine üniversitenin amblemini hediye etti.

Deli, geçtiğimiz ay yapılan bir röportajda, Ahmedinejad'a davet gönderdiğinde, Almanca ‘paravan’ veya ‘kukla’ anlamına gelen ‘Strohmann’ rolünü üstlendiğini belirtti.

Ahmedinejad, şubat ayının sonlarında Tahran'daki evinden aceleyle siyah bir Peugeot marka araçla götürülmesinden geçtiğimiz haftaya kadar kamuoyu önünde görülmemişti.

6 Temmuz'da ise İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney'in cenaze törenine, ani ve kısa bir şekilde katıldı. Video kayıtları, sıcaklığın 32 dereceye yaklaşmasına rağmen Ahmedinejad'ın kalın bir ceket giydiğini, cerrahi maskesinin ise çenesinin altına sarkmış vaziyette olduğunu gösterdi. İran’ın diğer eski cumhurbaşkanlarından Hasan Ruhani ve Muhammed Hatemi ise cenaze törenine davet edilmedi. İki eski lider de törenlerin hiçbirinde görünmedi.

Ahmedinejad, başı öne eğik bir şekilde tek kelime etmeden ayakta dururken etrafı güvenlik görevlisi olduğu izlenimini veren kişilerle çevriliydi.