Tahran ve Washington, Nisan ayındaki ateşkesin ardından en şiddetli karşılıklı saldırıları gerçekleştiriyor

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın X hesabından paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsünde, İran’ın askeri tesislerine yönelik olduğu iddia edilen ABD saldırıları gözüküyor. (AFP)
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın X hesabından paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsünde, İran’ın askeri tesislerine yönelik olduğu iddia edilen ABD saldırıları gözüküyor. (AFP)
TT

Tahran ve Washington, Nisan ayındaki ateşkesin ardından en şiddetli karşılıklı saldırıları gerçekleştiriyor

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın X hesabından paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsünde, İran’ın askeri tesislerine yönelik olduğu iddia edilen ABD saldırıları gözüküyor. (AFP)
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın X hesabından paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsünde, İran’ın askeri tesislerine yönelik olduğu iddia edilen ABD saldırıları gözüküyor. (AFP)

ABD, pazarı pazartesiye bağlayan gece İran’a yönelik hava saldırıları düzenlerken, Tahran da Körfez ülkelerini hedef alarak karşılık verdi. Taraflar arasındaki bu karşılıklı saldırılar, 8 Nisan’da ilan edilen ateşkesin ardından yaşanan en şiddetli çatışma dalgası oldu.

Hürmüz Boğazı, Washington ile Tahran arasındaki son gerilimin merkezinde yer alıyor. İran, savaşın başlamasından bu yana bölgede oluşturduğu kontrolü korumaya çalışırken, stratejik enerji sevkiyat güzergâhını neredeyse tamamen kapatmış ve bu durum küresel ekonomi üzerinde ağır etkiler oluşturmuştu.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre İran, boğazdaki durumun savaş öncesindeki haline dönmeyeceğinde ısrar ediyor. Tahran, gemilerden ‘hizmet bedeli’ adı altında ücret almayı planlarken, Washington ise deniz ulaşımında serbest seyrüsefer ilkesini savunuyor.

İran dün Hürmüz Boğazı’nı yeniden ulaşıma kapattığını açıkladı. Bu gelişmenin ardından petrol fiyatlarında sert yükseliş yaşandı. Küresel gösterge niteliğindeki Kuzey Denizi Brent petrolünün eylül vadeli kontratları, saat 16.30’dan kısa süre sonra yüzde 4’ten fazla artarak varil başına 79,13 dolara yükseldi.

Ortadoğu’da savaşın 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısıyla başlamasından yaklaşık 40 gün sonra, 8 Nisan’da ateşkes anlaşması ilan edilmişti. Hürmüz Boğazı çevresinde zaman zaman devam eden çatışmalara rağmen, ABD ile İran 17 Haziran’da Katar ve Pakistan’ın arabuluculuğunda bir mutabakat zaptı imzalamıştı.

Mutabakat zaptında öne çıkan başlıklar arasında tüm cephelerde savaşın sona erdirilmesi, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukasını kaldırması, Tahran’ın dondurulmuş varlıklarının bir bölümünün serbest bırakılması ve 60 gün içinde nihai bir anlaşmaya ulaşılması amacıyla müzakerelerin yürütülmesi yer alıyordu. Bu sürenin uzatılabileceği belirtilmişti.

Ancak İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi bugün yaptığı açıklamada, ABD’nin taahhütlerini yerine getirmemesi durumunda Tahran’ın Washington ile imzalanan mutabakat zaptına bağlı kalmayacağını söyledi.

Hürmüz Boğazı’nda İran’a atfedilen gemi saldırılarının ardından, salı gününden itibaren çatışmalar yeniden tırmandı.

Tahran saatiyle 00.30’da ABD ordusu İran’a yönelik yeni bir dizi hava saldırısı başlattı. Washington, yaklaşık beş saat süren operasyonların sona erdiğini duyurdu.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin İran’a ait ‘askeri hava savunma sistemleri, kıyı radar noktaları, füze kapasitesi, insansız hava araçları (İHA) ve küçük tekneleri’ hedef aldığını bildirdi.

CENTCOM yaptığı açıklamada, güçlerinin ‘Hürmüz Boğazı’ndan serbestçe geçen sivil denizcileri ve ticari gemileri hedef alma kapasitesini daha da zayıflatmak amacıyla İran’a yönelik yeni saldırılar düzenlediğini’ yineledi. CENTCOM ayrıca, söz konusu saldırıların ABD Başkanı Donald Trump’ın talimatıyla gerçekleştirildiğini ve amacın ‘İran güçlerinden hesap sormak’ olduğunu belirtti.

Öte yandan İran devlet medyası, saldırıların ülkenin batısı ve güneybatısındaki geniş bölgeleri hedef aldığını bildirdi. Bu bölgeler arasında Hürmüz Boğazı yakınlarındaki Keşm Adası ve Bender Abbas’ın yanı sıra Irak sınırındaki Huzistan eyaleti de yer aldı.

Güneybatıdaki Mahşehr kentinde, ABD’ye ait hava saldırısında en az bir kişinin hayatını kaybettiği, dört kişinin yaralandığı belirtildi. Yerel bir yetkili, İran resmi haber ajansı IRNA’ya yaptığı açıklamada saldırıya ilişkin bilgi verdi. IRNA dün gece geç saatlerde yaptığı haberde, Keşm Adası’nın doğusunda yer alan Farur Adası’nda düzenlenen saldırıda bir kişinin hayatını kaybettiğini, iki kişinin de yaralandığını aktardı.

Tüm çabalar sonuçsuz kaldı

ABD, hafta sonu Hürmüz Boğazı’nda Kıbrıs bayraklı konteyner gemisi GFS Galaxy’yi hedef alan saldırının İran tarafından gerçekleştirildiğini öne sürüyor. Umman dün yaptığı açıklamada, geminin 23 mürettebatının kurtarıldığını, bir kişinin ise hâlâ kayıp olduğunu duyurdu.

İran Dışişleri Bakanlığı ise son ABD saldırılarını ‘şiddetle’ kınadı. Bakanlık, Washington’ı bölgede barışı tesis etmek amacıyla son aylarda başlatılan ‘tüm çabaları başarısızlığa uğratmakla’ suçladı.

Son saldırılara karşılık olarak İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), Umman, Bahreyn, Ürdün ve Kuveyt’teki ABD tesislerini hedef alan saldırıların sorumluluğunu üstlendiğini açıkladı.

Ürdün ordusu, İran’dan fırlatılan dört füzenin hava savunma sistemleri tarafından engellenerek düşürüldüğünü bildirdi. Açıklamada, saldırılarda can kaybı ya da maddi hasar meydana gelmediği belirtildi.

Bahreyn de İçişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre hava saldırısı sirenlerini devreye sokarken, Kuveyt kendi hava sahası içinde ‘düşman hava hedeflerine’ karşı koyulduğunu duyurdu.

Kuveyt dün yaptığı açıklamada ise ülkenin kuzeyindeki üç sınır merkezinin ve karasularında bulunan bir açık deniz petrol platformunun saldırıya uğradığını bildirmiş, ancak saldırıları kimin gerçekleştirdiğine ilişkin herhangi bir suçlamada bulunmamıştı.

sdcdvdev
Video görüntüsünden alınan ekran görüntüsü, ABD'nin İran'ın güneyindeki Bender Abbas'ta bulunan bir demirleme noktasına düzenlediği saldırıları gösteriyor. (CENTCOM)

Daha önce Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Washington ve Tahran’a ‘azami itidal göstermeleri’ ve ‘müzakerelere hızla yeniden başlamaları’ çağrısında bulunmuştu.

Öte yandan Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot bugün yaptığı açıklamada, Avrupa’nın İran’a yönelik yaptırımlarının, Tahran nükleer programından, balistik füzelerinden ve bölgede ‘istikrarı bozucu’ faaliyetlerinden vazgeçmeden kaldırılmayacağını söyledi.

Güvensizliğin geri dönüşü

İran Dışişleri Bakanlığı, ABD’yi haziran ortasında imzalanan mutabakat zaptının tüm maddelerini ihlal etmekle ve Hürmüz Boğazı’nda ‘güvensizliğin yeniden ortaya çıkmasına’ neden olmakla suçladı.

Dünya petrol üretiminin beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını öngören mutabakata rağmen İran, kendi kıyıları boyunca yalnızca tek bir deniz geçiş hattının kullanılmasına izin veriyor. Bu durum, söz konusu güzergâha uymayan gemileri saldırı riskiyle karşı karşıya bırakabilir.

Mutabakat zaptının imzalanmasının ardından boğazdaki deniz trafiği, şubat ayı sonundan bu yana en yüksek seviyesine ulaşmıştı. Ancak yeni saldırıların ardından geçişler yeniden azaldı. Tahran dün yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nı ikinci bir duyuruya kadar kapatacağını bildirdi.

İran Dini Lideri’nin askeri danışmanı Muhsin Rızai dün yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın İran için ‘atom bombalarından daha önemli’ olduğunu söyledi.

Buna karşılık CENTCOM, “Hürmüz Boğazı açık… İran boğaz üzerinde kontrol sahibi değil ve deniz trafiği normal şekilde devam ediyor” ifadelerini kullandı.



AP'de kriz: Danimarkalı parlamenter polise şikayet edildi

1976'da Irak'ta doğan Al Sahlani, tek başına geldiği İsveç'te 15 yaşından beri yaşıyor (AFP)
1976'da Irak'ta doğan Al Sahlani, tek başına geldiği İsveç'te 15 yaşından beri yaşıyor (AFP)
TT

AP'de kriz: Danimarkalı parlamenter polise şikayet edildi

1976'da Irak'ta doğan Al Sahlani, tek başına geldiği İsveç'te 15 yaşından beri yaşıyor (AFP)
1976'da Irak'ta doğan Al Sahlani, tek başına geldiği İsveç'te 15 yaşından beri yaşıyor (AFP)

Avrupa Parlamentosu'nun (AP) İsveçli üyelerinden Abir Al-Sahlani, Danimarkalı bir parlamenteri, kendisine karşı nefret söylemi kullandığı iddiasıyla polise şikayet etti.

Geçen ay sığınmacıların sınır dışı edilmesinin kolaylaştırılmasına dair oylamanın ardından AP'deki bazı parlamenterlerin "Onları geri gönderin" diye tezahürat yaptığı duyulmuştu.

Bunun üzerine meclise seslenen Al-Sahlani, bu sloganların zor durumdaki masum göçmenleri hedef aldığını ve kendisinin de parlamentoda hiç olmadığı kadar güvensiz hissetmesine yol açtığını söylemişti. 

Irak asıllı parlamenter, "aşırı sağcı faşistlerin" bu tezahüratlarla "yeni bir dip noktayı" gördüğünü söylerken bu konuşma internette de paylaşıldı. 

Buna sosyal medya hesapları üzerinden yanıt veren Finlandiyalı Sebastian Tynkkynen, "Daha fazla ağla" derken Danimarkalı Kristoffer Storm, Al-Sahlani'nin de yurduna dönmesi gerektiğini öne sürdü. 

İnternette ölüm ve tecavüz tehditleri alan Al-Sahlani, İsveç polisine Storm hakkında şikayette bulunduğunu çarşamba açıkladı. Danimarkalı parlamenteri ırkçılık ve nefret söylemiyle suçladı. 

Al-Sahlani, İsveç polisi Tynkkynen'in sosyal medya paylaşımıyla ilgili ne yapabileceğini bilmediği için şikayetin Finlandiyalı parlamenteri kapsamadığını söyledi. 

Guardian'a konuşan Al-Sahlani, şu yorumu yaptı:

Avrupa demokrasisi adına üzüntü duyuyorum. Siyasetçilerimizin seviyesi gerçekten bu kadar düştü mü?

İki sağcı parlamenter de suçlamaları reddediyor. 

AP'de Al-Sahlani'nin de yer aldığı Avrupa'yı Yenile (Renew Europe) grubu, Tynkkynen ve Storm hakkında disiplin soruşturması yürütülmesi için harekete geçti. 

AP Başkanı Roberta Metsola da bu davranışları kınayarak gerekli adımların atılacağını söyledi. 

Guardian, AP'deki radikal ve popülist sağcı parlamenterlerin meclisin neredeyse dörtte birini oluşturduğunu ve bunun bir rekor olduğunu bildiriyor. 

Birleşik Krallık merkezli gazete, azınlıkların AP'de yeterince temsil edilmediğini de öne sürüyor. 

Independent Türkçe, Guardian, Politico


İran saldırısından kurtulan ABD askerleri, komutanlarına tepkili

Ölen askerler için düzenlenen törende golf şapkası takan Trump bu tercihiyle tepki toplamıştı (Reuters)
Ölen askerler için düzenlenen törende golf şapkası takan Trump bu tercihiyle tepki toplamıştı (Reuters)
TT

İran saldırısından kurtulan ABD askerleri, komutanlarına tepkili

Ölen askerler için düzenlenen törende golf şapkası takan Trump bu tercihiyle tepki toplamıştı (Reuters)
Ölen askerler için düzenlenen törende golf şapkası takan Trump bu tercihiyle tepki toplamıştı (Reuters)

Washington Post, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı operasyona yanıt veren İran'ın 1 Mart'ta Kuveyt'in Şuayba Limanı'ndaki Amerikan askerlerine düzenlediği saldırıyı mercek altına aldı. 

Üsten sorumlu Amerikalı generallerin, 6 ABD askerinin öldüğü, onlarcasının da yaralandığı drone saldırısından önce harekat merkezinin İran'ın hedefi olabileceği ve orada yeterli savunma önlemlerinin bulunmadığı uyarılarına kulak asmadığı bildirildi. 

Saldırıdan sağ kurtulan askerlerin ve tanıkların da aralarında bulunduğu 17 kişiye dayandırılan haberde, drone saldırısı sırasında Tuğgeneral Clint Barnes'ın harekat merkezini terk ederek sığınağa kaçtığı ama emrindeki askerlerin geride kaldığı belirtildi. 

Barnes'ın beraberinde kaçmasını söylediği asker, geri dönüp arkadaşlarını kurtarmak istediğini ama komutanının olduğu yerde kalmasını emrettiğini ileri sürdü.

Yine de harekat merkezine dönen asker, Barnes'ın kendisiyle gelmediğini sözlerine ekledi.

Amerikan gazetesinin haberinde suçluluk duyan bazı askerlerin, ölen silah arkadaşları için ellerinden gelen her şeyi yapmadıklarını düşündükleri aktarıldı. 

Yaralı askerlerin de ABD ordusunun sağlık sisteminden yeterli bakım alamadıklarını vurguladığı ifade edildi. 

Barnes ve Tümgeneral John Hinson, Washington Post'un yorum taleplerine dönmedi. ABD Ordusu'ndan gelen yanıttaysa askerlerin şikayetlerine doğrudan cevap verilmedi. Ancak komutanlar ve aldıkları kararlar savunuldu.

Washington Post, saldırıya dair yürütülen soruşturmada da komutanlarda herhangi bir suç bulunmadığını bildirdi. 

Gazetenin kaynakları, kimsenin ceza almayacağına inandıklarını belirtti. 

Saldırı sırasında üste olan Binbaşı Stephen Ramsbottom, "Eğer bu hatalardan ders çıkarmazsak gelecekte başkaları da bizimle aynı duruma düşecek" dedi. 

Independent Türkçe, Washington Post, Jerusalem Post


Lindsey Graham'ın yerine geçmek için Cumhuriyetçiler arasında yarış başladı

Lindsey Graham, 28 Ocak 2003'te Donald Trump ile bir seçim etkinliğinde (AP)
Lindsey Graham, 28 Ocak 2003'te Donald Trump ile bir seçim etkinliğinde (AP)
TT

Lindsey Graham'ın yerine geçmek için Cumhuriyetçiler arasında yarış başladı

Lindsey Graham, 28 Ocak 2003'te Donald Trump ile bir seçim etkinliğinde (AP)
Lindsey Graham, 28 Ocak 2003'te Donald Trump ile bir seçim etkinliğinde (AP)

ABD Kongresi, yaklaşık iki haftalık yasama tatilinin ardından pazartesi günü yeniden çalışmalarına başlıyor. Ancak bu kez atmosfer önceki oturumlardan tamamen farklı olacak. Senatörler, Genel Kurul ve komite toplantılarına, cumartesi gecesi geçirdiği ani sağlık sorunu nedeniyle hayatını kaybeden Senatör Lindsey Graham'ın boş kalan koltuğunun gölgesinde girecek. Cumhuriyetçi Parti'de Graham'ın yerine geçecek isim için yarış şimdiden başladı.

Büyük bir boşluk

Graham, hem iç hem de dış politika alanındaki etkili rolü nedeniyle Senato'da önemli bir boşluk bıraktı. Sert siyasi çıkışlarıyla tanınmasına rağmen, Kongre kariyeri boyunca Demokratlarla birçok uzlaşının sağlanmasında da aktif rol oynadı.

Demokrat Senatör Elizabeth Warren da buna dikkat çekerek, "Pek çok konuda anlaşamasak da, Lindsey her zaman iyi niyetle müzakereye hazırdı ve hızlı zekâsıyla öne çıkıyordu" dedi.

Graham'ın yokluğu, Cumhuriyetçi Parti yönetimini siyasi açıdan kritik bir dönemde zor durumda bıraktı. Parti liderleri hem kendi içlerindeki görüş ayrılıklarını gidermeye hem de Kongre'deki Cumhuriyetçilerin performansından memnun olmayan ABD Başkanı Donald Trump'ın güvenini yeniden kazanmaya çalışıyor.

sdvevf
Lindsey Graham, 7 Ocak 2003'te dönemin ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney huzurunda yemin ederken (AP)

Graham, Senato Çoğunluk Lideri John Thune ile Beyaz Saray arasındaki en önemli iletişim kanallarından biri olarak görülüyordu. Özellikle Trump'ın "Amerika'yı Kurtar" adlı seçim paketinin Senato'da oylanması için Thune üzerindeki baskısını artırdığı son dönemde bu rol daha da önem kazanmıştı.

Thune, Graham'ı "çok sayıda başkanın ve dünya liderinin görüşlerine başvurduğu güvenilir bir danışman" sözleriyle andı.

Komisyon çalışmaları aksayacak

Graham, Trump'ın sık sık övdüğü Büyük ve Güzel Yasa Tasarısı’nın Senato'daki ilerleyişini şekillendiren Bütçe Komitesi'nin başkanlığını yürütüyordu.

Aynı komite, "Amerika'yı Kurtar" paketini de içerebilecek uzlaşma tasarısını görüşmekle görevli. Bu nedenle Graham'ın yokluğu, Cumhuriyetçi senatörler yeni bir başkan seçene kadar komitenin çalışmalarını aksatacak.

sdfergtgt
Lindsey Graham, 14 Ocak 2009'da dönemin ABD Başkanı Barack Obama ile birlikte konuşma yaparken (AP

Komitenin başkanlığı için Trump'a yakın isimlerden Senatör Ron Johnson'ın öne çıkması bekleniyor.

Graham ayrıca dış bütçeden sorumlu Ödenekler Alt Komitesi'nin başkanlığını yürütüyor, bunun yanında başta Senato Yargı Komitesi olmak üzere birçok önemli komitede etkin rol oynuyordu.

Graham'ın yerine kim gelecek?

Cumhuriyetçiler, Graham'ın ardından oluşan boşluğu doldurmaya çalışırken gözler Güney Carolina'yı Senato'da temsil edecek yeni ismin belirlenmesine çevrildi.

Eyalet yasaları uyarınca Cumhuriyetçi Vali Henry McMaster, Graham'ın görev süresinin sona ereceği 3 Ocak 2027'ye kadar görev yapacak geçici bir senatör atayacak.

Bu görev için adı geçen isimlerden biri de Graham'ın kız kardeşi Darlene Graham Nordone oldu.

Asıl mücadele ise Cumhuriyetçi Parti'nin kasım ayında yapılacak ara seçimlerde yarışacak adayının belirlenmesi olacak.

sxdvfgbhy
Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham'ın ölümünün ardından ABD Kongre Binası'nda (Capitol) Amerikan bayrağı yarıya indirildi (Reuters)

Graham, parti ön seçimlerini ciddi bir rakiple karşılaşmadan kazanmış ve Güney Carolina'daki Demokrat aday Annie Andrews'e karşı Cumhuriyetçilerin adayı olmuştu.

Eyalet yasalarına göre olağanüstü adaylık başvuruları 21 Temmuz'da başlayacak ve 28 Temmuz'da sona erecek. Özel ön seçim ise 11 Ağustos'ta yapılacak.

Şimdiden birçok Cumhuriyetçi isim adaylık sinyali verdi.

Valilik yarışını kaybeden Temsilciler Meclisi üyesi Nancy Mace, Senato koltuğu için aday olmayı değerlendirdiğini açıkladı.

Yine valilik seçimlerini kaybeden Temsilci Ralph Norman da adaylıkla ilgilendiğini belirterek, Trump'tan destek istediğini söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump'ın parti adayının belirlenmesinde belirleyici rol oynaması bekleniyor.

Trump, kimi destekleyeceği sorusuna ise, "Aklımda çok iyi olduğunu düşündüğüm biri var. Ancak Senatör Graham'ın anısına saygı gereği şu an herhangi bir isim vermek istemiyorum" yanıtını verdi.