Fransa Cumhurbaşkanlığı, dört buçuk yıldır devam eden Rusya-Ukrayna savaşının geleceğine ilişkin değerlendirmesini iki temel gelişmeye dayandırıyor. Bunlardan ilki, Ukrayna ordusunun özellikle hava ve deniz insansız sistemleri alanında kazandığı yeni kabiliyetler sayesinde cephedeki dengelerin değişmesi ve Rusya sınırından uzaktaki stratejik ve sembolik hedefleri vurabilecek kapasiteye ulaşması. İkincisi ise Paris ve bazı Avrupa başkentlerinin, ABD Başkanı Donald Trump'ın tutumunda önce G7'nin Evian Zirvesi'nde, ardından geçen hafta Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'nde belirginleştiğini düşündüğü değişim.
Bu iki önemli gelişmenin gölgesinde, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un davetiyle pazartesi günü Paris'te 25 devlet ve hükümet başkanının katıldığı geniş kapsamlı zirve düzenlendi. Katılımcıların büyük bölümünü Avrupalı liderler oluştururken, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski de toplantıya katıldı. Zirve, savaşın sona ermesi veya Kiev ile Moskova arasında bir barış anlaşması imzalanmasının ardından Ukrayna'ya güvenlik garantileri sağlamaya katkıda bulunmayı hedefleyen "Gönüllüler Koalisyonu" çerçevesinde gerçekleştirildi.
Moskova: Savaş yanlılarının koalisyonu
Rusya'dan tepki gecikmedi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, pazartesi günü yaptığı açıklamada söz konusu oluşumu "savaş yanlılarının koalisyonu" olarak nitelendirerek, "Bu, ülkemize stratejik yenilgi yaşatabileceklerine dair derin bir yanılgıyla hareket eden, aldatılmış ve savaşı körükleyenlerin oluşturduğu bir koalisyondur" dedi. Peskov, Moskova'nın Paris'teki zirveyi yakından takip edeceğini de belirtti.

Moskova daha önce de Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın öncülüğündeki Avrupa ülkelerini, Ukrayna'ya asker göndermemeleri konusunda uyarmış ve böyle bir gücü NATO unsuru olarak değerlendireceğini açıklamıştı.
Ancak Batılı başkentlere göre bugün yeni olan unsur, Rus ordusunun sahada yaşadığı askeri zorlukların Avrupa'yı siyasi çözüm şartlarını sertleştirmeye yöneltmesi oldu. Bu kapsamda Avrupa, Ukrayna'nın Rus kontrolünde olmayan Donbas bölgelerinden de tamamen vazgeçmesini barış şartı olarak öngören önceki ABD barış planının temel yaklaşımını reddediyor.
Macron da pazartesi günü X platformundan yaptığı paylaşımda, "Gönüllüler Koalisyonu'nun Ukrayna'ya desteği hızlandıracağını, savunmasını güçlendireceğini, Rusya üzerindeki baskıyı artıracağını ve geleceğin güvenlik garantilerini inşa edeceğini" belirterek, "Avrupalıların birliği onların gücünün, kararlılığının ve güvenilirliğinin kaynağıdır" ifadelerini kullandı.
Fransa'nın ulusal bayramını fırsata çeviren Macron, koalisyon liderlerinden bazılarını Şanzelize Caddesi'ndeki geleneksel askeri geçit törenine davet etti. Törenin ön saflarında koalisyon üyesi ülkelerden 500 asker yürüdü.
Fransa'daki ulusal gün geçit töreni, uzun yıllar büyük demokrasiler arasında benzeri bulunmayan bir organizasyon olarak görülüyordu. ABD Başkanı Donald Trump da kısa süre önce Bağımsızlık Günü dolayısıyla Washington'da benzer bir askeri geçit töreni düzenlenmesi talimatını vermişti.
"Stratejik uyanış"
Fransa Cumhurbaşkanlığı kaynakları, zirve öncesinde yaptığı değerlendirmede toplantının Avrupalıların hem Rusya'ya hem de ABD'ye karşı geliştirmeye çalıştığı "stratejik uyanışın" göstergesi olduğunu belirtti.
Bununla birlikte zirvenin temel gündeminin, ateşkesin sağlanması ve Moskova ile Kiev arasında barış müzakerelerinin yeniden başlatılması olduğu ifade edildi. Aynı zamanda Ukrayna'nın savunma kapasitesinin güçlendirilmesi de öncelikli hedefler arasında yer aldı.

Koalisyonun en önemli hedeflerinden biri ise Ukrayna'nın Rus balistik füzelerini önleme kapasitesini artırmak.
Élysée Sarayı'na göre bu hedef üç temel mekanizma üzerinden gerçekleştirilecek:
Patriot hava savunma sistemleri için daha fazla önleme füzesi sağlanması. Ancak ABD-İsrail-İran savaşı nedeniyle bu mühimmatın temini giderek zorlaşıyor.
ABD yapımı Patriot sistemine denk görülen Fransız-İtalyan ortak üretimi SAMP/T hava savunma sisteminin daha hızlı konuşlandırılması.
Avrupa ile Ukrayna'nın ortak çalışmaları sayesinde balistik füzelere karşı yeni önleme sistemlerinin geliştirilmesi.
Trump'ın Zelenski'ye Patriot sistemlerinin Ukrayna'da üretilebilmesine destek vereceğini söylemesinin ardından Avrupalılar da benzer bir üretim modelini değerlendirmeye başladı. Ancak Patriot füzelerinin üretim lisansının ücretsiz olmadığı ve bunun maliyetini Avrupalı ülkelerin üstlenmesi gerekeceği belirtiliyor.
Balistik füze savunma ittifakı
Élysée Sarayı pazartesi öğleden sonra, 11 Avrupa ülkesi liderinin imzaladığı "Entegre Balistik Füze Savunma İttifakı'nın Kurulmasına İlişkin Ortak Bildiri"yi yayımladı.
Bildiride Danimarka, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, Norveç, İspanya, İsveç, Ukrayna ve Birleşik Krallık'ın imzası bulunuyor.
Ortak açıklamada, "Balistik füzelerin oluşturduğu tehdidin giderek artmasının ve savunma kabiliyetlerinin Avrupa kıtasının güvenliği açısından taşıdığı önemin bilinciyle, bugün tamamen savunma amaçlı bir Balistik Füze Savunma İttifakı'nın kurulma sürecini başlatıyoruz" denildi.

İmzacı ülkeler ayrıca, balistik füzelere karşı etkili savunma kapasitesi geliştirmeyi amaçlayan ana projeye destek verdiklerini açıkladı.
Bildiride Avrupa'nın korunmasının, gelecekteki füze tehditlerini caydıracak ve bunlara karşı koyabilecek entegre bir füze savunma sistemi kurulmasını gerektirdiği vurgulanırken, bunun ancak ortak çaba, teknolojik açıklık ve güvene dayalı sanayi iş birliğiyle mümkün olabileceği ifade edildi.
Bu hedefe ulaşmanın yolunun ise "savunma sanayi altyapısının, araştırma faaliyetlerinin ve operasyonel tecrübenin birleştirilmesinden" geçtiği kaydedildi.
Ortak bildiri, hedeflere ulaşılması için uygulanacak mekanizma ve adımları içeren bir yol haritası da ortaya koyuyor.
11 ülke lideri, girişimin herhangi bir halka karşı olmadığını, yalnızca kendi toplumlarını korumayı amaçladığını vurgularken, ittifakın ilke ve hedeflerini paylaşan diğer ülkelere de açık olduğunu belirtti.
Macron da X hesabından yaptığı paylaşımda, "Balistik tehdit karşısında net bir tercih yaptık. Ukrayna'yı koruyor, ortak güvenliğimizi güçlendiriyor ve Avrupa savunmasını inşa ediyoruz. Balistik İttifakı'nı kurarak Avrupa'nın ihtiyaç duyduğu kabiliyetleri güçlendiriyoruz" ifadelerini kullandı.
Avrupa savunmasını güçlendirme çağrısı
Macron, daha önce Fransız Silahlı Kuvvetleri, hükümet ve diplomatik misyon temsilcilerine hitaben yaptığı geleneksel konuşmada da Avrupa'nın gerektiğinde "kanı pahasına" özgürlüğünü ve güvenliğini savunmaya hazır olduğunu söylemiş, Avrupa'nın artık "kendisini savunabilecek bir güç olma yolunda ilerlediğini" ifade etmişti.
Fransa Cumhurbaşkanı, Avrupa savunma sanayisindeki ortaklıkların güçlendirilmesi çağrısında bulunurken, bunun pratikte kolay olmadığını da gelişmeler ortaya koyuyor.
Bunun en dikkat çekici örneklerinden biri, yaklaşık 100 milyar euro maliyetle geliştirilmesi planlanan Fransız-Alman ortak yeni nesil savaş uçağı projesi oldu. On yıl önce başlatılan proje geçen ay resmen durduruldu.
Öte yandan Almanya'nın iki yıl önce öncülüğünü yaptığı ortak Avrupa hava savunma sistemi girişiminde de Berlin, Avrupa çözümleri yerine Amerikan ve İsrail teknolojilerini tercih etti. Böylece Fransız ve İtalyan sistemleri ikinci planda kaldı.

Avrupalı liderlerin balistik füze savunmasına odaklanmasının temel nedenleri arasında bu alandaki yetersiz kapasitelerinin farkında olmaları ve ABD'nin gelecekte Avrupa'nın savunmasına verdiği desteği azaltabileceği yönündeki endişeler bulunuyor.
Askeri uzmanlara göre Ukrayna savaşı, modern savaşın artık klasik cephe savaşı olmadığını; insansız hava araçları ve balistik füzelere karşı hava savunmasının hayati önem taşıdığını ortaya koydu.
Bu nedenle Ukrayna'nın bu alanda edindiği tecrübeler ile çok sayıda Avrupa ülkesini aynı çatı altında toplayan yeni "Balistik Füze Savunma İttifakı", Avrupa güvenlik mimarisinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Bununla birlikte uzmanlar, ittifakın başarısının finansman modeli, görev paylaşımı, araştırma faaliyetleri, yönetişim yapısı ve uygulama mekanizmalarının nasıl şekillendirileceğine bağlı olacağına dikkat çekiyor. Bu unsurların netleşmesi, girişimin siyasi bir deklarasyondan somut bir savunma projesine dönüşmesini sağlayacak.


