Putin’in savaş komuta yapılarında yaptığı değişiklikler, uzun soluklu bir yıpratma savaşının zeminini hazırlıyor

Ordudaki yolsuzlukla mücadele ve savunma sanayinin cephelerin ihtiyaçlarına odaklanması

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, pazartesi günü Kremlin’de Rus milletvekilleriyle yaptığı toplantının ardından bir ödül törenine katıldı. (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, pazartesi günü Kremlin’de Rus milletvekilleriyle yaptığı toplantının ardından bir ödül törenine katıldı. (AP)
TT

Putin’in savaş komuta yapılarında yaptığı değişiklikler, uzun soluklu bir yıpratma savaşının zeminini hazırlıyor

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, pazartesi günü Kremlin’de Rus milletvekilleriyle yaptığı toplantının ardından bir ödül törenine katıldı. (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, pazartesi günü Kremlin’de Rus milletvekilleriyle yaptığı toplantının ardından bir ödül törenine katıldı. (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ordunun komuta kademesinde ve askeri operasyonların yönetiminde geniş çaplı değişikliklere gidildiğini açıklaması, Rusya’nın Ukrayna ve arkasındaki Batı ile yaşanan çatışmanın geleceğine yönelik vizyonundaki değişimi gözler önüne serdi.

Savaşın gereksinimleri ve son dönemde bazı mevzilerde ortaya çıkan aksaklıklar nedeniyle kritik askeri pozisyonlarda görev değişimleri zaten bekleniyordu. Ancak söz konusu düzenlemelerin niteliği ve kapsamı dikkat çekti. Değişikliklerin; komuta kademesi, ikmal, lojistik ve orduya giderek artan ihtiyaçları sağlayan askeri-endüstriyel kompleks ile temas noktalarını içerecek şekilde genişletildiği bildirildi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, çarşamba günü Moskova Bölge Valisi ile bir araya geldi. (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, çarşamba günü Moskova Bölge Valisi ile bir araya geldi. (Reuters)

Kapsamlı değişiklikler

Putin, Savunma Bakanlığı yönetimiyle gerçekleştirdiği toplantıda kararlarını, ‘sahadaki deneyimler ve Ukrayna'daki askeri operasyonun gidişatı’ doğrultusunda Savunma Bakanlığı yapısının iyileştirilmesi ve geliştirilmesi gerekliliğiyle gerekçelendirdi. Savunma Bakanlığı’nın askeri lojistik destek sektörlerini tek bir merkezi komuta altında birleştirme önerisine dikkat çeken Putin, mevcut koşullarda ikmal personelinin gösterdiği çabaları övdü ve bu çalışmaları tam anlamıyla bir muharebe faaliyeti olarak nitelendirdi.

Toplantıda cephe komutanlıklarına yapılan yeni atamalar da duyuruldu. Bu kapsamda Valery Solodchuk, Savunma Bakanlığı İkmal ve Lojistik Başkanı olarak atandı. Donetsk’in kontrolünü sağlayan operasyonları yöneten General Andrey Ivanayev, Merkez Kuvvetler Komutanlığı’na getirilirken, Putin kendisine verilen görevleri yerine getirme konusunda Ivanayev’e güveninin tam olduğunu belirtti.

Öte yandan, Doğu Kuvvetler Kurmay Başkanı Pyotr Bulgarev’in, Andrey Ivanayev’in yerine geçici olarak bu grubun komutanlığına atandığı açıklandı. Putin ayrıca, Rusya Silahlı Kuvvetleri bünyesinde insansız sistemlere özel yeni bir sınıf oluşturulmasına ilişkin kararnameyi imzaladı ve bu birimin komutasına Tümgeneral Denis Lyamin getirildi.

Tedarikin iyileştirilmesi

Uzmanlar, Savunma Bakanlığı’ndaki komuta değişikliklerinin ordunun ikmal süreçlerini iyileştireceğini ve daha önce lojistik destek sağlayan merkez ile kurumların çokluğu nedeniyle gözlemlenen büyük kafa karışıklığına son vereceğini değerlendirdi. Şarku’l Avsat’ın uzmanlardan edindiği bilgiye göre ordu; gıda, giyim ve diğer ihtiyaçlardan tanklar ile en gelişmiş füzelere kadar askeri kurumun bütün gereksinimlerini karşılamaktan sorumlu tek bir lojistik sisteme sahipti. Putin’in açıkladığı değişiklikler ise bu yapıyı iki ayrı alana böldü. İlk alan olan teknik destek sistemi; tamamen silahlara odaklanarak bunların geliştirilmesini, üretimini ve birliklere teslimatını denetleyecek. Diğer alan olan ikmal ve destek hizmetleri sistemi ise komutanların ordunun askeri üniforma, gıda, yakıt ve benzeri tüm ihtiyaçlarını eksiksiz karşılamasından sorumlu olmasını sağlayacak.

Bu doğrultuda Putin’in gerçekleştirdiği düzenlemeler, Savunma Bakan Yardımcılarının görev tanımlarında da hassas bir iş bölümünü beraberinde getirdi.

Ukrayna insansız hava aracının düşmesi sonucu Moskova çevresinde duman yükseliyor. (Arşiv-EPA)
Ukrayna insansız hava aracının düşmesi sonucu Moskova çevresinde duman yükseliyor. (Arşiv-EPA)

Savunma Bakan Yardımcısı Aleksandr Sanchik, kuvvetlerin teknik destek sistemi kapsamındaki tüm hizmetlerin başına atanırken, Bakan Yardımcısı Aleksey Krivoruchko ise gelişmiş silahların geliştirilmesini denetleyecek. Daha önce Merkez Askeri Bölge ve Kuzey Askeri Bölgesi’ndeki Merkez Birlikler Grubu Komutanı olarak görev yapan Valery Solodchuk ise tüm ikmal ve destek hizmetlerinin başına getirildi.

Doğu Birlikler Grubu Komutanı Andrey Ivanayev, boşalan Merkez Birlikler Grubu Komutanlığı görevini üstlendi. Bu grubun kurmay başkanı olarak görev yapan Pyotr Bulgarev ise Ivanayev’den boşalan Doğu Birlikler Grubu Komutanlığı’na getirilecek.

Askeri uzman Vasiliy Dandıkin, kuvvetlerin teknik destek sisteminin modernizasyonunun; silah ve teçhizatı geliştiren ve talep eden kurumlar ile bu teçhizatı sahada kullanan birimler arasındaki koordinasyonun etkinliğini artıracağını belirtti. Dandıkin, geçmişte bu alanda hâkim olan bir tür gevşeme ve hantallığa işaret ederek, temel hedefin Rus savunma sanayisinin yalnızca ordunun fiilen ihtiyaç duyduğu silahları üretmesini sağlamak olduğunu vurguladı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kremlin’de Devlet Duması üyeleriyle yaptığı görüşme sırasında konuşuyor. (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kremlin’de Devlet Duması üyeleriyle yaptığı görüşme sırasında konuşuyor. (Reuters)

Putin’in kararlarını açıkladığı sırada, ikmal ve destek sisteminin sorumluluğunu üstlenen Savunma Bakan Yardımcısı Valery Solodchuk’a hitaben, “Özel askeri operasyon bağlamında lojistik destek de başlı başına muharebe gerektiren bir süreçtir” ifadesini kullanması dikkat çekti. Bu açıklama, ordunun ihtiyaçlarını özel şirketlere ihale eden önceki sistemin artık verimli olmadığını ve ‘bölge komutanlarının kendi ihtiyaçlarını en iyi bilen kişiler olduğunu’ ortaya koydu. Bu doğrultuda değerlendirmelerde bulunan uzman Boris Dzherelievsky, ciddi bir silahlı çatışmanın içinde yer alan bir ordunun lojistik hizmetlerinin ‘üst düzeyde merkezileştirilmesi gerektiğini’ belirtti.

Moskova yakınlarında Ukrayna insansız hava araçlarının bombaladığı bir bölgeden duman yükseliyor. (Reuters)
Moskova yakınlarında Ukrayna insansız hava araçlarının bombaladığı bir bölgeden duman yükseliyor. (Reuters)

Yolsuzlukla mücadele

Uzman değerlendirmelerine göre, tek bir merkezi komuta altında destek hizmetleri çok daha verimli çalışacak; örneğin askeri nakliye organizasyonu sırasında gereksiz onay süreçlerine ihtiyaç kalmayacak. Yeni yapıyla birlikte tüm destek hizmetleri (özellikle gıda, giyim, ulaştırma, roket yakıtı ve akaryakıt departmanları) tek bir yapının yönetimi altına girecek ve tek bir yetkili tarafından idare edilecek.

Uzmanlar, bu değişikliklerin ordu tedarik süreçlerindeki yolsuzlukların önüne geçilmesine de katkı sağlayacağını vurguladı. Geçtiğimiz dönemde yaşanan ve çatışma bölgelerindeki birliklere standartlara uymayan yüzlerce ton konserve etin teslim edilmesini de içeren skandalların tekrarlanmasının önlenmesi hedefleniyor. Hatırlanacağı üzere, Savunma Bakanlığı İkmal İdaresi Gıda Dairesi Başkanı iki ay önce tutuklanmış ve hakkında nitelikli dolandırıcılık suçlamasıyla dava açılmıştı. Soruşturma dosyasına göre tutuklu bürokratın, birliklere teslim edilen her bir çorba konservesi için nakit olarak beş ruble rüşvet aldığı tespit edilmişti.

Moskova’nın merkezindeki bir restoranın yakınında meydana gelen patlamanın olduğu yerde nöbet tutan güvenlik görevlileri (Reuters)
Moskova’nın merkezindeki bir restoranın yakınında meydana gelen patlamanın olduğu yerde nöbet tutan güvenlik görevlileri (Reuters)

Üç hedef

Uzmanlara göre Putin’in kararları üç temel hedefi gerçekleştirmeyi amaçlıyor. Birincisi, ikmal süreçlerini iyileştirip düzene sokmak ve askeri kurum bünyesindeki yolsuzlukla mücadele etmek. İkincisi, cephedeki çatışmaların gidişatına ve birliklerin ihtiyaç duyduğu eksikliklerin hızlıca tedarik edilmesine hizmet edecek şekilde savunma sanayisinin önceliklerini düzenlemek. Bu doğrultuda, cephede aynı yoğunlukta kullanılmayan silah ve teçhizat modellerinin üretimini katlamak yerine ihtiyaca odaklanılması hedeflenirken, insansız hava araçları ve güdümlü silahlara uzmanlaşmış yeni bir askeri tugay bünyesinde merkezi bir komutanlık kurulması kararı da bu stratejinin bir parçası olarak öne çıkıyor. Üçüncü hedef ise farklı cephelerdeki doğrudan komuta kabiliyetinin etkinliğini artırmak olarak değerlendiriliyor.

Uzun bir savaşa hazırlık

Uzmanlar, bu atama ve değişikliklerde herhangi bir siyasi boyutun bulunmamasının dikkat çekici olduğuna işaret ediyor. Nitekim farklı birimlerin yönetimine getirilen isimlerin müzakere süreçleri veya siyasi faaliyetlerle herhangi bir bağı bulunmuyor. Uzmanlara göre bu durum, savaşın beşinci yılında ve herhangi bir siyasi çözüm ufku görünmezken Rusya’nın stratejisini, cephedeki kabiliyetlerini güçlendirmek ve önümüzdeki uzun dönem boyunca sürecek bir yıpratma savaşına hazır olmak üzerine kurduğunu gösteriyor. Sahada ve siyasi alanda tırmanan gerilim, Avrupa’nın devam eden operasyonlara katılımının artması ve ABD’nin tutumunda yaşanabilecek bariz bir değişim endişesi ışığında Rusya’nın, gelişmelerin gerektirmesi halinde savaşın coğrafi olarak genişlemesine dahi hazırlık yaptığı değerlendiriliyor.

 ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Trump ve Putin’in basın toplantısı öncesinde, 15 Ağustos 2025 (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Trump ve Putin’in basın toplantısı öncesinde, 15 Ağustos 2025 (AFP)

Federasyon Konseyi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Grigoriy Karasin, Izvestiya gazetesine yaptığı açıklamada, düzenlemelerin amacının cephedeki doğrudan kabiliyetleri artırmak, sanayi ve arka cephedeki ikmal kapasitesini güçlendirmek ile Rusya Silahlı Kuvvetleri’nin sahada sonuç almaya odaklanmasını artırmak olduğunu belirtti. Karasin, “Şu anda silahlı kuvvetlerimizi geliştirmeye ve Batı ile müttefiklerinin Ukrayna’daki yoğun askeri faaliyetlerine karşı koymaya odaklanmalıyız. Birinci görev, bu faaliyeti tamamen etkisiz hale getirmektir. Müzakerelerin yürütülmesi, biçimi, zamanlaması ve yeri gibi hususlar ise ikincil önemdedir” ifadelerini kullandı.

Aynı çerçevede değerlendirmelerde bulunan siyaset bilimci Andrey Kortunov ise, “Her devlet, çatışma ilerledikçe kuvvetlerinin sevk ve idaresini optimize eder. Bazıları zamanın Kiev’in lehine işlediğine ve barış için acele etmeye gerek olmadığına kendilerini inandırmaya çalışsa da bu mantığın savaş alanında çürütülmesi, Batı’yı müzakere sürecini yoğunlaştırmaya teşvik edecektir. Ancak bundan sonra Amerikalı arabuluculardan yeni girişimler ve belki de Avrupa ülkelerinin tutumlarında değişiklikler bekleyebiliriz” dedi.



Washington, İran’a tüm bombaların anası ile saldırmayı değerlendiriyor

ABD’nin Florida eyaletindeki Eglin Hava Üssü’nde bulunan tüm bombaların anasının tarihsiz fotoğrafı (Reuters)
ABD’nin Florida eyaletindeki Eglin Hava Üssü’nde bulunan tüm bombaların anasının tarihsiz fotoğrafı (Reuters)
TT

Washington, İran’a tüm bombaların anası ile saldırmayı değerlendiriyor

ABD’nin Florida eyaletindeki Eglin Hava Üssü’nde bulunan tüm bombaların anasının tarihsiz fotoğrafı (Reuters)
ABD’nin Florida eyaletindeki Eglin Hava Üssü’nde bulunan tüm bombaların anasının tarihsiz fotoğrafı (Reuters)

ABD’nin, Başkan Donald Trump’ın savaşta yeni bir tırmanış başlatmaya karar vermesi halinde İran’ı elindeki en güçlü nükleer olmayan bombayla vurmayı değerlendirdiği bildirildi. Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığı habere göre Şubat 2026’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın çıkmaza girmesi üzerine Washington yeni askeri seçenekleri masaya yatırıyor.

CNN’e konuşan bilgi sahibi kaynaklar, ABD ordusunun tüm bombaların anası olarak bilinen GBU-43/B tipi bombanın İran’ın enerji altyapısını ve nükleer tesislerini hedef almak için olası kullanımını değerlendirdiğini aktardı.

Donald Trump, geçen hafta 3 Kasım’da yapılması planlanan ara seçimlerden önce İran’a saldırı düzenlenmesi ihtimalini dışlamış ve Tahran’la verimli görüşmeler yürütüldüğünü söylemişti.

Bu açıklama, İran’a karşı yürütülen savaşın ve bunun emtia ile akaryakıt fiyatları üzerindeki etkilerinin Trump’ın kamuoyu desteğini düşürdüğü bir dönemde geldi. ABD Başkanı’nın seçimlere kısa süre kala anketlerde gerilemesi dikkat çekiyor.

ABD ve İsrail, saldırıların amacının İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu savunuyor. Tahran ise nükleer silah geliştirdiği iddiasını reddederek barışçıl nükleer program yürütme hakkını vurguluyor.

Washington ile Tahran, Pakistan’ın arabuluculuğunda geçen haziranda bir mutabakat zaptı imzalamıştı. Ancak İran’ın temmuzda Hürmüz Boğazı’ndaki gemilere yönelik saldırılarını yeniden başlatması ve ABD’nin İran’a askeri saldırılarla karşılık vermesinin ardından mutabakat çöktü. O tarihten bu yana müzakerelerde ilerleme sağlanamıyor.

Buna rağmen çok sayıda medya kuruluşu, Beyaz Saray’ın Pentagon’dan seçimler öncesinde İran’daki hedeflere yönelik saldırı seçenekleri hazırlamasını istediğini bildirdi.

CNN’e konuşan kaynaklardan biri, Trump’ın askeri planlamanın geniş çaplı enerji altyapısının hedef alınmasını ve tüm bombaların anası olarak bilinen mühimmatın kullanılma ihtimalini de kapsaması yönünde talimat verdiğini söyledi.

Ancak bazı yetkililer, söz konusu bombanın ne ölçüde etkili olabileceği konusunda şüphelerini dile getiriyor. Özellikle İran’ın yer altındaki nükleer tesislerini imha etme kapasitesi tartışma konusu.

Planlara ilişkin bilgi sahibi bir kaynak, CNN’e yaptığı açıklamada, bombanın geniş alanları tahrip etmede etkili olduğunu ancak bunun ötesinde bir kapasite sunmadığını belirtti. Kaynak, mühimmatın tahkim edilmiş hedefleri delmek üzere tasarlanmadığına dikkat çekti.

Bu tür bombaların kullanılması, siviller arasında can kaybı yaşanması riskini de beraberinde getiriyor.

ABD ordusu, Trump’ın ilk başkanlık döneminde, 2017’de tüm bombaların anasını ilk kez kullanarak Afganistan’da terör örgütü DEAŞ’a ait sığınakları ve tünelleri hedef almıştı. Saldırıda 90’dan fazla örgüt mensubu öldürülmüştü.


Trump, Fort Hood saldırganının idamının canlı yayımlanmasından vazgeçti

ABD Başkanı Donald Trump, 15 Ekim 2026'da Beyaz Saray'ın Güney Bahçesi'ne gelişinin ardından (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 15 Ekim 2026'da Beyaz Saray'ın Güney Bahçesi'ne gelişinin ardından (AFP)
TT

Trump, Fort Hood saldırganının idamının canlı yayımlanmasından vazgeçti

ABD Başkanı Donald Trump, 15 Ekim 2026'da Beyaz Saray'ın Güney Bahçesi'ne gelişinin ardından (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 15 Ekim 2026'da Beyaz Saray'ın Güney Bahçesi'ne gelişinin ardından (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Fort Hood askeri üssüne düzenlenen saldırının faili Nidal Malik Hasan’ın kurşuna dizilerek idam edilmesinin canlı yayımlanmayacağını açıkladı. Trump’ın kararı, idamın canlı yayınlanacağının duyurulmasının hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar arasında tepki çekmesinin ve Başkan Yardımcısı JD Vance’in infazı izlemeyeceğini söylemesinin ardından geldi.

Trump, perşembe günü sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, idamın kamuoyuna açık şekilde yayımlanmasının “dünyaya güçlü bir caydırıcılık mesajı verebileceğini ve Amerika’nın Hasan gibilerinden, teröristlerden ve aşağılık kişilerden nasıl hesap sorduğunu gösterebileceğini” belirtti. Ancak Trump, “Çok sayıda iyi niyetli ve düzgün insan, onun ölümünü ister canlı yayında ister başka bir görsel yolla olsun, izlememeyi tercih ediyor” ifadelerini kullandı.

Savunma Bakanlığı, Hasan’ın idamının gelecek 3 Aralık’ta gerçekleştirileceğini açıklamıştı. Trump, kurbanların yakın aile üyelerinin istemeleri halinde infazı bizzat izleyebileceklerini de belirtti.

Savunma Bakanı Pete Hegseth’in bu ayın başında Hasan’ın idamının kamuya açık şekilde gerçekleştirileceğini duyurması, ardından Pentagon’un infazın canlı yayımlanacağını açıklaması, Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasında geniş çaplı eleştirilere yol açmıştı. Çok sayıda isim, idam görüntülerinin aşırılığı ve radikalleşmeyi körüklemek amacıyla kullanılabileceği uyarısında bulunmuştu.

Başkan Yardımcısı JD Vance’e bu ayın başında kamuya açık bir infazın Hristiyan inancıyla ne ölçüde bağdaştığı sorulmuştu. Vance, “Bunun gerçekten gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bilmiyorum” yanıtını vermişti.

fvgbhj
Nidal Hasan, 29 Haziran 2012 (Reuters)

Vance, infaz yöntemine ilişkin tartışmalardan bağımsız olarak, “İnsanların bu adamın çok sayıda masum insanı vahşice öldürdüğünü unutmamasını umuyorum” demişti. Associated Press’in aktardığına göre Vance, sözlerini şöyle sürdürmüştü: “Bununla birlikte, infaz sonunda canlı yayımlanırsa ben izlemeyeceğim.”

ABD ordusunda binbaşı rütbesiyle görev yapan psikiyatrist Nidal Malik Hasan, 5 Kasım 2009’da Fort Hood askeri üssündeki bir sağlık binasına girmişti. O sırada askerler, yurt dışındaki görevlere gönderilmeden önce aşı olmak ve gerekli sağlık onaylarını almak için uzun kuyruklarda bekliyordu.

Hasan, lazer nişangâhıyla donatılmış bir tabancayla ateş açmış, otoparka doğru kaçmaya çalışan askerleri arkalarından vurmuştu.

Hasan, saldırıyı Afganistan’a giderek kendi dininden Müslümanları öldürmelerini önlemek amacıyla gerçekleştirdiğini söylemişti. Ancak 2013’teki yargılaması sırasında askeri mahkeme, bu gerekçeyi savunmasında kullanmasına izin vermemişti.

Bir kolluk görevlisinin sırtından vurması sonucu vücudunun alt kısmı felç olan Hasan, bugün tekerlekli sandalye kullanıyor. Şarku’l Avsat’ın Associated Press’ten aktardığı habere göre Hasan, idam cezasının infazını uzun süre erteletmek için hukuki yollara başvurabilir. Ancak yargılama sırasındaki tutumu, böyle bir erteleme istemeyebileceğine işaret ediyor.


Hürmüz’de gerilim tırmanıyor: Gemilerin geçişine yönelik kısıtlamalar sıkılaşıyor

Hürmüz Boğazı’nda, Umman’ın Müsendem kıyısından görülen demirlemiş gemiler (Reuters)
Hürmüz Boğazı’nda, Umman’ın Müsendem kıyısından görülen demirlemiş gemiler (Reuters)
TT

Hürmüz’de gerilim tırmanıyor: Gemilerin geçişine yönelik kısıtlamalar sıkılaşıyor

Hürmüz Boğazı’nda, Umman’ın Müsendem kıyısından görülen demirlemiş gemiler (Reuters)
Hürmüz Boğazı’nda, Umman’ın Müsendem kıyısından görülen demirlemiş gemiler (Reuters)

ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın etkileri, Washington ile Tahran arasında denizde karşılıklı adımların atıldığı ve gemi geçişlerine yönelik kısıtlamaların sıkılaştırıldığı bir dönemde Körfez ve Umman Körfezi’ndeki deniz trafiğine de yayılıyor.

ABD ordusu İran’la bağlantılı bir gemiyi imha ettiğini açıklarken Tahran, yasaklı bir bölgeden geçmeye çalışan petrol tankerinde yangın çıktığını bildirdi. İranlı bir askeri yetkili de Hürmüz Boğazı’ndan geçiş için silahlı kuvvetlerle koordinasyon sağlanması gerektiğini vurguladı.

Krizin etkileri askeri çatışmayla sınırlı kalmıyor. Deniz taşımacılığındaki aksamalar tarımsal ürünleri tehdit ederken küresel gıda fiyatlarında artış riskini de yükseltiyor.

İran’la bağlantılı gemi imha edildi

Bölgedeki askeri operasyonları yürüten ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), geçen hafta Umman Körfezi’nde keşif görevi yapan İran’la bağlantılı bir geminin ABD güçleri tarafından vurularak imha edildiğini açıkladı. CENTCOM’un X platformundaki açıklamasına göre gemi, ABD donanmasına ait gemileri hedef almıştı. Açıklamada, saldırıdan önce gemi mürettebatının güvenli bir yere tahliye edildiği belirtildi.

cdfvghj
İran Deniz Kuvvetleri, Hürmüz Boğazı’nın doğusunda bir petrol tankerinde yangın çıktığını duyurdu (Fars)

Açıklama, 28 Şubat’ta savaşın başlamasından bu yana ABD ile İran arasında denizde tırmanan gerilimin ortasında geldi. Savaş öncesinde Körfez’i Umman Körfezi’ne bağlayan Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği büyük ölçüde kesintisiz sürüyordu.

Ancak İran’ın tehditleri ve saldırıları, bu stratejik geçitte deniz trafiğinin neredeyse durmasına yol açtı. ABD güçleri de iki ülke arasında tırmanan çatışmalar kapsamında İran’a ait sivil gemilere yönelik tekrarlanan saldırılar düzenledi.

Petrol tankerinde yangın

İran ordusu ise perşembe günü, yasaklı bir bölgeden geçmeye çalışan bir petrol tankerinde Umman Körfezi’nde yangın çıktığını duyurdu. Haberi İran devlet televizyonu aktardı.

Televizyonun askeri bir açıklamaya dayandırdığı habere göre, deniz kuvvetlerine bağlı gözetleme ekipleri, olayın duyurulmasından birkaç saat önce alev alan ve kuralları ihlal ettiği belirtilen bir petrol tankerini tespit etti.

Açıklamada, tankerin takip sistemlerini kapattığı ve yasaklı bölgeden geçmeye çalıştığı belirtildi. Yangının nedeni veya gemide meydana gelen hasarın boyutu hakkında ise ayrıntı paylaşılmadı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı olayla ilgili henüz bir açıklama yapmadı.

Olay, Tahran’ın bölgedeki gemi trafiği üzerindeki denetimini sıkılaştırmaya yönelik adımları nedeniyle önem taşıyor. İran, geçen eylül ayında Hürmüz Boğazı yakınlarında Umman Körfezi’nin bir bölümünü de kapsayan yasaklı bir bölge oluşturduğunu açıklamıştı.

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı deniz kuvvetleri de boğazdan geçiş sırasında seyir sistemlerini devre dışı bırakan her geminin “düşman” kabul edileceği ve bu gemilere karşı sert önlemler alınacağı uyarısında bulunmuştu.

dfvgh
Mesud Pezeşkiyan

Güvenlik verileri, savaşın başlamasından bu yana Hürmüz Boğazı’nda gemileri hedef alan saldırılarda belirgin bir artış yaşandığını gösteriyor. Bu durum, küresel enerji taşımacılığının en önemli güzergâhlarından birinde deniz ticaretini tehdit eden risklerin büyüdüğüne işaret ediyor.

Tahran: Hürmüz’den geçiş için koordinasyon şart

İran’ın sert tutumunu yineleyen İran ordusunun koordinasyondan sorumlu komutan yardımcısı Tuğamiral Habibullah Seyyari, perşembe günü yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’nın kapalı olduğunu ve buradan geçiş yapmak isteyen tüm gemilerin İran silahlı kuvvetleriyle koordinasyon sağlaması gerektiğini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın İran’ın resmî haber ajansı IRNA’dan aktardığına göre Seyyari, silahlı kuvvetlerin bölgede yüzde 100 kontrol ve gözetim sağladığını belirtti. Seyyari, Devrim Muhafızları’na bağlı deniz kuvvetlerinin boğazın batısında güçlü bir varlık gösterdiğini, İran ordusunun ise boğazın doğusunda ve Umman Denizi’nin kuzeyine kadar uzanan bölgede konuşlandığını ifade etti.

Koordinasyon sağlanmadan geçiş yapılmasının gemileri, ayrıntıları zaman içinde haberlerde ortaya çıkan önlemlerle karşı karşıya bırakacağını söyleyen Seyyari, ABD’de ve diğer ülkelerde akaryakıt fiyatlarının yükselmesini boğazdan petrol akışının aksamasına örnek gösterdi.

Bu açıklamalar, ABD’nin Tahran’ın savaşın başlamasından bu yana fiilen kapattığı Hürmüz Boğazı’na karşılık İran limanlarına deniz ablukası uyguladığı bir dönemde geldi.

Pezeşkiyan ablukanın ağırlığını kabul etti

Siyasi cephede ise İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD’yi İranlılar üzerindeki ekonomik baskıyı artırarak halkın öfkesini körüklemeye ve ülke içinde protestoları tetiklemeye çalışmakla suçladı. Pezeşkiyan, ülkesinin 1979 Devrimi’nden bu yana en ağır abluka ve savaş koşullarıyla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Devrimden sonraki onlarca yıl boyunca İran’ın benzer düzeyde bir abluka, savaş ve zorluk yaşamadığını belirten Pezeşkiyan, Washington’ın siyasi hedeflerine ulaşmak amacıyla vatandaşların hayatını zorlaştırarak onları protestolara yöneltmeye çalıştığını öne sürdü.

Tahran, ABD ve İsrail’i ülke içindeki huzursuzluğu körüklemeye çalışmakla defalarca suçladı.

İran Cumhurbaşkanı’nın açıklamaları, ekonomik baskının giderek arttığı ve ülkede geçen yıl aralık ayının sonlarında hayat pahalılığı nedeniyle başlayan protestoların daha sonra hükûmet karşıtı bir harekete dönüştüğü bir dönemde geldi.