Trump: Hürmüz'ün ABD toprağı olduğunu yakında açıklayacağım, İran'ı ekonomik olarak sert biçimde vuracağız

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump: Hürmüz'ün ABD toprağı olduğunu yakında açıklayacağım, İran'ı ekonomik olarak sert biçimde vuracağız

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, cuma günü yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nı “yakında” ABD toprağı ilan edeceğini belirterek İran’ın ağır bir yenilgiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. New York eyaletindeki bir polis akademisinde düzenlenen mitingde konuşan Trump, gülerek, “Çok yakında Hürmüz Boğazı’nı ABD toprağı ilan edeceğim. Bu doğru” ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump, iki ülke arasında yaklaşık altı aydır devam eden savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya varılması konusunda Washington ile Tahran'ın ciddi zorluklarla karşı karşıya olduğu bir dönemde, ABD'nin İran'ı ekonomik açıdan ağır şekilde vuracağını söyledi.

ABD Donanması'nın Hürmüz Boğazı'nda tam bir abluka uyguladığını ifade eden Trump "İran'ı tamamen mağlup ettikten sonra, çok geçmeden Hürmüz Boğazı'nı ABD toprağı ilan edeceğim" dedi. Bu açıklama, Ortadoğu'dan dünya piyasalarına yönelik petrol arzının önemli bir bölümünün geçtiği stratejik su yolu üzerindeki kontrol konusunda karşılıklı sert açıklamaların dozunu daha da artırdı.

Hürmüz Boğazı'ndaki geçiş trafiği, iki geminin daha saldırıya uğramasının ardından bugün (Cuma) neredeyse durma noktasına geldi. ABD ise İran'a yönelik deniz ablukasını süresiz olarak sürdürebileceğini açıkladı.

Reuters'ın çarşamba günü üst düzey bir İranlı kaynağa dayandırdığı haberine göre haziran ayında savaşı sona erdirmek amacıyla varılan anlaşmanın temelini oluşturacak görüşmelerde ilerleme sağlanamadı.

Ateşkesin uzatılmasının ardından yeniden bozulmasıyla birlikte İran, boğazdan izinsiz geçmeye çalıştığını öne sürdüğü gemilere yönelik saldırılarını yeniden başlattı.

Birleşik Arap Emirlikleri'nin resmi haber ajansı, Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi'ne (ADNOC) ait iki geminin perşembe akşamı boğazdan geçerken saldırıya uğradığını bildirdi. BAE hükümeti saldırıdan İran'ı sorumlu tutarken Tahran'dan konuya ilişkin henüz açıklama gelmedi.

Başlıca nüfuz kaynağı

Gemi takip şirketi Kpler'ın verilerine göre perşembe günü Körfez'in girişindeki su yolundan 9 gemi geçti. Bu sayı çarşamba günü 5 olarak kaydedilmişti. Ancak rakam, ağustos ayındaki günlük 12 gemilik ortalamanın altında kaldı.

Gemi takip verilerinde cuma gününün ilk saatlerinde izlenebilen herhangi bir geçiş görülmedi.

Bazı gemilerin transponder cihazlarını kapatarak takip sistemlerinden kaçması mümkün olsa da söz konusu rakamlar, ABD ve İsrail'in şubat ayında İran'a karşı başlattığı savaş öncesinde Hürmüz Boğazı'ndan günlük ortalama 130'dan fazla geminin geçiş yaptığı seviyeye yaklaşmıyor.

Risk istihbaratı şirketi Verisk Maplecroft'un Ortadoğu başanalisti Torbjorn Soltvedt, "Bölgedeki enerji altyapısına yönelik tehdidin yanı sıra İran'ın boğazdaki deniz taşımacılığını kısıtlama kapasitesi, müzakerelerdeki başlıca nüfuz kaynağını oluşturuyor" dedi.

Yeni tedbir tehdidi

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, gazetecilere yaptığı açıklamada, ABD ordusunun İran'a yönelik ekonomik açıdan ağır sonuçlar doğuran deniz ablukasını sürdürmek için bölgede deniz kuvvetleri bulundurmaya devam edebileceğini söyledi.

Hegseth, Panama ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, "ABD Donanması böyle bir ablukayı süresiz olarak sürdürebilir. Gemileri bölgeye girip çıkacak şekilde dönüşümlü olarak kullanacağız. Bunu daha önce de yaptık ve yapmaya devam edeceğiz" dedi.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent de perşembe günü Washington'ın İran'a daha fazla mali zarar vermeyi planladığını söyledi.

Bessent, Newsmax'te yayımlanan "Rob Schmitt Tonight" programına verdiği röportajda, "Gelecek hafta daha fazla karar bekleyin. Çünkü herhangi bir ülkenin ekonomik izolasyonu tarihinde daha önce görülmemiş tedbirleri uygulayacağız" ifadelerini kullandı.

Başkan Donald Trump, Amerikalıların çoğunun karşı çıktığı savaşı sona erdirmesi yönündeki iç siyasi baskıyla karşı karşıya. Yakıt fiyatlarındaki yükseliş, Trump'ın kamuoyu desteğini aşağı çekerken, bu durum Cumhuriyetçi Parti'nin kasım ayında yapılacak ara seçimlerde Kongre'deki çoğunluğunu koruma ihtimalini de zayıflatabilir.

Geçiş yasağı

Hindistan'ın Rus ham petrolüne bağımlılığı temmuz ayında rekor seviyeye yükseldi.

Trump, savaş öncesinde küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz arzının yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı üzerinde ABD'nin "tam kontrolü" bulunduğunu defalarca söyledi. İran ise bu iddiayı reddediyor.

Tahran, kendi şartları karşılanıncaya kadar su yolunun yeniden açılmasına izin vermeyeceğini açıkladı. Bu şartlar arasında ekonomik yaptırımların kaldırılması ve dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması bulunuyor.

İran parlamentosunun bir komisyonu da boğazla ilgili bir planı onayladı. Devrim Muhafızları'na bağlı Tasnim haber ajansının bildirdiğine göre plan, ABD, İsrail ve diğer "düşman" ülkelerin varlık ve ekipmanlarının boğazdan geçişinin yasaklanmasını öngören bir madde içeriyor.

ABD, haziran ortasında İran'ın deniz taşımacılığı ve limanlarına yönelik ablukasını bir aylığına kaldırmış, ancak daha sonra yeniden uygulamaya koymuştu. Bu adım, Tahran'ın başlıca döviz kaynağını keserken savaş sırasında enerji altyapısına yönelik saldırıların yol açtığı kayıpları da artırdı.

Washington daha önce, İran ile boğazın karşı kıyısında bulunan Umman'ın ticari deniz taşımacılığının yeniden başlatılması konusunda anlaşmaya varması halinde ablukayı kaldıracağını açıklamıştı.

Tehdit ve çekimserlik

Trump, kara birlikleri konuşlandırma, stratejik adaları ele geçirme ve su arıtma tesislerini bombalama konusunda şimdiye kadar çekimser kalmasına rağmen askeri operasyonları tırmandırmak ve "İran'ı sert biçimde vurmakla" defalarca tehdit etti.

Trump, haftanın başlarında yaptığı açıklamada ise askeri operasyon yerine ekonomik baskıya ağırlık vereceğinin sinyalini verdi.

ABD, İran'a ve Tahran'ın silah edinmesine yardımcı olduğunu söylediği kişi ve kuruluşlara yönelik ekonomik yaptırımları sıkılaştırdı. Ancak "azami baskı" kampanyası şimdiye kadar Tahran'ı yeniden müzakere masasına döndürmeyi başaramadı.

Ekonomi uzmanları, savaşın uzaması halinde küresel büyümede sert bir düşüş yaşanacağını ve bazı ülkelerin resesyona girebileceğini öngörüyor. Uzmanlar, savaşın kısa sürede sona ermemesi halinde ekonomik etkilerin daha da ağırlaşacağı uyarısında bulunuyor.



Washington, İran’a karşı savaşın yeniden başlatılması ile ekonomik boğma politikasının sürdürülmesi arasında bölünmüş durumda

Axios’a göre Savunma Bakanı ve CENTCOM komutanları, İran’a karşı savaşın yeniden başlatılmasını destekliyor (CENTCOM)
Axios’a göre Savunma Bakanı ve CENTCOM komutanları, İran’a karşı savaşın yeniden başlatılmasını destekliyor (CENTCOM)
TT

Washington, İran’a karşı savaşın yeniden başlatılması ile ekonomik boğma politikasının sürdürülmesi arasında bölünmüş durumda

Axios’a göre Savunma Bakanı ve CENTCOM komutanları, İran’a karşı savaşın yeniden başlatılmasını destekliyor (CENTCOM)
Axios’a göre Savunma Bakanı ve CENTCOM komutanları, İran’a karşı savaşın yeniden başlatılmasını destekliyor (CENTCOM)

ABD yönetimi içinde İran’a karşı geniş çaplı askerî operasyonların yeniden başlatılması konusunda görüş ayrılıkları yaşanıyor. Şarku’l Avsat’ın Axios’tan aktardığı habere göre Savunma Bakanı Pete Hegseth ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) yeni saldırılar düzenlenmesini savunurken Başkan Donald Trump’ın danışmanlarının çoğu ekonomik baskının ve yaptırımların sürdürülmesinden yana.

Görüş ayrılığı, Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun geçen hafta gerçekleştirdikleri temaslarda İran’ın askerî hedeflerini ve nükleer tesislerini hedef alan ortak bir ABD-İsrail operasyonu ihtimalini ele aldıklarına ilişkin haberlerin ardından gündeme geldi. Görüşmeler hakkında bilgi sahibi ABD’li ve İsrailli yetkililer ile bir başka kaynak, bu olasılığın değerlendirildiğini belirtti.

Netanyahu, bugün çarşamba günü yaptığı açıklamada İran’ın İsrail açısından oluşturduğu tehlikelere ilişkin uyarılarını yineledi. İsrail ordu radyosuna konuşan Netanyahu, “İran’ın kolları bu günlerde füze fırlatmaya ve saldırı operasyonları düzenlemeye çalışıyor” dedi.

fbg
ABD Başkanı Donald Trump, salı günü Washington yakınlarındaki Andrews Hava Üssü’nde başkanlık uçağına doğru ilerlerken (AP)

Netanyahu, seçimler öncesinde mevcut aşamada Tahran’a önleyici saldırı düzenlenmesine karşı olduğunu öne sürdü. “Bana göre bu zamanlama bizim için uygun değil” diyen Netanyahu, önümüzdeki iki yıl içinde Hamas’ı ve Hizbullah’ı ortadan kaldıracağını, İran rejimini ise devireceğini savundu.

Askerî çatışmaya dönüş seçeneği masada

Görüşmeler, Trump’ın İsrail’deki seçimlerden bir hafta sonra yapılacak ABD ara seçimleri öncesinde İran’a saldırmayacağını açıklamasına rağmen askerî tırmanış seçeneğinin hâlâ gündemde olduğunu gösteriyor.

ABD’li bir yetkili, Netanyahu’nun tutumuna ilişkin değerlendirmesinde İsrail Başbakanı’nın çatışmaya yeniden dönmek istiyor gibi göründüğünü söyledi. Yetkili, Trump’ın Netanyahu’ya hazırlık yapabileceğini ifade ettiğini ancak saldırı düzenleneceğine ilişkin somut bir taahhütte bulunmadığını belirtti.

dfg
İranlı bir kadın, 14 Ekim 2026’da Tahran sokaklarından birinde İran bayrağının yer aldığı bir tabelanın yanından geçiyor (AP)

Yetkili, Trump’ın Netanyahu’ya “Buyur, hazırlan” dediğini aktardı. Bu ifadenin hemen harekete geçmek ya da daha sonraki bir tarihte hazırlık yapmak anlamına gelebileceğini belirten yetkili, operasyonun hiçbir zaman gerçekleştirilmemesi ihtimalinin de bulunduğunu kaydetti.

Buna karşılık Beyaz Saray’dan bir yetkili, Trump ile Netanyahu’nun savaşı yeniden başlatmayı görüştüklerine ilişkin haberlerin doğru olmadığını söyledi. Yetkili, ABD Başkanı’nın ara seçimlerden önce İran’a saldırmayacağını belirtti.

Netanyahu’nun ofisi ise başbakanın Trump ve yönetiminin üst düzey yetkilileriyle düzenli temaslarda bulunduğunu, ancak görüşmelerin içeriğine ilişkin yorum yapmayacağını açıkladı.

Tırmanışın zamanlaması konusunda görüş ayrılığı

Kaynaklara göre Trump başlangıçta saldırıların yeniden başlatılmasına daha sıcak bakarken zamanla daha tereddütlü bir tutum sergilemeye başladı. ABD’li bir yetkili, yönetim içinde bir sonraki adım konusunda farklı görüşler bulunması nedeniyle Trump’ın askerî seçeneği desteklemek ile bundan vazgeçmek arasında gidip geldiğini söyledi.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir kaynağa göre Savunma Bakanı Pete Hegseth ve CENTCOM, saldırıların yeniden başlatılmasını en güçlü biçimde savunan isimler ve kurumlar arasında yer alıyor. Buna karşılık Trump’ın danışmanlarının çoğu, ekonomik yaptırımların ve diğer baskı araçlarının sürdürülmesini tercih ediyor. Bu çevreler, söz konusu politikanın giderek daha fazla sonuç verdiğini düşünüyor.

ABD’li bir yetkili, bu yaklaşımı şu sözlerle ifade etti:

“Ekonomik boğmanın giderek daha iyi sonuç verdiğini söylüyorlar. Öyleyse bu politikayı sürdürelim.”

Görüş ayrılığı, Tahran’la mücadelenin yönetilmesinde iki farklı seçeneği öne çıkarıyor. Bunlardan ilki İran’ın askerî ve nükleer kapasitesini hedef alan yeni bir askerî tırmanış, diğeri ise yeni bir savaş turuna girmeden Tahran’ı taviz vermeye zorlamak amacıyla ekonomik baskının sürdürülmesi.

ghj
İranlılar, 14 Ekim 2026’da Tahran’daki Vanak Meydanı’nda ABD karşıtı bir reklam panosunun önünden araçlarıyla geçiyor (AP)

Askerî hazırlıkların devam etmesi, çatışmaların yeniden başlatılmasına ilişkin kesin bir karar alındığı anlamına gelmiyor. Kaynaklara göre ABD ve İsrail orduları teyakkuz durumunu koruyor ve Trump’ın tutumunu değiştirmesi ihtimaline karşı hazırlıklarını sürdürüyor.

İran’ın nükleer programını yeniden inşa etmesinden endişe ediliyor

İsrail, İran’ın nükleer programının çeşitli bileşenlerini yeniden inşa etmeye yönelik adımlar attığına işaret eden ve endişe yaratan istihbarat bulguları elde ettiğini öne sürüyor. Netanyahu’nun son temaslarında bu bilgileri Trump’a aktardığı belirtiliyor.

Görüşmelere ilişkin bilgilere göre İsrail, özellikle İran’ın Kuh-ı Tığ adlı tesisi uranyum zenginleştirmek amacıyla kullanma ihtimalinden endişe duyuyor.

Trump yönetiminin üst düzey üyeleri, savaşta atılacak sonraki adımları ve saldırıların yeniden başlatılması ihtimalini görüşmek üzere 2 Ekim’de Camp David’de saatler süren bir toplantı gerçekleştirmişti. Toplantı, askerî seçeneklerin ABD yönetiminin en üst düzeyinde değerlendirilmeye devam ettiğini gösterdi.

Görüşmeler yalnızca nükleer tesislerle sınırlı kalmadı. Kaynaklara göre İran’ın askerî hedeflerini de kapsayacak ortak bir operasyon ihtimali ele alındı.

Söz konusu istihbarat endişelerinin yakın zamanda bir askerî karara yol açıp açmayacağı ya da devam eden müzakerelerde Tahran üzerindeki baskıyı artırmak için kullanılıp kullanılmayacağı ise henüz netlik kazanmadı.

Görüşmelerin zamanlaması, siyasi açıdan da hassasiyet taşıyor. İsrail’de seçimler 27 Ekim’de, ABD’deki ara seçimlerden bir hafta önce yapılacak. Bu nedenle geniş çaplı çatışmaların yeniden başlaması, her iki ülkedeki seçmenlerin tercihlerini etkileyebilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Kaynakların aktardığı değerlendirmelere göre yeni bir saldırı, İran’ın İsrail’e yüzlerce balistik füze fırlatmasına yol açabilir. Böyle bir gelişme çatışmayı genişletebilir ve İsrail’deki seçimlerin zamanlamasını da etkileyebilir.

Müzakereler henüz çıkmaza girmiş değil

Askerî hazırlıklar sürerken diplomatik girişimler de devam ediyor. Bununla birlikte bir anlaşmaya varılması ihtimali henüz belirsizliğini koruyor.

Katar arabulucuları, savaşı sona erdirmeyi amaçlayan ve nükleer program konusunda tavizler verilmesini öngören ABD’nin son karşı önerisine İran’ın yanıtını bekliyor.

yju
ABD Başkanı Donald Trump’ın Rus dizeli satın alınmasına yönelik duyurduğu anlaşma, ABD’de tepkiyle karşılandı (Reuters)

ABD’li bir yetkili, müzakerelerin tamamen sona ermediğini ancak somut bir ilerleme de kaydedilmediğini söyledi. Washington’un baskıyı artırmayı sürdürdüğünü belirten yetkili, İran içinde uzlaşmaya daha açık seslerin ağırlık kazanacağı beklentisiyle hareket edildiğini ifade etti.

Yetkili, Tahran’ın savaşın yarattığı baskı ve yaklaşan ABD ara seçimleri nedeniyle Trump’ın geri adım atacağını düşündüğünü belirtti. Ancak Trump’ın İranlılara bu hesaplamanın yanlış olduğunu gösterdiğini savundu.

Trump, salı günü İran’a yönelik eleştirilerini yineleyerek ülkeyi “başarısız bir devlet” olarak nitelendirmiş ve Washington’un İran konusunda “çok yakında” bir karar vereceğini söylemişti.


ABD'den Kuzey Kore'yi finanse ettiğinden şüphelenilen ağa yönelik önlemler

ABD Adalet Bakanlığı (Reuters)
ABD Adalet Bakanlığı (Reuters)
TT

ABD'den Kuzey Kore'yi finanse ettiğinden şüphelenilen ağa yönelik önlemler

ABD Adalet Bakanlığı (Reuters)
ABD Adalet Bakanlığı (Reuters)

ABD’li federal savcılar dün, Kuzey Kore’nin uzaktan bilgi teknolojileri alanında çalışarak gelir elde etmeyi amaçladığı öne sürülen bir planın ortaya çıkarılması kapsamında iki kişinin gözaltına alındığını ve 180’den fazla bilgisayara el konulduğunu açıkladı.

Şarku’l Avsatın AP’den aktardığına göre ABD Adalet Bakanlığı, Teksas eyaletinde dizüstü bilgisayar çiftlikleri olarak kullanıldığından şüphelenilen 40’tan fazla adrese baskın düzenlendiğini bildirdi. Söz konusu tesislerin, Amerikalı işverenleri Kuzey Kore vatandaşlarını işe almaya ikna ederek, Pyongyang’a 3 milyon dolardan fazla gelir sağladığı belirtildi.

Ohio ve Pensilvanya eyaletlerinde kara para aklama ve kimlik hırsızlığı suçlamalarıyla iki ABD vatandaşı gözaltına alınırken, operasyon kapsamında 14 kişi hakkında daha suçlamada bulunuldu. Şüphelilerden 10’unun Çin’de yaşadığı bildirildi.

Ulusal Güvenlikten Sorumlu Başsavcı Yardımcısı John Eisenberg, “Kuzey Kore rejimi, yasa dışı faaliyetler için gelir elde etmek amacıyla geniş çaplı bilgi teknolojileri istihdam programlarından yararlanıyor. Bu faaliyetlerden sağlanan gelir, nihayetinde ABD’yi veya müttefiklerini hedef alabilecek silahların geliştirilmesinde kullanılabiliyor” dedi.

Bu olay, Kuzey Kore hükümetine yasa dışı gelir sağladığından şüphelenilen ve ABD’de faaliyet gösteren “dizüstü bilgisayar çiftliklerine” yönelik bir dizi kolluk kuvveti operasyonunun son halkasını oluşturuyor. Bu tesislerde çok sayıda bilgisayar bulunuyor ve söz konusu cihazlar yasa dışı gelir elde etmek amacıyla kullanılıyor.

Nisan ayında da iki ABD vatandaşı, yurt dışındaki kişilerin, özellikle Kuzey Korelilerin, uzaktan bağlanarak kendilerini ABD’de ikamet eden bilgi teknolojileri uzmanları gibi tanıtmalarına olanak sağlayan benzer tesisler kurdukları gerekçesiyle hapis cezasına çarptırılmıştı.


İngiltere: Moskova ve Tahran kaynaklı tehditler

MI5 Başkanı Ken McCallum, 13 Ekim’de Londra’daki MI5 genel merkezinde açıklamalarda bulunurken (DPA)
MI5 Başkanı Ken McCallum, 13 Ekim’de Londra’daki MI5 genel merkezinde açıklamalarda bulunurken (DPA)
TT

İngiltere: Moskova ve Tahran kaynaklı tehditler

MI5 Başkanı Ken McCallum, 13 Ekim’de Londra’daki MI5 genel merkezinde açıklamalarda bulunurken (DPA)
MI5 Başkanı Ken McCallum, 13 Ekim’de Londra’daki MI5 genel merkezinde açıklamalarda bulunurken (DPA)

İngiltere İç İstihbarat Servisi MI5 Başkanı Ken McCallum dün yaptığı açıklamada, İran’ın askeri tesisler gibi korunaklı hedeflere yönelik girişimlerini yoğunlaştırdığını, Rusya’nın ise Ukrayna’nın müttefiklerine karşı hibrit savaşını tırmandırdığını belirtti. McCallum, Tahran’ın İngiltere’deki operasyonlarının kapsamını genişletmeye çalıştığını ve geleneksel olarak hedef aldığı İranlı muhaliflerin ötesine geçmeyi amaçladığını ifade etti. İngiliz makamları, İran’ı vekilleri aracılığıyla Yahudi toplumuyla bağlantılı hedeflere yönelik kundaklama ve sabotaj saldırılarının arkasında olmakla suçluyor. Şarku’l Avsatın AP’den aktardığına göre İngiliz yetkililer bu iddiaları soruşturuyor.

McCallum, İngiltere’nin karşı karşıya olduğu çok sayıda tehdidi ele aldığı yıllık konuşmasında, yapay zekânın kötüye kullanımına ilişkin en büyük endişelerden birinin teröristlerin biyolojik silah geliştirmesine, hatta yeni hastalık etkenleri üretmesine imkân sağlaması olduğunu söyledi.

İngiltere’nin, 25 yıl önceki 11 Eylül saldırılarının yarattığı değişim ölçüsünde bir dönüşümün yaşandığı “yeni bir ulusal güvenlik dönemiyle” karşı karşıya olduğunu belirten McCallum, tehditlerin “kundaklama, sabotaj, siber saldırılar, zorlama ve şiddetten” başlayarak “ergenlerin yatak odalarında algoritmalar aracılığıyla maruz kaldıkları içeriklere” kadar uzandığını ifade etti.

Tehditler dört katına çıktı

McCallum, yabancı devletlerle bağlantılı tehditlerin son 10 yılda dört katına çıktığını belirterek, başta Rusya, İran ve Çin kaynaklı tehditlerle mücadele etmek için yürütülen çalışmalara dikkat çekti. MI5’ın bu tehditlerle mücadeleye ayırdığı kaynakların Soğuk Savaş dönemindekinden daha fazla olduğunu kaydetti.

scdfgth
MI5 Başkanı Ken McCallum, 13 Ekim’de düzenlediği basın toplantısında İran ve Rusya kaynaklı tehditlerin arttığı uyarısında bulundu (Reuters)

İngiltere Başbakanı Andy Burnham ise pazartesi günü yaptığı açıklamada, İran’ın, ABD bombardıman uçaklarının İran’a yönelik saldırılarda kullandığı İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetlerine ait Fairford Üssü’nü hedef aldığı şüphesi bulunan bir planın arkasında olmasının “son derece muhtemel” olduğunu söylemişti. Olayın ardından güvenlik önlemleri artırılmış, ABD Başkanı Donald Trump da üsten bazı uçakların çekilmesi talimatını vermişti.

Burnham, söz konusu planın “neredeyse kesin olarak” İran Devrim Muhafızları tarafından yönlendirildiğini belirtti. Açıklama, 27 Eylül’de İngiltere’nin batısındaki Fairford Üssü yakınlarında yaşanan olaya ilişkin yapıldı. Olay sırasında onlarca kişi evlerinden tahliye edilirken, bölgeye silahlı polisler ve orduya bağlı bomba imha uzmanları sevk edildi.

Polis, daha sonra olay yerindeki üç küçük kamyonda benzin bulunduğunu, ancak patlayıcıya rastlanmadığını açıkladı. Yirmili yaşlarındaki yedi erkek gözaltına alındı. Şüpheliler, soruşturma devam ederken kefaletle serbest bırakıldı.

Associated Press (AP), Trump yönetiminin üssün, mümkün olduğunca fazla sayıda ABD askerini öldürmeyi ve Amerikan uçaklarını imha etmeyi amaçlayan İran kaynaklı tehditlerle karşı karşıya kaldığına inandığını bildirdi. Ancak İngiliz yetkililer bu değerlendirmeleri doğrulamadı.

Tahran yönetimi, Fairford olayına karıştığı yönündeki suçlamaları reddetti. İran, İngiltere’de düşmanca faaliyetlerde bulunduğu iddialarını da kabul etmiyor. İngiliz makamları ise İran’ı yıllardır İranlı muhaliflere yönelik suikast planları ve girişimlerinin yanı sıra, İsrail ve Yahudi toplumuyla bağlantılı hedeflere yönelik faaliyetlerle ilişkilendiriyor.

İran daha önce, topraklarına yönelik saldırılarda kullanılan her türlü askerî üssü meşru hedef olarak gördüğünü açıklamıştı. Rusya da İngiltere ve diğer Batılı ülkelerde düşmanca faaliyetlerde bulunduğu iddialarını reddediyor. Buna karşın McCallum, Rusya’yı hâlâ “başlıca saldırgan” olarak nitelendirdi.

İran bağlantılı soruşturmalarda onlarca gözaltı

McCallum, devam eden soruşturma nedeniyle Fairford olayı hakkında yorum yapamayacağını söyledi. Ancak İran’ın bu yıl, askerî tesisler gibi daha sıkı korunan yerleri hedef alma konusundaki “niyetlerinde önemli bir değişim” yaşandığına dikkat çekti.

McCallum, “Fairford Üssü olayı münferit değil. Yalnızca İngiltere’de değil, dünyanın farklı yerlerinde de benzer örnekler gördük” ifadelerini kullandı.

dfergth
İngiliz polisleri, Fairford Hava Üssü çevresinde (Reuters)

İran bağlantılı operasyonlar kapsamında geçen yıl 50’den fazla kişinin gözaltına alındığını açıklayan McCallum, İran’ın patlayıcı yüklü insansız hava araçları (SİHA) kullanarak karmaşık saldırılar düzenleme kapasitesine ilişkin bir soruya da ycevap verdi.

McCallum, İran’ın bu alandaki kapasitesinin İngiltere’de operasyonlarını yürütmek için kullandığı suç örgütlerinin ve vekil unsurların gelişmişlik düzeyiyle sınırlı olduğunu söyledi.

“İngiltere’de son yıllarda fiilen gördüklerimize dayanarak, bu unsurların kapasitesi söz konusu seviyeye hiçbir şekilde yaklaşmış değil” diyen McCallum, buna karşın İran Devrim Muhafızlarının, İran’a daha yakın ülkelerde geleneksel ve hibrit yöntemleri daha saldırgan ve gelişmiş biçimlerde kullanma konusunda kayda değer deneyime sahip olduğunu vurguladı.

Rusya’nın hibrit saldırıları

McCallum, diğer Avrupa istihbarat servislerinin Rusya’nın geleneksel askerî çatışma eşiğinin altında kalan taktikler kullandığı yönündeki uyarılarını yineledi.

Bu kapsamda Almanya’daki Leipzig Havalimanı’nda patlayıcı yüklü bir SİHA aracıyla kargo uçağını hedef alma girişimini ve Polonya’nın enerji altyapısına yönelik siber saldırıyı örnek gösterdi.

Rusya’nın, “geleneksel çatışma düzeyinin altında kalan, ancak zaman zaman bu sınıra oldukça yaklaşan” taktikler kullandığını söyleyen McCallum, şu ifadeleri kullandı:

“Rus saldırganların, Ukrayna’daki askerî ilerlemeleri sınırlı kalırken ve korkunç derecede ağır maliyetlere yol açarken, diğer Avrupa ülkelerinde istikrarsızlık yaratmaya çalışması tesadüf değil.”

Rusya, ağustos ayında Leipzig Havalimanı’nda yaşanan olayla ilgili Almanya’nın suçlamalarını reddederek, iddiaları “tamamen uydurma” olarak nitelendirmişti.

Yapay zekâ tehditleri artırıyor

Yapay zekâ konusuna da değinen McCallum, bu teknolojinin siber güvenlik alanında saldırganlarla savunma tarafı arasındaki rekabeti büyük ölçüde yoğunlaştırdığını söyledi.

Terör örgütlerinin keşif, saldırı planlama ve uygulama yöntemlerini geliştirmek için yapay zekâdan yararlandığını belirten McCallum, yapay zekâ destekli İHA’ların kullanımına da dikkat çekti.

McCallum, yapay zekânın kötüye kullanımına ilişkin henüz gerçekleşmemiş en endişe verici senaryonun, mevcut biyolojik silahların oluşturduğu risklerin niteliğini değiştirmesi veya yeni biyolojik silahların geliştirilmesini mümkün kılması olduğunu ifade etti. Bu konunun kendisi ve çalışma arkadaşları tarafından “özel bir dikkatle” ele alındığını belirterek, risklerin gerçek olduğunu vurguladı.

sdfghyju
MI5 Başkanı’nın 13 Ekim’de Londra’da düzenlediği yıllık basın toplantısından bir görüntü (AP)

Londra’daki MI5 merkezinde yaptığı konuşmanın ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan McCallum, terör örgütlerinin kimyasal, biyolojik veya radyolojik silahlara sahip olmayı güçlü biçimde arzuladığını, ancak bu silahları elde etmekte ciddi zorluklarla karşılaştığını söyledi.

Yapay zekâyla bağlantılı iki temel tehlikeye dikkat çeken McCallum, ilk riskin tehlikeli bilgilerin, bu bilgilere sahip olmaması tercih edilecek kişilerin eline geçmesi olduğunu belirtti.

İkinci riskin ise yapay zekânın daha önce bilinmeyen yeni hastalık etkenleri geliştirebilmesi olduğunu kaydetti.

Şarku’l Avsatın AP’den aktardığına göre McCallum, hızla gelişen bu teknolojiden kaynaklanan riskleri önceden değerlendirmek amacıyla MI5 bünyesinde yeni bir Yapay Zekâ Tehditlerini Değerlendirme Merkezi kurulduğunu açıkladı.

McCallum, “İnsanlık tarihinde bugüne kadar kendisinden daha zeki, düşünme konusunda insanı geride bırakabilecek bir varlıkla karşılaşmadı. Bu gerçekten emsalsiz bir durum ve iç istihbarat servisi de dâhil olmak üzere, hak ettiği ciddiyetle ele alınmayı gerektiriyor” değerlendirmesinde bulundu.