Trump: Hürmüz'ün ABD toprağı olduğunu yakında açıklayacağım, İran'ı ekonomik olarak sert biçimde vuracağız

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump: Hürmüz'ün ABD toprağı olduğunu yakında açıklayacağım, İran'ı ekonomik olarak sert biçimde vuracağız

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, cuma günü yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nı “yakında” ABD toprağı ilan edeceğini belirterek İran’ın ağır bir yenilgiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. New York eyaletindeki bir polis akademisinde düzenlenen mitingde konuşan Trump, gülerek, “Çok yakında Hürmüz Boğazı’nı ABD toprağı ilan edeceğim. Bu doğru” ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump, iki ülke arasında yaklaşık altı aydır devam eden savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya varılması konusunda Washington ile Tahran'ın ciddi zorluklarla karşı karşıya olduğu bir dönemde, ABD'nin İran'ı ekonomik açıdan ağır şekilde vuracağını söyledi.

ABD Donanması'nın Hürmüz Boğazı'nda tam bir abluka uyguladığını ifade eden Trump "İran'ı tamamen mağlup ettikten sonra, çok geçmeden Hürmüz Boğazı'nı ABD toprağı ilan edeceğim" dedi. Bu açıklama, Ortadoğu'dan dünya piyasalarına yönelik petrol arzının önemli bir bölümünün geçtiği stratejik su yolu üzerindeki kontrol konusunda karşılıklı sert açıklamaların dozunu daha da artırdı.

Hürmüz Boğazı'ndaki geçiş trafiği, iki geminin daha saldırıya uğramasının ardından bugün (Cuma) neredeyse durma noktasına geldi. ABD ise İran'a yönelik deniz ablukasını süresiz olarak sürdürebileceğini açıkladı.

Reuters'ın çarşamba günü üst düzey bir İranlı kaynağa dayandırdığı haberine göre haziran ayında savaşı sona erdirmek amacıyla varılan anlaşmanın temelini oluşturacak görüşmelerde ilerleme sağlanamadı.

Ateşkesin uzatılmasının ardından yeniden bozulmasıyla birlikte İran, boğazdan izinsiz geçmeye çalıştığını öne sürdüğü gemilere yönelik saldırılarını yeniden başlattı.

Birleşik Arap Emirlikleri'nin resmi haber ajansı, Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi'ne (ADNOC) ait iki geminin perşembe akşamı boğazdan geçerken saldırıya uğradığını bildirdi. BAE hükümeti saldırıdan İran'ı sorumlu tutarken Tahran'dan konuya ilişkin henüz açıklama gelmedi.

Başlıca nüfuz kaynağı

Gemi takip şirketi Kpler'ın verilerine göre perşembe günü Körfez'in girişindeki su yolundan 9 gemi geçti. Bu sayı çarşamba günü 5 olarak kaydedilmişti. Ancak rakam, ağustos ayındaki günlük 12 gemilik ortalamanın altında kaldı.

Gemi takip verilerinde cuma gününün ilk saatlerinde izlenebilen herhangi bir geçiş görülmedi.

Bazı gemilerin transponder cihazlarını kapatarak takip sistemlerinden kaçması mümkün olsa da söz konusu rakamlar, ABD ve İsrail'in şubat ayında İran'a karşı başlattığı savaş öncesinde Hürmüz Boğazı'ndan günlük ortalama 130'dan fazla geminin geçiş yaptığı seviyeye yaklaşmıyor.

Risk istihbaratı şirketi Verisk Maplecroft'un Ortadoğu başanalisti Torbjorn Soltvedt, "Bölgedeki enerji altyapısına yönelik tehdidin yanı sıra İran'ın boğazdaki deniz taşımacılığını kısıtlama kapasitesi, müzakerelerdeki başlıca nüfuz kaynağını oluşturuyor" dedi.

Yeni tedbir tehdidi

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, gazetecilere yaptığı açıklamada, ABD ordusunun İran'a yönelik ekonomik açıdan ağır sonuçlar doğuran deniz ablukasını sürdürmek için bölgede deniz kuvvetleri bulundurmaya devam edebileceğini söyledi.

Hegseth, Panama ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, "ABD Donanması böyle bir ablukayı süresiz olarak sürdürebilir. Gemileri bölgeye girip çıkacak şekilde dönüşümlü olarak kullanacağız. Bunu daha önce de yaptık ve yapmaya devam edeceğiz" dedi.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent de perşembe günü Washington'ın İran'a daha fazla mali zarar vermeyi planladığını söyledi.

Bessent, Newsmax'te yayımlanan "Rob Schmitt Tonight" programına verdiği röportajda, "Gelecek hafta daha fazla karar bekleyin. Çünkü herhangi bir ülkenin ekonomik izolasyonu tarihinde daha önce görülmemiş tedbirleri uygulayacağız" ifadelerini kullandı.

Başkan Donald Trump, Amerikalıların çoğunun karşı çıktığı savaşı sona erdirmesi yönündeki iç siyasi baskıyla karşı karşıya. Yakıt fiyatlarındaki yükseliş, Trump'ın kamuoyu desteğini aşağı çekerken, bu durum Cumhuriyetçi Parti'nin kasım ayında yapılacak ara seçimlerde Kongre'deki çoğunluğunu koruma ihtimalini de zayıflatabilir.

Geçiş yasağı

Hindistan'ın Rus ham petrolüne bağımlılığı temmuz ayında rekor seviyeye yükseldi.

Trump, savaş öncesinde küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz arzının yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı üzerinde ABD'nin "tam kontrolü" bulunduğunu defalarca söyledi. İran ise bu iddiayı reddediyor.

Tahran, kendi şartları karşılanıncaya kadar su yolunun yeniden açılmasına izin vermeyeceğini açıkladı. Bu şartlar arasında ekonomik yaptırımların kaldırılması ve dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması bulunuyor.

İran parlamentosunun bir komisyonu da boğazla ilgili bir planı onayladı. Devrim Muhafızları'na bağlı Tasnim haber ajansının bildirdiğine göre plan, ABD, İsrail ve diğer "düşman" ülkelerin varlık ve ekipmanlarının boğazdan geçişinin yasaklanmasını öngören bir madde içeriyor.

ABD, haziran ortasında İran'ın deniz taşımacılığı ve limanlarına yönelik ablukasını bir aylığına kaldırmış, ancak daha sonra yeniden uygulamaya koymuştu. Bu adım, Tahran'ın başlıca döviz kaynağını keserken savaş sırasında enerji altyapısına yönelik saldırıların yol açtığı kayıpları da artırdı.

Washington daha önce, İran ile boğazın karşı kıyısında bulunan Umman'ın ticari deniz taşımacılığının yeniden başlatılması konusunda anlaşmaya varması halinde ablukayı kaldıracağını açıklamıştı.

Tehdit ve çekimserlik

Trump, kara birlikleri konuşlandırma, stratejik adaları ele geçirme ve su arıtma tesislerini bombalama konusunda şimdiye kadar çekimser kalmasına rağmen askeri operasyonları tırmandırmak ve "İran'ı sert biçimde vurmakla" defalarca tehdit etti.

Trump, haftanın başlarında yaptığı açıklamada ise askeri operasyon yerine ekonomik baskıya ağırlık vereceğinin sinyalini verdi.

ABD, İran'a ve Tahran'ın silah edinmesine yardımcı olduğunu söylediği kişi ve kuruluşlara yönelik ekonomik yaptırımları sıkılaştırdı. Ancak "azami baskı" kampanyası şimdiye kadar Tahran'ı yeniden müzakere masasına döndürmeyi başaramadı.

Ekonomi uzmanları, savaşın uzaması halinde küresel büyümede sert bir düşüş yaşanacağını ve bazı ülkelerin resesyona girebileceğini öngörüyor. Uzmanlar, savaşın kısa sürede sona ermemesi halinde ekonomik etkilerin daha da ağırlaşacağı uyarısında bulunuyor.



“Tanker savaşı” İran’a yönelik kuşatmayı sıkılaştırıyor

Irak kara sularında dün bir İHA’nın hedefi olan "New Andros" adlı petrol tankerinde söndürme çalışmaları, (Reuters)
Irak kara sularında dün bir İHA’nın hedefi olan "New Andros" adlı petrol tankerinde söndürme çalışmaları, (Reuters)
TT

“Tanker savaşı” İran’a yönelik kuşatmayı sıkılaştırıyor

Irak kara sularında dün bir İHA’nın hedefi olan "New Andros" adlı petrol tankerinde söndürme çalışmaları, (Reuters)
Irak kara sularında dün bir İHA’nın hedefi olan "New Andros" adlı petrol tankerinde söndürme çalışmaları, (Reuters)

“Tanker savaşı”, ABD’nin İran’a yönelik kuşatmayı sıkılaştırmasıyla tırmandı. ABD ordusu, bir Amerikan savaş gemisini hedef alan iki balistik füze saldırısına karşılık olarak 5 İran petrol tankerini imha etti.

İran filosu artık ABD ateşinin hedefinde. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), son bir hafta içinde ABD güçlerinin 10 İran tankerini imha ettiğini bildirdi. Açıklamada, Amerikan savaş gemilerine yönelik saldırı girişimlerinin tekrarlanması halinde saldırıların süreceği ifade edildi.

İran Devrim Muhafızları ise 2 Amerikan gemisi, 8 tanker ve “yasaklı ve güvensiz bölgeye” giren 10 gemiyi vurduğunu açıkladı. CENTCOM ise kendi gemilerinden herhangi birinin vurulduğu iddiasını yalanladı.

İran ayrıca Ürdün’deki “Amerikan hedeflerine” doğru füzeler fırlattı ve deniz ulaşımına uygulamayı planladığı kısıtlamaların kapsamını genişleterek, Umman Körfezi ile Arap Denizi’nin bazı kesimlerini de bölgeye dahil etti.

Nükleer dosyada ise Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu, Tahran’ın güvence ve nükleer silahların yayılmasının önlenmesine ilişkin yükümlülüklerine uymaması nedeniyle İran dosyasını, 20 yıl aradan sonra ilk kez Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne sevk etti. Karar, 23 ülkenin lehte oyuyla kabul edildi.

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak uydu görüntüleri, Natanz nükleer tesisinin yakınındaki “Cebel el-Fas” bölgesinde yürütülen inşaat çalışmalarında “belirgin bir sıçrama” yaşandığını ortaya koydu. Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığına göre ABD ordusu, söz konusu tesise yönelik saldırı planlarını hazır bulunduruyor. Ancak ABD bombalarının graniti aşarak tahkim edilmiş nükleer tesisin derinliklerine ulaşabilecek kapasitede olup olmadığı konusunda şüpheler bulunuyor.


İran, ABD güçlerine karşı “yeni füzeler” kullanacağı sinyalini verdi

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, dün yeniden yapılanmaya ilişkin bir toplantıya katıldı. (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, dün yeniden yapılanmaya ilişkin bir toplantıya katıldı. (İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

İran, ABD güçlerine karşı “yeni füzeler” kullanacağı sinyalini verdi

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, dün yeniden yapılanmaya ilişkin bir toplantıya katıldı. (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, dün yeniden yapılanmaya ilişkin bir toplantıya katıldı. (İran Cumhurbaşkanlığı)

İran, bölgedeki ABD güçleriyle çatışmanın seviyesini yükseltebileceği mesajını verirken, Washington, İran’ın yeni füzeleri konusunda “açık bir uyarı” aldığını belirtti.

Tehdit, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai’den geldi. Rızai, ülkesinin bir ABD savaş gemisine yönelik saldırıda “destroyer karşıtı” bir füzeyi test ettiğini söyledi. ABD gemileri ve üslerine yönelik operasyonel yaklaşımın “kapsamlı bir şekilde gözden geçirildiğini” belirten Rızai, İran’ın yeni bir aşamaya hazırlandığı mesajını verdi.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan da ülkesinin “her zaman savaşa karşı olduğunu”, ancak “saldırganlar tamamen pişman olana kadar” karşılık vermeyi sürdüreceğini söyledi.

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak Washington ve Londra, İran’ın havacılık sektörüne yönelik yaptırımları sıkılaştırdı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre ABD, 27’si havayolu şirketi olmak üzere toplam 36 kuruluşu hedef alan yaptırım paketi kapsamında, İran’ın kalan tüm havayolu şirketlerini de kısıtlamalara dahil etti.

Bu arada Birleşik Krallık; söz konusu tedbirlerin İran'ın nükleer programını dizginlemeyi amaçladığını belirterek yeni mali ve ticari kısıtlamalar getirdi, gemileri hedef alma yetkisini genişletti ve —istisnai durumlar haricinde— İran uçaklarının iniş yapmasını yasakladı.


İsrail ve İngiltere karşılıklı yaptırım uyguladı

İsrail güçleri, dün işgal altındaki Batı Şeria’nın Anata beldesindeki bir caddede bir Filistinliyi gözaltına alırken (AP)
İsrail güçleri, dün işgal altındaki Batı Şeria’nın Anata beldesindeki bir caddede bir Filistinliyi gözaltına alırken (AP)
TT

İsrail ve İngiltere karşılıklı yaptırım uyguladı

İsrail güçleri, dün işgal altındaki Batı Şeria’nın Anata beldesindeki bir caddede bir Filistinliyi gözaltına alırken (AP)
İsrail güçleri, dün işgal altındaki Batı Şeria’nın Anata beldesindeki bir caddede bir Filistinliyi gözaltına alırken (AP)

Tel Aviv ve Londra karşılıklı yaptırım kararı alırken, İngiltere işgal altındaki Batı Şeria’da uluslararası hukuka göre yasa dışı olan yerleşimlerden yapılan mal ticaretine “kısıtlamalar getirme” niyetini açıkladı.

İsrail, Londra ve Paris’in yerleşimlere yönelik kararlarını beklerken, İngiltere ve Fransa’nın yanı sıra Kanada, Danimarka, Finlandiya, İzlanda, İrlanda, Norveç, Polonya, Portekiz, İspanya ve İsveç’in de yer aldığı geniş bir Batılı uluslararası koalisyonla karşı karşıya kaldı.

İsrail Dışişleri Bakanlığı dün, İngiltere’nin Batı Şeria’daki yerleşimlere yönelik uyguladığı yaptırımlara karşılık olarak Kudüs’teki İngiliz konsolosluğunun kapatılacağını açıkladı. Bakanlık ayrıca İngiltere temsilcilerinin Gazze’de ateşkesin izlenmesinden sorumlu ortak askeri merkezden çıkarılmasına ve İngiltere’nin Filistin Yönetimi’ne bağlı güvenlik güçlerine yönelik eğitim programlarının sonlandırılmasına karar verdi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Tel Aviv, Londra’ya yönelik tepkisini daha da sertleştirerek, aralarında 12 seçilmiş İngiliz yetkilinin de bulunduğu bazı kişilerin yanı sıra “antisemitik ve İsrail karşıtı faaliyetlere karıştığını” öne sürdüğü bazı İngiliz vatandaşlarının ülkeye girişini engelleyeceğini bildirdi.

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband ise dün yaptığı açıklamada, ülkesinin “yerleşimlerden gelen ürünlerin ithalatına yasak getireceğini” duyurdu. Miliband, İsrail hükümetini Batı Şeria’da yerleşimciler tarafından gerçekleştirilen “etnik temizliğe göz yummakla” suçladı.

Miliband, “İngiliz hükümeti, Batı Şeria’da terörist yerleşimciler tarafından etnik temizlik yapıldığını kabul ediyor” ifadelerini kullandı.