İran’ın ABD ile yeniden başlayan savaşa karşı verebileceği yanıt seçenekleri neler?

ABD birlikleri, Ortadoğu’daki operasyonları desteklemek amacıyla bölgesel sularda seyreden USS George Washington uçak gemisinde gece uçuş operasyonları gerçekleştiriyor. (CENTCOM)
ABD birlikleri, Ortadoğu’daki operasyonları desteklemek amacıyla bölgesel sularda seyreden USS George Washington uçak gemisinde gece uçuş operasyonları gerçekleştiriyor. (CENTCOM)
TT

İran’ın ABD ile yeniden başlayan savaşa karşı verebileceği yanıt seçenekleri neler?

ABD birlikleri, Ortadoğu’daki operasyonları desteklemek amacıyla bölgesel sularda seyreden USS George Washington uçak gemisinde gece uçuş operasyonları gerçekleştiriyor. (CENTCOM)
ABD birlikleri, Ortadoğu’daki operasyonları desteklemek amacıyla bölgesel sularda seyreden USS George Washington uçak gemisinde gece uçuş operasyonları gerçekleştiriyor. (CENTCOM)

ABD, altı aydır kilitlenen çatışmaların ardından dün geç saatlerde İran’a yeni bir saldırı dalgası başlattı. Tahran ise bölgedeki ABD hedefleri olduğunu belirttiği noktalara füze ve insansız hava araçları (İHA) fırlatarak karşılık verdi.

Askeri gerilimin devam etmesi veya Washington’ın İran ekonomisini çökertmeye yönelik kampanyasını sertleştirmesi halinde Tahran’ın başvurabileceği öne çıkan seçenekler şunlar:

Saldırıların kapsamının genişletilmesi

İran, savaşın patlak verdiği 28 Şubat’tan bu yana komşu ülkelerdeki hedeflere yönelik defalarca saldırı düzenledi. ABD kuvvetlerini ve tesislerini hedef aldığını belirten Tahran, kendisine yönelik askeri ve ekonomik baskılara katılan her tarafa ‘sarsıcı’ bir karşılık verme tehdidinde bulundu.

Tahran temel hedeflerinin ABD askeri noktaları olduğunu vurgulasa da bazı saldırılar enerji tesislerini ve diğer altyapıları da vurdu.

csdfvegb
Umman’ın Musandam bölgesinden görülen, Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler (Reuters)

Petrol ve gaz tesislerine yönelik saldırıların genişlemesi enerji fiyatlarını daha da yukarı çekebilir. Bu durum, Başkan Donald Trump yönetimi üzerindeki siyasi ve ekonomik baskıları artırarak çatışmanın sonuçlarını kontrol altına almayı daha da zorlaştırabilir.

Ayrıca elektrik santralleri ve su arıtma tesisleri gibi kritik altyapıların hedef alınması, savaşın yol açtığı sivil ve ekonomik hasarın boyutunu büyütebilir.

Asimetrik savaşın genişlemesi

İran, müttefiki olan silahlı gruplar aracılığıyla baskıyı artırma seçeneğine de sahip. Nitekim Husilerin savaşa dahil olmasının yanı sıra Hizbullah ve Tahran yanlısı Iraklı gruplar da çatışmalarda yer aldı. Bu durum İran’a, misillemeyi yalnızca kendi nizami kuvvetleriyle sınırlı tutmak yerine saldırıları birden fazla cepheye yayma imkânı veriyor.

Bu yaklaşım, İran’ın yıllardır geliştirdiği asimetrik harp araçlarına dayanıyor. Söz konusu araçlar; füzeler, İHA’lar, hücumbotlar ve deniz mayınlarının yanı sıra İran toprakları dışından kuvvetlere veya deniz seyrüsefer rotalarına saldırabilecek silahlı grupları kapsıyor.

Yıpratma taktiği ve savaşı uzatma seçeneği

Tahran, kesin bir darbe vurmaya çalışmak yerine çatışmayı zamana yayma seçeneğine de oynayabilir. Nitekim Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) üst düzey komutanlarından Muhammed Rıza Nakdi, ağustos ayında yaptığı açıklamada ABD’nin ‘stratejiden yoksun bir savaş’ yürüttüğünü belirterek, ‘savaşın Trump’ın görev süresinin sonuna kadar uzatılması’ ihtimalinden bahsetmişti.

Bu yaklaşım, İran’ın çatışma turları arasında kapasitesini yeniden inşa etmeye dayalı askeri söylemiyle de örtüşüyor. Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf bu hafta yaptığı açıklamada, silahlı kuvvetlerin kapasitelerini yeniden inşa etmek için ‘her fırsatı’ değerlendirdiğini ve İran’ın önümüzdeki turlarda ‘niteliksel ve niceliksel olarak daha üstün’ olacağını söyledi.

Bu durum, İran’ın tercihini doğrudan bir çatışmada ABD2yi askeri olarak yenmeye çalışmak yerine, uzun süreli bir savaşın maliyetini Washington için artırma yönünde kullandığını güçlendiriyor.

Petrol akışının azaltılması

İran’ın petrol ihracatını aksatma yönündeki hamleleri, savaşın başından bu yana Tahran’ın en önemli baskı unsurlarından biri olmayı sürdürüyor.

Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, Tahran’ın ‘ekonomik savaş’ olarak adlandırdığı sürecin devam etmesi halinde petrol ihracatını durdurma tehdidinde bulunarak, gerek Hürmüz Boğazı üzerinden gerekse Arap Körfezi’nin herhangi bir noktasından ‘tek bir damla’ petrolün dahi ihraç edilmeyeceğini söyledi.

Bu bağlamda deniz seyrüseferini tehdit etmek ve Hürmüz Boğazı’nı kapatma girişimleri, İran’ın müzakere masasındaki elini güçlendirmek için kullandığı en kilit araçlar arasında yer alıyor. Rızai, İran’ın şartları kabul edilene kadar boğazın kapalı kalacağını belirtirken; Kalibaf ise İslamabad Mutabakat Zaptı kapsamındaki ‘ABD yükümlülükleri yerine getirilmediği sürece boğazın açılmayacağını’ duyurdu.

Kalibaf, Washington’ın taahhütlerini yerine getirmemesi halinde Tahran’ın ‘güç diliyle bu yükümlülükleri zorla uygulatacağını’ ifade ederek askeri baskı ile müzakere çıkışını bir arada sunan bir tutum sergiledi.

Son ABD saldırılarının ardından DMO tarafından yapılan açıklamada, söz konusu saldırıların Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasını ‘daha da kesinleştireceği’ belirtildi.

İran’ın gemilere yönelik saldırıları ve tehditleri, savaştan önce küresel enerji arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin büyük ölçüde durmasına ve boğazın neredeyse tamamen kapanmasına yol açtı.

Geçtiğimiz haftalarda bazı petrol tankerleri boğazdan geçmiş olsa da deniz taşımacılığı trafiği önceki seviyelerinin oldukça altında seyretmeye devam ediyor.

Son altı ay boyunca boğazdan geçmeye çalışan tankerlere yönelik füze, İHA ve hücumbot saldırıları petrol fiyatlarının defalarca yükselmesine neden oldu. Ekonomik etki yaratmak için İran’ın her bir gemiyi fiilen durdurması gerekmiyor. Savaş boyunca mayın, gemisavar füzeleri, İHA’lar ve hücumbotlardan oluşan kombine bir yöntem kullanan Tahran; nakliye ve sigorta şirketleri için riskleri artırırken ABD’yi de su yolunun güvenliğini sürekli olarak sağlamaya zorluyor.

dfvbfgb
Umman’ın Musandam vilayetinden görülen Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler, 2 Eylül 2026 (Reuters)

Lark Adası saldırısının ardından yaşanan son çatışmalar, Washington’ın artık İran’ın boğaz çevresinde yeniden inşa ettiği mayın dökme kapasitelerini, radarları ve füze platformlarını da hedef aldığını gösteriyor. Bu durum, yeniden inşa ve ardından gelen saldırılardan oluşan kısır bir döngünün kapısını aralıyor.

Paralel bir kulvarda ise İran müttefiki Husiler, Babu’l Mendeb Boğazı’ndan geçen ticari gemilere düzenledikleri saldırılarla Kızıldeniz’deki deniz trafiğine kısıtlamalar getirdi.

Başlangıçta bu saldırılar deniz taşımacılığının yalnızca bir kısmını durdurabilmiş ve ağustos ortasına kadar gemilerin yarısından fazlası boğazdan geçmeye devam etmişti. Ancak artan riskler karşısında nakliye şirketleri daha sonra rotalarını Babu’l Mendeb’ten uzağa çevirmeye başladı.

Denizaltı kabloları

İran savaş boyunca, Hürmüz Boğazı’ndan geçen deniz altı kablolarının dijital ekonomi için bir zayıf nokta oluşturduğunu da ihsas ettirerek çatışmanın iletişim altyapısına sıçrayabileceği yönündeki endişeleri artırdı.

Boğaz, enerji sevkiyatındaki öneminin yanı sıra dijital bir darboğaz niteliği de taşıyor. Nitekim boğazın tabanından Hindistan ve Güneydoğu Asya’yı Ortadoğu ve Mısır üzerinden Avrupa’ya bağlayan fiber optik kablolar geçiyor.

Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) verilerine göre küresel internet veri trafiğinin yaklaşık yüzde 99’u deniz altı kabloları üzerinden taşınıyor. Bu kablolar ayrıca ülkeler arası iletişimi sağlıyor, bulut hizmetlerini ve internet üzerinden yapılan haberleşmeyi destekliyor.

Uluslararası Kablo Koruma Komitesi (ICPC), deniz altı ağlarının uzunluğunda 2014-2025 yılları arasında yaşanan büyük artışa rağmen yıllık kablo arızası sayısının 150 ila 200 civarında kaldığını belirtti.

srtbh
Tahran’ın güneyinde, ABD Başkanı Donald Trump’ın resminin yer aldığı ABD karşıtı bir propaganda afişinin önünden geçen İranlılar, 24 Ağustos 2026 (AP)

Arızaların yüzde 70 ila 80’i özellikle balıkçılık ve gemi demirleme gibi kazara meydana gelen insan faaliyetlerinden kaynaklansa da komite ve uzmanlar, devlet destekli sabotajların bu ağlar için risk oluşturmaya devam ettiğini vurguluyor.

Hürmüz’den geçen başlıca rotalar arasında; Güneydoğu Asya’yı Mısır üzerinden Avrupa’ya bağlayan Asia-Africa-Europe 1 (AAE-1) kablosu, Hindistan ve Sri Lanka’yı Ortadoğu, Sudan ve Mısır’a bağlayan FALCON ağı ve Gulf Bridge International (GBI) sistemi yer alıyor.

Bu ağlarda yaşanabilecek olası kasıtlı bir kesintinin etkilerinin, veri trafiği, iletişim ve dijital hizmetler özelinde bölge sınırlarını aşan bir boyuta ulaşabileceği belirtiliyor.

Bölge dışı saldırılar

Çoğu Batılı ülke İran’ın ana füze menzilinin dışında kalsa da DMO çatışmayı Ortadoğu dışına taşımak için kullanabileceği başka araçlara sahip.

Birleşik Krallık, İran’la bağlantılı siber korsanları küçük bir elektrik santralinde aksaklığa yol açmakla suçlarken, ABD’li yetkililer Tahran’ın Minnesota eyaletindeki su arıtma tesislerini hedef alan siber saldırıların arkasında muhtemelen yer aldığını öne sürdü. İran ise bu suçlamalar hakkında herhangi bir yorumda bulunmadı.

csdffrtb
Tahran’daki Azadi Meydanı’nda, İran’a ait bir füze sisteminin yanında ABD Başkanı Donald Trump’ın resminin yer aldığı bir afiş (Reuters)

Batılı güvenlik birimleri ayrıca İran’ı Batı ülkelerinde saldırılar veya suikast girişimleri düzenlemek üzere yerel kişileri devşirmekle suçluyor; Tahran ise bu iddiaları reddediyor.

ABD’nin son saldırılarıyla birlikte İran; askeri hamlelerini genişletmek, petrol ve deniz trafiği üzerindeki baskıyı artırmak, dijital altyapıyı tehdit etmek ve bölge dışındaki siber veya dolaylı operasyonlara başvurmak arasında değişen bir dizi misilleme seçeneğine sahip bulunuyor.

Baskı altında müzakere kapısını açık tutmak

Tırmanma seçeneklerinin aksine Tahran, şartlı müzakere kapısını da açık bıraktı. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD’nin anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerine geri dönmesi halinde İslamabad Mutabakat Zaptı’nı derhal uygulamaya koyabileceklerini sundu.

Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, çözümün ‘açık ve net’ olduğunu, bunun da Washington’ın yükümlülüklerine dönmesinden geçtiğini belirtirken; Kalibaf ise ABD’yi anlaşmayı uygulamaya ‘güç diliyle’ zorlamaya dayanan daha sert bir yaklaşım öne sürdü.

Hazine Bakanı Scott Bessent’in iki gün önce yaptırımların amacının tam olarak ‘İran’ı müzakere masasına oturmaya istekli kılacak koşulları yaratmak’ olduğunu açıklamasının ardından, Trump’ın İran’ı müzakere masasına oturtmaya çalışmadığını belirten yeni demeci, bu noktada belirgin bir çelişki oluşturuyor.



Trump: İran'la yapıcı görüşmeler yürütüyoruz, seçimlerden önce saldırmayacağız

ABD Başkanı Donald Trump, 8 Ekim 2026'da Beyaz Saray'a gelişinde Güney Çimliği'nden geçerken gazetecilere el sallıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 8 Ekim 2026'da Beyaz Saray'a gelişinde Güney Çimliği'nden geçerken gazetecilere el sallıyor (AP)
TT

Trump: İran'la yapıcı görüşmeler yürütüyoruz, seçimlerden önce saldırmayacağız

ABD Başkanı Donald Trump, 8 Ekim 2026'da Beyaz Saray'a gelişinde Güney Çimliği'nden geçerken gazetecilere el sallıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 8 Ekim 2026'da Beyaz Saray'a gelişinde Güney Çimliği'nden geçerken gazetecilere el sallıyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada, ABD'nin İran'la verimli görüşmeler yürüttüğünü ve kasım ayında yapılması planlanan ABD Kongresi ara seçimlerinden önce İran'a saldırı düzenlemeyeceğini söyledi.

Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, “İran İslam Cumhuriyeti ile verimli görüşmeler yürütüyoruz” ifadesini kullandı. Trump ayrıca ABD'nin İran limanlarına yönelik ablukasının sürdüğünü ve petrol akışının Hürmüz Boğazı üzerinden devam ettiğini belirtti.

Trump, “ABD'de 3 Kasım'da yapılacak Kongre ara seçimlerinden önce İran'a saldırmayacağız” dedi.

Trump, bu hafta Cumhuriyetçiler için yürüttüğü seçim kampanyası sırasında, seçimlerden önceki veya sonraki günlerde çatışmanın nihai bir çözüme kavuşturulabileceğine inandığının sinyalini verdi. Şarku’l Avsat’ın Associated Press'ten aktardığı habere göre Trump, aynı zamanda İran'a yönelik geniş çaplı askeri operasyonların yeniden başlatılması seçeneğine de hâlâ açık olduğunu belirtti.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, savaşı sona erdirecek herhangi bir anlaşmanın Tahran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesini “esaslı ölçüde” azaltmasını ve bu yönde somut adımlar atmasını gerektirdiğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki “tam kontrolünü kaybettiğini” belirterek, hayati öneme sahip bu su yolundan geçen petrol akışının savaş öncesi seviyelere yaklaştığını ifade etti.

Rubio ayrıca İran ekonomisinin “tam ve kapsamlı bir serbest düşüş” yaşadığını söyledi.

Bu gelişmeler, Washington ile Tahran arasındaki diyaloğu ilerletmek ve gerilimi düşürmek amacıyla bölgesel girişimlerin sürdüğü bir dönemde yaşanıyor. İran ise ABD ve İsrail'e yönelik söylemini sertleştirerek yeni bir saldırıya karşılık vereceği uyarısında bulunurken, nükleer programı konusunda müzakerelere hazır olduğunu belirtiyor. Tahran ayrıca haklarından “hiçbir koşulda” taviz vermeyeceğini vurguluyor.


Rebecca Grynspan, Guterres’in halefi olma yarışında konumunu güçlendiriyor 

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)
TT

Rebecca Grynspan, Guterres’in halefi olma yarışında konumunu güçlendiriyor 

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)

Kosta Rika'nın eski Devlet Başkanı Yardımcısı Rebeca Grynspan, diplomasi kaynaklarından edinilen bilgiye göre dün yapılan gayriresmî oylamada, dördüncü kez birinci sırayı alarak Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreterliği yarışında en güçlü aday olarak öne çıktı.

31 Aralık 2026'da beş yıllık ikinci görev süresi dolacak olan Antonio Guterres'in halefi olmak için dört kadın ve üç erkek aday yarışıyor.

Ancak oylama süreci belirsizliğini koruyor; nitekim 15 üyeli BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) beş daimî üyesinden birinin veto hakkını kullanması, herhangi bir olası adaylığı engellemeye yetiyor.

Güvenlik Konseyi dün gerçekleştirdiği gayriresmî eğilim oylamasında her bir adayı "destek", "destek vermeme" veya "görüş yok" şeklinde değerlendirdi.

Diplomatik kaynağa göre Grynspan, dokuz "teşvik" oyu alarak zirvedeki yerini korudu. Bu sonuçla Grynspan, temmuz ayından bu yana düzenlenen beş oylama turunun dördünde ilk sırada yer almış oldu.

Bununla birlikte Kosta Rikalı diplomatın performansı, 29 Eylül'de yapılan ve 10 "destek", iki "görüş yok" ile üç "destek vermeme" oyu aldığı bir önceki oylamaya kıyasla hafif bir düşüş gösterdi.

BM'ye bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) Arjantinli Başkanı Rafael Grossi bu eğilim oylamasında ikinci sırada yer alırken, Guyana'nın eski Dışişleri Bakanı Carolyn Rodrigues-Birkett ise üçüncü oldu.

Bir adayın 15 üyeli Güvenlik Konseyi'nde en az dokuz üyenin desteğini almasının yanı sıra, mevcut uluslararası konjonktürde derin ayrışmalar yaşayan beş büyük gücün (daimî üyeler) vetosundan kurtulması gerekiyor.

Bu engelin aşılması halinde adayın ismi, onaylanmak üzere tüm BM üyesi ülkelerin yer aldığı Genel Kurul'a sevk ediliyor.


Fransa: Lise öğrencileri, öğrenci hareketini yatıştırmak amacıyla başbakanla görüşmeye çağrıldı 

Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 
Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 
TT

Fransa: Lise öğrencileri, öğrenci hareketini yatıştırmak amacıyla başbakanla görüşmeye çağrıldı 

Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 
Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 

Fransa’da lise öğrencilerini temsil eden dernekler, dün Başbakan Sébastien Lecornu ile görüşme talebinde bulundu. Hükümet, bugün düzenlenmesi planlanan yeni gösteriler öncesinde öğrenci hareketini yatıştırmak amacıyla girişimlerini yoğunlaştırıyor.

Eylül ayında Paris banliyölerinde başlayan öğrenci hareketine katılan lise öğrencileri; okul binalarının kötü durumunu, sınıflardaki aşırı kalabalığı ve özellikle dezavantajlı bölgelerde hastalanan ya da izinli öğretmenlerin yerine öğretmen bulunmamasını protesto ediyor.

“Lise Öğrencileri Sendikal Birliği” Başkanı Riyad Rani gazetecilere yaptığı açıklamada, “Rakamlarla desteklenmiş önerilerimiz var. Bu nedenle gelecek haftadan itibaren başbakanla görüşme talep ediyoruz” dedi.

Başbakan Lecornu ise krizi yatıştırmak amacıyla hükümetin “ilk kararlarının ekim ayının sonunda açıklanacağını” duyurdu.

vf
Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu, liselerdeki durum hakkında konuşuyor. (AP)

Lecornu, “Gençlerin öfkesi durup dururken ortaya çıkmadı. Dile getirdikleri endişeler dikkate alınmalı” dedi.

Lecornu daha önce, çarşamba gününden itibaren okullarda yarım gün süren ve ders yapılmayan zaman dilimleri oluşturulacağını açıklamıştı. Bu uygulamayla öğrenci ve çalışanların her eğitim kurumunda karşılaştıkları sorunları dile getirebilmeleri için “kurum içi demokratik bir alan” oluşturulması amaçlanıyor.

18 soruşturma

Ancak bu girişim, Clara gibi çok sayıda öğrencinin tepkisini çekti. Takma isim kullanan Clara, hükümetin “öğrencileri ciddiye almadığını” söyledi.

Ülkedeki en büyük okul yöneticileri sendikası da söz konusu karara karşı çıkarak, öğrencilerin de katılımıyla Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile görüşme talebinde bulundu.

Öğrenci birlikleri, bugün Paris ve diğer kentlerde yeni yürüyüşler düzenlenmesi çağrısında bulundu.

Fransa’nın güneybatısındaki Anglet kentinde, hükümet karşıtı lise öğrencilerinin protestosu sırasında bir okulun önünde yanan çöp konteynerini iten Fransız polisleri. (DPA)

Öğrenci gösterilerinin yoğunluğu dün azaldı. Hükümetin gerilimi düşürme çabalarını artırdığı sırada çok sayıda okulda eğitim yeniden başladı.

Lecornu, dün akşam yaptığı konuşmada, “Güvenlik güçlerine öğrencilerle çatışmaları yönünde talimat verilmediğini” söyledi.

gb
Lise öğrencileriyle dayanışma gösterisinde protestocularla karşı karşıya gelen Fransız jandarma güçleri. (AFP)

İçişleri Bakanı Laurent Nunez ise daha önce ses bombalarının kullanımının askıya alındığını açıklamıştı. Bu karar, ses bombasının isabet etmesi sonucu 15 yaşındaki bir göstericinin elinin koptuğuna ilişkin haberlerin ardından alındı.

Nunez, Ulusal Meclis’te kamu düzeninin sağlanmasına ilişkin yaklaşımını savunurken, tutumunda herhangi bir değişiklik olmadığını söyledi.

Lecornu’nun dün akşam verdiği bilgilere göre, hareketin 28 Eylül’de başlamasından bu yana 215 öğrenci, 89 öğretmen, 761 polis ve jandarma yaralandı; 6 bin 629 kişi gözaltına alındı. Bu olaylarla ilgili 18 soruşturma açıldı.

Kara hafta

BFMTV adına yapılan bir kamuoyu araştırmasına göre Fransızların yüzde 55’i öğrenci hareketini destekliyor.

Bugün saat 13.00’te Paris’teki Bastille Meydanı’nda büyük bir gösteri düzenlenmesi bekleniyor. Fransa başkentinin banliyölerinde de başka gösteriler yapılacak.

Lisenin son sınıfında okuyan ve “Pierre” takma adını kullanan bir öğrenci, “Kara hafta... cumartesiye kadar” dedi.

gbh
Lise öğrencileriyle dayanışma gösterisinde Fransız çevik kuvvet polisiyle çatışan protestocular. (AFP)

Eğitim Bakanlığı verilerine göre dün, 459 eğitim kurumunda dersler tamamen veya kısmen durduruldu. Bu sayı salı günü 891’di. “Olaylar” ise dün 232 kurumla sınırlı kaldı; salı günü bu sayı 496 olmuştu.

Öğrencilerin talepleri arasında eğitim yönlendirme platformu Parcoursup’un kaldırılması da bulunuyor. Ancak Yükseköğretim Bakanı Philippe Baptiste bu talebi reddediyor.

Bu arada hükümetin karşı karşıya olduğu sorunlar yükseköğretim sektörüne de yayıldı. Bakanlığın verilerine göre salı günü yükseköğretim kurumlarının yüzde 40’ında çeşitli aksaklıklar yaşandı.

Baptiste, dün öğleden sonra sendika temsilcileriyle bir araya geldi. Ancak sendika temsilcileri, 2027 yılı eğitim bütçesinin yetersiz olduğu gerekçesiyle ve öğrenci protestolarıyla dayanışma amacıyla toplantıyı terk etti.

“Öğrenci Birliği” sözcüsü Sabrine Kharbach, toplantının ardından, “Bir saat boyunca havanda su dövüldü” ifadelerini kullandı.