Trump’ın danışmanları, seçimlerde oy kaybı endişesiyle İran’la savaşı önlemeye çalışıyor

Cumhuriyetçiler, Kongre’deki çoğunluklarını savunuyor... Kaynaklar: Washington, kasım ayındaki seçimlerden sonra saldırıları yeniden artırabilir

ABD Başkanı Donald Trump, başkanlık helikopteri Marine One’dan iniyor. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, başkanlık helikopteri Marine One’dan iniyor. (AFP)
TT

Trump’ın danışmanları, seçimlerde oy kaybı endişesiyle İran’la savaşı önlemeye çalışıyor

ABD Başkanı Donald Trump, başkanlık helikopteri Marine One’dan iniyor. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, başkanlık helikopteri Marine One’dan iniyor. (AFP)

Konuya hâkim dört kaynak, ABD Başkanı Donald Trump’ın üst düzey danışmanlarının, Cumhuriyetçilerin olası seçim kayıplarını sınırlamak amacıyla kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde İran’la savaşın tırmanmasını önleme yönünde baskı yaptığını söyledi. Ancak bu strateji, ABD ile İran’ın gece boyunca karşılıklı saldırılarını yeniden başlatmasıyla şimdiden baskı altına girdi.

Reuters’a konuşan ve iç değerlendirmeleri paylaşmak için isimlerinin açıklanmasını istemeyen kaynaklar, Beyaz Saray yetkililerinin 3 Kasım’da yapılması planlanan seçimlerin ardından askeri operasyonları tırmandırmayı değerlendirebileceğini belirtti. Bununla birlikte, geniş çaplı bir savaşa dönülmesinin kesinleşmiş bir karar olmadığı ifade edildi.

ABD ordusu, son saldırılarının bölgede ABD güçlerini ve deniz taşımacılığını hedef alan son saldırılara karşılık olarak düzenlendiğini açıkladı.

Kaynaklara göre ABD yönetimi şu anda İran’a yönelik ekonomik baskıyı artırmaya odaklanıyor. Washington, aylardır sürdürülen askeri operasyonların İran’dan taviz koparma hedefinde başarısız olmasının ardından, gelecekte yapılabilecek müzakerelerde Tahran’ı taviz vermeye zorlamaya çalışıyor.

Bir Beyaz Saray yetkilisi, “İran üzerindeki baskımızı sürdürüyoruz, ancak kasım ayı bir öncelik” dedi. Aralarında üç Beyaz Saray yetkilisinin de bulunduğu kaynaklar, savaşın kapsamının seçimlere kadar büyük ölçüde sınırlı tutulmasının, kamuoyunda geniş destek görmeyen çatışmanın siyasi gündeme hâkim olmasını engelleyebileceğini belirtti.

Cumhuriyetçiler, Senato ve Temsilciler Meclisi’ndeki kıl payı çoğunluklarını koruma hedefiyle seçime gidiyor.

Reuters/Ipsos tarafından ağustos ayı sonunda yapılan bir ankete göre, Amerikalıların yalnızca yüzde 31’i savaşı desteklerken, yaklaşık yüzde 63’ü savaşa karşı çıkıyor. Bunun yanı sıra benzin fiyatlarındaki artış da ülkede geniş çaplı bir memnuniyetsizliğe yol açıyor.

Kaynaklar, taktiksel bir duraklamanın ABD ordusuna bazı mühimmat stoklarındaki eksiklikleri gidermesi için de zaman kazandırabileceğini söyledi.

Gerginliğin artması, sükûneti zorluyor

Ancak çatışmaların yeniden karşılıklı saldırılara dönüşmesi, bu stratejinin uygulanmasını daha da zorlaştırdı. Çatışmaların seviyesi ilkbahardaki zirve döneminin ve yaz ortasındaki tırmanışın oldukça altında kalmasına rağmen, taraflar son günlerde yeniden saldırılara başladı.

Analistler, İran yönetiminin, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini aylar boyunca aksatmasına rağmen ülkede geniş çaplı bir iç karışıklıkla karşılaşmamasının ardından, ABD’nin bölgedeki üslerini ve müttefikleriyle bağlantılı hedefleri aralıklı olarak vurmaya devam edebileceğini düşünüyor.

Analistlere göre bu hedefler arasında askeri üsler, gemiler ve enerji tesisleri bulunabilir.

Buna karşılık ABD de misilleme yapma baskısıyla karşı karşıya kalacak. Bu durum, Trump yönetimi istemese dahi iki tarafın yeniden geniş çaplı bir savaşa sürüklenmesine yol açabilecek bir tırmanma sarmalına girme riskini artırıyor.

ergthy
Umman’ın Musandam vilayetinden çekilen fotoğrafta Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler görülüyor, 2 Eylül 2026 (Reuters)

ABD, haftanın başında, yaklaşık bir aylık göreli sakinliğin ardından İran’ın Lark Adası’ndaki iki füze fırlatma platformunu vurdu. Tahran ise buna Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yönüne füze fırlatarak karşılık verdi. ABD güçleri salı günü Hürmüz Boğazı yakınlarındaki İran hedeflerine yönelik daha geniş çaplı saldırılar düzenlemeye yeniden başladı.

Eski Başkan Joe Biden döneminde Dışişleri Bakanlığı’nın Ortadoğu’dan sorumlu en üst düzey yetkilisi olarak görev yapan Barbara Leaf, İran yönetiminin ‘gerilimi azaltma sürecini bozmak için her türlü teşvike sahip olduğunu’ söyledi.

Leaf, ABD yönetiminin İran üzerindeki ekonomik baskıyı ciddi biçimde artırmayı hedeflemesi nedeniyle mevcut durumun ‘nihayetinde gerçek bir sükûnet olmadığını’ da sözlerine ekledi.

Trump öngörülemeyen bir faktör

Savaşın seyri açısından Trump’ın kendisi de öngörülmesi zor bir faktör olmayı sürdürüyor.

Reuters/Ipsos anketi, Trump’ın kamuoyundaki desteğinin savaşın başlamasından bu yana yüzde 40’tan yüzde 33’e gerilediğini ortaya koydu. Kaynaklar, Trump’ın şu aşamada gerilimi tırmandırmak istemediğini, ancak gelişmelere bağlı olarak tutumunun değişebileceğini belirtti.

Trump, salı günü İran’ın son ABD saldırılarına karşılık vermesi halinde çatışmayı tırmandırma tehdidinde bulundu. Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, “İran başarısız devleti bu son derece haklı saldırıya karşılık verirse, çok daha şiddetli ve güçlü bir başka saldırıya maruz kalacak” ifadesini kullandı.

Trump ayrıca söz konusu saldırının ‘şimdiye kadarki en büyük saldırı olmayacağını’ belirterek, ‘en büyük saldırının hâlâ gizlice hazırlandığını’ söyledi.

Lojistik ve siyasi kısıtlamalar

Trump, kasım seçimlerinin İran’a yönelik stratejisinde bir etken olduğunu kamuoyu önünde reddediyor. Ancak yedinci ayına giren savaş, giderek artan siyasi ve askeri kısıtlamalarla karşı karşıya.

Üst düzey bir Beyaz Saray yetkilisi, “Takvim değişti” derken, bir başka yetkili ise “İran savaşının seyrini önemli gelişmelerin zamanlaması belirliyor” ifadesini kullandı.

Reuters, ağustos ayında ABD ordusunun bazı güdümlü hassas füzelerden oluşan stokunun ‘neredeyse tamamını’ kullandığını bildirmişti.

ghyju
Tahran’ın merkezinde, ABD Başkanı Donald Trump’ı yakıt tankının içinde gösteren bir reklam panosunun önünden geçen sürücüler, 31 Ağustos 2026 (AFP)

Washington Post gazetesi de pazar günü, ordu, donanma ve hava kuvvetleri komutanlarının yazılı bir değerlendirmede Savunma Bakanı Pete Hegseth’i savaşın uzamasının sürdürülemez hâle gelebileceği ve güçlerin diğer cephelerdeki hazırlık durumunu etkileyebileceği konusunda uyardığını bildirdi.

ABD Savunma Bakanlığı ise ordunun görevini yerine getirmek için ‘ihtiyaç duyduğu her şeye sahip olduğunu’ açıkladı.

Beyaz Saray Sözcüsü Olivia Wells ise Trump’ın “İran’ın askeri kapasitesini yok ettiğini ve dünyanın tarihindeki en güçlü deniz ablukası ile ezici yaptırımlar aracılığıyla ülke ekonomisinin geri kalanını felce uğrattığını” söyledi.

Wells, Başkan’ın “ABD’nin yurt içinde ve yurt dışında çıkarlarını güçlendirmek için çalışmayı sürdüreceğini ve İran’ın asla nükleer silaha sahip olmasına izin vermeyeceğini” de sözlerine ekledi.

Gerginliği azaltmaya yönelik baskılar

Bölgedeki diplomatlar, Körfez’deki ABD müttefiklerinin temmuz ayı sonundaki son saldırı dalgasının ardından Beyaz Saray’a gerilimi düşürmesi yönünde baskı yapmaya başladığını söyledi.

Bu müttefiklerden bazıları savaşın başında, bölgesel rakip olarak gördükleri İran’ı zayıflatmak amacıyla ABD’nin daha güçlü bir adım atması yönünde girişimlerde bulunmuştu.

Beyaz Saray’dan iki yetkili, Başkan Yardımcısı JD Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun da İran savaşını kasım ayına kadar ‘sakin’ tutmaya çalışan üst düzey danışman ve yetkililere katıldığını belirtti.

Son haftalarda yönetim, İran’ı ekonomik açıdan izole etmeye yönelik kampanyasını yoğunlaştırdı. Washington, İran’la ticari ve finansal ilişkileri bulunan ülke ve kuruluşlara geniş kapsamlı yaptırımlar uygulamakla tehdit ederken, Hürmüz Boğazı yakınlarındaki İran limanlarına yönelik abluka da sürüyor.

Ancak analistler ve yetkililer, ekonomik baskıya odaklanmanın da uygulamada bazı sınırlarla karşı karşıya olduğunu belirtiyor.

İran, onlarca yıldır ABD ve uluslararası toplumun çeşitli düzeylerde uyguladığı ve ekonomisine zarar veren yaptırımlara maruz kaldı. Ancak bu yaptırımlar, ülke yönetimini politikasını kesin biçimde değiştirmeye ikna edemedi.

ghnjkuıl
 ABD Başkanı Donald Trump, 7 Mart 2026 tarihinde Air Force One uçağında Steve Witkoff ve Savunma Bakanı Pete Hegseth ile birlikte gazetecilere konuşuyor. (New York Times)

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent pazar günü yaptığı açıklamada, ekonomik baskı kampanyasının Tahran’ı askeri karşılık vermeye itebileceğini ve bunun da söz konusu kampanyanın kendisinin çatışmanın kapsamını genişletmesine yol açabileceğini belirtmişti.

Başta Çin olmak üzere büyük güçlerin Washington’ın İran’ı ekonomik açıdan izole etme çabalarına katılmaması da kampanyanın hedeflerine ulaşma kapasitesine ilişkin soru işaretlerine yol açıyor.

Atlantik Konseyi’nde kıdemli araştırmacı olarak görev yapan Alex Plitsas, yeni yaptırımların, ablukanın yol açtığı sıkıntılara ekonomik baskı eklemeyi ve İran’ı geniş çaplı askeri operasyonlara yeniden başlamak yerine müzakerelere dönmeye zorlamayı amaçladığını söyledi.

Plitsas, “İran bu konuda endişeli ancak Çin, bu ekonomik baskı kampanyasında rol almaya istekli olmadığını zaten gösterdi. Bu da kampanyanın ne ölçüde etkili olabileceği konusunda soru işaretleri doğuruyor” dedi.



Amerikan politikasında Filistin: İsrail’in kendini savunma hakkının ötesinde

Görsel: Noelia de Alda
Görsel: Noelia de Alda
TT

Amerikan politikasında Filistin: İsrail’in kendini savunma hakkının ötesinde

Görsel: Noelia de Alda
Görsel: Noelia de Alda

Asel Rad

Amerikan iç ve dış politikasının ve Filistin'in özgürlük davasının son yirmi yılı aşkın bir süre boyunca yakından takip edildiğinde, yalnızca ‘‘ABD'nin İsrail'e karşı sarsılmaz ve koşulsuz bağlılığı’ mesajı açık ve net olarak kaldı. Dünyada iki taraf arasında bu kadar köklü bir mutabakata sahne olan meseleler çok azdır. Çünkü İsrail'e verilen destek Amerikan siyasi bilincinde o kadar derinden kök salmıştı ki, onlarca yıldır neredeyse sorgulanamaz görünüyordu. Bu destekteki herhangi bir tereddüt, başlı başına Amerikalı bir siyasetçi için siyasi bir yüke dönüşmeye yeterliydi.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre ister Cumhuriyetçi ister Demokrat olsun ABD’de iktidara gelen yönetimler, diplomatik koruma ve maddi yardımlarla sözlü ve fiili olarak İsrail'e olan katı desteklerini teyit etmeye her zaman özen gösterdiler. Bu yüzden Filistin'in nihayet Amerikan ana akım siyasi söyleminin merkezine girmesi ve İsrail'i eleştirmenin pek çok yarışta seçmen nezdinde bir siyasi kazanca dönüşmesi, kamuoyunda meydana gelen değişimin büyüklüğünü yansıtmakta ve aynı zamanda İsrail'in Gazze'de işlediği soykırımın vahametini gözler önüne seriyor.

Çünkü Filistin topraklarının yasadışı İsrail işgali, Gazze ablukası, apartheid politikaları ve Filistinlilere yönelik günlük ihlallerin hepsi köklü gerçeklerdir. Ancak Amerikan kamuoyu, keskin değişimine ancak İsrail bugüne kadarki en şiddetli Gazze saldırısını başlattıktan sonra başladı.

Bu değişimin böylesine benzeri görülmemiş büyüklükte toplu katliamları ve yıkımı beraberinde getirmemesi gerekirdi. Ne var ki Gazze'nin dehşet verici manzaralarının kesintisiz akışı, uzun süredir ‘İsrail'in kendini savunma hakkı’ anlatısını kurumsallaştıran devasa bir propaganda makinesini ve medya sistemini nihayet delmeyi başardı. Bu sırada söz konusu yapılar, işgal ve baskı altında yaşayan bir Filistin halkının direnişinin neredeyse tüm biçimlerini fiilen kınıyordu.

Amerikalılar kendilerini neredeyse katlanılması imkânsız görüntüler karşısında buldular. Bu görüntülerde çocuklarının parçalanmış bedenlerini plastik poşetlerde taşıyan babalar, anestezisiz ameliyat edilen ve uzuvları kesilen çocuklar, yerle bir edilen mahalleler ve sayısız yıkım ile felaket manzaraları... Aynı zamanda, Batılı hükümetlerin ve medya kuruluşlarının tutumlarındaki bariz çelişkiye doğrudan tanık oluyorlardı. Çünkü kendilerine sunulan resmi anlatılar, gözleriyle gördükleriyle keskin bir tezat oluşturuyordu.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'dan Biden yönetimi yetkililerine ve Hillary Clinton gibi önde gelen siyasi figürlere kadar İsrailli ve Amerikalı yetkililer ise İsrail'e yöneltilen suçlamaları reddederek, eleştirileri asılsız antisemitizm suçlamalarıyla savuşturarak ve artan halk öfkesini gençlerin saf dilliliğine veya sosyal medyanın etkisine bağlayarak karşılık verdiler.

2024 seçimleri sırasında ve Amerikan üniversitelerindeki protestoların yayılmasıyla birlikte, Başkan Joe Biden protestocuların taleplerinin özünü büyük ölçüde görmezden geldi ve yalnızca ‘düzen’ çağrısı yapmakla yetindi. İsrail'in işlediği soykırıma verilen ABD desteğinin sonlandırılmasını talep eden göstericiler tarafından seçim etkinlikleri boykot edilmeye başlandığında, başkan adayı Kamala Harris onlara mesafeli yaklaştı, seslerini bastırdı ve daha sonra Biden'ın yaptıklarından farklı bir şey yapmayacağını açıkladı. 2024 seçimlerindeki yenilgiyi inceleyen ‘seçim yenilgisi otopsisi’ raporunun sahibi de geniş çapta bilinen bir gerçeği doğruladı ve Gazze, siyasi olarak Harris'e zarar vermişti.

Amerikalıların çoğu bugün savaşın ABD'nin çıkarlarına hizmet etmediğini düşünüyor. Ekonomik maliyetinin günlük hayata yansımasıyla birlikte, Başkan Trump'ın en sadık destekçilerinden bazıları bile bu savaşa karşı çıkan Amerikalıların çoğunluğuna katılmaya başladı.

2025 yılı boyunca İsrail'e yönelik halk eleştirilerinin tırmanışı, Filistin ve Filistinlilere yönelik tutumlardaki değişimle paralel olarak devam etti. O yılın baharına gelindiğinde, siyasi yelpazenin genelinde İsrail'e yönelik olumlu bakış açısı geriledi ve bu gerileme Demokratlar arasında daha belirgindi. Chicago Küresel İlişkiler Konseyi'nin yaptığı bir anket, ilk kez ‘Demokratların İsrail'e yönelik değerlendirmesinin, Konseyin yaklaşık beş on yıldır yaptığı anketlerde 50 puanın altına düştüğünü’ kaydetti. İki ay sonra Brookings Enstitüsü'nün yaptığı bir anket, benzer bir eğilimi ortaya koydu. Seçmenlerin daha büyük bir kısmı İsrail'in saldırılarının devam etmesini haksız bulurken, yüzde 84'ü derhal ateşkes ilan edilmesini destekledi.

2025 New York Belediye Başkanlığı seçimleri de ABD’nin İsrail ve Filistin'e yönelik tutumları açısından bir başka önemli test haline geldi. Yerel bir seçim olmasına rağmen İsrail, adayların münazaralarında öne çıkan bir yer tuttu ve Zohran Mamdani, İsrail politikalarına yönelttiği açık eleştirileriyle temayüz etti. Antisemitizmle yaftalama girişimlerine rağmen Mamdani, 2025 New York Belediye Başkanlığı seçimlerini kazandı ve şehir sakinleri arasında yüzde 69'luk bir destek oranına sahip olmaya devam etti.

fgthyju
New York Belediye Başkanı Zahran Mamdani, New York’un Brooklyn semtindeki Brooklyn Paramount Tiyatrosu’nda düzenlenen bir seçim etkinliği sırasında, 4 Kasım 2025 (AFP)

Mamdani'nin bu yılın haziran ayında New York'taki Demokrat ön seçimlerde elde ettiği yetkinin gücü, desteğini açıkladığı tüm adayların kazanmasıyla tescillendi. Mamdani, Belediye başkanlığını devraldığından bu yana, İsrail uygulamalarına yönelik eleştirilerini hafifletme konusunda hiçbir eğilim göstermedi. Öyle ki geçtiğimiz temmuz ayında yayımladığı resmi bir videolu açıklamada, İsrail Başbakanı Netanyahu'yu bir savaş suçlusu ve ‘Filistin halkına karşı işlenen korkunç bir soykırımın mimarı’ olarak nitelendirdi. Netanyahu ise Mamdani'yi Yahudileri ‘güvende hissettirmemekle’ suçlayarak karşılık verdi. Ancak kamuoyu yoklamaları, Mamdani'nin Amerikan Yahudileri arasında Netanyahu'dan daha popüler olduğunu gösteriyor.

Filistinlilere duyulan sempati ile paralel olarak ABD'nin İsrail'e yönelik tutumlarındaki gerileme 2025'in sonlarında da devam etti ve bu seyir 2026'ya uzandı. Pew Araştırma Merkezi'nin geçtiğimiz yılın ekim ayında yaptığı bir anket, Amerikalıların İsraillilere yönelik olumlu bakış açısında üç yıl boyunca büyük bir düşüş yaşandığını ve İsrail hükümetine yönelik olumsuz bakış açısının tırmandığını ortaya koydu. Bu yılın şubat ayına gelindiğinde anketler benzeri görülmemiş bir değişimi kaydetti. Amerikalılar İsraillilerden ziyade Filistinlilere daha fazla sempati duymaya başladı. İki on yılı aşkın süreyi kapsayan bir dizi anket çerçevesinde bu durum, Gazze'deki soykırımın üç yılı boyunca Amerikan kamuoyunda derin bir dönüşümü temsil etti.

Ayrıca ABD'nin İsrail politikası, parti aidiyetleri ne olursa olsun genç seçmenler arasında artan bir incelemenin konusu haline geldi. 18-49 yaş arası Cumhuriyetçiler arasında yüzde 57'si artık İsrail'e karşı olumsuz bir bakış açısına sahip bulunuyor. Bu değişim Cumhuriyetçi kamp içindeki öne çıkan isimler arasında da kendini gösterdi. Nitekim aralarında Tucker Carlson, Megyn Kelly, Candace Owens ve Marjorie Taylor Greene'in de bulunduğu, daha önce Başkan Donald Trump'ı güçlü bir şekilde desteklemiş olan bir dizi tanınmış isim, ABD'nin İsrail politikalarının bazı yönlerini eleştirmekte daha açık sözlü hale geldi.

Bu gelişmeler bir bütün olarak Amerikan siyasetinde derin dönüşümleri ve ana akım siyasi söylemin sınırlarının yeniden çizildiğini gözler önüne seriyor.

kuı
Gazze şehrinde savaş sırasında yıkılan konut binalarının enkazları arasında yürüyen Filistinliler, 15 Ağustos 2026 (Reuters)

İsrail'in Gazze'deki Filistinli erkeklere, kadınlara ve özellikle de çocuklara karşı işlediği ahlaksız ve savunulamaz toplu katliamlar üzerine düşünmek, daha geniş bir eleştiri ve hesap verebilirlik alanının kapısını araladı. Zira bugün sorulan sorular, soykırımı ve Filistin'in süregelen işgalini aşarak, birçok Amerikalının içeride artan ekonomik ve geçim sıkıntıları altında ezildiği bir dönemde, Amerikan vergi mükelleflerinin paralarının bu vahşetleri finanse etmek için nasıl kullanıldığına uzanıyor.

Aynı zamanda, Amerikan siyasetinde ve seçimlerinde İsrail çıkarlarının nüfuzunu açıkça tartışan Amerikalıların sayısı artıyor. Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesi (AIPAC) gibi İsrail yanlısı grupların, İsrail eleştirmenlerini mağlup etmek için rekor meblağlar harcamasıyla birlikte, daha fazla Amerikalı siyasetçi ABD içinde İsrail'e ve onu destekleyen baskı ağlarına karşı seslerini yükseltmeye başladı. Örneğin Cumhuriyetçi Temsilci Thomas Massie, AIPAC'in paralarının kendi partisine zarar verdiğini söyledi. Ayrıca, bu değişimin partilerüstü bir nitelik kazandığının bir göstergesi olarak, Demokrat Temsilci Ro Khanna'nın ortak sponsorluğunda ABD'nin İsrail'e yaptığı yardımları azaltmaya yönelik bir değişiklik önergesi sundu. Massie, “Amerikan vergi mükelleflerinin paralarının soykırımı finanse etmek için kullanılmasına karşı oy kullanacağım" dedi.

Filistin meselesinin kapsamı dışında, İsrail ile bağlantılı dış politika dosyaları da Amerikalı seçmenler ve siyasetçiler arasında giderek artan bir endişe uyandırdı. Trump yönetiminin Şubat 2026'da İran'a karşı başlattığı ve yazarın yasadışı olarak nitelendirdiği savaş, ABD'nin yeni bir savaşa girmesine yönelik tarihin en düşük halk desteği seviyesi ortasında başladı ve Amerikalıların çoğu başından beri buna karşı çıktı. Ardından, Amerikan istihbarat teşkilatlarının savaş öncesinde İran'ın bir tehdit oluşturmadığı ve nükleer silah geliştirmeye çalışmadığı yönünde sonuca vardığını bildiren raporların gelmesiyle -net bir hedef veya belirli bir strateji de yokken- halkın hoşnutsuzluğu daha da arttı. ABD Dışişleri Bakanlığına göre İsrail savaşı başlatmış, ABD ise ‘İsrailli müttefikinin talebi üzerine ve onun ortak savunması çerçevesinde’ savaşa dahil olmuştu.

Amerikalıların çoğu bugün savaşın ABD'nin çıkarlarına hizmet etmediğini düşünüyor. Savaşın ekonomik maliyetinin günlük hayata yansımasıyla birlikte, Başkan Trump'ın en sadık destekçilerinden bazıları bile savaşa karşı çıkan Amerikalıların çoğunluğuna katılmaya başladı. Aynı şekilde, Amerikalı siyasetçiler de başkanın savaşı, İran'ın nükleer silah sahibi olmasını engellemek için gerekli olduğu şeklindeki gerekçesine açıkça itiraz ettiler. Temsilci Thomas Massie, “Açık konuşalım, İsrail uğruna galon başına dört dolar ödüyorsunuz” diye yazarken Eski Temsilci Marjorie Taylor Greene ise, “Şahit olduğumuz yabancı nüfuz İsrail'den ve onun finansörlerinden geliyor... Amerika'yı, Amerikan halkının desteklemediği İran'la saçma bir savaşa sürüklediler” ifadelerini kullandı.

İsrail'e yönelik halk desteğinin gerilemeye devam etmesiyle birlikte, İsrail'i açıkça eleştiren ve Filistin'i Amerikan siyasi tartışmalarının merkezine koyan Amerikalı siyasetçilerin ve kamu görevine aday olanların sayısı artıyor.

Gazze'deki soykırım sırasında Amerikan siyasi manzarası öyle bir değişti ki, geçmişte adaylar için bir güç kaynağı olan ve ülke genelinde partilerüstü destek çekebilen AIPAC, giderek siyasi bir yüke dönüşmüştür. Buna karşılık, ‘Track AIPAC’ gibi gruplar, kuruluşa bağlı paralar alan siyasetçileri izlemeyi ve İsrail lobisinin tamamının ABD üzerindeki ‘anti-demokratik etkisi’ olarak nitelendirdikleri şeyi ifşa etmeyi görev edinen geniş platformlar kurdular.

Michigan'daki ABD Senatosu ön seçimlerindeki son yarış, bu değişimin boyutuna çarpıcı bir örnek teşkil ediyor. Temsilci Haley Stevens, İsrail'in en önde gelen eleştirmenlerinden biri olan Abdul es-Sayed'i mağlup etme girişimiyle, büyük kısmı AIPAC ile bağlantılı 62 milyon dolarlık devasa bir harcamadan yararlanmıştı. Ancak ön seçimleri Abdul es-Sayed kazandı.

cvfghyju
ABD'nin New York kentindeki "Gazze İçin Ayağa Kalkın" gösterisine katılan Filistin yanlısı göstericiler, 8 Ağustos 2025 (Reuters)

Bu olguların münferit durumlar olduğu söylenemez. Bununla birlikte İsrail'e yönelik halk desteğindeki düşüş devam ederken, onu açıkça eleştiren ve Filistin'i Amerikan siyasi tartışmalarının merkezine koyan Amerikalı siyasetçilerin ve kamu görevine aday olanların sayısı artıyor. Ülke genelindeki adaylar -aralarında Florida eyaletinden kongre adayı olan Oliver Larkin de dâhil olmak üzere- çok daha büyük bir özgüven ve netlikle konuşuyor.

Larkin, geçtiğimiz temmuz ayında Fox News kanalında yayımlanan bir röportajda, makalenin atıfta bulunduğu bir kamuoyu yoklamasına göre Amerikalıların yarısının desteklediği bir tutumla, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından çıkarılan tutuklama emri uyarınca İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun tutuklanması çağrısında bulundu. Ayrıca, bugün İsrail etrafında birleşen eleştiri hatlarının çokluğuna işaret ederek ‘İran'a karşı yürütülen yasadışı savaş’ olarak nitelendirdiği durumu eleştirdi. Haftalar sonra, yerel bir kanaldaki programına katıldığı ve sunucunun İsrail'in soykırım işlediğini kabul etmeyi reddettiği anların yer aldığı bir kesit geniş çapta yayıldı. Geri adım atmayan Larkin, “İster Fox News ister yerel bir kanal olsun, gerçeği söylemekten asla tereddüt etmeyeceğim: İsrail bir soykırım işliyor” dedi.

Birkaç yıl önce bu tür açıklamaları ve siyasi sonuçları hayal etmek bile imkansızdı. Gazze, tartışmanın doğasını ve bununla birlikte Amerikan siyasetinin çehresini değiştirdi. Pew Araştırma Merkezi'nin son yaptığı anket, Amerikalı yetişkinlerin yüzde 60'ının bugün İsrail'e karşı olumsuz bir bakış açısına sahip olduğunu gösterdi. İsrail bölgedeki saldırgan tutumunu ve Filistinlilere yönelik soykırımını sürdürdüğü sürece bu rakamların iyileşmesi olası görünmüyor. Baraj yıkıldı, çocukların parçalanmış bedenlerinin ve Gazze'nin enkazı altında tüm fertleriyle birlikte defnedilen ailelerin görüntüleri kamu oyunun hafızasından öyle kolay kolay da silinmeyecek.


Katz, yaklaşan Yahudi bayramları sezonunda İran’ın saldırmasını bekliyor

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Haziran 2024 (Arşiv - DPA)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Haziran 2024 (Arşiv - DPA)
TT

Katz, yaklaşan Yahudi bayramları sezonunda İran’ın saldırmasını bekliyor

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Haziran 2024 (Arşiv - DPA)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Haziran 2024 (Arşiv - DPA)

Tel Aviv'deki baskın değerlendirme, İran liderliğinin -Başbakan Binyamin Netanyahu ve bakanlarının açıklamalarından sonra dahi- İsrail'e askeri olarak saldırmaktan kaçınmasına rağmen, İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, dün yaptığı açıklamada, İsrail savaş uçaklarının, saldırması halinde İran’a doğru havalanmaya hazır olduğunu duyurdu.

Katz, Tahran'ın İsrail'i hedef almak için yaklaşan Yahudi bayramları dönemini seçebileceğini öne sürerken, İsrail ordusu ‘ani’ bir İran saldırısı senaryosuna karşı savunma hazırlık seviyesinin yükseltildiğini açıkladı.

İsrail merkezli haber sitesi Walla, İsrail güvenlik teşkilatından üst düzey bir yetkilinin, Operasyonlar Dairesi'nin herhangi bir senaryo karşısında ve farklı cephelerden en yüksek savunma düzeyinde hareket etmek üzere uzun süredir hazır olduğunu söylediğini aktardı. Walla’nın haberine göre yetkili, son aylarda İsrail'in iç cephesinin koruma seviyesini artıran teknolojik iyileştirmelerin yapıldığını ekledi.

Site, güvenlik yetkililerinin değerlendirmelerine dayanarak, biri kısa vadeli, diğeri uzun vadeli olmak üzere ‘iki ana teyakkuz durumu’ bulunduğunu, bunun da olası bir saldırıya karşı daha iyi bir hazırlık sağladığını bildirdi.

Öte yandan İsrail ordusu, ABD ordusuyla günlük bazda ve günün 24 saati en yüksek düzeyde koordinasyonu sürdürdüğünü açıkladı.

İsrail merkezli bir diğer haber sitesi Ynet, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir'in her birkaç günde bir savunma ve taarruz operasyon planlarını gözden geçirdiğini, değişiklikleri ve iyileştirmeleri onayladığını, Askeri İstihbarat Dairesi'nin (AMAN) ise erken uyarı sistemlerini güçlendirmeye devam ettiğini kaydetti.

CDFVGRTHYJ
Geçtiğimiz mart ayında İran’a karşı askeri operasyonlara katılmak üzere yola çıkan bir İsrail savaş uçağı (İsrail Ordusu)

Teyakkuz seviyesinin yükseltilmesi, Hürmüz Boğazı ve çevresindeki ABD-İran gerginliğinin ardından geldi. Bu gerginlik, çatışmanın kapsamının genişlemesi durumunda İsrail'in oynayabileceği rol hakkındaki soru işaretlerini İsrail'de yeniden gündeme getirdi.

Tel Aviv’deki değerlendirmeler İran’ın şu an için İsrail ile savaşmakla ilgilenmediği konusunda birleşse de Katz, Tahran’ın saldırı düzenlemek için Yahudi bayramları dönemini seçme ihtimalini hesaba kattığını söyledi.

Yahudi bayramları önümüzdeki hafta sonu başlıyor ve yaklaşık bir ay sürüyor.

Yedioth Ahronoth gazetesinin İsrail Demokrasi Enstitüsü iş birliğiyle düzenlediği bir konferansa katılan Katz'ın açıklamaları, bariz bir iç siyasi tondaydı ve büyük ölçüde İsrail kamuoyuna yönelikti.

Katz, yakın ve uzak ülkelere saldırılar düzenlediğini belirttiği İran'ın, Tahran'a uygulanan ağır ekonomik baskının ve bunun İranlılar üzerindeki yansımalarının gölgesinde, İsrail'e yönelik mevcut yaklaşımını değiştirip ona saldırmaya karar verebileceğini söyledi.

Katz’ın siyasi tonu, şu sözleriyle zirveye ulaştı:

“Ben ve Başbakan Binyamin Netanyahu, askeri komutanlarla birlikte işleri yakından ve günlük olarak, bazen de gece yarısı kırmızı hat üzerinden takip ediyoruz.”

Hiçbir bilgiyi hafife almadıklarını, herhangi bir sürprizle karşılaşmak istemediklerini ve her zaman hazır halde olduklarını ifade eden İsrail Savunma Bakanı, “Hava Kuvvetleri dahil İsrail ordusu İran'a saldırmaya hazır. Eğer bize saldırırlarsa herhangi bir tarafa dayanmaksızın çok büyük bir güçle karşılık vereceğiz” ifadelerini kullandı.

İran'a yönelik eleştirilerini sürdüren Katz, “Şu anda bizim dışımızdaki tüm bölgeyi vuruyorlar, ancak bize saldırma ihtimalleri var. Buna karşı savunma açısından hazırız” şeklinde konuştu.

İsrailli Bakan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yahudilerden nefret ettikleri için Yahudi bayramlarında saldırmayı severler. Geçmişte yaşanan birçok olaya dikkat edin, ancak biz bu hususta ABD ile koordineli olarak hem savunma hem de taarruz açısından hazırız. İsrail'e saldırmak gibi kabul etmeyeceğimiz şeyler var. Lübnan yüzünden, Yahuda ve Samiriye (İşgal Altındaki Batı Şeria’nın Yahudi kaynaklarındaki adı) yüzünden, Gazze yüzünden ya da sırf öyle istedikleri için bize saldırırlarsa, uçaklarımız havalanmaya hazır.”


Bessent, İran'la bağlantılı havacılık, deniz taşımacılığı ve dijital varlıkları hedef almakla tehdit etti

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, (Arşiv- Reuters)
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, (Arşiv- Reuters)
TT

Bessent, İran'la bağlantılı havacılık, deniz taşımacılığı ve dijital varlıkları hedef almakla tehdit etti

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, (Arşiv- Reuters)
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, (Arşiv- Reuters)

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent dün, İran'a yönelik yaptırımların havayolu şirketleri, denizcilik sektörü ve dijital varlıkları da kapsayacak şekilde genişletilebileceği sinyalini verdi. Bessent ayrıca Tahran'ı desteklemeyi sürdüren ülke ve kuruluşları İran'la iş yapmanın sonuçları konusunda uyardı. Açıklamalar, Washington'un İran ekonomisi üzerindeki baskıyı artırma kampanyası kapsamında geldi.

Bessent, Fox News'e verdiği röportajda, Hazine Bakanlığına İran'ın havacılık, deniz taşımacılığı ve dijital varlık alanlarındaki dış destek ağını hedef alma imkânı veren yeni yetkilerin bulunduğunu söyledi.

Bessent, Tahran'la iş yapan “dost ve düşmanları” uyararak, “Kim olduğunuzu biliyoruz, siz de kim olduğunuzu biliyorsunuz. Gerekirse sizi piyasadan çıkaracağız” ifadelerini kullandı.

Washington'un, ABD baskısının aşılmasına yardımcı olan kişi ve kuruluşların sistematik biçimde hedef alınacağını belirten Bessent, “Sistematik şekilde hareket edecek ve bu tür kötü aktörlerin tamamını hedef alacağız” dedi.

Destekçilere uyarı

Bessent'in açıklamaları, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in savaş sırasında İran'a desteğini teyit etmesinden ve Moskova'nın Tahran'ın ihtiyaç duyduğu desteği sağlamayı sürdüreceğini açıklamasından bir gün sonra geldi.

Rusya'nın desteği sorulan Bessent, “Herkese mesajım şu: Uzak durun. Hepimiz bu çatışmanın sona ermesini istiyoruz ve bunu sona erdirmenin en hızlı yolu, hiç kimsenin bu rejime destek vermemesidir” dedi.

Washington'un Tahran'ı destekleyen taraflarla geniş kapsamlı görüşmeler yürüttüğünü belirten Bessent, Hazine, Dışişleri ve Savunma bakanlıklarından ekiplerin bu temaslara katıldığını belirtti.

Bessent, “Bu, bütün çabaların bir araya getirilmesini gerektiriyor. Hazine, Dışişleri ve Savunma bakanlıklarından ekipler dünyanın dört bir yanına yayıldı ve rejimi destekleyen herkesle son derece yoğun görüşmeler yürütüyoruz” diye konuştu.

Bessent, Rusya'ya yönelik herhangi bir somut önlem açıklamadı, ancak Tahran'ın dış destekçilerini de İran'la ilişkilerini sürdürmemeleri konusunda uyardı.

Putin, salı günü İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'a, Moskova'nın savaş sırasında İran'ın ihtiyaç duyduğu “yardım” ve “malları” sağlamaya çalıştığını söylemiş ancak ayrıntı vermemişti.

İran'ın “Hemşehri” ve “Jam-e Jam” gazetelerinin, ABD Başkanı Donald Trump'ın fotoğrafının yer aldığı ve Farsça “Boş yaptırım silahı” başlığını taşıyan nüshaları. (EPA)
İran'ın “Hemşehri” ve “Jam-e Jam” gazetelerinin, ABD Başkanı Donald Trump'ın fotoğrafının yer aldığı ve Farsça “Boş yaptırım silahı” başlığını taşıyan nüshaları. (EPA)

Finansal ağlar hedefte

Bessent, İran'ın fonlara ve uluslararası finans sistemine erişmesine yardımcı olan finans kuruluşlarına da dikkat çekti. Bu kapsamda ABD'nin kısa süre önce Dubai'deki bir Mısır bankasına ait şubelere yaptırım uyguladığını hatırlattı.

Bessent'e göre söz konusu şubeler, 2025'ten bu yana İran'ın 1,8 milyar dolardan fazla fon elde etmesine yardımcı oldu.

Washington'un İran'ın finansal işlemlerini kolaylaştıran kuruluşları hedef almaya devam edeceğini belirten Bessent, salı günü yönetimin hafta içinde başka bir bankaya da yaptırım uygulayabileceğini açıklamıştı.

Bu adımlar, Trump yönetiminin ağustos ayının sonunda başlattığı “Ekonomik Boğma Operasyonu” kapsamında yürütülüyor. Operasyon, İran'ın finansal ve ticari izolasyonunu artırmayı ve yaptırımları aşmasına yardımcı olan kuruluşların peşine düşmeyi amaçlıyor.

Ekonomiyi “boğma” hedefi

Bessent, yaptırımları askeri saldırılar, deniz ablukası ve ekonomik baskıyı bir araya getiren daha geniş bir stratejinin parçası olarak nitelendirdi.

“Altı hafta boyunca başarılı askeri saldırılar gerçekleştirdik, ardından ülkeyi izole eden ablukayı uyguladık ve şimdi de rejimi boğacak benzeri görülmemiş yaptırımları hayata geçiriyoruz” dedi.

İran'daki ekonomik krizin derinleştiğini gösterdiğini öne sürdüğü göstergelere işaret eden Bessent, para biriminin değer kaybettiğini, enflasyonun yükseldiğini ve askeri personelin maaşlarının ödenmesinde sorunlar yaşandığını söyledi. Şarku’l Avsat’ın Fox News'ten aktardığına göre Bessent, “Para birimi çöküyor. Enflasyon yüzde 100'ün üzerinde. Askerlerinin maaşlarını ödeyemiyorlar” ifadelerini kullandı.

Hazine Bakanı daha önce Washington'un haftalık olarak ilave yaptırımlar uygulamayı planladığını açıklamış, ilk hedefin İran'a ait fonları tutan veya Tahran'ın küresel finans sistemine erişmesine yardımcı olan bankalar olacağını belirtmişti.

Bessent ayrıca bazı kuruluşların dolar üzerinden işlem yapmasının tamamen engellenebileceği sinyalini verdi ve G20 ülkelerine İran'la ekonomik ilişkilerini kesmeleri veya azaltmaları çağrısında bulundu. Washington'un baskı kampanyasında açık kapı bırakmayacağını söyledi.

Bessent'in açıklamaları, Washington ile Tahran arasındaki askeri gerilimin yeniden arttığı, ABD'nin İran limanlarına yönelik ablukasının ve ticaret ile enerji akışına yönelik baskısının sürdüğü bir dönemde geldi.

Bessent, pazartesi günü yaptırımların amacının “İran'ın müzakere masasına oturmak istemesini sağlayacak koşulları oluşturmak” olduğunu söylemiş, Tahran'ın askeri gerilimi artırmasının nedeninin “ekonomik olarak kaybediyor olması” olduğunu belirtmişti.

Ancak ABD Başkanı Donald Trump dün, İran'ı yeniden müzakere masasına dönmeye zorlamaya çalıştığını reddetti. Trump, Tahran'ın yeni bir anlaşma imzalayıp imzalamamasını önemsemediğini söyledi. Açıklama, yönetiminin İran üzerindeki askeri ve ekonomik baskıyı artırmayı sürdürdüğü bir zamanda yapıldı.