İran’ın ABD’ye sunduğu yedi günlük planın akıbetine ilişkin belirsizlik sürerken taraflar, arabulucular üzerinden mesaj ve öneri alışverişinde bulunuyor.
İran’ın ABD’ye sunduğu yedi günlük plan, 14 maddeden oluşan İslamabad Mutabakatı’nda yer alan taahhütlere dayanıyor. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran’ın şartlarının “yeni olmadığını” ve mutabakatta öngörülenlerin ötesine geçmediğini söyledi. Ancak yeni plan bu taahhütlerin uygulanma sırasını değiştiriyor ve bir haftalık takvime bağlıyor.
Planın resmi metni yayımlanmadı. “Yedi şartın” numaralandırılmış resmi bir listesi de bulunmuyor. Teklifin ayrıntıları, Arakçi ve İranlı yetkililerin açıklamalarının yanı sıra temaslar hakkında bilgi sahibi kaynaklara dayandırılan basın haberlerinden derleniyor.
İslamabad Mutabakatı 17 Haziran’da imzalandı ancak uzun süre yürürlükte kalmadı. Washington, Hürmüz Boğazı’ndaki gemilere yönelik İran saldırılarının ardından 7 Temmuz’da petrol yaptırımlarını yeniden uygulamaya koydu. ABD Başkanı Donald Trump 8 Temmuz’da mutabakatın sona erdiğini açıkladı ve 13 Temmuz’da deniz ablukası yeniden uygulamaya konuldu. İran ise ABD’yi taahhütlerini yerine getirmemekle suçladı.
Yedi gün nasıl işleyecek?
İran planı New York’ta düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları sırasında sundu. Arakçi, 24 Eylül’de Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın da katıldığı toplantıda gazetecilere planın ayrıntılarını anlattı. Pezeşkiyan da ABD medyasına ülkesinin şartlarını açıkladı.
Arakçi, yedi günlük sürenin ABD’nin planı kabul ettiği anda başlayacağını söyledi. Gerekli adımların dört veya beş gün içinde tamamlanabileceğini belirten Arakçi, Hürmüz Boğazı’nın altıncı gün açılacağını ve ABD’nin yedinci gün nihai anlaşma için devreye gireceğini ifade etti.

Arakçi, Washington’dan istenen adımların daha önce ABD tarafına iletildiğini ve bunların “mutabakat çerçevesinde” olduğunu söyledi. İranlı bakan, ABD tarafında samimiyet olması halinde “bunun gerçekleşeceğini ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılacağını” belirtti.
Mutabakatın üçüncü maddesi, tarafların en fazla 60 gün içinde nihai anlaşma için müzakere yürütmesini ve anlaşmaya varmasını öngörüyordu. Bu süre tarafların karşılıklı onayıyla uzatılabilecekti. İran’ın yeni teklifindeki yedi günlük süre ise nihai anlaşmanın tamamlanması için değil, anlaşma öncesinde karşılıklı atılacak adımlar için öngörülüyor.
Yeni teklifin farkı, İran’ın nükleer dosyaya ilişkin müzakerelere 60 gün yerine yedi gün içinde başlamaya hazır olması.
Çatışmaların durdurulması
Mutabakatın birinci maddesi “Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirilmesini” öngörüyordu. Ayrıca ABD, İran ve müttefiklerinin birbirlerine karşı savaş veya askeri operasyon başlatmaması, güç kullanma tehdidinde bulunmaması veya güç kullanmaktan kaçınması taahhüt ediliyordu.
İranlı yetkililere göre yeni teklif, Lübnan da dahil olmak üzere cephelerde çatışmaların durdurulmasını içeriyor.
Deniz ablukasının kaldırılması
İslamabad Mutabakatı’nın dördüncü maddesi, ABD’nin deniz ablukasını ve İran’ın önündeki diğer engelleri kaldırmaya başlamasını ve bunları 30 gün içinde tamamen sona erdirmesini öngörüyordu. ABD’nin nihai anlaşmanın ardından 30 gün içinde güçlerini İran çevresinden çekmesi de planlanıyordu.

Yeni teklifte ise ablukanın kaldırılması yedi gün içinde atılması gereken adımların bir parçası haline geliyor.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bagai, şartların “deniz ablukasının ve ABD’nin ekonomik baskısının sona erdirilmesini” içerdiğini söyledi.
Hürmüz: Altıncı gün
Mutabakatın beşinci maddesinde İran’ın Basra Körfezi ile Umman Denizi arasında ticari gemilerin “60 gün boyunca herhangi bir ücret alınmadan güvenli geçişi” için düzenlemeler yapması öngörülüyordu. Gemilerin geçişinin derhal başlaması ve mayınların temizlenmesi ile teknik ve askeri engellerin kaldırılması dikkate alınarak 30 gün içinde tamamen normale dönmesi planlanıyordu.
Yeni teklifte ise Arakçi, boğazın açılmasını ilk günlerde gerekli adımların tamamlanmasına bağlıyor. Buna göre Hürmüz Boğazı altıncı gün açılacak.

İran medyası, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’nün açıklamalarına dayanarak yeni şartlar arasında “iki kıyıdaş ülke arasındaki mutabakata dayanarak güvenli bir deniz ulaşımı güzergahının kabul edilmesinin” bulunduğunu aktardı. Açıklamada Körfez’e kıyısı bulunan diğer ülkelere değinilmedi.
Reuters 24 Eylül’de İran’ın geçiş ücretleri konusunu ana anlaşmadan ayırarak daha sonraki düzenlemelere bırakmaya hazır olduğunu bildirdi. Ancak ajansın kaynakları bunun Tahran’ın bu talepten tamamen vazgeçtiği anlamına gelmediğini belirtti.
Petrol muafiyetleri
Mutabakatın 10. maddesi, ABD Hazine Bakanlığı’nın anlaşmanın imzalanmasının ardından yaptırımlar kaldırılana kadar İran’ın ham petrol, petrol ürünleri ve türevleri ile bunlarla bağlantılı hizmet ihracatına yönelik muafiyetler çıkarmasını öngörüyordu. Bankacılık işlemleri, sigorta ve taşımacılık da bu kapsamdaydı. Söz konusu muafiyetler 7 Temmuz’da kaldırıldı.
Yeni plana göre İran, ABD’den İran petrolünün ihracatına yönelik muafiyetler çıkarmasını talep ediyor.
Dondurulmuş varlıklar
Mutabakatın 11. maddesi, mutabakatın uygulanmasıyla birlikte ABD’nin dondurulmuş veya kısıtlanmış İran paraları ve varlıklarını “tam kullanım için” erişilebilir hale getirmesini öngörüyordu. Tarafların müzakereler sırasında bu varlıkların serbest bırakılmasına ilişkin mekanizmalar üzerinde anlaşması planlanmıştı. Maddede herhangi bir miktar belirtilmemişti.
İlk aşamada İran basınında Trump’ın, yurtdışındaki finans kuruluşlarında tutulan 100 milyar dolardan fazla İran varlığının yaklaşık 24 milyar dolarının serbest bırakılmasını kabul ettiği yönünde haberler yayımlandı.
Yeni teklif ise en az 12 milyar dolarlık dondurulmuş varlığa erişim sağlanmasını talep ediyor.
Nükleer dosya
İslamabad Mutabakatı’nın sekizinci maddesinde İran’ın nükleer silah edinmeyeceğini veya geliştirmeyeceğini teyit etmesi öngörülüyordu. Zenginleştirilmiş malzeme stokunun üzerinde anlaşılacak bir mekanizmaya göre ele alınması ve bunun asgari olarak İran içindeki zenginleştirme seviyesinin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı denetiminde düşürülmesini içermesi planlanıyordu. Zenginleştirme meselesinin nihai anlaşmada ele alınması öngörülmüştü.

Dokuzuncu madde ise nihai anlaşmaya kadar mevcut durumun korunmasını öngörüyordu. Buna göre İran nükleer programının mevcut durumunu koruyacak, Washington ise yeni yaptırımlar uygulamayacak ve ilave asker konuşlandırmayacaktı.
madde, nihai anlaşma müzakerelerinin başlaması için beş maddenin uygulanmaya başlamasını ve uygulanmaya devam etmesini şart koşuyordu. Bunlar çatışmaların durdurulması (1. madde), ablukanın kaldırılması (4. madde), Hürmüz’de deniz ulaşımının güvence altına alınması (5. madde), petrol muafiyetleri (10. madde) ve dondurulmuş varlıkların erişime açılmasıydı (11. madde). Bu unsurlar, yedi günlük plandan kamuoyuna açıklanan ayrıntıların da büyük bölümünü oluşturuyor.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai 23 Eylül’de İran’ın Haber kanalına yaptığı açıklamada ABD’nin önce Tahran’ın şartlarını yerine getirmesi gerektiğini söyledi. Rızai, bu gerçekleşene kadar “Hürmüz Boğazı’nı açmayacağız ve müzakere yapılmayacak” dedi. Şartların daha önce kesinleştirildiğini ve arabulucular aracılığıyla iletildiğini belirten Rızai, bunlardan herhangi birinin çıkarılması veya yeni bir şart eklenmesinin söz konusu olmadığını ifade etti.
Fark nerede?
İranlı yetkililere göre yeni plan ile haziran ayındaki mutabakat arasındaki temel fark, uygulamanın hızında yatıyor. İlk adımlar Washington’ın planı kabul etmesiyle başlayan bir haftalık süreye sıkıştırılıyor.
Yeni planda Hürmüz’ün açılması, söz konusu adımların tamamlanmasına bağlanarak altıncı güne çekiliyor. Mutabakat ise anlaşmanın imzalanmasının ardından deniz ulaşımının derhal başlamasını öngörüyordu.
Plan hakkında mevcut bilgiler ayrıca dondurulmuş varlıklar için en az 12 milyar dolarlık bir miktarın belirlenmesini, geçiş ücretleri konusunun sonraki düzenlemelere bırakılabilmesini ve deniz ulaşımına ilişkin düzenlemelerin İran ile Umman arasındaki mutabakatla sınırlandırılmasını içeriyor.


