Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, ülkesinin gerilimi düşürmek ve diplomatik çözümleri desteklemek için mümkün olan tüm çabayı gösterdiğini ancak güvenliğini koruma konusunda en küçük bir taviz vermeyeceğini söyledi. Veliaht Prens, ülkesini hedef alan herhangi bir tehdit veya saldırıya kararlılıkla karşılık vermekten çekinmeyeceklerini vurguladı.
Veliaht Prens bu açıklamaları, Kral Selman bin Abdülaziz adına Şura Meclisi’nin 9. döneminin 3. yasama yılının açılışını gerçekleştirerek yıllık Kraliyet konuşmasını yaptığı sırada dile getirdi. Suudi Veliaht Prensi, ülkesinin yüksek nitelikli insan kaynağı ve askeri kapasitelere sahip olduğunu ve Allah’ın izniyle kaynağı ne olursa olsun tehditlerle tamamen mücadele edebilecek ve onları caydırabilecek güçte bulunduğunu söyledi.
Veliaht Prens, ülkenin güvenliğinin korunması için tüm tehditlere karşı koyan ve sürekli teyakkuz halinde bulunan güvenlik ve savunma personeliyle gurur duyduğunu belirterek güvenliğin ülkenin çatısı, istikrarın kalkanı ve refahın da yol haritası olarak kalacağını ifade etti.
Veliaht Prens, “Körfez İşbirliği Konseyi’ndeki tüm ülkelere yönelik saldırılar, Körfez güvenliği ve istikrarının bölünmez bir bütün olduğunu teyit ediyor” dedi.
Güvenliğin korunması
Veliaht Prens, “Kardeşlerimizle birlikte Körfez güvenliğini korumak, stratejik iş birliği ve ekonomik entegrasyonu geliştirmek ve Kral’ın ortak çalışmayı güçlendirme vizyonunu uygulamaya devam etmek için çalışıyoruz. Böylece Konsey’in hedeflerine ulaşmasını ve vatandaşlarının beklentilerini karşılamasını sağlamayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.
Güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesi
Veliaht Prens konuşmasında, “Bölgenin istikrarını güçlendirme, gerilim ve çatışmaların sonuçlarından uzak tutma ve çabaları koordine etme yönündeki katkılarımız kapsamında Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında Mekke Savunma İttifakı’nı oluşturduk. Bu girişim, bölgenin güvenlik ve istikrarının güçlendirilmesinde üzerimize düşen rolü yerine getirme yönündeki ortak çabalarımızdan kaynaklanıyor” dedi.
Veliaht Prens, kardeş ve dost ülkelerin Suudi Arabistan’ın yanında durmasını ve güvenlik ile istikrarın güçlendirilmesine yaptıkları katkıları takdir etti.
Veliaht Prens, dünyanın bugün öngörüleri aşan bir enerji kriziyle karşı karşıya olduğunu belirterek Suudi Arabistan’ın gerilime rağmen uluslararası piyasalara petrol tedarikini sürdürebilme kapasitesi sayesinde küresel enerji güvenliğinin “sigortası” konumunda olduğunu söyledi.
Veliaht Prens ayrıca Suudi Arabistan’ın uluslararası deniz geçişlerinde güvenliği ve ortak çıkarları korumak, deniz yollarının siyasi veya ekonomik baskı aracı olarak kullanılmasını reddetmek amacıyla “Çok Uluslu Deniz Savunma İttifakı”nı kurma girişiminde bulunduğunu belirtti.
Veliaht Prens, Suudi Arabistan’ın ortaklarıyla birlikte güvenliğin korunması, gerilimin düşürülmesi ve çatışmaların önlenmesi amacıyla uluslararası iş birliğini güçlendirmek için tüm çabayı gösterdiğini söyledi.
Veliaht Prens, temel ürünler ile insani yardımların güvenli biçimde ulaştırılmasını güvence altına almak için uluslararası toplumun sorumluluklarını hızla yerine getirmesi gerektiğini vurguladı.
Gazze ve Yemen
Muhammed bin Selman, İsrail yönetiminin Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilere yönelik saldırılarının ve Mescid-i Aksa’ya yönelik ihlallerinin devam etmesini şiddetle kınadı.
Uluslararası topluma ve özellikle Barış Konseyi’ne çağrıda bulunan Veliaht Prens, kalıcı bir siyasi çözüme ulaşılması için beklenen rolün üstlenilmesini istedi.
Suudi Arabistan’ın Filistin halkının haklarına ilişkin tutumunun değişmez olduğunu vurgulayan Veliaht Prens, Filistinlilerin uluslararası referanslar doğrultusunda bağımsız bir devlet kurma hakkı da dahil olmak üzere meşru haklarına kavuşana kadar Riyad’ın çabalarının süreceğini söyledi.
Veliaht Prens ayrıca Suudi Arabistan’ın Yemen hükümetine, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu aracılığıyla ülkenin tamamında otoritesini tesis etmesi ve istikrarı yeniden sağlaması için kapsamlı destek verdiğini belirtti.

Veliaht Prens, Yemen’de kaos ve yıkımı, Yemen halkı ile bölgeyi tehdit etmeyi yöntem olarak benimsemekle suçladığı Husilerin saldırılarına karşı koyacaklarını ifade etti.
Suudi Arabistan’ın Sudan’ın birliği ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını destekleyen değişmez tutumunu da yineleyen Veliaht Prens Sudan halkının savaş ve yıkımın acılarından korunması gerektiğini söyledi.
Tevhid ve adalet vurgusu
Muhammed bin Selman, “Mübarek devletimiz kuruluşunun gelecek yıl 300. yılını tamamlayacak. Devletimiz tüm aşamalarında Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünneti üzerine yükseldi. Tevhid ve adalete bağlı kaldı ve bu, vazgeçmeyeceğimiz bir yol” dedi.
Suudi Arabistan’ın mirasına ve köklü değerlerine sahip çıkmaya devam edeceğini belirten Veliaht Prens, bu değerlerin zamanla daha da kökleştiğini ve güçlendiğini söyledi. Bunun vatandaşların inançlarına ve sağlam ulusal kimliklerine bağlılığını artırdığını ifade etti.
Veliaht Prens, Suudi Arabistan’ın İki Kutsal Cami’ye hizmet etme, onları imar etme ve ziyaretçilerine sahip çıkma şerefine nail olduğunu belirterek bunun ülkenin nesillerden devraldığı bir sorumluluğun devamı olduğunu söyledi.
Veliaht Prens, Suudi Arabistan’ın “Vizyon 2030” kapsamında geçirdiği 10 yılın sonuçlarına da değindi. Vizyon kapsamındaki program ve stratejilerin performans göstergelerinin hedeflerin yüzde 93’üne ulaştığını belirten Veliaht Prens, bunda Suudi erkek ve kadın vatandaşların performansı ve yetkinliğinin belirleyici olduğunu ifade etti.
Petrol dışı ihracatın 2016’ya kıyasla yüzde 155 arttığını belirten Veliaht Prens, bunun sektör ürünlerinin uluslararası pazarlardaki varlığının güçlendiğini gösterdiğini söyledi.
Özel sektörün ekonomideki payının yüzde 51’e yükseldiğini belirten Veliaht Prens, ulaştırma ve lojistik hizmetleri sisteminin tedarik zincirlerindeki değişimlere uyum sağlama ve mal ve hizmet akışını sürdürme kapasitesini kanıtladığını ifade etti.
Rekabetçi ekonomik yapılar
Bin Selman, Kamu Yatırım Fonu’nun önümüzdeki beş yıla yönelik stratejisini uygulamaya başladığını belirterek fonun yüksek rekabet gücüne sahip yerel ekonomik yapılar oluşturulmasına odaklandığını söyledi.
Veliaht Prens, özel sektörle stratejik ortaklığın güçlendirilmesi, ekonomik dönüşümün sağlanması amacıyla yerel içeriğin artırılması ve aynı zamanda sürdürülebilir finansal getirilerin elde edilmesinin hedeflendiğini belirtti.
Ulusal Kalkınma Fonu’nun da çok sayıda sektörün geliştirilmesine katkıda bulunduğunu ifade eden Veliaht Prens, fonun hedeflerine ulaşmasını sağlayacak yıllık finansmanla desteklendiğini kaydetti.
Suudi Arabistan’ın birçok küresel göstergede ilerleme kaydettiğini belirten Veliaht Prens, ülkenin dijital hazırlık, telekomünikasyon ve teknoloji gelişimi ile siber güvenlik göstergelerinde dünyada birinci sırada yer aldığını söyledi.
Suudi Arabistan’ın dijital hükümet olgunluğu endeksinde ikinci sırada bulunduğunu belirten Veliaht Prens, ülkenin madencilik yatırımları açısından en cazip 10 ülke arasına girdiğini ifade etti.
“2026 yılını Yapay Zekâ Yılı olarak adlandırdık” diyen Veliaht Prens, bunun Suudi Arabistan’ın yapay zekâ uygulamaları ve çözümlerinin geliştirilmesinde küresel ölçekte öncü olma, verimliliği artırma, hizmetlerin kalitesini yükseltme ve Suudi yetenekleri eğitme konusundaki kararlılığını ortaya koyduğunu söyledi.
Veliaht Prens, bölgede yaşanan gelişmelerin uzun vadeli planlamanın değişmezlik ve durağanlık anlamına gelmediğini, aksine değişimlere uyum sağlama kapasitesini ifade ettiğini söyledi.
Dünyanın art arda yaşanan dönüşümlerden geçtiğini belirten Bin Selman, ekonominin çeşitlendirilmesini güçlendiren reformların öneminin mevcut koşullarda daha fazla ortaya çıktığını ifade etti.
Bu reformların Suudi Arabistan’ın krizlerle başa çıkma kapasitesini artırdığını ve tehditleri ülkenin konumunu güçlendirecek fırsatlara dönüştürmesine katkı sağladığını ifade eden Veliaht, kalkınma önceliklerini etkin ve sürdürülebilir biçimde sürdürmeye devam edeceklerini söyledi.
Ulusal ekonominin dayanıklılığı
Muhammed bin Selman, “Mevcut koşullar, belki de ulusal ekonominin dayanıklılığının, işletmelerinin kapasitesindeki olgunluğun, devlet kurumlarının gücünün ve mali sürdürülebilirliğin bir göstergesidir” dedi.
Suudi Arabistan’ın ekonomik politikalarının temelinde ulusal kapasite ve imkânların geliştirilmesinin bulunduğunu belirten Bin Selman, gelecek vadeden sektörlerin güçlendirilmesi, yerli ve uluslararası yatırımların çekilmesi ve kaynakların ekonomik ve toplumsal etkisi en yüksek alanlara yönlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Bu yaklaşımın kalkınma önceliklerinin finanse edilme kapasitesini korumayı ve gelecek nesiller için kazanımların sürdürülebilirliğini sağlamayı amaçladığını belirtti.
Veliaht Prens, “Devletin attığı tüm adımların temel amacı ülkenin yükselmesi ve refaha kavuşması, yaşam kalitesinin artırılmasıdır” dedi.
Eğitim ve sağlık sektörlerinin sürekli öncelikleri arasında bulunduğunu belirten Bin Selman, bu iki alanın devlet bütçesinde öncelikli konumda olduğunu söyledi.
Eğitim sistemine ilişkin düzenlemenin eğitim kalitesini küresel ölçekte üst sıralara taşımayı amaçladığını belirten Bin Selman, sağlık dönüşümünün de hızla ilerlediğini ve sağlık hizmetlerinin en yüksek standartlara ulaştırılarak vatandaşlara kapsamlı biçimde sunulmasının hedeflendiğini ifade etti.
İstihdam ve konut
Bin Selman, işsizlik oranının düşürülmesinde sağlanan başarıya dikkat çekerek insan sermayesine yatırım yapmaya devam ettiklerini söyledi.
Bu yatırımların vatandaşların iş gücü piyasasına giriş fırsatlarını artıracağını ve onların tüm alanlarda rekabet edebilmesini ve öne çıkmasını sağlayacağını belirten Veliaht Prens, vatandaşların kalkınmanın itici gücü olacağını ifade etti.
Gayrimenkul sektöründeki reformlara da değinen Veliaht Prens, bu adımların vatandaşlara çeşitli seçenekler sunulmasını, gayrimenkul piyasasının verimliliğinin artırılmasını ve konut sahipliği oranının yükseltilmesini sağladığını söyledi.
Sektörün karşı karşıya olduğu sorunların çözümü için çalışmaların sürdüğünü belirterek vatandaşların hayatının her alanında fayda sağlayacak adımların atılmaya devam edeceğini vurgulayan Veliaht Prens, bu adımların kalkınmayı ve gelecek nesillerin kaynaklarını olumsuz etkilememesi, aynı zamanda devletin mali ve ekonomik istikrarını güvence altına alması gerektiğini belirtti.