Azerbaycan’daki “başörtüsü krizi” Türkiye ile ilişkilerin geleceğine dair soru işaretlerini artırıyor

Seçimler öncesinde Erdoğan’ı kuşatmaya yönelik İsrail planı iddiası gündemde

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 2025 Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Zirvesi sırasında mevkidaşı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı karşılarken (Cumhurbaşkanlığı)
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 2025 Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Zirvesi sırasında mevkidaşı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı karşılarken (Cumhurbaşkanlığı)
TT

Azerbaycan’daki “başörtüsü krizi” Türkiye ile ilişkilerin geleceğine dair soru işaretlerini artırıyor

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 2025 Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Zirvesi sırasında mevkidaşı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı karşılarken (Cumhurbaşkanlığı)
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 2025 Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Zirvesi sırasında mevkidaşı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı karşılarken (Cumhurbaşkanlığı)

Azerbaycan’ın okul kıyafetlerine yönelik yeni düzenlemesi ve başörtüsüne ilişkin tartışmalar, “iki devlet tek millet” anlayışıyla yakın siyasi ve askerî ilişkiler yürüten Türkiye ile Azerbaycan arasında gerilime yol açtı. Bakü’nün bazı Türk vatandaşlarını istenmeyen kişiler ilan etmesi ve bazıları hakkında uluslararası yakalama kararı çıkarması, krizin diplomatik boyutunu da gündeme taşıdı.

Türkçe konuşan iki ülke arasındaki gerilim, Azerbaycan’ın eylül ayında devlet okullarında kıyafet kurallarını yeniden düzenlemesiyle arttı. Yeni kurallar, “kamu eğitiminde laiklik ilkesiyle bağdaşmayan” eklemeleri yasaklıyor, ancak başörtüsünü açıkça yasaklayan bir hüküm içermiyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğindeki iktidar partisi Adalet ve Kalkınma Partisi’ne (AK Parti) yakın bazı Türk siyasetçiler ve sosyal medya aktivistleri, Azerbaycan hükümetinin kararını sert ifadelerle eleştirerek, doğrudan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’i hedef aldı.

Eşi görülmemiş adım

Azerbaycan hükümeti, geçen çarşamba günü iki ülke ilişkileri tarihinde benzeri görülmemiş bir adım atarak 31 Türk vatandaşını “istenmeyen kişiler” ilan etti ve kara listeye aldı. Ayrıca 7 kişi hakkında uluslararası yakalama kararı çıkarıldı.

Bu isimler arasında Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Kürt siyasi hareketine yakın Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, AK Parti ile ittifak hâlindeki Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) Genel Başkan Yardımcısı Yahya Uğraş, bazı gazeteciler, dinî konularda uzmanlaşmış yazarlar, blog yazarları ve iktidar partisinin eski bir yetkilisi de bulunuyor.

Erbakan, X hesabından Aliyev’e hitaben sert bir mesaj yayımladı. Erbakan, Azerbaycan’daki kız öğrenciler üzerindeki başörtüsü yasağının kaldırılmasının yeterli olacağını belirterek, “Ülkeye giremesek bile gelmemize gerek kalmaz” ifadesini kullandı.

Aliyev’in İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’u Bakü’de ağırlamasını da eleştiren Erbakan, “Siyonist katil Herzog’u ağırladıktan sonra gerçek dostlarına gözlerini kapattın” dedi. Bununla birlikte iki halk arasındaki kardeşliğin süreceğini belirterek, “Yaşasın Türkiye ve Azerbaycan; iki devlet tek millet” mesajını verdi.

Kılıçdaroğlu, Azerbaycan'da kadınların kıyafetlerine kısıtlama getirilmemesi konusunda uyarıda bulunarak, partisinin geçmişte Türkiye'de bu hataya düştüğüne dikkati çekti. (Cumhuriyet Halk Partisi - X)
Kılıçdaroğlu, Azerbaycan'da kadınların kıyafetlerine kısıtlama getirilmemesi konusunda uyarıda bulunarak, partisinin geçmişte Türkiye'de bu hataya düştüğüne dikkati çekti. (Cumhuriyet Halk Partisi - X)

Azerbaycan’ın kararına yönelik eleştiriler yalnızca muhafazakâr çevrelerle sınırlı kalmadı. Yargı kararıyla atanmış Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) geçici Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da düzenlemeyi eleştirdi. Türkiye’nin geçmişte başörtüsü yasağı konusunda “zor bir sınavdan” geçtiğini ve partisinin de bu hatada sorumluluğu bulunduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, kadınların giyim tercihlerine müdahale edilmemesi gerektiğini belirtti.

Gerilimi düşürme girişimleri

Gerilimin artması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen çarşamba günü Aliyev ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede ikili ilişkiler ile bölgesel ve uluslararası meseleler ele alındı.

Türkiye Cumhurbaşkanlığı, Erdoğan’ın Azerbaycan’ın bağımsızlığının 35. yıl dönümü dolayısıyla Aliyev’i bir kez daha tebrik ettiğini ve iki ülke arasındaki kardeşlik bağları temelinde iş birliğinin daha ileri seviyelere taşınacağını vurguladığını açıkladı. Erdoğan ayrıca Aliyev’i Ankara’da düzenlenmesi planlanan 13. Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’ne davet etti.

Azerbaycan’ın resmî haber ajansı ise iki ülke ilişkilerinin olumlu yönlerini ele alan bir analizinde, Erdoğan’ın telefon görüşmesinin Türkiye’de Azerbaycan’a karşı yürütülen sürekli bir dezenformasyon kampanyasının ardından gelmesinden duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

 Bahçeli, MHP Genel Merkezi'nde Azerbaycan'ın Ankara Büyükelçisi Reşad Mammadov'u kabul etti (MHP- X hesabı)
Bahçeli, MHP Genel Merkezi'nde Azerbaycan'ın Ankara Büyükelçisi Reşad Mammadov'u kabul etti (MHP- X hesabı)

Türkiye’de iktidarın Cumhur İttifakı ortağı Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli de gerilimi azaltmaya yönelik bir adım attı. Bahçeli, cuma günü MHP Genel Merkezi’nde Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Reşad Aslanov’u kabul etti.

Bahçeli, cumartesi günü partisinin Merkez Yönetim Kurulu toplantısının ardından yayımlanan açıklamada, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki güven ve dayanışmanın korunmasının ortak Türk dünyasının geleceği açısından vazgeçilmez olduğunu vurguladı.

Yeni bir Azerbaycan farklı bir Aliyev

Azerbaycan’da devlet okullarındaki laik eğitim ilkesi doğrultusunda getirilen kıyafet kurallarıyla başlayan tartışma, zamanla okul sınırlarını aşarak Türkiye’nin Azerbaycan üzerindeki etkisinin boyutuna ve Aliyev’in Ankara’ya karşı izlediği siyasi tutuma ilişkin daha geniş bir tartışmaya dönüştü.

Türkiye'de Aliyev'e karşı protesto gösterisi düzenlendi: Okullarda başörtüsü yasağı kararından vazgeçmesi çağrısı yapıldı (Türk medyası)
Türkiye'de Aliyev'e karşı protesto gösterisi düzenlendi: Okullarda başörtüsü yasağı kararından vazgeçmesi çağrısı yapıldı (Türk medyası)

Bakü hükümetini destekleyen Azerbaycanlı gazeteci Mirşahin, sosyal medya üzerinden Türkiye’ye seslenerek, “Şunu anlayın: Siz ağabey değilsiniz, biz de küçük kardeş değiliz” mesajını verdi.

Bakü’ye yakın medya organları aracılığıyla öne çıkarılan temel mesajın, “kardeşliğin müdahaleyi meşrulaştırmayacağı” olduğu değerlendiriliyor. Bu açıdan Aliyev’in 2 Ekim’de yaptığı ve ülkenin iç işlerine dışarıdan müdahaleyi reddettiği açıklama önem taşıyor.

Aliyev’in Azerbaycan’ın iç meselelerine müdahaleye karşı sert tutumu, Türkiye ile yakın ilişkilerini koruyan ancak ülkesinin Türkiye’nin nüfuz alanında olduğu izlenimini reddeden bir lider profili çiziyor.

Erdoğan ve Aliyev, Birleşmiş Milletler’deki bir görüşmede (Türkiye Cumhurbaşkanlığı).
Erdoğan ve Aliyev, Birleşmiş Milletler’deki bir görüşmede (Türkiye Cumhurbaşkanlığı).

Mevcut gerilim ortamında Aliyev’in siyasi portresi üç temel unsur üzerinden şekilleniyor: Türkiye’ye yakın ancak Ankara’nın nüfuz alanına girmeyi kabul etmeyen bir lider; Müslüman bir topluma liderlik ederken laik devlet ilkesinden taviz vermediğini vurgulayan bir cumhurbaşkanı; Erdoğan ile ortaklık yürüten ancak gerektiğinde Mustafa Kemal Atatürk’e atıfta bulunarak, kendi siyasi meşruiyetini güçlendiren bir siyasetçi.

Bununla birlikte, Aliyev’in bu şekilde sunulan siyasi profilinin ne ölçüde kalıcı olacağı ve Azerbaycan’ın Türkiye ile ilişkilerinin gelecekte hangi çerçevede şekilleneceği henüz netlik kazanmış değil.

Türkiye’de kuşatılma endişesi

İktidara yakın Yeni Şafak gazetesinin yazarı Aydın Ünal, “Kuşatmanın Ayak Sesleri” başlıklı makalesinde Türkiye ile Azerbaycan arasında yaşanan ve kendi ifadesiyle “tek taraflı, ilan edilmemiş” gerilimi daha geniş bir bölgesel çerçeveye oturttu.

Şarku’l Avsatın Yeni Şafak’tan aktardığına göre Ünal, yaşananların geçici toplumsal anlaşmazlıklardan ibaret olmadığını, yaklaşan seçimler öncesinde Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı kuşatmayı hedefleyen planlı bir sürecin parçası olduğunu savundu.

Yazara göre gerilim, özellikle Aliyev’in 2 Ekim’de yaptığı açıklamanın ardından belirginleşti. Aliyev söz konusu konuşmasında, “Herkes yerini bilmeli, işlerimize karışmamalı, yaşam tarzımıza müdahale etmemeli ve bize akıl vermemeli” ifadelerini kullanmıştı. Aliyev ayrıca 2020’deki Dağlık Karabağ zaferinin Azerbaycan’ın kendi çabaları ve kendi parasıyla satın aldığı silahlar sayesinde kazanıldığını vurgulamıştı.

Ünal, bu sözlerin doğrudan Türkiye ve Erdoğan’a yönelik olduğunu ileri sürdü. Yaşanan gerilimi, Yunanistan ve Kıbrıs’ın İsrail ile yakınlaşması ve Ege Denizi’ndeki gerilimin artması başta olmak üzere bölgedeki bir dizi gelişmeyle ilişkilendirdi.

Sosyal medyada paylaşılan bir fotoğraf: Okullara girişleri engellenen kız öğrencilerine sokakta ders veren Azeri bir öğretmen
Sosyal medyada paylaşılan bir fotoğraf: Okullara girişleri engellenen kız öğrencilerine sokakta ders veren Azeri bir öğretmen

Yazarın özellikle dikkat çektiği konu, “Netanyahu’nun Türkiye’yi renkli bir harita üzerinden kuşatma projesi” olarak nitelendirdiği girişim oldu. Ünal, söz konusu haritada Azerbaycan’ın kısmen “İsrail’in müttefiki” olarak gösterildiğini belirtti.

Ünal ayrıca ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasındaki beklenmedik yakınlaşmaya dikkat çekerek, bütün bu gelişmelerin nihai hedefinin Türkiye olduğunu ve Erdoğan’ın bu süreçte hedef alınacağını öne sürdü.

Ancak Türkiye’nin seçimler öncesinde İsrail tarafından kuşatılmasını amaçlayan bir plan bulunduğu yönündeki değerlendirme, yazara ait bir yorum niteliği taşıyor. Aktarılan bilgiler, böyle bir planın varlığını bağımsız biçimde doğrulayan kanıtlar sunmuyor.



Trump'tan İsraillilere çağrı: 'Başarılı savaşçı' Netanyahu'ya oy verin

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)
TT

Trump'tan İsraillilere çağrı: 'Başarılı savaşçı' Netanyahu'ya oy verin

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump dün İsraillilere, yaklaşan seçimlerde oylarını Başbakan Binyamin Netanyahu'dan yana kullanmaları çağrısında bulundu; ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşı 'birlikte zafer kazanmaya' örnek gösterdi.

Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, 'Sandık başına gittiğinizde lütfen Bibi'nin (Netanyahu) başarılı bir savaş başbakanı olduğunu unutmayın' ifadelerini kullandı.


Azerbaycan’daki “başörtüsü krizi” Türkiye ile ilişkilerin geleceğine dair soru işaretlerini artırıyor

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 2025 Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Zirvesi sırasında mevkidaşı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı karşılarken (Cumhurbaşkanlığı)
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 2025 Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Zirvesi sırasında mevkidaşı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı karşılarken (Cumhurbaşkanlığı)
TT

Azerbaycan’daki “başörtüsü krizi” Türkiye ile ilişkilerin geleceğine dair soru işaretlerini artırıyor

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 2025 Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Zirvesi sırasında mevkidaşı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı karşılarken (Cumhurbaşkanlığı)
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 2025 Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Zirvesi sırasında mevkidaşı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı karşılarken (Cumhurbaşkanlığı)

Azerbaycan’ın okul kıyafetlerine yönelik yeni düzenlemesi ve başörtüsüne ilişkin tartışmalar, “iki devlet tek millet” anlayışıyla yakın siyasi ve askerî ilişkiler yürüten Türkiye ile Azerbaycan arasında gerilime yol açtı. Bakü’nün bazı Türk vatandaşlarını istenmeyen kişiler ilan etmesi ve bazıları hakkında uluslararası yakalama kararı çıkarması, krizin diplomatik boyutunu da gündeme taşıdı.

Türkçe konuşan iki ülke arasındaki gerilim, Azerbaycan’ın eylül ayında devlet okullarında kıyafet kurallarını yeniden düzenlemesiyle arttı. Yeni kurallar, “kamu eğitiminde laiklik ilkesiyle bağdaşmayan” eklemeleri yasaklıyor, ancak başörtüsünü açıkça yasaklayan bir hüküm içermiyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğindeki iktidar partisi Adalet ve Kalkınma Partisi’ne (AK Parti) yakın bazı Türk siyasetçiler ve sosyal medya aktivistleri, Azerbaycan hükümetinin kararını sert ifadelerle eleştirerek, doğrudan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’i hedef aldı.

Eşi görülmemiş adım

Azerbaycan hükümeti, geçen çarşamba günü iki ülke ilişkileri tarihinde benzeri görülmemiş bir adım atarak 31 Türk vatandaşını “istenmeyen kişiler” ilan etti ve kara listeye aldı. Ayrıca 7 kişi hakkında uluslararası yakalama kararı çıkarıldı.

Bu isimler arasında Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Kürt siyasi hareketine yakın Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, AK Parti ile ittifak hâlindeki Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) Genel Başkan Yardımcısı Yahya Uğraş, bazı gazeteciler, dinî konularda uzmanlaşmış yazarlar, blog yazarları ve iktidar partisinin eski bir yetkilisi de bulunuyor.

Erbakan, X hesabından Aliyev’e hitaben sert bir mesaj yayımladı. Erbakan, Azerbaycan’daki kız öğrenciler üzerindeki başörtüsü yasağının kaldırılmasının yeterli olacağını belirterek, “Ülkeye giremesek bile gelmemize gerek kalmaz” ifadesini kullandı.

Aliyev’in İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’u Bakü’de ağırlamasını da eleştiren Erbakan, “Siyonist katil Herzog’u ağırladıktan sonra gerçek dostlarına gözlerini kapattın” dedi. Bununla birlikte iki halk arasındaki kardeşliğin süreceğini belirterek, “Yaşasın Türkiye ve Azerbaycan; iki devlet tek millet” mesajını verdi.

Kılıçdaroğlu, Azerbaycan'da kadınların kıyafetlerine kısıtlama getirilmemesi konusunda uyarıda bulunarak, partisinin geçmişte Türkiye'de bu hataya düştüğüne dikkati çekti. (Cumhuriyet Halk Partisi - X)
Kılıçdaroğlu, Azerbaycan'da kadınların kıyafetlerine kısıtlama getirilmemesi konusunda uyarıda bulunarak, partisinin geçmişte Türkiye'de bu hataya düştüğüne dikkati çekti. (Cumhuriyet Halk Partisi - X)

Azerbaycan’ın kararına yönelik eleştiriler yalnızca muhafazakâr çevrelerle sınırlı kalmadı. Yargı kararıyla atanmış Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) geçici Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da düzenlemeyi eleştirdi. Türkiye’nin geçmişte başörtüsü yasağı konusunda “zor bir sınavdan” geçtiğini ve partisinin de bu hatada sorumluluğu bulunduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, kadınların giyim tercihlerine müdahale edilmemesi gerektiğini belirtti.

Gerilimi düşürme girişimleri

Gerilimin artması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen çarşamba günü Aliyev ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede ikili ilişkiler ile bölgesel ve uluslararası meseleler ele alındı.

Türkiye Cumhurbaşkanlığı, Erdoğan’ın Azerbaycan’ın bağımsızlığının 35. yıl dönümü dolayısıyla Aliyev’i bir kez daha tebrik ettiğini ve iki ülke arasındaki kardeşlik bağları temelinde iş birliğinin daha ileri seviyelere taşınacağını vurguladığını açıkladı. Erdoğan ayrıca Aliyev’i Ankara’da düzenlenmesi planlanan 13. Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’ne davet etti.

Azerbaycan’ın resmî haber ajansı ise iki ülke ilişkilerinin olumlu yönlerini ele alan bir analizinde, Erdoğan’ın telefon görüşmesinin Türkiye’de Azerbaycan’a karşı yürütülen sürekli bir dezenformasyon kampanyasının ardından gelmesinden duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

 Bahçeli, MHP Genel Merkezi'nde Azerbaycan'ın Ankara Büyükelçisi Reşad Mammadov'u kabul etti (MHP- X hesabı)
Bahçeli, MHP Genel Merkezi'nde Azerbaycan'ın Ankara Büyükelçisi Reşad Mammadov'u kabul etti (MHP- X hesabı)

Türkiye’de iktidarın Cumhur İttifakı ortağı Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli de gerilimi azaltmaya yönelik bir adım attı. Bahçeli, cuma günü MHP Genel Merkezi’nde Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Reşad Aslanov’u kabul etti.

Bahçeli, cumartesi günü partisinin Merkez Yönetim Kurulu toplantısının ardından yayımlanan açıklamada, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki güven ve dayanışmanın korunmasının ortak Türk dünyasının geleceği açısından vazgeçilmez olduğunu vurguladı.

Yeni bir Azerbaycan farklı bir Aliyev

Azerbaycan’da devlet okullarındaki laik eğitim ilkesi doğrultusunda getirilen kıyafet kurallarıyla başlayan tartışma, zamanla okul sınırlarını aşarak Türkiye’nin Azerbaycan üzerindeki etkisinin boyutuna ve Aliyev’in Ankara’ya karşı izlediği siyasi tutuma ilişkin daha geniş bir tartışmaya dönüştü.

Türkiye'de Aliyev'e karşı protesto gösterisi düzenlendi: Okullarda başörtüsü yasağı kararından vazgeçmesi çağrısı yapıldı (Türk medyası)
Türkiye'de Aliyev'e karşı protesto gösterisi düzenlendi: Okullarda başörtüsü yasağı kararından vazgeçmesi çağrısı yapıldı (Türk medyası)

Bakü hükümetini destekleyen Azerbaycanlı gazeteci Mirşahin, sosyal medya üzerinden Türkiye’ye seslenerek, “Şunu anlayın: Siz ağabey değilsiniz, biz de küçük kardeş değiliz” mesajını verdi.

Bakü’ye yakın medya organları aracılığıyla öne çıkarılan temel mesajın, “kardeşliğin müdahaleyi meşrulaştırmayacağı” olduğu değerlendiriliyor. Bu açıdan Aliyev’in 2 Ekim’de yaptığı ve ülkenin iç işlerine dışarıdan müdahaleyi reddettiği açıklama önem taşıyor.

Aliyev’in Azerbaycan’ın iç meselelerine müdahaleye karşı sert tutumu, Türkiye ile yakın ilişkilerini koruyan ancak ülkesinin Türkiye’nin nüfuz alanında olduğu izlenimini reddeden bir lider profili çiziyor.

Erdoğan ve Aliyev, Birleşmiş Milletler’deki bir görüşmede (Türkiye Cumhurbaşkanlığı).
Erdoğan ve Aliyev, Birleşmiş Milletler’deki bir görüşmede (Türkiye Cumhurbaşkanlığı).

Mevcut gerilim ortamında Aliyev’in siyasi portresi üç temel unsur üzerinden şekilleniyor: Türkiye’ye yakın ancak Ankara’nın nüfuz alanına girmeyi kabul etmeyen bir lider; Müslüman bir topluma liderlik ederken laik devlet ilkesinden taviz vermediğini vurgulayan bir cumhurbaşkanı; Erdoğan ile ortaklık yürüten ancak gerektiğinde Mustafa Kemal Atatürk’e atıfta bulunarak, kendi siyasi meşruiyetini güçlendiren bir siyasetçi.

Bununla birlikte, Aliyev’in bu şekilde sunulan siyasi profilinin ne ölçüde kalıcı olacağı ve Azerbaycan’ın Türkiye ile ilişkilerinin gelecekte hangi çerçevede şekilleneceği henüz netlik kazanmış değil.

Türkiye’de kuşatılma endişesi

İktidara yakın Yeni Şafak gazetesinin yazarı Aydın Ünal, “Kuşatmanın Ayak Sesleri” başlıklı makalesinde Türkiye ile Azerbaycan arasında yaşanan ve kendi ifadesiyle “tek taraflı, ilan edilmemiş” gerilimi daha geniş bir bölgesel çerçeveye oturttu.

Şarku’l Avsatın Yeni Şafak’tan aktardığına göre Ünal, yaşananların geçici toplumsal anlaşmazlıklardan ibaret olmadığını, yaklaşan seçimler öncesinde Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı kuşatmayı hedefleyen planlı bir sürecin parçası olduğunu savundu.

Yazara göre gerilim, özellikle Aliyev’in 2 Ekim’de yaptığı açıklamanın ardından belirginleşti. Aliyev söz konusu konuşmasında, “Herkes yerini bilmeli, işlerimize karışmamalı, yaşam tarzımıza müdahale etmemeli ve bize akıl vermemeli” ifadelerini kullanmıştı. Aliyev ayrıca 2020’deki Dağlık Karabağ zaferinin Azerbaycan’ın kendi çabaları ve kendi parasıyla satın aldığı silahlar sayesinde kazanıldığını vurgulamıştı.

Ünal, bu sözlerin doğrudan Türkiye ve Erdoğan’a yönelik olduğunu ileri sürdü. Yaşanan gerilimi, Yunanistan ve Kıbrıs’ın İsrail ile yakınlaşması ve Ege Denizi’ndeki gerilimin artması başta olmak üzere bölgedeki bir dizi gelişmeyle ilişkilendirdi.

Sosyal medyada paylaşılan bir fotoğraf: Okullara girişleri engellenen kız öğrencilerine sokakta ders veren Azeri bir öğretmen
Sosyal medyada paylaşılan bir fotoğraf: Okullara girişleri engellenen kız öğrencilerine sokakta ders veren Azeri bir öğretmen

Yazarın özellikle dikkat çektiği konu, “Netanyahu’nun Türkiye’yi renkli bir harita üzerinden kuşatma projesi” olarak nitelendirdiği girişim oldu. Ünal, söz konusu haritada Azerbaycan’ın kısmen “İsrail’in müttefiki” olarak gösterildiğini belirtti.

Ünal ayrıca ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasındaki beklenmedik yakınlaşmaya dikkat çekerek, bütün bu gelişmelerin nihai hedefinin Türkiye olduğunu ve Erdoğan’ın bu süreçte hedef alınacağını öne sürdü.

Ancak Türkiye’nin seçimler öncesinde İsrail tarafından kuşatılmasını amaçlayan bir plan bulunduğu yönündeki değerlendirme, yazara ait bir yorum niteliği taşıyor. Aktarılan bilgiler, böyle bir planın varlığını bağımsız biçimde doğrulayan kanıtlar sunmuyor.


Lula da Silva, Brezilya’da dördüncü kez cumhurbaşkanı seçildi

Sol görüşlü Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva’nın zaferini kutlayan destekçileri, Brasília (Reuters)
Sol görüşlü Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva’nın zaferini kutlayan destekçileri, Brasília (Reuters)
TT

Lula da Silva, Brezilya’da dördüncü kez cumhurbaşkanı seçildi

Sol görüşlü Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva’nın zaferini kutlayan destekçileri, Brasília (Reuters)
Sol görüşlü Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva’nın zaferini kutlayan destekçileri, Brasília (Reuters)

Brezilya’da görevdeki sol görüşlü Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, muhafazakâr rakibi Flavio Bolsonaro’yu geride bırakarak ülke tarihinde eşi görülmemiş şekilde dördüncü kez cumhurbaşkanı seçildi. Yakında 81 yaşına girecek olan Lula, dün gerçekleştirilen ikinci tur seçimlerini kazandı.

Resmî sonuçlara göre oyların neredeyse tamamının sayılmasıyla Lula yüzde 51,76 oy alırken, eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’nun oğlu Flavio Bolsonaro yüzde 48,24’te kaldı.

Brezilya Seçim Kurulu, daha önce Yüksek Mahkeme yargıçlarından birinin ülke genelinde oy verme süresinin iki saat uzatılmasına hükmetmesinin ardından, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda oy sayımını geçici olarak durdurduğunu açıklamıştı.

Başlangıçta yerel saatle 17.00’de (TSİ 23.00) kapatılması planlanan sandıklar, Yüksek Mahkeme Yargıcı Cristiano Zanin’in Lula’nın seçim kampanyası tarafından yapılan süre uzatımı talebini kabul etmesinin ardından saat 19.00’da kapatıldı. Zanin, kararına gerekçe olarak Bahia eyaletindeki üç kentte yaşanan toplu taşıma sorunlarını gösterdi.

Kamuoyu yoklamalarının son derece çekişmeli bir yarışa işaret etmesi nedeniyle seçim sürecinde gerilim yüksekti. Her iki aday da son dakikada seçim yetkililerine başvurarak belirli eyaletlerde oy verme süresinin iki saat uzatılmasını istedi. Bolsonaro, kötü hava koşullarını gerekçe göstererek üç eyalette ek süre talep ederken, Lula’nın kampanyası seçim günü toplu taşıma hizmetlerinin azaltıldığını öne sürerek dokuz eyalette süre uzatımı istedi.

Çok sayıda Brezilyalı, seçmen kayıtlarının bulunduğu kentlerde oy kullanabilmek için toplu taşımaya bağımlı. Ancak bu seçmenler söz konusu kentlerde artık yaşamıyor olabilir. Lula’nın destekçileri, bu kentlerde toplu taşımaya daha fazla ihtiyaç duyan kesimler arasında yer alıyor. Lula’nın kuzeydoğu Brezilya’daki siyasi kalesi Bahia eyaletinde bir mahkeme, Salvador kentinin otobüs filosunun küçültülmesi talimatını verdiği iddiaları üzerine üst düzey bir ulaşım yetkilisinin tutuklanmasına karar verdi.

Lula gazetecilere yaptığı açıklamada, “Vicdansız bir iş insanı ya da yolsuzluğa bulaşmış, dürüst olmayan bir belediye başkanı oy kullanmalarını engellemeye çalıştı diye hiç kimse oy vermekten vazgeçmemeli” ifadelerini kullandı.

Seçim yarışına yolsuzluk skandalları, ekonomik kaygılar ve ABD’nin müdahalesine ilişkin suçlamalar damga vurdu. Washington yönetimi ise bu suçlamaları reddediyor. Seçim kampanyası, Jair Bolsonaro’nun 2022 yılında darbe planlamak suçlamasıyla 2025’te mahkûm edilmesinin sonuçlarından da etkilendi. Flavio Bolsonaro, seçimi kazanması hâlinde babasını serbest bırakma sözü verdi.

ABD Başkanı Donald Trump, davayı “hedef gösterme kampanyası” olarak nitelendirdi. Trump yönetimi, Jair Bolsonaro’nun yargılanmasıyla açıkça ilişkilendirilen bir kararla 2025 yılında Brezilya’ya yüzde 50 gümrük vergisi uyguladı. Bu önlemlerin bir kısmı daha sonra hafifletilse de Trump, bu yıl Brezilya’ya yeni gümrük vergileri getirdi ve kararını adaletsiz ticaret uygulamalarıyla gerekçelendirdi.

Lula, Trump yönetiminin Bolsonaro ailesiyle yakınlaşmasını seçimleri etkileme girişimlerinin bir parçası olarak değerlendirdi. Gümrük vergilerini ve diğer cezalandırıcı önlemleri eleştiren Lula, bunları bir güç gösterisi olarak nitelendirdi.

Ekonomi cephesinde ise Lula, hayat pahalılığı ve hane halkı borçlarının artması nedeniyle zorlanan seçmenlerin desteğini kazanmakta güçlük çekti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre eşitsizlik ve işsizlik oranlarında gerileme yaşanmasına rağmen geçim sıkıntısı önemli bir sorun olmayı sürdürüyor. Suç örgütlerinin yaygın şiddet eylemleri de seçmenlerin başlıca endişeleri arasında yer alıyor.

Bolsonaro ise hayat pahalılığına ilişkin kaygılardan yararlanmaya çalıştı. Suçla mücadelede sert bir politika izleyeceğini vadeden Bolsonaro, yüksek güvenlikli cezaevleri kurulmasını ve ağır cinsel suçlardan hüküm giyenlere kimyasal hadım uygulanmasını önerdi.

İlk turda Bolsonaro oyların yüzde 47’sini, Lula ise yüzde 45’ini almıştı. Senatör Bolsonaro’nun ilk turdaki başarısı, iş dünyası yanlısı reformların hayata geçirileceği beklentisiyle Brezilya piyasalarında ve ülkenin para biriminde yükselişe yol açtı.

Bolsonaro’nun ilk turdaki başarısı, Kongre seçimlerinde de liderliğini yaptığı Liberal Parti’nin ve diğer sağ siyasetçilerin lehine sonuçlar doğurdu. Bu tablo, Lula’nın yasama sürecinde karşılaşacağı koşulları belirleyebilecek; yeni düzenlemelerin önünü açabileceği gibi Lula’nın yönetim sürecini de zorlaştırabilecek bir siyasi dengeye işaret ediyor.