Doğu ve Batı Yahudileri, Araplar ve göçmenler... İsrail seçimlerinin sonucunu kim belirleyecek?

Eilat’taki Kuzey Afrika kökenli Yahudiler Eisenkot için slogan atıyor: “Bizim başbakanımız!”

Likud Partisi’nin Netanyahu ile Trump’ın yer aldığı ve İbranice “Kazanmak için tek bir şansımız var” yazan seçim afişi, Kudüs, 26 Ekim 2026 (AP)
Likud Partisi’nin Netanyahu ile Trump’ın yer aldığı ve İbranice “Kazanmak için tek bir şansımız var” yazan seçim afişi, Kudüs, 26 Ekim 2026 (AP)
TT

Doğu ve Batı Yahudileri, Araplar ve göçmenler... İsrail seçimlerinin sonucunu kim belirleyecek?

Likud Partisi’nin Netanyahu ile Trump’ın yer aldığı ve İbranice “Kazanmak için tek bir şansımız var” yazan seçim afişi, Kudüs, 26 Ekim 2026 (AP)
Likud Partisi’nin Netanyahu ile Trump’ın yer aldığı ve İbranice “Kazanmak için tek bir şansımız var” yazan seçim afişi, Kudüs, 26 Ekim 2026 (AP)

Kuzey Afrika kökenli Yahudiler, İbranice yazılmış pankartlar ve Fas Arapçasındaki ifadelerle atılan sloganlar eşliğinde, aralarında “Bizim başbakanımız” ifadesinin de bulunduğu tezahüratlarla, bugün başlayacak İsrail parlamentosu (Knesset) seçimlerinde Başbakan Binyamin Netanyahu’nun en önemli rakibi Gadi Eisenkot’u Eilat kentinde karşıladı.

Kökeni Fas’a dayanan Eisenkot’un ziyareti, İsrail’de genel olarak Doğulu Yahudilerin, özellikle de Kuzey Afrika kökenlilerin çoğunlukta yaşadığı 40 yerleşim birimini kapsayan turun son durağı oldu. ‘Altın Yerleşimler’ olarak adlandırılan bu bölgelerin gerçekten altın değerinde bir rol oynayarak seçimlerin kaderini belirlemesi ve Netanyahu’nun partisi Likud’a oy veren seçmenlerin mümkün olan en büyük bölümünü Eisenkot’un partisi Yashar’a çekmesi hedefleniyor.

Bu coşkulu karşılama ve beklentiler, İsrail’in demografik yapısındaki iç içe geçmişliği ve seçimlerin kaderini belirleyebilecek toplumsal kesimlerin niteliğini ortaya koyuyor. Özellikle de çeşitli kamuoyu yoklamalarının iki başlıca rakipten herhangi birini öne çıkaramaması ve 120 üyeli Knesset’te çoğunluğu sağlayacak 61 sandalyeye ulaşma ihtimallerini netleştirememesi, bu kesimlerin önemini artırıyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile en önemli rakibi Gadi Eisenkot’un resimlerinin yer aldığı bir elektronik reklam panosu (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile en önemli rakibi Gadi Eisenkot’un resimlerinin yer aldığı bir elektronik reklam panosu (AP)

İsrail’deki seçmen blokları; Doğu kökenli Yahudiler, Batı kökenli Yahudiler, köylerinin işgal edilmesi ve yıkıntıları üzerinde İsrail’in kurulmasının ardından fiilen İsrail vatandaşlığı kazanan ve İsrail Arapları olarak bilinen Filistinliler ile göçmen İsrailliler arasında dağılıyor.

Oy blokları ne?

Doğulu Yahudiler, İsrail vatandaşlarının yaklaşık yüzde 45’ini oluşturuyor. Bunların arasında Fas kökenli bir milyon Yahudi bulunuyor. Söz konusu kesim, ülkenin merkezinden uzakta, kırsal bölgelerdeki kasaba ve kentlerde yaşıyor. David Ben-Gurion hükümeti 1950’lerin başında bu insanları İsrail’e getirdiğinde, onları düşük yaşam standartlarına sahip mülteci kamplarına yerleştirdi. Onlara açık bir etnik üstünlük anlayışı ve belirgin bir ırk ayrımcılığıyla yaklaşılması, çoğunluğun hükümete öfkelenmesine ve hükümetten nefret etmesine yol açtı.

Aradan geçen yıllarda Likud, bu kesimin uğradığı haksızlık duygusunu kendi lehine kullanarak onları yanına çekti. ‘Uyanış yılı’ olarak adlandırdıkları 1977’den bu yana oylarının yaklaşık üçte ikisini Likud’a ve diğer sağ partilere veriyorlar. Görece duygusal yapıları nedeniyle liderlerine, yani başbakana, büyük bir saygı ve hayranlıkla yaklaşan bu kesim, siyasi mitinglerde Netanyahu lehine “Bibi İsrail’in kralı” sloganları atıyordu. Ancak bugünlerde bir ikilemle karşı karşıyalar. Zira Başbakan Binyamin Netanyahu’ya rakip olan en güçlü aday, Fas doğumlu anne ve babanın çocuğu olan Eisenkot. Fas kökenli Yahudiler bugün onu sıcaklık ve şefkatle karşılıyor; çünkü onu ‘kendilerinden biri’ olarak görüyorlar.

İsrail işgali altındaki Batı Şeria’da, Filistinlilerin Salem köyü yakınlarındaki yeni Şalem yerleşiminin açılışı sırasında bir İsrailli yerleşimci, kutuları bir eve taşıyor. (AFP)
İsrail işgali altındaki Batı Şeria’da, Filistinlilerin Salem köyü yakınlarındaki yeni Şalem yerleşiminin açılışı sırasında bir İsrailli yerleşimci, kutuları bir eve taşıyor. (AFP)

Araplar... yerli halk

Fas kökenlilerin yanı sıra, İsrail seçimlerinde belirleyici rol oynaması beklenen ve Netanyahu’nun çekindiği başka toplumsal kesimler de bulunuyor. Ancak Eisenkot da bu kesimlerin desteğini tek başına garanti edemiyor. İsrail’de, 1948’de ülkelerinde kalmayı sürdüren yerli halktan yaklaşık 1,2 milyon Arap seçmen bulunuyor. Bu kesim, seçme hakkına sahip vatandaşların yüzde 17’sini oluşturuyor. Yahudi seçmenlerle aynı oranda sandığa gitmeleri durumunda yaklaşık 20 milletvekili çıkarabilecek bir ağırlığa sahipler.

Arapların ne Netanyahu’ya ne de Eisenkot’a oy vermesi bekleniyor. Zira yüzde 85’i Arap partilerine oy veriyor. Özellikle bu seçimlerde, sağın kendilerini yerlerinden etmeyi amaçladığını düşündükleri için seçimleri kaderlerini belirleyecek bir süreç olarak görüyorlar.

Knesset’teki Arap milletvekili Yusuf Cebbarin, Arap partilerinin liderlik ettiği Ortak Liste’nin bir toplantısında destekçilerinin arasında (AFP)
Knesset’teki Arap milletvekili Yusuf Cebbarin, Arap partilerinin liderlik ettiği Ortak Liste’nin bir toplantısında destekçilerinin arasında (AFP)

Tahminler ve kamuoyu yoklamaları, Arap seçmenlerin sandığa gitme oranının yüzde 53’ten yüzde 65’e yükseleceğine işaret ediyor. Bu da onları, sağ blokların önünde hükümet kurmalarını engelleyebilecek belirleyici bir sete dönüştürebilir.

Haredi Yahudiler ve askerlik krizi

Haredi Yahudiler, oyların yüzde 15’ini oluşturuyor. Sandığa gitme oranlarının yüzde 90’ı aşması nedeniyle, seçmenler arasındaki oranlarından daha fazla sandalye kazanmaları mümkün. Oy toplama kapasiteleriyle ilgili yapılan esprilerden biri de ‘ölülerinin bile oy kullandığı’ yönünde. Ancak bu durum, üzerlerindeki denetimin yetersiz olmasından da kaynaklanıyor.

Haredi partileri, bir önceki parlamentoda 18 sandalyeye sahipti. Ancak kamuoyu yoklamaları, bu partilerin 3 ila 5 sandalye kaybedeceğine işaret ediyor. Bunun nedeni, kamuoyunun bu partilere duyduğu güvenin ciddi biçimde sarsılması. Harediler, partilerini gençlerinin askerlik hizmetinden muaf tutulmasını güvence altına alacak bir yasanın çıkarılması konusunda yetersiz kalmakla suçluyor. Bu kesimin büyük bölümü sağ görüşlü olduğundan, Haredi partilerinin sandalye kaybetmesi Netanyahu’nun siyasi bloğunun da güç kaybetmesi anlamına geliyor.

Yahudi göçmenleri çekmek amacıyla düzenlenen geziler

Merkez İstatistik Bürosu’na göre, yurt dışında yaşayan 810 bin İsrailli bulunuyor. Muhalefet partileri, on binlerce İsraillinin oy kullanmak üzere ülkeye getirilmesi amacıyla özel bir kampanya düzenledi. Bu kapsamda, seçmenlerin sandığa gitmek için ülkeye gelmelerini sağlamak üzere organize edilen ve masrafları karşılanan seyahatler düzenlendi.

Kampanyaları organize edenlere göre, yurt dışına göç etmiş 67 bin Yahudi kampanyaya olumlu yanıt vererek yalnızca birkaç günlüğüne oy kullanmak amacıyla ülkeye geldi. Bu kişilerin konaklamaları için gönüllülerin evleri ayarlandı.

Kampanyaya katılanların sayısı görece sınırlı olsa ve Knesset’teki ağırlıkları yalnızca bir buçuk sandalyeyi aşmasa da bu kişilerin geri dönüşü, tanıdıklarını ve akrabalarını da etkiliyor. Üstelik bu kişiler, geri dönme gerekçeleriyle çevrelerini daha da fazla etkiliyor.

Cumartesi akşamı Tel Aviv’de düzenlenen hükümet karşıtı yürüyüşten (EPA)
Cumartesi akşamı Tel Aviv’de düzenlenen hükümet karşıtı yürüyüşten (EPA)

Göçmenler, Netanyahu hükümetinin izlediği politikaların yurt dışında kendilerine zarar verdiğini ve dünya genelinde İsraillilere ve Yahudilere yönelik nefreti körüklediğini düşünüyor. Bunlardan biri olan moda tasarımcısı Itamar Tsahobel, Yedioth Ahronoth gazetesine yaptığı açıklamada durumu şu sözlerle özetledi: “30 yıldır yurt dışında yaşıyorum. Her zaman İsrailli olduğumu gururla söylerdim. Bugün ise utanç ve korku hissediyorum, kendimi savunmak zorunda kalıyorum. İsraillilerin dünyada yeniden başları dik dolaşabilmelerine ve İsrailli olmaktan gurur duymalarına katkıda bulunmak için oy kullanmaya geldim.”

23 yıldır Lizbon’da yaşayan Dana Levy ise “Geri dönen bizlerin bir ağırlığı olduğunu düşünüyorum. Normalde kamuoyu yoklamalarında bizi hesaba katmıyorlar. Bu seçimlerin sürprizi olacağımıza inanıyorum” dedi.

Netanyahu, başbakanlık koltuğunu korumak için amansız bir mücadele yürütürken bu gelişme karşısında geri adım atmıyor. Ancak uzmanlar, bu kez görevinin son derece zor olacağına işaret ediyor.



Doğu ve Batı Yahudileri, Araplar ve göçmenler... İsrail seçimlerinin sonucunu kim belirleyecek?

Likud Partisi’nin Netanyahu ile Trump’ın yer aldığı ve İbranice “Kazanmak için tek bir şansımız var” yazan seçim afişi, Kudüs, 26 Ekim 2026 (AP)
Likud Partisi’nin Netanyahu ile Trump’ın yer aldığı ve İbranice “Kazanmak için tek bir şansımız var” yazan seçim afişi, Kudüs, 26 Ekim 2026 (AP)
TT

Doğu ve Batı Yahudileri, Araplar ve göçmenler... İsrail seçimlerinin sonucunu kim belirleyecek?

Likud Partisi’nin Netanyahu ile Trump’ın yer aldığı ve İbranice “Kazanmak için tek bir şansımız var” yazan seçim afişi, Kudüs, 26 Ekim 2026 (AP)
Likud Partisi’nin Netanyahu ile Trump’ın yer aldığı ve İbranice “Kazanmak için tek bir şansımız var” yazan seçim afişi, Kudüs, 26 Ekim 2026 (AP)

Kuzey Afrika kökenli Yahudiler, İbranice yazılmış pankartlar ve Fas Arapçasındaki ifadelerle atılan sloganlar eşliğinde, aralarında “Bizim başbakanımız” ifadesinin de bulunduğu tezahüratlarla, bugün başlayacak İsrail parlamentosu (Knesset) seçimlerinde Başbakan Binyamin Netanyahu’nun en önemli rakibi Gadi Eisenkot’u Eilat kentinde karşıladı.

Kökeni Fas’a dayanan Eisenkot’un ziyareti, İsrail’de genel olarak Doğulu Yahudilerin, özellikle de Kuzey Afrika kökenlilerin çoğunlukta yaşadığı 40 yerleşim birimini kapsayan turun son durağı oldu. ‘Altın Yerleşimler’ olarak adlandırılan bu bölgelerin gerçekten altın değerinde bir rol oynayarak seçimlerin kaderini belirlemesi ve Netanyahu’nun partisi Likud’a oy veren seçmenlerin mümkün olan en büyük bölümünü Eisenkot’un partisi Yashar’a çekmesi hedefleniyor.

Bu coşkulu karşılama ve beklentiler, İsrail’in demografik yapısındaki iç içe geçmişliği ve seçimlerin kaderini belirleyebilecek toplumsal kesimlerin niteliğini ortaya koyuyor. Özellikle de çeşitli kamuoyu yoklamalarının iki başlıca rakipten herhangi birini öne çıkaramaması ve 120 üyeli Knesset’te çoğunluğu sağlayacak 61 sandalyeye ulaşma ihtimallerini netleştirememesi, bu kesimlerin önemini artırıyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile en önemli rakibi Gadi Eisenkot’un resimlerinin yer aldığı bir elektronik reklam panosu (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile en önemli rakibi Gadi Eisenkot’un resimlerinin yer aldığı bir elektronik reklam panosu (AP)

İsrail’deki seçmen blokları; Doğu kökenli Yahudiler, Batı kökenli Yahudiler, köylerinin işgal edilmesi ve yıkıntıları üzerinde İsrail’in kurulmasının ardından fiilen İsrail vatandaşlığı kazanan ve İsrail Arapları olarak bilinen Filistinliler ile göçmen İsrailliler arasında dağılıyor.

Oy blokları ne?

Doğulu Yahudiler, İsrail vatandaşlarının yaklaşık yüzde 45’ini oluşturuyor. Bunların arasında Fas kökenli bir milyon Yahudi bulunuyor. Söz konusu kesim, ülkenin merkezinden uzakta, kırsal bölgelerdeki kasaba ve kentlerde yaşıyor. David Ben-Gurion hükümeti 1950’lerin başında bu insanları İsrail’e getirdiğinde, onları düşük yaşam standartlarına sahip mülteci kamplarına yerleştirdi. Onlara açık bir etnik üstünlük anlayışı ve belirgin bir ırk ayrımcılığıyla yaklaşılması, çoğunluğun hükümete öfkelenmesine ve hükümetten nefret etmesine yol açtı.

Aradan geçen yıllarda Likud, bu kesimin uğradığı haksızlık duygusunu kendi lehine kullanarak onları yanına çekti. ‘Uyanış yılı’ olarak adlandırdıkları 1977’den bu yana oylarının yaklaşık üçte ikisini Likud’a ve diğer sağ partilere veriyorlar. Görece duygusal yapıları nedeniyle liderlerine, yani başbakana, büyük bir saygı ve hayranlıkla yaklaşan bu kesim, siyasi mitinglerde Netanyahu lehine “Bibi İsrail’in kralı” sloganları atıyordu. Ancak bugünlerde bir ikilemle karşı karşıyalar. Zira Başbakan Binyamin Netanyahu’ya rakip olan en güçlü aday, Fas doğumlu anne ve babanın çocuğu olan Eisenkot. Fas kökenli Yahudiler bugün onu sıcaklık ve şefkatle karşılıyor; çünkü onu ‘kendilerinden biri’ olarak görüyorlar.

İsrail işgali altındaki Batı Şeria’da, Filistinlilerin Salem köyü yakınlarındaki yeni Şalem yerleşiminin açılışı sırasında bir İsrailli yerleşimci, kutuları bir eve taşıyor. (AFP)
İsrail işgali altındaki Batı Şeria’da, Filistinlilerin Salem köyü yakınlarındaki yeni Şalem yerleşiminin açılışı sırasında bir İsrailli yerleşimci, kutuları bir eve taşıyor. (AFP)

Araplar... yerli halk

Fas kökenlilerin yanı sıra, İsrail seçimlerinde belirleyici rol oynaması beklenen ve Netanyahu’nun çekindiği başka toplumsal kesimler de bulunuyor. Ancak Eisenkot da bu kesimlerin desteğini tek başına garanti edemiyor. İsrail’de, 1948’de ülkelerinde kalmayı sürdüren yerli halktan yaklaşık 1,2 milyon Arap seçmen bulunuyor. Bu kesim, seçme hakkına sahip vatandaşların yüzde 17’sini oluşturuyor. Yahudi seçmenlerle aynı oranda sandığa gitmeleri durumunda yaklaşık 20 milletvekili çıkarabilecek bir ağırlığa sahipler.

Arapların ne Netanyahu’ya ne de Eisenkot’a oy vermesi bekleniyor. Zira yüzde 85’i Arap partilerine oy veriyor. Özellikle bu seçimlerde, sağın kendilerini yerlerinden etmeyi amaçladığını düşündükleri için seçimleri kaderlerini belirleyecek bir süreç olarak görüyorlar.

Knesset’teki Arap milletvekili Yusuf Cebbarin, Arap partilerinin liderlik ettiği Ortak Liste’nin bir toplantısında destekçilerinin arasında (AFP)
Knesset’teki Arap milletvekili Yusuf Cebbarin, Arap partilerinin liderlik ettiği Ortak Liste’nin bir toplantısında destekçilerinin arasında (AFP)

Tahminler ve kamuoyu yoklamaları, Arap seçmenlerin sandığa gitme oranının yüzde 53’ten yüzde 65’e yükseleceğine işaret ediyor. Bu da onları, sağ blokların önünde hükümet kurmalarını engelleyebilecek belirleyici bir sete dönüştürebilir.

Haredi Yahudiler ve askerlik krizi

Haredi Yahudiler, oyların yüzde 15’ini oluşturuyor. Sandığa gitme oranlarının yüzde 90’ı aşması nedeniyle, seçmenler arasındaki oranlarından daha fazla sandalye kazanmaları mümkün. Oy toplama kapasiteleriyle ilgili yapılan esprilerden biri de ‘ölülerinin bile oy kullandığı’ yönünde. Ancak bu durum, üzerlerindeki denetimin yetersiz olmasından da kaynaklanıyor.

Haredi partileri, bir önceki parlamentoda 18 sandalyeye sahipti. Ancak kamuoyu yoklamaları, bu partilerin 3 ila 5 sandalye kaybedeceğine işaret ediyor. Bunun nedeni, kamuoyunun bu partilere duyduğu güvenin ciddi biçimde sarsılması. Harediler, partilerini gençlerinin askerlik hizmetinden muaf tutulmasını güvence altına alacak bir yasanın çıkarılması konusunda yetersiz kalmakla suçluyor. Bu kesimin büyük bölümü sağ görüşlü olduğundan, Haredi partilerinin sandalye kaybetmesi Netanyahu’nun siyasi bloğunun da güç kaybetmesi anlamına geliyor.

Yahudi göçmenleri çekmek amacıyla düzenlenen geziler

Merkez İstatistik Bürosu’na göre, yurt dışında yaşayan 810 bin İsrailli bulunuyor. Muhalefet partileri, on binlerce İsraillinin oy kullanmak üzere ülkeye getirilmesi amacıyla özel bir kampanya düzenledi. Bu kapsamda, seçmenlerin sandığa gitmek için ülkeye gelmelerini sağlamak üzere organize edilen ve masrafları karşılanan seyahatler düzenlendi.

Kampanyaları organize edenlere göre, yurt dışına göç etmiş 67 bin Yahudi kampanyaya olumlu yanıt vererek yalnızca birkaç günlüğüne oy kullanmak amacıyla ülkeye geldi. Bu kişilerin konaklamaları için gönüllülerin evleri ayarlandı.

Kampanyaya katılanların sayısı görece sınırlı olsa ve Knesset’teki ağırlıkları yalnızca bir buçuk sandalyeyi aşmasa da bu kişilerin geri dönüşü, tanıdıklarını ve akrabalarını da etkiliyor. Üstelik bu kişiler, geri dönme gerekçeleriyle çevrelerini daha da fazla etkiliyor.

Cumartesi akşamı Tel Aviv’de düzenlenen hükümet karşıtı yürüyüşten (EPA)
Cumartesi akşamı Tel Aviv’de düzenlenen hükümet karşıtı yürüyüşten (EPA)

Göçmenler, Netanyahu hükümetinin izlediği politikaların yurt dışında kendilerine zarar verdiğini ve dünya genelinde İsraillilere ve Yahudilere yönelik nefreti körüklediğini düşünüyor. Bunlardan biri olan moda tasarımcısı Itamar Tsahobel, Yedioth Ahronoth gazetesine yaptığı açıklamada durumu şu sözlerle özetledi: “30 yıldır yurt dışında yaşıyorum. Her zaman İsrailli olduğumu gururla söylerdim. Bugün ise utanç ve korku hissediyorum, kendimi savunmak zorunda kalıyorum. İsraillilerin dünyada yeniden başları dik dolaşabilmelerine ve İsrailli olmaktan gurur duymalarına katkıda bulunmak için oy kullanmaya geldim.”

23 yıldır Lizbon’da yaşayan Dana Levy ise “Geri dönen bizlerin bir ağırlığı olduğunu düşünüyorum. Normalde kamuoyu yoklamalarında bizi hesaba katmıyorlar. Bu seçimlerin sürprizi olacağımıza inanıyorum” dedi.

Netanyahu, başbakanlık koltuğunu korumak için amansız bir mücadele yürütürken bu gelişme karşısında geri adım atmıyor. Ancak uzmanlar, bu kez görevinin son derece zor olacağına işaret ediyor.


İsrail’de sandıkların kapanmasının ardından ne olacak?

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Temmuz 2026’da Kudüs’te düzenlenen bir Knesset (İsrail Parlamentosu) oturumunda. (Arşiv– AFP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Temmuz 2026’da Kudüs’te düzenlenen bir Knesset (İsrail Parlamentosu) oturumunda. (Arşiv– AFP)
TT

İsrail’de sandıkların kapanmasının ardından ne olacak?

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Temmuz 2026’da Kudüs’te düzenlenen bir Knesset (İsrail Parlamentosu) oturumunda. (Arşiv– AFP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Temmuz 2026’da Kudüs’te düzenlenen bir Knesset (İsrail Parlamentosu) oturumunda. (Arşiv– AFP)

İsrail’de, ülkeyi sarsan ve Ortadoğu’yu istikrarsızlığa sürükleyen 7 Ekim 2023’teki Hamas saldırısından bu yana ilk kez bugün parlamento seçimleri yapılıyor.

Başbakan Binyamin Netanyahu’nun iktidarda kalıp kalamayacağı seçim sonuçlarına bağlı. Merkez çizgideki rakipleri yeni bir dönemin başlayacağını vaat ederken, sonuçların kesinleşmesi zaman alabilir.

Kazanan partileri ne zaman öğreneceğiz?

Sandıkların kapanmasından birkaç saat sonra hangi partilerin öne çıktığının netleşmesi bekleniyor. Ancak tablonun bütünüyle ortaya çıkması günler, hatta haftalar sürebilir.

Oy verme işlemi sabah saat 07.00’de (TSİ 08.00) başlayacak ve saat 22.00’de (TSİ 23.00) sona erecek. İsrail televizyon kanalları, sandıkların kapanmasıyla birlikte seçmenlerin oylarını kullandıktan sonra cevapladıkları anketlerin sonuçlarını yayımlayacak. Bu anketler, seçim sonuçlarına ilişkin ilk göstergeleri sunacak. Ardından seçim sonuçları açıklanmaya başlayacak.

Sonuçlar kısa sürede netleşebilir. Ancak hiçbir parti veya parti listesinin parlamentoda açık bir çoğunluk elde edememesi durumunda sürecin çok daha uzun sürmesi mümkün. Kesin oy sayısının 30 Ekim’e kadar açıklanması, resmî seçim sonuçlarının ise seçimden bir hafta sonra, 4 Kasım’da yayımlanması bekleniyor.

Süreç neden bu kadar karmaşık?

120 sandalyeli Knesset (İsrail Parlamentosu) seçimleri dört yılda bir yapılıyor. Ancak erken seçim kararı ülkede sık sık gündeme geliyor.

Knesset’teki sandalyeler, nispi temsil sistemi uyarınca parti listelerine dağıtılıyor. Bir partinin parlamentoda sandalye kazanabilmesi için ülke genelinde kullanılan oyların en az yüzde 3,25’ini alması gerekiyor.

Yaklaşık 12 partinin bu seçim barajını aşma ihtimalinin bulunduğu değerlendiriliyor. Bu nedenle kesin oy sayısının belirlenmesi ve sandalyelerin dağılımının netleşmesi zaman alabilir.

Sonuçların açıklanmasının ardından ne olacak?

Kesin oy sayısının belirlenmesi ve sonuçların yayımlanmasının ardından Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, başbakanlık için hangi adayı desteklediklerini öğrenmek amacıyla parti liderleriyle istişarelerde bulunacak. Ardından hükümeti kurma şansının en yüksek olduğunu düşündüğü adaya görev verecek. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre görevlendirilen adayın hükümeti kurmak için 42 güne kadar süresi olacak.

İsrail’de bugüne kadar hiçbir parti tek başına mutlak çoğunluğu elde edemedi. Bu nedenle hükümetler koalisyonlar aracılığıyla kuruluyor ve hükümet kurma müzakereleri genellikle haftalar sürüyor. Knesset’teki her sandalye önem taşıyor; küçük partiler de hükümetin hangi siyasi blok tarafından kurulacağını belirlemede kritik rol oynayabiliyor.

Görevlendirilen adayın hükümeti kuramaması durumunda başka adaylara da fırsat verilebilir. Hükümet kurulamaması hâlinde ise yeni seçimlere gidilmesi gündeme gelirken mevcut hükümet, geçici hükümet olarak görevini sürdürür.


FBI Eski Direktörü James Comey hakkında yargıdan yeni suçlamalar

Eski Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Direktörü James Comey, Haziran 2017’de Senato’da düzenlenen bir oturumda. (Arşiv – AP)
Eski Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Direktörü James Comey, Haziran 2017’de Senato’da düzenlenen bir oturumda. (Arşiv – AP)
TT

FBI Eski Direktörü James Comey hakkında yargıdan yeni suçlamalar

Eski Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Direktörü James Comey, Haziran 2017’de Senato’da düzenlenen bir oturumda. (Arşiv – AP)
Eski Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Direktörü James Comey, Haziran 2017’de Senato’da düzenlenen bir oturumda. (Arşiv – AP)

Eski Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Direktörü James Comey, ulusal güvenlikle ilgili gizli bilgileri sızdırmakla suçlandı. Dün yöneltilen suçlamalar, Donald Trump’ı eleştirmesiyle tanınan Comey hakkında açılan üçüncü dava oldu.

Mahkeme belgelerine göre ABD Adalet Bakanlığı 65 yaşındaki Comey’yi, FBI Direktörlüğü görevini yürüttüğü Ekim 2016’da söz konusu bilgileri “bunları almaya yetkili olmayan bir kişiye” vermekle suçluyor. Comey’nin ayrıca kimliği açıklanmayan bir kişiye “ulusal savunmayla ilgili bilgileri bir gazeteciye açıklaması” talimatını verdiği öne sürülüyor.

Comey, Substack platformunda yayımladığı videoda alaycı bir ifadeyle “Yine geldiler” dedi. Eski FBI Direktörü, “Adalet Bakanlığının korkunç bir yetki suistimalini temsil etmeseydi bu durum komik olabilirdi” diye konuştu ve suçsuz olduğunu vurguladı. Comey ayrıca, “Bu insanlardan korkmuyorum ve federal yargının bağımsızlığına inanmaya devam ediyorum” ifadelerini kullandı.

Avukat Patrick Fitzgerald, ABD medyasına yaptığı açıklamada, söz konusu suçlamaların Donald Trump’ın ilk başkanlık döneminde de incelendiğini belirtti. Fitzgerald, o dönemde “hükümetin hiç kimse hakkında suçlama yöneltmemeye karar verdiğini” ifade etti.

Eylül 2025’te Comey hakkında Kongre’ye yalan ifade vermek suçlamasıyla dava açılmıştı. Söz konusu adım, Cumhuriyetçi Başkan Trump’ın siyasi rakiplerine yönelik intikam kampanyasının parçası olarak geniş çapta değerlendirilmişti. Ancak federal bir yargıç, Trump’ın bizzat seçtiği savcının hukuka aykırı biçimde atanmış olduğu gerekçesiyle davayı düşürdü.

Nisan 2026’da ise ABD yargısı, Comey’yi Instagram’da yaptığı bir paylaşım aracılığıyla Başkan Donald Trump’ın hayatını tehdit etmekle suçladı. Comey, geçen yıl mayıs ayında Instagram hesabında, Kuzey Carolina kıyısında “86” ve “47” rakamlarını andıran biçimde dizilmiş deniz kabuklarının fotoğrafını paylaşmıştı. Trump, söz konusu paylaşımın şifreli bir tehdit içerdiğini öne sürmüştü.

Trump, o dönemde Fox News’e verdiği röportajda, “86” ifadesinin İngilizcede öldürmek anlamında kullanılan argo bir sözcük olduğunu, “47” sayısının ise ABD’nin 47. başkanı olmasına gönderme yaptığını savunmuştu.