İsrail Eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, erken seçim tahminleri ve ilk sonuçların kendisine zafer müjdesi vermesiyle sevince kapılan tek isim değildi. Son üç yılda yapılan kamuoyu yoklamalarının büyük çoğunluğu, Eisenkot’un Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde olduğunu gösteriyordu. Uzmanlar da İsraillilerin, “dürüst ve ilkeli” bir başbakan arayışında oldukları için Netanyahu hükümetinden kurtulmak istedikleri konusunda hemfikirdi. Bu niteliklerin, “Yaşhar” (Doğru Yol) Partisi lideri Eisenkot’ta bulunduğu düşünülüyordu.
Ancak Eisenkot’un birçok müttefiki, değişim kampına liderlik etmesini kabul etmedi. Avigdor Lieberman, Naftali Bennett ve Yair Lapid, Eisenkot’un büyük bir orduyu yönetmeyi başarmış “yetkin bir general” olduğunu, ancak siyasi deneyimden yoksun bulunduğunu savundu. Hükümet yönetmenin ordu yönetmekten farklı olduğunu belirten bu isimler, Netanyahu’yla mücadele etmek ve onun siyasi kurnazlığına karşı koymak için başka bir aday üzerinde uzlaşilmasını önerdi.
Ancak değişim kampında iyimserlik yaratan ilk zafer ilanının üzerinden birkaç saat geçtikten sonra, beklentilerin tam tersi yönde ve şaşırtıcı sonuçlar ortaya çıkmaya başladı. Eisenkot’un sevinci azalırken, Netanyahu yeniden toparlandı. Her yeni sandığın sayılmasıyla Eisenkot ve müttefiklerinin gücü gerilerken, Netanyahu’nun oy ve sandalye sayısı yükseldi.
Sosyal medya kullanıcıları, Eisenkot’un zafer konuşmasını yeniden dinleyerek onunla alay etmeye başladı. Eisenkot’un konuşmasını, Netanyahu’nun üç yılı aşkın süredir devam eden ancak kesin bir sonuca ve zafere ulaşmayan savaşta zafer kazandığını ilan ettiği konuşmalara benzettiler.
Eisenkot’un müttefiklerinin deneyimsizliğine ilişkin eleştirilerinin tamamen haklı olduğu ortaya çıktı. Eisenkot zafer ilan etmekte acele etmişti ve bunu yapmaması gerekiyordu. Benzer bir durum daha önce Şimon Peres’in başına da gelmişti. Peres, seçim gecesi zafer sarhoşluğuyla hareket ederken, sabah yenilgiyle karşılaşmıştı. O dönemde şu sözleriyle tanınmıştı: “Anketler parfüm gibidir; koklamanın keyfini çıkarabilirsiniz ama içemezsiniz.”
Binyamin Netanyahu’nun, Yahudi seçmenlerden beklenmedik ölçüde güçlü destek almasının ardından İsrail’de yeni hükümet kurulana kadar geçici hükümetin başbakanı olarak görevini sürdürmesi bekleniyor. Sağ blok parlamentoda çoğunluğu elde edememiş olsa da bu sonuç, Netanyahu’nun rakiplerinin onu iktidardan uzaklaştırma şansını büyük ölçüde azalttı.

Dün oyların yüzde 85’inden fazlasının sayılmasıyla birlikte, İsrail’in önde gelen televizyon kanalları, sağ, aşırı sağ ve ultra-Ortodoks partilerden oluşan Netanyahu blokunun parlamentoda toplam 53 sandalye kazanmasının beklendiğini bildirdi. Bu sayı, Eisenkot liderliğindeki muhalefet bloğunun alması beklenen 48 sandalyenin oldukça üzerinde.
İsrail’deki Arapları temsil eden partilerin ise seçime yoğun katılımın ardından, daha önce hiç ulaşmadıkları 19 sandalyeyi kazanmaları bekleniyor.
Sayım devam ettiği için sonuçların değişmesi hâlâ mümkün.
Muhalefetin başarısızlıkları
Analistler ve uzmanlar, İsrail’deki kamuoyu yoklamalarını “başarısız, profesyonellikten uzak ve isabetsiz bir iş kolu” olarak nitelendiriyor. Anket yöntemlerinde ciddi sorunlar bulunduğunu, sonuçların kolaylıkla yanıltıcı hâle gelebildiğini savunan uzmanlar, anket şirketlerinin sayısının çok ancak güvenilirliklerinin düşük olduğunu belirterek sektörün yeniden değerlendirilmesi, hatta mesleğin baştan incelenmesi gerektiğini söylüyor.
Anket şirketlerinden birinin sahibi Mano Giba’ya bu eleştiriler sorulduğunda şu cevabi verdi:
“Herkes bizi eleştiriyor ve isabetsiz olduğumuzu söylüyor. Ancak herkes hizmetlerimizi talep ediyor. Bu nedenle çalışmaya devam ediyor, sayımızı ve kazancımızı artırıyoruz.”
Öte yandan muhalefet, iktidarı değiştirmek için önüne çıkan fırsatı değerlendiremedi.
İsrail kamuoyunun büyük bölümü sağ görüşlü olsa ve 7 Ekim 2023’teki Hamas saldırısının ardından daha da sertleşse de ilk sonuçlar, seçmenlerin çoğunun Netanyahu’nun iktidarda kalmasını istemediğine işaret ediyor. Nitekim Netanyahu blokunun 53 sandalye kazanacağı yönündeki tahmin, halen Knesset’teki 120 sandalyenin 68’ine sahip olan mevcut blokunun sandalye sayısının oldukça altında.
Buna rağmen muhalefet, Netanyahu’yu iktidardan uzaklaştırma görevinde çeşitli nedenlerle başarısız oldu.
İlk olarak, seçimlere yüzde 80 oranında katılım göstererek, Netanyahu hükümetinin düşmesini isteyen Arap vatandaşlarla iş birliği yapma fırsatını değerlendiremedi. Arap seçmenlerin yüksek katılımı, Eisenkot ve müttefiklerinin lehine işledi. Ancak bu isimler aylar boyunca her fırsatta Arap partilerinin desteğine dayanan bir hükümet kurmayacaklarını açıkladı.

İkinci olarak muhalefet, Netanyahu’ya karşı yarışabilecek en güçlü adaya güvenmek yerine onu zayıflattı. Eisenkot’a yönelik temel eleştirileri siyasi deneyimden yoksun olmasıydı. Siyasi deneyime sahip diğer liderler ise seçim mücadelesini bölünmüş güçlerle yürüttü.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Naftali Bennett, Yair Lapid, Avigdor Lieberman ve Yair Golan liderliğindeki dört parti, seçim kampanyasının başlamasından itibaren geçen 45 gün boyunca, seçim gününe üç hafta kala bile bir araya gelmedi.
Birbirlerine yönelik seçim kampanyalarını durdurma ve saha çalışmalarını koordine etme konusunda anlaşmış olmalarına rağmen kamuoyunun karşısına, birbirlerini gizlice hedef alan ve diğerlerinin güçlü olduğu bölgelerde faaliyet gösteren rakipler olarak çıktılar.
Netanyahu, Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich liderliğindeki aşırı sağın karşısında ortak bir strateji geliştirmeyi ve görev dağılımını akıllıca yapmayı başaramadılar.
Üçüncü olarak deneyimli muhalefet liderleri, seçim kampanyasının gündemini belirleme konusunda Netanyahu’nun peşinden sürüklendi. 7 Ekim saldırısının ardından yaşanan başarısızlıkları, savaşın kötü yönetilmesini, uluslararası toplumla ve daha geniş anlamda insanlıkla yaşanan sert çatışmayı öne çıkarmak yerine, Netanyahu’nun kendilerini savunma pozisyonuna çekmesine izin verdiler.
Netanyahu, rakiplerini Filistin devletinin kurulmasını desteklemekle suçladı. Muhalefet liderleri ise Filistin devletini desteklemediklerini söyleyerek, kendilerini savunmak zorunda kaldı. Üstelik Netanyahu, Filistin devletinin kurulmasına yönelik bir süreci de içeren ABD Başkanı Donald Trump’ın planını imzalamıştı.
Bu nedenlerle muhalefet, Netanyahu hükümetini devirmek için ortaya çıkan fırsatı gerektiği gibi değerlendiremedi.
Bundan sonraki adımlar
Şimdi yapılması gereken, gerçek sonuçların açıklanmasını beklemek. Seçim sonuçlarının sağlıklı biçimde analiz edilebilmesi için kesin verilerin ortaya çıkması gerekiyor. Bu veriler yalnızca normal sandıkların sayımının tamamlanmasıyla elde edilmeyecek; ordudaki askerlerin oylarının da sayılması beklenecek. Askerlerin kullandığı oyların sayısının 650 bin olduğu belirtiliyor.
Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre askerler genellikle Arap partilerine veya ultra-Ortodoks Haredi partilerine oy vermiyor. Bu nedenle Arap partileriyle Haredi partilerinin açıklanan sandalye sayılarında bir miktar düşüş yaşanabilir.
Asıl mesele, bu oyların Siyonist partiler arasında nasıl dağılacağı ve genel sonuçları ne ölçüde etkileyeceği.
Netanyahu bloku ile muhalefet bloku eşit sayıda sandalyeye ulaşırsa, Netanyahu hükümeti kurmakla görevlendirilmeyi talep edecek. Ancak Arap partilerinin Netanyahu yerine Eisenkot’u desteklemesi beklendiğinden, Eisenkot’un hükümeti kurma şansı daha yüksek olabilir. Arap partilerinin desteğini alması durumunda Eisenkot’un destekçi sayısı 60 milletvekilini açık biçimde aşabilir.
Bununla birlikte temel mesele hem Netanyahu’nun hem de Eisenkot’un seçim öncesinde verdikleri bazı sözlerden ve savundukları kimi tutumlardan vazgeçmek zorunda kalacak olması. Aksi takdirde çözüm yeniden seçime gidilmesi olabilir.
Eisenkot, Netanyahu’yla birlikte hükümet kurmayacağına ve Arap partilerinin desteğine dayanan bir hükümet oluşturmayacağına söz vermişti. Şimdi bu iki taahhütten birinden vazgeçmek zorunda kalabilir.
Netanyahu ise Trump’la birlikte İran’a yönelik saldırıların hedeflerini tamamlamak için iktidarda kalacağını ve bir ulusal birlik hükümeti kurmaya çalışacağını vaat etmişti. Ancak bugün yeniden seçime gitmeyi tercih ediyor.
Bu noktada Netanyahu’nun önündeki seçeneklerden biri Trump’ın planına geri dönmek: Yolsuzluk suçlamasıyla yargılandığı davadan muaf tutulmasını içeren bir anlaşma karşılığında, ulusal birlik hükümeti kurulması ve Netanyahu’nun iki yıl daha başbakanlık yaparak ardından siyasetten çekilmesi.
