İran’ın arabuluculuk girişimlerini reddetmesi, ülkeyi savaşa bir adım daha yaklaştırıyor

Tahran, nükleer program konusundaki tutumunu değiştirmedi; Trump ise seçimlerin ardından İran’a saldırı düzenlenmesi ihtimalini dışlamadı

28 Ekim 2026’da Tahran’da bir binanın üzerindeki boş bir salonda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu gösteren afişin önünden geçen insanlar (Reuters)
28 Ekim 2026’da Tahran’da bir binanın üzerindeki boş bir salonda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu gösteren afişin önünden geçen insanlar (Reuters)
TT

İran’ın arabuluculuk girişimlerini reddetmesi, ülkeyi savaşa bir adım daha yaklaştırıyor

28 Ekim 2026’da Tahran’da bir binanın üzerindeki boş bir salonda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu gösteren afişin önünden geçen insanlar (Reuters)
28 Ekim 2026’da Tahran’da bir binanın üzerindeki boş bir salonda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu gösteren afişin önünden geçen insanlar (Reuters)

Bölgede tansiyonun düşürülmesine yönelik umutlar, İran’ın Katar’ın arabuluculuk girişimini reddetmesiyle zayıflarken, ABD ve İsrail’le askerî çatışmanın yeniden başlamasına ilişkin işaretler güçleniyor.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre ajansa konuşan bir yetkili Tahran’dan, Doha’nın önerisine dün itibarıyla bu hafta sonuna kadar yanıt vermesinin beklendiğini belirtti. Öneri, Washington ile Tahran’ın endişelerini gidermek amacıyla tarafların karşılıklı güven artırıcı adımlar atmasını öngören, gelecek hafta başlayacak yedi günlük bir takvimi içeriyordu. Ancak Tahran, öneride “kabul edilebilir fikirler” bulamadı.

İranlı bir yetkili, Tahran’ın nükleer dosyada esneklik göstermeyi reddeden tutumunun “değişmediğini” belirterek, Katar’ın “savaşı sona erdirmek için yeni bir öneri sunmadığını” ifade etti.

Washington’da ise ABD Başkanı Donald Trump, gelecek ay yapılması planlanan ara seçimlerin ardından İran’a saldırı düzenlenmesi ihtimalini dışlamadı. Trump, “Her şey mümkün” dedi.

Öte yandan, konu hakkında bilgi sahibi yetkililere dayandırılan haberlerde Washington’un, İran’ın kapasitesini zayıflatmak ve ülkeyi müzakereye zorlamak amacıyla “kısa ve yoğun bir askerî harekât” hazırlığında olduğu belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre hazırlıklar kapsamında, gelecek ay Ortadoğu’da faaliyet gösteren yaklaşık 20 savaş gemisinden oluşan filoya ilave bir uçak gemisi taarruz grubunun ve ABD Deniz Piyadelerine bağlı bir seferî birliğin katılabileceği belirtiliyor.



ABD’de öğretmenler, yapay zekâya karşı koymak için eğitim yöntemlerini değiştiriyor

Kaliforniya’nın Los Angeles kentinde, okul bilgisayarının başında bir öğrenci (Reuters)
Kaliforniya’nın Los Angeles kentinde, okul bilgisayarının başında bir öğrenci (Reuters)
TT

ABD’de öğretmenler, yapay zekâya karşı koymak için eğitim yöntemlerini değiştiriyor

Kaliforniya’nın Los Angeles kentinde, okul bilgisayarının başında bir öğrenci (Reuters)
Kaliforniya’nın Los Angeles kentinde, okul bilgisayarının başında bir öğrenci (Reuters)

Yapay zekânın küresel başkenti olarak anılan San Francisco’da, altıncı sınıflara beşerî bilimler dersi veren öğretmen Tristen Chang, öğrencilerinin sohbet robotlarına başvurarak ödevlerini yapmalarını önleyecek şekilde derslerini yeniden düzenliyor.

Chang, geçen yıldan bu yana evde yazılan kompozisyon ödevlerini kaldırarak öğrencileri değerlendirmek için sözlü sınavlar uygulamaya başladı. Öğrencilere karakterler, olay örgüsü, temalar ve mecazlar hakkında 15 soru yöneltiyor ve bu soruları yanıtlamaları için yalnızca beş dakika veriyor.

Chang, “Teknoloji, öğretim yöntemlerini değiştiren uzun bir geçmişe sahip ancak yapay zekâ bunların en köklü değişimi. Önceki yöntemlerin tamamı artık geçmişte kaldı” dedi.

Üretken yapay zekânın yaygınlaşmasıyla birlikte ABD’deki ortaokul ve liselerde görev yapan öğretmenler, öğrencilerin öğrenme düzeylerini nasıl değerlendireceklerini yeniden ele alıyor. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre ajansın ülke genelinde onlarca öğretmen ve eğitim uzmanıyla yaptığı görüşmelerde öğretmenlerin ev ödevlerini azalttıkları ve sınıf içi yazma etkinlikleri ile tartışmalara daha fazla zaman ayırdıkları görüldü. Ayrıca görevleri, öğrencilerin yalnızca yanıtlarını değil, düşünme becerilerini de ölçebilecek şekilde yeniden tasarlıyorlar.

Bir akıllı telefonda çeşitli yapay zekâ uygulamaları görüntüleniyor (DPA).
Bir akıllı telefonda çeşitli yapay zekâ uygulamaları görüntüleniyor (DPA).

Eğitim sistemleri yapay zekâ konusunda henüz ortak bir yaklaşım geliştirebilmiş değil. Bu durum, birçok öğretmenin geçiş sürecini büyük ölçüde kendi başına yönetmesine neden oluyor. Bazı öğretmenler yapay zekâyı sınıflara entegre etmek isterken bazıları kullanımını sınırlandırmayı tercih ediyor. Pek çok öğretmen ise iki yaklaşım arasında bir yol izliyor.

Stanford Üniversitesi Eğitim Fakültesi profesörü ve Ulusal İngilizce Öğretmenleri Konseyi Başkanı Antero Garcia, “Birçok yetişkin bu araçları iş ortamlarında kendilerine çeşitli şekillerde yardımcı olması için kullanıyor. Ancak bunun eğitim açısından ne anlama geldiğini henüz tam olarak kavrayabilmiş değiliz” dedi.

Eğitimin temel bir unsuru

San Francisco’da bir ortaokulda İngilizce öğretmenliği yapan Rusty Shabey, öğrencilerin ev ödevlerinin yoğunluğundan bunaldıklarında sıklıkla yapay zekâya başvurduğunu söyledi. Shabey, bu eğilimi tersine çevirmek amacıyla sınıf içinde yazma çalışmalarına daha fazla zaman ayırıyor. Örneğin, yedinci sınıf öğrencileriyle bir kompozisyon üzerinde çalışmak için bir ayını harcıyor.

New York’ta bir lisede matematik öğretmeni olan Bobson Wong ise artık daha az sayıda ev ödevi sorusu veriyor ve öğrencilerinin performanslarını daha yakından takip edebilmek için sınıf içi alıştırmaları artırıyor.

Wong, “Yapay zekâ yalnızca öğrencilerin matematik problemlerini çözme biçimini değil, benim bu dersi anlatma biçimimi de kesinlikle değiştirdi” ifadelerini kullandı.

Yapay zekânın yalnızca matematik problemlerini çözmekle kalmayıp çözümün tüm aşamalarını da gösterebildiği bu alanda Wong, artık öğrencilerine hangi çözüm yöntemini tercih ettiklerini ve nedenini soruyor.

Yapay zekânın öğrenme üzerindeki etkileri ise tartışılmaya devam ediyor. Harvard Üniversitesinin 2025 yılında gerçekleştirdiği rastgele (randomize) bir deney, yapay zekâ destekli sanal bir özel öğretmenin öğrenme kazanımlarını ve öğrenci katılımını artırabildiğini ortaya koydu. Buna karşılık Massachusetts Teknoloji Enstitüsünün (MIT) Medya Laboratuvarı tarafından geçen yıl yürütülen küçük ölçekli bir araştırma, kompozisyon yazmak için ChatGPT kullanan kişilerin görevlerini daha hızlı tamamladığını, ancak yeterince zihinsel çaba göstermemiş olabileceklerini gösterdi.

Buna rağmen yapay zekâ, eğitimde artık temel araçlardan biri hâline geldi. RAND kuruluşunun 2025 yılında yaptığı bir araştırma, ABD’deki öğrencilerin ve İngilizce, matematik ve fen bilimleri öğretmenlerinin çoğunluğunun okul çalışmalarında yapay zekâ kullandığını ortaya koydu.

Öğretmenler ezberlenebilir sorulardan uzaklaşıyor

Bazı öğretmenlere göre yapay zekâyla başa çıkmanın en etkili yolu, yanıtları önceden tahmin edilebilen sorulardan kaçınmak. Yapay zekâ, karakterler ve olay örgüsü gibi konulardaki geleneksel soruları yanıtlamakta oldukça başarılı olduğundan, bazı öğretmenler öğrencilerden yaygın düşünce kalıplarının dışına çıkan yorumlar yapmalarını istiyor.

New York’un Bronx bölgesindeki bir lisede İngilizce öğretmeni olan Bian Rockfield, “En azından şu an için yapay zekânın eksiksiz biçimde yanıtlayamayacağı sorular hazırlamak için büyük çaba harcıyorum” dedi.

Rockfield’ın kullandığı yöntemlerden biri de öğrencilerden, erişmek için genellikle ücretli abonelik gerektiren ve sohbet robotlarının kolayca ulaşamadığı akademik makaleleri okumalarını gerektiren konularda yazı yazmalarını istemek.

Yapay zekâ sınıfta bir yardımcıya dönüşüyor

Yapay zekânın kötüye kullanılmasına ilişkin endişelere rağmen bazı öğretmenler bu teknolojiyi sınıfta bir araç olarak benimsiyor. Öğretmenler, yapay zekânın belirli bir konuyla ilgili makaleler bulmalarına, sınıf için afişler hazırlamalarına ve sunumlarda kullanılacak görseller oluşturmalarına yardımcı olabildiğini belirtiyor.

New York yakınlarındaki bir banliyöde bulunan lisede sosyal bilgiler öğretmenliği yapan Michael Zagari, tarihî belgelerdeki kelimeleri farklı okuma seviyelerindeki öğrencilere uygun hâle getirmek ve sınıfta açıklayabilmek için makaleleri özetlemek amacıyla yapay zekâdan yararlanıyor.

Zagari ayrıca öğrencilerini araştırma projelerine başlarken yapay zekâ kullanmaya teşvik ediyor. Ona göre öğrenciler, yapay zekâya etkili talimatlar vermeyi öğrenerek eleştirel düşünme becerilerini geliştiriyor.

Zagari, “Yapay zekâ ortadan kaybolmayacak. Tıpkı internetin sorumlu kullanımını öğrettiğimiz gibi, yapay zekânın nasıl kullanılacağı konusunda da dijital yurttaşlık sorumluluğunu öğretmeliyiz” ifadelerini kullandı.


İran’ın arabuluculuk girişimlerini reddetmesi, ülkeyi savaşa bir adım daha yaklaştırıyor

28 Ekim 2026’da Tahran’da bir binanın üzerindeki boş bir salonda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu gösteren afişin önünden geçen insanlar (Reuters)
28 Ekim 2026’da Tahran’da bir binanın üzerindeki boş bir salonda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu gösteren afişin önünden geçen insanlar (Reuters)
TT

İran’ın arabuluculuk girişimlerini reddetmesi, ülkeyi savaşa bir adım daha yaklaştırıyor

28 Ekim 2026’da Tahran’da bir binanın üzerindeki boş bir salonda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu gösteren afişin önünden geçen insanlar (Reuters)
28 Ekim 2026’da Tahran’da bir binanın üzerindeki boş bir salonda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu gösteren afişin önünden geçen insanlar (Reuters)

Bölgede tansiyonun düşürülmesine yönelik umutlar, İran’ın Katar’ın arabuluculuk girişimini reddetmesiyle zayıflarken, ABD ve İsrail’le askerî çatışmanın yeniden başlamasına ilişkin işaretler güçleniyor.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre ajansa konuşan bir yetkili Tahran’dan, Doha’nın önerisine dün itibarıyla bu hafta sonuna kadar yanıt vermesinin beklendiğini belirtti. Öneri, Washington ile Tahran’ın endişelerini gidermek amacıyla tarafların karşılıklı güven artırıcı adımlar atmasını öngören, gelecek hafta başlayacak yedi günlük bir takvimi içeriyordu. Ancak Tahran, öneride “kabul edilebilir fikirler” bulamadı.

İranlı bir yetkili, Tahran’ın nükleer dosyada esneklik göstermeyi reddeden tutumunun “değişmediğini” belirterek, Katar’ın “savaşı sona erdirmek için yeni bir öneri sunmadığını” ifade etti.

Washington’da ise ABD Başkanı Donald Trump, gelecek ay yapılması planlanan ara seçimlerin ardından İran’a saldırı düzenlenmesi ihtimalini dışlamadı. Trump, “Her şey mümkün” dedi.

Öte yandan, konu hakkında bilgi sahibi yetkililere dayandırılan haberlerde Washington’un, İran’ın kapasitesini zayıflatmak ve ülkeyi müzakereye zorlamak amacıyla “kısa ve yoğun bir askerî harekât” hazırlığında olduğu belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre hazırlıklar kapsamında, gelecek ay Ortadoğu’da faaliyet gösteren yaklaşık 20 savaş gemisinden oluşan filoya ilave bir uçak gemisi taarruz grubunun ve ABD Deniz Piyadelerine bağlı bir seferî birliğin katılabileceği belirtiliyor.


Netanyahu koltuğuna sıkı sıkıya tutunuyor… Eisenkot ise beklentilerin aksine geriliyor

Kudüs’te çarşamba günü, Netanyahu ve Trump’ın yer aldığı yırtılmış bir reklam afişinin önünden çocuğuyla birlikte geçen Arap kadın (AP)
Kudüs’te çarşamba günü, Netanyahu ve Trump’ın yer aldığı yırtılmış bir reklam afişinin önünden çocuğuyla birlikte geçen Arap kadın (AP)
TT

Netanyahu koltuğuna sıkı sıkıya tutunuyor… Eisenkot ise beklentilerin aksine geriliyor

Kudüs’te çarşamba günü, Netanyahu ve Trump’ın yer aldığı yırtılmış bir reklam afişinin önünden çocuğuyla birlikte geçen Arap kadın (AP)
Kudüs’te çarşamba günü, Netanyahu ve Trump’ın yer aldığı yırtılmış bir reklam afişinin önünden çocuğuyla birlikte geçen Arap kadın (AP)

İsrail Eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, erken seçim tahminleri ve ilk sonuçların kendisine zafer müjdesi vermesiyle sevince kapılan tek isim değildi. Son üç yılda yapılan kamuoyu yoklamalarının büyük çoğunluğu, Eisenkot’un Başbakan Binyamin  Netanyahu’nun önünde olduğunu gösteriyordu. Uzmanlar da İsraillilerin, “dürüst ve ilkeli” bir başbakan arayışında oldukları için Netanyahu hükümetinden kurtulmak istedikleri konusunda hemfikirdi. Bu niteliklerin, “Yaşhar” (Doğru Yol) Partisi lideri Eisenkot’ta bulunduğu düşünülüyordu.

Ancak Eisenkot’un birçok müttefiki, değişim kampına liderlik etmesini kabul etmedi. Avigdor Lieberman, Naftali Bennett ve Yair Lapid, Eisenkot’un büyük bir orduyu yönetmeyi başarmış “yetkin bir general” olduğunu, ancak siyasi deneyimden yoksun bulunduğunu savundu. Hükümet yönetmenin ordu yönetmekten farklı olduğunu belirten bu isimler, Netanyahu’yla mücadele etmek ve onun siyasi kurnazlığına karşı koymak için başka bir aday üzerinde uzlaşilmasını önerdi.

Ancak değişim kampında iyimserlik yaratan ilk zafer ilanının üzerinden birkaç saat geçtikten sonra, beklentilerin tam tersi yönde ve şaşırtıcı sonuçlar ortaya çıkmaya başladı. Eisenkot’un sevinci azalırken, Netanyahu yeniden toparlandı. Her yeni sandığın sayılmasıyla Eisenkot ve müttefiklerinin gücü gerilerken, Netanyahu’nun oy ve sandalye sayısı yükseldi.

Sosyal medya kullanıcıları, Eisenkot’un zafer konuşmasını yeniden dinleyerek onunla alay etmeye başladı. Eisenkot’un konuşmasını, Netanyahu’nun üç yılı aşkın süredir devam eden ancak kesin bir sonuca ve zafere ulaşmayan savaşta zafer kazandığını ilan ettiği konuşmalara benzettiler.

Eisenkot’un müttefiklerinin deneyimsizliğine ilişkin eleştirilerinin tamamen haklı olduğu ortaya çıktı. Eisenkot zafer ilan etmekte acele etmişti ve bunu yapmaması gerekiyordu. Benzer bir durum daha önce Şimon Peres’in başına da gelmişti. Peres, seçim gecesi zafer sarhoşluğuyla hareket ederken, sabah yenilgiyle karşılaşmıştı. O dönemde şu sözleriyle tanınmıştı: “Anketler parfüm gibidir; koklamanın keyfini çıkarabilirsiniz ama içemezsiniz.”

Binyamin Netanyahu’nun, Yahudi seçmenlerden beklenmedik ölçüde güçlü destek almasının ardından İsrail’de yeni hükümet kurulana kadar geçici hükümetin başbakanı olarak görevini sürdürmesi bekleniyor. Sağ blok parlamentoda çoğunluğu elde edememiş olsa da bu sonuç, Netanyahu’nun rakiplerinin onu iktidardan uzaklaştırma şansını büyük ölçüde azalttı.

Netanyahu, dün Kudüs’te Likud Partisi etkinliğinde destekçilerine el sallıyor (EPA).
Netanyahu, dün Kudüs’te Likud Partisi etkinliğinde destekçilerine el sallıyor (EPA).

Dün oyların yüzde 85’inden fazlasının sayılmasıyla birlikte, İsrail’in önde gelen televizyon kanalları, sağ, aşırı sağ ve ultra-Ortodoks partilerden oluşan Netanyahu blokunun parlamentoda toplam 53 sandalye kazanmasının beklendiğini bildirdi. Bu sayı, Eisenkot liderliğindeki muhalefet bloğunun alması beklenen 48 sandalyenin oldukça üzerinde.

İsrail’deki Arapları temsil eden partilerin ise seçime yoğun katılımın ardından, daha önce hiç ulaşmadıkları 19 sandalyeyi kazanmaları bekleniyor.

Sayım devam ettiği için sonuçların değişmesi hâlâ mümkün.

Muhalefetin başarısızlıkları

Analistler ve uzmanlar, İsrail’deki kamuoyu yoklamalarını “başarısız, profesyonellikten uzak ve isabetsiz bir iş kolu” olarak nitelendiriyor. Anket yöntemlerinde ciddi sorunlar bulunduğunu, sonuçların kolaylıkla yanıltıcı hâle gelebildiğini savunan uzmanlar, anket şirketlerinin sayısının çok ancak güvenilirliklerinin düşük olduğunu belirterek sektörün yeniden değerlendirilmesi, hatta mesleğin baştan incelenmesi gerektiğini söylüyor.

Anket şirketlerinden birinin sahibi Mano Giba’ya bu eleştiriler sorulduğunda şu cevabi verdi:

“Herkes bizi eleştiriyor ve isabetsiz olduğumuzu söylüyor. Ancak herkes hizmetlerimizi talep ediyor. Bu nedenle çalışmaya devam ediyor, sayımızı ve kazancımızı artırıyoruz.”

Öte yandan muhalefet, iktidarı değiştirmek için önüne çıkan fırsatı değerlendiremedi.

İsrail kamuoyunun büyük bölümü sağ görüşlü olsa ve 7 Ekim 2023’teki Hamas saldırısının ardından daha da sertleşse de ilk sonuçlar, seçmenlerin çoğunun Netanyahu’nun iktidarda kalmasını istemediğine işaret ediyor. Nitekim Netanyahu blokunun 53 sandalye kazanacağı yönündeki tahmin, halen Knesset’teki 120 sandalyenin 68’ine sahip olan mevcut blokunun sandalye sayısının oldukça altında.

Buna rağmen muhalefet, Netanyahu’yu iktidardan uzaklaştırma görevinde çeşitli nedenlerle başarısız oldu.

İlk olarak, seçimlere yüzde 80 oranında katılım göstererek, Netanyahu hükümetinin düşmesini isteyen Arap vatandaşlarla iş birliği yapma fırsatını değerlendiremedi. Arap seçmenlerin yüksek katılımı, Eisenkot ve müttefiklerinin lehine işledi. Ancak bu isimler aylar boyunca her fırsatta Arap partilerinin desteğine dayanan bir hükümet kurmayacaklarını açıkladı.

Yaşhar Partisi lideri Gadi Eisenkot, dün erken saatlerde Tel Aviv’de destekçilerine hitap ediyor (AFP).
Yaşhar Partisi lideri Gadi Eisenkot, dün erken saatlerde Tel Aviv’de destekçilerine hitap ediyor (AFP).

İkinci olarak muhalefet, Netanyahu’ya karşı yarışabilecek en güçlü adaya güvenmek yerine onu zayıflattı. Eisenkot’a yönelik temel eleştirileri siyasi deneyimden yoksun olmasıydı. Siyasi deneyime sahip diğer liderler ise seçim mücadelesini bölünmüş güçlerle yürüttü.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Naftali Bennett, Yair Lapid, Avigdor Lieberman ve Yair Golan liderliğindeki dört parti, seçim kampanyasının başlamasından itibaren geçen 45 gün boyunca, seçim gününe üç hafta kala bile bir araya gelmedi.

Birbirlerine yönelik seçim kampanyalarını durdurma ve saha çalışmalarını koordine etme konusunda anlaşmış olmalarına rağmen kamuoyunun karşısına, birbirlerini gizlice hedef alan ve diğerlerinin güçlü olduğu bölgelerde faaliyet gösteren rakipler olarak çıktılar.

Netanyahu, Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich liderliğindeki aşırı sağın karşısında ortak bir strateji geliştirmeyi ve görev dağılımını akıllıca yapmayı başaramadılar.

Üçüncü olarak deneyimli muhalefet liderleri, seçim kampanyasının gündemini belirleme konusunda Netanyahu’nun peşinden sürüklendi. 7 Ekim saldırısının ardından yaşanan başarısızlıkları, savaşın kötü yönetilmesini, uluslararası toplumla ve daha geniş anlamda insanlıkla yaşanan sert çatışmayı öne çıkarmak yerine, Netanyahu’nun kendilerini savunma pozisyonuna çekmesine izin verdiler.

Netanyahu, rakiplerini Filistin devletinin kurulmasını desteklemekle suçladı. Muhalefet liderleri ise Filistin devletini desteklemediklerini söyleyerek, kendilerini savunmak zorunda kaldı. Üstelik Netanyahu, Filistin devletinin kurulmasına yönelik bir süreci de içeren ABD Başkanı Donald Trump’ın planını imzalamıştı.

Bu nedenlerle muhalefet, Netanyahu hükümetini devirmek için ortaya çıkan fırsatı gerektiği gibi değerlendiremedi.

Bundan sonraki adımlar

Şimdi yapılması gereken, gerçek sonuçların açıklanmasını beklemek. Seçim sonuçlarının sağlıklı biçimde analiz edilebilmesi için kesin verilerin ortaya çıkması gerekiyor. Bu veriler yalnızca normal sandıkların sayımının tamamlanmasıyla elde edilmeyecek; ordudaki askerlerin oylarının da sayılması beklenecek. Askerlerin kullandığı oyların sayısının 650 bin olduğu belirtiliyor.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre askerler genellikle Arap partilerine veya ultra-Ortodoks Haredi partilerine oy vermiyor. Bu nedenle Arap partileriyle Haredi partilerinin açıklanan sandalye sayılarında bir miktar düşüş yaşanabilir.

Asıl mesele, bu oyların Siyonist partiler arasında nasıl dağılacağı ve genel sonuçları ne ölçüde etkileyeceği.

Netanyahu bloku ile muhalefet bloku eşit sayıda sandalyeye ulaşırsa, Netanyahu hükümeti kurmakla görevlendirilmeyi talep edecek. Ancak Arap partilerinin Netanyahu yerine Eisenkot’u desteklemesi beklendiğinden, Eisenkot’un hükümeti kurma şansı daha yüksek olabilir. Arap partilerinin desteğini alması durumunda Eisenkot’un destekçi sayısı 60 milletvekilini açık biçimde aşabilir.

Bununla birlikte temel mesele hem Netanyahu’nun hem de Eisenkot’un seçim öncesinde verdikleri bazı sözlerden ve savundukları kimi tutumlardan vazgeçmek zorunda kalacak olması. Aksi takdirde çözüm yeniden seçime gidilmesi olabilir.

Eisenkot, Netanyahu’yla birlikte hükümet kurmayacağına ve Arap partilerinin desteğine dayanan bir hükümet oluşturmayacağına söz vermişti. Şimdi bu iki taahhütten birinden vazgeçmek zorunda kalabilir.

Netanyahu ise Trump’la birlikte İran’a yönelik saldırıların hedeflerini tamamlamak için iktidarda kalacağını ve bir ulusal birlik hükümeti kurmaya çalışacağını vaat etmişti. Ancak bugün yeniden seçime gitmeyi tercih ediyor.

Bu noktada Netanyahu’nun önündeki seçeneklerden biri Trump’ın planına geri dönmek: Yolsuzluk suçlamasıyla yargılandığı davadan muaf tutulmasını içeren bir anlaşma karşılığında, ulusal birlik hükümeti kurulması ve Netanyahu’nun iki yıl daha başbakanlık yaparak ardından siyasetten çekilmesi.