Şin-Bet, İsrail seçim sonuçlarını etkilemek amacıyla yurtdışı kaynaklı fon kullanıldığına dair şüpheleri soruşturuyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5335139-%C5%9Fin-bet-i%CC%87srail-se%C3%A7im-sonu%C3%A7lar%C4%B1n%C4%B1-etkilemek-amac%C4%B1yla-yurtd%C4%B1%C5%9F%C4%B1-kaynakl%C4%B1-fon
Şin-Bet, İsrail seçim sonuçlarını etkilemek amacıyla yurtdışı kaynaklı fon kullanıldığına dair şüpheleri soruşturuyor
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ABD Başkanı Donald Trump’ın yer aldığı, yırtık bir Likud Partisi seçim afişinin yanından geçen bir Arap kadın ve çocuğu (AP)
Şin-Bet, İsrail seçim sonuçlarını etkilemek amacıyla yurtdışı kaynaklı fon kullanıldığına dair şüpheleri soruşturuyor
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ABD Başkanı Donald Trump’ın yer aldığı, yırtık bir Likud Partisi seçim afişinin yanından geçen bir Arap kadın ve çocuğu (AP)
İsrail Merkez Seçim Komitesi Başkanı Yargıç Noam Sohlberg, salı günü yapılan seçimlere dış müdahale şüphesine ilişkin soruşturma başlatılması için Şin-Bet Direktörü David Zini’den talepte bulundu. Şüphelerin, seçmenleri etkilemeye çalıştığından kuşkulanılan bazı taraflara sağlanan finansmanla ilgili olduğu belirtildi.
Şarku’l Avsat’ın Times of Israel’den aktardığına göre Sohlberg, Zini’ye gönderdiği mektupta, ‘İsrail'in çıkarlarına karşı faaliyet gösteren yabancı aktörler tarafından sağlanan finansman yoluyla seçimlere uygunsuz biçimde müdahale edildiğine ilişkin ciddi şüphelerden haberdar edildiğini’ ifade etti.
Sohlberg, “Bu şüphelerin doğruluğunu teyit edememekle birlikte, arkasında yabancı aktörlerin bulunma ihtimalinin konunun derinlemesine soruşturulmasını gerektirdiği kanaatindeyim” dedi.
Solberg, soruşturma sonuçlarının bir hafta içinde açıklanmasını talep etti
Sohlberg, Zini’den şüphelerin doğruluğunu araştırmak ve bunları doğrulayabilecek ya da çürütebilecek delilleri toplamak için kurumun sahip olduğu tüm yetkileri kullanmasını istedi.
Sohlberg mektubunda, “Kamuoyunun seçim sürecine ve demokratik sürecin dürüstlüğüne duyduğu güveni ancak bu şekilde sağlayabiliriz” ifadesini kullandı.
Sohlberg, soruşturma sonuçlarının bir hafta içinde kendisine sunulmasını talep etti.
İsrail medyasına göre soruşturma, Şin-Bet’e ulaşan ve Sohlberg’e de sunulan istihbarat bilgilerine dayanıyor. İsrail Kanal 12 televizyonunun haberine göre Likud Partisi, söz konusu paranın Arap vatandaşların oylarını çekmeye çalışan gruplara gönderildiğine inanıyor.
Şin-Bet: Seçimler sorunsuz ilerliyor
Zini salı günü yaptığı açıklamada, seçim gününün ‘şu ana kadar iyi geçtiğini’ belirterek seçmen katılım oranının yüksek olduğunu söyledi.
Zini, “İsrail vatandaşlarına seçimlerin denetim altında tutulduğunu ve düzgün, takdire şayan bir şekilde gerçekleştirildiğini güvenle teyit edebiliriz” ifadesini kullandı.
Arap kasabalarındaki oylama ile ilgili önceden yöneltilen suçlamalar
Bu arada İsrail medyası, oy verme işlemi başlamadan önce Likud Partisi’nin Arap nüfusun çoğunlukta olduğu bölgelerdeki seçim sonuçlarına itiraz etmeyi planladığını ve Netanyahu’nun kazanamaması durumunda oyların ‘çalındığını’ öne süreceğini bildirdi.
Times of Israel gazetesinin aktardığı haberlere göre parti, seçimlerde usulsüzlük yapıldığına ilişkin bir dizi şikâyet ve iddiayı önceden hazırladı.
İsrail polisi, salı günü erken saatlerde Likud’un Arap partilerinin oyları çaldığı yönündeki iddialarını reddederek bu suçlamaları destekleyen herhangi bir kanıt bulunmadığını açıkladı.
İspanya’da sık sık yüksek hızlı tren kazaları neden yaşanıyor?https://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5335146-i%CC%87spanya%E2%80%99da-s%C4%B1k-s%C4%B1k-y%C3%BCksek-h%C4%B1zl%C4%B1-tren-kazalar%C4%B1-neden-ya%C5%9Fan%C4%B1yor
İspanya’da sık sık yüksek hızlı tren kazaları neden yaşanıyor?
İspanya’nın orta kesiminde çarşamba sabahı Toledo (Tuleytula) iline bağlı Orda kasabası yakınlarında iki hızlı trenin çarpışması, Avrupa’nın en modern demir yolu ağlarından birinde güvenlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. İspanyol medyası ve demir yolu şirketlerinin açıklamalarına göre devlete ait Renfe şirketinin AVE treni ile özel Iryo şirketine ait trenin arka kısmına çarpması sonucu en az 68 kişi hayatını kaybetti. Ölü sayısının artmasından endişe ediliyor.
Kaza, yalnızca büyük bir trajedi olmakla kalmadı; İspanyollara, ülkenin teknolojik ilerleme söyleminin gölgesinde kalan kanlı demir yolu facialarını da yeniden hatırlattı.
İspanya’nın demir yolu kazaları sicili onlarca yıla uzanıyor. Altyapı kusurları, insan hataları ve siyasi denetim mekanizmalarındaki eksiklikler, bu kazaların başlıca nedenleri arasında yer alıyor.
Adamuz faciası ve Santiago kazası: Henüz kapanmayan yaralar
Bu yıl 18 Ocak’ta, ülkenin güneyini sarsan büyük kazanın üzerinden henüz dokuz ay geçmişti. Córdoba iline bağlı Adamuz bölgesinde bir hızlı trenin raydan çıkarak karşı yönden gelen başka bir trenle çarpışması sonucu 45 kişi hayatını kaybetmiş, onlarca kişi ağır yaralanmıştı.
28 Ekim 2026'da Toledo eyaletindeki Orda kasabası yakınlarında meydana gelen yüksek hızlı tren kazası (AFP)
Kazanın ardından yürütülen soruşturmada, ilk değerlendirmelerden raylardan birinde bulunan 40 santimetre uzunluğundaki kırığa odaklandı. Kaynak ve bakım kusurlarından kaynaklandığı belirtilen hasar, kamuya ve özel sektöre ait şirketlerin birlikte işlettiği hızlı tren hatlarının güvenliği konusunda alarm zillerinin çalmasına neden oldu.
Yeni binyılda İspanya’nın yaşadığı en büyük demir yolu facialarından biri ise 24 Temmuz 2013’te meydana geldi. Devlete ait Renfe şirketinin Alvia hızlı treni, Galiçya bölgesindeki Santiago de Compostela istasyonu yakınlarında keskin bir virajda raydan çıktı.
Kazanın, makinistin ihmali ve hız sınırını aşırı ölçüde ihlal etmesi, ayrıca hattın bu bölümünde gelişmiş otomatik frenleme sistemlerinin bulunmaması nedeniyle meydana geldiği belirtildi. Facia, 80 kişinin ölümüne ve 140’tan fazla kişinin yaralanmasına yol açtı.
Kaza, ülkede geniş yankı uyandıran bir davaya dönüştü. Makinist ve altyapı güvenliğinden sorumlu yetkililer hakkında yıllarca süren yargı süreçleri yürütüldü.
1970’lerde El Cuervo faciası ve Ordüliz kazası
İspanya demir yollarının geçmişine bakıldığında, 1970’li yılların da en az bugünkü kadar kanlı kazalara sahne olduğu görülüyor.
21 Temmuz 1972’de, Endülüs bölgesinde Madrid ile Cádiz arasında sefer yapan bir yolcu treni, Sevilla iline bağlı El Cuervo belediyesi yakınlarında yerel bir trenle çarpıştı. İki trenin doğrudan kafa kafaya çarpışması, ön vagonların tamamen parçalanmasına neden oldu. Kazada 86 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı.
Olay, diktatör Francisco Franco yönetiminin son dönemlerinde yaşanan en ölümcül ulaşım facialarından biri olarak kayıtlara geçti.
İspanya'nın Adamos kenti yakınlarında iki yüksek hızlı trenin raydan çıkması olayına karışan trenlerden biri (Reuters)
Bundan iki yıl önce, 1970 yazında ise ülkenin kuzeyindeki Bilbao kenti yakınlarında bulunan Ordüliz kasabasında iki tren kafa kafaya çarpıştı. Kazada 33 kişi yaşamını yitirdi.
Yetkililer o dönemde sorumluluğu tamamen insan hatasına bağlayarak istasyon şefini suçladı. Ancak daha sonra yapılan incelemeler, krizin başka bir boyutunu ortaya çıkardı. İstasyon şefinin dört gün boyunca ara vermeden, günde 16 saate varan yoğun vardiyalarla çalıştığı belirlendi.
Siyasi sansür ve Torre del Bierzo’nun büyük faciası
İspanya tarihindeki bazı demir yolu kazaları, siyasi sansür ve bilgi karartmasıyla da anılıyor.
Ülkenin en büyük ve en gizemli demir yolu faciası, Franco yönetimi döneminde, Ocak 1944’te León ilindeki El Bierzo bölgesinde dar bir tünelde üç trenin art arda çarpışmasıyla yaşandı.
Olay, Madrid’den A Coruña’ya gitmekte olan bir posta treninin frenlerinin tamamen arızalanmasıyla başladı. Tren, tünel içinde manevra yapan bir lokomotifle çarpıştı. Ardından karşı yönden gelen bir kömür yük treni de enkazla çarpıştı ve yangının büyümesine neden oldu.
Renfe'ye ait Alvia hızlı treni, 24 Temmuz 2013'te Galiçya'daki Santiago de Compostela istasyonu yakınlarında keskin bir virajda raydan çıktı (Wikipedia)
O dönemde yeni kurulan devlet demir yolu şirketi Renfe, resmî açıklamasında 78 kişinin öldüğünü bildirdi. Ancak tarihçiler ve görgü tanıkları, faşist yönetimin itibarını korumak amacıyla felaketin boyutlarını küçültmeye çalıştığını ileri sürdü.
Bağımsız tarih araştırmaları ve tahminler, gerçek can kaybının 200 ila 500 arasında olabileceğine işaret ediyor. Bu rakamlar, kazayı İspanya tarihinin en ölümcül demir yolu faciası hâline getiriyor.
21 Temmuz 1972'de Madrid ve Cadiz'i birbirine bağlayan yüksek hızlı yolcu treni, Sevilla ilindeki El Cuervo belediyesi yakınlarında bir yerel trenle çarpıştı (İspanyol medyası)
Benzer bir durum 1965’te de yaşandı. Madrid-Barselona hattında, Zaragoza yakınlarındaki Grisén kasabasında bir tren yangınında resmî olarak 30 kişinin öldüğü açıklandı. Ancak daha sonraki değerlendirmeler, yangında hayatını kaybedenlerin sayısının 80’e yaklaşmış olabileceğini ortaya koydu. Kurbanların bazılarının cesetlerinin yangında tanınmaz hâle geldiği, olayın boyutlarının ise medya üzerindeki baskı nedeniyle yeterince yansıtılmadığı belirtildi.
Demir yolu sektörünün özelleştilmesi ve aynı hat üzerindeki şirket rekabeti
İspanya’daki ulaşım uzmanları, demir yolu kazalarının tekrar etmesinin nedenlerinin geçen yüzyılda teknoloji eksikliğinden kaynaklandığını, günümüzde ise trafik yönetimi ve operasyonların koordinasyonuyla ilgili sorunların öne çıktığını belirtiyor.
Ocak 1944'te Lyon'un Il Pierzo bölgesindeki dar bir tünelde üç trenin zincirleme çarpışması (Wikipedia)
1970 yılında İspanya'nın kuzeyindeki Bilbao kenti yakınlarındaki Ordolez kasabasında iki trenin kafa kafaya çarpışması sonucu meydana gelen şiddetli kaza (İspanyol medyası).
İspanya, Avrupa’da yüksek hızlı demir yolu taşımacılığını rekabete açan öncü ülkelerden biri oldu. Böylece İtalyan ve İspanyol yatırımcıların sahip olduğu Iryo ile Fransız şirketi Ouigo, devletin demir yolu devi Renfe ile aynı hatlarda rekabet etmeye başladı.
Bilet fiyatlarının düşmesine ve günlük sefer yoğunluğunun artmasına yol açan bu sert ticari rekabet, devlete ait ADIF kurumunun işlettiği sinyalizasyon ve otomatik denetim altyapısı üzerinde daha önce görülmemiş bir operasyonel baskı oluşturdu.
1965'te Madrid-Barselona hattındaki bir trende Zaragoza yakınlarındaki Gresin kasabasında yangın çıktı (İspanyol medyası).
Santiago’dan Adamuz’a, oradan da bugün Toledo’da yaşanan faciaya uzanan kazalar, dijital sistemlerin devre dışı kalması durumunda insan koordinasyonuna ilişkin protokollerin yeterince geliştirilmemesinin ciddi riskler doğurabileceğini gösteriyor.
Demir yolu taşımacılığında özelleştirmeye ve rekabete aşırı ölçüde ağırlık verilmesi, güvenlik sistemleri ile işletme koordinasyonunun aynı hızda geliştirilmemesi hâlinde, en hızlı trenlerin bile raylar üzerinde ölümcül araçlara dönüşmesine yol açabiliyor.
Şin-Bet, İsrail seçim sonuçlarını etkilemek amacıyla yurtdışı kaynaklı fon kullanıldığına dair şüpheleri soruşturuyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5335139-%C5%9Fin-bet-i%CC%87srail-se%C3%A7im-sonu%C3%A7lar%C4%B1n%C4%B1-etkilemek-amac%C4%B1yla-yurtd%C4%B1%C5%9F%C4%B1-kaynakl%C4%B1-fon
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ABD Başkanı Donald Trump’ın yer aldığı, yırtık bir Likud Partisi seçim afişinin yanından geçen bir Arap kadın ve çocuğu (AP)
Şin-Bet, İsrail seçim sonuçlarını etkilemek amacıyla yurtdışı kaynaklı fon kullanıldığına dair şüpheleri soruşturuyor
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ABD Başkanı Donald Trump’ın yer aldığı, yırtık bir Likud Partisi seçim afişinin yanından geçen bir Arap kadın ve çocuğu (AP)
İsrail Merkez Seçim Komitesi Başkanı Yargıç Noam Sohlberg, salı günü yapılan seçimlere dış müdahale şüphesine ilişkin soruşturma başlatılması için Şin-Bet Direktörü David Zini’den talepte bulundu. Şüphelerin, seçmenleri etkilemeye çalıştığından kuşkulanılan bazı taraflara sağlanan finansmanla ilgili olduğu belirtildi.
Şarku’l Avsat’ın Times of Israel’den aktardığına göre Sohlberg, Zini’ye gönderdiği mektupta, ‘İsrail'in çıkarlarına karşı faaliyet gösteren yabancı aktörler tarafından sağlanan finansman yoluyla seçimlere uygunsuz biçimde müdahale edildiğine ilişkin ciddi şüphelerden haberdar edildiğini’ ifade etti.
Sohlberg, “Bu şüphelerin doğruluğunu teyit edememekle birlikte, arkasında yabancı aktörlerin bulunma ihtimalinin konunun derinlemesine soruşturulmasını gerektirdiği kanaatindeyim” dedi.
Solberg, soruşturma sonuçlarının bir hafta içinde açıklanmasını talep etti
Sohlberg, Zini’den şüphelerin doğruluğunu araştırmak ve bunları doğrulayabilecek ya da çürütebilecek delilleri toplamak için kurumun sahip olduğu tüm yetkileri kullanmasını istedi.
Sohlberg mektubunda, “Kamuoyunun seçim sürecine ve demokratik sürecin dürüstlüğüne duyduğu güveni ancak bu şekilde sağlayabiliriz” ifadesini kullandı.
Sohlberg, soruşturma sonuçlarının bir hafta içinde kendisine sunulmasını talep etti.
İsrail medyasına göre soruşturma, Şin-Bet’e ulaşan ve Sohlberg’e de sunulan istihbarat bilgilerine dayanıyor. İsrail Kanal 12 televizyonunun haberine göre Likud Partisi, söz konusu paranın Arap vatandaşların oylarını çekmeye çalışan gruplara gönderildiğine inanıyor.
Şin-Bet: Seçimler sorunsuz ilerliyor
Zini salı günü yaptığı açıklamada, seçim gününün ‘şu ana kadar iyi geçtiğini’ belirterek seçmen katılım oranının yüksek olduğunu söyledi.
Zini, “İsrail vatandaşlarına seçimlerin denetim altında tutulduğunu ve düzgün, takdire şayan bir şekilde gerçekleştirildiğini güvenle teyit edebiliriz” ifadesini kullandı.
Arap kasabalarındaki oylama ile ilgili önceden yöneltilen suçlamalar
Bu arada İsrail medyası, oy verme işlemi başlamadan önce Likud Partisi’nin Arap nüfusun çoğunlukta olduğu bölgelerdeki seçim sonuçlarına itiraz etmeyi planladığını ve Netanyahu’nun kazanamaması durumunda oyların ‘çalındığını’ öne süreceğini bildirdi.
Times of Israel gazetesinin aktardığı haberlere göre parti, seçimlerde usulsüzlük yapıldığına ilişkin bir dizi şikâyet ve iddiayı önceden hazırladı.
İsrail polisi, salı günü erken saatlerde Likud’un Arap partilerinin oyları çaldığı yönündeki iddialarını reddederek bu suçlamaları destekleyen herhangi bir kanıt bulunmadığını açıkladı.
New York, çocukların yapay zekâ sohbet botlarını kullanımını kısıtlayan yasayı kabul ettihttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5335094-new-york-%C3%A7ocuklar%C4%B1n-yapay-zek%C3%A2-sohbet-botlar%C4%B1n%C4%B1-kullan%C4%B1m%C4%B1n%C4%B1-k%C4%B1s%C4%B1tlayan-yasay%C4%B1-kabul
New York, çocukların yapay zekâ sohbet botlarını kullanımını kısıtlayan yasayı kabul etti
OpenAI tarafından geliştirilen ChatGPT uygulamasının logosu (AFP)
New York Valisi Kathy Hochul, dün (çarşamb) çocukların kendilerini arkadaşlarıymış gibi gösteren yapay zekâ destekli sohbet botlarını kullanmasını kısıtlayan yeni bir yasayı imzaladı. Söz konusu düzenleme, tüketicilere yönelik bu tür yapay zekâ modellerinin kullanımını sınırlandırmaya yönelik şimdiye kadarki en kapsamlı adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Yasa, ChatGPT gibi programların işletmecilerine kullanıcıların yaşını doğrulama ve kullanıcı 18 yaşından küçükse belirli özelliklere erişimi kısıtlama yükümlülüğü getiriyor. Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı habere göre düzenleme, reşit olmayan kullanıcıların bu programlarla etkileşiminde bazı içeriklerin üretilmesini de yasaklıyor.
Yasaya göre, reşit olmayan kullanıcıların bu programları kullanması durumunda, yapay zekânın kendisini “insan, canlı bir varlık veya insana özgü duygulara sahip” bir varlık gibi gösteren içerikler üretmesine izin verilmeyecek.
Düzenleme ayrıca sohbet botlarının, kullanıcıda kendileriyle kişisel ya da profesyonel bir ilişki içinde olduğu veya otorite sahibi bir kişiliği temsil ettiği izlenimini yaratacak içerikler üretmesini de yasaklıyor.
New York Valisi Kathy Hochul, çarşamba günü düzenlenen imza töreninde, “Çocuklar artık arkadaşları ya da romantik partnerleriymiş gibi davranan sohbet programlarına erişemeyecek. Bu programlar ayrıca çocukların duygusal veya fiziksel sağlıklarına ilişkin hassas bilgileri saklayamayacak” ifadelerini kullandı.
Kaliforniya gibi diğer ABD eyaletleri de sohbet botlarını sınırlandıran yasaları kabul etmişti. Ancak Hochul’un imzaladığı yasanın, bu teknolojinin düzenlenmesine ilişkin en kapsamlı hükümlerden bazılarını içerdiği belirtiliyor. Düzenlemenin bu yönü, yapay zekâ şirketlerinin eleştirilerine yol açtı.
New York’taki teknoloji sektörünü temsil eden ve haklarını savunan Tech:NYC kuruluşu, yasanın ifadelerinin “muğlak” olduğunu savundu.
Kuruluş, yaptığı açıklamada, “Çocukları çevrim içi ortamda korumak, öğrenmelerine ve gelecekteki mesleklerine hazırlanmalarına yardımcı olan araçlardan mahrum bırakılmaları anlamına gelmemeli” değerlendirmesinde bulundu.
OpenAI ve Anthropic şirketleri ise AFP’nin yasaya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi.
Buna karşılık, ebeveynlere medya içeriklerinin çocuklar için uygunluğu konusunda rehberlik sağlayan Common Sense Media kuruluşu, yasanın kabul edilmesini memnuniyetle karşıladı. Kuruluş, düzenlemeyi “ülkede yapay zekâ alanında çocukların güvenliğine ilişkin en güçlü yasa” olarak nitelendirdi.
Common Sense Media Üst Yöneticisi Jim Steyer, yaptığı açıklamada, “Yapay zekâ şirketleri, çocuklara ve ergenlere tehlikeli, hatta zaman zaman ölümcül olabilen özellikler içeren sohbet botları sunuyor. Artık bu zararlı özellikler New York eyaletinde yasayla yasaklanacak” ifadelerini kullandı.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة