Trump, partisi Kongre'deki çoğunluğunu kaybettikten sonra yetkilerini nasıl kullanacak?

Trump, 2 Kasım’da Washington’daki National Mall’da konuşma yaparken, (Reuters)
Trump, 2 Kasım’da Washington’daki National Mall’da konuşma yaparken, (Reuters)
TT

Trump, partisi Kongre'deki çoğunluğunu kaybettikten sonra yetkilerini nasıl kullanacak?

Trump, 2 Kasım’da Washington’daki National Mall’da konuşma yaparken, (Reuters)
Trump, 2 Kasım’da Washington’daki National Mall’da konuşma yaparken, (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Demokratların ara seçimlerde elde ettiği ezici zaferin siyasi nüfuzunu önemli ölçüde zayıflatmasının ardından, beklenmedik şekilde uzlaşmacı bir söylem benimsedi. Ancak bu tutumunu ne kadar sürdüreceği belirsizliğini koruyor.

İran’a yönelik askerî operasyonların yeniden başlatılmasından Demokratların Kongre’den geçireceği yasa tasarılarını veto etmeye kadar Trump, görev süresinin son iki yılında büyük siyasi çalkantılara yol açabilecek yetkilerini hâlâ kullanabilir.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre George Washington Üniversitesi Medya ve Halkla İlişkiler Fakültesi Dekanı Peter Loge ajansa yaptığı açıklamada, “Trump köşeye sıkıştırıldıkça sesini daha fazla yükseltiyor ve saldırıya geçerek karşılık veriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Veto yetkisi

Trump, salı günü Demokratları seçim zaferlerinden dolayı tebrik ederek onlarla birlikte çalışmaya hazır olduğunu belirtti. Özellikle İran savaşı nedeniyle yaşanan seçim yenilgisinden Cumhuriyetçilerin de kendisini sorumlu tutmaya başlaması hâlinde Trump, Demokratlarla iş birliği yapmak zorunda kalabilir.

Buna karşın Trump, Demokratların hazırlayacağı ve Beyaz Saray’a ulaşacak herhangi bir yasa tasarısını veto etme yetkisiyle defalarca övündü. Hatta üzerinde “Veto” yazan kırmızı bir beyzbol şapkasının fotoğrafını paylaştı.

Trump'ın Truth Social platformunda paylaştığı şapka.
Trump'ın Truth Social platformunda paylaştığı şapka.

Haberlere göre yönetimi, ikinci başkanlık döneminin ilk 100 gününde olduğu gibi, sert göç politikalarını başkanlık kararnameleriyle hayata geçirmeye yönelik bir plan hazırladı.

İki kez azil süreciyle karşı karşıya kalan ve ceza mahkûmiyetinin ardından yeniden seçilen ilk ABD başkanı olan Trump, Demokratların yürüteceği soruşturmalara karşı koymaya da hazır olduğunu vurguladı.

İran

Dış politika, ABD başkanlarının görev sürelerinin son dönemlerinde siyasi nüfuzları azalsa bile geniş yetkilerini korudukları alanların başında geliyor.

Trump, salı günü şubat ayında başlattığı savaşı sona erdirecek bir anlaşma arayışını sürdürdüğüne işaret etmesine rağmen, İran'a yönelik geniş çaplı askerî operasyonları yeniden başlatabilir.

Trump, Fox News'e yaptığı açıklamada, “Aksi takdirde görevi basitçe tamamlayacağım” dedi.

Brookings Enstitüsü'nden Ryan Hass ise “Trump'ın tarihe bir savaş yanlısı olarak geçmek istediğini düşünmüyorum. Amerika'yı daha güçlü bırakan bir başkan olarak hatırlanmak istiyor” ifadelerini kullandı.

İran savaşı devam ederken Trump, Savunma Bakanı Pete Hegseth'i kabine değişikliği kapsamında görevden alabileceğine ilişkin iddiaları da reddetti.

ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)

Ukrayna, Moskova ve Pekin ile ilişkiler

Trump, uzun süredir barış yapıcı bir lider olarak görülmek istiyor. Bu doğrultuda Ukrayna'ya Rusya ile bir anlaşmayı kabul etmesi için baskı yapmayı sürdürmesi bekleniyor. Üçlü görüşmelerin yeni turunun gelecek hafta yapılması planlanıyor.

Ancak ara seçimlerdeki yenilgi, Trump'ın iki büyük gücün lideri olarak kendisine denk gördüğü Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin üzerindeki etkisini zayıflatabilir.

Seçim yenilgisi, üç liderin bu ayın ilerleyen günlerinde Çin'de düzenlenecek zirvede bir araya gelme ihtimalinden iki haftadan daha kısa süre önce yaşandı.

ABD Başkanı Donald Trump, 25 Eylül'de Washington'daki Ulusal Müze önünde Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'i karşılıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 25 Eylül'de Washington'daki Ulusal Müze önünde Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'i karşılıyor (AP)

Adını yaşatacak eserler

Eski emlak milyarderi Trump, siyasi çatışmalardan uzaklaşarak en çok önem verdiği konulardan birine, Washington'da kendi izini bırakacak yapılara odaklanmayı tercih edebilir.

Trump, ara seçim kampanyasının son konuşmasında siyasi meselelerden neredeyse hiç söz etmedi. Bunun yerine Lincoln Anıtı'ndaki yansıtma havuzunun yenilenmesi ve başkentin güzelleştirilmesine yönelik diğer projelerden bahsetti.

ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)

Söz konusu havuz, ABD başkentinin en önemli tarihî mekânlarından biri olarak kabul ediliyor. Martin Luther King'in 1963 yılında, yakındaki Lincoln Anıtı'nın merdivenlerinden yaptığı ve tarihe “Bir Hayalim Var” (I Have a Dream) konuşması olarak geçen hitapla da ün kazandı.

Trump'ın en çok gurur duyduğu projelerden biri ise Beyaz Saray'da 400 milyon dolara inşa ettirdiği büyük balo salonu. Projenin, Trump'ın görevinden kesin olarak ayrılmasından kısa süre önce, 2028 yılının sonlarında tamamlanması planlanıyor.



Trump, partisi Kongre'deki çoğunluğunu kaybettikten sonra yetkilerini nasıl kullanacak?

Trump, 2 Kasım’da Washington’daki National Mall’da konuşma yaparken, (Reuters)
Trump, 2 Kasım’da Washington’daki National Mall’da konuşma yaparken, (Reuters)
TT

Trump, partisi Kongre'deki çoğunluğunu kaybettikten sonra yetkilerini nasıl kullanacak?

Trump, 2 Kasım’da Washington’daki National Mall’da konuşma yaparken, (Reuters)
Trump, 2 Kasım’da Washington’daki National Mall’da konuşma yaparken, (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Demokratların ara seçimlerde elde ettiği ezici zaferin siyasi nüfuzunu önemli ölçüde zayıflatmasının ardından, beklenmedik şekilde uzlaşmacı bir söylem benimsedi. Ancak bu tutumunu ne kadar sürdüreceği belirsizliğini koruyor.

İran’a yönelik askerî operasyonların yeniden başlatılmasından Demokratların Kongre’den geçireceği yasa tasarılarını veto etmeye kadar Trump, görev süresinin son iki yılında büyük siyasi çalkantılara yol açabilecek yetkilerini hâlâ kullanabilir.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre George Washington Üniversitesi Medya ve Halkla İlişkiler Fakültesi Dekanı Peter Loge ajansa yaptığı açıklamada, “Trump köşeye sıkıştırıldıkça sesini daha fazla yükseltiyor ve saldırıya geçerek karşılık veriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Veto yetkisi

Trump, salı günü Demokratları seçim zaferlerinden dolayı tebrik ederek onlarla birlikte çalışmaya hazır olduğunu belirtti. Özellikle İran savaşı nedeniyle yaşanan seçim yenilgisinden Cumhuriyetçilerin de kendisini sorumlu tutmaya başlaması hâlinde Trump, Demokratlarla iş birliği yapmak zorunda kalabilir.

Buna karşın Trump, Demokratların hazırlayacağı ve Beyaz Saray’a ulaşacak herhangi bir yasa tasarısını veto etme yetkisiyle defalarca övündü. Hatta üzerinde “Veto” yazan kırmızı bir beyzbol şapkasının fotoğrafını paylaştı.

Trump'ın Truth Social platformunda paylaştığı şapka.
Trump'ın Truth Social platformunda paylaştığı şapka.

Haberlere göre yönetimi, ikinci başkanlık döneminin ilk 100 gününde olduğu gibi, sert göç politikalarını başkanlık kararnameleriyle hayata geçirmeye yönelik bir plan hazırladı.

İki kez azil süreciyle karşı karşıya kalan ve ceza mahkûmiyetinin ardından yeniden seçilen ilk ABD başkanı olan Trump, Demokratların yürüteceği soruşturmalara karşı koymaya da hazır olduğunu vurguladı.

İran

Dış politika, ABD başkanlarının görev sürelerinin son dönemlerinde siyasi nüfuzları azalsa bile geniş yetkilerini korudukları alanların başında geliyor.

Trump, salı günü şubat ayında başlattığı savaşı sona erdirecek bir anlaşma arayışını sürdürdüğüne işaret etmesine rağmen, İran'a yönelik geniş çaplı askerî operasyonları yeniden başlatabilir.

Trump, Fox News'e yaptığı açıklamada, “Aksi takdirde görevi basitçe tamamlayacağım” dedi.

Brookings Enstitüsü'nden Ryan Hass ise “Trump'ın tarihe bir savaş yanlısı olarak geçmek istediğini düşünmüyorum. Amerika'yı daha güçlü bırakan bir başkan olarak hatırlanmak istiyor” ifadelerini kullandı.

İran savaşı devam ederken Trump, Savunma Bakanı Pete Hegseth'i kabine değişikliği kapsamında görevden alabileceğine ilişkin iddiaları da reddetti.

ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)

Ukrayna, Moskova ve Pekin ile ilişkiler

Trump, uzun süredir barış yapıcı bir lider olarak görülmek istiyor. Bu doğrultuda Ukrayna'ya Rusya ile bir anlaşmayı kabul etmesi için baskı yapmayı sürdürmesi bekleniyor. Üçlü görüşmelerin yeni turunun gelecek hafta yapılması planlanıyor.

Ancak ara seçimlerdeki yenilgi, Trump'ın iki büyük gücün lideri olarak kendisine denk gördüğü Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin üzerindeki etkisini zayıflatabilir.

Seçim yenilgisi, üç liderin bu ayın ilerleyen günlerinde Çin'de düzenlenecek zirvede bir araya gelme ihtimalinden iki haftadan daha kısa süre önce yaşandı.

ABD Başkanı Donald Trump, 25 Eylül'de Washington'daki Ulusal Müze önünde Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'i karşılıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 25 Eylül'de Washington'daki Ulusal Müze önünde Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'i karşılıyor (AP)

Adını yaşatacak eserler

Eski emlak milyarderi Trump, siyasi çatışmalardan uzaklaşarak en çok önem verdiği konulardan birine, Washington'da kendi izini bırakacak yapılara odaklanmayı tercih edebilir.

Trump, ara seçim kampanyasının son konuşmasında siyasi meselelerden neredeyse hiç söz etmedi. Bunun yerine Lincoln Anıtı'ndaki yansıtma havuzunun yenilenmesi ve başkentin güzelleştirilmesine yönelik diğer projelerden bahsetti.

ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)

Söz konusu havuz, ABD başkentinin en önemli tarihî mekânlarından biri olarak kabul ediliyor. Martin Luther King'in 1963 yılında, yakındaki Lincoln Anıtı'nın merdivenlerinden yaptığı ve tarihe “Bir Hayalim Var” (I Have a Dream) konuşması olarak geçen hitapla da ün kazandı.

Trump'ın en çok gurur duyduğu projelerden biri ise Beyaz Saray'da 400 milyon dolara inşa ettirdiği büyük balo salonu. Projenin, Trump'ın görevinden kesin olarak ayrılmasından kısa süre önce, 2028 yılının sonlarında tamamlanması planlanıyor.


Rusya’nın Afganistan’a dönüşü: Geri çekilmenin acısından Taliban’la ittifaka

Bir Afgan askeri, 5 Temmuz 2021’de Afganistan’ın Parvan vilayetinde, daha önce ABD güçleri tarafından kullanılan Bagram Hava Üssü’nde askerî bir aracın içinden gelişmeleri izliyor.
Bir Afgan askeri, 5 Temmuz 2021’de Afganistan’ın Parvan vilayetinde, daha önce ABD güçleri tarafından kullanılan Bagram Hava Üssü’nde askerî bir aracın içinden gelişmeleri izliyor.
TT

Rusya’nın Afganistan’a dönüşü: Geri çekilmenin acısından Taliban’la ittifaka

Bir Afgan askeri, 5 Temmuz 2021’de Afganistan’ın Parvan vilayetinde, daha önce ABD güçleri tarafından kullanılan Bagram Hava Üssü’nde askerî bir aracın içinden gelişmeleri izliyor.
Bir Afgan askeri, 5 Temmuz 2021’de Afganistan’ın Parvan vilayetinde, daha önce ABD güçleri tarafından kullanılan Bagram Hava Üssü’nde askerî bir aracın içinden gelişmeleri izliyor.

Kemal Allam

Şubat 1989’da Sovyet ordusunun son askeri, Amu Derya Nehri üzerindeki Dostluk Köprüsü’nü geçerek Sovyet Özbekistanı’na döndüğünde, o kuşağın çocuklarının Rusların Afganistan’a yeniden dönüşüne tanıklık edeceğini kimse tahmin etmiyordu. Özellikle de bazı çevrelerin Sovyetler Birliği’nin çöküşünü, sonuçsuz kalan Afganistan savaşına girme yönünde felaket niteliğindeki kararına bağladığı düşünüldüğünde... Bu durum, The Wall Street Journal gibi gazetelerin, mücahit komutan Ahmed Şah Mesud’u “Soğuk Savaş’ı kazanan Afgan” olarak nitelendirmesine yol açmıştı.

Bugün Ruslar Afganistan’a geri döndü ve hızla Taliban yönetiminin en büyük askerî ve diplomatik destekçisi hâline geliyor. Nitekim Taliban yönetimini Afganistan’ın meşru hükümeti olarak resmen tanıyan dünyadaki tek başkent Moskova. Rusya ayrıca İran’daki savaşı, Afganistan’ın İran-Çin ekseniyle bağlarını güçlendirmek için bir fırsat olarak değerlendiriyor. Moskova, ABD ve NATO karşısında dayandığı bu ekseni pekiştirmeyi hedefliyor. Bunun yanı sıra Orta Asya cumhuriyetleri üzerindeki nüfuzunu kullanarak Özbekistan, Türkmenistan ve Kazakistan’ı Afganistan’daki yatırımlarını artırmaya ve Taliban yönetimiyle iş birliğini genişletmeye yönlendiriyor.

O dönemde genç bir Sovyet istihbarat subayı olan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin gibi isimler açısından Afganistan, tarihî aşağılanmanın zirvesini temsil ediyordu. Bugün ise Rusya Ukrayna’da savaşırken, dünyanın geri kalanı Gazze ve Körfez’deki gelişmelere odaklanmış durumda. Bu sırada Rus ordusu sessizce Afganistan’a geri döndü ve Kabil güçlerinin eğitilmesi ve donatılması amacıyla iktidardaki Taliban yönetimiyle yeni bir savunma anlaşması imzaladı. Moskova, Taliban’ı Afganistan’ın meşru hükümeti olarak resmen tanıyan tek başkent olma özelliğini de taşıyor.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, 5 Ekim 2026’da Moskova’da düzenlenen Afganistan konulu “Moskova Formatı” toplantısı kapsamında Afganistan Dışişleri Bakanı Emir Han Muttaki’yi kabul ediyor.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, 5 Ekim 2026’da Moskova’da düzenlenen Afganistan konulu “Moskova Formatı” toplantısı kapsamında Afganistan Dışişleri Bakanı Emir Han Muttaki’yi kabul ediyor.

Bazı analistler, Rusya’nın Afganistan’ı Avrasya meseleleri üzerinde nüfuz kurmak için kullanarak 18. yüzyıla uzanan eski jeopolitik emellerini yeniden canlandırmaya çalışıp çalışmadığını sorguluyor. Peter Hopkirk’in Büyük Oyun adlı eserinden Rudyard Kipling’in Kim romanına kadar İngiliz sömürge dönemi edebiyatı, Afganistan’da İngiliz ve Rus imparatorlukları arasında yaşanan mücadeleleri anlatan örneklerle dolu. O dönemde Hindistan, İngiliz İmparatorluğu’nun en değerli sömürgesi olarak görülüyor ve Rusya’nın hedefleri arasında yer alıyordu. 1853-1856 yılları arasında İngilizler, Osmanlılar ve Fransızlar, bugün işgal altındaki Ukrayna topraklarında bulunan Kırım Yarımadası’nda Rusya’ya karşı savaşmıştı.

Zorunlu geri çekilme

Tarih araştırmalarına büyük ilgi duyan Putin’in, ülkesinin Afganistan’daki geçmişini ayrıntılı biçimde incelemiş olması kuşkusuz. Moskova’nın 37 yıl aradan sonra Afganistan’a dönüşü, Batılı güçlerin dikkatini başka yöne çekmeyi amaçlayan yeni bir stratejinin parçası olabilir. Şimdilik Amerikalıların ve İngilizlerin bu gelişmeye fazla önem verdiği söylenemez. Ancak ABD Başkanı Donald Trump’ın, Kabil yakınlarında bulunan Bagram Hava Üssü’ne özel bir ilgi duyduğu biliniyor. Sovyetler tarafından inşa edilen, daha sonra ABD tarafından modernize edilerek Ağustos 2021’e kadar kullanılan üs için Trump, gerektiğinde Çin’e karşı kullanılmak üzere yeniden kontrol altına alınması gerektiğini açıklamıştı.

Taliban, köktendinciliğe mesafeli duran bir bölgede ideolojisine destekçi bulamasa da ilişkiler pragmatizm ve reelpolitik hesaplar üzerinden şekilleniyor. Ne Rusya ne de Çin, Afganistan’ın yeniden ABD’nin nüfuz alanına girmesini istiyor.

Sovyetler 1989’da Afganistan’dan çekilmek zorunda kaldığı gibi, Amerikalılar da 2021’de ülkeden ayrılmak zorunda kaldı. Trump’ın çevresinde, bu yenilginin acısını hisseden askerî yetkililer bulunuyor. Tıpkı Putin gibi isimlerin Sovyetler Birliği’nin geri çekilişini bir utanç olarak değerlendirmesi gibi...

20.yüzyılın önde gelen Amerikan jeopolitik stratejistlerinden Henry Kissinger ve Zbigniew Brzezinski açısından meselenin özü, coğrafya ve Afganistan’ın Rusya ile Çin’e göre konumuydu. Her iki isim de ABD’nin Afganistan üzerindeki kontrolünü, Orta Asya’daki “Avrasya satranç tahtası” üzerinde nüfuz kurabilmesi açısından gerekli görüyordu.

Benzer bir yaklaşım, 19. yüzyılda İngiliz askerî stratejistler Halford Mackinder ve Thomas Holdich tarafından da benimsenmişti. Bu isimler, Rus İmparatorluğu’nu İngiliz İmparatorluğu’ndan uzak tutmak amacıyla Afganistan’ın jeopolitik konumunu esas alan haritalar hazırlamıştı.

Aradan iki yüzyıl geçtikten sonra aynı hesaplar Soğuk Savaş döneminde de gündeme geldi. Bu mücadele, 2007 yılında Tom Hanks ve Julia Roberts’ın başrollerini paylaştığı Charlie Wilson’ın Savaşı filmiyle popüler kültürde de yer buldu. Film, Sovyetlere karşı savaşan Afgan mücahitlerine CIA aracılığıyla gizlice finansman ve silah sağlayan Amerikalı bir siyasetçinin hikâyesini anlatıyordu. Filmin danışmanlığını yapan, CIA'de görev almış ve çeşitli madalyalarla ödüllendirilmiş istihbarat subayı Milt Bearden de Afganistan’ın göz ardı edilmesinin doğurabileceği sonuçlara karşı uyarıda bulunurken tarihten alınması gereken derslere dikkat çekmişti.

Alarm veren işaretler

Birleşmiş Milletler raporlarına ve açık kaynaklardan elde edilen bilgilere dayanan istihbarat analizlerine göre Taliban, 11 Eylül saldırıları öncesinde El Kaide’ye sağladığı barınma imkânına benzer şekilde, yeniden terör örgütlerine ev sahipliği yapıyor.

Ekonomik alanda ise Çin, bugün Afganistan’ın en büyük yatırımcısı konumunda. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre BRICS grubunda belirleyici konumda bulunan Moskova ve Pekin, Türkmenistan ve Kazakistan gibi Orta Asya ülkelerinin de Afganistan’a yatırım yapmasını istiyor.

13 Ağustos 2026’da Kabil’deki meydanlardan birinde sergilenen Sovyet dönemine ait askerî tank.
13 Ağustos 2026’da Kabil’deki meydanlardan birinde sergilenen Sovyet dönemine ait askerî tank.

Taliban, köktendinciliğe mesafeli duran bir bölgede ideolojik destek bulamasa da ilişkiler pragmatizm ve reelpolitik hesaplar doğrultusunda şekilleniyor. Ne Rusya ne de Çin, Afganistan’ın yeniden ABD’nin nüfuz alanına girmesini istiyor.

Moskova, Taliban yönetimini tanıyarak ve kısa süre önce Kabil yönetimiyle savunma anlaşması imzalayarak Hopkirk’in eserinde ele aldığı “Büyük Oyun”da Washington’un bir adım önüne geçtiğini umuyor.

Rusya İstihbarat Servisi Başkanı’nın yakın zamanda Kabil’e gerçekleştirdiği ziyaret de Türk ve Katarlı yetkililere yönelik bir mesaj niteliği taşıyordu. Türkiye ve Katar, İran’ın nüfuzunu sınırlandırmak ve Pakistan’la arabuluculuk yapmak amacıyla birkaç hafta önce istihbarat başkanlarını bölgeye göndermişti.

Moskova, Afganistan’ın diplomatik ilişkilerinde son sözü söyleyen taraf olmayı hedefliyor. Bu hedef, İran, Türkiye, Katar ve Pakistan ile ilişkileri de kapsıyor. Rusya ayrıca Tacikistan’daki askerî üslerinden ve Afganistan’dan İran’a uzanan Çin koridorundan yararlanarak, Afganistan topraklarını İran’a yönelik kara ikmal güzergâhı olarak kullanıyor.

Putin, Suriye ve Mali gibi ülkelerde müttefiklerinin aldığı son yenilgilerin acısını hâlâ hissediyor. Rus ordusu ise Ukrayna’da ilerleme kaydetmekte zorlanıyor.

Afganistan’a dönüşüyle Rusya, iki yüzyıldır aşina olduğu jeopolitik güzergâhlarda yeniden ilerliyor. Tarihin tekerrür edip etmeyeceğini ise yalnızca zaman gösterecek.

*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir."


İran'ın kimyasal silah sahibi olduğuna ilişkin İsrail iddiaları, ABD'li yetkilileri görüş ayrılığına düşürdü

Kurtarma ekipleri, 24 Mart 2026'da Tel Aviv'de İran'a ait füze saldırısının gerçekleştiği noktada incelemelerde bulunurken (NYT)
Kurtarma ekipleri, 24 Mart 2026'da Tel Aviv'de İran'a ait füze saldırısının gerçekleştiği noktada incelemelerde bulunurken (NYT)
TT

İran'ın kimyasal silah sahibi olduğuna ilişkin İsrail iddiaları, ABD'li yetkilileri görüş ayrılığına düşürdü

Kurtarma ekipleri, 24 Mart 2026'da Tel Aviv'de İran'a ait füze saldırısının gerçekleştiği noktada incelemelerde bulunurken (NYT)
Kurtarma ekipleri, 24 Mart 2026'da Tel Aviv'de İran'a ait füze saldırısının gerçekleştiği noktada incelemelerde bulunurken (NYT)

Julian Barnes, Nathan Odenheimer, Eric Schmitt ve Dustin Volz

İsrail'in, İran'ın düşmanlarına karşı kimyasal silah kullanmayı değerlendirdiğine ilişkin istihbarat bilgilerini ABD'ye ilettiği, bu bilgilerin Washington'daki yetkililer arasında görüş ayrılığına yol açtığı bildiriliyor. Bazı ABD'li yetkililer iddiaları endişeyle karşılarken, bazıları bunlara ciddi şüpheyle yaklaşıyor.

ABD'li ve bölgesel yetkililere göre bazı Amerikalı yetkililer söz konusu istihbaratın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin Trump yönetimini İran'a karşı yeniden kapsamlı askeri operasyonlara ikna etmek amacıyla yürüttüğü baskı kampanyasının devamı olduğunu düşünüyor.

Bazı yetkililer ise İran'ın ABD çıkarlarına yönelik saldırı hazırlıklarına ilişkin son dönemde art arda gelen uyarılar nedeniyle bu tehditlerin ciddiye alınması gerektiği görüşünde.

İsrail, söz konusu istihbaratın bir bölümünü bölgedeki yetkililerle de paylaştı. Ancak bu yetkililerin bir kısmı, İran'ın kimyasal silah kullanmaya yönelik planlar yaptığı iddiasına şüpheyle yaklaştı ve İsrail'in ABD ile müttefiklerini savaşta daha sert bir aşamaya sürüklemeye çalıştığını değerlendirdi.

ABD'nin İran'ı kimyasal silahlara sahip olmakla veya bu silahları geliştirmeye çalışmakla suçlaması yeni değil. Bu iddialar onlarca yıl öncesine dayanıyor. İran 2003 yılında, 1980'lerde Irak'la yaşanan savaş sırasında kimyasal silah kapasitesi geliştirdiğini kabul etmiş, ancak daha sonra bu kapasiteyi ortadan kaldırdığını açıklamıştı.

ABD, son yıllarda gizli olmayan yıllık istihbarat değerlendirmelerinde İran'ın kimyasal silah araştırma ve geliştirme faaliyetlerini sürdürmeyi “muhtemelen hedeflediğini” kamuoyuna açıkladı.

İran ise kimyasal silahlara sahip olduğunu resmen reddediyor ve geçmişte bu suçlamaları İsrail ile Netanyahu tarafından yürütülen bir psikolojik savaş olarak nitelendirmişti.

Şarku’l Avsat'ın The New York Times’ten aktardığı habere katkıda bulunan bütün kaynaklar, İsrail istihbaratının gizliliği, İran'ın askeri planlamasının hassasiyeti ve ABD'deki görüşmelerin mahremiyeti nedeniyle kimliklerinin açıklanmaması koşuluyla konuştu.

İşçiler, Tahran'ın merkezinde, ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Başkan Donald Trump, Başkan Yardımcısı JD Vance ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu yırtık kıyafetler ve yüzleriyle vücutlarında yaralarla tasvir eden bir reklam panosunu yerleştirirken (AP).
İşçiler, Tahran'ın merkezinde, ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Başkan Donald Trump, Başkan Yardımcısı JD Vance ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu yırtık kıyafetler ve yüzleriyle vücutlarında yaralarla tasvir eden bir reklam panosunu yerleştirirken (AP).

Gerilimin arttığı kritik dönem

Sekiz aylık savaşın ardından ABD ve İran, bir yandan diplomatik ilerleme sağlama olasılığını araştırırken, diğer yandan savaşın yeniden başlamasına hazırlanarak belirsiz bir bekleyiş içinde bulunuyor.

Yeni istihbarat bilgileri etrafında yaşanan tartışmalar, mevcut dönemin ne kadar gergin olduğunu ve ciddi bir hesaplama hatası yapılması riskini gözler önüne seriyor. ABD'li yetkililer, Trump yönetiminin nükleer silah kullanma niyetinde olmadığını belirtirken, İranlı yetkililerin bu konuda emin olmadığını ifade ediyor.

Netanyahu ise geçen hafta yapılan seçimlerin ardından hükümet kurmak için net bir yol haritası oluşturamaması nedeniyle siyasi varlığını sürdürme mücadelesi veriyor. Bazı analistler, deneyimli İsrailli liderin muhalefet liderlerini koalisyona katılmaya zorlamak amacıyla güvenlik krizini bir baskı aracı olarak kullanabileceğini düşünüyor.

Son iki hafta içinde İsrailli yetkililer, ABD istihbarat kurumları ve diğer yetkililerle yaptıkları görüşmelerde kimyasal silah tehdidini, İran'ın nükleer hedeflerinden daha acil bir mesele olarak gündeme getirdi.

İsrail ordusunun acil durumlara müdahaleden ve sivillerin yönlendirilmesinden sorumlu birimi İç Cephe Komutanlığı, bu hafta ülke genelinde tatbikatlar düzenliyor. Ancak kimyasal saldırıya hazırlık, tatbikatların temel unsurları arasında yer almıyor.

Kimliklerinin açıklanmaması koşuluyla konuşan iki birim yetkilisine göre, komutanlık personeline veya kamuoyuna kimyasal saldırı ihtimaline karşı alınacak güvenlik önlemleri konusunda geniş kapsamlı bir bilgilendirme yapılmadı. İsrail ordusu ise konuya ilişkin yorum yapmayı reddetti.

ABD ordusu, son haftalarda bölgeye savaş gemileri, savaş uçakları ve bombardıman uçaklarından oluşan büyük bir askeri güç sevk etti. Bu kuvvetler, Başkan Donald Trump'ın onay vermesi halinde ara seçimlerin ardından görece kısa süreli ancak yoğun bir saldırı harekâtı gerçekleştirmeye hazır durumda.

Öte yandan ABD'li diplomatlar ve diğer ülkelerin temsilcileri, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını, Tahran'ın nükleer programının ele alınmasını ve yeni askeri operasyonların ertelenmesini sağlayacak bir anlaşmaya ulaşmaya çalışıyor. Askeri yığınak, savaşa yeniden dönme hazırlığının yanı sıra diplomatik girişimleri destekleme amacı da taşıyor olabilir.

İran, dün yapılan seçimler öncesinde ABD üzerinde azami ekonomik baskı oluşturmayı hedefleyerek, Hürmüz Boğazı'ndaki ticari gemilere yönelik saldırılarını artırdı.

İran'ın Irak savaşından kalan acı hafızası

Kimyasal silah kullanımı, bu silahların etkilerini geçmişte yaşamış az sayıdaki ülkeden biri olan İran açısından özel bir hassasiyet taşıyor.

Irak'la savaş sırasında Saddam Hüseyin'in kullandığı kimyasal silahlar binlerce kişinin ölümüne neden olmuş, İranlı uzmanlara göre yaklaşık 100 bin İranlı gazi ve sivilde onlarca yıl süren sağlık sorunlarına yol açmıştı.

ABD istihbarat kurumları, uluslararası hukuk tarafından yasaklanan kimyasal silahların İran tarafından geliştirilip geliştirilmediğini uzun süredir takip ediyor.

ABD'li yetkililere göre İsrail istihbarat servisleri, İran'ın bu silahları bir füzeye monte etmeye veya İsrail'e ya da başka bir ülkeye gizlice sokarak saldırıda kullanmaya imkân verecek teknolojiyi hızla geliştirdiğine inandıklarını ABD'li muhataplarına bildirdi.

İran'ın kimyasal silah tehdidine ilişkin iddialar, bazı ABD'li yetkililere 2002 yılında Irak'ın kitle imha silahlarına sahip olduğuna ilişkin yanlış ABD istihbarat değerlendirmelerini hatırlattı.

O dönemde Irak, nükleer, kimyasal ve biyolojik silah programlarını büyük ölçüde terk etmiş veya dondurmuştu. Ancak dönemin Başkanı George W. Bush yönetimindeki ABD istihbarat kurumları, Irak'ın bu silahlara sahip olduğu yönündeki değerlendirmelerini kesin ve tartışmasız bilgiler olarak Beyaz Saray'a sunmuştu.

İran bu silahları kullanabilir mi?

Yeni istihbarat bilgilerini inceleyen yetkililer arasında İran'ın kimyasal silahları ne kadar hızlı kullanıma hazır hale getirebileceği ve bu silahların ne ölçüde etkili olabileceği konusunda görüş ayrılıkları bulunuyor.

Silah uzmanları ve ABD'li yetkililere göre kimyasal bir silahın balistik füzeye monte edilmesi zor değil. Ancak asıl güçlük, kimyasal maddenin etkili biçimde yayılmasını sağlamak. Bir bombanın sınırdan gizlice geçirilmesi de çeşitli zorluklar barındırıyor.

Kimyasal silahın bir insansız hava aracıyla taşınması ise diğer olasılıklar arasında bulunuyor.

Yas tutanlar, 4 Temmuz 2026'da Tahran Büyük Musalla Camii'nde eski İran dini lideri Ali Hamaney için düzenlenen cenaze törenine katılırken (NYT)
Yas tutanlar, 4 Temmuz 2026'da Tahran Büyük Musalla Camii'nde eski İran dini lideri Ali Hamaney için düzenlenen cenaze törenine katılırken (NYT)

Bölgesel bir yetkili, İsrail'in Körfez ülkelerine İran'ın kimyasal silahlarını operasyonel kullanıma hazır hale getirmek için çalıştığı yönündeki iddialarını aktardığını söyledi. Ancak bu yetkiliye göre İsrailli yetkililer somut kanıt sunmak yerine kendi değerlendirmelerini paylaştı. Körfez hükümetleri ise bu değerlendirmeleri ciddiyetten uzak buldu.

ABD istihbarat çevrelerinde İran'ın kimyasal silah geliştirme faaliyetleri konusunda kayda değer bir tartışma bulunmuyor. Asıl tartışma, özellikle yeni saldırılarla kışkırtılmadıkları takdirde İranlı liderlerin bu silahları herhangi bir zamanda kullanıp kullanmayacağı üzerinde yoğunlaşıyor.

ABD Ulusal İstihbarat Direktörü, 2024 yılında yaptığı uyarıda, “İran'ın saldırı amaçlı kimyasal ve biyolojik maddeler konusunda araştırma ve geliştirme faaliyetlerini sürdürmeyi muhtemelen hedeflediğini” belirtmişti.

Joe Biden yönetimi döneminde Pentagon'un Ortadoğu politikalarından sorumlu üst düzey yetkilisi olan Dana Stroul, İran'ın 20 yılı aşkın süredir kimyasal silah üretiminde kullanılabilecek bileşenleri depoladığının bilindiğini, ancak bu silahları bugüne kadar hiç kullanmadığını söyledi.

Halen Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü'nde görev yapan Stroul, İran'ın kendisini “varoluşsal bir baskı altında” hissedebileceğini ve bu durumun ülkeyi konvansiyonel olmayan silahları doğrudan saldırı amacıyla kullanma sınırını aşmaya itebileceğini ifade etti.

ABD, İran kaynaklı çeşitli tehditleri de yakından izliyor. Amerikan savaş uçaklarının kullandığı İngiltere'deki bir askeri üsse yönelik İran bağlantılı saldırı planının ortaya çıkarılmasının ardından istihbarat toplama faaliyetleri artırıldı.

Ulusal İstihbarat Direktörü Jay Clayton, 23 Ekim'de Dışişleri Bakanı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Marco Rubio'ya İran kaynaklı saldırı riskine ilişkin bir uyarı notu gönderdi. Bunun ardından ABD'li diplomatlar ve diğer personel en yüksek alarm seviyesine geçirildi.

ABD'li yetkililere göre Amerikan kurumları, Ortadoğu'da ve diğer bazı ülkelerde Amerikalılara yönelik tehdidin, şubat ayı sonlarında savaşın başlamasından bu yana en yüksek seviyeye ulaştığını değerlendiriyor.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM), ara seçimlerin ardından bugün başlayabilecek bir İran'a saldırı planı bulunuyor. ABD'li yetkililere göre bölgede üç uçak gemisinin bulunması da bu planın unsurları arasında yer alıyor.

Ancak ordunun belirlediği ideal harekât koşulları kısa süreli olacak. Kasım ayının başından sonra uçak gemilerinden birinin ana limanına dönmesi gerekecek. Ayrıca kasım başında, ABD ordusunun saldırılar için tercih ettiği zifiri karanlık koşullarını sağlayan aysız geceler yaşanacak.

Ekonomik baskı seçeneği

Trump yönetimindeki bazı hükümet üyeleri, ekonomik baskı kampanyasının sonuç vermesi için daha fazla zaman tanınmasını savunuyor. Bu yetkililere göre ABD'nin uyguladığı abluka ve yaptırımlar, sonunda İran yönetiminin çökmesine yol açabilir.

Ancak bazı yetkililer, İran'ın ekonomik baskı kampanyasına direnç gösterdiğine ve ilave askeri saldırılar olmadan hükümetin çökeceğine ilişkin çok az işaret bulunduğuna dikkat çekiyor.

FBI'ın ulusal güvenlik ve istihbarattan sorumlu üst düzey yetkilisi Stephanie Walker geçen hafta yaptığı açıklamada, İran'ın ABD çıkarlarına yönelik tehdidinin “şu anda tüm ABD hükümetinin başlıca odak noktalarından biri” olduğunu söyledi.

Walker, Tahran'ın hedefleri arasında casusluk, nüfuz faaliyetleri ve siber saldırıların bulunduğunu belirtti. İran'la bağlantılı bilgisayar korsanları, bu yaz ABD genelinde onlarca su sistemi ağını hedef aldı. Bunun üzerine bazı yerel yönetimler, halka suyu kullanmadan önce kaynatmaları çağrısında bulundu.

İran ayrıca internet üzerinden başka kişilerin kimliğine bürünerek onların tanıdıklarını kandırmaya ve hassas bilgilere erişim sağlamaya çalıştı. Walker, yapay zekânın bu tür dolandırıcılık faaliyetlerini, özellikle telefon görüşmeleri üzerinden gerçekleştirilen sesli kimlik taklidini, çok daha kolay hale getirdiğini söyledi.

Walker, geçen hafta Georgia eyaletinin Sea Island bölgesinde düzenlenen ulusal güvenlik konferansında, savaşın “İran'ın burada bize karşı neler yapmaya hazır olduğuna ilişkin hesaplarını değiştirdiğini” ifade etti.