Trump geliyor ve bu defa daha iyi hazırlanmamız lazım

Cumhuriyetçi Parti'nin adaylığını garantileyemeyen ve 91 ağır suçlamayla karşı karşıya olan Donald Trump, anketlerde Joe Biden'ın çok önünde. Dünya, eski başkanın Oval Ofis'e dönüşüne hazırlanmalı ancak ona kırmızı halı sermekte o kadar da acele etmeyelim

Donald Trump ABD Başkanı olduğunda, Beyaz Saray'da önemli bir yabancı liderle ilk görüşmesini Birleşik Krallık Başbakanı Theresa May'le yapmıştı  (Reuters)
Donald Trump ABD Başkanı olduğunda, Beyaz Saray'da önemli bir yabancı liderle ilk görüşmesini Birleşik Krallık Başbakanı Theresa May'le yapmıştı (Reuters)
TT

Trump geliyor ve bu defa daha iyi hazırlanmamız lazım

Donald Trump ABD Başkanı olduğunda, Beyaz Saray'da önemli bir yabancı liderle ilk görüşmesini Birleşik Krallık Başbakanı Theresa May'le yapmıştı  (Reuters)
Donald Trump ABD Başkanı olduğunda, Beyaz Saray'da önemli bir yabancı liderle ilk görüşmesini Birleşik Krallık Başbakanı Theresa May'le yapmıştı (Reuters)

Peter Westmacott 

Donald Trump pazar gecesi kendine has bir küstahlıkla, İran yanlısı milislerin Ürdün'deki ABD güçlerine düzenlediği ölümcül saldırının (7 Ekim'deki Hamas saldırısı ve hatta Vladimir Putin'in Ukrayna'ya açtığı saldırı savaşı gibi) kendisi başkan olsaydı asla gerçekleşmeyeceğini iddia etti.

Bunların herhangi birinin doğru olduğunu gösteren hiçbir kanıt yok. Ancak Trump'ın manşetleri kapmaya dair bu girişimleri, Joe Biden'ın saldırganlara karşı güçlü durması için üzerindeki baskıyı arttırıyor. Iowa parti içi seçimi ve geçen hafta yapılan New Hampshire önseçimlerinin sonuçları, çok sayıda Cumhuriyetçi seçmenin hâlâ Trump'ın kendi adayları ve Amerika'nın bir sonraki başkanı olmasını istediğini gösteriyor.

Bu, Trump'ın kasımdaki Guy Fawkes Gecesi'nde başkanlık seçimlerini kazanma ihtimalinin daha yüksek olduğu anlamına gelmiyor. Geçen salı bağımsızlar arasında pek başarılı olamadı ve bazı Cumhuriyetçiler bile kendisine yöneltilen 91 suçtan bazılarından o zamana kadar hüküm giymiş olabilecek bir adaya oy vermekte tedirgin. Bu suçlamalar arasında üç yıl önce ülkesinin demokrasisini havaya uçurmaya Guy Fawkes'ın 400 yıl önce yaptığından daha çok yaklaşan bir ayaklanmayı kışkırtmak da var.

Ancak anketler Trump'ı, bir aksilik çıkmazsa Demokrat Parti'nin adayı olacak Biden'ın epey önünde gösteriyor. Şimdiye kadar görevdeki başkanlar sadece bir kez ikinci dönem için partisinin adaylığını garantileyemedi. Yarışta yer alan bir avuç bağımsız da aksi takdirde Biden'a gidecek oyları çekerek Trump'ın elini daha da güçlendirebilir.

Bugünle seçim günü arasındaki 9 ayda çok şey değişebilir: ABD ekonomisi beklenenden hızlı büyüyor, hisse fiyatları rekor seviyelerde ve enflasyon düşüyor, bu da Biden'ın ekonomide zaten güçlü olan (ancak yeterince takdir edilmeyen) siciline katkıda bulunuyor. Ve Demokratlar, Cumhuriyetçilerin Biden'ın ikinci bir dönem için uygun olmadığı iddialarına karşı Trump'ın tutarsızca saçmaladığını gösteren (gerçek) videolarla eğleniyor.

4 yıl önce Trump ara sıra gaf yapardı

Şimdi kelimenin tam anlamıyla yaptığı her konuşma tutarsız bir zırva.

Bilişsel gerileme her konuşmada veya röportajda herkesin görebileceği kadar açık

Bu lapa beyinli yalancı nasıl görev yapmaya uygun olabilir?

UYAN AMERİKA!

#DementiaDon(BunakDon)

Tüm bunlarla birlikte, Amerika'nın İsrail'e Gazze'deki savaşında sağladığı büyük ölçüde koşulsuz destek Biden'a genç ve Müslüman seçmenler nezdinde zarar veriyor, Ukrayna yorgunluğu artıyor ve Trump'ın bir yıl içinde Beyaz Saray'a geri dönme ihtimali (ve kaybettiği takdirde yine adaletsizlik iddiasıyla feryat etme ihtimali) var.

Başkan Obama görevden ayrılmadan kısa süre önce yaptığı bir konuşmada, kimsenin başkan olduğunda gerçekten değişmediğini belirtmişti. Aksine, bu makam "halihazırda olduğunuz kişiyi büyütür". Trump'ın, birkaç gün öncesine kadar kazanma umudu olduğuna kendisinin bile inanmadığından anlaşılır bir şekilde hazırlıksız olduğu başkanlık döneminde, onun içgüdülerini kontrol altında tutmak için ellerinden geleni yapan bazı ana akım, deneyimli Cumhuriyetçiler vardı ve eylemleri yerleşik düzenin uygunluğunun korkulukları içindeydi. Ancak zaten olduğu kişinin büyümesini engelleyemediler.

Bu kez Trump kazanmayı umuyor ve etrafını cumhuriyetten çok patronlarına sadık MAGA destekçileriyle saracak. Bu kişilerin Trump'ın ilan ettiği soyutlanma politikası, korumacılık, iklim inkarı, Putin'le anlaşma, siyasi düşmanların cezalandırılması, yargının, kamu hizmetlerinin ve ordunun siyasallaştırılması ve son 75 yıldır dünyanın büyük bölümünün güvende ve özgür kalmasını sağlayan uluslararası kurumların zayıflatılması hedeflerinin ilerletilmesine katkı sunmaktan mutluluk duymalarını beklenmeli.

Dolayısıyla Trump'ın dönüşünün Britanya için iyi olacağı konusunda Jacob Rees-Mogg ve Boris Johnson'a katılmıyorum. Ancak bu ihtimale gerçekten hazırlıklı olmamız lazım. Gelecek aylarda Trump'ın soyutlanmacı eğilimlerine karşı, Avrupalı ortaklarımızla (ve daha uzakta olup da kararsızlık yaşayan diğerleriyle) çok daha fazlasını yaparak, Ukrayna'ya Putin'in saldırganlığına karşı koyma imkanı verenlerin sadece Britanya ve (özellikle) Amerika olmadığını göstermeliyiz.

Demokratlar ve Cumhuriyetçiler yıllardır (Başkan Obama ve kabinesiyle yaptığım görüşmelerden bunu çok iyi hatırlıyorum) Avrupalıların Batı demokrasilerini ve değerlerini Rusya gibi olası düşmanlara karşı koruma yükünde kendi paylarına düşeni yapmadıklarını ve uygun askeri hazırlık seviyelerini korumak için yeterince çaba sarf etmediklerini düşünüyorlar. Haksız da sayılmazlar. NATO kolektif bir ittifak, geri kalanımızı güvende tutmak için ABD'nin tek taraflı bir garantisi değil.

Bu da savunma satın alımlarımıza ivme kazandırmak ve artık egemenliğin Avrupa kıtasındaki muhatapları aşağılamak anlamına geldiğini düşünen başbakanlarımız olmadığı için Britanya'nın AB ortaklarıyla geliştirmekte olduğu daha iyi ilişkilerin üzerine inşa etmek anlamına geliyor. Yakın zamanda ortak pazara ve hatta gümrük birliğine geri dönmeyeceğiz ancak ticaretimizdeki sürtüşmeleri kademeli olarak azaltabilir ve Amerika'ya ve Amerikalı seçmenlere Avrupalıların üzerlerine düşeni yapmaya hazır, uygun müttefikler olduğunu gösterecek şekilde komşularımızla işbirliğini güçlendirebiliriz. AB dışında bile savunma, dış politika, sınır güvenliği, öğrenci seyahatleri, terörle mücadele, enerji politikası ve diğer pek çok konuda birlikte çok daha fazlasını yapabiliriz ve yapmalıyız.

1950'lerde Avrupa Birliği'nin öncüsüne katılmama kararımıza ve ABD desteği olmadan hareket etmeye çalıştığımız 1956'daki Süveyş fiyaskosunu tekrarlamama kararımıza kadar giden uzun süre boyunca Birleşik Krallık, dış ilişkilerde ABD'nin liderliğini takip etmekten genel olarak memnun. Eğer müttefiklerle çalışmak istemeyen ve örneğin Ukrayna, Ortadoğu ve Asya'daki değerlerimizi ve stratejik hedeflerimizi paylaşmayan bir ABD başkanı olacaksa, düşüncelerimizi ve planlamalarımızı değiştirmemiz gerekir. Biden'ın Ukrayna (ve İsrail) için talep ettiği yeni paranın Kongre'den geçme ihtimali şimdiden giderek azalıyor.

Trump kazanırsa, başbakanımız (o zamana kadar kim olursa olsun) Oval Ofis'teki yeni adamı gören ilk yabancı olmak için her zamanki umutsuz çabayla Atlantik'in ötesine koşmadan önce dikkatlice düşünmeli. Theresa May için hiç de iyi geçmedi ve Trump, Brexit yanlılarının da teşvikiyle, Brüksel'le nasıl müzakere edileceği konusunda May'e kamuoyu önünde kötü tavsiyelerde bulunarak May'e hiç de iyilik yapmadı.

Trump'ı ikinci bir devlet ziyaretine davet etme düşüncesi olmamalı. Silahlı kuvvetlerimiz, parlamenterlerimiz, iş dünyamız ve kültürel liderlerimiz arasında var olan yakın temasları sürdürmeliyiz ancak ne yazık ki Trump yönetiminin tüm ithalata yüzde 10 gümrük vergisi uygulama tehdidini hayata geçirmesi halinde savunmamızı da hazırlamalıyız.

Bu yıl hem ABD'de hem de kendi seçimlerimizde (Rusya'da yapılanlar olmasa da) gerçekleşecek çok şey var. Kendi ülkemiz dışındaki kampanyaları etkilemek için fazla bir şey yapamayız. Ancak hazırlıklı olabiliriz ve olmalıyız da.

Sör Peter Westmacott, Britanya'nın eski ABD Büyükelçisi'dir

Independent Türkçe 



ABD Dışişleri: İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkes 45 gün uzatıldı

Güney Lübnan’daki Sur kentinden bombardıman sonrası yükselen dumanlar (AFP)
Güney Lübnan’daki Sur kentinden bombardıman sonrası yükselen dumanlar (AFP)
TT

ABD Dışişleri: İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkes 45 gün uzatıldı

Güney Lübnan’daki Sur kentinden bombardıman sonrası yükselen dumanlar (AFP)
Güney Lübnan’daki Sur kentinden bombardıman sonrası yükselen dumanlar (AFP)

ABD Dışişleri Bakanlığı, bugün (Cuma) yaptığı açıklamada, Washington’da görüşmeler gerçekleştiren Lübnan ve İsrail heyetlerinin, “daha fazla ilerleme sağlanabilmesi amacıyla İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkesin 45 gün süreyle uzatılması” konusunda anlaşmaya vardığını duyurdu. Tarafların siyasi müzakere sürecine 2-3 Haziran’da yeniden başlaması bekleniyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott, “16 Nisan’da ilan edilen ateşkes, daha fazla ilerleme kaydedilmesi amacıyla 45 gün daha uzatılacak” dedi.

Bakanlık, perşembe ve cuma günleri Washington’da gerçekleştirilen görüşmeleri “son derece verimli” olarak nitelendirirken, iki ülkenin 2 ve 3 Haziran’da yeni müzakereler yapacağını bildirdi.

Washington’daki Lübnan heyeti ise ateşkesin uzatılmasının “kalıcı istikrara yönelik siyasi bir sürecin önünü açtığını” ifade etti.

Bu haftaki görüşmeler, İsrail ile Lübnan tarafları arasında gerçekleştirilen üçüncü temas oldu. İsrail, Hizbullah’ın 2 Mart’ta İsrail’e roket fırlatmasının ardından Lübnan’a yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırmıştı. Söz konusu saldırılar, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın başlamasından üç gün sonra gerçekleşmişti. İsrail ayrıca geçen ay Güney Lübnan’daki kara operasyonlarının kapsamını genişletmişti.

ABD Başkanı Donald Trump’ın 16 Nisan’da ateşkes ilan ettiğini duyurmasına rağmen İsrail’in Lübnan’daki operasyonları devam etti. Ancak o tarihten bu yana çatışmalar büyük ölçüde Güney Lübnan ile sınırlı kaldı.


Trump, Irak’taki İran etkisini sınırlamak için Zeydi’yi sınıyor

ABD Başkanı Donald Trump, Maryland eyaletindeki Andrews Ortak Üssü’ne vardıktan sonra Air Force One uçağının merdivenlerinden el sallıyor. (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Maryland eyaletindeki Andrews Ortak Üssü’ne vardıktan sonra Air Force One uçağının merdivenlerinden el sallıyor. (AP)
TT

Trump, Irak’taki İran etkisini sınırlamak için Zeydi’yi sınıyor

ABD Başkanı Donald Trump, Maryland eyaletindeki Andrews Ortak Üssü’ne vardıktan sonra Air Force One uçağının merdivenlerinden el sallıyor. (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Maryland eyaletindeki Andrews Ortak Üssü’ne vardıktan sonra Air Force One uçağının merdivenlerinden el sallıyor. (AP)

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi’nin, artan bölgesel gerilimler ortamında iç ve dış baskılar arasında denge kurabilecek bir kabine oluşturmak gibi zorlu bir görevle karşı karşıya olduğunun farkında. Washington yönetimi, Irak’ı enerji arz güvenliğinin korunmasında önemli bir ortak olarak görürken, İran’a yakın silahlı grupların ülkedeki etkisinden duyduğu endişeyi de sürdürüyor.

ABD’de, Zeydi’nin görevlendirilmesi bir ‘test süreci’ olarak değerlendiriliyor. Washington’ın öncelikleri arasında Irak topraklarının saldırılar için kullanılmasının engellenmesi, bankacılık sistemi üzerinden kara para aklama ve terör finansmanıyla mücadele, güvenlik reformu, yabancı askerlerin kademeli çekilmesi ve buna karşın istihbarat ile hava desteğinin sürdürülmesi yer alıyor.

Körfez Araştırmaları Merkezi tarafından Washington’da düzenlenen ve Şarku’l Avsat’ın da katıldığı panelde uzmanlar, hükümeti kurmakla görevlendirilen ismin karşı karşıya olduğu güvenlik, ekonomi ve demokrasi alanındaki sorunları ele aldı. Panelde ayrıca ABD’nin, istikrarı destekleme ile güvenlik sektörü ve devlet yönetiminde köklü reform talepleri arasında denge kurmaya çalışan yaklaşımı da değerlendirildi.

Körfez Ülkeleri Enstitüsü Irak Programı Direktörü Abbas Kazım yaptığı değerlendirmede, Irak’ın mevcut süreçte son derece karmaşık bir bölgesel ortamda daha geniş çaplı bir geçiş döneminden geçtiğini söyledi. Kazım, ülkenin güvenlik, ekonomi ve siyaset alanlarında birbirine bağlı sorunlarla karşı karşıya olduğunu, bunun yanı sıra devam eden terör tehditleri ve devlet kontrolü dışındaki silahlı grupların varlığıyla mücadele ettiğini ifade etti.

Kazım, Zeydi’nin şimdiye kadar sessiz kalmasını ve kamuoyuna açıklama yapmamasını ise hiçbir tarafı karşısına almama isteğine bağladı. Hükümetinin parlamentodan güvenoyu almasına kadar tartışma yaratabilecek açıklamalardan kaçınmayı tercih ettiğini belirten Kazım, bunun demokratik ilkelerle çeliştiğini savundu. Kazım’a göre hükümet kurmakla görevlendirilen isimlerin, seçim sürecinde politikalarını kamuoyu tartışmasına açmaları gerekiyor.

Ortak çıkarlar

Irak Ulusal Güvenlik Danışmanlığı Uluslararası İlişkiler Danışmanı Seyfeddin ed-Derraci ise Irak’ın karmaşık bir bölgesel ortamda stratejik bir geçiş sürecinden geçtiğini belirterek, Bağdat yönetiminin Arap ülkeleri, Körfez bölgesi ve ABD’yi hedef alan saldırıları kesin şekilde reddettiğini söyledi.

Derraci, güvenlik sektörü reformunun geleneksel ‘DDR’ modeliyle (silahsızlandırma, terhis ve yeniden entegrasyon) yürütülmediğini, bunun yerine ‘DDIR’ adı verilen bir çerçevenin benimsendiğini ifade etti. Söz konusu modelin; silahsızlandırma, terhis, belirli unsurların tek komuta altında devlet kurumlarına entegre edilmesi ve sivil yaşama yeniden kazandırılmasını içerdiğini belirten Derraci, sürecin özellikle ABD’den gelecek sürekli uluslararası desteğe ihtiyaç duyduğunu kaydetti.

dffdvfd
Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, 27 Nisan 2026’da Bağdat’ta düzenlenen Koordinasyon Çerçevesi toplantısına katıldı. (AP)

Derraci, Irak’a Suriye’deki hapishanelerden nakledilen 5 bin 407 DEAŞ mensubunun oluşturduğu güvenlik tehdidine ilişkin değerlendirmesinde ise bu kişilerin aynı zamanda önemli bir istihbarat kaynağı olduğunu söyledi. Tutuklular sayesinde DEAŞ’ın yapısı, lider kadrosu, finans kaynakları ve lojistik ağları hakkında bilgi toplanabildiğini belirten Derraci, bu durumun söz konusu mahkûmları ‘aynı anda hem tehdit hem fırsat’ haline getirdiğini ifade etti.

Toplumsal düzeyde ise Irak’ın mevcut durumuna ilişkin karamsar değerlendirmeler öne çıkıyor. Bağdat merkezli Beyan Merkezi Direktörü ve siyasal sosyoloji araştırmacısı Ali Tahir el-Hammud, mevcut ekonomik ve sosyal koşulların, Ekim 2019 protestolarına yol açan ortamla benzerlik taşıdığı uyarısında bulundu. Her yıl 750 binden fazla Iraklı gencin iş gücü piyasasına katıldığını hatırlatan Hammud, hükümeti reform sürecine zorlamak için iç ve dış baskının sürmesi gerektiğini söyledi. Hammud ayrıca ABD tarafına, Irak’ın sosyal ve kültürel yapılarının daha iyi anlaşılması gerektiği tavsiyesinde bulundu.

Irak’taki kontrol dışı silahlı gruplar konusunda da değerlendirmelerde bulunan Hammud, ‘Başkomutanın emirlerine bağlı olmayan silahlı yapılar bulunduğunu, bunun da kaotik bir ortam yaratarak ülkeyi ciddi bölgesel sonuçlarla karşı karşıya bıraktığını’ kabul etti. Ancak Hammud, ‘Irak Şiileri ile devlet dışındaki silahlı grupların birbirinden ayrılması gerektiğini’ vurguladı.

Hammud ayrıca, siyasi çevrelerde silahlı grupların oluşturduğu risklerin farkına varıldığına dair işaretler bulunduğunu, bu sorunların siyasi diyalog ve dini otoritelerin baskısıyla çözülmesine yönelik adımların atılmaya başlandığını söyledi.

Tehdit altındaki demokrasi

Irak’taki demokratik kurumların genel yapısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Marsin Alshamary, hükümet kurma sürecini eleştirerek bunun siyasi elitlerin anayasaya yönelik ‘saygısızlığını’ ortaya koyduğunu söyledi. Boston Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü öğretim üyesi olan Alshamary, anayasal sürelerin aşılması ve daha önce ABD yaptırımlarına konu olan bankacılık sektörüyle bağlantıları bulunan, siyasi deneyimi sınırlı bir isim olarak gördüğü Zeydi’nin tercih edilmesinin bu yaklaşımın göstergesi olduğunu ifade etti.

Alshamary, 2019 protestolarının halkın yürütme organı liderlerini doğrudan seçme isteğini açık şekilde ortaya koyduğunu, ancak siyasi elitlerin kapalı kapılar ardında seçilmemiş isimleri görevlendirmeyi sürdürdüğünü belirtti.

fvfr
Bağdat'ta, Halk Seferberlik Güçleri karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi. (Reuters)

Öte yandan CNAS (Yeni Amerikan Güvenlik Merkezi) Ortadoğu Güvenliği Programı’nda araştırmacı olarak görev yapan Hamza Haddad yaptığı değerlendirmede, Zeydi’nin programının güvenlik ve dış politikayı yeniden öncelik haline getirdiğini söyledi. Haddad, bunun, 2019 protestolarının ardından hizmet odaklı politikalar izleyen Muhammed Şiya es-Sudani hükümetinden farklı bir yaklaşım olduğunu ifade etti.

Haddad genel olarak ise hükümet programında ‘uygulamaya dönük net planların bulunmamasını’ eleştirdi. Irak hükümetlerinin geçmişte benimsediği ‘tarafsızlık iddiası’ politikasının saldırıların yeniden başlamasına katkıda bulunduğunu savunan Haddad, “Siyasi taraflar çatışmaya sürüklenmemek için durağanlık taktiğine bel bağladı. Bu yaklaşım Ekim 2023 ile Şubat 2026 arasında kısmen başarılı oldu ancak savaş ihtimalinin yaklaşmasıyla Irak yeniden şiddet sarmalının içine çekildi” dedi.

Haddad ayrıca, “Resmî tarafsızlık pasif kalmak anlamına gelmez. 28 Şubat’tan bu yana yaşananlar, bu pasif yaklaşımın başarısız olduğunu ortaya koydu. Iraklıların hayatını kaybetmesi, insansız hava araçları ve roket saldırılarının tekrarlanması bunun sonucu oldu” ifadelerini kullandı.

Tarafsızlık iddiası

Dış politika bağlamında değerlendirmelerde bulunan Haddad, ‘tarafsızlık’ ilkesinin farklı taraflarla iyi ilişkiler kurulmasına imkân verebileceğini ancak bunun her zaman Irak’ın çıkarlarını maksimize eden en doğru seçenek olmayabileceğini söyledi. Haddad, demokrasi ve federal yapının geçmişte ABD tarafından dayatılan projeler olarak sunulduğunu, ancak gerçekte Şii ve Kürt siyasi liderlerin bunları muhalefet dönemlerinde kendi siyasi çıkarları doğrultusunda benimsediklerini ifade etti. Son dönemde ABD dış politikasındaki değişimlere, özellikle Suriye örneğine atıf yapan Haddad, bu gelişmeler ışığında söz konusu siyasi aktörlerin sorumluluk üstlenmesi ve inisiyatifi yeniden ele alması gerektiğini belirtti. Haddad ayrıca, demokrasinin azınlık hakları güvence altına alınmadan başarılı olamayacağını ve bu konuda tüm kesimlerin sorumluluk taşıdığını vurguladı.

vbfrbv
 Washington’daki Körfez Araştırma Merkezi tarafından Irak’taki durum hakkında düzenlenen panelden (Şarku’l Avsat)

Panel sırasında, Trump yönetiminin Zeydi’ye verdiği ‘olağanüstü’ destek de tartışma konusu oldu. Zeydi’nin siyasi olarak görece yeni bir figür olmasına rağmen bu desteğin, siyasi bir mutabakatın mı yoksa Irak ordusuna yönelik askeri destek yöneliminin mi göstergesi olduğu soruları gündeme geldi. Derraci ise ABD desteğinin Washington’ın önceliklerinde yaşanan değişimi yansıttığını belirterek, “Irak, ulusal çıkarları ile ABD’nin politika gerekliliklerini birbirine karıştırmamalıdır” dedi.


Umman Denizi'nde düzenlenen silahlı saldırıda 3 Pakistan Sahil Güvenlik görevlisi öldürüldü

Umman Denizi'nde seyreden bir petrol tankeri (Arşiv - Reuters)
Umman Denizi'nde seyreden bir petrol tankeri (Arşiv - Reuters)
TT

Umman Denizi'nde düzenlenen silahlı saldırıda 3 Pakistan Sahil Güvenlik görevlisi öldürüldü

Umman Denizi'nde seyreden bir petrol tankeri (Arşiv - Reuters)
Umman Denizi'nde seyreden bir petrol tankeri (Arşiv - Reuters)

Reuters’ın dün aktardığı bir haberde güvenlik yetkililerinin ayrılıkçı isyancılar tarafından Umman (Arap) Denizi'nde devriye görevini yerine getiren bir sahil güvenlik botuna düzenlenen ve bu türdeki bir ilk olan saldırıda üç Pakistanlı sahil güvenlik görevlisinin öldüğünü açıkladıkları bildirildi.

İstihbarat ve emniyet yetkilileri, teknenin Pakistan'ın İran sınırına yakın bir kıyı bölgesinde rutin devriye görevini yerine getirirken silahlı kişilerin ateş açarak teknedeki üç kişiyi öldürdüğünü belirtti. Bu olay, silahlı isyanın yaşandığı bir isyan merkezi olan Belucistan bölgesindeki güvenlik sorunlarını daha da artırdı. Bölgedeki silahlı gruplar, güvenlik güçlerini ve altyapıyı hedef almaya devam ediyor.

Saldırının sorumluluğunu yasaklı ayrılıkçı grup ‘Belucistan Kurtuluş Ordusu’ üstlendi. Grup tarafından yapılan açıklamada, “Kara operasyonlarının ardından, deniz sınırlarında gerçekleştirilen bu eylem, Belucistan Kurtuluş Ordusu'nun askeri stratejisinde yeni bir gelişme teşkil ediyor” denildi.

İstihbarat ve emniyet yetkilileri, olayla ilgili soruşturma başlatıldığını ve bölgede güvenlik önlemlerinin artırıldığını açıkladı.