Azerbaycan rüzgârı ve İran -2-

Baba Aliyev, Tahran ile dengeli bir ilişki kurmaya çalıştı

İran'ın komşusu Bakü'nün artan rolüne ilişkin endişe rüzgarları, Bakü'nün ABD nüfuz alanına tam olarak girmesiyle arttı (AFP)
İran'ın komşusu Bakü'nün artan rolüne ilişkin endişe rüzgarları, Bakü'nün ABD nüfuz alanına tam olarak girmesiyle arttı (AFP)
TT

Azerbaycan rüzgârı ve İran -2-

İran'ın komşusu Bakü'nün artan rolüne ilişkin endişe rüzgarları, Bakü'nün ABD nüfuz alanına tam olarak girmesiyle arttı (AFP)
İran'ın komşusu Bakü'nün artan rolüne ilişkin endişe rüzgarları, Bakü'nün ABD nüfuz alanına tam olarak girmesiyle arttı (AFP)

Hasan Fahs*

Sovyetler Birliği'nin çöküşünden ve bağımsızlığını ilan eden ülkelerin ortaya çıkmasından bu yana, İran, Kafkasya bölgesinin haritasının nasıl olacağı, bölgeyi yönetecek siyasi denklemler, politikalarının ve bu ülkelerin stratejilerinin hangi yönelimleri benimseyeceği konusunda bir bekleme durumuna girdi.

Haydar Aliyev'in liderliğindeki Azerbaycan hükümeti, eski Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkez Komitesi üyesi ve Azerbaycan devletinin kurucusu olan Aliyev'in erken dönemde seçeneklerini değerlendirerek İsrail ile ilişkilerini güçlendirmeye karar verdi. 1993 yılında Tel Aviv, Azerbaycan'ın bağımsızlığını tanıdıktan sonra Bakü'de İsrail Büyükelçiliği açtı ve bu, İran sınırında Şii çoğunluğa sahip bir devletin başkentindeki ilk İsrail Büyükelçiliği oldu.

Öte yandan Baba Aliyev İran ile dengeli bir ilişki kurma çabası vardı. Bu çabalar, Tahran'ın, Çarlık Rusya'sıyla savaşında kaybettiği ve Güney Kafkasya bölgesindeki diğer yerlerle yaptığı Türkmançay anlaşmasıyla terk ettiği İran devletinin tarihi bir parçası olarak bu yeni doğmakta olan ülkeyi ilhak etmeye başvurma olasılığı nedeniyle milli ve tarihi sebeplerden dolayı, gelecekteki bir jeopolitik çatışmadan kaçınmak amacı taşıyordu.

İran'ın komşusu Bakü'nün artan rolüne ilişkin endişe rüzgarları, Bakü'nün Eski ABD Başkanı Bill Clinton yönetimi, ABD çıkarlarını korumak ve 10 milyar dolarlık yatırımları desteklemek amacıyla askeri varlık ve üsler kurmasıyla ABD nüfuz alanına tam olarak girmesiyle arttı. Aynı dönemde İran'da 20 milyon doları aşan herhangi bir yatırıma yaptırımlar uygulanmasını öngören D'Amato Yasası, ABD Kongresi tarafından kabul edildi. İlham Aliyev'in babasının yerine Azerbaycan Cumhurbaşkanı olarak seçilmesiyle birlikte, doğrudan Tel Aviv ve Washington'un desteğiyle Bakü, değişti ve İsrail'in en önemli petrol ve enerji kaynaklarından biri haline geldi. Azeri petrol ihracatı, İsrail'in ithalatının yüzde 30'unu oluşturur hale geldi. Bunun karşılığında İsrail, farklı türde silahlarla Bakü'nün başlıca tedarikçisi haline geldi. 2016 ile 2020 yılları arasında Bakü'nün İsrail'den satın aldığı silahların hacmi, ihtiyaçlarının yüzde 67'sini oluşturdu ve İsrail'in silah ihracatının yüzde 17'sini temsil etti.

Bakü ile Tel Aviv arasındaki iş birliği sadece silahlanma alanında kalmadı, aynı zamanda siyasi, savunma, ticari, endüstriyel ve tarımsal alanlarda da genişledi. İsrail, hatta Kraliyet döneminde İran'ın su ve sulama ağlarının inşasına katkıda bulunmuş olan modern sulama teknolojilerine kadar uzanan bir işbirliği yürüttü.

Tahran'ın, Azerbaycan'ın temel rakibi olan Ermenistan'ı desteklemek için Kafkasya'da stratejik bir ittifak yolunu tercih etmesi şaşırtıcı değildi. Dağlık Karabağ bölgesi konusunda Bakü ile olan anlaşmazlığında Ermenistan'ın başkenti Erivan'a destek verdi. Bu ittifak birçok faktöre dayanıyor ve bunların başında Azerbaycan'ın stratejik karar verme mekanizmalarında endişe yaratma ve İran'ın iç işlerine müdahale etme düşüncesini önleme gibi düşünceler bulunuyor. Bu, Batı Azerbaycan eyaleti ve diğer bölgelerdeki İran Türkleriyle ilişkilenerek İran'ın sınırlarındaki Türk etnik grubunun desteğini sağlamak suretiyle gerçekleştiriliyor. İran merkezi hükümetinin azınlık bölgelerine yönelik ayrımcı politikaları ve güvenlik yaklaşımı nedeniyle ortaya çıkan birikmiş zayıflık faktörlerinden yararlanılıyor. Bu politikalar, azınlık bölgelerini askeri üsler haline getirdi.

Mevcut jeopolitik durumu korumak özellikle kontrol altında tutulan ve Azerbaycan ile Nahçıvan arasındaki tek bağlantı yolunu oluşturan kara şeridi ile ilgilidir. Bu nedenle İran ve Ermenistan arasındaki Zengezur geçidini kontrol altında tutmak ve diğer taraftan İran'ın Gürcistan ve ardından Avrupa'ya yönelik ihracatının stratejik ana arterini oluşturur. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in bu geçidin kontrolünü ele geçirme girişimleri, Tahran'ı güneyi kuzeyle bağlayan stratejik kara taşımacılığı hattından mahrum bırakarak, Azerbaycan'ın Bakü ile Nahçıvan bölgesi arasında bir kara yolunun açılmasına ve Sünik bölgesinde yayılmış olan Ermeni kontrol noktalarından uzak, özerk yönetim altındaki Nahçıvan bölgesi ile bağlantı sağlanmasına yönelik bir girişimi ifade eder.

Bu coğrafi bölge etrafındaki çatışmanın geri dönüşü, daha önce Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev'in 28 Nisan 2020 tarihinde Bakü'de ‘Güney Kafkasya'ya Yeni Bir Bakış’ başlığı altında düzenlenen bir konferansta vurguladığı jeopolitik boyutu ve etkisi olan bir öneme sahiptir. Aliyev, Bakü ile Nahçıvan arasında bir karayolu kurma konusundan vazgeçmeyeceğini belirterek, "Ermenistan istese de istemese de, çözüm kolay olacak. Eğer reddederlerse, güç yoluyla çözeceğiz” demişti.

Tahran ile Erivan arasındaki ilişkiyi tehlikeye atmamak, özellikle Ermenistan'ın artan Amerikan ve uluslararası yaptırımlar karşısında bu yaptırımları atlatma kanallarından biri haline gelmesi ve bu ilişkinin Ermenistan'a Kafkasya'nın önemli ve stratejik bir bölgesinde etkinlik ve belirleyici bir rol sürdürme imkanı sağlaması açısından önemlidir. Bu cephe üzerindeki herhangi bir gerginlik, Ortadoğu'da genişleme veya yayılma stratejisindeki rejimin karşılaştığı karmaşıklıkları ve zorlukları artıracaktır. Ayrıca, bu bölgenin Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkça bahsettiği ve üzerinde çalıştığı, Kafkasya'dan Orta Asya'ya uzanan Türkçe Konuşan Ülkeler Topluluğu veya Türk kökenli ülkeler ittifakı oluşturmayı hedefleyen Türkiye’nin hedefleriyle bir çatışma ve rekabet alanına dönüşmesine izin vermemek önemlidir. Ayrıca bu ülkedeki varlığını ve nüfuzunu genişletmeye çalışan İsrail tarafına taraf olarak girmekten mümkün olduğunca uzak tutmak için Bakü ile dostane bir ilişki sürdürmeye çalışmak büyük önem taşıyor.

* Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia'dan tercüme edilmiştir. 



Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.


Avrupa Ticaret Odası: Suudi Arabistan küresel enerji akışını güvence altına aldı

Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
TT

Avrupa Ticaret Odası: Suudi Arabistan küresel enerji akışını güvence altına aldı

Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
Yanbu Endüstri Limanı (SPA)

Avrupa Ticaret Odası’nın Suudi Arabistan’daki Başkanı Kristijonas Gidevillas’a göre uluslararası deniz taşımacılığının dalgalandığı bir dönemde Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz üzerinden sağladığı ihracat kapasitesi, küresel enerji fiyatlarını kontrol altında tutan stratejik bir denge unsuru haline geldi. Gidevillas, Avrupa için alternatif petrol akış yollarının gerçek değerinin, arz sürekliliğini sağlamak ve enflasyon baskılarını hafifletmek olduğunu söyledi.

Gidevillas, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, 2025 yılında 88 milyar avroyu aşan Avrupa–Suudi Arabistan ticaret hacminin, krallığın Avrupa enerji güvenliğinde yapısal bir ortak haline geldiğini gösterdiğini ifade etti. Suudi Arabistan’ın dünyanın en esnek lojistik altyapılarından birine sahip olduğunu vurguladı.

Tek koridor bahsinin Sonu

Gidevillas’a göre Suudi Arabistan’ın hem Basra Körfezi hem de Kızıldeniz üzerinden çift yönlü ihracat kapasitesi geliştirmesi, fiilen tek koridor bahsini ortadan kaldırdı. Bu durum, bölgesel gerilimlerin en yoğun olduğu dönemlerde bile enerji akışının kesintisiz sürmesini sağlıyor.

Bu stratejinin geçici bir tepki değil, küresel ölçekte Suudi Arabistan’ın stratejik değerini artıran yapısal bir hamle olduğunu belirtti.

Avrupa için enerji ve dönüşüm boyutu

Gidevillas, kısa vadede bu koridorun Avrupa için en önemli etkisinin enerji arz güvenliğinden çok fiyat istikrarı olduğunu, uzun vadede ise Suudi Arabistan’ın Avrupa enerji dönüşümünün kilit ortağı haline geldiğini söyledi.

Neom ve Yenbu gibi yeni ihracat merkezlerinin, geleceğin yeşil yakıt tedarik zincirlerinde Suudi Arabistan’ı merkez konuma taşıdığını ifade etti.

cdvfdfd
Avrupa Ticaret Odası’nın Suudi Arabistan’daki Başkanı Kristijonas Gidevillas. (X)

Ayrıca Suudi Arabistan’ın hidrojen ve amonyak ihracatını Avrupa’ya yönlendirdiğini, bunun da Avrupa’nın sanayide karbonsuzlaşma programını desteklediğini belirtti. Mısır üzerinden Avrupa elektrik şebekelerine entegrasyonun da düşük karbonlu enerjiye geçişi güçlendirdiğini ekledi.

Avrupa enerji maliyetlerine yapısal katkı

Gidevillas, Avrupa Birliği’nin Körfez bölgesinden petrol ithalatının yaklaşık yüzde 10 seviyesinde olduğunu hatırlatarak, Hürmüz Boğazı gibi kritik geçişlerde yaşanan aksaklıkların fiziksel arz kıtlığı yaratmaktan çok fiyatları yukarı çektiğini söyledi.

Suudi Arabistan’ın sağladığı koridorun temel katkısının piyasa akışının sürekliliği olduğunu ve bunun Avrupa ekonomisini fiyat şoklarından koruduğunu vurguladı.

Enerji Krizleri ve Avrupa’nın Kırılganlığı

Analizde, 2022’deki Rusya-Ukrayna savaşı sonrası yaşanan enerji krizi hatırlatıldı. O dönemde gaz arzındaki düşüşün Avrupa hükümetlerini yüz milyarlarca avroluk destek paketleri açıklamaya zorladığı belirtildi.

Bugün Hürmüz Boğazı gerilimiyle birlikte Avrupa’nın yeniden yüksek fiyat baskısıyla karşı karşıya olduğu, Suudi Arabistan’ın ise bu süreçte tüketiciyi enflasyon riskinden koruyan bir rol üstlendiği ifade edildi.

Egemen güvenilirlik ve Suudi rolü

Gidevillas, Suudi Arabistan’ın OPEC içindeki konumu ve günlük 12 milyon varile ulaşan üretim kapasitesi sayesinde küresel enerji piyasalarında istikrar sağlayan kilit aktör olduğunu söyledi.

Çift ihracat koridoru sayesinde tek bir deniz yoluna bağımlılığın ortadan kalktığını ve bunun yapısal bir güvenlik avantajı oluşturduğunu vurguladı.

Avrupa’nın kırılganlığına karşı Suudi esnekliği

Avrupa’nın dizel ve jet yakıtı tedarikinde dalgalanmalar yaşadığı, enerji bağımsızlığı konusunda zorluklarla karşı karşıya olduğu belirtilirken, Suudi Arabistan’ın hem üretim hem de petrokimya altyapısıyla en esnek enerji ortaklarından biri haline geldiği ifade edildi.

fdvfdb
Yanbu Ticari Limanı, Suudi Arabistan’ın önemli deniz geçitlerinden biridir. (Mawani)

Gidevillas’a göre Suudi Arabistan yalnızca fiziksel enerji arzını değil, aynı zamanda küresel piyasalardaki jeopolitik baskıyı da dengeleyen bir “sigorta mekanizması” işlevi görüyor.

Gelecek perspektifi: Enerji dönüşümünde Suudi liderlik

Geleceğe ilişkin değerlendirmelerde Gidevillas, Suudi Arabistan’ın hidrokarbonlar alanındaki geleneksel rolünün yanı sıra yeşil hidrojen ve sürdürülebilir enerji üretiminde de küresel liderliğe ilerlediğini söyledi.

Bu dönüşümün, krallığın Avrupa için uzun vadeli stratejik ortak konumunu güçlendireceğini ve küresel enerji sisteminin geleceğinde merkezi bir rol oynayacağını belirtti.


Türkiye: Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırması bölgesel istikrarı zedeler

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
TT

Türkiye: Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırması bölgesel istikrarı zedeler

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)

Türkiye, Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırmasının bölgesel istikrarı zayıflatacağı uyarısında bulundu. Türk güvenlik kaynakları, adanın güvenlik ve istikrarına ilişkin düzenlemelerin uluslararası anlaşmalarla belirlendiğini ve Türkiye’nin adanın ikiye bölünmüş yapısında garantör ülkelerden biri olduğunu hatırlattı. Ada, kuzeyde Türk, güneyde ise Yunan kesimi olmak üzere ikiye ayrılmış durumda.

Haziran ayında, uluslararası alanda tanınan ve Avrupa Birliği üyesi olan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde Fransa’nın asker konuşlandırmasına ilişkin bir anlaşma imzalanması beklentisi bulunuyor.

Türk Savunma Bakanlığı’na bağlı kaynak, perşembe günü düzenlenen basın bilgilendirmesinde, Fransa’nın Güney Kıbrıs’ta asker konuşlandırma gerekçesinin net olmadığını, ancak bu tür adımların mevcut hassas dengeyi bozarak gerilimi artırabileceğini ifade etti.

“Uluslararası hukuka aykırı”

Türkiye’nin uluslararası hukuka uygun hareket ettiğini vurgulayan kaynak, bölgede barış ve istikrarın korunmasının öncelikli hedef olduğunu belirtti.

Türkiye, 1974’ten bu yana Kıbrıs’ın kuzeyinde asker bulunduruyor ve Fransa’nın Güney Kıbrıs’ta asker konuşlandırmasının 1960 tarihli ve BM tarafından da kabul edilen “Garanti Antlaşması”na aykırı olduğunu savunuyor. Bu anlaşma kapsamında Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık adanın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü garanti altına almakla yükümlü.

dsdsvds
Kuzey Kıbrıs'taki Türk askerleri (Türkiye Savunma Bakanlığı)

Antlaşmaya göre Kıbrıs Cumhuriyeti herhangi bir siyasi veya ekonomik birlik oluşturamaz ve adanın bölünmesini ya da başka bir devletle birleşmesini destekleyen faaliyetleri engellemek zorundadır. Türkiye, bu çerçevede Yunan tarafının tek başına hareket edemeyeceğini, Türk tarafıyla anlaşma yapılması gerektiğini savunuyor.

Türk askeri kaynak, Fransa’nın girişiminin yalnızca Türkiye ve “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”nin haklarını ihlal etmediğini, aynı zamanda Güney Kıbrıs için de gelecekte güvenlik riskleri doğurabileceğini belirterek, bölgesel istikrarı bozacak adımlardan kaçınılması gerektiğini vurguladı.

Fransa’nın tutumu

Fransa’nın, Avrupa Birliği Antlaşması’nın 42. maddesinde yer alan “karşılıklı savunma” hükmü kapsamında ve AB liderlerinin 24 Nisan’da Lefkoşa’daki zirvede aldığı kararlar doğrultusunda bu adımı değerlendirdiği belirtiliyor.

gretrtg
24 Nisan'da Lefkoşa'da düzenlenen AB liderler zirvesinden bir kare (EPA)

Bu yaklaşımın NATO’nun 5. maddesindeki kolektif savunma ilkesine de benzerlik taşıdığı ifade ediliyor.

Hükümete yakın Sabah'ta gazetesinde yayımlanan bir makalede, köşe yazarı Melih Altınok, Avrupa Birliği ve Kıbrıs'ın ortak savunma maddesini yeniden canlandırarak, garantör güçlerden ve NATO'dan bağımsız olarak Kıbrıs'ın geleceğini şekillendirmeye çalıştığını savundu. Beklenen anlaşmayla ilgili dolaşan haberlere göre, anlaşma Fransız askeri personelinin Kıbrıs'a konuşlandırılması, Lefkoşa ve Paris arasında savunma sanayinde artırılmış işbirliği, askeri teknoloji değişimi, ortak eğitim faaliyetleri ve askeri tesisler için lojistik destek gibi maddeler içeriyor.

Tepkiler

Uluslararası alanda tanınmayan “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”, Güney Kıbrıs’ın Fransız askerlerini adaya davet etme planını “provokatif ve kabul edilemez” olarak nitelendirdi ve bunun adadaki barışı zedeleyeceğini savundu.

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ise Fransa ile yapılması planlanan anlaşmanın savunma ilişkilerini güçlendirmeye yönelik olduğunu açıkladı.

gthyjuk
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nicos Christodoulides (EPA)

Türk uzmanlar, adada yabancı askeri varlığın tamamen yeni olmadığını, ABD, Yunanistan ve Fransa ile mevcut savunma iş birliklerinin zaten sürdüğünü belirtiyor.

Türk askeri kaynak ayrıca, söz konusu anlaşmanın bölgesel iş birliği ve diyalog çabalarını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.

Hükümete yakınlığıyla bilinen Milliyet gazetesi ise bu tür girişimlerin bölgedeki güç dengelerini değiştirmeyeceğini, Türkiye’nin askeri kapasitesi ve jeostratejik konumunun belirleyici olmaya devam edeceğini yazdı. Gazete ayrıca, dış aktörlerin sürece dahil edilmesinin gerilimi artırabileceği uyarısında bulundu.