Azerbaycan rüzgârı ve İran -2-

Baba Aliyev, Tahran ile dengeli bir ilişki kurmaya çalıştı

İran'ın komşusu Bakü'nün artan rolüne ilişkin endişe rüzgarları, Bakü'nün ABD nüfuz alanına tam olarak girmesiyle arttı (AFP)
İran'ın komşusu Bakü'nün artan rolüne ilişkin endişe rüzgarları, Bakü'nün ABD nüfuz alanına tam olarak girmesiyle arttı (AFP)
TT

Azerbaycan rüzgârı ve İran -2-

İran'ın komşusu Bakü'nün artan rolüne ilişkin endişe rüzgarları, Bakü'nün ABD nüfuz alanına tam olarak girmesiyle arttı (AFP)
İran'ın komşusu Bakü'nün artan rolüne ilişkin endişe rüzgarları, Bakü'nün ABD nüfuz alanına tam olarak girmesiyle arttı (AFP)

Hasan Fahs*

Sovyetler Birliği'nin çöküşünden ve bağımsızlığını ilan eden ülkelerin ortaya çıkmasından bu yana, İran, Kafkasya bölgesinin haritasının nasıl olacağı, bölgeyi yönetecek siyasi denklemler, politikalarının ve bu ülkelerin stratejilerinin hangi yönelimleri benimseyeceği konusunda bir bekleme durumuna girdi.

Haydar Aliyev'in liderliğindeki Azerbaycan hükümeti, eski Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkez Komitesi üyesi ve Azerbaycan devletinin kurucusu olan Aliyev'in erken dönemde seçeneklerini değerlendirerek İsrail ile ilişkilerini güçlendirmeye karar verdi. 1993 yılında Tel Aviv, Azerbaycan'ın bağımsızlığını tanıdıktan sonra Bakü'de İsrail Büyükelçiliği açtı ve bu, İran sınırında Şii çoğunluğa sahip bir devletin başkentindeki ilk İsrail Büyükelçiliği oldu.

Öte yandan Baba Aliyev İran ile dengeli bir ilişki kurma çabası vardı. Bu çabalar, Tahran'ın, Çarlık Rusya'sıyla savaşında kaybettiği ve Güney Kafkasya bölgesindeki diğer yerlerle yaptığı Türkmançay anlaşmasıyla terk ettiği İran devletinin tarihi bir parçası olarak bu yeni doğmakta olan ülkeyi ilhak etmeye başvurma olasılığı nedeniyle milli ve tarihi sebeplerden dolayı, gelecekteki bir jeopolitik çatışmadan kaçınmak amacı taşıyordu.

İran'ın komşusu Bakü'nün artan rolüne ilişkin endişe rüzgarları, Bakü'nün Eski ABD Başkanı Bill Clinton yönetimi, ABD çıkarlarını korumak ve 10 milyar dolarlık yatırımları desteklemek amacıyla askeri varlık ve üsler kurmasıyla ABD nüfuz alanına tam olarak girmesiyle arttı. Aynı dönemde İran'da 20 milyon doları aşan herhangi bir yatırıma yaptırımlar uygulanmasını öngören D'Amato Yasası, ABD Kongresi tarafından kabul edildi. İlham Aliyev'in babasının yerine Azerbaycan Cumhurbaşkanı olarak seçilmesiyle birlikte, doğrudan Tel Aviv ve Washington'un desteğiyle Bakü, değişti ve İsrail'in en önemli petrol ve enerji kaynaklarından biri haline geldi. Azeri petrol ihracatı, İsrail'in ithalatının yüzde 30'unu oluşturur hale geldi. Bunun karşılığında İsrail, farklı türde silahlarla Bakü'nün başlıca tedarikçisi haline geldi. 2016 ile 2020 yılları arasında Bakü'nün İsrail'den satın aldığı silahların hacmi, ihtiyaçlarının yüzde 67'sini oluşturdu ve İsrail'in silah ihracatının yüzde 17'sini temsil etti.

Bakü ile Tel Aviv arasındaki iş birliği sadece silahlanma alanında kalmadı, aynı zamanda siyasi, savunma, ticari, endüstriyel ve tarımsal alanlarda da genişledi. İsrail, hatta Kraliyet döneminde İran'ın su ve sulama ağlarının inşasına katkıda bulunmuş olan modern sulama teknolojilerine kadar uzanan bir işbirliği yürüttü.

Tahran'ın, Azerbaycan'ın temel rakibi olan Ermenistan'ı desteklemek için Kafkasya'da stratejik bir ittifak yolunu tercih etmesi şaşırtıcı değildi. Dağlık Karabağ bölgesi konusunda Bakü ile olan anlaşmazlığında Ermenistan'ın başkenti Erivan'a destek verdi. Bu ittifak birçok faktöre dayanıyor ve bunların başında Azerbaycan'ın stratejik karar verme mekanizmalarında endişe yaratma ve İran'ın iç işlerine müdahale etme düşüncesini önleme gibi düşünceler bulunuyor. Bu, Batı Azerbaycan eyaleti ve diğer bölgelerdeki İran Türkleriyle ilişkilenerek İran'ın sınırlarındaki Türk etnik grubunun desteğini sağlamak suretiyle gerçekleştiriliyor. İran merkezi hükümetinin azınlık bölgelerine yönelik ayrımcı politikaları ve güvenlik yaklaşımı nedeniyle ortaya çıkan birikmiş zayıflık faktörlerinden yararlanılıyor. Bu politikalar, azınlık bölgelerini askeri üsler haline getirdi.

Mevcut jeopolitik durumu korumak özellikle kontrol altında tutulan ve Azerbaycan ile Nahçıvan arasındaki tek bağlantı yolunu oluşturan kara şeridi ile ilgilidir. Bu nedenle İran ve Ermenistan arasındaki Zengezur geçidini kontrol altında tutmak ve diğer taraftan İran'ın Gürcistan ve ardından Avrupa'ya yönelik ihracatının stratejik ana arterini oluşturur. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in bu geçidin kontrolünü ele geçirme girişimleri, Tahran'ı güneyi kuzeyle bağlayan stratejik kara taşımacılığı hattından mahrum bırakarak, Azerbaycan'ın Bakü ile Nahçıvan bölgesi arasında bir kara yolunun açılmasına ve Sünik bölgesinde yayılmış olan Ermeni kontrol noktalarından uzak, özerk yönetim altındaki Nahçıvan bölgesi ile bağlantı sağlanmasına yönelik bir girişimi ifade eder.

Bu coğrafi bölge etrafındaki çatışmanın geri dönüşü, daha önce Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev'in 28 Nisan 2020 tarihinde Bakü'de ‘Güney Kafkasya'ya Yeni Bir Bakış’ başlığı altında düzenlenen bir konferansta vurguladığı jeopolitik boyutu ve etkisi olan bir öneme sahiptir. Aliyev, Bakü ile Nahçıvan arasında bir karayolu kurma konusundan vazgeçmeyeceğini belirterek, "Ermenistan istese de istemese de, çözüm kolay olacak. Eğer reddederlerse, güç yoluyla çözeceğiz” demişti.

Tahran ile Erivan arasındaki ilişkiyi tehlikeye atmamak, özellikle Ermenistan'ın artan Amerikan ve uluslararası yaptırımlar karşısında bu yaptırımları atlatma kanallarından biri haline gelmesi ve bu ilişkinin Ermenistan'a Kafkasya'nın önemli ve stratejik bir bölgesinde etkinlik ve belirleyici bir rol sürdürme imkanı sağlaması açısından önemlidir. Bu cephe üzerindeki herhangi bir gerginlik, Ortadoğu'da genişleme veya yayılma stratejisindeki rejimin karşılaştığı karmaşıklıkları ve zorlukları artıracaktır. Ayrıca, bu bölgenin Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkça bahsettiği ve üzerinde çalıştığı, Kafkasya'dan Orta Asya'ya uzanan Türkçe Konuşan Ülkeler Topluluğu veya Türk kökenli ülkeler ittifakı oluşturmayı hedefleyen Türkiye’nin hedefleriyle bir çatışma ve rekabet alanına dönüşmesine izin vermemek önemlidir. Ayrıca bu ülkedeki varlığını ve nüfuzunu genişletmeye çalışan İsrail tarafına taraf olarak girmekten mümkün olduğunca uzak tutmak için Bakü ile dostane bir ilişki sürdürmeye çalışmak büyük önem taşıyor.

* Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia'dan tercüme edilmiştir. 



Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
TT

Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, Paris'ten geldiği Berlin'de Avrupa turunun son durağını tamamladı. Ziyaret kapsamında taraflar arasında bir dizi ekonomik anlaşma imzalandı. Ekonominin merkezde olduğu ziyaret, bölgedeki siyasi gelişmelerin gölgesinde kaldı.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Zeydi ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, müzakerelerin ağırlıklı olarak “bölgedeki zor durum” ve İran'ın gerilimdeki rolü üzerinde yoğunlaştığını kaydetti.

Almanya Başbakanı Merz, İran'a Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, askeri programının durdurulması ve bölgedeki vekil güçlere verilen desteğin kesilmesi çağrısında bulundu. Merz ayrıca İran'ın “çatışmayı Irak'a taşımaması” gerektiğini söyledi.

Merz, Kızıldeniz'deki gelişmelerden duyduğu büyük endişeyi de dile getirdi. Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik saldırıların petrol piyasalarındaki durumu daha da kötüleştirdiğini ve Almanya'yı etkilediğini belirten Merz, Kızıldeniz'deki uluslararası deniz ulaşımının Husilerin elinde “rehin” bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Merz ayrıca Irak hükümetini “milisleri silahsızlandırma konusunda kararlı biçimde ilerlemeye” teşvik etti. Almanya'nın, Irak hükümetinin talep etmesi halinde askeri ve güvenlik alanlarında Bağdat'la işbirliğine hazır olduğunu vurguladı.

“Görev sona eriyor”

Almanya'nın DEAŞ'la mücadele amacıyla uluslararası bir misyon kapsamında Irak'taki askeri varlığına ilişkin soruyu yanıtlayan Merz, bu görevin “Irak hükümetinin talebi üzerine iki hafta içinde sona ereceğini” doğruladı. Bununla birlikte Berlin'in, Bağdat'ın talep etmesi halinde desteğini sürdürmeye hazır olduğunu belirtti.

Zeydi ise Almanya ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. İran ile ABD arasındaki krizin “tüm dünyayı, özellikle de Hürmüz'deki durumdan büyük ölçüde etkilenen Irak petrolünün satışlarını” gölgede bıraktığını belirten Zeydi, ülkesinin “bölgede herhangi bir saldırgan politikayı desteklemekten uzak olduğunu” vurguladı ve kendisinin “uzlaşıya inandığını” söyledi.

cdfgthy
Irak Enerji Bakanı Ali Vehab (solda) ile Siemens Üst Yöneticisi Christian Bruch, 15 Eylül 2026'da Berlin'de iş birliği anlaşması imzalarken (AFP)

Irak topraklarından Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik fırlatılan insansız hava araçlarına ilişkin soru üzerine Zeydi, ülkesinin yürüttüğü soruşturmanın ayrıntılarını açıklamayı reddetti. Zeydi, “İran'la ortak bir soruşturma komisyonunun yaşananların ayrıntılarını ortaya çıkarmak için çalıştığını” belirterek, “soruşturmanın sonuçlarının analiz tamamlanmadan açıklanmayacağını” söyledi.

Zeydi, bölgesel krizden etkilenen diğer ülkeler gibi Irak'ın da petrol ürünlerini ihraç edemediğini belirtirken Berlin'le Irak petrolünün Almanya'ya satılması karşılığında Irak'taki Alman teknoloji sözleşmelerini içeren anlaşmalar yapıldığını açıkladı. Zeydi ayrıca “petrol tedarik kaynaklarını ve ihracat güzergahlarını çeşitlendirme yönünde Irak'ın çalışmalar yürüttüğünü” söyledi.

Zeydi, Türkiye üzerinden geçen Ceyhan petrol boru hattının genişletilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü, ayrıca petrolün Suriye üzerinden Avrupa'ya gönderilmesinin planlandığını belirtti. Irak'ın petrol üretimini günlük yaklaşık 10 milyon varile çıkarmaya yönelik çabaların da sürdüğünü ifade eden Zeydi, bunun önemli bir bölümünün veya yarısının Avrupa'ya ihraç edileceğini söyledi.

Avrupa ülkeleri, özellikle de Almanya, Hürmüz Boğazı krizinin etkisiyle aylardır akaryakıt fiyatlarındaki ciddi artışla karşı karşıya. Almanya ayrıca doğal gaz depolarını yalnızca yüzde 50 oranında doldurabildi. Bu oran, gaz talebinin arttığı kış mevsimi öncesinde oldukça düşük bir seviyeye işaret ediyor.

Alman hükümeti enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye de çalışıyor. Berlin, Ukrayna'daki savaş ve Moskova'ya yönelik yaptırımlar nedeniyle Rus gazı ithalatının durdurulmasının ardından oluşan açığı kapatmak amacıyla son yıllarda farklı kaynaklardan doğal gaz ve petrol satın almaya başlamıştı.


Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
TT

Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)

Fransa’nın başkenti Paris, Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı’na ev sahipliği yapıyor. Etkinlik, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Fransa’da gerçekleştirdiği resmi ziyaretle eş zamanlı olarak düzenleniyor.

İki ülke, Veliaht Prens’in ziyaretinin Vizyon 2030 ile Fransa 2030 Planı kapsamındaki fırsatlardan yararlanılmasına katkı sağlamasını hedefliyor. Bu doğrultuda ortak yatırım, sanayi, enerji, kültür, miras, turizm, eğitim, teknoloji, uzay, savunma ve güvenlik gibi birçok alanda ekonomik ortaklığın geliştirilmesi amaçlanıyor.

Taraflar ayrıca yenilenebilir enerji, elektrik, enerji verimliliği, inovasyon ve karbonsuzlaştırma teknolojilerinin yanı sıra güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri, iletim, dağıtım, depolama, şebeke otomasyonu, karbon yakalama, hidrojen ve düşük emisyonlu elektrik alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Petrol tedariki, petrokimya ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımı da iş birliği kapsamındaki diğer başlıklar arasında yer alıyor.

Her iki ülkeden çok sayıda üst düzey hükümet yetkilisi, iş dünyası lideri ve CEO’nun katıldığı toplantı, Suudi Arabistan-Fransa ortaklığını anlaşma çerçevelerinin ötesine taşıyarak somut ve uygulanabilir yatırım fırsatlarına dönüştürmeyi amaçlıyor.

Toplantı temelde, Fransız şirketlerini Krallık içindeki belirli yatırım fırsatları ve projelerle buluşturmayı, yerel pazara giriş ve genişleme süreçlerine destek sağlamayı; stratejik ortaklıkları, teknoloji transferini ve doğrudan üretimin yerlileştirilmesini teşvik etmeyi hedefliyor. Bu hamleler, Fransa’nın Suudi Arabistan’daki güçlü yatırım tabanına dayanıyor. Nitekim Fransa, 2024 sonu itibarıyla toplam 63,9 milyar riyali (17 milyar dolar) aşan doğrudan yabancı yatırım stokuyla ülkede dördüncü sırada yer alıyor.

Fransa’nın ülkedeki varlığı, 18 ekonomik sektöre yayılmış 651 yatırım ruhsatı ile kendini gösteriyor. Bu genişleme süreci, 2024 yılında verilen 90 ve 2025 yılında verilen 127 yeni ruhsat ile dikkat çekici bir ivme kazandı. Bu rakamlar doğrudan iş gücü piyasasına da yansıyor; Fransız yatırımları Suudi Arabistan’da 13 bin 346’sı Suudi vatandaşlarına ayrılmış olmak üzere toplam 29 bin 765 kişiye istihdam sağlıyor.

Nitelikli projeler bazında Fransız şirketleri, stratejik sektörlerde güçlü bir varlık sergiliyor. Bu sektörlerin başında, TotalEnergies ve Saudi Aramco ortaklığıyla SATORP projesi, Amiral kompleksi ve bunlara bağlı değer zincirlerinde değeri 90 milyar riyali (24 milyar dolar) aşan yatırımların yer aldığı enerji sektörü geliyor. Bunun yanı sıra TotalEnergies ve EDF liderliğindeki konsorsiyumlar tarafından 1,7 gigavat kapasiteli güneş enerjisi projeleri hayata geçirildi.

Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın küresel petrol piyasalarının dengesini ve istikrarını korumadaki rolünün yanı sıra ana ham petrol ihracatçısı olarak tedarik güvenilirliğini artırma çabalarını takdirle karşılıyor. Fransa ayrıca, Krallık’ın alternatif ihracat güzergahları -başta Doğu-Batı Boru Hattı- kullanarak tedarik zincirlerinin sürekliliğini ve esnekliğini sağlama yönündeki girişimlerini vurguluyor. Bu adımlar piyasa dalgalanmalarını sınırlandırırken küresel enerji güvenliğini de pekiştiriyor.

Ulaştırma ve altyapı sektöründe Alstom ve RATP Dev gibi şirketlerin Riyad Metrosu’nun işletimindeki rolü öne çıkarken, Veolia şirketinin ülkedeki 35 yılı aşan köklü geçmişi dikkat çekiyor.

Turizm ve kültürel kalkınma alanında ise Fransız şirketleri, el-Ula Kalkınma Fransız Ajansı (AFALULA) aracılığıyla el-Ula vilayetini geliştirmeye yönelik 170’ten fazla sözleşmeyi hayata geçirdi.

Düzenlenen yuvarlak masa toplantısı, elde edilen bu başarıları pekiştirmeyi ve Suudi Arabistan’ın ekonomik büyümesini ve dönüşümünü şekillendiren dört öncelikli sektöre odaklanarak daha fazla nitelikli ortaklığa zemin hazırlamayı hedefliyor: Turizm, destinasyonlar ve mega projeler; sanayi ve üretim; ulaştırma ve lojistik hizmetleri; yapay zekâ ve dijital altyapı.

Aralık 2024’te Vizyon 2030 ve Fransa 2030 Planı temasıyla gerçekleştirilen Suudi Arabistan-Fransa Yatırım Forumu kapsamındaki yuvarlak masa toplantılarında yaşam kalitesi, altyapı, eğlence, ekonomik dönüşüm ve teknoloji konuları ele alınmış; forum sırasında her iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında birden fazla anlaşma ve mutabakat zaptı imzalanmıştı.

İş birliğini güçlendirmek ve beş yıl süreyle 10 milyar dolara kadar finansman desteği sağlamak amacıyla Aralık 2024’te Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile Fransa Ulusal Yatırım Bankası (Bpifrance) arasında da bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. Ayrıca Suudi Hava Bağlantısı Programı (ACP), Air France-KLM Grubu ile 2025 yazından itibaren Paris Charles de Gaulle Havalimanı ile Riyad arasında doğrudan uçuşların başlatılmasına yönelik bir iş birliği anlaşmasına imza atmıştı.

Tüm bunlara ek olarak iki ülke, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması ilkelerine; iklim anlaşmalarının kaynaklara değil emisyonlara odaklanılarak geliştirilmesi ve uygulanması gerektiğine bağlılıklarını sürdürüyor. Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın iklim eylemindeki öncü rolünü, ulusal düzeydeki ‘Yeşil Suudi Arabistan’ ve bölgesel ile küresel düzeydeki ‘Yeşil Ortadoğu’ girişimlerini takdirle karşılıyor.


Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.