Türkiye'deki seçimler dünya basınında geniş yer buldu

Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri, Avrupa basınında geniş yer buldu.

AA
AA
TT

Türkiye'deki seçimler dünya basınında geniş yer buldu

AA
AA

Seçimin nabzını manşetten okurlarına duyuran Avrupa'da birçok yayın kuruluşu ve gazete, yüzde 85'i aşan yüksek katılım oranını işaret ederek Türk seçmenin sandığa gösterdiği ilgiye dikkati çekti, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ikinci tura önde gittiğini vurguladı.

İngiltere

İngiliz kamu yayın kuruluşu BBC seçim haberlerini, "Gergin gecenin ardından üstünlük Erdoğan'da gözüküyor" başlığıyla verdi. Haberde Cumhur İttifakı'nın meclis çoğunluğunu aldığı, Erdoğan'ın ise ipi önde göğüslediği belirtildi.

Seçim öncesi Türkiye'yi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan yayınlarıyla dikkati çeken The Economist ise seçimlere ilişkin haberinde, Erdoğan'ın otoriter bir lider olduğunu iddia ederek "Erdoğan'ın kesin zaferi dışında bu, ülkedeki muhalefetin hayal edebileceği en kötü sonuç. Rakipler, 14 Mayıs'ta yapılacak cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerine güçlü bir ivmeye giriyor gibi görünüyordu." ifadeleri kullanıldı.

Erdoğan'ın da yüzde 49,4 almasıyla seçimin ikinci tura kaldığı belirtilen haberde yine de bu oranların hem Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından hem de anketçiler tarafından tahmin edilemediği vurgulandı.

İngiliz The Guardian gazetesi birinci sayfasında seçimin yüksek katılımla yapıldığına dikkati çekerek, "Yüksek katılımla yapılan Türkiye seçimleri ikinci tura gidiyor." ifadesini kullandı. Gazete, 4. ve 5. sayfasını da tamamen Türkiye seçimlerine ayırdı.

The Independent gazetesinde de "Türkiye seçimleri başa baş mücadelenin ardından ikinci tura gidiyor" başlığıyla yazılan haberde gece boyunca yapılan açıklamalara yer verildi, Ata İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan'ın diğer adayların kazanmasını önleyen faktör olduğu öne sürüldü.

Fransa

Fransız kanal France 24, "Erdoğan ve Kılıçdaroğlu karşı karşıya : Türkiye'deki seçimlerden akılda kalanlar" başlığı altında seçimin ilk turuna ilişkin değerlendirme haberi ele aldı. Nihai seçim sonuçlarının beklendiği ifade edilen haberde, seçimin ikinci tura kaldığının görüldüğü belirtildi.

Haberde ayrıca, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tüm anketleri yanıltarak rakibi Kılıçdaroğlu'nu 2,6 milyon oyla geride bıraktığı vurgulandı.

İkinci tura kalan seçimlerde Oğan'ın kritik rol üstlendiğini öne süren France24, AK Parti'nin TBMM'de çoğunluğu elde ettiğini de belirtti.

Fransız 20 Minutes gazetesi seçimin ilk turuna ilişkin haberinde "Türkiye cumhurbaşkanı seçiminde Erdoğan için benzeri görülmemiş bir ikinci tur şekilleniyor" ifadesine yer verirken, La Croix gazetesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kılıçdaroğlu'nun ikinci bir tura hazırlandığını belirtti.

Almanya

Almanya'da Spiegel dergisi seçimler ilgili haberinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçiminde beklenenden daha iyi bir performans sergilediğini vurguladı.

Haberde, Erdoğan'ın birçok anketin öngördüğünden daha iyi oy oranına ulaştığı ve ikinci tura açık bir şekilde favori olarak girdiği belirtildi. Öte yandan, ilk turda Ata İttifakı cumhurbaşkanı adayı olan Oğan'ın desteğinin ikinci turda "sonucu belirleyici bir güç" olacağı öne sürüldü.

Bild gazetesi ve Welt gazeteleri de seçim haberlerinde ikinci tur vurgusu yaptı.

Welt'in haberinde Erdoğan'ın zaferden emin göründüğü, Kılıçdaroğlu'nun ise hükümeti manipülasyonla suçladığı ifade edildi. Erdoğan'ın ikinci turda psikolojik üstünlüğe sahip olabileceğine işaret edildi.

Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi de "Erdoğan, demokrasi şölenini kutluyor ve muhtemelen ikinci seçime gitmek zorunda" başlığıyla verdiği haberde, henüz oyların tümünün sayılmadığı belirtildi.

Ne Erdoğan'ın ne de Kılıçdaroğlu'nun yüze 50'yi geçeceğine ilişin bir emarenin bulunmadığı ifade edilen haberde, Cumhur İttifakı'nın parlamentoda kazandığı çoğunluktan dolayı bir avantaja sahip olabileceği aktarıldı.

Alman Birinci Televizyon Kanalı ARD'nin haberinde Türkiye'deki cumhurbaşkanı seçiminde Erdoğan'ın önde olduğu ifade edildi.

Avrupa basını ikinci turda seçilme ihtimali yüksek aday olarak Erdoğan'ı adres gösterdi

Hollanda'da sandık sonuçlarını yakından takip eden NOS ve NU haber siteleri, cumhurbaşkanı seçiminin ikinci tura kalma ihtimalinin yüksek olduğuna işaret etti.

De Telegraaf gazetesi de ikinci turda Erdoğan'ın, seçilme ihtimali en yüksek aday olduğu değerlendirmesinde bulundu.

Avusturya'nın kamu yayıncı kuruluşu ORF, Türkiye'deki seçimlere ilişkin haberini "Türkiye, ikinci tur seçimlere gidiyor" başlığıyla okuyucularıyla paylaştı. Haberde, yaklaşık 20 yıldır iktidarda olan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ilk defa ikinci tura kaldığı ancak mecliste Cumhur İttifakı'nın çoğunluğu elde etmeyi başardığı ifade edildi.

Ülkenin önde gelen gazetelerinden Der Standard, seçimleri "Erdoğan ve Kılıçdaroğlu arasındaki cumhurbaşkanlığı yarışı ikinci tura gidileceğine işaret ediyor" başlığıyla okuyucularına duyurdu.

Bulgaristan Ulusal Televizyonunun (BNT) haberinde de "Türkiye'de yapılan seçimlerde (Cumhurbaşkanı Recep Tayyip) Erdoğan ile rakibi Kılıçdaroğlu ikinci turda yarışacak. Her ikisi de ilk turda cumhurbaşkanı seçimini kazanmak üzere oyların gerekli yüzde 50'sini alamadı. 600 üyeli mecliste ise Erdoğan yine en çok milletvekilliğine sahip olacak." ifadesi kullanıldı.

İspanya'da El Pais, "Erdoğan'ın ölçülü zaferi Türkiye'yi ikinci tura yönlendiriyor" başlığıyla verdiği haberinde, "Muhalefet adayı Kılıçdaroğlu, 4 puan geride kalıyor ve iki hafta sonra belirleyici zafere ulaşmanın yolunu arayacak." ifadeleri kullanıldı.

El Mundo ve La Vanguardia seçimlerin ikinci tura kalmasını ön plana çıkarırken; La Razon, "Anketlerin söylediği gibi Türkiye'de cumhurbaşkanı seçimleri sonuna kadar başa baş geçti. Erdoğan'ın partisi mecliste kazandı. Seçimlere katılım rekor düzeyde oldu." ifadelerini öne çıkardı.

İtalyan ANSA ajansı da "Türkiye, ikinci tura gidiyor. Erdoğan yüzde 50'nin altında" başlığıyla Türkiye'deki seçimleri manşetten duyurdu. ANSA'nın haberinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın resmi sonuçlar olmasa da zirvede yer aldığını ilan ettiği, ikinci turda çıkan sonuca saygı duyacağını söylediği aktarıldı.

La Stampa gazetesi ikinci tur için, "Recep Tayyip Erdoğan, rakibi Kılıçdaroğlu'na göre telafisi mümkün görünmeyen bir avantajla ikinci tura gidiyor. Yüzde 50'ye çok yakın, diğeri yüzde 44'ün biraz üzerinde." değerlendirmesini yaptı.

La Repubblica gazetesi "Türkiye, ikinci tura doğru gidiyor" başlığıyla verdiği haberinde "Bazı analizlere göre, ikinci turda Erdoğan zafer için büyük şansa sahip olabilir ama burada bu seçimin sürprizi olan Sinan Oğan'ın oyları belirleyici olacak." ifadeleri yer aldı.

İsviçre'de Blick gazetesinin "Erdoğan Türkiye'de ikinci tur seçimlere hazır" başlıklı haberinde Erdoğan'ın psikolojik üstünlük elde ettiğine değinildi.

NZZ gazetesi de seçim haberini, "Türkler için kimlik, performanstan daha önemli. Erdoğan'ın seçmenleri, ekonomik krizde bile Erdoğan'ın yanında" başlığıyla verdi.

Haberde, Erdoğan'ın seçimleri ilk turda kazanma şansını küçük bir farkla kaçırdığını ancak ikinci tur seçimlerinin açık ara favorisi olduğu bildirildi.

Belçika'nın yüksek tirajlı Fransızca yayın yapan gazetesi Le Soir "Türkiye'de cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci tura doğru" başlığını kullandı.

Cumhur İttifakının AK Parti'nin milletvekili sayısındaki önemli düşüşe rağmen meclisteki mutlak çoğunluğunu koruduğuna dikkat çekilen haberde "Bu, Türk cumhurbaşkanına önemsiz olmayan bir psikolojik üstünlük sağlıyor." denildi.

Haberde seçimlere yüksek katılım oranına vurgu yapılarak, "Türkler, her zamanki gibi, yüksek oranda oy kullandılar." ifadesi kullanıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sıradan bir vatandaş gibi İstanbul'da oy kullanma sırasını beklerken görüntülendiğine yer verilen haberde, "6 Şubat depremlerinin harap ettiği güney ve güneydoğu bölgelerinde seçmenler, depremlerin okulları yıktığı veya zarar verdiği yerlere kurulan prefabrik ofislerin önünde de kuyruk oluşturdu." ifadesi kullanıldı.

Ülkenin önde gelen Flamanca gazetesi De Morgen da "Türkiye'deki cumhurbaşkanı seçimleri kararsız görünüyor. Erdoğan ve Kılıçdaroğlu olası bir ikinci turu kabul ediyor" başlığını kullandı.

Yunanistan'da Ta Nea gazetesi, Türkiye'deki seçimlere ilişkin başlığında "anketlerin başarısızlığına" işaret ederek, ikinci turun sonucu belirleyeceğini vurguladı.

Kathimerini gazetesi Türkiye’de dün yapılan Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi sonuçları için "Erdoğan anketleri, Kılıçdaroğlu beklentileri yanlış çıkardı" başlığını kullandı.

Erdoğan'ın birinci turun kazananı olduğunu belirten Kathimerini, "28 Mayıs için heyecan devam ediyor." ifadelerine yer verdi. Gazetenin "Erdoğan'ın dayanma gücü ve zor Türk-Yunan ilişkileri" başlığıyla verdiği analizde de Millet İttifakı'nın zaferine ilişkin senaryoların artık "gereksizler sepetinde" olduğu ifade edildi.

Ethnos gazetesinin haberinde de ikinci turda Sinan Oğan'ın belirleyici olacağı belirtildi.

Balkanlar

Sırbistan'da Tanjug haber ajansı, seçim haberini, "Erdoğan, cumhurbaşkanı seçimlerinin ilk tur sonuçlarından memnun" başlığıyla verdi.

Bosna Hersek'in en çok okunan gazetelerinden Dnevni Avaz haberinde, "Erdoğan'ın önemli bir avantajı var ama yeterli değil: Türkiye ikinci tura gidiyor", haber sitesi Klix de "Kılıçdaroğlu büyükşehirlere hakim" başlıklarını kullandı.

Hırvatistan'ın haber ajansı HİNA seçim haberini, "Erdoğan, cumhurbaşkanı seçimlerinin ikinci turuna avantajlı giriyor", Karadağ ajansı MİNA da "Erdoğan önde ama mutlak çoğunluğu sağlayamadı" şeklinde okuyucularına duyurdu.

Baltıklar

Finlandiya'dan YLE seçime ilişkin yaptığı haberde "Uzun seçim gecesi henüz bir çözüm getirmedi - Türkiye'nin ikiye bölünmüşlüğü daha da derinleşiyor gibi görünüyor" başlığını kullandı.

Litvanya Ulusal Radyo ve Televizyonu'nda yer alan haberde ise "Dramatik bir gecenin ardından Türkiye, cumhurbaşkanı seçimlerinin tarihi ikinci turuna hazırlanıyor" başlığı kullanıldı. Haberde seçim gecesi Erdoğan'ın destekçilerine hitap ettiği ve "muzaffer" bir görüntü sergilediğine dikkat çekildi.

Estonya Kamu Yayıncılığı (ERR) da seçimin ikinci tura kaldığını ve katılımın yüzde 90 civarında olduğunu vurgulayarak, Türkiye'deki seçim sistemine dair bilgilendirme yaptı.

Polonya haber ajansı PAP seçim sonuçlarını, ayrıca Erdoğan ile Kılıçdaroğlu'nun konuşmalarını okuyucularıyla paylaştı.

Öne çıkan yayın kuruluşları

Avrupa'da önde gelen haber sitelerinden Politico, "Erdoğan ve Kılıçdaroğlu, Türkiye'de ikinci tur için karşı karşıya geliyor" başlığıyla verdiği haberde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın balkon konuşmasında ikinci tur için mücadele etmeye hazır olduğunu söylediğini yazdı.

Haberde Kılıçdaroğlu'nun aldığı oyların anketleri hayal kırıklığına uğrattığı ifade edildi.

Haberin ara başlığında "Dünyanın en önemli seçimi" ifadesi kullanılarak, "Türkiye'de cumhurbaşkanlığı seçimi, hem 85 milyonluk NATO üyesi ülkede demokrasinin geleceği, hem de Avrupa ve Orta Doğu'nun güvenliği açısından büyük sonuçlar doğuracağı için bu yıl dünyanın en yakından izlenen siyasi çekişmelerinden biri haline geldi." denildi.

Euronews sitesinde de Türkiye'deki seçimler, ilk haber olarak yer aldı.

ABD

ABD'nin önde gelen gazeteleri ve haber kuruluşları, Türkiye'deki seçimleri manşetten görürken, çoğunlukla seçim sonuçlarında kaynak olarak AA'nın açıkladığı verileri kullandı.

Haberlerde Millet İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Cumhur İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın oy oranlarına yer verilerek, resmi olmayan ilk sonuçlara göre yüzde 50 eşiğinin geçilemediğine işaret edildi.

"İkinci tur" vurgusu öne çıktı

Washington Post'un (WP), “Erdoğan liderliğinde, Türkiye seçimleri ikinci tura gidiyor” başlığıyla verdiği haberde, seçim sonuçları için "20 yıldır Türk siyasetine hakim olan Erdoğan’ın en zorlu seçim mücadelesi" değerlendirmesi yapıldı.

Haberde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, seçimlerde yarışı "önemli bir fark" ile rakibi CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun önünde bitirdiği ve mevcut iktidar partisinin Meclis'in kontrolünü elinde tuttuğu aktarıldı.

Ülkedeki muhalefetin yıllar sonra ilk defa birleştiği işaret edilen haberde, ilk tur seçim sonuçlarının, muhalefeti seçim öncesi önde olduğunu gösteren kamuoyu yoklamalarına "meydan okuduğu" kaydedildi ve uzmanların, muhalefetin ikinci turda galip gelmesinin zor olacağını söylediği değerlendirmesine yer verildi.

“Seçim sonucu, muhaliflerin umutlarını yerle bir etti”

Wall Street Journal (WSJ) gazetesinde de Erdoğan’ın dün yapılan seçimden "ana rakibine karşı sürpriz bir avantajla çıktığı" değerlendirmesinde bulunularak "Seçim sonucu, son günlerde Erdoğan'ı ilk tur oylamada koltuğundan indirebileceklerine dair iyimserlikle vızıldayan Erdoğan'ın muhaliflerinin umutlarını yerle bir etti." ifadesine yer verildi.

Haberde, dünkü seçim sonuçlarının, Türkiye'nin derin bir şekilde bölünmüş olduğunu gösterdiği öne sürülerek Erdoğan’ın, "ülkedeki muhafazakarların şampiyonu olarak milyonlar tarafından sevilirken diğerleri tarafından da ülkenin demokratik kurumlarını aşındıran ve muhaliflerini hapse atan bir lider" olarak eleştirildiği yorumu yapıldı.

Türkiye’deki seçimin sonucunun yurt içi ve dışında dalgalanma etkisi yarattığının altı çizilen haberde, "Erdoğan, Türkiye'nin Doğu ile Batı'nın kesişme noktasındaki konumundan ustaca yararlandı, ülkeyi büyük güç rekabetine soktu ve Orta Doğu, NATO ve Ukrayna'da nüfuz sahibi oldu." ifadesi kullanıldı.

"Türklerin seçimlere olan inancı yüksek"

New York Times, dünkü seçimlerde, 2018’e kıyasla seçmenin Erdoğan’dan "uzaklaşma eğilimi" gösterdiği işaret edilerek "Erdoğan yine de hızlı bir zafer bekleyen muhalefet destekçilerini üzerek adaylar arasında en fazla oyu aldı." ifadesine yer verildi.

Gazetenin, "Türkiye'nin heyecan verici cumhurbaşkanlığı seçiminden dört çıkarım" başlıklı haberinde de Erdoğan’ın ilk turda bir zafer elde edememesine rağmen hâlâ "zorlu bir siyasi güç" olduğu vurgulandı.

Haberde, Türkiye’deki seçimlerin, ülkenin gidişatını nasıl şekillendirebileceğinin dünya çapında yakından izlendiği, 20 yıldır Türkiye'ye liderlik eden Erdoğan’ın bir 5 yıl daha görev yapmak için güçlü bir konumda göründüğü belirtildi.

Türkiye tarihinde ilk kez cumhurbaşkanı seçimlerinin ikinci tura kaldığı, yüzde 5,17 oy alan ve yarıştan elenen aday Sinan Oğan’ın "sağcı seçmenlerinin ikinci turu belirleyeceği" ve çoğunun da "muhtemelen Erdoğan’ı seçeceği" tahmininde bulunuldu.

Haberde, Türkiye’deki 64 milyon seçmenin yüzde 88,9’unun sandığa gittiği de vurgulanarak "Katılım rakamı, ABD 2020 başkanlık seçimlerindeki yüzde 66,6'lik katılımın çok üzerinde." kıyaslaması yapıldı.

Türklerin seçimleri ciddiye aldığı aktarılan haberde, "Türklerin seçimlere inancı yüksek" ara başlığı kullanıldı.

Bloomberg, seçim sonuçlarına ilişkin haberinde, "Türkiye ikinci tura hazırlanıyor." ifadesini kullandı.

CNN ve AP'de de ikinci tur öne çıktı

CNN ise Türkiye'deki seçimleri, "Erdoğan, Türkiye'deki bıçak sırtı seçimlerde ikinci tura gidiyor" başlığıyla manşetine taşıyarak, cumhurbaşkanı seçiminin ikinci tura kalmasının muhtemel olduğuna dikkati çekti.

Öte yandan haberde, Türkiye'nin kaderini "yüksek bahisli seçimlerin" belirleyeceği kaydedildi.

Amerikan Associated Press'in (AP) "Erdoğan'ın oyları düşerken, Türkiye ikinci tur başkanlık yarışına gidiyor gibi görünüyor" başlıklı haberinde de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Kılıçdaroğlu'nu geride bıraktığı, ancak galibiyet için gereken oyların gerisinde kaldığı yazıldı.

Haberde, seçim sonuçlarının, AK Parti'nin mecliste çoğunluğu korumaya kararlı olduğunu gösterdiği vurgulanırken, "Erdoğan'ın çoğunluğu elinde tutuyor gibi görünmesi, ikinci tur oylarını kazanma şansını artırıyor ve daha fazla seçmenin, yasama meclisinin bölünmesini önlemek için Erdoğan'ı desteklemesi muhtemel." görüşü paylaşıldı.

Seçimin dünya tarafından yakından izlendiği aktarılan haberde, Kılıçdaroğlu'nun, "Bu seçimi ikinci turda kazanacağız." ifadelerine de yer verildi.

Rus basını Türkiye'deki seçime ve sonuçlarına geniş yer verdi

Türkiye'de Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi sonuçlarına ilişkin açıklamalar, Rus basınında geniş yer buldu.

Vzglayd Gazetesi, "Türk seçimlerinin birinci turu Rusya'nın yararına kazanıldı" şeklinde başlık attığı haberinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın zaferinin, Rusya için neden gerekli olduğuna ve Batı'nın bu zaferi engellemek için neler yapabileceğine ilişkin analiz yapıldı.

Rusya'nın bu seçimleri çok yakın takip ettiğine dikkat çekilen haberde, Ukrayna'daki savaş etrafındaki güç dengesinin bu seçimlerin sonucuna bağlı olduğu belirtildi.

Türkiye'nin konumunun, hem Batı'nın yaptırım uyguladığı Rusya'ya paralel ithalat mevcudiyeti sağladığı hem de Kafkasya'da Rusya'nın sınırlarındaki durumu etkilediği vurgulanan haberde, muhalefetin çok daha ABD yanlısı olduğu kaydedildi.

Haberde, "(Millet İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu kazanması halinde) Erdoğan'ın 'hem bize hem size' çizgisinden vazgeçecek, ardından Rusya karşıtı yaptırımlara sıkı sıkıya uyacak, Ukrayna'ya daha fazla silah tedarik edecek, Rusya çevresini alevlendirecek." değerlendirmesinde bulunuldu.

Batı'da bazı uzmanların, ABD ve Avrupa Birliği yetkililerine, Türkiye'de oylar sayıldıktan sonra "Erdoğan’ın seçimlerde hile yaptığı" tezini öne sürerek, Ukrayna'daki gibi meydan olayları yapma çağrısında bulunduğu kaydedilen haberde, "Bugüne kadar Erdoğan bu planın gerçekleşmesine izin vermedi. Türkiye'de 'meydan' olmadı. Siyasi yönetim devam ediyor. Erdoğan ilk turu geçemese de net bir şekilde birinci oldu." ifadelerine yer verildi.

Rossiyskaya Gazeta "Erdoğan, oyların yüzde 100 sayımından sonra yüzde 49,35 oy aldı" başlığı ile verdiği haberde, seçimlerin ikinci tura kaldığına dikkati çekti.

Kommersant gazetesi, "Erdoğan ilk turda zafer kazanamadı" başlığı attığı haberinde, Türkiye'de halkın sandığa rekor düzeyde ilgi gösterdiğini belirtti. Gazete, yine de hala sandıkların tamamının açılmadığına işaret etti.

Vedomosti gazetesi, Türkiye'deki seçimleri "Erdoğan ilk turda cumhurbaşkanı seçimini kazanamadı" başlığı ile verdi. Haberin içerisinde, Erdoğan'ın, taraftarlarına yaptığı konuşmada, seçimlerin ilk turunda kazanacağı görüşünü, Kılıçdaroğlu'nun ise ikinci turu kendisinin kazanacağını dile getirdiği hatırlatıldı.

Moskovskiy Komsomolets, "Türkiye'deki seçimler: Lider Erdoğan'a ikinci turda yenilgi sözü verildi" başlığı ile seçimlerin sonucunu duyurdu. Muhalefetin lideri Kılıçdaroğlu'nun, ikinci turda kazanacağı savunulan haberde, pek çok genç seçmenin, iktidardaki AK Parti'ye sırtlarını döndüğü önü sürüldü.

"Erdoğan'ın partisinin lider olduğu ittifak, parlamentoda 320'den fazla sandalye elde etti" başlığı ile Türkiye'deki seçimin sonucunu aktaran İzvestiya gazetesi ise seçimlerde geçersiz oyların çokluğuna dikkati çekti ve kesin sonuçların henüz açıklanmadığını aktardı.

TASS ve RİA haber ajansları, Türkiye'deki oy sayımlarını ve gelişmeleri belirli aralıklarla abonelerine duyurdu. Rus televizyon kanalları da haber bültenlerinde Türkiye'den yapılan canlı bağlantılarla gelişmeleri seyircilerine aktardı.

Suriye basını

Suriye'de rejimin haber ajansı SANA'nın geçtiği haberde, Türkiye'deki cumhurbaşkanlığı seçiminde, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, rakiplerinin önünde olduğu ifade edildi.

Haberde, "Türkiye'deki Yüksek Seçim Kurulu, Türk Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, rakibi Cumhuriyet Halk Partisi adayı Kemal Kılıçdaroğlu'nun önünde olduğunu açıkladı. Ancak aradaki fark, ilk turda kazanmasına yetmeyecek." denildi.

Suriye rejimine yakınlığıyla bilinen Vatan Gazetesi de Türkiye'deki Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi'ne ilişkin haberinde, oy verme işleminde büyük katılıma dikkati çekti.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde kazananın, ikinci turda belirleneceği ifade edilen haberde, AK Partinin parlamentoda en çok milletvekili çıkaran parti olduğu bilgisine yer verildi.

Ortadoğu basını: Erdoğan önde olarak ikinci tura gidiyor

Ortadoğu basını, cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan'ın önde olduğunu, ancak hiçbir adayın yüzde elliyi aşamaması nedeniyle seçimlerin ikinci tura kaldığını yazdı. Lübnan'ın en-Nehar ve el-Cumhuriyye gazeteleri, bu durumun "Türkiye tarihinde bir ilk" olduğuna vurgu yaptı.

Irak'ın el-Meda gazetesi "Türkiye seçimlerine tarihi ilgi" başlığını kullanarak, ilk verilerin Erdoğan'ın önde olduğunu gösterdiğini yazdı. Irak'ın ez-Zaman gazetesi ise sonuçları, "Türkiye, tarihinde ilk defa ikinci tur seçimlere hazırlanıyor" başlığıyla okurlarına duyurdu.

Baghdad Today internet haber sitesi de "seçimlerin ikinci tura kalmasının, Türkiye tarihinde bir ilk olduğuna" vurgu yaptı.

Tunus'un Sabah gazetesi de sonuçları, "Türkiye'deki cumhurbaşkanlığı seçimini Recep Tayyip Erdoğan önde tamamlamasına rağmen ikinci tura kaldı" başlığıyla aktardı.

Gazete, "İlk turda zaferini kıl payı ile ilan edemeyen Erdoğan'ın, ikinci turda zaferini ilan etmesi bekleniyor." değerlendirmesine yer verdi.

Libya'nın Ayn Libya gazetesi ise seçimlerle ilgili haberinde "Kılıçdaroğlu: Seçimlere katılım oranı çok yüksekti. Kimse kazandığını iddia edemez" başlığını tercih etti.

İsrail'in Haaretz gazetesi de "Erdoğan ilk turda mutlak çoğunluk sağlayamadığı için Türkiye ikinci tur oylamaya gidiyor." ifadelerine yer verdi.

Oyların yüzde 98'inin sayımının ardından Erdoğan'ın da rakibi Kemal Kılıçdaroğlu'nun da kazanamadığını aktaran gazete, her iki adayın da ikinci tura hazırlandığını yazdı.

Filistin basını da seçimlerin ikinci tura kaldığına vurgu yaparak, Erdoğan'ın "önde olmasına rağmen seçimleri galibiyetle tamamlayamadığını" yazdı.

El-Kuds gazetesi, "İlk sonuçlar: Erdoğan yüzde 49, rakibi Kılıçdaroğlu yüzde 44" başlığını kullandı.

İran resmi ajansı İrna, "Erdoğan ve onu destekleyen partiler seçimi önde bitirdi" başlığını kullanırken, yarı resmi İsna ajansı, "Erdoğan'ın Cumhur İttifakı, parlamento seçimlerini kazandı" manşetini tercih etti.

İran'ın yarı resmi mehr ajansı da seçimleri, okuyucularına, "Erdoğan-Bahçeli ittifakı, beklentilerin üstünde oy aldı." şeklinde duyurdu.

Cezayir'in eş-Şuruk gazetesi, Erdoğan'ın, rakiplerinden yüksek oy olmasına rağmen yüzde 50'yi aşamadığını kaydederek, "Türkiye, tarihinde ilk kez ikinci tura gidiyor." diye yazdı.



Savaş sonrası Körfez-Arap ülkeleri ekonomik ilişkileri ve kartların yeniden dağıtılması

Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, İslamabad'daki Dışişleri Bakanlığı binasında yapılacak toplantı öncesinde, 29 Mart 2026 (AFP)
Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, İslamabad'daki Dışişleri Bakanlığı binasında yapılacak toplantı öncesinde, 29 Mart 2026 (AFP)
TT

Savaş sonrası Körfez-Arap ülkeleri ekonomik ilişkileri ve kartların yeniden dağıtılması

Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, İslamabad'daki Dışişleri Bakanlığı binasında yapılacak toplantı öncesinde, 29 Mart 2026 (AFP)
Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, İslamabad'daki Dışişleri Bakanlığı binasında yapılacak toplantı öncesinde, 29 Mart 2026 (AFP)

Amir Ziyab et-Temimi

Geçtiğimiz 1950'li yılların başlarından itibaren, petrol gelirlerinin artmasıyla birlikte Körfez ülkeleri, çeşitli alanlarda Arap ülkelerine yardım ve uygun koşullu krediler sunmayı başardılar. Bu yardımlar arasında, Arap Devletleri Birliği kararları uyarınca savaş çabalarına verilen destek ile bu ülkelerdeki kalkınma projelerini ve altyapı geliştirme çalışmalarını finanse etmek için verilen uygun koşullu krediler yer alıyor. 1970’li yıllarının ortalarında petrol fiyatlarının yükselmesiyle birlikte Körfez ülkeleri büyük mali fazlalar elde etmiş ve ekonomik destek daha da güçlendi. Bu ülkeler, başta gayrimenkul ve turizm sektörleri olmak üzere bir dizi Arap ülkesinde doğrudan yatırım şirketleri kurmaya yöneldi. Ayrıca petrol, enerji, deniz taşımacılığı ve tarım sektörlerinde uzmanlaşmış özel şirketler de kuruldu. Ancak desteğin en belirgin şekli, Arap ülkelerinin döviz rezervlerini güçlendirmek ve ithalat finansmanı ya da borç servisi gibi dış yükümlülüklerini yerine getirmelerine yardımcı olmak amacıyla merkez bankalarındaki mevduatlara odaklandı. Mevcut gelişmeler ışığında, savaşın sona ermesinden sonra Körfez ülkeleri diğer Arap ülkeleriyle ekonomik ilişkilerini nasıl şekillendirebilir?

Mısır Merkez Bankası'na göre Mısırlılar Temmuz 2025 ile Ocak 2026 arasındaki dönemde yaklaşık 25,6 milyar dolarlık havale yaptılar. Bu rakam, bir önceki yılın aynı döneminde 20 milyar dolardı. Bu havaleler, savaşın patlak vermesinden önce, bu yılın başlarında Mısır'ın döviz rezervlerinin 50 milyar doların üzerine çıkmasına katkıda bulundu. Bu havalelerin uzun zamandır Mısır ekonomisini desteklemek için hayati öneme sahip olduğu şüphe götürmez. Çünkü bunlar devletin dış yükümlülüklerini karşılamasına yardımcı oluyor ve birçok ailenin geçim ihtiyaçlarını karşılamasını sağlıyor.

 Sayılarının 500 binin üzerinde olduğu tahmin edilen Lübnanlılar da Körfez ülkelerinde çalışıyor. Bunların arasında, yüzlerce kuruluşa sahip binlerce yatırımcı ve iş adamı bulunuyor. Yatırımlarının hacmi on milyarlarca dolar olarak tahmin ediliyor. Lübnanlılar Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar ve Kuveyt'te yoğunlaşıyor. Suudi Arabistan'da 200 ila 300 bin, BAE’de yaklaşık 150 bin, Katar ve Kuveyt'te ise on binlerce Lübnanlı bulunuyor.

Körfez ülkelerinde çalışan Lübnanlıların yıllık para transferi yaklaşık 6 ila 7 milyar dolar olarak tahmin ediliyor. Yurtdışındaki Lübnanlıların para transferlerinin, özellikle ekonomik performansın gerilemesi ve imalat, turizm ve tarım gibi ana sektörlerin durması karşısında, Lübnan ekonomisinin en önemli gelir kaynaklarından biri olduğu bir sır değil.

Körfez ülkelerindeki Lübnanlılar, mesleki becerileri ve yüksek eğitim seviyeleri temelinde hayati öneme sahip sektörlerde çalışıyor. Lübnanlılar, Lübnan'daki siyasi ve güvenlik durumunun yansımaları da dahil olmak üzere, Körfez'de çalışan çok sayıda kişinin istikrarını etkileyen büyük zorluklarla karşı karşıya.

ABD/İsrail-İran Savaşı, Körfez ülkelerine ağır mali yükler getirdi. Petrol, elektrik ve su tesislerinin yanı sıra altyapıya da yayılan yıkım, onarım ve yeniden yapılandırma çalışmalarının yürütülmesi için büyük bütçe tahsisatlarına yol açıyor.

Buna karşın, yarım asrı aşkın bir süredir Lübnan’da yaşayan Körfez ülkeleri vatandaşları da var. Bunlar, bu ülkede konut ve gayrimenkuller edinmiş, birçok projeye yatırım yapmış ve Lübnan bankalarına para yatırmış kişiler.

Savaş sonrası mali ve savunma yükümlülükleri

Şüphesiz ki savaş, Körfez ülkelerine ağır mali yükümlülükler getirdi. Petrol, elektrik ve su tesislerinin yanı sıra altyapıya da uzanan yıkım, onarım ve yeniden yapılandırma çalışmalarının yürütülmesi için büyük bütçelerin ayrılmasını gerektirecek.

Örneğin, Katar'daki doğal gaz tesisleri, üretimi ve ihracatı durduran büyük hasarlara uğradı ve tahminlere göre bu tesislerin yeniden faaliyete geçmesi ve gelir elde etmesi üç ila beş yıl sürebilir. Kuveyt'teki petrol rafinerileri de İran saldırıları nedeniyle hasar gördü; buna havaalanı ve limanda meydana gelen hasarlar da eklenince hava ve deniz ulaşımı aksadı. Sivil kurumların uğradığı hasarlardan bahsetmeye bile gerek yok.

frvfr
İran'ın BAE’nin Fuceyra kentindeki bir tesisi hedef almasının ardından, bir işçi bisiklet sürerken arkasında yükselen dumanlar, 14 Mart 2026 (AP)

Aynı durum Suudi Arabistan ve BAE için de geçerli. Bu ülkelerin petrol ve sivil tesisleri ile altyapıları hasar görürken, Bahreyn ise insan ve ekonomik kayıpların boyutunu artıran şiddetli saldırılarla karşı karşıya kaldı. Böylece, İran ile sıkı bağları olan Umman dahil Körfez ülkeleri, hasarları telafi etmek ve zarar gören çeşitli tesislerde çalışmaları yeniden başlatmak için en az 200 milyar dolar olarak tahmin edilen devasa mali kaynaklar ayırmak zorunda.

Körfez ülkeleri, başta Mısır Merkez Bankası olmak üzere merkez bankalarına para yatırarak Arap ülkelerine mali yardım sağlamaya devam ediyordu.

Hürmüz Boğazı'nın kapatılması ve bunun sonucunda tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar nedeniyle, bu ülkelerin petrol ve gaz gelirlerinde düşüş ve mal ithalatı maliyetlerinde artış yaşayacağına şüphe yok.

Bunun yanında, askeri kapasitelerin geliştirilmesi, savunma sistemlerinin güçlendirilmesi ve silahların askeri teknoloji gelişmelerine uygun olarak modernize edilmesi için savunma harcamalarının artırılması da gerekecek.

Körfez-Arap ekonomik ilişkileri gerileme mi yaşıyor?

Savaşın etkilerinin, Körfez ülkelerinin, savaş nedeniyle ekonomileri zarar gören ve zaten karmaşık ekonomik koşullar, dış borçların hizmet maliyetindeki artış ve ulusal para birimlerinin değer kaybı ile boğuşan bir dizi Arap ülkesine destek sağlama kapasitesini etkilemesi bekleniyor.

wefre
Kahire'de düzenlenen Arap Birliği Dışişleri Bakanları Toplantısı, 10 Eylül 2024 (AFP)

Körfez ülkelerinden gelen petrol arzındaki kesinti birçok Arap ülkesini etkiledi. Mısır da bu durumdan nasibini aldı ve elektrik tüketimini kısıtlamak ve yakıt fiyatlarını artırmak zorunda kaldı. Ayrıca, savaşın etkisiyle ziyaretçi sayısının azalması nedeniyle Mısır turizm sektörü de ek baskılarla karşı karşıya. Bu veriler çerçevesinde Körfez ülkeleri, karşılaştıkları yeni mali baskılar ve bazı Körfez ülkeleri, özellikle Suudi Arabistan, BAE ve Kuveyt'in İran'ın saldırılarına karşı bazı Arap ülkelerinin tutumlarından duyduğu hoşnutsuzluk nedeniyle, kısa vadede Mısır, Lübnan, Suriye ve Yemen'e mali destek sağlayamayacak gibi görünüyor.

Körfez ülkeleri, merkez bankalarına para yatırarak Arap ülkelerine mali yardım sağlamaya devam ediyordu. Bunların en önemlisi, Körfez ülkelerinden gelen mevduatlara sahip olan Mısır Merkez Bankası'ydı. Bu mevduatlar, Kuveyt'ten 4 milyar dolar, Suudi Arabistan'dan 5,3 milyar dolar, Katar'dan 4 milyar dolar ve BAE’den 12 milyar dolar olarak dağılıyordu.

Körfez ülkelerinin yatırımları sadece devlet mevduatlarıyla sınırlı kalmayıp, doğrudan yatırımları, finansal piyasalara yapılan yatırımları ve hazine tahvillerinin satın alınmasını da kapsıyor.

BAE, bu mevduatın 11 milyar dolarlık bir kısmını, Mısır'ın kuzeyinde toplam değeri 35 milyar dolar olarak tahmin edilen uzun vadeli bir gayrimenkul projesi olan Ras el-Hikme Projesi’ne doğrudan yatırım olarak aktardı. Körfez ülkeleri bu parayı geri almak konusunda birçok zorlukla karşı karşıya bulunurken, projenin kendisi de beklenen getiriyi sağlayamayabilir.

dfrbg
Beyrut’taki Lübnan Merkez Bankası binası, 4 Nisan 2025 (Reuters)

Ayrıca, Lübnan Merkez Bankası'nda Körfez ülkelerine ait mevduatlar bulunuyor. Suriye gibi diğer Arap ülkelerindeki bankalar ve finans kurumlarındaki fonlar da özellikle Körfez ülkelerinden gelen devlet fonlarını barındırıyor. Körfez ülkelerinin yatırımları sadece devlet mevduatlarıyla sınırlı kalmayıp, doğrudan yatırımları, finansal piyasalara yapılan yatırımları ve hazine tahvillerinin satın alınmasını da kapsıyor.  Aynı zamanda bu paranın tamamının veya bir kısmının geri alınmasının mümkün olup olmadığı ve bu yatırımların kayda değer bir getiri sağlayıp sağlamadığı sorusu halen cevap bekliyor.

Mali ve ekonomik zorluklar ve yeniden yapılanma

Körfez ülkeleri, Arap ülkeleriyle ekonomik iş birliği stratejilerini yeniden gözden geçirmek, yatırımları rasyonelleştirmek, yeni alternatifler değerlendirmek ve yatırılan fonların tamamını veya bir kısmını geri kazanmak için uygun yollar bulmak zorunda kalabilir.

Arap ülkelerinin ekonomileri, istenen ekonomik sonuçları elde etme kapasitelerini sınırlayan yapısal dengesizliklerle boğuşmaya devam ediyor.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Körfez ülkeleri, önümüzdeki yıllarda enerji ekonomileriyle ilgili zorluklarla karşılaşacaklarına şüphe yok. Özellikle de mevcut savaşın yakıt tedariki ve deniz taşımacılığının aksamasına ilişkin endişeleri göz önüne alındığında, bu durum tüketici ülkeleri alternatif enerji kaynakları geliştirmeye ve fosil yakıtlara olan bağımlılıklarını azaltmaya itebilir.

Tüm bu zorluklar, Körfez ülkelerini farklı ekonomik seçeneklere yönlendirmeli ve Arap ülkelerine yönelik cömert destek ve finansman politikalarının gözden geçirilmesine, hatta belki de ekonomik yapılarının yeniden değerlendirilmesine yol açmalı. Bu da Körfez ülkelerinin gelecekte yabancı işgücüne, özellikle de vasıfsız işgücüne olan ihtiyaçları konusunda soru işaretlerinin ortaya çıkmasına sebep oluyor.


Türkiye, İran'a üç tır dolusu insani yardım gönderdi

Tahran'da bir konut binasına düzenlenen hava saldırısının ardından enkaz arasında tahrip olmuş bir araç (Reuters)
Tahran'da bir konut binasına düzenlenen hava saldırısının ardından enkaz arasında tahrip olmuş bir araç (Reuters)
TT

Türkiye, İran'a üç tır dolusu insani yardım gönderdi

Tahran'da bir konut binasına düzenlenen hava saldırısının ardından enkaz arasında tahrip olmuş bir araç (Reuters)
Tahran'da bir konut binasına düzenlenen hava saldırısının ardından enkaz arasında tahrip olmuş bir araç (Reuters)

Türkiye Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, insani yardım malzemeleriyle dolu üç tırın dün Türkiye üzerinden İran'a gireceğini duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Bakan, “X” platformunda şunları yazdı: “Tıbbi malzeme ve ekipman yüklü tırlarımız komşumuz İran'a doğru yola çıktı” diyerek, Türkiye’nin “ezilenlerin yaralarını sarmak” arzusunu vurguladı. Sağlık Bakanlığı sözcüsü AFP'ye yaptığı açıklamada, üç tırın Türkiye-İran sınırını yerel saatle 14:30'da geçmesinin planlandığını belirtti.

Bakanlık, Washington ve Tahran arasındaki ateşkes göz önüne alındığında, önümüzdeki günlerde İran'a başka yardım tırlarının gönderilip gönderilmeyeceği konusunda açıklama yapmadı.


Ankara, Somali'de Afrika Boynuzu'na adım attı

Somali, karasularında 30 milyar varilden fazla petrol ve doğalgaz rezervine sahip olabilir (AFP)
Somali, karasularında 30 milyar varilden fazla petrol ve doğalgaz rezervine sahip olabilir (AFP)
TT

Ankara, Somali'de Afrika Boynuzu'na adım attı

Somali, karasularında 30 milyar varilden fazla petrol ve doğalgaz rezervine sahip olabilir (AFP)
Somali, karasularında 30 milyar varilden fazla petrol ve doğalgaz rezervine sahip olabilir (AFP)

Mahmud Ebu Bekir

Türkiye-Somali ilişkileri son dönemde, özellikle askeri ve güvenlik alanındaki iş birliği ile petrol arama yatırımları konusunda kayda değer bir gelişme gösterdi. Bu durum, genel olarak Afrika Boynuzu bölgesinde ve özel olarak Somali’de Türkiye’nin projesine ilişkin birçok soruyu gündeme getiriyor. Bu projenin sadece ikili iş birliğiyle sınırlı mı olduğu, yoksa Aden Körfezi ve Kızıldeniz bölgelerindeki gerginliklerle ilgili daha kapsamlı bir bakış açısı çerçevesinde Türkiye'nin rolünün yeniden düzenlenmesiyle mi bağlantılı olduğu merak uyandırıyor. Bu durum, özellikle Husi hareketinin ABD-İsrail-İran çatışmasına dahil olması ve Etiyopya'nın Kızıldeniz veya Aden Körfezi'nde bir deniz çıkışı kurma projesini açıklamasından sonra bölgeyi saran gerilimler göz önüne alındığında daha da önem kazanmıştır. Ankara, Etiyopya'nın ayrılıkçı Somaliland bölgesi hükümetiyle imzaladığı "Mutabakat Zaptı"nın dondurulmasında kilit rol oynamıştır. Bu mutabakat zaptı, Addis Ababa'ya Somali kıyılarına erişim izni verilmesi karşılığında kuzey Somali bölgesinin bağımsızlığının tanınmasını amaçlamış ve Mogadişu ile Addis Ababa arasında diplomatik bir krize yol açmıştır.

Askeri görüşmeler

Bu bağlamda, Somali Kara Kuvvetleri Komutanı General Sahal Abdullah Ömer, iki ülke arasındaki askeri iş birliğini güçlendirmek amacıyla üst düzey bir ikili toplantıda Türkiye Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel ile bir araya geldi.

Görüşmeler sırasında iki askeri yetkili, Aden Körfezi bölgesinde ortak operasyonel koordinasyonun güçlendirilmesi, Somali Ulusal Ordusu'nun kapasitesinin geliştirilmesi, strateji ve savunma planlaması alanlarında iş birliği çabalarının yoğunlaştırılması gibi birçok önemli konuya odaklandı.

Bir Somali haber sitesi, görüşmelerin özellikle Somali ordusu için devam eden eğitim programlarının hızlandırılmasına, ordunun hazırlık durumunun iyileştirilmesine ve Aden Körfezi ile Kızıldeniz'in güney kesimindeki mevcut güvenlik sorunlarına daha iyi yanıt verebilmek için askeri prosedürlerin güncellenmesine odaklandığını belirtti.

Petrol yatırımları

Bu gelişme, Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Arslan Bayraktar’ın, Türk sondaj gemisi Çağrı Bey’in cuma günü Somali’ye vararak ilk açık deniz sondaj çalışmalarına başlayacağını duyurmasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Bakan Bayraktar, Somali'den çıkarılan petrolün Somali, Doğu Afrika ve Türkiye'ye büyük fayda sağlayacak bir projede kullanılacağını ifade etti.

Peki Türk varlığı, Afrika Boynuzu bölgesinde ve Babu’l-Mendeb Boğazı girişlerinde bir istikrar faktörü oluşturuyor mu? Bu varlık, bağımsız olarak mı, yoksa İran ve Arap Körfezi bölgesinde devam eden savaş kapsamında daha fazla çatışmaya sahne olmaya aday bu bölgedeki uluslararası güvenlik dinamiklerinin bir parçası olarak mı değerlendirilmeli?

Çok yönlü iş birliği

Afrika Boynuzu işleri uzmanı Abdurrahman Ebu Haşim, Somali-Türkiye ilişkilerinin ekonomik, siyasi ve güvenlik alanlarını kapsayan ve birbiriyle iç içe geçmiş çok yönlü iş birliğinin Afrika Boynuzu bölgesindeki en önemli örneklerinden biri olduğunu belirtti.

Ebu Haşim, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Somali'nin başkenti Mogadişu'ya yaptığı ziyaretin, on yıllardır Mogadişu'ya yapılan ve cumhurbaşkanı düzeyinde Afrika’ya yapılan ilk ziyaret olduğunu, bu adımın Türkiye'nin Somali'ye olan ilgisinin arttığını yansıttığını belirtti.

Güvenlik alanında ise Türkiye'nin Mogadişu'da açtığı Somali-Türk Görev Kuvveti (TÜRKSOM) askeri eğitim üssünün, ordunun yeniden inşasını amaçlayan uzun vadeli programlar kapsamında Somali Silahlı Kuvvetleri’nin eğitimini denetlediğini belirten Ebu Haşim, son dönemde Türk Donanması'nın Somali'nin bölgesel sularının güvenliğini desteklemeye katılmasıyla iş birliğinin daha da güçlendiğini söyledi.

Ekonomik düzeyde ise iş birliğinin büyük bir büyüme kaydettiğini belirten Ebu Haşim, Türk şirketleri altyapı ve yeniden inşa projelerine katılıyor, ticaret hacmi artıyor ve petrol arama dahil olmak üzere enerji sektörüne olan ilgi giderek yoğunlaşıyor. Eğitim alanında ise Türk üniversitelerinin, iki ülke arasındaki kültürel ve bilgi bağlarını güçlendirmek amacıyla burs programları aracılığıyla Somalili öğrencilere geniş fırsatlar sunduğunu ifade etti.

Karmaşık bir bölgesel bağlam

Türkiye-Somali ortaklığının karmaşık bir bölgesel bağlamda ortaya çıktığını söyleyen Ebu Haşim’e göre Somali, özellikle bazı uluslararası aktörlerin Mogadişu'daki federal hükümetle koordinasyon kurmadan Somaliland bölgesi ile doğrudan ilişkilerini güçlendirme yönündeki hamleleri nedeniyle, toprak bütünlüğüyle ilgili zorluklarla karşı karşıya.

Ayrıca Etiyopya hem sınır gerilimleri hem de bazı Somali bölgelerine dolaylı olarak verdiği destek yoluyla sahnede etkili bir rol oynuyor. Bu durum, Mogadişu’yu bölgesel güçlerle, en önemlisi de Ankara ile diplomatik ve stratejik ilişkilerini güçlendirmeye itti.

Bu çabanın temel amacının, Mogadişu'nun egemenliğini pekiştirmek ve Somali'nin çeşitli bölgelerindeki varlığını güçlendirmek olduğunu belirten yazar, bu nedenle Türk desteğinin stratejisinin temel dayanaklarından biri olduğu değerlendirmesinde bulundu.

Afrika Boynuzu'ndaki jeopolitik rekabetin göz ardı edilemeyeceğini belirten Ebu Haşim, bir yandan İsrail, Etiyopya ve diğerleri gibi bölgesel güçlerin çıkarlarının kesiştiğini, diğer yandan ise Somali hükümetinin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumaya yönelik çabalarını desteklemeye çalışan Türkiye, Mısır ve diğer ülkelerin olduğunu, bunun da Türkiye-Somali hareketlerinin hızlanmasını açıkladığını söyledi.

Bölgesel denge faktörü

Somali siyasi analisti Muhammed Abdi ise Ankara ile Mogadişu arasındaki ilişkilerde yaşanan bu atılımın, bölge genelinde karşılaşılan zorluklara dair ortak bir anlayıştan kaynaklandığını düşünüyor. Abdi, iş birliği alanlarının belirli bir sektörle sınırlı kalmayıp, ekonomik ve yatırım alanlarının yanı sıra askeri ve güvenlik gibi konularda çeşitlilik gösterdiğine dikkat çekiyor.

Abdi, Hasan Şeyh Mahmud hükümetinin Türkiye'nin yardımıyla Etiyopya ile Somaliland hükümeti arasında imzalanan mutabakat metnini boşa çıkarmayı başardığını ve Türk başkentinde Mogadişu ile Addis Ababa arasında imzalanan ‘Ankara Deklarasyonu’nun ‘son dört yılda elde edilen en önemli başarılardan biri olduğunu düşünüyor.

Etiyopya'nın Somali'nin egemenlik sınırlarını tanıması açısından, bu anlaşmaya varılmasının Türkiye-Somali ikili iş birliğinin meyvelerinden biri olduğunu açıklayan Somalili analist, Türkiye’nin Somali’deki varlığının, ayrılıkçı girişimler ya da federal devlet çerçevesinin dışındaki güvenlik düzenlemeleri yoluyla Somali’nin birliğini zedeleyebilecek her türlü tek taraflı girişime karşı bir denge unsuru olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.

Bu dinamiklerin ikili çerçevenin ötesine geçerek Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu bölgelerindeki güvenlik ve istikrar dengelerini doğrudan etkilediğine dikkati çeken Abdi, çünkü Türkiye'nin Somali'deki varlığının, Kızıldeniz çevresindeki mevcut gerilimlerden ayrı olarak değerlendirilemeyeceğini ve bu rolün, bölgesel ve uluslararası güçler arasında büyük bir rekabetin yaşandığı bölgede, güç dengesinin yeniden düzenlenmesine katkıda bulunacağını vurguladı.

Çıkarların korunması

Ankara ile Mogadişu arasında 2024 yılının şubat ayında imzalanan ekonomik ve askeri iş birliği anlaşmasının, Türkiye'nin Somali'ye, egemenliğine yönelik yabancı müdahale dahil olmak üzere her türlü acil tehdide karşı karasularını savunmasında yardım etme yükümlülüğünü öngördüğünü, ayrıca korsanlık ve kaçakçılıkla ilgili zorlukların üstesinden gelinmesini de kapsadığını belirten Abdi, buna Türkiye’nin anlaşma hükümleri uyarınca Somali Deniz Kuvvetleri'ni eğitme ve yeniden yapılandırma taahhüdünün yanı sıra Somali Donanması'nın aralarında fırkateynlerin de olduğu Türk yapımı silahlarla donatılmasının dahil olduğunu vurguladı.

Abdi, taraflar arasında imzalanan anlaşmaların Ankara’ya stratejik çıkarlar sağladığını ve bunların arasında Somali’nin karasularında, Aden Körfezi’nde ve Bab’ul-Mendeb Boğazı’nın girişlerinde etki alanını genişletmenin de yer aldığını belirtiyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre bu durum, Afrika kıtasına ihraç edilen Türk ürünleriyle yüklü ticari gemilerinin güvenliğini garanti altına alıyor, Özellikle Kızıldeniz'de yaşanan güvenlik sorunları nedeniyle, Ankara'nın Cibuti'de bulunan Avrupa güçlerine güvenmek yerine bu bölgedeki askeri varlığını güçlendirmesi kaçınılmaz hale geliyor.

Ekonomik getiriler

Türkiye ile Somali arasındaki iş birliğinin sadece güvenlik ve askeri alanlarla sınırlı olmadığını, Türkiye’nin bazı araştırma raporlarında tahmin edildiği üzere Somali’nin petrol ve doğalgaz kaynaklarını çıkarmayı amaçladığı önemli ve umut verici ekonomik anlaşmaların da mevcut olduğunu belirten Somalili analiste göre bunlardan biri, Somali'nin karasularında 30 milyar varilden fazla petrol ve gaz rezervine sahip olabileceğini belirten ABD hükümetine bağlı bir rapor. Bu durum, Ankara'yı bu önemli alanda yatırım yapmak üzere münhasır anlaşmalar imzalamaya teşvik etti ve bu anlaşmalar kapsamında ekonomik getirilerin yaklaşık yüzde 30'unu elde etmesini sağladı.

Türkiye’nin Somali’deki petrol ve doğalgaz çıkarımı konusundaki başarısının, mevcut ittifakları yeniden düzenleyeceğini ve Afrika Boynuzu’ndaki bölgesel dengeleri yeniden şekillendireceğini değerlendiren Abdi, enerji keşiflerinin, bölgedeki çatışmaların gerekçesini azaltacağını ve özellikle komşu ülke Etiyopya ile olan gerginliği hafifleteceğini öngörüyor. Çünkü bu, Etiyopya'nın dünyanın diğer bölgelerinden Cibuti Limanı üzerinden ithalat yapmak yerine, sınırlarına yakın enerji kaynaklarına bağımlı hale gelmesi için geniş alanlar açacak, bu da kara ile çevrili bir ülke olarak üstlendiği ithalat ve transit masraflarını azaltacaktır.

Abdi yaptığı değerlendirmede, Ankara ile Mogadişu arasında var olan siyasi, askeri ve ekonomik bağların, Somali'nin birliği ve egemenliğiyle ilgili zorlukları önlemek amacıyla kısa sürede oluşturulan bir stratejik ittifak olarak tanımlanabileceğini, buna karşın uluslararası deniz trafiğinin en önemli koridorlarından biri olan bu bölgede Türkiye'nin etkin ve güçlü bir varlığa sahip olmasını sağladığını belirterek sözlerini noktaladı.

* Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.