Seçimler dünya basınında nasıl yankılandı?

Dünya basını, ilk turda olduğu gibi ikinci turu da yakından takip etti

Erdoğan'ı desteklyenler, cumhurbaşkanının sandıktan zaferle çıkmasını kutladı (AP)
Erdoğan'ı desteklyenler, cumhurbaşkanının sandıktan zaferle çıkmasını kutladı (AP)
TT

Seçimler dünya basınında nasıl yankılandı?

Erdoğan'ı desteklyenler, cumhurbaşkanının sandıktan zaferle çıkmasını kutladı (AP)
Erdoğan'ı desteklyenler, cumhurbaşkanının sandıktan zaferle çıkmasını kutladı (AP)

İlk turda hiçbir adayın gerekli oy oranına ulaşamamasıyla ikinci tura kalan seçimlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yüzde 52,16 oranında oyla sandıktan galip çıktı. Millet İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ise yüzde 48,87 oyla mağlup oldu.

Dünya basını, 14 Mayıs'taki ilk turda olduğu gibi dün yapılan ikinci turu da yakından takip etti. 

Analizlerde, Erdoğan'ın ilk kez girdiği bir seçimi ilk turda kazanamadığına işaret edilirken, cumhurbaşkanının izlediği politikalarla seçmenleri yanına çekmeyi başardığı fakat sonuçların ülkedeki derin kutuplaşmayı da gözler önüne serdiği değerlendirmesi yapıldı.  

Guardian: Erdoğan'ın popülist siyaseti onaylandı

Birleşik Krallık'ın (BK) önde gelen gazetelerinden Guardian, Erdoğan'ın 20 yıllık iktidarını 5 yıl daha uzattığını yazdı.

Haberde Erdoğan'ın, iktidarına meydan okuyan muhalefet bloğuna karşı kazandığı galibiyetin, "yürüttüğü popülist siyaset tarzının onaylandığını gösterdiği" belirtildi.

Guardian'ın İstanbul muhabiri Ruth Michaelson ve Deniz Barış Narlı'nın kaleme aldığı analizde, Erdoğan hakkında şu değerlendirmeler yapıldı:

Türk lider 20 yılını ülkeyi kendi imajına göre yeniden şekillendirerek, gücü makamında toplayarak, muhalifleri tutuklayarak ve giderek alışılmışın dışında ekonomi politikaları uygulayarak geçirdi. Buna rağmen ülkenin mali sıkıntılarından en çok etkilenen bölgelerin yanı sıra Türkiye'nin güneydoğusunda 50 binden fazla kişinin öldüğü depremlerde yerle bir olan bölgelerin çoğundan da destek kazandı.

BBC: Erdoğan, seçmenleri anket şirketlerinden ve analistlerden daha iyi okudu 

BK'nin kamu yayımcısı BBC'deki haberdeyse "Erdoğan, seçmenleri anket şirketlerinden ve analistlerden daha iyi okudu" yorumu yapıldı.

Orla Guerin'in analizinde, yeni dönemine başlarken Erdoğan'ın seçimleri ancak ikinci turda kazanabildiği gerçeğine de kafa yoracağı yazıldı. 

Guerin, Erdoğan'ın kendisini "çağın boyun eğmeyen sultanı" olarak lanse ettiğine ve bunun seçmenlerde bir karşılık bulduğuna dikkat çekerek, "Artık daha da güçlendi, muhalefetse ağır darbe aldı" diye yazdı.

Analizde, Kremlin'in seçim sonuçlarından memnun olduğuna ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Recep Tayyip Erdoğan'ı ilk tebrik eden liderler arasında yer aldığına işaret edildi. 

Telegraph: Avrupa rahat nefes aldı

BK'nin tanınmış gazetelerinden Telegraph, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin Erdoğan'ın seçim zaferinden memnun olduğunu yazdı.

Gazetenin Avrupa editörü James Crisp analizinde, "Kabul etmeyebilirler ama Avrupa'daki liderlerin çoğu Türkiye, AB'den uzak durduğunda daha rahat ediyor" ifadelerini kullandı.

Analizde, Erdoğan'ın savaşta diğer Batı ülkeleri gibi Rusya'ya yaptırım uygulamadığı hatırlatılırken, liderin Kiev ve Moskova arasında tahıl koridoru anlaşmasının imzalanmasını sağlayarak büyük başarı yakaladığı belirtildi.

Crisp, "Seçildiği takdirde Rusya'ya sırtını dönme sözü veren Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın Putin'le kurduğu yakın ilişkiyi hiçbir zaman oluşturamazdı" yorumunu da yaptı. 

Ayrıca analizde, "Kılıçdaroğlu'nun Türkiye'nin uzun süredir askıda olan AB üyelik sürecini yeniden canlandırma planları, Avrupa'da dehşetle karşılanacaktı" değerlendirmesine yer verildi.  

DW: Türkiye ve AB arasındaki gerginlik sürecek

Almanya'nın önde gelen medya kuruluşlarından Deutsche Welle ise seçim zaferiyle Erdoğan'ın "ekonominin yanı sıra iç ve dış politikada da sıra dışı yaklaşımlarını güçlendireceği" yorumu yapıldı. 

DW, ayrıca Erdoğan'ın yeniden seçilmesiyle AB - Türkiye arasındaki gerginliğin süreceğine dikkat çekerek, "Türkiye'nin AB üyeliği yakın zamanda mümkün görünmüyor" değerlendirmesini paylaştı.

CNN: Değişim isteyenler için ezici bir yenilgi değil

ABD'nin önde gelen medya kuruluşlarından CNN'in haberindeyse "Erdoğan'ın Kılıçdaroğlu'na karşı kazandığı zafer, Türkiye'yi derinden kutuplaşmış bir ülke olarak bıraktı" yorumu paylaşıldı.

Haberde, ABD merkezli düşünce kuruluşu Brookings Enstitüsü'nden Aslı Aydıntaşbaş'ın şu değerlendirmelerine de yer verildi: 

Bu değişim isteyenler için ezici bir yenilgi değil. Bir kez daha bölünmüş bir ülkeyle karşı karşıyayız. Her iki kamp da Türkiye için tamamen farklı şeyler istiyor.

WSJ: Erdoğan, iktidarının en zor sınavından başarıyla çıktı

ABD'nin tanınmış gazetelerinden Wall Street Journal (WSJ), "Erdoğan'ın 20 yıllık iktidarının en zor siyasi sınavından tüm olasılıklara rağmen galibiyetle çıktığını" yazdı.

Analizde, yüksek enflasyon ve 6 Şubat depremleri gibi olumsuzluklara rağmen Erdoğan'ın, Rusya - Ukrayna arasındaki müzakereleri başarılı şekilde yürüterek ve Türkiye'nin bölgedeki etkisini artırarak seçimlerde avantajı yakaladığı savunuldu.  

WSJ, ABD'nin eski Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey'nin Erdoğan'la ilgili şu yorumlarını da paylaştı:  

Baskı altındayken çok sakin. Soğukkanlı davranıyor, ne yaptığını biliyor ve kontrolün kendisinde olduğunu karşı tarafa yansıtıyor. Bu da özellikle Türk seçmene cazip geliyor.

NYT: Erdoğan, en az çeyrek yüzyıl iktidarda kalabilir

ABD'nin önde gelen gazetelerinden New York Times (NYT), "Devlet üzerindeki kontrolünü sıkılaştırırken NATO'daki Batılı müttefiklerini kızdıran Erdoğan, en az çeyrek yüzyıl iktidarda kalabilir" diye yazdı.

Analizde, Erdoğan'ın "zaferi kolay kazanmadığı" yorumu yapılırken, cumhurbaşkanı adayını uzun süre açıklamaması nedeniyle muhalefet bloğunun seçimlerden önce zayıfladığı değerlendirmesi paylaşıldı.

NYT, seçim kampanyası döneminde ana muhalefete siyasal iletişim danışmanlığı yapan Gülfem Saydan Sanver'in şu yorumlarını da öne çıkardı: 

Bu seçimi kazanmak kendisine güvenini epey artıracak. Bence bundan sonra kendisini yenilmez olarak görecek. Muhalefete karşı daha da sert olacağını düşünüyorum.

Kommersant: Seçimler Dünya Kupası finali gibi izlendi

Rusya'nın tanınmış gazetelerinden Kommersant, "Birçok ülke, seçimleri Dünya Kupası finalini izler gibi takip etti" diye yazdı. 

Analizde, Rusya merkezli düşünce kuruluşu Yeni Türkiye Araştırmaları Merkezi'nin (YETAM) direktörü Yuriy Mavaşev'in şu yorumları öne çıkarıldı: 

Tüm önemli medya kuruluşları uzun zamandır iktidarın elinde. Muhalefet de seçim için daha karizmatik bir aday ortaya koyabilirdi. Halkın Kılıçdaroğlu'na değil, vaat ettiği parlamenter yönetim biçiminin yeniden tesis edilmesine oy verdiğini anlamak lazım. Yönetim tecrübesi eksikliği de ana muhalefet liderinin dezavantajı oldu.

Russia Today: Erdoğan'ın zaferi, Ankara-Moskova ilişkilerinin devamını sağlayacak

Rus devletinin kontrolündeki Russia Today'in haberinde, "Erdoğan'ın zaferi, Moskova'yla Ankara arasındaki istikrarlı ilişkilerin devamı anlamına geliyor" ifadeleri kullanıldı. 

Türkiye'nin savaşta Rusya'ya yaptırım uygulamayan tek NATO ülkesi olduğuna dikkat çekilerek, Kiev - Moskova arasındaki tahıl anlaşmasında oynadığı arabulucu rolünün Erdoğan'ı güçlendirdiği belirtildi. 

Öte yandan Ankara'nın Kiev yönetimine Bayraktar TB2 drone'ları satmasının Kremlin'le ilişkilerde gerginlik yarattığı da hatırlatıldı.

Analizde, Kılıçdaroğlu için "Mesnetsiz iddialarla Rusya'yı seçimlere karışmakla suçladı ve AB'yle NATO'ya daha yakın bir politikaya geçileceğini vaat etti" ifadeleri kullanıldı.

The National: Erdoğan, kampanyasında dikkatleri ekonomiden uzaklaştırdı

Birleşik Arap Emirlikleri merkezli İngilizce yayımlanan The National gazetesi, sandıktan galip çıkan Erdoğan'ın iktidarını güçlendirdiğini yazdı.

Analizde, Erdoğan'ın "milliyetçi ve muhafazakar söylemlere odaklanarak, seçmenin dikkatini ekonomik sorunlardan uzaklaştırdığı kutuplaştırıcı bir seçim kampanyası yürüttüğü" iddia edildi. 

Kılıçdaroğlu'nun rakibine karşı daha kapsayıcı söylemler kullandığına dikkat çekilirken, ana muhalefet liderinin seçmenleri kendi tarafına çekmekte başarısız olduğu yorumu yapıldı.

Iran Front Page: Son dönemin en sert seçim kampanyaları görüldü

İran'ın İngilizce yayın yapan sitesi Iran Front Page'in haberinde de Erdoğan'ın "Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün 15 yıllık cumhurbaşkanlığı süresini çoktan geride bıraktığına" dikkat çekilerek, sandıktan çıkan sonuçla iktidarını pekiştirdiği ifade edildi.

Analizde, seçimlerin ikinci tura kalmasıyla özellikle muhalefetin giderek milliyetçi bir ton kullandığına da işaret edildi.

Haberde, seçim maratonunun yoğun geçtiği ve "son dönemin en sert seçim kampanyalarının görüldüğü" ifade edildi.

CGTN: Erdoğan, her zamankinden daha güçlü bir muhalefetle karşı karşıyaydı

Çin devletine ait İngilizce yayın yapan haber kanalı Çin Küresel Televizyon Ağı'nın (CGTN) sitesindeki analizde, "Hiçbir seçimi kaybetmeyen ve 2003'ten beri iktidarda olan Erdoğan, bu kez her zamankinden daha güçlü bir muhalefetle karşı karşıyaydı" ifadelerine yer verildi.  

Haberde, seçimlerin ikinci tura kalmasıyla hem Erdoğan'ın hem de rakibi Kılıçdaroğlu'nun milliyetçi oyları kazanmaya çalıştığına dikkat çekildi. 

Independent Türkçe, Guardian, CNN, Telegraph, Wall Street Journal, BBC, New York Times, Deutsche Welle, Kommersant, The National, Iran Front Page, CGTN



Türkiye, İran'a karşı herhangi bir askerî müdahaleye karşı çıkıyor ve diyalog çağrısında bulunuyor

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (AFP)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (AFP)
TT

Türkiye, İran'a karşı herhangi bir askerî müdahaleye karşı çıkıyor ve diyalog çağrısında bulunuyor

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (AFP)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (AFP)

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan bugün yaptığı açıklamada, İran’daki protestolar ve buna eşlik eden baskı politikaları nedeniyle ortaya çıkan krizin çözümü için İran ile ABD arasında ‘diyalog’ çağrısında bulundu. Fidan, Türkiye’nin Tahran’a yönelik herhangi bir askerî müdahaleye karşı olduğunu vurguladı.

Fidan, düzenlediği basın toplantısında, “İran’a karşı herhangi bir askerî operasyona kesinlikle karşıyız. İran’ın sorunlarını kendi başına çözebilecek kapasiteye sahip olduğuna inanıyoruz” dedi. Protestoların ‘rejime karşı bir ayaklanma’ olmadığını savunan Fidan, gösterilerin İran’daki ekonomik krizle bağlantılı olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin diplomatik girişimlerini sürdürdüğünü belirten Fidan, “ABD ile İran’ın bu meseleyi ister arabulucular veya başka taraflar üzerinden, ister doğrudan diyalog yoluyla çözmesini umuyoruz” diye konuştu. Ankara’nın gelişmeleri ‘yakından takip ettiğini’ de sözlerine ekledi.

Fidan, İran’da istikrarsızlığın artmasının tüm bölgeyi etkileyeceğini söyledi.

Türkiye, son haftalarda 560 kilometrelik kara sınırını paylaştığı İran’daki gelişmelere ilişkin net ve sert açıklamalardan kaçındı.

Ankara, olası bir askerî müdahale durumunda ülkeye yönelik mülteci akınından endişe ediyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise protestoların başladığı 28 Aralık’tan bu yana konuya ilişkin bir açıklama yapmadı.

Norveç merkezli sivil toplum kuruluşu İran İnsan Hakları Örgütü’nün (IHR) yayımladığı son verilere göre, protestolarda hayatını kaybedenlerin sayısı en az 3 bin 428’e ulaştı. IHR, gerçek sayının daha yüksek olabileceğini belirtirken, gösteriler kapsamında 10 binden fazla kişinin gözaltına alındığını bildirdi.


Pakistan ordusu ve Ortadoğu'daki artan rolü

Pakistan Günü'nü kutlamak için düzenlenen askeri geçit töreninde Özel Hizmetler Grubu (SSG) askerleri, 23 Mart 2022 (Reuters)
Pakistan Günü'nü kutlamak için düzenlenen askeri geçit töreninde Özel Hizmetler Grubu (SSG) askerleri, 23 Mart 2022 (Reuters)
TT

Pakistan ordusu ve Ortadoğu'daki artan rolü

Pakistan Günü'nü kutlamak için düzenlenen askeri geçit töreninde Özel Hizmetler Grubu (SSG) askerleri, 23 Mart 2022 (Reuters)
Pakistan Günü'nü kutlamak için düzenlenen askeri geçit töreninde Özel Hizmetler Grubu (SSG) askerleri, 23 Mart 2022 (Reuters)

Kemal Allam

Pakistan ordusu, 1947'deki kuruluşundan beri, İngiliz Hint Ordusu'nun “Süveyş'in Doğusu” politikası olarak bilinen politikasını devralarak Arap dünyasında ve Ortadoğu'da sürekli olarak önemli bir rol oynamıştır. Ancak, on yıllarca bu rol büyük ölçüde Suudi Arabistan ve Ürdün başta olmak üzere kilit müttefiklerle ve daha az ölçüde Suriye ve Irak ile eğitim ve iş birliğiyle sınırlı kaldı.

Ne var ki, geçtiğimiz yıl boyunca, Başkan Donald Trump yönetimi, savunma diplomasisinin önemli bir bölümünü Pakistan ordusuna ve komutanı Mareşal Asım Münir'e devretti. Münir'in etkisi sadece askeri rolüyle sınırlı kalmadı; hem perde arkasında İran ile gerilimleri azaltmada hem de Gazze barış görüşmelerinde önemli bir rol oynayarak kilit bir diplomatik kanal olarak da öne çıktı. Öyle ki, Trump onu kamuoyu önünde övdü ve uluslararası figürler arasındaki saygınlığını takdir etti.

Son haftalarda, Münir'in liderliğindeki Pakistan ordusu, Suudi Arabistan liderliği, Libya Ulusal Ordusu Komutanı Halife Hafter, Ürdün Kralı İkinci Abdullah (iki kez), Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yetkilileriyle görüştü. Ayrıca Yemen'deki gerilimi azaltmak için müdahalede bulundu. Pakistan ordusu, geleneksel bir güvenlik sağlayıcıdan, Kuzey Afrika'dan İran-Körfez yakınlaşmasına kadar birçok coğrafyada, potansiyel çözümler önermek için savunma diplomasisini kullanan bir oyuncuya dönüştü. Bu gelişen pozisyon, Pakistan ordusunu son derece istikrarsız bölgesel iklimde, önemli bir istikrar sağlayıcı güç haline getirebilir.

Pakistan ve Ortadoğu'daki büyük güçler: Tarihsel bir miras

Britanya Hindistanı'nın bölünmesinin ardından yeni bağımsız bir devlet olarak Pakistan'ın müthiş askeri yetenekleri, esasen Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da şekillenen askeri mirasın uzantısıydı. Askerlerinin önemli bir kısmı, Kudüs, Amman, Bağdat, Kahire ve Maskat'ta konuşlanmış Britanya Hindistan Ordusu birliklerinde görev yapmıştı.

Sadece birkaç gün önce Pakistan, BAE'nin İslamabad’a düzenlediği resmi ziyaret sırasında kendisini Yemen krizinin merkezinde buldu. İslamabad, Ordu Komutanı Asım Münir liderliğinde hemen arabuluculuk için harekete geçti

Bu mirasın önemli bir özelliği, askeri kurumun Pakistan'ın dış politikasını şekillendirmede her zaman üstünlüğe sahip olması. Bunun sonucunda, Pakistan şu anda Suudi Arabistan, Türkiye, Bahreyn, Irak, Ürdün ve Umman dahil olmak üzere birçok Ortadoğu ülkesinin en büyük askeri ortağı.

Bu ittifakların niteliği farklılık gösteriyor; Suudi Arabistan ve Pakistan arasında ortak savunma anlaşması bulunuyor, Bahreyn ve Umman ise silahlı kuvvetlerinin en az yarısını Pakistan'dan temin ediyor. Irak'a gelince, terörle mücadele eğitiminin yanı sıra, pilotları Pakistan'da eğitim aldı. Irak hükümeti, Musul'un kurtarılmasının ardından DEAŞ’ı yenmede verdiği destekten dolayı İslamabad'a teşekkür etti.

Türkiye, Pakistan'ın müttefiki olduğunu sürekli olarak vurguluyor. Pakistan ile Libya'da Ankara’nın hasmı Halife Hafter arasında yakın zamanda yapılan silah anlaşmasına rağmen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yakın isimlerden Amiral Cihat Yaycı, Türkiye ile Pakistan arasında bir zıtlaşmanın düşünülemez olduğunu vurguladı. Pakistan ayrıca, İran ile arabuluculuk yapmak için on yıllardır Suudi Arabistan ile olan yakın ilişkilerini kullandı. On yıllar önce, Pakistan ordusu, İran-Irak Savaşı'nın sona ermesi için arabuluculuk yaparak, kilit bir rol oynadı; bu rol, merhum İran Cumhurbaşkanı Haşimi Rafsancani tarafından da açıkça övüldü.

xsd
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda düzenlenen bir törenle Genelkurmay Başkanı General Syed Asım Münir'e Mareşal rütbesini birlikte takdim etti, 22 Mayıs 2025 (AFP)

Tüm bunlar, Pakistan'ı Ortadoğu güçleriyle yaklaşık 80 yıllık etkileşimden sonra olgun bir konuma getirdi; bu süre zarfında, bir tarafa karşı diğerinin tarafını tutmadan görünüşte karşıt ittifakları korumayı ve sürdürmeyi başardı. Bu durum, Pakistan'ı Arap ve Arap olmayan devletler arasında ve bölgedeki Arap içi rekabetlerde köprü görevi görmeye elverişli bir konuma getirdi.

2026, Pakistan'ın köprü rolü ve çatışmaları çözme gücü

Sadece birkaç gün önce, Pakistan, BAE'nin İslamabad’a düzenlediği resmi ziyaret sırasında kendisini Yemen krizinin merkezinde buldu. İslamabad, Ordu Komutanı Asım Münir liderliğinde hemen arabuluculuk için harekete geçti. Pakistan ayrıca, Arap Baharı'nın ardından Körfez ülkeleriyle olan gerilimleri azaltmak için Türkiye ile olan ilişkisini de kullandı. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre Pakistan, Libya ve Yemen'deki gibi çatışmalarda artık karşıt kutuplarda yer alan taraflarla on yıllardır süregelen askeri ittifakları göz önüne alındığında hem arabulucu hem de müttefik rolünün sınırlarını anladı. Nitekim Libya'da İslamabad, yakın zamanda Kaddafi sonrası dönemin en büyük savunma anlaşmalarından birine, dört milyar dolar değerinde bir anlaşmaya imza attı. Bu anlaşma, savaş uçakları, tanklar ve askeri eğitim uçaklarının yanı sıra Pakistan savunma sanayisini kullanan açık deniz petrol sondaj operasyonlarını da içeriyor.

Bu anlaşma, özellikle Ankara'nın Trablus hükümetini resmen desteklemesi nedeniyle, bazı gözlemcilerin Türk-Pakistan ilişkilerinin durumunu sorgulamasına yol açtı. Ancak Erdoğan'a yakın kaynaklar, Ankara'nın Hafter ile artan ilişkileri göz önüne alındığında, anlaşmanın Türkiye'nin önceden onayıyla sonuçlandırıldığını açıkladılar. Pakistan'ın, Hafter'in oğlunun İslamabad'a yaptığı son ziyaretler sırasında kendisi ile Türk yetkililer arasında görüşmeler ayarlamadaki rolüne işaret ettiler.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'daki gayri resmi kaynaklar, Ankara'nın Riyad ve İslamabad arasındaki iş birliğine katılma olasılığından bahsetti

Pakistan, elbette, Azerbaycan'ı Ermenistan'a karşı desteklemede Türkiye'nin en büyük askeri ortağıydı ve Türkiye'nin beşinci nesil savaş uçağı programının geliştirilmesinde resmi bir ortak.

Yunanistan ise Pakistan'ın sınırlarındaki tehditlerle mücadelede Ankara'yı desteklemeye istekli olduğunu gösterir şekilde, askeri müdahalelerinden ve uçaklarının Türk hava sahasında ve Ege Denizi sularında uçmasından sürekli olarak şikayet ediyor.

Pakistan, Suudileri ve Türkleri tek bir güç içinde bir araya mı getiriyor?

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'daki gayri resmi kaynaklar, Ankara'nın Riyad ve İslamabad arasındaki iş birliğine katılma olasılığından bahsetti. Bu bilgiye Bloomberg ve hükümete yakın birçok Türk medya kuruluşunda yer verildi. Ancak bu konuda resmi bir açıklama yapılmadı. Bugün Pakistan, Yemen, Sudan ve Libya'da ve belki de Suriye'de Suudi Arabistan ile koordinasyon içinde çalışıyor.

Gazze konusunda Trump, Pakistan ordusunun bir sonraki aşamaya liderlik edebilecek potansiyel bir güç olarak rolüne işaret etmeye devam ediyor. Yakın tarihli bir Financial Times haberinde, Pakistan ordusu, giderek daha çalkantılı bir dünyada Trump'ın yörüngesindeki jeopolitik nüfuzun yeniden şekillenmesinde “en büyük kazanan” olarak tanımlandı.

xcdfrgt
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Genelkurmay Başkanı Mareşal Syed Asım Münir ve ABD Başkanı Donald Trump Beyaz Saray'da, 26 Eylül 2025 (AFP)

Mısır ve Ürdün de Pakistan ile resmi ilişkilerini yoğunlaştırdı; Kral Abdullah ve Cumhurbaşkanı Sisi, bir ay içinde Pakistan liderliğiyle iki kez görüştü. Gazze'nin bu iki komşusu, Gazze planının ikinci aşamasında kilit oyuncular. General Münir ile kamuoyu önündeki yakınlaşmaları, Trump'ın Pakistan ordusuna olan artan güveniyle birleştiğinde, gelecekte şekillenecek barışın beklentisiyle, uluslararası dikkatleri Pakistan'ın en üst düzey askeri liderliğine çevirdi.

2026 yılı başlarken, Ortadoğu'daki iç savaşlardan henüz netleşmeyen Gazze barış planına kadar dünya benzeri görülmemiş bir belirsizlik yaşıyor. Ancak Pakistan ordusu, Beyaz Saray'dan Maşrık’a (Levant) kadar konumunu sağlamlaştırdı.


Türkiye, Suriye-İsrail müzakerelerini yakından takip ediyor ve SDG'nin bölgede yerleşmesine izin vermeyecek

Fidan ve Eş-Şeybani Paris'te görüştü (Türk Dışişleri Bakanlığı)
Fidan ve Eş-Şeybani Paris'te görüştü (Türk Dışişleri Bakanlığı)
TT

Türkiye, Suriye-İsrail müzakerelerini yakından takip ediyor ve SDG'nin bölgede yerleşmesine izin vermeyecek

Fidan ve Eş-Şeybani Paris'te görüştü (Türk Dışişleri Bakanlığı)
Fidan ve Eş-Şeybani Paris'te görüştü (Türk Dışişleri Bakanlığı)

Türkiye, Suriye ile İsrail arasında ABD'nin desteklediği müzakereleri yakından takip ettiğini açıklarken, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) bölgede kök salmasına izin vermeyeceğini vurguladı.

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Paris'te Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani ile İsrail ve ABD ile devam eden müzakereleri görüştüğünü söyledi. Ayrıca, Suriye-İsrail müzakereleriyle eş zamanlı olarak Paris'te düzenlenen Ukrayna konulu "İstekliler Koalisyonu" toplantısının oturum aralarında ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile de bir araya geldi.

Şöyle devam etti: "Suriye ve Amerika taraflarıyla sürekli istişare halindeyiz ve İsrail ile müzakerelerin geldiği aşama ile Suriye tarafının birkaç gün önce SDG lideri Mazlum Abdi ile yaptığı görüşmelerde elde edilen veya elde edilemeyen sonuçlar da dahil olmak üzere bir dizi konuyu ayrıntılı olarak görüştük."

İsrail'e yönelik eleştiriler

Fidan, Paris toplantısına katılımının ardından yaptığı açıklamalarda, Barrack tarafından üçlü görüşmelerin ilerleyişi hakkında bilgilendirildiğini ve bu konudaki görüşlerini ilettiğini belirtti.

İsrail'in Suriye'deki provokasyonlarının, bölgedeki yayılmacı ve bölücü politikasının bir uzantısı olduğunu vurgulayan Bakan, bölgede istikrarı sağlamak için değerlendirmeler yapmanın ve gerekli önlemleri almanın önemine dikkat çekti.

Bu rolün bölge ülkelerine verildiğini ve İsrail'in Somali bölgesine yönelik son hamlesinin bölgede istikrarsızlık yayma projelerinden biri olduğu düşünüldüğünde, ABD'nin de bu konuda önemli roller oynayabileceğini açıkladı.

Fidan şunları söyledi: “Bunu çok net bir şekilde görüyoruz ve Suriye bizim komşumuz olduğu için orada yaşanan her şey bizi doğrudan ilgilendiriyor. Tüm tarafları tatmin edecek ve istikrarı sağlayacak bir müzakere ve anlaşma için ortak bir zemin bulmayı umuyoruz.”

İki günlük müzakerelerin ardından Suriye ve İsrail, istihbarat paylaşımının koordinasyonunu kolaylaştırmak, askeri gerilimi azaltmak ve diplomatik ilişkileri ve ticari fırsatları teşvik etmek için Amerikan gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması kurmaya karar verdi.

SDG'ye uyarı

Aynı zamanda, Türkiye Savunma Bakanı Yaşar Güler, ülkesinin hiçbir terör örgütünün, özellikle de SDG'nin en büyük bileşenlerini oluşturan Kürdistan İşçi Partisi (PKK), Demokratik Birlik Partisi (PYD) ve Kürt Halkı Koruma Birlikleri (YPG)'nin bölgede kök salmasına veya varlık göstermesine izin vermeyeceğini vurguladı.

Ankara'da dün gece düzenlenen bir etkinlikte Güler, Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ve tüm bağlı grupların Suriye dahil tüm bölgelerde terörist faaliyetlerini derhal durdurmaları ve koşulsuz olarak silahlarını teslim etmeleri gerektiğini söyledi.

Güler'in açıklamaları, SDG'nin 10 Mart 2025'te Şam ile imzalanan Suriye ordusuna entegre olma anlaşmasının uygulanmasında hiçbir ilerleme kaydedilmediği ve bunun sonucunda Halep'te SDG ile Suriye ordusu arasında gerginlik yaşandığı duyurulduktan sonra geldi.

Güler şunları söyledi: “Bu sürecin başarılı olmasını içtenlikle istiyoruz, ancak bunun gerçekleşmesi için PKK ve tüm bağlı grupların koşulsuz olarak dağılması ve silahlarını bırakması gerekiyor.”

Halep'te gerilim artıyor

Aynı bağlamda, Suriye Ordusu Harekat Komutanlığı bugün, Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinin askeri bölge olduğunu duyurdu ve sivillere bu bölgelerdeki SDG mevzilerinden uzak durmaları çağrısında bulundu.

Operasyon Komutanlığı yaptığı açıklamada, SDG'nin Halep mahallelerine yönelik önemli bir tırmanışa geçmesi ve sivillere karşı bir dizi katliam gerçekleştirmesi üzerine, iki mahalledeki tüm SDG askeri mevzilerinin ordu için meşru askeri hedefler haline geldiğini belirtti.

Suriye televizyonuna göre açıklamada, bölgeyi terk etmek isteyenler için el-Awadi geçişi ve el-Zuhur Caddesi geçişi olmak üzere iki güvenli insani geçişin bugün saat 15:00'e kadar açık tutulacağı belirtildi.

SDG'nin Halep şehrindeki mahallelere yoğun bombardıman düzenlemesi ve bunun sonucunda sivillerin hayatını kaybetmesi üzerine, gece boyunca süren çatışmaların ardından sabah saatlerinde iki mahallenin çevresinde çatışmalar yeniden başladı.

Şarku’l Avsat’ın Suriye haber ajansı SANA’dan aktardığına göre Suriye ordusu, SDG'nin şehirdeki Suryan mahallesine yaptığı bombardımana, Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerindeki ateş kaynaklarını hedef alarak yanıt verdi. Çatışmaların Castello ve el Şihan bölgesinde çıktığını, sivillerin ise iki mahalle ve çevresindeki bölgeleri terk etmeye devam ettiğini kaydetti. Bu arada, sivil savunma ekipleri, SDG'nin aralıklı bombardımanına maruz kalan mahallelerde mahsur kalanların tahliyesini sağlamaya devam ediyor.