Seçimler dünya basınında nasıl yankılandı?

Dünya basını, ilk turda olduğu gibi ikinci turu da yakından takip etti

Erdoğan'ı desteklyenler, cumhurbaşkanının sandıktan zaferle çıkmasını kutladı (AP)
Erdoğan'ı desteklyenler, cumhurbaşkanının sandıktan zaferle çıkmasını kutladı (AP)
TT

Seçimler dünya basınında nasıl yankılandı?

Erdoğan'ı desteklyenler, cumhurbaşkanının sandıktan zaferle çıkmasını kutladı (AP)
Erdoğan'ı desteklyenler, cumhurbaşkanının sandıktan zaferle çıkmasını kutladı (AP)

İlk turda hiçbir adayın gerekli oy oranına ulaşamamasıyla ikinci tura kalan seçimlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yüzde 52,16 oranında oyla sandıktan galip çıktı. Millet İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ise yüzde 48,87 oyla mağlup oldu.

Dünya basını, 14 Mayıs'taki ilk turda olduğu gibi dün yapılan ikinci turu da yakından takip etti. 

Analizlerde, Erdoğan'ın ilk kez girdiği bir seçimi ilk turda kazanamadığına işaret edilirken, cumhurbaşkanının izlediği politikalarla seçmenleri yanına çekmeyi başardığı fakat sonuçların ülkedeki derin kutuplaşmayı da gözler önüne serdiği değerlendirmesi yapıldı.  

Guardian: Erdoğan'ın popülist siyaseti onaylandı

Birleşik Krallık'ın (BK) önde gelen gazetelerinden Guardian, Erdoğan'ın 20 yıllık iktidarını 5 yıl daha uzattığını yazdı.

Haberde Erdoğan'ın, iktidarına meydan okuyan muhalefet bloğuna karşı kazandığı galibiyetin, "yürüttüğü popülist siyaset tarzının onaylandığını gösterdiği" belirtildi.

Guardian'ın İstanbul muhabiri Ruth Michaelson ve Deniz Barış Narlı'nın kaleme aldığı analizde, Erdoğan hakkında şu değerlendirmeler yapıldı:

Türk lider 20 yılını ülkeyi kendi imajına göre yeniden şekillendirerek, gücü makamında toplayarak, muhalifleri tutuklayarak ve giderek alışılmışın dışında ekonomi politikaları uygulayarak geçirdi. Buna rağmen ülkenin mali sıkıntılarından en çok etkilenen bölgelerin yanı sıra Türkiye'nin güneydoğusunda 50 binden fazla kişinin öldüğü depremlerde yerle bir olan bölgelerin çoğundan da destek kazandı.

BBC: Erdoğan, seçmenleri anket şirketlerinden ve analistlerden daha iyi okudu 

BK'nin kamu yayımcısı BBC'deki haberdeyse "Erdoğan, seçmenleri anket şirketlerinden ve analistlerden daha iyi okudu" yorumu yapıldı.

Orla Guerin'in analizinde, yeni dönemine başlarken Erdoğan'ın seçimleri ancak ikinci turda kazanabildiği gerçeğine de kafa yoracağı yazıldı. 

Guerin, Erdoğan'ın kendisini "çağın boyun eğmeyen sultanı" olarak lanse ettiğine ve bunun seçmenlerde bir karşılık bulduğuna dikkat çekerek, "Artık daha da güçlendi, muhalefetse ağır darbe aldı" diye yazdı.

Analizde, Kremlin'in seçim sonuçlarından memnun olduğuna ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Recep Tayyip Erdoğan'ı ilk tebrik eden liderler arasında yer aldığına işaret edildi. 

Telegraph: Avrupa rahat nefes aldı

BK'nin tanınmış gazetelerinden Telegraph, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin Erdoğan'ın seçim zaferinden memnun olduğunu yazdı.

Gazetenin Avrupa editörü James Crisp analizinde, "Kabul etmeyebilirler ama Avrupa'daki liderlerin çoğu Türkiye, AB'den uzak durduğunda daha rahat ediyor" ifadelerini kullandı.

Analizde, Erdoğan'ın savaşta diğer Batı ülkeleri gibi Rusya'ya yaptırım uygulamadığı hatırlatılırken, liderin Kiev ve Moskova arasında tahıl koridoru anlaşmasının imzalanmasını sağlayarak büyük başarı yakaladığı belirtildi.

Crisp, "Seçildiği takdirde Rusya'ya sırtını dönme sözü veren Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın Putin'le kurduğu yakın ilişkiyi hiçbir zaman oluşturamazdı" yorumunu da yaptı. 

Ayrıca analizde, "Kılıçdaroğlu'nun Türkiye'nin uzun süredir askıda olan AB üyelik sürecini yeniden canlandırma planları, Avrupa'da dehşetle karşılanacaktı" değerlendirmesine yer verildi.  

DW: Türkiye ve AB arasındaki gerginlik sürecek

Almanya'nın önde gelen medya kuruluşlarından Deutsche Welle ise seçim zaferiyle Erdoğan'ın "ekonominin yanı sıra iç ve dış politikada da sıra dışı yaklaşımlarını güçlendireceği" yorumu yapıldı. 

DW, ayrıca Erdoğan'ın yeniden seçilmesiyle AB - Türkiye arasındaki gerginliğin süreceğine dikkat çekerek, "Türkiye'nin AB üyeliği yakın zamanda mümkün görünmüyor" değerlendirmesini paylaştı.

CNN: Değişim isteyenler için ezici bir yenilgi değil

ABD'nin önde gelen medya kuruluşlarından CNN'in haberindeyse "Erdoğan'ın Kılıçdaroğlu'na karşı kazandığı zafer, Türkiye'yi derinden kutuplaşmış bir ülke olarak bıraktı" yorumu paylaşıldı.

Haberde, ABD merkezli düşünce kuruluşu Brookings Enstitüsü'nden Aslı Aydıntaşbaş'ın şu değerlendirmelerine de yer verildi: 

Bu değişim isteyenler için ezici bir yenilgi değil. Bir kez daha bölünmüş bir ülkeyle karşı karşıyayız. Her iki kamp da Türkiye için tamamen farklı şeyler istiyor.

WSJ: Erdoğan, iktidarının en zor sınavından başarıyla çıktı

ABD'nin tanınmış gazetelerinden Wall Street Journal (WSJ), "Erdoğan'ın 20 yıllık iktidarının en zor siyasi sınavından tüm olasılıklara rağmen galibiyetle çıktığını" yazdı.

Analizde, yüksek enflasyon ve 6 Şubat depremleri gibi olumsuzluklara rağmen Erdoğan'ın, Rusya - Ukrayna arasındaki müzakereleri başarılı şekilde yürüterek ve Türkiye'nin bölgedeki etkisini artırarak seçimlerde avantajı yakaladığı savunuldu.  

WSJ, ABD'nin eski Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey'nin Erdoğan'la ilgili şu yorumlarını da paylaştı:  

Baskı altındayken çok sakin. Soğukkanlı davranıyor, ne yaptığını biliyor ve kontrolün kendisinde olduğunu karşı tarafa yansıtıyor. Bu da özellikle Türk seçmene cazip geliyor.

NYT: Erdoğan, en az çeyrek yüzyıl iktidarda kalabilir

ABD'nin önde gelen gazetelerinden New York Times (NYT), "Devlet üzerindeki kontrolünü sıkılaştırırken NATO'daki Batılı müttefiklerini kızdıran Erdoğan, en az çeyrek yüzyıl iktidarda kalabilir" diye yazdı.

Analizde, Erdoğan'ın "zaferi kolay kazanmadığı" yorumu yapılırken, cumhurbaşkanı adayını uzun süre açıklamaması nedeniyle muhalefet bloğunun seçimlerden önce zayıfladığı değerlendirmesi paylaşıldı.

NYT, seçim kampanyası döneminde ana muhalefete siyasal iletişim danışmanlığı yapan Gülfem Saydan Sanver'in şu yorumlarını da öne çıkardı: 

Bu seçimi kazanmak kendisine güvenini epey artıracak. Bence bundan sonra kendisini yenilmez olarak görecek. Muhalefete karşı daha da sert olacağını düşünüyorum.

Kommersant: Seçimler Dünya Kupası finali gibi izlendi

Rusya'nın tanınmış gazetelerinden Kommersant, "Birçok ülke, seçimleri Dünya Kupası finalini izler gibi takip etti" diye yazdı. 

Analizde, Rusya merkezli düşünce kuruluşu Yeni Türkiye Araştırmaları Merkezi'nin (YETAM) direktörü Yuriy Mavaşev'in şu yorumları öne çıkarıldı: 

Tüm önemli medya kuruluşları uzun zamandır iktidarın elinde. Muhalefet de seçim için daha karizmatik bir aday ortaya koyabilirdi. Halkın Kılıçdaroğlu'na değil, vaat ettiği parlamenter yönetim biçiminin yeniden tesis edilmesine oy verdiğini anlamak lazım. Yönetim tecrübesi eksikliği de ana muhalefet liderinin dezavantajı oldu.

Russia Today: Erdoğan'ın zaferi, Ankara-Moskova ilişkilerinin devamını sağlayacak

Rus devletinin kontrolündeki Russia Today'in haberinde, "Erdoğan'ın zaferi, Moskova'yla Ankara arasındaki istikrarlı ilişkilerin devamı anlamına geliyor" ifadeleri kullanıldı. 

Türkiye'nin savaşta Rusya'ya yaptırım uygulamayan tek NATO ülkesi olduğuna dikkat çekilerek, Kiev - Moskova arasındaki tahıl anlaşmasında oynadığı arabulucu rolünün Erdoğan'ı güçlendirdiği belirtildi. 

Öte yandan Ankara'nın Kiev yönetimine Bayraktar TB2 drone'ları satmasının Kremlin'le ilişkilerde gerginlik yarattığı da hatırlatıldı.

Analizde, Kılıçdaroğlu için "Mesnetsiz iddialarla Rusya'yı seçimlere karışmakla suçladı ve AB'yle NATO'ya daha yakın bir politikaya geçileceğini vaat etti" ifadeleri kullanıldı.

The National: Erdoğan, kampanyasında dikkatleri ekonomiden uzaklaştırdı

Birleşik Arap Emirlikleri merkezli İngilizce yayımlanan The National gazetesi, sandıktan galip çıkan Erdoğan'ın iktidarını güçlendirdiğini yazdı.

Analizde, Erdoğan'ın "milliyetçi ve muhafazakar söylemlere odaklanarak, seçmenin dikkatini ekonomik sorunlardan uzaklaştırdığı kutuplaştırıcı bir seçim kampanyası yürüttüğü" iddia edildi. 

Kılıçdaroğlu'nun rakibine karşı daha kapsayıcı söylemler kullandığına dikkat çekilirken, ana muhalefet liderinin seçmenleri kendi tarafına çekmekte başarısız olduğu yorumu yapıldı.

Iran Front Page: Son dönemin en sert seçim kampanyaları görüldü

İran'ın İngilizce yayın yapan sitesi Iran Front Page'in haberinde de Erdoğan'ın "Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün 15 yıllık cumhurbaşkanlığı süresini çoktan geride bıraktığına" dikkat çekilerek, sandıktan çıkan sonuçla iktidarını pekiştirdiği ifade edildi.

Analizde, seçimlerin ikinci tura kalmasıyla özellikle muhalefetin giderek milliyetçi bir ton kullandığına da işaret edildi.

Haberde, seçim maratonunun yoğun geçtiği ve "son dönemin en sert seçim kampanyalarının görüldüğü" ifade edildi.

CGTN: Erdoğan, her zamankinden daha güçlü bir muhalefetle karşı karşıyaydı

Çin devletine ait İngilizce yayın yapan haber kanalı Çin Küresel Televizyon Ağı'nın (CGTN) sitesindeki analizde, "Hiçbir seçimi kaybetmeyen ve 2003'ten beri iktidarda olan Erdoğan, bu kez her zamankinden daha güçlü bir muhalefetle karşı karşıyaydı" ifadelerine yer verildi.  

Haberde, seçimlerin ikinci tura kalmasıyla hem Erdoğan'ın hem de rakibi Kılıçdaroğlu'nun milliyetçi oyları kazanmaya çalıştığına dikkat çekildi. 

Independent Türkçe, Guardian, CNN, Telegraph, Wall Street Journal, BBC, New York Times, Deutsche Welle, Kommersant, The National, Iran Front Page, CGTN



Türkiye'de DEAŞ üyesi oldukları şüphesiyle 119 kişi yakalandı

Türk polisi (Arşiv- Reuters)
Türk polisi (Arşiv- Reuters)
TT

Türkiye'de DEAŞ üyesi oldukları şüphesiyle 119 kişi yakalandı

Türk polisi (Arşiv- Reuters)
Türk polisi (Arşiv- Reuters)

İçişleri Bakanlığı tarafından bugün yapılan açıklamaya göre, Türkiye genelinde düzenlenen operasyonlarda terör örgütü DEAŞ ile bağlantılı oldukları şüphesiyle 119 kişi gözaltına alındı.

Bakanlık açıklamasında, operasyonların İstanbul, Ankara ve Adana dahil olmak üzere 30 ilde eş zamanlı olarak gerçekleştirildiği belirtildi. Gözaltına alınan şüphelilerin, örgütle bağlantılı oldukları, sosyal medya üzerinden örgüt propagandası yaptıkları ve "terör örgütüyle ilişkili yapılar ile yardım kuruluşu adı altındaki dernekler" aracılığıyla finansman sağladıkları belirtildi.

Ankara'daki operasyonların ardından süreç hızlandı

Haziran ayı sonunda, Ankara’nın güneyinde polis ile girdiği çatışma sonucu DEAŞ şüphelisi bir kişi etkisiz hale getirilmişti. Söz konusu olay, başkentte düzenlenecek NATO zirvesinden iki hafta önce gerçekleşti. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre bu olayın ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatı ile DEAŞ ve aşırı sol gruplarla bağlantılı oldukları şüphesiyle 209 kişi gözaltına alındı.


Türkiye, AB üyelik çabalarının mutabakat metninde göz ardı edilmesini eleştirdi

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bakanlık heyeti, 30 Haziran 2026 tarihinde Ankara’da Avrupa Birliği (AB) heyetiyle görüşmeler gerçekleştirdi. AB heyetinde Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Genişleme Komiseri Marta Kos ve İçişleri Komiseri Magnus Brunner yer aldı. (Dışişleri Bakanlığı)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bakanlık heyeti, 30 Haziran 2026 tarihinde Ankara’da Avrupa Birliği (AB) heyetiyle görüşmeler gerçekleştirdi. AB heyetinde Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Genişleme Komiseri Marta Kos ve İçişleri Komiseri Magnus Brunner yer aldı. (Dışişleri Bakanlığı)
TT

Türkiye, AB üyelik çabalarının mutabakat metninde göz ardı edilmesini eleştirdi

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bakanlık heyeti, 30 Haziran 2026 tarihinde Ankara’da Avrupa Birliği (AB) heyetiyle görüşmeler gerçekleştirdi. AB heyetinde Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Genişleme Komiseri Marta Kos ve İçişleri Komiseri Magnus Brunner yer aldı. (Dışişleri Bakanlığı)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bakanlık heyeti, 30 Haziran 2026 tarihinde Ankara’da Avrupa Birliği (AB) heyetiyle görüşmeler gerçekleştirdi. AB heyetinde Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Genişleme Komiseri Marta Kos ve İçişleri Komiseri Magnus Brunner yer aldı. (Dışişleri Bakanlığı)

Avrupa Birliği’nin (AB) yayımladığı Ortak Anlayış belgesi, Türkiye’nin AB üyeliğine aday ülke statüsünü görmezden gelmesi nedeniyle Ankara ile Brüksel arasında yeni bir gerilim başlattı.

Türkiye, çarşamba günü yayımlanan belgeyi ‘objektiflik ve adaletten uzak’ olarak nitelendirirken, belgenin AB’nin ortak geleceğe ilişkin stratejik vizyondan yoksun olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, belgede Türkiye’ye ilişkin değerlendirmelerin ‘hakkaniyetli bir yaklaşımdan uzak’ olduğunu söyledi. Keçeli, belgenin Türkiye’nin AB’ye aday ülke statüsünü de göz ardı ettiğini ifade etti.

Önyargılı bir anlayış

Keçeli dün X hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Bahse konu belgenin, Avrupalı Müttefiklerin NATO bünyesinde kayda değer ilave sorumluluklar üstlendikleri yeni dönemin temellerinin atıldığı ve Türkiye’nin vazgeçilmez rolünün teyit edildiği tarihi NATO Ankara Zirvesi akabinde, bu gerçeği gölgelemeye çalışan bir üslupla kaleme alındığı görülmektedir” ifadesini kullandı.

Belgenin Doğu Akdeniz konusunda gerçeğe dayanmayan iddialara yer verdiğini belirten Keçeli, bunun AB’nin olaylara yönelik önyargılı ve çarpık anlayıştan hâlâ kurtulamadığını gösterdiğini kaydetti.

Kıbrıs meselesine de değinen Keçeli paylaşımında şu ifadelere yer verdi: “Kıbrıs meselesi açısından ise çözümün, 2004 yılında Kıbrıs Türk tarafının kabul ettiği BM Kapsamlı Çözüm Planı’nı reddeden ve 2017 yılındaki Kıbrıs Konferansı’nda uzlaşmaz bir tutum benimseyerek sürecin sonuçsuz kalmasına sebebiyet veren Kıbrıs Rum tarafınca engellendiğini bir kez daha hatırlatırız.”

Keçeli, AB’ye tüm tarafların çıkarlarına hizmet edecek daha gerçekçi ve dengeli bir vizyon ile söylem benimsemesi çağrısında bulundu.

Öte yandan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran da Türkiye’nin AB’ye aday ülke statüsünü göz ardı eden yaklaşımın, AB’nin ortak geleceğe ilişkin vizyon eksikliğini bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi. Duran, X hesabından yaptığı açıklamada, belgede yer alan değerlendirmelerin objektiflikten ve stratejik bakış açısından yoksun olduğunu belirtti.

Ankara’daki NATO Zirvesi’nin Türkiye’nin Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenliğindeki vazgeçilmez rolünü açıkça ortaya koyduğu bir dönemde bu gerçeğin görmezden gelinmesinin yapıcı diyaloğun güçlenmesine katkı sağlamayacağını ifade eden Duran, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs konularında tekrarlanan tek taraflı söylemlerin uluslararası hukuku ve tarihi gerçekleri yansıtmadığını dile getirdi. Duran, AB’nin önyargılardan uzak, karşılıklı saygı ve ortak çıkarlara dayanan daha sorumlu bir söylem benimsemesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin yakınlaşma girişimleri

Türkiye, son iki yıldır AB ile katılım müzakerelerinin yeniden başlatılması amacıyla üst düzey temaslar yoluyla diplomatik çabalarını sürdürüyor. Bu temasların son haftalarda yoğunlaştığı belirtiliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında, Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’i kabul etti. (Cumhurbaşkanlığı)Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında, Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’i kabul etti. (Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ile bir araya gelerek Türkiye-AB ilişkilerini ele aldı.

Türkiye, haziran ayının sonunda da AB’den üst düzey bir heyeti ağırladı. Heyette AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Genişlemeden Sorumlu Komiser Marta Kos ve İçişlerinden Sorumlu Komiser Magnus Brunner yer aldı. Ziyaret, nadir gerçekleşen üst düzey temaslardan biri olarak değerlendirildi.

Ziyaret, Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye Raportörü İspanyol parlamenter Nacho Sanchez Amor tarafından hazırlanan raporu onaylamasının ardından gerçekleşti. Ankara’nın sert tepkisine yol açan raporda, “hukukun üstünlüğünün ciddi ve sürekli şekilde aşındığı, muhalefet üzerindeki baskıların arttığı mevcut koşullarda AB ile müzakerelerin yeniden başlatılamayacağı” ifade edildi. Raporda ayrıca Türkiye’nin, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) gibi AB üyesi ülkelerle yaşadığı krizlere de dikkat çekildi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’daki Dışişleri Bakanlığı merkezinde Avrupa Birliği (AB) heyetini kabul etti, 30 Haziran 2026 (Dışişleri Bakanlığı)Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’daki Dışişleri Bakanlığı merkezinde Avrupa Birliği (AB) heyetini kabul etti, 30 Haziran 2026 (Dışişleri Bakanlığı)

Heyet, GKRY’nin AB dönem başkanlığının son gününe denk gelen ziyarette Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve bakanlık yetkilileriyle görüşmeler gerçekleştirdi. Heyet ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kabul edildi. Taraflar, yayımladıkları ortak açıklamada, bölgesel ve ekonomik istikrarın sağlanması açısından Türkiye-Avrupa ilişkilerinin stratejik önemine vurgu yaptı. Jeopolitik zorluklarla mücadelede ortak hareket edilmesi gerektiğini belirten taraflar, bölgesel bağlantı gündemi kapsamında ticaret, enerji, ulaştırma ve dijitalleşme alanlarında iş birliğinin önemine dikkat çekti.

Avrupa’nın görmezden gelmesi

Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, AB üyeliğinin Türkiye için hâlâ ‘stratejik bir hedef’ olduğu belirtilerek, Ankara’nın bu temel üzerinde AB ile ilişkileri geliştirmeye hazır olduğu ifade edildi. Açıklamada, “AB’nin Türkiye ile ilişkilerini ayrımcılık yapmadan, objektif kriterler ve liyakat temelinde güçlendirmesini bekliyoruz” denildi.

Brüksel’deki Avrupa Birliği (AB) Genel Merkezi (Reuters)Brüksel’deki Avrupa Birliği (AB) Genel Merkezi (Reuters)

Görüşmelerde, 2018’den bu yana askıya alınan Türkiye’nin AB’ye katılım müzakerelerinin yeniden başlatılması konusunun ağırlıklı olarak ele alınmadığı görüldü. Avrupa Komisyonu’nun kısa süre önce Brüksel’deki merkezinde düzenlenen Genel Kurul toplantısında da AB, Türkiye’de hukukun üstünlüğü ve demokrasi konularına vurgu yaptı.

Avrupa heyetinin ziyaretinin ardından yayımlanan ortak açıklamada genişleme konusuna da değinilerek, müzakerelerin yeniden başlatılması için Türkiye’de “hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi, temel hak ve özgürlüklerin korunması ile yüksek demokratik standartların güvence altına alınması gerektiği” ifade edildi.


Malatya’da 5 büyüklüğünde deprem meydana geldi

2023 yılında Türkiye'nin güneydoğusunu vuran yıkıcı depremden (Arşiv- Reuters)
2023 yılında Türkiye'nin güneydoğusunu vuran yıkıcı depremden (Arşiv- Reuters)
TT

Malatya’da 5 büyüklüğünde deprem meydana geldi

2023 yılında Türkiye'nin güneydoğusunu vuran yıkıcı depremden (Arşiv- Reuters)
2023 yılında Türkiye'nin güneydoğusunu vuran yıkıcı depremden (Arşiv- Reuters)

Türkiye Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), bugün sabah saatlerinde merkez üssü Malatya'nın Battalgazi ilçesi olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki birçok ilde hissedilen 5 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğini açıkladı. Depremde herhangi bir can veya mal kaybının yaşanmadığı bildirildi.

AFAD tarafından yapılan açıklamada, saat 06.20'de merkez üssü Malatya'nın Battalgazi ilçesi olan 5 büyüklüğündeki depremin; Malatya, Elazığ, Adıyaman, Tunceli ve Şanlıurfa illerinde de hissedildiği belirtildi. Açıklamada, "Deprem sonrası herhangi bir olumsuz durum bildirilmemiştir. Ekiplerimiz sahada çalışmalarını sürdürmektedir" ifadelerine yer verildi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ise konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Herhangi bir olumsuzlukla karşılaşmadık, ancak bütün ihbarları titizlikle değerlendirmeye devam ediyoruz" dedi.

2023 yılında Güneydoğu Türkiye'yi vuran yıkıcı depremlerde 53 binden fazla kişi hayatını kaybetmiş ve bölgedeki birçok şehirde büyük hasar oluşmuştu.