Seçimler dünya basınında nasıl yankılandı?

Dünya basını, ilk turda olduğu gibi ikinci turu da yakından takip etti

Erdoğan'ı desteklyenler, cumhurbaşkanının sandıktan zaferle çıkmasını kutladı (AP)
Erdoğan'ı desteklyenler, cumhurbaşkanının sandıktan zaferle çıkmasını kutladı (AP)
TT

Seçimler dünya basınında nasıl yankılandı?

Erdoğan'ı desteklyenler, cumhurbaşkanının sandıktan zaferle çıkmasını kutladı (AP)
Erdoğan'ı desteklyenler, cumhurbaşkanının sandıktan zaferle çıkmasını kutladı (AP)

İlk turda hiçbir adayın gerekli oy oranına ulaşamamasıyla ikinci tura kalan seçimlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yüzde 52,16 oranında oyla sandıktan galip çıktı. Millet İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ise yüzde 48,87 oyla mağlup oldu.

Dünya basını, 14 Mayıs'taki ilk turda olduğu gibi dün yapılan ikinci turu da yakından takip etti. 

Analizlerde, Erdoğan'ın ilk kez girdiği bir seçimi ilk turda kazanamadığına işaret edilirken, cumhurbaşkanının izlediği politikalarla seçmenleri yanına çekmeyi başardığı fakat sonuçların ülkedeki derin kutuplaşmayı da gözler önüne serdiği değerlendirmesi yapıldı.  

Guardian: Erdoğan'ın popülist siyaseti onaylandı

Birleşik Krallık'ın (BK) önde gelen gazetelerinden Guardian, Erdoğan'ın 20 yıllık iktidarını 5 yıl daha uzattığını yazdı.

Haberde Erdoğan'ın, iktidarına meydan okuyan muhalefet bloğuna karşı kazandığı galibiyetin, "yürüttüğü popülist siyaset tarzının onaylandığını gösterdiği" belirtildi.

Guardian'ın İstanbul muhabiri Ruth Michaelson ve Deniz Barış Narlı'nın kaleme aldığı analizde, Erdoğan hakkında şu değerlendirmeler yapıldı:

Türk lider 20 yılını ülkeyi kendi imajına göre yeniden şekillendirerek, gücü makamında toplayarak, muhalifleri tutuklayarak ve giderek alışılmışın dışında ekonomi politikaları uygulayarak geçirdi. Buna rağmen ülkenin mali sıkıntılarından en çok etkilenen bölgelerin yanı sıra Türkiye'nin güneydoğusunda 50 binden fazla kişinin öldüğü depremlerde yerle bir olan bölgelerin çoğundan da destek kazandı.

BBC: Erdoğan, seçmenleri anket şirketlerinden ve analistlerden daha iyi okudu 

BK'nin kamu yayımcısı BBC'deki haberdeyse "Erdoğan, seçmenleri anket şirketlerinden ve analistlerden daha iyi okudu" yorumu yapıldı.

Orla Guerin'in analizinde, yeni dönemine başlarken Erdoğan'ın seçimleri ancak ikinci turda kazanabildiği gerçeğine de kafa yoracağı yazıldı. 

Guerin, Erdoğan'ın kendisini "çağın boyun eğmeyen sultanı" olarak lanse ettiğine ve bunun seçmenlerde bir karşılık bulduğuna dikkat çekerek, "Artık daha da güçlendi, muhalefetse ağır darbe aldı" diye yazdı.

Analizde, Kremlin'in seçim sonuçlarından memnun olduğuna ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Recep Tayyip Erdoğan'ı ilk tebrik eden liderler arasında yer aldığına işaret edildi. 

Telegraph: Avrupa rahat nefes aldı

BK'nin tanınmış gazetelerinden Telegraph, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin Erdoğan'ın seçim zaferinden memnun olduğunu yazdı.

Gazetenin Avrupa editörü James Crisp analizinde, "Kabul etmeyebilirler ama Avrupa'daki liderlerin çoğu Türkiye, AB'den uzak durduğunda daha rahat ediyor" ifadelerini kullandı.

Analizde, Erdoğan'ın savaşta diğer Batı ülkeleri gibi Rusya'ya yaptırım uygulamadığı hatırlatılırken, liderin Kiev ve Moskova arasında tahıl koridoru anlaşmasının imzalanmasını sağlayarak büyük başarı yakaladığı belirtildi.

Crisp, "Seçildiği takdirde Rusya'ya sırtını dönme sözü veren Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın Putin'le kurduğu yakın ilişkiyi hiçbir zaman oluşturamazdı" yorumunu da yaptı. 

Ayrıca analizde, "Kılıçdaroğlu'nun Türkiye'nin uzun süredir askıda olan AB üyelik sürecini yeniden canlandırma planları, Avrupa'da dehşetle karşılanacaktı" değerlendirmesine yer verildi.  

DW: Türkiye ve AB arasındaki gerginlik sürecek

Almanya'nın önde gelen medya kuruluşlarından Deutsche Welle ise seçim zaferiyle Erdoğan'ın "ekonominin yanı sıra iç ve dış politikada da sıra dışı yaklaşımlarını güçlendireceği" yorumu yapıldı. 

DW, ayrıca Erdoğan'ın yeniden seçilmesiyle AB - Türkiye arasındaki gerginliğin süreceğine dikkat çekerek, "Türkiye'nin AB üyeliği yakın zamanda mümkün görünmüyor" değerlendirmesini paylaştı.

CNN: Değişim isteyenler için ezici bir yenilgi değil

ABD'nin önde gelen medya kuruluşlarından CNN'in haberindeyse "Erdoğan'ın Kılıçdaroğlu'na karşı kazandığı zafer, Türkiye'yi derinden kutuplaşmış bir ülke olarak bıraktı" yorumu paylaşıldı.

Haberde, ABD merkezli düşünce kuruluşu Brookings Enstitüsü'nden Aslı Aydıntaşbaş'ın şu değerlendirmelerine de yer verildi: 

Bu değişim isteyenler için ezici bir yenilgi değil. Bir kez daha bölünmüş bir ülkeyle karşı karşıyayız. Her iki kamp da Türkiye için tamamen farklı şeyler istiyor.

WSJ: Erdoğan, iktidarının en zor sınavından başarıyla çıktı

ABD'nin tanınmış gazetelerinden Wall Street Journal (WSJ), "Erdoğan'ın 20 yıllık iktidarının en zor siyasi sınavından tüm olasılıklara rağmen galibiyetle çıktığını" yazdı.

Analizde, yüksek enflasyon ve 6 Şubat depremleri gibi olumsuzluklara rağmen Erdoğan'ın, Rusya - Ukrayna arasındaki müzakereleri başarılı şekilde yürüterek ve Türkiye'nin bölgedeki etkisini artırarak seçimlerde avantajı yakaladığı savunuldu.  

WSJ, ABD'nin eski Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey'nin Erdoğan'la ilgili şu yorumlarını da paylaştı:  

Baskı altındayken çok sakin. Soğukkanlı davranıyor, ne yaptığını biliyor ve kontrolün kendisinde olduğunu karşı tarafa yansıtıyor. Bu da özellikle Türk seçmene cazip geliyor.

NYT: Erdoğan, en az çeyrek yüzyıl iktidarda kalabilir

ABD'nin önde gelen gazetelerinden New York Times (NYT), "Devlet üzerindeki kontrolünü sıkılaştırırken NATO'daki Batılı müttefiklerini kızdıran Erdoğan, en az çeyrek yüzyıl iktidarda kalabilir" diye yazdı.

Analizde, Erdoğan'ın "zaferi kolay kazanmadığı" yorumu yapılırken, cumhurbaşkanı adayını uzun süre açıklamaması nedeniyle muhalefet bloğunun seçimlerden önce zayıfladığı değerlendirmesi paylaşıldı.

NYT, seçim kampanyası döneminde ana muhalefete siyasal iletişim danışmanlığı yapan Gülfem Saydan Sanver'in şu yorumlarını da öne çıkardı: 

Bu seçimi kazanmak kendisine güvenini epey artıracak. Bence bundan sonra kendisini yenilmez olarak görecek. Muhalefete karşı daha da sert olacağını düşünüyorum.

Kommersant: Seçimler Dünya Kupası finali gibi izlendi

Rusya'nın tanınmış gazetelerinden Kommersant, "Birçok ülke, seçimleri Dünya Kupası finalini izler gibi takip etti" diye yazdı. 

Analizde, Rusya merkezli düşünce kuruluşu Yeni Türkiye Araştırmaları Merkezi'nin (YETAM) direktörü Yuriy Mavaşev'in şu yorumları öne çıkarıldı: 

Tüm önemli medya kuruluşları uzun zamandır iktidarın elinde. Muhalefet de seçim için daha karizmatik bir aday ortaya koyabilirdi. Halkın Kılıçdaroğlu'na değil, vaat ettiği parlamenter yönetim biçiminin yeniden tesis edilmesine oy verdiğini anlamak lazım. Yönetim tecrübesi eksikliği de ana muhalefet liderinin dezavantajı oldu.

Russia Today: Erdoğan'ın zaferi, Ankara-Moskova ilişkilerinin devamını sağlayacak

Rus devletinin kontrolündeki Russia Today'in haberinde, "Erdoğan'ın zaferi, Moskova'yla Ankara arasındaki istikrarlı ilişkilerin devamı anlamına geliyor" ifadeleri kullanıldı. 

Türkiye'nin savaşta Rusya'ya yaptırım uygulamayan tek NATO ülkesi olduğuna dikkat çekilerek, Kiev - Moskova arasındaki tahıl anlaşmasında oynadığı arabulucu rolünün Erdoğan'ı güçlendirdiği belirtildi. 

Öte yandan Ankara'nın Kiev yönetimine Bayraktar TB2 drone'ları satmasının Kremlin'le ilişkilerde gerginlik yarattığı da hatırlatıldı.

Analizde, Kılıçdaroğlu için "Mesnetsiz iddialarla Rusya'yı seçimlere karışmakla suçladı ve AB'yle NATO'ya daha yakın bir politikaya geçileceğini vaat etti" ifadeleri kullanıldı.

The National: Erdoğan, kampanyasında dikkatleri ekonomiden uzaklaştırdı

Birleşik Arap Emirlikleri merkezli İngilizce yayımlanan The National gazetesi, sandıktan galip çıkan Erdoğan'ın iktidarını güçlendirdiğini yazdı.

Analizde, Erdoğan'ın "milliyetçi ve muhafazakar söylemlere odaklanarak, seçmenin dikkatini ekonomik sorunlardan uzaklaştırdığı kutuplaştırıcı bir seçim kampanyası yürüttüğü" iddia edildi. 

Kılıçdaroğlu'nun rakibine karşı daha kapsayıcı söylemler kullandığına dikkat çekilirken, ana muhalefet liderinin seçmenleri kendi tarafına çekmekte başarısız olduğu yorumu yapıldı.

Iran Front Page: Son dönemin en sert seçim kampanyaları görüldü

İran'ın İngilizce yayın yapan sitesi Iran Front Page'in haberinde de Erdoğan'ın "Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün 15 yıllık cumhurbaşkanlığı süresini çoktan geride bıraktığına" dikkat çekilerek, sandıktan çıkan sonuçla iktidarını pekiştirdiği ifade edildi.

Analizde, seçimlerin ikinci tura kalmasıyla özellikle muhalefetin giderek milliyetçi bir ton kullandığına da işaret edildi.

Haberde, seçim maratonunun yoğun geçtiği ve "son dönemin en sert seçim kampanyalarının görüldüğü" ifade edildi.

CGTN: Erdoğan, her zamankinden daha güçlü bir muhalefetle karşı karşıyaydı

Çin devletine ait İngilizce yayın yapan haber kanalı Çin Küresel Televizyon Ağı'nın (CGTN) sitesindeki analizde, "Hiçbir seçimi kaybetmeyen ve 2003'ten beri iktidarda olan Erdoğan, bu kez her zamankinden daha güçlü bir muhalefetle karşı karşıyaydı" ifadelerine yer verildi.  

Haberde, seçimlerin ikinci tura kalmasıyla hem Erdoğan'ın hem de rakibi Kılıçdaroğlu'nun milliyetçi oyları kazanmaya çalıştığına dikkat çekildi. 

Independent Türkçe, Guardian, CNN, Telegraph, Wall Street Journal, BBC, New York Times, Deutsche Welle, Kommersant, The National, Iran Front Page, CGTN



Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı  Faysal bin Ferhan: Filistin devletinin kurulması ve işgalin sona erdirilmesi bölgenin güvenlik ve istikrarının iki temel dayanağı

Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı  Faysal bin Ferhan: Filistin devletinin kurulması ve işgalin sona erdirilmesi bölgenin güvenlik ve istikrarının iki temel dayanağı

Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması ve insani yardımların hiçbir engelle karşılaşmadan bölgeye ulaştırılması çağrısında bulundu. Bakan  Ferhan, bağımsız bir Filistin devletinin hayata geçirilmesi ve işgalin sona erdirilmesinin bölgenin güvenliği ve istikrarının iki temel dayanağını oluşturduğunu vurguladı. Bakan ayrıca Suudi Arabistan’ın ortak tehditlerle mücadele etmek ve bölgesel istikrarı desteklemek amacıyla Suriye ve Türkiye ile koordinasyon ve iş birliğini güçlendirdiğini belirtti.

Suudi Bakan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. döneminin üst düzey haftası kapsamında salı günü düzenlenen ve Fransa, İngiltere ve Kanada ile birlikte eş başkanlığını yaptığı “İleriye Giden Yol: New York Bildirisi’nin Birinci Yılı ve Kapsamlı Barış Planı” başlıklı üst düzey toplantıya katıldı.

Prens Faysal bin Ferhan, toplantıda Fransa, İngiltere, Kanada ve giderek artan sayıdaki ülkenin Filistin devletini tanıma yönünde attığı adımları ve yasa dışı yerleşim faaliyetleri konusunda hesap verebilirliği güçlendirmeye yönelik girişimlerini memnuniyetle karşıladı. Henüz Filistin devletini tanımayan ülkelere de bu yönde adım atmaları çağrısında bulundu.

Bakan Ferhan, yerleşimlerin genişletilmesi, yerleşimci şiddeti ve ilhak politikalarıyla mücadele edilmesi gerektiğini vurgularken Kudüs’teki tarihî ve hukuki statükonun korunması çağrısı yaptı. Bakan ayrıca tüm tarafların şiddeti, nefreti ve kışkırtmayı reddetmesi ve barış ile uzlaşmayı destekleyecek bir ortamın oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Gazze konusunda ise Dışişleri Bakanı, barış planının eksiksiz ve derhal uygulanmasının yanı sıra insani yardımların herhangi bir engelle karşılaşmadan ulaştırılmasının önemini vurguladı. Bunun, Gazze Şeridi ile Batı Şeria’nın Filistin Ulusal Yönetimi çatısı altında birleştirilmesi hedefine ulaşılması açısından gerekli olduğunu belirtti.

thy
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, İleriye Giden Yol: New York Bildirisi’nin Birinci Yılı ve Kapsamlı Barış Planı” başlıklı üst düzey toplantıya eş başkanlık ederken (Suudi Dışişleri Bakanlığı)

Bakan Ferhan, güvenliğin bir tarafın diğer taraf pahasına sağlanmasına değil, karşılıklı çıkarlar ve birbirine bağlı güvenlik anlayışına dayanması gerektiğini söyledi. Suudi Arabistan’ın kapsamlı, adil ve kalıcı bir barışın sağlanması amacıyla ortaklarıyla çalışmayı sürdüreceğini belirten Bakan Ferhan, bu çabaların Arap Barış Girişimi, ilgili Birleşmiş Milletler kararları ve New York Bildirisi doğrultusunda yürütüldüğünü kaydetti.

Bakan, bu yaklaşımın çatışmayı sona erdirmeyi, herkesin haklarını ve güvenliğini güvence altına almayı ve bölgenin istikrar, iş birliği ve refah için yeni ufuklara açılmasını sağlamayı amaçladığını ifade etti.

Suudi Arabistan, Türkiye ve Suriye arasında koordinasyon

Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, başka bir diplomatik girişim kapsamında New York’ta Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Esad Hasan Şeybani ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir araya geldi.

Görüşmede üç ülke arasındaki ortak iş birliği alanları ele alınırken ortak çıkarlara hizmet edecek ve halkların büyüme ile refahına katkı sağlayacak ekonomik ve ticari iş birliğinin geliştirilmesi için mevcut fırsatlar değerlendirildi.

yu
Suudi Dışişleri Bakanı, New York’ta Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Esad Hasan Şeybani ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile birlikte (Suudi Dışişleri Bakanlığı)

Toplantıda ayrıca ortak tehditlerle mücadele kapasitesinin güçlendirilmesi ve koordinasyon ile iş birliğinin daha üst seviyeye taşınmasının yolları ele alındı. Taraflar, istişare ve koordinasyonun sürdürülmesinin ve bölgede güvenlik ile istikrarın sağlanmasına yönelik çabaların devam ettirilmesinin önemini vurguladı.


FATF: Türkiye kara para aklamayla mücadelede belirgin ilerleme kaydetti

Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) önceki toplantılarından biri
Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) önceki toplantılarından biri
TT

FATF: Türkiye kara para aklamayla mücadelede belirgin ilerleme kaydetti

Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) önceki toplantılarından biri
Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) önceki toplantılarından biri

Türkiye, kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadelede önemli ilerleme kaydetti. Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) son değerlendirmesine göre kamu kurumları arasındaki koordinasyon, mali istihbaratın kullanımı ve uluslararası işbirliğinde gelişme sağlanırken kara para aklamaya ilişkin soruşturma, kovuşturma ve mahkumiyetlerin sayısı da önemli ölçüde arttı.

FATF, çarşamba günü yayımladığı değerlendirmede Türkiye'nin sınır ötesi suç gelirlerinin izini sürme ve yurt dışında bulunan yasa dışı varlıkların geri alınması konusunda daha fazla çaba göstermesi gerektiğini belirtti. Kuruluş ayrıca karmaşık ve yüksek riskli davalardaki bazı eksikliklerin giderilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Değerlendirme, FATF'ın Türkiye'ye yönelik 2019 yılında gerçekleştirdiği kapsamlı incelemenin ardından geldi. Buna göre Ankara, o tarihten bu yana özellikle kamu kurumları arasındaki koordinasyon, mali bilgilerin kullanımı ve yabancı makamlarla işbirliği alanlarında mali suçlarla mücadele kapasitesini güçlendirdi.

Türkiye'nin teknik uyum düzeyindeki iyileşmenin göstergelerinden biri de FATF'ın 40 tavsiyesi kapsamında hiçbir başlıkta "uyumsuz" olarak sınıflandırılmaması oldu. Türkiye yalnızca iki tavsiyede "kısmen uyumlu" olarak değerlendirildi.

Türkiye'nin ekonomik konumundan kaynaklanan riskler

Türkiye'nin kaydettiği ilerlemeye rağmen FATF, ülkenin bölgesel bir finans, ticaret ve lojistik merkezi olması, nakit işlemlerin yaygınlığı ve kayıt dışı ekonominin büyüklüğü nedeniyle kara para aklama risklerine açık olmaya devam ettiğini belirtti.

Başlıca riskler arasında dolandırıcılık, yasa dışı bahis ve kumar ile uyuşturucu kaçakçılığı ve diğer kaçakçılık faaliyetleri yer alıyor.

FATF, Türkiye'nin karmaşık kara para aklama soruşturmaları yürütme kapasitesini geliştirdiğine dikkat çekti. Soruşturma, kovuşturma ve mahkumiyetlerin sayısının da önceki değerlendirmeye kıyasla önemli ölçüde arttığı belirtildi.

Yurt dışındaki varlıkların takibinde zorluklar

Yetkililerin performansındaki iyileşmeye rağmen FATF, yurt dışında bulunan suç gelirlerinin geri alınmasını daha fazla çalışma gerektiren alanlardan biri olarak belirledi. Kuruluş ayrıca sınır ötesi hareket eden yasa dışı gelirlerin izinin sürülmesi kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Değerlendirmede, Türkiye'nin Mali Suçları Araştırma Kurulu'nun (MASAK) mali bilgilerin toplanması, analiz edilmesi ve ilgili kurumlarla paylaşılmasında merkezi bir rol üstlendiği belirtildi. MASAK'ın 300'den fazla veri tabanına doğrudan erişim imkanına sahip olduğu kaydedildi.

FATF ayrıca MASAK ile kolluk kuvvetleri ve diğer kamu kurumları arasındaki işbirliğine övgüde bulundu. Türkiye'nin sınır ötesi soruşturmalarda resmi ve gayriresmi işbirliği kanallarından yararlandığına dikkat çekildi.

Üç yıllık yol haritası

FATF, Türkiye'ye yüksek riskli suçlardan kaynaklanan kara para aklamaya ilişkin soruşturma ve kovuşturmalara daha fazla öncelik vermesi çağrısında bulundu. Bu suçlar arasında uyuşturucu ticareti, kaçakçılık ve yasa dışı bahis faaliyetleri yer alıyor.

Kuruluş ayrıca yurt dışında bulunan suç varlıklarının daha etkin şekilde tespit edilmesi, izlenmesi ve geri alınması yönündeki kapasitenin geliştirilmesini tavsiye etti. Terörizmin finansmanı riskleriyle mücadele kapasitesinin de ülkenin güncellenmiş risk profiliyle uyumlu şekilde güçlendirilmesi istendi.

FATF, etkinlik ve teknik uyum değerlendirmelerinin sonuçlarına dayanarak Türkiye'yi "artırılmış izleme" sürecine dahil etti. Buna göre Ankara'nın önümüzdeki üç yıl içinde tavsiyelerin uygulanmasında kaydettiği ilerlemeye ilişkin FATF'a rapor sunması gerekiyor.


Mansur Yavaş CHP'den istifa etti: Bağımsız olarak devam edecek

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP
TT

Mansur Yavaş CHP'den istifa etti: Bağımsız olarak devam edecek

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP üyeliğinden ayrıldığını duyurdu. Görevini bağımsız sürdüreceğini belirten Yavaş, muhalefetteki ayrışmaların demokratik siyasete zarar verebileceği uyarısında bulundu.

Yavaş, 23 Eylül'de X hesabından yaptığı yazılı açıklama ile kararını duyurdu.

19 Mart sonrası yaşanan tartışmalara ve "mutlak butlan" sürecine işaret ederek bunların CHP'de derin bir ayrışmaya yol açabileceğini söyledi.

Yavaş, bağımsız olarak Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini sürdüreceğini belirtti.

Mansur Yavaş açıklamasında parti değişikliğine de kapıyı kapatan ifadeler kullandı.

"Seçmenin iradesini yok saymayı, onun oyuyla elde edilen makamları seçmenin onay vermediği siyasi adreslere taşımayı doğru bulmadım, bugün de bulmuyorum" dedi.

Yavaş istifa açıklamasında CHP Sözcüsü Müslim Sarı'ya da yanıt verdi.

Sarı, Yavaş'ı, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel ile temas halinde olmakla eleştirmişti.

Kılıçdaroğlu istifayı, "İstifa tek taraflı bir işlemdir. Kendi siyasi tercihi" şeklinde değerlendirdi.

YENİ Parti'den açıklama

YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın CHP'den istifa etmesiyle ilgili açıklama yaptı.

Emir, Meclis'te basın mensuplarının sorusu üzerine verdiği kısa yanıtta şöyle dedi:

"Sayın Mansur Yavaş, sadece bizim değil 86 milyonun bence onur duyduğu, hizmetleriyle, dürüstlüğüyle, halkçı belediyeciliğiyle ön plana çıkan belediye başkanımızdır. Kendi takdirleridir. Ayrıca bir açıklama yapmaya ihtiyaç duyarsa da kendisi yapacaktır."

'Hadsizlik' yanıtı

CHP Sözcüsü Müslim Sarı, 23 Eylül'de Ankara'daki basın toplantısında Yavaş'ı işaret ederek, "Bir belediye başkanımız bir işlem yaparken, kendi genel başkanı dışında başka bir partinin genel başkanına da bilgi verdiğini söyleyemez. Bunu diyemez" dedi.

Sarı, "CHP'nin kurumsal kimliği hepimizin üstündedir, hepimizin önündedir. Hiç kimse CHP'den üstün değildir ve kendisini CHP'den üstün görmemelidir" diye konuştu.

Önümüzdeki günlerde belediye başkanları toplantısı yapacaklarını belirten Sarı, "Ortaya çıkacak tabloya göre ayrıca bir değerlendirme yapacağız" dedi.

Mansur Yavaş yaptığı istifa açıklamasında bu çıkışa yanıt verdi ve "Kendimi hiçbir zaman siyasi partilerin üzerinde görmedim. Böyle bir iddiayı hadsizlik sayarım" dedi.

Muhalefete birlik çağrısı

Aylardır devam eden tartışmaların, özellikle de "mutlak butlan" üzerinden yürütülen sürecin CHP'de derin bir ayrışmaya yol açabileceği uyarısını yineleyen Yavaş, bunun yalnızca partiye değil, Türkiye'de demokratik siyaset umuduna da zarar verebileceğini belirtti.

Yavaş, "Türkiye'de demokratik yollarla bir iktidar değişikliği olacaksa, bunun yolu muhalefetin birbirini tüketmesinden değil; ortak ilkelerde yan yana gelebilmesinden geçmektedir," ifadelerini kullandı.

Kendisini hiçbir zaman siyasi partilerin üzerinde görmediğini, böyle bir iddiayı "hadsizlik" sayacağını belirten Yavaş, buna karşılık siyasi yönetimler arasında sağlanamayan birliğin seçmenler arasında kurulabileceğini savundu.

"Siyasetin tavanında birlik sağlanamadığında, millet isterse tabanda o birliği sağlayabilir. Biz bunu Ankara'da başardık," diyen Yavaş, farklı siyasi görüşlerden insanları ortak bir irade etrafında buluşturduklarını ve kimseyi siyasi kimliği nedeniyle ayırmadıklarını söyledi.

CHP'yi küçük düşürecek veya partiye oy verenleri mahcup edecek bir davranışta bulunmadığını vurgulayan Yavaş, Ankara'da ayrım yapmayan, şeffaf ve hesap verebilir bir belediyecilik anlayışıyla çalıştıklarını belirtti.

Yavaş, üç dönem CHP çatısı altında birlikte seçime girdiği, mücadele ettiği ve desteğini gördüğü kişilere teşekkür borçlu olduğunu ifade ederek, geçmişte birlikte yürüdüğü arkadaşlarını bugünkü siyasi tercihleri nedeniyle yok saymayacağını kaydetti.

'Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur'

Açıklamasında bağımsız devam etme kararının gerekçesine de değinen Yavaş, seçmenlerin sandıkta yalnızca bir kişiye değil, siyasi bir iradeye de oy verdiğini vurguladı.

Yavaş, "Bu nedenle seçmenin iradesini yok saymayı, onun oyuyla elde edilen makamları seçmenin onay vermediği siyasi adreslere taşımayı doğru bulmadım, bugün de bulmuyorum. Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur," dedi.

Seçmenin iradesini kişisel hesaplarla başka bir yere taşımanın "seçmene karşı ağır bir vebal" olduğunu söyleyen Yavaş, belediye başkanlığı görevini bağımsız olarak sürdüreceğini belirtti ve "Bu nedenle bugün bağımsız olarak yoluma devam etme kararımın anlamı da açıktır," ifadelerini kullandı.

Kendisine oy verip vermediğine veya siyasi görüşüne bakmaksızın bütün Ankaralılara hizmet etmeye devam edeceğini ifade eden Yavaş, "Çünkü benim için belediye başkanlığı bir siyasi kariyer basamağı değil, milletin emanetidir," diye yazdı.

9 Eylül'de Erdoğan ile görüşmüştü

Yavaş, 10 Eylül'de sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Erdoğan'la görüşmesinde gündemin Ankara olduğunu vurgulamıştı.

Görüşmenin ardından ortaya atılan "parti değiştirecek" iddialarına da yanıt veren Yavaş, kendisini destekleyen insanları "hayal kırıklığına" uğratacak bir tutum içinde olmayacağını söylemişti.

Yavaş ayrıca hem CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun hem de Yeni Parti lideri Özgür Özel'in öncesinde görüşmeden haberdar olduğunu açıklamıştı.