Erdoğan ve Suriyelilerin tutumlarındaki farklılık

Şam’da hayal kırıklığı, Kamışlı’da endişe ve İdlib’de sevinç…

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Erdoğan ve Suriyelilerin tutumlarındaki farklılık

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

İbrahim Hamidi

Suriyelilerin Türkiye’deki cumhurbaşkanlığı seçimlerine bölgedeki diğer ülkelerden daha fazla ilgi göstermesi, anlaşılır bir durum. Zira Türkiye, Suriye’den yaklaşık bin kilometre uzaklıkta bir komşu ülke. Üstelik topraklarında yaklaşık 4 milyon Suriyeli mülteci barındırıyor ve ordusu Suriye’nin kuzeyinde ve yarısı yerinden edilmiş 4 milyon Suriyelinin bulunduğu yerleşim bölgelerinde varlık gösteriyor.

Bununla birlikte bu Suriyeli ilgi, tek ve birleşik değil. Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimleri, ayrışmayı görünür kılan yeni bir vesile oldu. Suriyeliler, son on yıl içerisinde derinleşen Suriye parçalanmasında olduğu gibi Türkiye “oyları” konusunda da ayrışmış durumdaydı.

Recep Tayyip Erdoğan, 13’üncü cumhurbaşkanı. Erdoğan, sarayın anahtarını yine Erdoğan’a teslim etti. Cumhuriyet devrinin ilk yüz yılından ikinci yüzyılına yumuşak bir geçiş yapıldı. Bu, önümüzdeki beş yılda her kesimden Suriyelinin birlikte yaşamak zorunda olduğu bir gerçekliktir. Bu noktada çok sayıda soru ve beklenti, az sayıda cevap ve rahatlama içeren üç Suriyeli yönelimden bahsedilebilir.

“Suriyeli ilgi, tek ve birleşik değil. Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimleri, bölünmeyi gözler önüne seren yeni bir vesile oldu. Suriyeliler, son on yılda derinleşen Suriye parçalanmasında olduğu gibi Türk “oylarında” da ayrışmış durumdaydı”

Öncelikle Şam’ın tutumunu ele alalım. Bilindiği üzere Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’e (İran’ın da katılımıyla) üçlü bir Suriye-Türkiye-Rusya zirvesi düzenlemesi için çok baskı yaptı. Esed, Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki askerî varlığını çekmediği, çekilme sözü vermediği ya da çekilme için bir takvim belirlemediği sürece bu görüşmeyi kabul etmediğini belirtti. Bununla birlikte Esed’in itirazının asıl sebebi, hasmı Erdoğan’ın bir kez daha cumhurbaşkanı olmasına destek vermek istememesidir. Esed, Şam ile ittifakı ve bağlantısı olan rakip aday Kemal Kılıçdaroğlu üzerine oynuyordu.

Putin ile Hamaney’in baskısı altında Esed, Dışişleri Bakanı Faysal el-Mikdad’ın Türkiyeli mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu ile Moskova’da görüşmesini onayladı. Pratikte Suriye-Türkiye normalleşmesi, bir çekilme veya çekilme taahhüdü olmaksızın/olmadan önce güvenlik düzeyinden siyasi düzeye taşındı. Bu, Esed’in Putin’e bir armağanıdır.

Şimdi Türkiye’nin 13’üncü cumhurbaşkanıyla durum ne olacak? Kuvvetle muhtemel Rusya ve İran, Suriye-Türkiye yakınlaşmasını üst düzeye çıkarmak için baskı yapacaktır. Ama bir farkla: Erdoğan şu an zaman ve sandık baskısı altında değil. Zaten Çavuşoğlu da birkaç gün önce terör tehdidi ortadan kalkana kadar Türk ordusunun Suriye’de kalacağını söylememiş miydi? Yeni bir gerçeklik mevcut: Erdoğan yıllardır sahnede. Esed de öyle. Ve ikisi de Putin’e muhtaç. Mesele, bu iki aktörün yeni gerçeklik karşısında nasıl bir tavır alacağıdır. Şarku’l Avsat’ın Majalla’dan aktardığı analize göre sorunun cevabı kısmen Putin’de. Tabi o da Suriye meselesini düşünmek için Ukrayna savaşından başını kaldırabilirse...   

“Şimdi ne olacak? Kuvvetle muhtemel Rusya ve İran, Suriye-Türkiye yakınlaşmasını üst düzeye çıkarmak için baskı uygulayacaktır. Ama bir farkla: Erdoğan şu an zaman ve sandık baskısı altında değil”

İkinci olarak Kamışlı’daki durumu bakalım. Suriye Kürtlerinin gözü de “Osmanlı Sultanı”nın saraydan çıkmasındaydı. Bu temenninin de ötesinde, Erdoğan’ın gideceğine ve yerine Kürtlerin ve Alevilerin müttefiki olan rakip adayın geleceğine dair bir inançtı.

Şam’da nasıl hayal kırıklığı yaşanıyorsa Kamışlı’da da öyle bir tedirginlik hâkim. Türkiye’nin 13’üncü Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’nin kuzeydoğusunda “terörle mücadele etme” ve PKK’nın Suriye’deki kolu YPG ve onun müttefiki olan ABD güçleriyle savaşma yetkisine sahip olduğunu düşünüyor.

Bu birinci durum. İkincisi de şu: Suriye’de Fırat’ın doğusunda yer alan ABD’ye göre Erdoğan, önümüzdeki yılların bir gerçekliği. Erdoğan; Rusya’yla ilişki, NATO ve Ukrayna savaşı özelinde denklemin bir parçası.

Olası senaryolardan biri, Erdoğan’ın Fırat’ın doğusunda askerî olarak hareket etmekte ve ABD’nin Kürt müttefiklerine baskı yapmakta serbest olmasıdır. Bir diğer senaryo da Rusya’nın, ABD’nin müttefiklerine karşı bir Suriye-Türkiye mutabakatı için baskı yapmasıdır. ABD’nin müttefikleri derken Suriye Demokratik Güçleri’ni kastediyoruz.

“Erdoğan’ın zaferi, muhalifler ve mülteciler tarafından kutlamalarla karşılandı. Birçok anlaşmanın ve jeopolitik hesabın olduğu Arap, bölgesel ve uluslararası denklemler arasında hissettikleri duygular ve yaptıkları hesaplarda haklı olup olmadıklarını günler gösterecek”

Üçüncü olarak halkı, yerinden edilmişleri ve mültecileri açısından İdlib’deki duruma bakalım. Erdoğan’ın zaferinin ilanından sonra Türkiye’deki pek çok Suriyeli mültecinin ilk tepkisi, rahat bir nefes almak oldu. Türkiye’deki muhalefetin söylemi, Türkiye’de bulunan yaklaşık 4 milyon Suriyeli ve Suriye’nin kuzeyindeki benzerleri arasında korku ve endişeye sebep oldu. Onların gözünde Kılıçdaroğlu’nun kazanması demek, geri dönmeleri için mültecilere yönelik baskı ve muhalefetin aleyhine olarak Şam ile iş birliği demekti.

Erdoğan’ın zaferi, muhalifler ve mülteciler tarafından kutlamalarla karşılandı. Birçok anlaşmanın ve jeopolitik hesabın olduğu Arap, bölgesel ve uluslararası denklemler arasında onların hissettikleri duygular ve yaptıkları hesaplarda haklı olup olmadıklarını önümüzdeki günler gösterecek. Bu konuda yapılan planlardan biri, Suriyelilerin “gönüllü ve güvenli bir şekilde” ülkelerine dönmeleri için Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’nin etkin olduğu bölgelere konutlar inşa etmek için yapılacak Türk-Arap iş birliğidir.

“Türkiye; Libya, Irak, Suriye ve başka yerlerde birçok Arap sahnesine müdahil oluyor. Kimilerine göre yayılmayı ve “derinliklere nüfuz etmeyi” durdurma noktası, Suriye’dedir”

Erdoğan’ın zaferinin Suriye’ye yansımaları çok. Şam’ın Arap Birliği’ne dönüşü ve Esed’in Cidde’deki Arap zirvesine katılımıyla yeni bir ivme kazanan ‘Şam ile normalleşme treni’ muhtemelen hız kazanacak. Türkiye; Libya, Irak, Suriye ve başka yerlerde birçok Arap sahnesine müdahale ediyor. Bazıları, yayılmayı ve “derinliklere nüfuz etmeyi” durdurma noktasının Suriye’de ve bu denklemin ortağı olan Şam’da olduğunu düşünüyor. Onlara göre “Suriye devletini” güçlendirmek ve Şam’daki Arap rolünü pekiştirmek de bu direnişe katkı sağlayabilir.

Bu yönelimi pekiştiren şeylerden biri, Erdoğan’ın seçimleri kazanmasının ardından bölgedeki normalleşme politikalarından uzaklaşmasıdır. O zaman Suriye, birçok dönüşüm, sürpriz ve anlaşma için bir laboratuvar olacak.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından majalla dergisinden çevrilmiştir.



Türk-Arap toplantısında Gazze Şeridi ve Filistin topraklarındaki İsrail ihlallerine son verilmesi çağrısında bulunuldu

Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
TT

Türk-Arap toplantısında Gazze Şeridi ve Filistin topraklarındaki İsrail ihlallerine son verilmesi çağrısında bulunuldu

Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)

Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) bakanlar ve yetkililer, Gazze Şeridi’ndeki durumu, İsrail’in ateşkes ihlallerini ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından ortaya konulan barış planının ikinci aşamasının uygulanmasını ele aldı.

Toplantıya, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ev sahipliği yaptı. Görüşme, Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında dün gerçekleştirildi. Toplantıya Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile BAE Devlet Başkanı Diplomasi Danışmanı Enver Karkaş katıldı.

Dışişleri Bakanlığı kaynakları, toplantının öncelikli amacının, bölgedeki gelişmeler ışığında Filistin meselesini uluslararası toplumun gündeminde tutmak olduğunu belirtti. Kaynaklar, özellikle ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile Lübnan’da artan İsrail geriliminin bu çabayı daha da önemli hale getirdiğini ifade etti.

İsrail’e yönelik eleştiriler

Kaynaklar, toplantıya katılanların Gazze Şeridi’nde ateşkesin sürdürülebilirliğine yönelik çabaların devam etmesi gerektiğini vurguladığını, ayrıca Filistinlilerin bölgeyi kendi kendilerine yönetmesi ve yeniden imar çalışmalarının vakit kaybetmeden başlatılmasının önemine dikkat çektiğini aktardı.

dv
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında düzenlenen Gazze konulu toplantıdan, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)

Aynı kaynaklara göre, Gazze Şeridi’nde barış planının ikinci aşamasına geçilmesinin Ortadoğu’daki gerilimi azaltmaya katkı sağlayacağı konusunda mutabakata varıldı. İsrail’in birinci aşamadaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi, ateşkes ihlallerini sürdürmesi ve Gazze Şeridi ile Batı Şeria’daki operasyonlarını devam ettirmesinin barış sürecini sekteye uğrattığı ifade edildi.

Kaynaklar ayrıca, İsrail’in Batı Şeria’da ‘ayrımcı yapıyı’ derinleştiren uygulamaları ile Mescid-i Aksa dahil kutsal mekânların tarihi statüsünü zedeleyen adımlarının da gündeme geldiğini belirtti. Katılımcılar, uluslararası toplumun bu gelişmeler karşısında daha kararlı bir tutum sergilemesi gerektiğini ve İsrail’in ateşkesi zayıflatmaya yönelik girişimleri ile iki devletli çözümü engelleme çabalarına karşı adım atılmasının önemini vurguladı.

vfvbfrgb
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları bölgede büyük yıkıma neden oldu. (Reuters)

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı tarafından geçtiğimiz çarşamba günü yayımlanan verilere göre, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkesten bu yana Gazze Şeridi’nde 757 kişi hayatını kaybetti, 2 bin 111 kişi yaralandı. 7 Ekim 2023’te başlayan savaşın başlangıcından itibaren toplam can kaybı 72 bin 336’ya, yaralı sayısı ise 172 bin 213’e ulaştı.

Genişleme politikasına ilişkin uyarı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail’i güvenlik gerekçesini öne sürerek daha fazla toprak işgal etmeye çalışmakla suçladı.

Fidan dün ADF2026 kapsamında yaptığı konuşmada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun güvenlik konusunu daha fazla toprak ele geçirme amacıyla kullandığını söyledi. İsrail’in Gazze Şeridi, Batı Şeria, Doğu Kudüs ile Lübnan ve Suriye’ye yönelik genişlemeci bir politika izlediğini ifade etti.

Fidan, İsrail’in süregelen işgal politikalarına en kısa sürede son verilmesi gerektiğini vurgulayarak, bölgede kalıcı barışın tek yolunun ülkelerin birbirlerinin toprak bütünlüğüne saygı göstermesi ve sınırlarını tanıması olduğunu belirtti.

scdv s
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF2026) yaptığı konuşmada (Dışişleri Bakanlığı)

Fidan, İsrail’in genişlemeci politikalarının ve toprak edinme girişimlerinin Türkiye açısından bölgesel bir sorun teşkil ettiğini belirtti. Fidan, İsrail’in halihazırda Avrupa ve ABD tarafından güçlü şekilde desteklenmesinin durumu daha da karmaşık hale getirdiğini ifade ederek, Avrupa Birliği’nin (AB) İsrail’in faaliyetlerini sınırlamak için kurumsal düzeyde ortak bir tutum sergilememesini eleştirdi.

Avrupa’nın, özellikle Gazze Şeridi’nde yaşanan ‘soykırımın’ ardından giderek daha fazla farkındalık geliştirdiğini ve İsrail’in politikalarından mesafe koymaya başladığını söyleyen Fidan, bölge ülkelerinin de yeni bir ‘uyanış sürecinin’ eşiğinde olduğunu ve İsrail’i bölgesel bir tehdit olarak gördüğünü dile getirdi.

Fidan ayrıca, İsrail’in barış planının ilk aşamasına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, özellikle insani yardımlar konusunda eksiklikler bulunduğunu vurguladı. Gazze Şeridi’ne daha fazla tıbbi ve insani yardımın girişine izin verilmesi gerektiğini belirten Fidan, Filistin teknik komitesinin bölgede çalışmalarına başlaması çağrısında bulundu.

Uluslararası toplumun tutumuna tepki

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cuma günü ADF2026’nın açılışında yaptığı konuşmada, uluslararası topluma uzlaşı temelinde harekete geçme ve İsrail’in barış süreci ile müzakereleri zayıflatma girişimlerine karşı hazırlıklı olma çağrısında bulundu.

dsv
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) açılışında konuştu. (Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan, Gazze Şeridi’nde yaşananların yalnızca bir insani trajedi olarak değerlendirilmesinin yetersiz olduğunu belirterek, bölgede yaşananların mevcut uluslararası sistemin nelere izin verdiğini açık biçimde ortaya koyduğunu ifade etti.

Küresel sistemdeki krizin öncelikle ahlaki ve varoluşsal bir boyut taşıdığını dile getiren Erdoğan, bu krizin ulaştığı seviyeyi anlamak için 7 Ekim 2023 sonrasında Gazze Şeridi’ne bakmanın yeterli olduğunu söyledi.

Erdoğan, son iki buçuk yılda İsrail saldırıları sonucu 73 bin Filistinlinin hayatını kaybettiğini, 172 binden fazla kişinin yaralandığını belirtti.

Erdoğan, “Gazze’de yaşananlar, mevcut sistemin neye izin verdiğini, neyi görmezden geldiğini ve kimi koruduğunu açıkça göstermektedir” ifadesini kullandı.


Dışişleri Bakanı Fidan İsrail'i "daha fazla toprak işgal etmeye çalışmakla" suçladı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu'nun açılış töreninde konuştu (Reuters)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu'nun açılış töreninde konuştu (Reuters)
TT

Dışişleri Bakanı Fidan İsrail'i "daha fazla toprak işgal etmeye çalışmakla" suçladı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu'nun açılış töreninde konuştu (Reuters)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu'nun açılış töreninde konuştu (Reuters)

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan bugün İsrail'i, Ortadoğu'daki savaşı "daha fazla toprak işgal etmek" için bahane olarak kullanmakla suçladı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Fidan, Antalya Diplomasi Forumu'nda yaptığı konuşmada, "İsrail güvenliğini sağlamayı değil, daha fazla toprak istiyor. (Binyamin) Netanyahu hükümeti, daha fazla toprak işgal etmek için güvenliği bahane olarak kullanıyor" ifadelerini kullandı.

Dışişleri Bakanı, İsrail'in işgal ettiği Filistin topraklarına (Gazze Şeridi, Batı Şeria ve Doğu Kudüs) ilave olarak, şimdi de Lübnan ve Suriye'ye ait topraklarda kontrolünü genişletmeye çalıştığını belirtti.

Fidan konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu bir işgal ve devam eden bir genişleme... durdurulmalı," ve "İsrail, yalnızca kendi güvenliğini korumaya çalıştığını göstererek dünyanın zihninde bir yanılsama yarattı" vurgusunda bulundu.


Erdoğan ve Şahbaz Şerif, İran savaşını sona erdirmenin yollarını görüştü

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya'da Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile görüştü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya'da Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile görüştü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan ve Şahbaz Şerif, İran savaşını sona erdirmenin yollarını görüştü

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya'da Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile görüştü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya'da Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile görüştü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran ve ABD arasında ilan edilen geçici ateşkesin ülkesi adına memnuniyet duyduğunu ifade ederek, yapıcı diyalog ve diplomasinin barışa giden en kısa yol olduğunu ifade etti.

Erdoğan, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in 15 günlük bu anlaşmaya varılmasını sağlayan girişimini övdü ve ülkesinin Pakistan ve diğer taraflarla kalıcı bir ateşkes sağlamak ve İsrail'in provokasyonlarıyla başlayan İran'daki "saçma savaşı" sona erdirmek için gösterdiği çabaları vurguladı.

Erdoğan, Antalya’da beşincisi düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu'nun oturum aralarında Şerif ile bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmeye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstihbarat Başkanı İbrahim Kalın ve Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar da katıldı.

Bu görüşmeden önce Şerif ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan arasında bir görüşme yapılmış ve bu görüşmeye Pakistanlı mevkidaşı da katılmıştı.

Her iki görüşmede de İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ateşkesle ilgili son gelişmelerin yanı sıra, geçen cumartesi günü yapılan ve somut bir anlaşmayla sonuçlanmayan ilk tur görüşmelerin ardından İslamabad'da yeni bir İran-Amerika müzakereleri turu düzenleme çabaları ele alındı.

Üçlü görüşme ve İran konulu toplantılar

Şerif ile görüşmesinin ardından Erdoğan, Pakistan Başbakanı'nın yanı sıra Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad al Sani'nin de katıldığı üçlü bir toplantı düzenleyerek ateşkesle ilgili gelişmeleri, İran-Amerika müzakerelerini ve İran'ın savaşa girmesinin bölge üzerindeki etkilerini ele aldı.

Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu'nun oturum aralarında Şerif ve Katar Emiri ile üçlü bir görüşme gerçekleştirdi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu'nun oturum aralarında Şerif ve Katar Emiri ile üçlü bir görüşme gerçekleştirdi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Toplantıya, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve İstihbarat Başkanı İbrahim Kalın katıldı.

k Dışişleri Bakanlığı kaynaklarına göre bu görüşmeler, başta ABD, İsrail ve İran arasındaki çatışma olmak üzere bölgesel sorunlara "bölgesel sahiplenme" ilkesi çerçevesinde çözüm yolları bulmak amacıyla Antalya'da düzenlenen Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan dışişleri bakanlarının üçüncü toplantısının ardından gerçekleşti.

Fidan ve mevkidaşları Faysal bin Ferhan, Bedr Abdülati ve Muhammed İshak Dar, İran savaşını durdurmak için dört ülkenin arabuluculuk çabalarının devamı olarak 18 Mart'ta Riyad'da, ardından 29 Mart'ta İslamabad'da ikinci bir toplantı gerçekleştirdiler.

Antalya Diplomasi Forumu'ndaki açılış konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD-İsrail-İran çatışması nedeniyle Körfez ülkelerinin uluslararası sulara erişimine kısıtlama getirilmesinden kaçınılması gerektiğinin altını çizdi.

En önemli şeyin, yerleşik kurallara uygun olarak seyrüsefer özgürlüğünü garanti altına almak ve Hürmüz Boğazı'nı ticari gemilere açık tutmak olduğunu ifade etti.

Savaşın, komşu bölgelerden uluslararası pazarlara enerji kaynaklarının taşınması için alternatif yolların aranmasını hızlandırdığı şeklinde algılandığını belirten Cumhurbaşkanı, Türkiye temsilcisi olarak, “Kalkınma Yolu” gibi iddialı projeler aracılığıyla enerji ve bağlantı alanlarında komşularımızla iş birliğine açık olduğumuzu duyurmak istediğini ifade etti.

Erdoğan, kalıcı barışı tesis etmek için mevcut ateşkes fırsatından en iyi şekilde yararlanmanın gerekliliğine inandıklarını ve çatışmalar ne kadar şiddetlenirse şiddetlensin, silahların diyaloğun, kanlı çatışmaların ise anlaşmazlıkların çözümünde müzakerenin yerini almaması gerektiğini söyledi. “Barışa giden en kısa yolun yapıcı diyalog ve diplomasi olduğunu unutmamalıyız” dedi.

Erdoğan, "Sadece güçlülerin kanununa saygı duyan bir dünya düzeni, insanlığı daha derin ve daha ağır bir çatışma ve adaletsizlik çıkmazına sürükleyecektir ve bölgemizi kırk gün boyunca barut kokusuyla dolduran İran savaşı bunun son örneğidir" ifadesini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Beşinci Antalya Diplomasi Forumu'na 150'den fazla ülkeden 20'den fazla devlet ve hükümet başkanı, yaklaşık 15 cumhurbaşkanı yardımcısı ve hükümet başkanı, 40'tan fazla dışişleri bakanı da dahil olmak üzere 50'den fazla bakan, 75 uluslararası kuruluş temsilcisi de dahil olmak üzere 460'tan fazla üst düzey yetkili, çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı. Beşinci Antalya Diplomasi Forumu faaliyetlerini yarın tamamlayacak.