Cumhurbaşkanı Erdoğan: Batı'ya ne kadar güveniyorsam Rusya'ya da o kadar güveniyorum

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ukrayna'daki savaşın ne kadar süreceği ve ne zaman biteceğine dair bir takvimden bahsetmenin mümkün olmayacağını belirterek, "Savaşın ne kadar süreceğini yalnızca iki lider söyleyebilir." dedi.

Erdoğan ve Putin (DPA)
Erdoğan ve Putin (DPA)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Batı'ya ne kadar güveniyorsam Rusya'ya da o kadar güveniyorum

Erdoğan ve Putin (DPA)
Erdoğan ve Putin (DPA)

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 78. Genel Kurulu için bulunduğu New York'ta, Amerikan PBS kanalının konuğu olarak, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) üyeliğinden vazgeçmeye hazır olup olmadığının sorulması üzerine Erdoğan, Türkiye'nin AB'nin kararlarına önem verdiğini söyleyerek, "AB olumlu bir karar verirse bunu memnuniyetle karşılarız. Türkiye son 50 yıldır AB'nin kapısında oyalandırılıyor. Biz her zaman kendi kendine yeten bir ülke olduk. Hiçbir zaman AB'nin katkılarına ya da desteğine muhtaç olmadık, buna ihtiyacımız yok." diye konuştu.

"İsveç terörle ilgili sözlerini tutmalı"

İsveç'in terörle ilgili sözlerini tutması gerektiğini kaydeden Erdoğan, "Hala Stockholm sokaklarında teröristlerin gezdiğini görüyoruz." ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsveç'in NATO'ya katılım teklifinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından değerlendirileceğini ve en sonunda onaylanacak yerin burası olduğunu belirterek, "Bu TBMM'nin gündeminin bir parçasıdır. Meclis kendi takvimi çerçevesinde durumu değerlendirecek. Bu öneri milletvekillerinin oylamasına sunulacak." dedi.

Erdoğan şöyle devam etti:

"Bunun gerçekleşmesi için İsveç'in elbette verdiği sözleri tutması gerekiyor. Terör örgütlerinin Stockholm sokaklarındaki gösterilerini ve faaliyetlerini derhal durdurmaları gerekmektedir. Çünkü bunun gerçekten gerçekleştiğini görmek Türk halkı için çok önemli olacaktır. İsveç mevzuatta değişiklik yapmış gibi görünüyor ama bu yeterli değil."

ABD'nin Türkiye'ye F-16 satışı ile İsveç'in NATO'ya üyeliği konularının birbiriyle bağlantılı olduğunu düşünüp düşünmediğine ilişkin Erdoğan, "Bana göre bağlantı olmamalı. Başkan (Joe) Biden, bu konuda kararı Kongre'nin vereceğini söyledi. Biz de her zaman diyoruz ki bizim de Türkiye Büyük Millet Meclisimiz var. Yani bu konulara parlamento karar verir. Parlamento bu konuda olumlu bir karar vermezse o zaman bu hususta yapacak bir şey yok." değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, ABD Kongresinde Senatör Bob Menendez gibi isimlerin Yunanistan'ın güvenliği gibi bir dizi konuyu bahane ederek Türkiye'ye F-16 satışına olumsuz yaklaşım sergilemesiyle ilgili ise "Bob Menendez, Türkiye'yi tanımıyor. Öyle görünüyor ki Bob Menendez, Tayyip Erdoğan'ı da tanımıyor." dedi.

Yunanistan ile Türkiye'nin kadim bir dostluğu olduğuna işaret eden Erdoğan, "Menendez'in Türkiye'ye düşmanca bir yaklaşım sergilediği görülüyor ve bizi kendi seçtiği belirli tartışma alanına çekmeye çalışıyor. Ancak bunun bir parçası olmayacağız. Yunanistan'la dostluğumuz onların sandığı gibi değil." şeklinde konuştu.

Türkiye'nin Ukrayna savaşı bağlamında Rusya'ya "AB ve diğer NATO üyeleriyle" aynı düzeyde yaptırım uygulamaması kararına yönelik ABD'nin bazı senatörlerinin eleştirileriyle ilgili ise Erdoğan, "AB üyeleri ne yapıyorsa biz de onu mu yapacağız? Türkiye'nin dünyadaki konumu farklı, AB üye ülkelerinin farklı. Rusya bizim en yakın komşularımızdan biri ve ortak bir tarihimiz var." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin de öncülüğünü üstlendiği Karadeniz Tahıl Girişimi sayesinde 33 milyon ton tahıl ihracatı gerçekleştiğini anımsatarak, "Bunu AB istedi diye yapmadık. Bu üstlendiğimiz insani bir yükümlülüktü." açıklamasında bulundu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Karadeniz Tahıl Girişimi'ni neden tekrar canlandırmadığına ilişkin soruya Erdoğan, "Biz (Putin'in) kendilerinden rica ettik ve onlar 1 milyon ton daha göndereceklerini söylediler." yanıtını verdi.

"Batı'ya ne kadar güveniyorsam Rusya'ya da o kadar güveniyorum"

Erdoğan, Putin'in tahıl ihracatının hemen başlayacağını söylediğini belirterek, gelişmeleri takip ettiklerini dile getirdi.

"Bu sözünü tutacağına dair ona (Putin'e) güveniyor musunuz?" sorusuna karşılık ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Benim (Putin'e) güvenmemem için hiçbir sebep yok. Batı ne kadar güvenilirse Rusya da en az o kadar güvenilirdir. 50 senedir bizi kapısında bekleten AB'dir. Şu anda Batı'ya ne kadar güveniyorsam Rusya'ya da o kadar güveniyorum."

Putin'in tahıl anlaşmasını Ukrayna savaşında avantaj olarak kullandığı ve liderliğine güvenilmeyeceği yönündeki bir soruya da Erdoğan, "Katılmıyorum. Doğal gazımın yarısı Rusya'dan geliyor, bu da demek oluyor ki dayanışma içindeyiz. Ortak adımlar atıyoruz ve savunma sanayisi alanında da işbirliği yapıyoruz. Bunları Rusya ile yapabiliriz." cevabını verdi.

Erdoğan, Ukrayna savaşı hakkında Putin ile yaptığı görüşmelerle ilgili soru üzerine de şunları kaydetti:

"Çok açık ve net olmak gerekirse, bu savaşın uzun süreceği ve savaşın bir an önce bitmeyeceği çok açık. Çok umutlu olmak istiyoruz. Sayın Putin de aslında bu savaşın bir an önce bitirilmesinden yana. Ben sadece onun sözlerine göre bunu söylüyorum, Sayın Putin, bu savaşın bir an önce bitirilmesini istiyor. Onun söylediği şey bu ve onun sözlerine inanıyorum."

Diğer yandan Putin ile 2014'te Kırım konusunda görüşmelerde bulunduğunu kaydeden Erdoğan, "Bu görüşmelerde başarılı olamadım ve onların Kırım'dan çekilmesini sağlayamadım. Bunun şu anda da mümkün olmayacağını düşünüyorum. Bence bunu sadece zaman gösterecek." değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, Ukrayna'daki savaşın ne kadar süreceği ve ne zaman biteceğine dair bir takvimden bahsetmenin de mümkün olmayacağını belirterek, "Savaşın ne kadar süreceğini yalnızca iki lider söyleyebilir." dedi.

Sunucunun, Türkiye'nin Rusya'yla mı yoksa ABD'yle mi ilişkisinden daha fazla fayda sağladığına ilişkin sorusuna ise Erdoğan, şu yanıtı verdi:

"Yani bu soru bir defa siyasi lidere sorulmaması gereken bir soru. Çünkü benim mümkün olduğu ölçüde siyaset anlayışım, dünya genelindeki her ülkeyle 'kazan-kazan' senaryosuna dayalı bir bağlam oluşturmaya dayanıyor. ABD ile nasıl iyi ilişkilere sahipsem aynı şekilde Rusya ile de iyi ilişkilere sahip olacağım. AB üyesi ülkelerle de aynı yaklaşımla ilişkilerimi sürdüreceğim, kazan-kazan anlayışı içerisinde."

Türkiye'de Sedef Kabaş, Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş gibi "üst düzey tutuklamalar" bulunduğu savunularak, "Bu kişileri susturmaya mı çalışıyorsunuz? Söz konusu kişilerden tehdit algılıyor musunuz?" sorusu yöneltilen Erdoğan, şu şekilde konuştu:

"Sizi bu niye bu kadar ilgilendiriyor? Türkiye bir hukuk devletidir. Hukuk devletinde bu tür kararları yargı verir. Eğer yargı bu yönde bir karar vermişse, o zaman yargının verdiği bu karara saygı duyalım. Ben yargı adına konuşacak durumda değilim. Bahsettiğiniz bu kişi (Kavala) protestoların finansörüydü."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, davalarla ilgili, "Ben onlarla uğraşacak değilim." diyerek, kararların yargı tarafından verildiğini tekrar vurguladı.

Selahattin Demirtaş'ın terörist olduğunu ve 200'den fazla kişinin ölümüne yol açtığını, bu nedenle yargının bir karar verdiğini belirten Erdoğan, program sunucusunun sözünü kesmesinin ardından, "Kesmeye hakkın yok. Saygı duyacaksın, yargının verdiği karara saygı duyacaksın." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Amerikan yargısı yargı da Türkiye'nin yargısı yargı değil mi? Türkiye'nin yargısına da saygı duymaya mecbursunuz." ifadelerini kullandı.

Türkiye'de hapsedildiği öne sürülen gazetecilerle ilgili soruya da Erdoğan, "Eğer teröre destek verdiyseler, onlar terörü destekliyorlarsa, dünyanın neresinde özgürce yaşayabilir veya dolaşabilirler? Bu insanlar terörü destekliyor ve bu kişiler hakkında yargı kararını veriyor." şeklinde cevap verdi.

Erdoğan, Amerikan halkının Türkiye ile ilgili haberleri takip ettiğini belirterek, Amerikan medyasının Türkiye ile ilgili sağlıklı ve doğru haberler üretmesinin önemini vurguladı.



Türkiye ve Ermenistan, sınır bölgelerindeki tarihi Ani Köprüsü'nün restorasyonunda iş birliği yapacak

Kars yakınlarındaki Ani harabelerindeki Tigran Honents Kilisesi, 28 Şubat 2024... Türkiye ve Ermenistan, iki ülke arasındaki sınırda bulunan Ani köprüsünün ortaklaşa restore edilmesi konusunda bir anlaşma imzaladı (AFP)
Kars yakınlarındaki Ani harabelerindeki Tigran Honents Kilisesi, 28 Şubat 2024... Türkiye ve Ermenistan, iki ülke arasındaki sınırda bulunan Ani köprüsünün ortaklaşa restore edilmesi konusunda bir anlaşma imzaladı (AFP)
TT

Türkiye ve Ermenistan, sınır bölgelerindeki tarihi Ani Köprüsü'nün restorasyonunda iş birliği yapacak

Kars yakınlarındaki Ani harabelerindeki Tigran Honents Kilisesi, 28 Şubat 2024... Türkiye ve Ermenistan, iki ülke arasındaki sınırda bulunan Ani köprüsünün ortaklaşa restore edilmesi konusunda bir anlaşma imzaladı (AFP)
Kars yakınlarındaki Ani harabelerindeki Tigran Honents Kilisesi, 28 Şubat 2024... Türkiye ve Ermenistan, iki ülke arasındaki sınırda bulunan Ani köprüsünün ortaklaşa restore edilmesi konusunda bir anlaşma imzaladı (AFP)

Türkiye ile Ermenistan, dün iki ülke sınırında bulunan Orta Çağ’dan kalma Ani Köprüsü’nün restorasyonu için anlaşma imzaladı. Söz konusu adım, Ankara ile Erivan arasındaki ilişkilerin normalleşmesi yolunda sembolik bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Erivan’da düzenlenen 8. Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi kapsamında Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile görüşmesinin ardından sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, “Bugün mutabakat zaptıyla kabul edilen Ani Köprüsü’nün ortak restorasyonu gibi sembolik ve somut iş birliği alanlarının kalıcı bir barış ve güvenlik ortamının tesisine katkı sağlayacağını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

Paşinyan da X üzerinden yaptığı açıklamada, “Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile verimli bir görüşme gerçekleştirdim” diyerek, tarihi Ani Köprüsü’nün ortaklaşa yeniden inşasına ilişkin protokolün imzalanmasını memnuniyetle karşıladığını belirtti.

10. yüzyıla kadar uzanan tarihi köprü, Türkiye’nin doğusundaki tarihi Ani Harabeleri sınırını oluşturan Arpaçay Nehri üzerinde inşa edilmiş olup, geçmişte alt katından kervanların, üst kısmından ise yayaların geçişine imkân sağlıyordu.

Günümüzde köprüden geriye kalan yalnızca ayakları görülebiliyor.

dscsvdsfv
31 Aralık 2025'te çekilen ve tarihi Ani Köprüsü'nün kalıntılarını gösteren fotoğraf (AFP)

2016 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bölgede, iki ülke arasında hâlihazırda bilimsel iş birliği yürütülüyor.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Erivan ile Ankara arasında henüz diplomatik ilişkiler kurulmazken, 1990’ların başında kısa süreliğine açılan kara sınırı hâlen kapalı durumda.

İki ülke, 2021 sonundan bu yana, Ermenistan’ın Azerbaycan karşısında Dağlık Karabağ’da uğradığı yenilginin ardından temkinli bir yakınlaşma süreci yürütüyor.

frbgrrf
Ermenistan-Türkiye ikili görüşmesinden  (Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın X sayfası)

Nisan ayı sonlarında taraflar, sınırın iki tarafındaki Kars-Gümrü demiryolu hattının yeniden faaliyete geçirilmesi konusunda anlaşırken, Türk Hava Yolları mart ayında İstanbul ile Erivan arasında ilk doğrudan uçuşunu gerçekleştirdi.

Öte yandan Ermenistan, 1915-1916 yıllarında yaşanan olayların “soykırım” olarak tanınması için uluslararası toplum nezdinde girişimlerini sürdürürken, aralarında ABD, Fransa ve Almanya’nın da bulunduğu çok sayıda ülke bu yönde tanıma kararı aldı.

Erivan’a göre, Osmanlı İmparatorluğu’nun Hristiyan Ermeni azınlığa yönelik uygulamaları sırasında 1,5 milyona kadar insan hayatını kaybetti.

Türkiye ise Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmasının ardından kurulan bir devlet olarak, yaşananları “soykırım” olarak nitelendirmeyi reddederken, olayların Anadolu’daki iç savaş koşulları ve kıtlık ortamında meydana geldiğini, 300 bin ila 500 bin Ermeni ile benzer sayıda Türk’ün hayatını kaybettiğini belirtiyor.


Terörsüz Türkiye süreci çıkmazda mı?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Terörsüz Türkiye süreci çıkmazda mı?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

“Terörsüz Türkiye” girişimi kapsamında başlatılan barış süreci, bir buçuk yılı aşmasına rağmen ivme kazanamadı. Süreç; şüpheler, tıkanma uyarıları ve resmi iyimserlik arasında sıkışmış durumda.

Irak’ın kuzeyindeki Kandil Dağı’nda bulunan PKK yöneticileri, Türkiye hükümetini, örgüt lideri Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2026’da başlattığı “barış ve demokratik toplum” girişimini “dondurmakla” suçluyor. Söz konusu girişim, örgütün feshedilmesini, silah bırakmasını ve yasal-demokratik zemine geçmesini öngörüyor.

Çelişkili tutumlar

KCK Yürütme Konseyi üyesi ve PKK liderlerinden Murat Karayılan, örgütün barış çabaları kapsamında ateşkes ilanı, silahlı mücadelenin sonlandırılması, silahların imhası ve Türkiye’den çekilme gibi önemli adımlar attığını söyledi. Ancak Karayılan, hükümetin süreci “dondurduğunu” ileri sürdü.

frb
PKK lideri Murat Karayılan (Reuters)

Örgütün yayın organı ANF'ye konuşan ve Türk medyasına yansıyan açıklamalarında Karayılan, hükümet yetkililerinin süreci ilerletecek yasal düzenlemenin Nisan ayında Meclis’e sunulacağını belirttiğini, ancak bu tarihin herhangi bir adım atılmadan geçtiğini ifade etti.

Karayılan ayrıca, Meclis bünyesinde kurulan “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”nun önerdiği adımların, özellikle tutuklu siyasetçi ve aktivistlerin serbest bırakılması gibi temel hususların uygulanmadığını savundu. İmralı’daki Öcalan ile yaklaşık bir aydır görüşme yapılmamasını da “sürecin geleceği açısından tehlikeli bir işaret” olarak nitelendirdi.

Karayılan’ın açıklamaları, İmralı ile devlet arasında siyasi temasları yürüten DEM Parti’den tepki gördü. Parti eş genel başkanı Tülay Hatimoğulları, bu değerlendirmelerin “sürecin ruhuyla bağdaşmadığını” belirterek mevcut durumun “tam anlamıyla donmuş” olarak nitelendirilemeyeceğini söyledi.

ghy
DEM eş genel başkanı Tülay Hatimoğulları (DEM X hesabı))

Hatimoğulları, “Süreçte bir tıkanma olduğu söylenebilir. Önümüzde bazı engeller var ve bunları aşmak için yoğun çaba sarf ediyoruz” dedi.

Erdoğan eleştirileri reddetti

Bu gelişmeler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından geldi. Bahçeli, 22 Ekim 2024’te Meclis’te “Terörsüz Türkiye” girişimini başlatmıştı.

İki liderin perşembe günkü görüşmesinde, söz konusu sürecin seyri başta olmak üzere çok sayıda iç ve dış mesele ele alındı.

Bahçeli, sürecin hızlandırılması ve tartışmaların sonlandırılması için siyasi adımlar atılmasını, bazı tutuklu siyasetçilerin serbest bırakılması ve görevden alınan bazı Kürt belediye başkanlarının görevlerine iade edilmesi gibi adımların gündeme alınmasını destekliyor.

 cfdvdfsv
Erdoğan, geçen Perşembe günü Bahçeli ile Terörsüz Türkiye sürecini  ilerleyişini görüştü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı).

Öte yandan Hatimoğulları, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada hükümeti “tereddüt, korkaklık ve oyalama” ile suçlayarak sürecin “tarihi bir fırsat” olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise bu eleştirileri reddederek, “Olumlu bir atmosfer var. Yapılması gerekenler belli ve süreç olması gerektiği gibi ilerliyor. Karamsar değerlendirmeler yapanlar gerçeklere değil, hayallere dayanıyor” dedi.

Erdoğan, 18 Şubat’ta komisyon raporunun kabul edilmesiyle kritik bir eşiğe gelindiğini belirterek, bu sürecin daha dikkatli yönetilmesi gerektiğini ifade etti. “Cumhur İttifakı”nın diğer siyasi partilerin desteğiyle bu aşamayı aşmayı hedeflediğini kaydetti.

Yasal adımlar gündemde

Bu gelişmeler ışığında, hükümete yakın medya organları, MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın AK Parti Merkez Yürütme Kurulu toplantısında sürece ilişkin bir sunum yaptığını aktardı. Sunumda, silah bırakan PKK mensuplarının karşılanma süreci ve silahların akıbeti ele alındı.

gbg
Meclis komisyonu, PKK’nın silahsızlandırılmasına ilişkin yasal çerçeve hakkındaki raporunu 18 Şubat'ta tamamladı (TBMM X hesabı ).

AK Parti kaynaklarına göre, örgüt mensuplarına yönelik herhangi bir yasal düzenleme yapılmadan önce silah bırakma sürecinin doğrulanması gerektiği vurgulanıyor.

Öcalan ve DEM Parti ise, soruşturma veya yargılama sürecinde olanlar ile Interpol tarafından aranan üst düzey PKK yöneticilerini de kapsayacak geniş bir yasal düzenleme talep ediyor.

dsv
Bir grup PKK’lı 11 Temmuz 2025'te sembolik olarak silahlarını yaktı, ancak Türkiye tam silahsızlanmayı sağlamak istiyor (AFP)

Komisyon raporunda, Türkiye’ye dönmek isteyen PKK mensuplarının, MİT ile Milli Savunma ve İçişleri bakanlıklarının temsilcilerinden oluşacak bir mekanizma tarafından denetlenmesi öngörülüyor.

Öte yandan, AK Parti ile DEM Parti arasında perde arkasında görüşmelerin sürdüğü ve bu temaslarda, süreci düzenleyecek yasa teklifinin 15 Temmuz’dan önce Meclis’e sunulması konusunda mutabakata varıldığı ifade ediliyor.


İsrail'in Mısır-Türkiye askeri yakınlaşmasına ilişkin endişeleri neden artıyor?

Sisi, Aralık 2024'te Yeni İdari Başkent'te düzenlenecek D-8 Zirvesi'nin oturum aralarında Erdoğan ile görüştü (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Sisi, Aralık 2024'te Yeni İdari Başkent'te düzenlenecek D-8 Zirvesi'nin oturum aralarında Erdoğan ile görüştü (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

İsrail'in Mısır-Türkiye askeri yakınlaşmasına ilişkin endişeleri neden artıyor?

Sisi, Aralık 2024'te Yeni İdari Başkent'te düzenlenecek D-8 Zirvesi'nin oturum aralarında Erdoğan ile görüştü (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Sisi, Aralık 2024'te Yeni İdari Başkent'te düzenlenecek D-8 Zirvesi'nin oturum aralarında Erdoğan ile görüştü (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

İsrail’de, Mısır ile Türkiye arasındaki askerî yakınlaşmanın artması, özellikle iki ülkenin bölgenin en büyük ve en etkili ordularına sahip olması nedeniyle kaygıları tırmandırıyor.

Mısır ile Türkiye arasındaki ilişkilerde artan yakınlaşma, özellikle askerî eğitim ve ortak tatbikat alanlarında genişlemesiyle İsrail’de endişe yaratıyor. Bu iki ülkenin sahip olduğu stratejik ağırlık ve askerî kapasite, Tel Aviv’in dikkatle izlediği başlıca unsurlar arasında yer alıyor.

Bu endişeler, Mısır ve Türkiye’nin Libya’nın Sirte kentinde düzenlenen uluslararası askerî tatbikata birlikte katılmasının ardından yeniden gündeme geldi. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlara göre, İsrail’in kaygıları; iki ülkenin askerî gücü, savunma sanayii alanındaki iş birliği ve bölgesel meselelerde artan koordinasyonundan kaynaklanıyor. Uzmanlar, bu yakınlaşmanın zamanla daha geniş kapsamlı bir ittifaka dönüşebileceğini, ancak kısa vadede doğrudan bir askerî çatışma ihtimalinin düşük olduğunu ifade ediyor.

İsrail’de artan kaygılar

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, emekli general Yitzhak Brik’in kaleme aldığı bir analizde, Türkiye-Mısır yakınlaşmasının ileride “zor bir savaş” ihtimalini gündeme getirebileceği uyarısında bulundu. Brik, iki ülke arasında savunma üretimi ve askerî entegrasyonu kapsayan stratejik bir iş birliğinin oluşabileceğini belirterek, bunun bölgedeki caydırıcılık dengelerini yeniden şekillendirebileceğini söyledi. Bu durumun İsrail’i askerî doktrinini ve savunma stratejilerini yeniden gözden geçirmeye zorlayabileceği değerlendiriliyor.

İsrail’in iNews 24 kanalı da 18 Nisan’da yayımladığı bir haberde, Mısır ile Türkiye arasındaki yakınlaşmanın hızlandığını ve iki taraf arasında güvenlik, savunma ve istihbarat alanlarını kapsayan derin görüşmeler yapıldığını aktardı. Haberde, bu konuların Türkiye’de ilgili Meclis komisyonlarına sevk edildiği ifade edildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şubat ayında Kahire’yi ziyaret etmiş ve bu ziyaret sırasında savunma dahil çeşitli alanlarda bir dizi anlaşma imzalanmıştı. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, ortak basın toplantısında, iki ülkenin Gazze, Sudan, Libya ve Afrika Boynuzu başta olmak üzere bölgesel ve uluslararası konularda yakın görüşlere sahip olduğunu belirtmişti.

dfvbnhum
Sisi ve Erdoğan, iki ülke arasında askeri alanlarda mutabakat zaptlarının imzalanması sırasında... Şubat 2026 (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

İsrail ayrıca Türkiye’nin Gazze’de kurulması muhtemel uluslararası istikrar gücüne katılma ihtimaline de temkinli yaklaşıyor. Türkiye’nin ateşkes sürecinde arabulucu rol üstlenmesi ve güvenlik garantörü olarak gündeme gelmesi, Tel Aviv’de yakından takip ediliyor. Bazı medya organlarında ise İran savaşı sonrasında Türkiye ile İsrail arasında askerî bir gerilim yaşanabileceğine dair değerlendirmeler yer aldı.

“Soğuk barış” vurgusu

Mısırlı askerî ve stratejik uzman Samir Ragıb, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Türkiye’nin bölgedeki artan varlığı ve Mısır ile yakınlaşmasının, İsrail ile ilişkilerde “soğuk barış” durumunu güçlendirdiğini belirtti. Ragıb, her iki ülkenin de güçlü ordulara sahip olmasının ve bölgesel aktörlerle iyi ilişkiler kurmasının İsrail açısından rahatsız edici olduğunu ifade etti.

Ragıb’a göre İsrail’i en fazla endişelendiren konulardan biri, insansız hava araçları alanındaki iş birliği. Türkiye ve Mısır’ın bu alandaki üretim kapasitesinin birleşmesi, hem iki ülkenin ihtiyaçlarını karşılayabilir hem de İsrail’in bölgedeki İHA pazarındaki konumunu zorlayabilir. Ayrıca, İsrail’e yönelik olumsuz algının artması, Mısır-Türkiye ortak üretimi ürünlere talebi artırabilir.

İki ülke arasındaki koordinasyonun Somali’den Suriye’ye, Libya’dan Afrika’ya kadar geniş bir coğrafyaya yayılması da İsrail açısından dikkat çekici bulunuyor. Türkiye’nin Afrika’daki varlığını Mısır üzerinden güçlendirme ihtimali, Tel Aviv’in stratejik hesaplarında önemli bir yer tutuyor.

Artan askerî iş birliği

Mısır ile Türkiye arasındaki askerî iş birliği son dönemde hız kazanmış durumda. Geçtiğimiz yıl, 13 yıl aradan sonra ilk kez Mısır’a ait askerî unsurlar Türkiye’de düzenlenen bir deniz tatbikatına katıldı. Tatbikatta Türk fırkateynleri, hücumbotlar, denizaltılar ve F-16 savaş uçaklarının yanı sıra Mısır donanmasına ait unsurlar yer aldı.

dsvsv
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi, Şubat 2024'te Kahire'de Erdoğan’la bir araya geldi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Milli Savunma Bakanlığı, Nisan ayı sonunda Libya’nın Sirte kentinde düzenlenen “Flintlock 2026” tatbikatının tamamlandığını duyurdu. 13-30 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen tatbikata Mısır’ın da aralarında bulunduğu çeşitli ülkeler katıldı. Tatbikatın, kara, hava ve deniz unsurları arasında koordinasyonu artırmayı hedeflediği belirtildi.

Savunma sanayii alanında da önemli adımlar atılıyor. Ağustos ayında Türkiye ile Mısır arasında, “TURKHA” tipi insansız hava aracının Mısır’da yerli üretimini öngören bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşmanın, teknoloji transferi ve yerli savunma kapasitesinin geliştirilmesi açısından kritik olduğu değerlendiriliyor.

Çatışma ihtimali düşük

Uzmanlar, tüm bu gelişmelere rağmen İsrail’in Mısır veya Türkiye ile doğrudan bir askerî çatışmaya girmesinin düşük bir ihtimal olduğunu belirtiyor. Bunun temel nedeni olarak İsrail’in aynı anda birden fazla güçlü cephede savaşmayı öngörmeyen askerî doktrini gösteriliyor. Ayrıca ABD’nin de Türkiye veya Mısır gibi büyük aktörlere karşı bir çatışmada İsrail’e destek vermesinin zor olacağı ifade ediliyor.

Analistlere göre, Türkiye-Mısır yakınlaşması doğrudan İsrail’e karşı kurulmuş bir ittifak olmasa da, bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Önümüzdeki dönemde bu iş birliğinin daha da genişlemesi ve farklı coğrafyalarda etkisini artırması bekleniyor.