Dışişleri Bakanı Fidan: İslam ülkeleri diplomatik yollarla problemi çözme yolunu tercih etmiş durumda

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "(Gazze için) İslam ülkeleri şu an itibarıyla ellerindeki bütün diplomatik ve insani araçları kullanma yoluyla problemi çözme yolunu tercih etmiş durumda" dedi

Hakan Fidan (AA)
Hakan Fidan (AA)
TT

Dışişleri Bakanı Fidan: İslam ülkeleri diplomatik yollarla problemi çözme yolunu tercih etmiş durumda

Hakan Fidan (AA)
Hakan Fidan (AA)

Fidan, Katar merkezli Al Jazeera televizyon kanalına İsrail'in Gazze'deki saldırılarına ve bunun durdurulması için harcanan uluslararası çabalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

7 Ekim'den önce bölgede bir normalleşme havası olduğunu ve Türkiye'nin de bölgedeki normalleşme havasına kendi katkısını vermek üzere bir politika benimsediğini anlatan Fidan, "Ama 7 Ekim'den sonra gördük ki, esas itibarıyla Filistin davasında herhangi değişen bir şey yok, özellikle Gazze'de 13 bine yakın şehit edilen Filistinli kardeşimizin kanı ortadayken bizim hiçbir şey yokmuş gibi davranmamız mümkün değildi." dedi.

Türkiye'nin, "hiç vakit kaybetmeden ateşkes ilan edilmesi ve insani yardımların Gazze'ye ulaştırılması" şeklinde iki aşamalı bir politika izlediğini kaydeden Fidan, daha önceki Gazze savaşlarında da ateşkese yoğunlaştıklarını ancak bu savaşta eğer ateşkesle beraber iki devletli çözüme de yoğunlaşılmazsa savaşların devam edeceğini gördüklerini söyledi.

Fidan, bu bağlamda, hem Riyad'da çok ciddi kararlar alındığını hem de alınan kararlarda çok ciddi mesafeler kat edildiğini dile getirdi.

Gazze Şeridi'ne uygulanan ablukanın kırılmasına ilişkin Fidan, "İslam ülkeleri şu an itibarıyla ellerindeki bütün diplomatik ve insani araçları kullanma yoluyla problemi çözme yolunu tercih etmiş durumda. Burada elimizdeki bütün diplomatik araçları kullanarak, özellikle bölge dışındaki Filistin davasını destekleyen, İsrail zulmüne karşı duran Güney Amerika'dan, Afrika'dan, Avrupa'dan, Asya Pasifik'ten ülkelerle bir araya gelerek Birleşmiş Milletler'de ve diğer platformlarda İsrail'in bu ayrımı gözetmeksizin öldürme faaliyetine bir son vermek gerekiyor. Şu andaki aşama diplomasi yolunu tercih eden bir aşama." ifadelerini kullandı.

Bununla ilgili basına yansıyan veya yansımayan çok farklı çalışmaların devam ettiğini söyleyen Fidan, şunları kaydetti:

İslam ülkeleri şu anda bir araya gelmiş durumda, oluşturulan 7 ülkelik bir Eylem Grubu var, bu Eylem Grubu içerisinde Türkiye, Endonezya, Nijerya, Ürdün, Mısır, Katar ve Suudi Arabistan yer almakta. Önümüzdeki hafta itibarıyla bu ülke temsilcilerinin, dışişleri bakanlarının çeşitli ülke başkentlerinde belli temaslarda bulunmaya başlayacağını görüyoruz. Diğer taraftan, biliyorsunuz alınan Riyad'daki zirve kararında kuşatmanın kırılması yönünde bir çağrı var. 7 ülkelik Eylem Grubu'nun, Riyad'da Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı üye ülkelerinin aldığı ortak zirve kararının uygulanmasını hayata geçirecek bir grup olduğunu kaydeden Fidan, "Dediğim gibi, bir numaralı görevi, uluslararası çapta bir lobi faaliyeti yapıp özellikle İslam ülkelerinin ve Arap İş Birliği Teşkilatı'nın bu konudaki görüşlerini ilgili ülkeler nezdinde paylaşmak, bir ortak eylem platformu oluşturmak. Bunu yaparken ben inanıyorum çok büyük fikirler ve eylemler ortaya çıkacak.

Türkiye'nin kararı, diğer ülkelerle ortak hareket etme yönünde

"Türkiye'nin, İsrail'i boykot etme ve büyükelçisini çekme konusunda neden bazı ülkelerden geç hareket ettiği" şeklindeki soruyu Fidan, şöyle yanıtladı:

Biz bu krizi yönetirken şöyle bir prensip kararı aldık: Diğer kardeş ülkelerle beraber eylemlerimizi yapalım. Yani tek başımıza kararlar alıp uygulamaktansa, kararların daha etkili olması için diğer İslam ülkeleriyle, bölge ülkeleriyle, hatta Latin Amerika ülkeleriyle, Afrika ülkeleriyle bir araya gelip mümkünse bazı Avrupa ülkeleriyle bu kararları alalım. Çünkü tek taraflı alacağımız kararlar özellikle kendi halkımız nezdinde siyasi olarak ciddi rahatlama getirse de, esas itibarıyla problemin çözmesine etki etmesi için kolektif olarak hareket etmemiz gerekiyor. Dolayısıyla biz bu konuyu ilk İslam İş Birliği İcra Komitesi Olağanüstü Toplantısı'ndan itibaren gündeme getirdik ve çeşitli ülkelerin teker teker bunu yapmaya başladığını gördük ve biz de bu eylemi gerçekleştirdik, büyükelçimizi geri çağırdık.

Türkiye'nin tek taraflı adım atma ve yaptırım uygulama konusunda sıkıntısı olmadığını vurgulayan Fidan, "Odaklandığımız nokta, hangi metodoloji daha etkili olur? Biz bunu geçmişte yaptık biliyorsunuz Mavi Marmara olayından sonra, yani bu konuda Türkiye'nin bir sıkıntısı yok. Özellikle Cumhurbaşkanımızın duruşu, hükümetimizin duruşu, halkımızın duruşu bu konuda çok net, yani bizim bu kararları almada hiçbir sıkıntımız yok."

Yaşanan en büyük krizin, Gazze’deki zulüm dışında başta Amerika olmak üzere Batı dünyasının bu zulme sessiz kalması olduğunu dile getiren Fidan, "Bu, İslam dünyasında, bölgede ve dünyanın geri kalanında büyük bir kırılmaya sebep oluyor ve bu kırılmanın ortaya çıkartacağı ciddi fay hatları var." dedi.

Türkiye, Gazze'yle ilgili ortak bir platform oluşturmaya çalışıyor

Fidan, Türkiye'nin, ABD'nin, Ukrayna savaşında Rusya'ya karşı izlenen ekonomik, siyasi ve askeri boykot benzeri bir bloklaşmaya öncülük yapıp yapmayacağı ve buna neyin engel olduğuyla ilgili soruyu ise şöyle yanıtladı:

Hiçbir engel yok. Bu bizim gündemimizde olan bir konu. Dediğim gibi ilk önce İslam İşbirliği Teşkilatı'yla biz gündemi başlatmak istedik, daha sonra bunu daha geniş büyük bir halka içerisinde muhakkak ki değerlendirip ortaya koyacağız. Esas itibarıyla bunun bir uygulaması da yapıldı, yani Cumhurbaşkanımızın eşi Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin ev sahipliğinde biliyorsunuz Latin Amerika'dan, Afrika'dan, Ortadoğu'dan ve dünyanın geri kalanından, Uzak Asya'dan çağırılan misafirler oldu, devlet başkanları, hükümet başkanları eşleri İstanbul'da toplandılar, bu ilk denemeydi. Ama esas itibarıyla biz birinci aşamada Gazze'ye ve Filistin'e komşu olan İslam dünyası ve Arap dünyası üyelerinin ortak alanı olan İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliği'yle ortak platform oluşturmaya başlayıp buradaki konsolidasyonun gerçekleştirilmesinden sonra Latin Amerika, Afrika Birliği, Birleşmiş Milletler'in geri kalan ülkeleriyle de bir geniş dayanışma platformu oluşturma yolunda bütün adımları atacağız.

Türkiye ile ABD'nin ateşkes konusundaki tutumu farklı

ABD'li mevkidaşı Antony Blinken ile Türkiye'yi ziyareti sırasında gerçekleştirdikleri görüşmeye ilişkin de bilgi veren Fidan, "Bizim durduğumuz yer esas itibarıyla şöyle: Biz bu zulmün durması için bir an önce bir ateşkesin hayata geçmesini ve yardımların kesintisiz olarak içeriye sokulmasını istiyoruz. Özellikle Gazze'deki nüfusun tehcir edilerek başka yerlere gönderilmesi konusunun bir politika olmasını kesinlikle kabul etmediğimizi söyledik. Bizim Amerikalılarla anlaşamadığımız konu şu; onlar ateşkes konusunda kesinlikle İsrail'i destekler pozisyondalar, ateşkesi istemiyorlar. Ama insani ateşkes konusunda bir noktaya gidebildiğimizi düşünüyorum." ifadesini kullandı.

"İsrail'in nükleer silah tehdidi, nükleer silahlanma yarışını artırır"

İsrail'in Gazze'de nükleer silah kullanma tehdidiyle ilgili de konuşan ve bunun "herkesin bildiği bir sır" olduğuna işaret eden Fidan, "İsrail’in nükleer silahların yayılma anlaşmasına taraf olmamasını kullanarak kendi nükleer kabiliyetini geliştirdiğini görüyoruz ve bu konuda da Amerika'dan, Avrupa'dan büyük destek aldığını da biliyoruz, yani bu bir sır değil." dedi.

"Bazı çılgın İsrailli politikacıların nükleer silah kullanma yolundaki dillendirmeleri dikkate alındığında, büyük bir problem" olduğunun görüldüğünü kaydeden Fidan, "İsrail'in nükleer silah sahibi olmaya devam etmesi, nükleer silahla ilgili yarışı artıracak. Bu, bölgenin ve dünyanın lehine olan bir durum değil." diye konuştu.

Bakan Fidan, şöyle devam etti:

Bölge ya tamamıyla nükleer silahlardan arındırılmalı ya da başka ülkeler bu konuda kendilerini daha güvende hissetmek için adım atmak zorunda kalacaklar, yani buna bir çözüm bulmamız gerekiyor. Bu da, bizim önümüzde duran ve muhakkak çözmemiz gereken önemli stratejik konulardan biri ve bu konuda çalışmaya devam edeceğiz.

"Türkiye, Hamas'ı terör örgütü olarak görmüyor"

Gazze'de savaş sonrası durumla ilgili Türkiye'nin tek bir perspektifi olduğunu kaydeden Fidan, şunları söyledi:

İki devletli çözüm olmadan Gazze'yi kim yönetecek sorusunun doğru bir soru olduğunu açıkçası kabul etmiyoruz. Gazze zaten savaştan önce yönetiliyordu, şimdi de yönetilmeye devam edebilir, kendi kendini yönetmede Gazze'nin bir problemi yok. Gazze'nin problemi, işgal altında tutulması ve ateş altında tutulması, altyapısının yok edilmesi, üstyapısının yok edilmesi. Biz şu anda Gazze'nin yönetimiyle ilgili değil, korunmasıyla ilgili bir sorun olduğunu düşünüyoruz.

Türkiye'nin Hamas'ı terör örgütü olarak kabul etmediğini yineleyen Fidan, "Cumhurbaşkanımız da deklare etti, ben de deklare ediyorum, daha önceki basın toplantılarında da söyledim, biz Hamas’ı terör örgütü olarak tanımıyoruz. Hamas, Filistin devlet sistemi içerisinde faaliyet gösteren bir parti. Biz Filistin Devleti'ni tanıyan bir ülkeyiz, bizimle beraber 140'a yakın ülke de tanıyor. Dolayısıyla biz herhangi bir devletin içerisinde faaliyet gösteren partileri 'bir terör örgütüdür-değildir' diye bir sınıflandırmaya tabi tutmuyoruz. Hamas Filistin'in bir gerçeğidir, işgal şartlarında ortaya çıkan bir harekettir, işgal ortadan kalktığı zaman Filistin normalleştiği zaman Hamas gibi organizasyonların da normal hayata geri döneceğini düşünüyoruz." dedi.

Esir takası konusuna da değinen Fidan, Katar'ın bu konuda krizin başından bu yana muazzam bir çaba gösterdiğini ve Türkiye'nin de bu konuda elinden geleni yaptığını dile getirdi.

Fidan, Refah Sınır Kapısı'ndan yardım girişleri konusunda da Mısır yönetiminin elinden geleni yaptığını ancak bazı hassasiyetleri olduğunu söyledi. Mısır nezdinde Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve başka ülkelerin ciddi girişimlerde bulunduğunu aktaran Fidan, Mısır'ın özellikle El-Ariş Limanı'na insani yardımların getirilmesi ve içeriye sokulması yönünde ciddi bir gayret içerisinde olduğunu sözlerine ekledi.



Trump, Türkiye'ye F-35 uçaklarının satışını değerlendireceklerini teyit etti

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Trump, dün NATO Zirvesi kapsamında Ankara’daki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen karşılama töreninde (AFP)
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Trump, dün NATO Zirvesi kapsamında Ankara’daki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen karşılama töreninde (AFP)
TT

Trump, Türkiye'ye F-35 uçaklarının satışını değerlendireceklerini teyit etti

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Trump, dün NATO Zirvesi kapsamında Ankara’daki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen karşılama töreninde (AFP)
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Trump, dün NATO Zirvesi kapsamında Ankara’daki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen karşılama töreninde (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump dün NATO Zirvesi’ne katılmak üzere geldiği Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede, Washington'ın Türkiye'ye F-35 savaş uçağı satışını değerlendireceğini teyit etti. Türkiye, Rusya yapımı hava savunma sistemi satın alması nedeniyle bu gelişmiş savaş uçağı programından çıkarılmıştı.

Trump, NATO Zirvesi için başkent Ankara’ya gelişinde “Bu alacağımız bir karar... İnanılmaz bir uçak, açık ara en iyi uçak ve kesinlikle göz önünde bulunduracağımız bir konu” dedi.

Trump ayrıca ABD'nin Türkiye'nin Rusya yapımı S-400 hava savunma sistemini satın alması nedeniyle ‘ABD’nin Düşmanlarına Yaptırımlarla Karşı Koyma Yasası’ (CAATSA) kapsamında Türkiye'ye uygulanan yaptırımları kaldıracağını da açıkladı.

Trump öte yandan NATO üyesi Avrupa ülkelerinin İran’daki savaşa dair tutumlarını bir kez daha eleştirdi. Bu ülkelerin güvenliğine milyarlarca dolar harcadıklarını ve İran konusunda destek istemediklerini, ancak Hürmüz Boğazı meselesinde de bu ülkelerin yardımdan çekindiğini vurgulayan Trump, “Hiçbir yardım istemiyorduk, bir anlamda insanları sınıyordum. Bizi destekleyip desteklemeyeceklerini görmek istiyordum. Çünkü ben her zaman onlara yardım ettiğimizi söyledim, ama aynısını yapıp yapmayacaklarından emin değilim.”


Trump Ankara'da: NATO beni büyük hayal kırıklığına uğrattı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Ankara yakınlarındaki Etimesgut Hava Üssü'ne başkanlık uçağı Air Force One ile gelen ABD Başkanı Donald Trump'ı karşıladı. (AFP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Ankara yakınlarındaki Etimesgut Hava Üssü'ne başkanlık uçağı Air Force One ile gelen ABD Başkanı Donald Trump'ı karşıladı. (AFP)
TT

Trump Ankara'da: NATO beni büyük hayal kırıklığına uğrattı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Ankara yakınlarındaki Etimesgut Hava Üssü'ne başkanlık uçağı Air Force One ile gelen ABD Başkanı Donald Trump'ı karşıladı. (AFP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Ankara yakınlarındaki Etimesgut Hava Üssü'ne başkanlık uçağı Air Force One ile gelen ABD Başkanı Donald Trump'ı karşıladı. (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, NATO Liderler Zirvesi'ne katılmak üzere bugün (Salı) Ankara'ya geldi. Trump, İran'a yönelik savaş sırasında ittifakın tutumu nedeniyle NATO'dan "büyük hayal kırıklığı" duyduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinde konuşan Trump, "NATO beni büyük hayal kırıklığına uğrattı. Açıkçası zirve Türkiye'de düzenlenmeseydi muhtemelen katılmazdım." ifadelerini kullandı.

İttifak üyelerinin İran'a yönelik savaşta destek vermemesine değinen Trump, "Hiçbir yardıma ihtiyacımız yoktu. Ama bir bakıma insanları test ediyordum. Yanımızda durup durmayacaklarını görmek istedim. Çünkü ben her zaman onlara yardım ettiğimizi söyledim. Fakat onların da aynısını yapacağından emin değilim." dedi.

AFP'nin aktardığına göre Trump'ın, çarşamba günü yapılacak zirvenin ana oturumu öncesinde NATO liderleri onuruna verilecek resmi akşam yemeğine katılması bekleniyor.

ABD başkanlık uçağı Ankara'ya inmeden önce NATO, milyarlarca dolarlık askeri projelerin tanıtıldığı bir savunma forumu düzenledi. Forumun amacı, Avrupalı müttefiklerin savunma harcamalarını artırdığını Trump'a göstermek olarak değerlendiriliyor.


NATO zirvesi Trump'ı bekliyor: Avrupa'nın gelecekteki güvenliğinde ABD'nin rolü tartışılıyor

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)
TT

NATO zirvesi Trump'ı bekliyor: Avrupa'nın gelecekteki güvenliğinde ABD'nin rolü tartışılıyor

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

32 üyeli Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) liderleri, Türkiye'de düzenlenen zirvede ABD Başkanı Donald Trump'ın ittifakın geleceğinde Washington'ın üstleneceği role ilişkin açıklamalarını bekliyor. Zirve, Trump yönetiminin Rusya'nın dört yılı aşkın süredir Ukrayna'da sürdürdüğü savaşı Avrupa'nın diğer bölgelerine yaymasını önleyecek liderlik rolünü üstlenip üstlenmeyeceğine ilişkin soru işaretlerinin gölgesinde başladı.

Müttefikler, Trump'ın NATO'ya aktif bağlılığını sürdürmesini isterken, ittifakın önemli bir dönüşüm sürecine girdiğinin ve Avrupa'nın geleneksel savunmasında ABD'ye daha az bağımlı olmak zorunda kalacağının da farkında.

Trump yönetimi daha önce, ABD'nin askeri gücünü Orta Doğu ile Çin'in başlıca rakip haline geldiği Hint-Pasifik bölgesine kaydırmak amacıyla Avrupa'daki asker ve askeri kapasitesini azaltacağını açıklamıştı.

sdef
ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin Ankara kentinde düzenlenen resmi törende onur kıtasını selamlıyor. (AP)

New York Times, Avrupa hükümetlerinin (NATO 3.0) NATO'nun üçüncü versiyonu olarak tanımlanan yeni döneme mümkün olduğunca sorunsuz geçiş sağlamaya çalıştığını yazdı. Gazeteye göre Avrupa ülkeleri, ABD'nin bırakacağı boşluğu tamamen olmasa da büyük ölçüde doldurarak, giderek daha saldırgan ve militarize hale gelen Rusya'nın oluşturduğu tehdidi azaltmayı hedefliyor.

"NATO 3.0" dönemi

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Avrupa ülkelerini savunma harcamalarını artırmaya teşvik ederken aynı zamanda Trump'ın ittifaktan uzaklaşmasını önleyecek hassas bir denge kurmaya çalışıyor.

Rutte geçen hafta yaptığı açıklamada, "NATO 3.0 anlayışını yeniden hayata geçireceğiz. Daha güçlü bir Avrupa, daha güçlü bir NATO demektir" ifadelerini kullandı.

67kı8o
ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da düzenlenen resmi karşılama töreninde onur kıtasını selamlıyor. (AP)

Salı günü düzenlenen Transatlantik Savunma Sanayii Forumu'nda Avrupa ile ABD arasındaki savunma iş birliğinin güçlendirilmesine vurgu yapan Rutte'nin, salı ve çarşamba günkü oturumlarda Avrupa'nın savunma harcamaları ve silah alımları konusunda olumlu mesajlar vermesi bekleniyor.

Polonya Dışişleri Bakanı ve eski Savunma Bakanı Radoslaw Sikorski ise NATO'nun kuruluşundan bu yana geçirdiği dönüşümü şu sözlerle özetledi:

"NATO 1.0, Sovyet saldırganlığı ve yayılmacılığına karşı açık bir savunma ittifakıydı. NATO 2.0 ise Soğuk Savaş sonrası yeni bir misyon arayışını temsil ediyordu."

rt5y6u
Rusya'nın füze ve İHA saldırılarında ağır hasar gören Kiev yakınlarındaki Vişneve'de bulunan bir mahallede yanan atölye. (Reuters)

Sikorski'ye göre Rusya'nın 2022'de Ukrayna'yı kapsamlı biçimde işgal etmesi, Çin'in artan küresel iddiası ve Washington'ın kaynaklarını Avrupa'dan Asya'ya kaydırma isteği, "NATO 3.0" döneminde Avrupa'nın konvansiyonel savunmanın daha büyük yükünü üstlenmesi, ABD'nin ise kriz anında devreye giren stratejik bir müttefik konumuna geçmesi anlamına gelecek.

Trump savunma harcamaları baskısını sürdürecek

ABD'li yetkililer, Trump'ın zirvede NATO üyelerine savunma bütçelerini artırmaları yönündeki baskısını sürdüreceğini öngörüyor.

Müttefikler geçen yıl, savunma harcamalarını 2035 yılına kadar gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 5'ine çıkarma taahhüdünde bulunmuştu.

ABD'nin NATO Daimi Temsilcisi Matthew Whitaker geçen hafta yaptığı açıklamada, "Yükümlülüklerini yerine getirenler kazanacak, geride kalanlar ise bunun zorluklarıyla karşılaşacak" uyarısında bulundu.

Trump geçmişte NATO'yu "kâğıttan kaplan" olarak nitelendirmiş, ayrıca İran ile yaşanan gerilim sırasında müttefiklerini ABD'nin yanında yer almamaları halinde sonuçlarına katlanacakları yönünde birçok kez uyarmıştı.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ise daha sert bir tutum sergileyerek, önümüzdeki altı ay içinde Avrupa'daki Amerikan askeri varlığının yeniden gözden geçirileceğini açıklamıştı.

Uzmanlar, NATO içinde güçlü bir "Avrupa ayağı" oluşturulmasının zaman alacağını belirtiyor. Bunun yalnızca finansmanla sınırlı olmadığı; ABD'nin artık sağlamayabileceği gelişmiş silah sistemlerinin geliştirilmesi, satın alınması ve entegrasyonunun da gerektiği ifade ediliyor.

dfrgthyuj
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, NATO Liderler Zirvesi kapsamında Ankara'daki Cumhurbaşkanlığı Beştepe Külliyesi'nde düzenlenen resmi karşılama töreni ve onur kıtası merasimi öncesinde, Cumhurbaşkanlığı İstihbarat Başkanı İbrahim Kalın ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'la görüşüyor. (Reuters)

Bu kapsamda uzun menzilli karadan karaya füze sistemleri, gelişmiş hava savunma ağları, uydu altyapısı ve istihbarat koordinasyonu kritik unsurlar arasında gösteriliyor.

Rutte ayrıca ABD'nin NATO'nun temel nükleer caydırıcılığını, yani "nükleer şemsiyesini" sürdürmesinin hayati önem taşıdığını vurguluyor.

"Ukrayna savaşı tehlikeli yeni bir aşamaya girebilir"

Zirve, Ukrayna savaşının "tehlikeli yeni bir aşamaya" girebileceğine yönelik Amerikan uyarılarının gölgesinde gerçekleştiriliyor.

Washington Post yazarı David Ignatius'un aktardığına göre, eski CIA Direktörü William Burns, "Tırmanma riski gerçek ve giderek artıyor" değerlendirmesinde bulundu. Burns, bunu Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin üzerindeki iç baskının artmasına ve cephede yaşadığı kayıplara bağladı.

Görevdeki Amerikalı yetkililer de ABD'nin bu uyarıları geçen aydan bu yana Avrupalı müttefikleriyle paylaştığını doğruladı.

ABD'nin eski Ukrayna Büyükelçisi William Taylor ise Türkiye'deki NATO zirvesinin, Trump yönetiminin ittifak içinde güven, güç ve liderlik sergilemesi için önemli bir fırsat olduğunu belirtti.

Taylor'a göre Ukrayna'nın son dönemde sahada elde ettiği başarılar, Trump'a Moskova'yı savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya zorlamak için ilave diplomatik koz sağlıyor.

NATO ülkeleri de CIA'den benzer uyarılar aldıklarını ve bunun Rusya'nın olası bir tırmanışına ilişkin kendi istihbarat değerlendirmelerini güçlendirdiğini ifade ediyor.

Polonya Haber Ajansı'nın aktardığına göre istihbarat kaynakları, Rusya'nın NATO'nun tepkisini test etmek amacıyla Polonya'ya yönelik silahlı bir provokasyona girişebileceği uyarısında bulundu.

Olası senaryolar arasında Polonya'nın elektrik iletim altyapısına gerçek ya da simüle edilmiş saldırılar ile Polonya-Rusya sınırı yakınlarında gizli hibrit operasyonlar yer alıyor.

Letonya, Litvanya ve Estonya da olası bir Rus saldırısına karşı hazırlık planlarını gözden geçiriyor.

Polonya ile Litvanya arasında yer alan Rus toprağı Kaliningrad, NATO açısından en hassas gerilim noktalarından biri olarak görülüyor. Buradaki Rus birliklerinin kuzey ya da güneye doğru NATO topraklarına hızla hareket edebileceği belirtilirken, Belarus da olası kriz senaryolarında kritik bir bölge olarak değerlendiriliyor.

Fransız Le Figaro gazetesi ise Letonya istihbaratının, Rusya'nın Baltık ülkeleri veya Polonya'ya yönelik askeri provokasyon hazırlığında olduğuna işaret eden göstergeler tespit ettiğini yazdı.

Türkiye'ye F-35 satışı yeniden gündemde

Avrupa'nın ABD güvenlik şemsiyesini koruma çabalarının sürdüğü dönemde, Trump'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a Türkiye'nin yeniden F-35 hayalet savaş uçağı programına dahil edilmesine hazır olduğu mesajını vermesi bekleniyor.

Böyle bir adım, Trump'ın yedi yıl önce ulusal güvenlik gerekçesiyle uygulamaya koyduğu yasağın kaldırılması anlamına gelecek. Ancak bu değişiklik Kongre'de muhalefetle karşılaşabilir.

Trump, Erdoğan'ı güçlü liderler arasında gördüğünü birçok kez dile getirirken, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de kısa süre önce Trump'ın yönetimine, Türkiye'nin talep ettiği savaş uçaklarının tedariki için çözüm bulunması talimatı verdiğini açıklamıştı.

Trump geçen ay Beyaz Saray'da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüşmesi sırasında F-35 programına ilişkin bir soruya, Erdoğan'a "onu çok mutlu edecek bir hediye" vereceğini söylemişti.

ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack da Türkiye ile F-35 krizinin yıl sonuna kadar çözülebileceğini belirterek, Kongre'nin nihayetinde bu kararı destekleyeceğini ifade etti.

Türkiye'ye F-35 satışına karşı çıkan isimler arasında İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu da bulunuyor.