Türkiye ile Almanya arasında yeni bir çekişme noktası: Gazze

Almanya Başbakanı Olaf Scholz ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 17 Kasım'da Berlin'de ortak basın toplantısında iken (Reuters)
Almanya Başbakanı Olaf Scholz ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 17 Kasım'da Berlin'de ortak basın toplantısında iken (Reuters)
TT

Türkiye ile Almanya arasında yeni bir çekişme noktası: Gazze

Almanya Başbakanı Olaf Scholz ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 17 Kasım'da Berlin'de ortak basın toplantısında iken (Reuters)
Almanya Başbakanı Olaf Scholz ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 17 Kasım'da Berlin'de ortak basın toplantısında iken (Reuters)

Ömer Önhon

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ikili ve uluslararası ilişkiler düzeyinde önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemde gerçekleşen Almanya ziyareti, Erdoğan'ın 2020 yılından bu yana yaptığı ilk ziyaret olup yalnızca bir gün sürdü.

Erdoğan ve Alman Şansölyesi Olaf Scholz, görüşmeler yaptılar. Toplantılarından önce ortak basın toplantısında, esas olarak İsrail'in Gazze'deki askeri macerasına odaklandılar.

Erdoğan, ziyaretini İsrail'i destekleyen ABD, Almanya ve diğer ülkeler üzerinde baskı kurmak için kullandı. Bu durum, Müslüman ülkeleri de aynı şeyi yapmaya teşvik etti. İki lider, iki devletli çözüm ve sivillerin korunması konusunda anlaştılar, ancak diğer konulardaki anlaşmazlıkları yerinde kaldı.

Almanya, diğer birçok ülke gibi Ukrayna'daki savaşta Türkiye'nin rolünü, özellikle de tahıl anlaşmasındaki rolünü takdir ediyor. Ancak, Gazze'deki diğer büyük uluslararası krizle ilgili durum farklı. Almanya, İsrail'in yanında net bir şekilde duruyor. Ateşkes çağrısına karşı çıkıyor ve bu tutumunda Yahudi rehineleri ve İsrail'in güvenliğini gerekçe gösteriyor. Türkiye ise Filistinlilere en güçlü ifadelerle destek veriyor.

Almanya, birçok ülke gibi Hamas'ı terör örgütü olarak kabul ederken Erdoğan, Hamas'ı vatanını kurtarmak için mücadele eden siyasi bir örgüt olarak tanımlıyor.

Erdoğan, Almanya ve diğer Avrupa Birliği (AB) ülkelerini İsrail'in sivilleri hedef almasına karşı seslerini yükseltmemekle suçladı.

Almanya, AB'nin önde gelen üyesi olarak, Türkiye'nin üyelik sürecini önemli ölçüde etkileme gücüne sahip. Almanya, Türkiye ile birçok ortak ilgi ve bağa sahip olmasına rağmen, üyelik konusunda her zaman temkinli bir tutum sergiledi.

Ülkesinin Batılı ülkelerin aksine tarihsel olarak Yahudilere borçlu olmadığını hatırlatarak İkinci Dünya Savaşı'nda 6 milyon Yahudi'nin öldürüldüğü Nazi Holokost'una açık bir gönderme yaptı. Almanlar bu açıklamaları kendilerine hakaret olarak değerlendirmiş olmalı.

Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin geleceği, özellikle toplantının Avrupa Komisyonu'nun Türkiye'nin üyeliğine ilişkin bir rapor yayınlamasının planlanmasından günler önce gerçekleşmesi nedeniyle, Erdoğan-Scholz görüşmelerinin her zaman olduğu gibi önemli bir gündem maddesiydi.

Fotoğraf Altı:  Sahip olmak istenen Eurofighter Typhoon (Reuters)
Sahip olmak istenen Eurofighter Typhoon (Reuters)

Türkiye, AB için jeopolitik açıdan son derece önemli bir ülkedir. Ortak çıkar ve işbirliğini ilgilendiren pek çok konu var. Ancak, Türkiye'nin AB’ye tam üyelik süreci, 2019'dan bu yana dondurulmuş durumda. Bunun temel nedeni, Türkiye ile Avrupa Birliği üyesi bazı ülkeler arasındaki gergin ilişkilerdir.

Almanya, AB'nin önde gelen üyesi olarak, Türkiye'nin üyelik sürecini önemli ölçüde etkileme gücüne sahip. Almanya, Türkiye ile birçok ortak ilgi ve bağa sahip olmasına rağmen, üyelik konusunda her zaman temkinli bir tutum sergiledi.

Almanya, Türkiye'nin AB’ye aday ülke statüsünü vurgulamakla birlikte, katılım müzakerelerinin ‘kapsamının belirsiz’ olduğunu düşünüyor.

Almanya, Türkiye'ye silah satışlarına yaptırımlar uyguladı veya bunlara kısıtlamalar getirdi. Örneğin, bu silahların Türkiye sınırlarının dışında kullanılmasına izin verilmedi. Bu kısıtlamalar hala yürürlükte.

Almanya ve Türkiye arasındaki savunma ilişkileri önemli olmakla birlikte, bazı sorunlara da sahiptir. Almanya, bazı durumlarda, Türkiye'ye silah satışlarına yaptırımlar uyguladı veya bunlara kısıtlamalar getirdi. Örneğin, bu silahların Türkiye sınırlarının dışında kullanılmasına izin verilmedi. Bu kısıtlamalar hala yürürlükte bulunuyor.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, iki gün önce TBMM’de 2024 bütçesi görüşmeleri sırasında yaptığı açıklamayla herkesi şaşırtmıştı. Almanya'nın da aralarında bulunduğu 4 Avrupa ülkesinin ortak projesi olan 40 adet Eurofighter Typhoon uçağını Türkiye'nin satın alma planlarını açıklamıştı. Milli Savunma Bakanı, İngiltere, İspanya ve İtalya'nın Türkiye'ye satış yapmak istediğini ve bu konuda Almanya'yı ikna etmeye çalıştıklarını belirtti.

Görünen o ki Türkiye, F-35 uçağındaki kaybı ve ABD'den F-16 uçağı alımında yaşanan gecikme ve zorlukları kısmen de olsa telafi etmek amacıyla Eurofighter'ı satın almaya çalışıyor.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile ortak basın toplantısında, bir Alman gazetecinin satın alma işlemiyle ilgili sorusuna yanıt veren Erdoğan, "Bunu bize tehdit olarak sunmayın. Almanya, savaş uçağı satan tek ülke değil" dedi. Bu, Erdoğan'ın bu konuyla ilgili gerginliğini gösteren bir başka işaretti.

Savunmayla ilgili ortak ilgi alanlarından biri de İsveç'in NATO üyeliği konusudur. Cumhurbaşkanı Erdoğan, son olarak İsveç'in NATO'ya katılımıyla ilgili protokolü TBMM’ye gönderdi.

Türkiye ve Almanya arasında ortak ilgi alanlarından biri de göçmen ve sığınmacı meselesidir. Almanya, Avrupa'daki ana sığınma varış noktasını temsil ediyor ve birkaç yıl önce, yüz binlerce Suriyeli oraya sığındı.

Almanya ziyaretinden önce Dışişleri Komisyonu'nda yapılan bir tartışma ilk adımı oluşturdu. Komisyon üyeleri, Dışişleri Bakan Yardımcısı'nın yaptığı olumlu sunuma rağmen, konuyla ilgili görüşmelerini belirsiz bir tarihe ertelemeye karar verdiler.

Türkiye'nin Eurofighter Typhoon savaş uçağı satın alma planını ve İsveç'in NATO üyeliği konusundaki görüşmelerini duyurmasının, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Almanya ziyaretiyle bağlantılı olabileceği düşünülüyor.

Türkiye ve Almanya arasında ortak ilgi alanlarından biri de göçmen ve sığınmacı meselesidir. Almanya, Avrupa'daki ana sığınma varış noktasını temsil ediyor ve birkaç yıl önce, yüz binlerce Suriyeli oraya sığındı.

Almanya, AB ve Türkiye arasında, Türkiye üzerinden yasadışı yollarla seyahat eden kişilerle ilgili varılan anlaşmadan büyük ölçüde yararlanıyor. Bu konu, iki ülke arasındaki işbirliğinin temel unsurlarından birini oluşturuyor.

İlgili olarak, Türkiye, AB ile vize serbestliği için çalışıyor, ancak özellikle AB ve Almanya'ya ziyaret vizesi başvurularının reddedilme oranları artıyor. Almanya, bu sorunun teknik olduğunu, konsolosluklarının ve büyükelçiliklerinin başvuru sayısında yaşanan muazzam artış nedeniyle aşırı yük altında olduğunu iddia ediyor.

Almanyalı yetkililere göre Türkler, farklı nedenlerle de olsa, sığınma başvurularında ilk sırada yer alıyor. Bu sayede, Suriyeliler ve Afganlardan daha fazla başvuru yapmışlar. Tüm bunlar, ikili ilişkileri aşan karmaşık meselelerdir.

Son olarak Erdoğan'ın Almanya ziyaretinin ilişkilerin ve iletişimin sürdürülmesi açısından faydalı olduğuna şüphe yok ama sorunların çözümü pek mümkün olmadı. Deyim yerindeyse; iki ülkenin liderleri aynı fikirde olmadıkları konusunda anlaştılar.



İstanbul’da sekizli zirve: Hürmüz ve Yemen için diplomasi arayışı

İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
TT

İstanbul’da sekizli zirve: Hürmüz ve Yemen için diplomasi arayışı

İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

İstanbul’da cuma günü bir araya gelen Orta Doğu, Avrupa ve Asya’dan sekiz ülkenin dışişleri bakanları, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün güvence altına alınması başta olmak üzere bölgesel ve uluslararası krizleri ele aldı. İlk kez bu formatta düzenlenen toplantıda Filistin meselesi, Yemen’deki gelişmeler, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları ve Rusya-Ukrayna savaşı da gündeme geldi.

Türkiye’nin koordinasyonunda gerçekleştirilen toplantı, krizlerin çözümünde iş birliğini geliştirmeyi amaçlayan yeni bir diplomatik girişim niteliği taşıyor.

İstanbul Boğazı’na nazır Çırağan Sarayı’nda düzenlenen toplantıya, geçen mart ayında kurulan R4 grubunun üyeleri Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan katıldı.

xscdfvgh
Toplantı başlamadan önce Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları bir araya geldi (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Toplantıda Avrupa’nın E3 grubu ise Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot tarafından temsil edildi. İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani de görüşmelere katıldı.

Bölgesel krizlere bölgesel çözümler

Toplantının gündeminde Filistin meselesi, Yemen’deki gelişmeler, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz ve Rusya-Ukrayna savaşının sona erdirilmesine yönelik çabalar yer aldı.

Toplantının açılışında konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, krizlerin çözümünde bölgesel sahiplenme ilkesinin esas alınması gerektiğini vurguladı. Dışarıdan dayatılan çözümlerin kalıcı olamayacağına işaret eden Fidan, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında 7 Ağustos’ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın bu yaklaşımın somut örneklerinden biri olduğunu söyledi.

cd
Hakan Fidan, 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nın açılışında konuşurken (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Anlaşmanın bölgesel güvenliği, barışı ve refahı korumayı amaçladığını belirten Fidan, Türkiye’nin Husilerin saldırıları karşısında Suudi Arabistan’ın güvenliğine destek verdiğini ifade etti. Fidan ayrıca Hürmüz ve Babülmendep boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünün korunmasının önemine dikkat çekti.

Bölgesel krizlerin çözümünde iletişim kanallarının açık tutulması ve diyaloğun sürdürülmesi gerektiğini kaydeden Fidan, ilerlemenin yavaş ve kırılgan olduğu durumlarda dahi diplomatik temasların devam etmesinin önemini vurguladı. Türkiye’nin Rusya ile Ukrayna arasında savaşın sona erdirilmesine yönelik yürüttüğü görüşmeleri de bu yaklaşımın bir parçası olarak gösterdi.

dfghy
İstanbul’daki sekizli toplantı öncesinde Hakan Fidan ile Ed Miliband bir araya geldi (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Fidan, cuma günü İstanbul’da düzenlenen 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nın açılışında yaptığı konuşmada da uluslararası sistemde güvensizliğin giderek arttığını belirtmişti. Uzun yıllar barışın hâkim olduğu bazı bölgelerde halkların bugün silahlı çatışmalarla karşı karşıya kaldığını söyleyen Fidan, son yıllarda dünyanın farklı noktalarında devam eden çatışmaların kara ve deniz ticaret yollarını olumsuz etkilediğini ifade etti. Ateşkes ihlallerinin de olağan hale geldiğine dikkat çekti.

İsrail’in Gazze’de ateşkesi her gün ihlal etmesinin uluslararası sisteme duyulan güveni aşındırdığını belirten Fidan, insani yardımların bölgeye ulaştırılması ve çocukların korunmasının öncelikli olması gerektiğini söyledi.

Hürmüz Boğazı ve Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar gündemde

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband’ın ofisinden, İstanbul’daki sekizli toplantı öncesinde yapılan açıklamada, görüşmelerin ağırlıklı olarak Hürmüz Boğazı’ndaki kriz ve Suudi Arabistan’daki gelişmelere odaklanacağı bildirildi.

Açıklamada Miliband’ın, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer hak ve özgürlüklerinin bütünüyle yeniden tesis edilmesini sağlayacak diplomatik bir çözüm çağrısında bulunacağı belirtildi.

İran’ın bölgede uyguladığı taktiklerin başka noktalarda da tekrarlandığına dikkat çekilen açıklamada, Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların bölgesel istikrarsızlığı derinleştirdiği ve Babülmendep Boğazı ile Süveyş Kanalı gibi stratejik su yolları üzerindeki baskıyı artırdığı ifade edildi.

yju
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati İstanbul’da (Reuters)

Fransa Dışişleri Bakanlığı da bölgedeki ciddi istikrarsızlık ve belirsizlik ortamında ilk kez bu formatta düzenlenen toplantıda, İran krizinin farklı boyutlarının ve sonuçlarının ele alınacağını duyurdu.

Bakanlık açıklamasında, toplantının Avrupa ülkeleri ile Orta Doğu ülkeleri arasındaki koordinasyonu güçlendirmeyi amaçladığı belirtilerek, “Seçmediğimiz ancak hepimizi etkileyen krizlerle karşı karşıyayız” denildi.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ise toplantı öncesinde yaptığı açıklamada, Yemen’deki çatışmayı sona erdirecek diplomatik bir çözüm için tüm fırsatların değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Abdulati’nin açıklaması, Mısır Parlamentosunun gelecek hafta, İran’la müttefik Husilerin saldırılarına karşı Suudi Arabistan’a destek amacıyla Mısır Silahlı Kuvvetlerine yetki verilmesi konusunu oylamaya hazırlanmasıyla aynı döneme denk geldi.

Deniz ticaretine yönelik tehditler

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, Husilerin saldırıları ve Rusya’nın tahıl sevkiyatlarını hedef alan eylemleri nedeniyle deniz ulaşımının karşı karşıya olduğu tehditlere dikkat çekti.

Wadephul, bu sorunların ancak uluslararası iş birliğiyle aşılabileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu büyük sınamaların üstesinden ancak birlikte hareket ederek ve mevcut çerçevelerin ötesine geçerek gelebiliriz. Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları ve deniz ulaşımında seyrüsefer özgürlüğüne yönelik tehditler ya da Rusya’nın Karadeniz’de tahıl sevkiyatlarına yönelik giderek artan saldırılarının sonuçları olsun, bütün bu meselelerde ortak hareket etmeliyiz.”

Toplantıya katılan ülkelerin, çözüme kavuşturulamayan bu çatışmaların ekonomik ve güvenlik açısından ciddi sonuçlar doğurduğu konusunda ortak bir anlayışa sahip olduğunu belirten Wadephul, ülkelerin aynı zamanda krizlere çözüm bulma arayışında olduklarını söyledi.

vfhjkı
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Fransız ve İngiliz mevkidaşlarıyla İstanbul’daki toplantı kapsamında (Reuters)

Wadephul, İran ve Husilerin küresel ticareti baskı aracı olarak kullanmasına karşı olduklarını vurgulayarak, dünya genelindeki enerji ve gübre tedarikinin tehdit altında tutulmasının kabul edilemeyeceğini ifade etti.

Alman Bakan, “Deniz ulaşımında seyrüsefer özgürlüğünü ve komşu ülkeleri hedef alan gelişigüzel saldırılar sona ermeli” dedi. Bu çatışmaların yol açtığı sonuçlardan birinin de açlık olduğunu belirtti.

Karadeniz’deki gelişmelerin de küresel gıda krizini ağırlaştırdığına işaret eden Wadephul, Rusya’nın tahıl sevkiyatlarına yönelik saldırılarla özellikle Küresel Güney ülkelerinde gıda kıtlığı riskini artırdığını savundu.

Bu saldırıların, temel gıda ihtiyaçlarını büyük ölçüde buğdaya dayalı olarak karşılayan dünyanın en yoksul kesimlerini olumsuz etkilediğini belirten Wadephul, Türkiye gibi ortakların da bu durumdan zarar gördüğünü söyledi. Türkiye’nin küresel ticarete konu olan buğdayın işlenmesinde dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olduğunu kaydetti.

Wadephul, İstanbul’da ilk kez bu formatta düzenlenen toplantının, hem Hürmüz Boğazı çevresindeki kriz hem de Rusya-Ukrayna savaşı kaynaklı sorunların çözümüne yönelik diplomatik çabaları ilerletmeyi amaçladığını ifade etti.


İstanbul, bölgesel ve uluslararası meselelerin ele alınacağı toplantıya ev sahipliği yapacak

Geçen 5 Ağustos’ta Ürdün’ün başkenti Amman’da Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanlarının katılımıyla düzenlenen toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
Geçen 5 Ağustos’ta Ürdün’ün başkenti Amman’da Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanlarının katılımıyla düzenlenen toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
TT

İstanbul, bölgesel ve uluslararası meselelerin ele alınacağı toplantıya ev sahipliği yapacak

Geçen 5 Ağustos’ta Ürdün’ün başkenti Amman’da Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanlarının katılımıyla düzenlenen toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
Geçen 5 Ağustos’ta Ürdün’ün başkenti Amman’da Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanlarının katılımıyla düzenlenen toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

İstanbul, cuma günü Avrupa ülkelerinin dışişleri bakanları ile Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan dışişleri bakanlarını bir araya getirecek görüşmelere ev sahipliği yapacak. Türkiye’nin girişimiyle düzenlenen toplantı, bu formatta ilk kez gerçekleştirilecek.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı kaynakları perşembe günü yaptıkları açıklamada, “E3” grubunu oluşturan İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot ve Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul’un, “R4” grubundaki mevkidaşları Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati, Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ve toplantıya ev sahipliği yapacak Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir araya geleceğini bildirdi.

Toplantıda önemli bölgesel ve uluslararası meselelerin ele alınacağı belirtildi.

Görüşmelerin gündeminde Filistin meselesi, Yemen’deki gelişmeler, Hürmüz Boğazı, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın sona erdirilmesine yönelik çabalar ve iki grup arasında önümüzdeki dönemde iş birliği ile eş güdüm imkânları yer alacak.

İsrail’in ihlalleri ve İran savaşı

Kaynaklara göre toplantıya başkanlık edecek Hakan Fidan, tüm ülkelerin Kudüs’ün tarihî ve hukuki statüsünü zedeleyecek ve iki devletli çözüm çabalarına zarar verecek adımlardan kaçınması gerektiğini vurgulayacak.

Fidan’ın ayrıca uluslararası toplumun, İsrail’in yasa dışı yerleşimleri genişletme ve yasa dışı yerleşimcilerin terör eylemlerini teşvik etme girişimlerine karşı kararlı bir tutum sergilemesi ve İsrail üzerindeki baskıyı artırması gerektiğine dikkat çekmesi bekleniyor.

cdvfgthy
İsrail’in bombardımanı sonucu Gazze’de meydana gelen yıkım (Reuters)

Fidan’ın, “İsrail’in Filistin’i işgalinin sürmesi, uluslararası barış çabalarını engelleyen katı tutumu ve bölgenin dört bir yanına yayılan saldırganlığı, Ortadoğu’daki gerilimlerin temel nedenleridir” mesajını vermesi öngörülüyor.

Bu çerçevede Fidan’ın, iki grubun da Suriye’de istikrarın ve refahın güçlendirilmesine önemli katkılarda bulunduğunu hatırlatarak İsrail’in “Suriye’yi istikrarsızlaştırmaya” yönelik adımlarını sürdürmesine de değinmesi bekleniyor.

İran savaşına ilişkin olarak ise Fidan’ın, Washington ile Tahran arasındaki çatışmanın “ancak diplomasi ve diyalog yoluyla çözülebileceğini” vurgulayacağı kaydedildi. Kaynaklar, askerî yöntemlerin kalıcı bir çözüm sunmadığını, aksine bölgedeki kırılganlıkları artırarak çatışmanın yayılması riskini beraberinde getirdiğini belirtti.

Fidan’ın, Hürmüz ve Babülmendep boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünün kalıcı biçimde güvence altına alınmasının bölgesel ve küresel istikrar açısından hayati önem taşıdığını ifade etmesi bekleniyor.

tyuö
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (AP)

Ayrıca Suudi Arabistan’ın Husilerin saldırılarına karşı güvenliğinin desteklenmesi gerektiğine dikkat çekecek olan Fidan’ın, Hürmüz ve Babülmendep boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünün sürekli olarak güvence altına alınması çağrısını yineleyeceği bildirildi.

Kaynaklara göre Fidan, Husilerin Suudi Arabistan’daki sivilleri ve sivil altyapıyı hedef alan saldırıları karşısında Türkiye’nin Suudi Arabistan’ın güvenliğine verdiği desteği de yeniden vurgulayacak. Bu kapsamda, “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” ile ortaya konulan dayanışma ve güvenlik anlayışının önemine işaret edecek.

Rusya-Ukrayna savaşı

Görüşmelerde Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın da ele alınması bekleniyor. Fidan’ın, savaşın Karadeniz bölgesine yayılmasını önlemek ve sivil can kayıplarını durdurmak amacıyla Türkiye’nin sürekli dile getirdiği “uyarı ve önerileri” yeniden gündeme getireceği öngörülüyor.

scdfgthyju
29 Kasım 2025’te Türkiye kıyıları açıklarında, Karadeniz’de Rusya’nın gölge filosuna ait bir gemiye yönelik Ukrayna saldırısı (AFP)

Türk Dışişleri Bakanı’nın, Rusya-Ukrayna savaşının diyalog ve diplomasi yoluyla sona erdirilmesi için Türkiye’nin mümkün olan her türlü desteği sağlamaya hazır olduğunu yinelemesi bekleniyor. Fidan’ın ayrıca iki ülke arasındaki çatışmanın tırmanmasının bölgesel güvenlik açısından oluşturduğu risklere dikkat çekeceği belirtildi.

“E3” grubu, İran’ın nükleer programına ilişkin diplomatik eş güdümü güçlendirmek amacıyla 20 yılı aşkın süre önce kuruldu. Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan ve Türkiye arasında bir eş güdüm mekanizması olarak oluşturulan “R4” grubu ise geçen mart ayında teşkil edildi. Dört ülke, 8 Ağustos’ta “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı imzalamıştı.


Bağdat’tan “silahların devletin kontrolünde toplanmasına” karşı çıkanlara uyarı

Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
TT

Bağdat’tan “silahların devletin kontrolünde toplanmasına” karşı çıkanlara uyarı

Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)

Irak’ta yürütme ve yasama organları, dün “silahların devletin kontrolünde toplanması” projesine karşı çıkanlara yönelik yaptırım uygulanabileceği uyarısında bulundu. İktidardaki Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, silah meselesinin 30 Haziran 2027’ye kadar çözüme kavuşturulmasını öngören anlaşmaya bağlılığını teyit etti.

Irak hükümeti de kurumlarına yasaları uygulama ve “silahların devlet kontrolünde toplanmasına ilişkin devlet kararlarını engelleyen, bu girişimlere katılan veya katkıda bulunan herkes hakkında cezai şikâyet süreçlerini başlatma” talimatı verdiğini açıkladı.

Irak Meclis Başkanı Heybet el-Halbusi de iç barışın korunması, hukukun uygulanması ve silahların devletin kontrolünde toplanması amacıyla hükümetin attığı adımlara destek verdiğini bildirdi.

Ankara’dan Irak ve Suriye açıklaması

Öte yandan Türkiye Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye’nin “komşuları Suriye ve Irak ile sınırlarının güvenliği tamamen sağlanana kadar” bu ülkelerdeki askerlerini tutmaya devam edeceğini söyledi.

Güler, “Kuvvet yapımız ve konuşlanmamız; terör tehdidinin gelişimine, sınır güvenliğimize ve sahadaki gelişmelere göre belirleniyor” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Iraklı bazı silahlı grupların, silahların devlet kontrolünde toplanması planına katılmayı kabul etmeleri karşılığında öne sürdükleri şartlardan biri de Türk askerlerinin Irak’tan çekilmesiydi.