Erdoğan: İsrail, Gazze halkının dışarıyla iletişimini keserek de yaşanan zulmün duyulmasına engel olmaya çalışmaktadır

Cumhurbaşkanı Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan: İsrail, Gazze halkının dışarıyla iletişimini keserek de yaşanan zulmün duyulmasına engel olmaya çalışmaktadır

Cumhurbaşkanı Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İletişim Başkanlığınca bu yıl üçüncüsü düzenlenen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi'ne (Stratcom Summit'23) gönderdiği video mesajda, katılımcıları İstanbul'da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Zirvenin bu yıl, tarifi imkansız acıların yaşandığı sancılı bir dönemde düzenlendiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze'de, 7 Ekim'den beri insanlığa dair ne kadar değer varsa hepsinin ayaklar altına alındığı büyük bir vahşet ve katliamın yaşandığını vurguladı.

İsrail'in düzenlediği saldırılarda hayatını kaybeden gazetecilere dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İsrail'in kasıtlı bir şekilde hedef aldığı siviller, sadece çocuklar ve kadınlarla da sınırlı değil. İsrail, özellikle tüm zorluklara rağmen Gazze'deki insani trajediyi dünyaya duyurmaya çalışan gazetecileri de öldürüyor. İsrail'in saldırıları sonucunda bugüne kadar 60'tan fazla gazeteci katledildi. Elektriğini, suyunu, yakıtını, gıdasını keserek açıkça savaş suçu işleyen İsrail, Gazze halkının dışarıyla iletişimini keserek de yaşanan zulmün duyulmasına engel olmaya çalışmaktadır." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu vahşet karşısında uluslararası örgütler ve küresel sistemin çok kötü bir sınav verdiğini kaydetti.

Küresel barış ve istikrarı sağlamakla görevli olan BM Güvenlik Konseyinin bu süreçte tamamen işlevsiz kaldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "BM Genel Kurulunda 40 ülkenin çekimser, 121 ülkenin ise 'evet' oyuyla kabul edilen karar ise insanlığın ortak vicdanını yansıtması bakımından anlamlıydı, değerliydi." dedi.

Kendilerini Gazze krizinde çocuk ölümleri kadar üzen bir başka durumun da uluslararası basın kuruluşlarının tarafgir yayınları olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"7 Ekim hadisesini öne süren birçok basın yayın kuruluşu, İsrail'in Gazze'de işlediği insanlık ve savaş suçlarını görmezden geldi. Hatta İsrail güvenlik güçleri tarafından kendi meslektaşlarının katledilmesi karşısında bile bu tavır değişmedi. Bu ilkesiz tutumun sadece hayatını kaybeden gazetecilerin ailelerini değil, basın camiasının tamamını derinden yaraladığına inanıyorum. Türkiye olarak nasıl ilk günden itibaren Gazze halkının yanında, İsrail zulmünün karşısında olduysak, İsrail'in hakikati imha veya tahrif etmeyi amaçlayan propaganda savaşına da geçit vermedik."

"Hakikatin savunuculuğunu yapan tüm gazetecileri yürekten tebrik ediyorum"

Buradan yerli-yabancı ayrımı yapmadan hakikatin savunuculuğunu yapan tüm gazetecileri yürekten tebrik ettiğini kaydeden Erdoğan, "Gazze başta olmak üzere son dönemde yaşadığımız kritik gelişmelerin bize hatırlattığı en kritik husus, stratejik iletişimin önemidir. Savaş, çatışma, saldırı ve savunmaların yalnızca cephede olmadığını hep birlikte gördük, görüyoruz. Dezenformasyonun demokrasiyi yozlaştıran, bireysel hak ve özgürlükleri hedef alan yıkıcı etkilerine karşı topyekun mücadele etmemiz gerekiyor. İletişim Başkanlığımızın ev sahipliğinde 3'üncüsü düzenlenen Stratejik İletişim Zirvesi'ni bu yönüyle çok önemli buluyorum." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hibrit Tehditlerle Küresel Mücadele: İstikrar, Güvenlik, Dayanışma" temasıyla düzenlenen zirvedeki tartışmaların verimli geçmesi temennisinde bulunarak, zirveye katkı sağlayacak tüm konuşmacılara ve misafirlere şükranlarını sunduğunu söyledi.

Dışişleri Bakanı Fidan: Batı dünyası İsrail'in savaş suçlarıyla aralarına artık mesafe koymalıdır

Dışişleri Bakanı Fidan, "Ezberleri tekrarlayarak İsrail'in bir savaş suçunu başka bir suç işleyerek unutturmasına izin vererek gerçek barışa ulaşılamayacağını belirtti, "Batı dünyası İsrail'in savaş suçlarıyla aralarına artık mesafe koymalıdır" dedi.

Bakan Fidan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca İstanbul'da düzenlenen "Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi"nde (Stratcom Summit’23) açılış konuşması yaptı.

Fidan, uluslararası sistemin ve jeopolitik denklemin dönüşüm geçirdiğini, stratejik rekabetin Soğuk Savaş'ın bitişinden bu yana en yüksek seviyesine ulaştığını söyledi.

Teknolojik gelişmelerin de etkisiyle devletler arasındaki rekabetin sadece konvansiyonel olmaktan çıktığına dikkati çeken Fidan, dezenformasyon ve siber saldırıların birer tehdit unsuru olarak öne çıktığı bireylerin de devletleri tehdit edebildiği bir uluslararası düzen içerisinde olduklarını belirtti.

Hakan Fidan (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
Hakan Fidan (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Fidan, dezenformasyonun hakikati bulanıklaştırdığı bir dünyada yaşandığını ifade ederek "Geçmişte Afganistan ve Irak'a müdahalenin yolunu açan ve bölgemizi kaosa sürükleyen kurumsallaşmış dezenformasyon, bugün Gazze'de iş başında. Halbuki bizim devlet anlayışımız devletlerin her ne şartta olursa olsun, gerçekleri söylemesi esasına dayanmakta, devletleri de güvenilir yapan işte bu gerçektir. Bu noktada devletlere düşen görev hakikatin yitirilmesi krizine son vermektir." değerlendirmesinde bulundu.

İletişim teknolojileri, kuantum ve yapay zeka gibi çığır açıcı inovasyonların hasım ellerde kötü amaçla kullanılabildiğine dikkati çeken Fidan, yapay zekanın bu konuda çok çarpıcı bir örnek teşkil ettiğini söyledi.

Fidan, Türkiye olarak hibrit tehditlere karşı önlemler aldıklarını, güvenlik konseptlerini bütüncül bir yaklaşımla ele alarak gerekli tüm hazırlıkları yaptıklarını belirtti. Bakan Fidan şöyle devam etti:

"Dışişleri Bakanlığımız da Türkiye'nin milli güvenlik sisteminin bir parçası olarak bu çabalara güçlü bir şekilde iştirak etmektedir. Bakanlığımdaki yeniden yapılanma çalışmaları kapsamında dijital çağın sunduğu imkanlardan yararlanarak stratejik iletişime özel bir ağırlık vermekteyiz. 260 misyonla dünyanın en büyük beşinci diplomatik ağına sahip bir teşkilat olarak kendimizi ve altyapımızı zamanın ihtiyaçlarına göre yenileyecek kapasiteye fazlasıyla sahip durumdayız."

Fidan, terör gruplarının sosyal medyanın yaygınlaşmasından faydalandığını, haberleşme sistemleri, siber saldırı yazılımları ve yapay zeka kullanımıyla taktik hazırlıklar yaptıklarını aktardı.

"Milli güvenliğimizi tahkim edecek her adımı atacak her önlemi de alacağız"

Terörizmle mücadelede geçmişin yöntemlerinin, bugünün ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma geldiğini söyleyen Fidan, Türkiye'nin terörle mücadele stratejisini çağın gereklerine göre sürekli geliştiren bir ülke olduğunu kaydetti.

Fidan, terörle mücadele çabalarında zaman zaman yalnız kaldıklarını belirterek "Zaman zaman dost ve müttefiklerimizi terör örgütleriyle aynı safta gördük. Bu kapsamda emperyal güçlerin maşası haline gelmiş ve vekil örgütlerle de mücadele etmek durumunda bırakıldık yine de doğruları söylemekten asla geri durmadık, durmayacağız. DEAŞ'la mücadele kisvesi altında PKK'ya ve uzantısı YPG'ye başta Amerika olmak üzere müttefiklerimizin verdiği desteğin büyük bir stratejik hata olduğunu her zaman ve her platformda dile getirdik. Bugün bir kez daha bu kürsüden vurgulamak isterim; Türkiye için yaşamsal bir tehdit olan bu konuda milli güvenliğimizi tahkim edecek her adımı atacak her önlemi de alacağız." diye konuştu.

Bakan Fidan, bazı Batılı ülkelerin, düzensiz göçle mücadelede Türkiye'den daha fazla çaba beklentisi içerisinde olduğunu gördüklerini aktararak "Bu ülkelere izninizle şunu açık bir şekilde sormak istiyorum; bir terör örgütüne değil de müttefikiniz Türkiye'ye destek verseydiniz terörle mücadeleye seferber ettiğimiz beşeri, siyasi, ekonomik ve askeri imkanları düzensiz göçle mücadeleye sevk etmemiz daha kolay olmaz mıydı?" ifadelerini kullandı.

"Şartlar oluştuğunda barış görüşmelerine yeniden ev sahipliği yapma irademiz de bakidir"

Fidan, Ukrayna Savaşı'nda da bir yandan cephe hattında muharebeler yaşandığını, diğer yandan ise siber saldırılar ve enformasyon faaliyetlerinin de yoğun olarak kullanıldığını aktardı.

Bu tehditlerin bertaraf edilmesinin en etkili yolunun "savaşın bir an önce müzakereler yoluyla sona erdirilmesi" olduğunu vurgulayan Fidan, Türkiye'nin başından beri Ukrayna'nın egemenliği, bağımsızlığı ve Kırım dahil toprak bütünlüğüne siyasi ve stratejik destek verdiğini hatırlattı.

Hakan Fidan, Türkiye'nin Karadeniz Tahıl Girişimi'yle küresel düzeyde gıda piyasasının istikrarsızlığa sürüklenmesini engellediğini belirterek "Şartlar oluştuğunda barış görüşmelerine yeniden ev sahipliği yapma irademiz de bakidir. Yalnız açıkça ifade edelim; bu, tek başına başarılacak bir iş değil. Çatışmaların sona erdirilmesini destekleyen ülkelerin birlik ve eş güdüm içinde hareket etmesi, barışa giden yolu hızlandıracaktır. Unutmamalıyız ki savaşın uzaması hibrit tehdit yöntemlerinin adeta cazibesini artıracaktır." dedi.

Hibrit sınamalar ve dezenformasyon

Dezenformasyonun, bugün "hibrit sınamaların en sık başvurulan yöntemlerinden biri olduğunu" kaydeden Fidan, "İsrail'in 7 Ekim olayları sonrasında Gazze'de ve Batı Şeria'da işlediği savaş suçları bağlamında iki tür dezenformasyonla" karşı karşıya kaldıklarını aktardı.

Fidan, "Birincisi, birçok Batılı basın yayın kuruluşunun Filistinlilerin maruz kaldığı insani dramı yok sayan tarafgir tutumudur. Diğeri ise 7 Ekim olaylarıyla sınırlı olmayan, İsrail'in gerçekleri perdeleyerek bütün dünyayı inandırmaya çalıştığı kurumsallaşmış dezenformasyondur. İsrail'in bu dezenformasyonunun şu anki kriz özelindeki amacı, 6 bini çocuk olmak üzere 14 binin üzerinde sivil Filistinliyi Orta Çağı hatırlatan bir hunharlıkla katletmesini meşru müdafaa kisvesi altında aklamaktır." değerlendirmesinde bulundu.

İsrail'in bu nedenle hastaneleri vurup suçu başkasına attığını ve vurduğu sağlık merkezlerinin altında tüneller aradığını vurgulayan Fidan, "Ancak İsrail'in kurguladığı bu hikayenin esas odağı, işgali örtbas edip Kudüs'te, Batı Şeria'da ve Gazze'deki eylemleriyle iki devletli çözümü fiilen imkansız hale getirmektir." ifadelerini kullandı.

Fidan, Türkiye'nin çabalarını iki kulvarda yürüttüğünü, birinci kulvarda "tam ateşkesin sağlanması ve insani yardımların kesintisiz bir şekilde Gazze'ye girişini" hedeflediklerini, ikinci kulvarda ise "iki devletli çözüm temelinde kalıcı bir barışın sağlanması çabalarına geri dönülmesi" bulunduğunu dile getirdi.

İkili ve çok taraflı temelde yoğun bir diplomasi trafiği içinde olduklarını belirten Fidan, "İsrail Filistin sorununa tek geçerli çözüm yolunun başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü olan bir Filistin devletinin hayat bulması olduğu genel kabul görmekte." dedi.

"Bu tarihi adaletsizliğe bir son vermeliyiz"

Dışişleri Bakanı Fidan, bunun da yeterli olmadığını vurgulayarak "Sadece ezberleri tekrarlayarak, İsrail'in bir savaş suçunu başka bir suç işleyerek unutturmasına izin vererek gerçek barışa ulaşmak mümkün değil. Geçtiğimiz günlerde 20. vefat yıldönümünü idrak ettiğimiz Filistinli büyük düşünce insanı Edward Said'in söylediği gibi kolay formülleri, hazır klişeleri, muktedirlerin söylediklerini veya yaptıklarını yumuşak başlılıkla teyit etmeyi bir kenara bırakmamız gerekmekte. Dolayısıyla yeni söylemler ve yöntemlerle kalıcı çözümü hayata geçirmeliyiz. Bu tarihi adaletsizliğe bir son vermeliyiz. " diye konuştu.

Bakan Fidan, barışın ancak bölgesel sahiplenme temelinde bir garantörlük mekanizması ile korunabileceğini açıkladıklarını belirterek bu fikrin tartışılmaya başlandığını görmelerinin kendilerini memnun ettiğini söyledi.

"Batı dünyası İsrail'in savaş suçlarıyla aralarına artık mesafe koymalı"

Batılı hükümetlerin "katliamlara sessiz kalmaları" ve "anlamlı bir ateşkes çağrısında dahi bulunmamalarının ahlaki ve siyasi çöküşe işaret ettiğini" vurgulayan Fidan, bu durumun uluslararası hukuka olan itimadı tamamen ortadan kaldırma riskini beraberinde getirdiğini aktardı.

Bakan Fidan, "Batı dünyası İsrail'in savaş suçlarıyla aralarına artık mesafe koymalıdır. İsrail'e verilen koşullu koşulsuz her türlü destek daha fazla Filistin'in, Filistinlinin öldürülmesi için açık bir çektir." ifadelerini kullandı.

"Kur'an ı Kerim'e yönelik saldırıların güya ifade özgürlüğü olarak kabul edildiği günümüz Avrupa'sında, Filistin bayrağına ve barış çağrılarına tahammül edilememesini tarih unutmayacaktır." diyen Fidan, gerçek barışın adalet, uluslararası işbirliği ve hakikatle mümkün olduğunu vurguladı.



Mithat Sancar: Öcalan İmralı'da yapılan yeni yere geçti

PKK lideri Abdullah Öcalan’ın bir fotoğrafı (AFP)
PKK lideri Abdullah Öcalan’ın bir fotoğrafı (AFP)
TT

Mithat Sancar: Öcalan İmralı'da yapılan yeni yere geçti

PKK lideri Abdullah Öcalan’ın bir fotoğrafı (AFP)
PKK lideri Abdullah Öcalan’ın bir fotoğrafı (AFP)

DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili ve İmralı Heyeti üyesi Mithat Sancar, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın İmralı'da kendisi için hazırlanan yeni bir yere geçtiğini açıkladı. Sancar, bu gelişmenin yürütülen sürecin hızlandırılmasını gerektirdiğini savundu. Marmara Denizi’nin güneyinde, İstanbul kıyılarına yaklaşık 50 kilometre uzaklıkta bulunan adadaki yeni yerleşke, Öcalan’ın yaşam ve çalışma koşullarında değişikliğe gidildiğini ortaya koydu.

Bu adım, hükümetin “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı, Öcalan ve Kürt tarafının ise “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” olarak tanımladığı süreci ilerletme konusundaki kararlılığının bir göstergesi olarak değerlendirildi. Ancak TBMM’nin 10 Ağustos’ta sürece ilişkin “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi Kanunu”nu, diğer adıyla çerçeve yasayı kabul etmesinden bu yana yeni adımlar atılmaması ve sürecin durgunluğa girmesi eleştirilere neden oluyor.

Barış sürecinde durgunluk

DEM Parti Milletvekili ve Öcalan ile devlet kurumları ve siyasi partiler arasındaki temasları yürütmek üzere partisi tarafından oluşturulan İmralı Heyeti üyesi Mithat Sancar, Öcalan’ın İmralı Cezaevi yerleşkesinde kendisi için hazırlanan yeni bir konuta taşındığını söyledi.

cd
İmralı Heyeti üyesi ve DEM Parti Milletvekili Mithat Sancar (X hesabından)

Sancar, PKK’ya yakınlığıyla bilinen Medya Haber kanalına verdiği ve pazar günü Türk medyasında yayımlanan röportajında, Öcalan’ın heyetleri kabul edebilmesi, resmî görüşmelerini gerçekleştirebilmesi ve siyasi mesajlarını iletebilmesi amacıyla tasarlanan yeni binaya geçmeyi kabul ettiğini belirtti. Sancar, ihtiyaç duyulması halinde Öcalan’ın gazetecilerle de görüşebileceğini ifade etti.

Sürecin iki aydan uzun süredir durgun olduğunu belirten Sancar, şu değerlendirmede bulundu:

“Daha önce belirli tarihler vermiştim ancak bunlar hayata geçirilmedi. Kürt hareketinin (PKK) attığı adımların ardından Öcalan ile birlikte çalışacak Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Komisyonu’nun İmralı’ya gitmesi ve sürecin koordinasyonunu kendisiyle birlikte ele alması gerekiyor.”

cdgbh
Öcalan’ın 1990 yılında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasının ardından yaklaşık 27 yıldır tutulduğu İmralı Cezaevi (Türk medyası)

Türkiye’de barış sürecinin, Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te PKK’ya yaptığı örgütü feshetme, silah bırakma ve demokratik, hukuki çerçevede siyasi faaliyetlere yönelme çağrısıyla başlamasının ardından Öcalan’ın serbest bırakılması yönündeki talepler de giderek arttı.

Ancak kendisine atfedilen açıklamalara göre Öcalan, İmralı Adası’ndan ayrılmak istemedi. Bunun yerine adadaki koşullarının iyileştirilmesini ve barış süreci ile demokratik dönüşüme ilişkin görüşlerini aktarabilmek amacıyla gazeteciler, akademisyenler ve sivil toplum temsilcileriyle görüşme imkânı sağlanmasını talep etti.

Konut mu, villa mı?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gazeteci Nagehan Alçı’nın Abdullah Öcalan için İmralı Adası’nda yeni bir konut hazırlandığı yönündeki açıklamalarına ilişkin değerlendirmede bulunmuştu. Gazeteci Ceyhun Bozkurt’a konuşan Bahçeli, Alçı’nın aktardığı bilgiler üzerinden “villa” yorumları yapıldığını belirterek, söz konusu yapının villa olmadığını söyledi. Bahçeli, “Villa diye bir şey yok. 250 metrekarelik bir konut yapıldı. Zaten bu konut cezaevi yerleşkesi içerisindedir” dedi.

ghyju
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli (Partinin X hesabından)

Öcalan’ın, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığındaki İzleme, Gözetim ve Koordinasyon Kurulu bünyesinde oluşturulması planlanan “Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Komisyonu”nun kurulmasını beklediği belirtilmişti. Kurul, ilk toplantısını 24 Ağustos’ta gerçekleştirmişti.

Çerçeve yasanın uygulanmasını denetlemek amacıyla oluşturulan İzleme, Gözetim ve Koordinasyon Kurulu, dört komisyon kurulmasına karar vermişti. Bunlar “Adli ve Hukuki Koordinasyon”, “İzleme ve Gözetim”, “Toplumsal Uzlaşı ve Bütünleşme” ile “Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon” komisyonları olarak sıralanmıştı.

dfrgthy
PKK’nın silahsızlandırılması sürecini izlemekle görevli “İzleme, Gözetim ve Entegrasyon Koordinasyon Kurulu”, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında 24 Ağustos’ta toplandı (Yılmaz’ın X hesabından)

Ayrıca TBMM bünyesinde, başlıca siyasi partilerin temsil edileceği bir denetim komisyonunun kurulması da bekleniyor.

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Uçum ise yaptığı açıklamada Öcalan’ın “Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Komisyonu”nda yer alacağını bildirmişti.

Hükümete yönelik eleştiriler

Hükümet, PKK mensuplarının silah bırakmasının tamamen doğrulanmasını, binlerce örgüt mensubunun Türkiye’ye dönerek topluma yeniden entegre edilmesine imkân sağlayacak çerçeve yasanın uygulanması için ön koşul olarak görüyor.

PKK, ekim ayında yaptığı açıklamada Türkiye’deki tüm silahlı unsurlarını geri çektiğini, Türkiye sınırına yakın bölgelerdeki sığınaklarını silahlı unsurlardan ve silahlardan arındırdığını duyurmuştu. Örgüt, istenmeyen olayların yaşanması ihtimalini ortadan kaldırmak amacıyla bu adımları attığını belirtmişti.

Yükümlülüklerini yerine getirdiğini savunan PKK, hükümetin de barış sürecinde harekete geçmesi, Öcalan’ın statüsünün değiştirilmesi ve sürecin yönetiminde kendisine gerekli rolün verilmesi gerektiğini ifade etmişti.

sf
PKK yöneticilerinden Besê Hozat, 11 Temmuz 2025’te Irak’ın kuzeyindeki Süleymaniye kentinde düzenlenen sembolik silah yakma töreninde (Reuters)

Mithat Sancar ise sürecin yalnızca tek tarafın, yani Kürt tarafının beklenti ve talepleri üzerinden ilerleyemeyeceğini belirterek, temel sorunun çözümüne yönelik belirleyici adımın Öcalan tarafından atılacağını söyledi.

Öte yandan PKK’nın lider kadrosunda yer alan ve KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanlığı görevini yürüten Besê Hozat da Türkiye hükümetinin tutumunu eleştirdi.

Hozat, PKK’nın silah bırakmasına rağmen Türkiye’nin barış süreci kapsamında somut hiçbir adım atmadığını savundu.

Sürecin Türkiye devletinin tutumu nedeniyle çıkmaza girdiğini ileri süren Hozat, parlamentoda kabul edilen demokratikleşme adımları ve hukuki reformlar hayata geçirilmediği sürece sürecin ilerleme kaydedemeyeceğini vurguladı.


Türkiye Cumhuriyeti 103 yaşında

Türkiye Cumhuriyeti 103 yaşında
TT

Türkiye Cumhuriyeti 103 yaşında

Türkiye Cumhuriyeti 103 yaşında

Türkiye, cumhuriyetin ilanının 103. yılını kutluyor. Anadolu'nun işgalden kurtarılmasının ardından Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde, TBMM'nin 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'i ilan etmesinin üzerinden 103 yıl geçti.

Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında resmî törenler düzenlenirken, vatandaşlar da bayram coşkusunu meydanlarda, caddelerde ve çeşitli etkinliklerde paylaşıyor. Türk bayraklarıyla donatılan kentlerde Cumhuriyet’in anlam ve önemine dikkat çekiliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve devlet erkanı Anıtkabir’i ziyaret etti

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın 103. Yılı tüm yurtta coşkuyla kutlanıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve devlet erkanı, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında Anıtkabir'i ziyaret etti. Misak-ı Milli Kulesi'ne geçerek Anıtkabir Özel Defteri'ni imzalayan Başkan Erdoğan Türkiye Yüzyılı vurgusu yaptı. Başkan Erdoğan "Milli davamız olarak gördüğümüz Türkiye Yüzyılı hedefine ulaşıncaya kadar kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.

csdfvgbh
Fotoğraf: TCCB

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başkanlığındaki Aslanlı Yol'daki kortejde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi üyeleri, yüksek yargı organlarının başkanları, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, kuvvet komutanları, siyasi partilerin temsilcileri ve diğer devlet erkânı yer aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Atatürk’ün mozolesine üzerinde ay yıldız bulunan çelengi bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.

Daha sonra Misak-ı Millî Kulesi’ne geçerek Anıtkabir Özel Defteri’ni imzalayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, deftere yazdığı metni okudu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, özel deftere yazdığı metinde şu ifadelere yer verdi: “Aziz Atatürk, bugün, uğruna büyük bedeller ödediğimiz Cumhuriyetimizin kuruluşunun 103'üncü seneidevriyesini kutluyoruz. Tarihimize yeni bir istikamet çizen bu önemli günde, zatıâlinizi, silah arkadaşlarınızı ve kahraman şehitlerimizi şükranla yâd ediyorum. Türkiye Cumhuriyeti'ni, devleti ve milletiyle birlikte müreffeh ve muzaffer yarınlara ulaştırmak için farklı cephelerde yoğun bir mücadele içindeyiz.

dvfgbhn
Fotoğraf: TCCB

Cumhuriyet henüz ilan edilmemişken zatıâlinizin 1 Mart 1922 tarihli Büyük Millet Meclisi hitabında münderiç, 'Bizi, millî davamızı izlemekten yıldıracak hiçbir araç, hiçbir kuvvet düşünülemez. Millî davamız bizim hayatımızdır' sözleri ışığında, millî davamız olarak gördüğümüz Türkiye Yüzyılı hedefine ulaşıncaya kadar kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz. Ruhun şad olsun."


Türkiye, geçen hafta Libya’yı birleştirmeye yönelik görüşmelere ev sahipliği yaptı

Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı güçler (AFP)
Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı güçler (AFP)
TT

Türkiye, geçen hafta Libya’yı birleştirmeye yönelik görüşmelere ev sahipliği yaptı

Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı güçler (AFP)
Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı güçler (AFP)

Türkiye, geçen hafta Libya’nın doğusu ve batısındaki yönetimler arasında birliği sağlamak amacıyla görüşmelere ev sahipliği yaptı. Ancak görüşmelerden herhangi bir anlaşma çıkmadı.

xcdvfgbhj
Trablus’ta Abdülhamid Dibeybe hükümetine bağlı güçler arasında yer alan silahlı kişiler (AP)

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi üst düzey bir Türk yetkili, çarşamba günü AFP’ye yaptığı açıklamada, müzakerelerin henüz bir sonuç vermediğini belirtti.

Yetkili, “Görüşmeler şimdiye kadar ağırlıklı olarak iki tarafın askerî açıdan birleştirilmesine odaklandı. Siyasi birliğin sağlanması konusunun ise ilerleyen aşamada ele alınması bekleniyor” dedi.