Erdoğan: İsrail, Gazze halkının dışarıyla iletişimini keserek de yaşanan zulmün duyulmasına engel olmaya çalışmaktadır

Cumhurbaşkanı Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan: İsrail, Gazze halkının dışarıyla iletişimini keserek de yaşanan zulmün duyulmasına engel olmaya çalışmaktadır

Cumhurbaşkanı Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İletişim Başkanlığınca bu yıl üçüncüsü düzenlenen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi'ne (Stratcom Summit'23) gönderdiği video mesajda, katılımcıları İstanbul'da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Zirvenin bu yıl, tarifi imkansız acıların yaşandığı sancılı bir dönemde düzenlendiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze'de, 7 Ekim'den beri insanlığa dair ne kadar değer varsa hepsinin ayaklar altına alındığı büyük bir vahşet ve katliamın yaşandığını vurguladı.

İsrail'in düzenlediği saldırılarda hayatını kaybeden gazetecilere dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İsrail'in kasıtlı bir şekilde hedef aldığı siviller, sadece çocuklar ve kadınlarla da sınırlı değil. İsrail, özellikle tüm zorluklara rağmen Gazze'deki insani trajediyi dünyaya duyurmaya çalışan gazetecileri de öldürüyor. İsrail'in saldırıları sonucunda bugüne kadar 60'tan fazla gazeteci katledildi. Elektriğini, suyunu, yakıtını, gıdasını keserek açıkça savaş suçu işleyen İsrail, Gazze halkının dışarıyla iletişimini keserek de yaşanan zulmün duyulmasına engel olmaya çalışmaktadır." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu vahşet karşısında uluslararası örgütler ve küresel sistemin çok kötü bir sınav verdiğini kaydetti.

Küresel barış ve istikrarı sağlamakla görevli olan BM Güvenlik Konseyinin bu süreçte tamamen işlevsiz kaldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "BM Genel Kurulunda 40 ülkenin çekimser, 121 ülkenin ise 'evet' oyuyla kabul edilen karar ise insanlığın ortak vicdanını yansıtması bakımından anlamlıydı, değerliydi." dedi.

Kendilerini Gazze krizinde çocuk ölümleri kadar üzen bir başka durumun da uluslararası basın kuruluşlarının tarafgir yayınları olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"7 Ekim hadisesini öne süren birçok basın yayın kuruluşu, İsrail'in Gazze'de işlediği insanlık ve savaş suçlarını görmezden geldi. Hatta İsrail güvenlik güçleri tarafından kendi meslektaşlarının katledilmesi karşısında bile bu tavır değişmedi. Bu ilkesiz tutumun sadece hayatını kaybeden gazetecilerin ailelerini değil, basın camiasının tamamını derinden yaraladığına inanıyorum. Türkiye olarak nasıl ilk günden itibaren Gazze halkının yanında, İsrail zulmünün karşısında olduysak, İsrail'in hakikati imha veya tahrif etmeyi amaçlayan propaganda savaşına da geçit vermedik."

"Hakikatin savunuculuğunu yapan tüm gazetecileri yürekten tebrik ediyorum"

Buradan yerli-yabancı ayrımı yapmadan hakikatin savunuculuğunu yapan tüm gazetecileri yürekten tebrik ettiğini kaydeden Erdoğan, "Gazze başta olmak üzere son dönemde yaşadığımız kritik gelişmelerin bize hatırlattığı en kritik husus, stratejik iletişimin önemidir. Savaş, çatışma, saldırı ve savunmaların yalnızca cephede olmadığını hep birlikte gördük, görüyoruz. Dezenformasyonun demokrasiyi yozlaştıran, bireysel hak ve özgürlükleri hedef alan yıkıcı etkilerine karşı topyekun mücadele etmemiz gerekiyor. İletişim Başkanlığımızın ev sahipliğinde 3'üncüsü düzenlenen Stratejik İletişim Zirvesi'ni bu yönüyle çok önemli buluyorum." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hibrit Tehditlerle Küresel Mücadele: İstikrar, Güvenlik, Dayanışma" temasıyla düzenlenen zirvedeki tartışmaların verimli geçmesi temennisinde bulunarak, zirveye katkı sağlayacak tüm konuşmacılara ve misafirlere şükranlarını sunduğunu söyledi.

Dışişleri Bakanı Fidan: Batı dünyası İsrail'in savaş suçlarıyla aralarına artık mesafe koymalıdır

Dışişleri Bakanı Fidan, "Ezberleri tekrarlayarak İsrail'in bir savaş suçunu başka bir suç işleyerek unutturmasına izin vererek gerçek barışa ulaşılamayacağını belirtti, "Batı dünyası İsrail'in savaş suçlarıyla aralarına artık mesafe koymalıdır" dedi.

Bakan Fidan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca İstanbul'da düzenlenen "Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi"nde (Stratcom Summit’23) açılış konuşması yaptı.

Fidan, uluslararası sistemin ve jeopolitik denklemin dönüşüm geçirdiğini, stratejik rekabetin Soğuk Savaş'ın bitişinden bu yana en yüksek seviyesine ulaştığını söyledi.

Teknolojik gelişmelerin de etkisiyle devletler arasındaki rekabetin sadece konvansiyonel olmaktan çıktığına dikkati çeken Fidan, dezenformasyon ve siber saldırıların birer tehdit unsuru olarak öne çıktığı bireylerin de devletleri tehdit edebildiği bir uluslararası düzen içerisinde olduklarını belirtti.

Hakan Fidan (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
Hakan Fidan (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Fidan, dezenformasyonun hakikati bulanıklaştırdığı bir dünyada yaşandığını ifade ederek "Geçmişte Afganistan ve Irak'a müdahalenin yolunu açan ve bölgemizi kaosa sürükleyen kurumsallaşmış dezenformasyon, bugün Gazze'de iş başında. Halbuki bizim devlet anlayışımız devletlerin her ne şartta olursa olsun, gerçekleri söylemesi esasına dayanmakta, devletleri de güvenilir yapan işte bu gerçektir. Bu noktada devletlere düşen görev hakikatin yitirilmesi krizine son vermektir." değerlendirmesinde bulundu.

İletişim teknolojileri, kuantum ve yapay zeka gibi çığır açıcı inovasyonların hasım ellerde kötü amaçla kullanılabildiğine dikkati çeken Fidan, yapay zekanın bu konuda çok çarpıcı bir örnek teşkil ettiğini söyledi.

Fidan, Türkiye olarak hibrit tehditlere karşı önlemler aldıklarını, güvenlik konseptlerini bütüncül bir yaklaşımla ele alarak gerekli tüm hazırlıkları yaptıklarını belirtti. Bakan Fidan şöyle devam etti:

"Dışişleri Bakanlığımız da Türkiye'nin milli güvenlik sisteminin bir parçası olarak bu çabalara güçlü bir şekilde iştirak etmektedir. Bakanlığımdaki yeniden yapılanma çalışmaları kapsamında dijital çağın sunduğu imkanlardan yararlanarak stratejik iletişime özel bir ağırlık vermekteyiz. 260 misyonla dünyanın en büyük beşinci diplomatik ağına sahip bir teşkilat olarak kendimizi ve altyapımızı zamanın ihtiyaçlarına göre yenileyecek kapasiteye fazlasıyla sahip durumdayız."

Fidan, terör gruplarının sosyal medyanın yaygınlaşmasından faydalandığını, haberleşme sistemleri, siber saldırı yazılımları ve yapay zeka kullanımıyla taktik hazırlıklar yaptıklarını aktardı.

"Milli güvenliğimizi tahkim edecek her adımı atacak her önlemi de alacağız"

Terörizmle mücadelede geçmişin yöntemlerinin, bugünün ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma geldiğini söyleyen Fidan, Türkiye'nin terörle mücadele stratejisini çağın gereklerine göre sürekli geliştiren bir ülke olduğunu kaydetti.

Fidan, terörle mücadele çabalarında zaman zaman yalnız kaldıklarını belirterek "Zaman zaman dost ve müttefiklerimizi terör örgütleriyle aynı safta gördük. Bu kapsamda emperyal güçlerin maşası haline gelmiş ve vekil örgütlerle de mücadele etmek durumunda bırakıldık yine de doğruları söylemekten asla geri durmadık, durmayacağız. DEAŞ'la mücadele kisvesi altında PKK'ya ve uzantısı YPG'ye başta Amerika olmak üzere müttefiklerimizin verdiği desteğin büyük bir stratejik hata olduğunu her zaman ve her platformda dile getirdik. Bugün bir kez daha bu kürsüden vurgulamak isterim; Türkiye için yaşamsal bir tehdit olan bu konuda milli güvenliğimizi tahkim edecek her adımı atacak her önlemi de alacağız." diye konuştu.

Bakan Fidan, bazı Batılı ülkelerin, düzensiz göçle mücadelede Türkiye'den daha fazla çaba beklentisi içerisinde olduğunu gördüklerini aktararak "Bu ülkelere izninizle şunu açık bir şekilde sormak istiyorum; bir terör örgütüne değil de müttefikiniz Türkiye'ye destek verseydiniz terörle mücadeleye seferber ettiğimiz beşeri, siyasi, ekonomik ve askeri imkanları düzensiz göçle mücadeleye sevk etmemiz daha kolay olmaz mıydı?" ifadelerini kullandı.

"Şartlar oluştuğunda barış görüşmelerine yeniden ev sahipliği yapma irademiz de bakidir"

Fidan, Ukrayna Savaşı'nda da bir yandan cephe hattında muharebeler yaşandığını, diğer yandan ise siber saldırılar ve enformasyon faaliyetlerinin de yoğun olarak kullanıldığını aktardı.

Bu tehditlerin bertaraf edilmesinin en etkili yolunun "savaşın bir an önce müzakereler yoluyla sona erdirilmesi" olduğunu vurgulayan Fidan, Türkiye'nin başından beri Ukrayna'nın egemenliği, bağımsızlığı ve Kırım dahil toprak bütünlüğüne siyasi ve stratejik destek verdiğini hatırlattı.

Hakan Fidan, Türkiye'nin Karadeniz Tahıl Girişimi'yle küresel düzeyde gıda piyasasının istikrarsızlığa sürüklenmesini engellediğini belirterek "Şartlar oluştuğunda barış görüşmelerine yeniden ev sahipliği yapma irademiz de bakidir. Yalnız açıkça ifade edelim; bu, tek başına başarılacak bir iş değil. Çatışmaların sona erdirilmesini destekleyen ülkelerin birlik ve eş güdüm içinde hareket etmesi, barışa giden yolu hızlandıracaktır. Unutmamalıyız ki savaşın uzaması hibrit tehdit yöntemlerinin adeta cazibesini artıracaktır." dedi.

Hibrit sınamalar ve dezenformasyon

Dezenformasyonun, bugün "hibrit sınamaların en sık başvurulan yöntemlerinden biri olduğunu" kaydeden Fidan, "İsrail'in 7 Ekim olayları sonrasında Gazze'de ve Batı Şeria'da işlediği savaş suçları bağlamında iki tür dezenformasyonla" karşı karşıya kaldıklarını aktardı.

Fidan, "Birincisi, birçok Batılı basın yayın kuruluşunun Filistinlilerin maruz kaldığı insani dramı yok sayan tarafgir tutumudur. Diğeri ise 7 Ekim olaylarıyla sınırlı olmayan, İsrail'in gerçekleri perdeleyerek bütün dünyayı inandırmaya çalıştığı kurumsallaşmış dezenformasyondur. İsrail'in bu dezenformasyonunun şu anki kriz özelindeki amacı, 6 bini çocuk olmak üzere 14 binin üzerinde sivil Filistinliyi Orta Çağı hatırlatan bir hunharlıkla katletmesini meşru müdafaa kisvesi altında aklamaktır." değerlendirmesinde bulundu.

İsrail'in bu nedenle hastaneleri vurup suçu başkasına attığını ve vurduğu sağlık merkezlerinin altında tüneller aradığını vurgulayan Fidan, "Ancak İsrail'in kurguladığı bu hikayenin esas odağı, işgali örtbas edip Kudüs'te, Batı Şeria'da ve Gazze'deki eylemleriyle iki devletli çözümü fiilen imkansız hale getirmektir." ifadelerini kullandı.

Fidan, Türkiye'nin çabalarını iki kulvarda yürüttüğünü, birinci kulvarda "tam ateşkesin sağlanması ve insani yardımların kesintisiz bir şekilde Gazze'ye girişini" hedeflediklerini, ikinci kulvarda ise "iki devletli çözüm temelinde kalıcı bir barışın sağlanması çabalarına geri dönülmesi" bulunduğunu dile getirdi.

İkili ve çok taraflı temelde yoğun bir diplomasi trafiği içinde olduklarını belirten Fidan, "İsrail Filistin sorununa tek geçerli çözüm yolunun başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü olan bir Filistin devletinin hayat bulması olduğu genel kabul görmekte." dedi.

"Bu tarihi adaletsizliğe bir son vermeliyiz"

Dışişleri Bakanı Fidan, bunun da yeterli olmadığını vurgulayarak "Sadece ezberleri tekrarlayarak, İsrail'in bir savaş suçunu başka bir suç işleyerek unutturmasına izin vererek gerçek barışa ulaşmak mümkün değil. Geçtiğimiz günlerde 20. vefat yıldönümünü idrak ettiğimiz Filistinli büyük düşünce insanı Edward Said'in söylediği gibi kolay formülleri, hazır klişeleri, muktedirlerin söylediklerini veya yaptıklarını yumuşak başlılıkla teyit etmeyi bir kenara bırakmamız gerekmekte. Dolayısıyla yeni söylemler ve yöntemlerle kalıcı çözümü hayata geçirmeliyiz. Bu tarihi adaletsizliğe bir son vermeliyiz. " diye konuştu.

Bakan Fidan, barışın ancak bölgesel sahiplenme temelinde bir garantörlük mekanizması ile korunabileceğini açıkladıklarını belirterek bu fikrin tartışılmaya başlandığını görmelerinin kendilerini memnun ettiğini söyledi.

"Batı dünyası İsrail'in savaş suçlarıyla aralarına artık mesafe koymalı"

Batılı hükümetlerin "katliamlara sessiz kalmaları" ve "anlamlı bir ateşkes çağrısında dahi bulunmamalarının ahlaki ve siyasi çöküşe işaret ettiğini" vurgulayan Fidan, bu durumun uluslararası hukuka olan itimadı tamamen ortadan kaldırma riskini beraberinde getirdiğini aktardı.

Bakan Fidan, "Batı dünyası İsrail'in savaş suçlarıyla aralarına artık mesafe koymalıdır. İsrail'e verilen koşullu koşulsuz her türlü destek daha fazla Filistin'in, Filistinlinin öldürülmesi için açık bir çektir." ifadelerini kullandı.

"Kur'an ı Kerim'e yönelik saldırıların güya ifade özgürlüğü olarak kabul edildiği günümüz Avrupa'sında, Filistin bayrağına ve barış çağrılarına tahammül edilememesini tarih unutmayacaktır." diyen Fidan, gerçek barışın adalet, uluslararası işbirliği ve hakikatle mümkün olduğunu vurguladı.



Türkiye, Husilerin Mekke saldırısı girişimini şiddetle kınadı

Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)
Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)
TT

Türkiye, Husilerin Mekke saldırısı girişimini şiddetle kınadı

Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)
Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)

Türkiye, Husilerin insansız hava aracıyla Mekke-i Mükerreme'ye saldırı girişimini ve grubun gerçekleştirdiği diğer eylemleri şiddetle kınadı. Ankara, bu eylemlerin yalnızca bölgesel güvenliği tehdit etmekle kalmadığını, uluslararası deniz ticaret yolları ve küresel istikrar üzerinde de olumsuz etkiler oluşturduğunu belirtti.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Husilerin Mekke-i Mükerreme'yi insansız hava aracıyla hedef almasını şiddetle kınarken Türkiye'nin Suudi Arabistan'ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve güvenliğini desteklediğini ve Riyad'la dayanışma içinde olduğunu vurguladı.

Türkiye Savunma Bakanlığı da Husilerin saldırılarını ve Suudi Arabistan'a yönelik diğer eylemlerini kınayarak bölgenin istikrarını tehdit eden bu eylemlere son verilmesi gerektiğini bildirdi. Bakanlık, Husilerin Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'ndaki tehditlerinin sürmesinin yalnızca bölgesel güvenliği değil, uluslararası deniz ticaretini ve küresel istikrarı da olumsuz etkilediğine dikkat çekti.

Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, bugün (Perşembe) düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, “Husilerin, geçen hafta sonu Suudi Arabistan'ı hedef alan İHA saldırısı da dahil olmak üzere gerçekleştirdiği eylemleri kınıyor ve yalnızca bölgesel istikrarı değil, uluslararası deniz ticaretini ve küresel istikrarı da tehdit eden bu tür eylemlere derhal son verilmesi gerektiğini vurguluyoruz” dedi.

‘Kabul edilemez eylemler’

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, çarşamba gecesi yayımladığı açıklamada, Husilerin Mekke-i Mükerreme'yi insansız hava aracıyla hedef almasını şiddetle kınadı. Açıklamada, Türkiye'nin Suudi Arabistan'ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve güvenliğini desteklediği ve Suudi Arabistan'la dayanışma içinde olduğu vurgulandı.

Açıklamada ayrıca bölgesel istikrar ve güvenliği tehdit eden bu saldırıların derhal durdurulması ve gerilimi daha da tırmandıracak her türlü eylemden kaçınılması çağrısı yinelendi.

hju
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da dün (Çarşamba) yayımlanan Türk gazetecilere yönelik açıklamalarında, Irak'ta konuşlanan saldırganların Suudi Arabistan'ı hem güneyden hem de kuzeyden hedef almaya çalışmasının “kabul edilemez” olduğunu söyledi.

Fidan, bu girişimlerin yalnızca Suudi Arabistan'a zarar vermeyi değil, bölgeyi de hedef aldığını belirterek bu gelişmeler karşısında kayıtsız kalınamayacağını ifade etti.

Türkiye'nin Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın ruhuna uygun hareket ettiğini belirten Fidan, Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasındaki anlaşmanın teknik görüşmelerinde şu aşamada ittifakın karargâh yapısı ve personel sayısı gibi konuların ele alındığını kaydetti.

Bu kapsamda Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü, “Mekke Anlaşması” çerçevesinde üç ülke arasındaki askeri işbirliğinin geliştirilmesi, birlikte çalışabilirlik kapasitesinin artırılması ve savunma kabiliyetlerinin güçlendirilmesine yönelik faaliyetlerin yürütüldüğünü belirtti.

Sözcü, üç ülke arasındaki ittifakın kurumsallaştırılmasına yönelik çalışmaların da sürdüğünü ifade etti.


Türki Al eş-Şeyh: Riyad Sezonu 2026’da Etnospor’a ev sahipliği yapacak, 2027 İstanbul edisyonuna sponsor olacak

Anlaşmanın imza töreninde Türki Al eş-Şeyh ve Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan (Riyad Sezonu)
Anlaşmanın imza töreninde Türki Al eş-Şeyh ve Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan (Riyad Sezonu)
TT

Türki Al eş-Şeyh: Riyad Sezonu 2026’da Etnospor’a ev sahipliği yapacak, 2027 İstanbul edisyonuna sponsor olacak

Anlaşmanın imza töreninde Türki Al eş-Şeyh ve Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan (Riyad Sezonu)
Anlaşmanın imza töreninde Türki Al eş-Şeyh ve Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan (Riyad Sezonu)

Genel Eğlence Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Danışman Türki Al eş-Şeyh, Riyad Sezonu’nun geleneksel sporların yer aldığı Etnospor Festivali’nin 2026 edisyonuna ev sahipliği yapacağını açıkladı. Kasım ayında başkent Riyad’da düzenlenmesi planlanan festivalin ardından Riyad Sezonu, 2027 yılında İstanbul’da düzenlenecek festival edisyonuna da sponsor olacak. İstanbul’daki organizasyonun Mayıs 2027’de gerçekleştirilmesi planlanıyor.

Açıklama, Al eş-Şeyh ile Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan’ın katılımıyla perşembe günü İstanbul’da düzenlenen imza töreninde yapıldı. Törende Riyad’ın 2026 edisyonuna ev sahipliği yapmasına ve Riyad Sezonu’nun İstanbul’da düzenlenecek bir sonraki edisyona sponsor olmasına ilişkin anlaşmalar imzalandı.

Al eş-Şeyh, Etnospor Festivali’nin gelecek kasım ayında Riyad’da düzenlenecek edisyonunun izleyiciler için “büyük bir sürpriz” barındıracağını açıkladı. Al eş-Şeyh ayrıca gelecek yıl Bilal Erdoğan ve Dünya Etnospor Konfederasyonu ile işbirliğinin sürdürüleceğini ve Riyad Sezonu’nun 2027 İstanbul edisyonuna sponsor olacağını belirtti.

Genel Eğlence Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı, anlaşmanın önümüzdeki dönemde daha fazla işbirliğinin önünü açacağını ifade etti. Al eş-Şeyh, kısa sürede elde edilen sonuçlardan duyduğu memnuniyeti dile getirirken ortaklığın başarıya ulaşmasına katkı sağlayan çalışmaları övdü.

Dünya Etnospor Konfederasyonu tarafından düzenlenen festival, dünyanın çeşitli ülkelerinden katılımcıları geleneksel spor dallarına ilişkin farklı müsabaka ve deneyimlerde buluşturuyor. Uluslararası organizasyon, farklı yaş gruplarından geniş bir izleyici kitlesini kendine çekiyor.

Etnospor kapsamında çeşitli halkların kültürlerinde tarihsel köklere sahip geleneksel spor ve uygulamalar yer alıyor. Geleneksel okçuluk, binicilik sporları, güreş ve atlı sporların yanı sıra zamanla uluslararası etkinlik ve şampiyonalara dönüşen farklı müsabakalar da festival programında bulunuyor.

Bu spor dalları, son yıllarda uluslararası katılımla çeşitli Etnospor etkinliklerine ev sahipliği yapan Türkiye’de geniş bir ilgi görüyor. Riyad’da düzenlenecek 2026 edisyonu, Riyad Sezonu’nun ev sahipliği yaptığı uluslararası etkinlikler listesine yeni bir organizasyon eklerken Riyad Sezonu’nun 2027 İstanbul edisyonuna sponsor olması da etkinliğin Suudi Arabistan dışındaki varlığını genişletmesini sağlayacak.


Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum: Erdoğan son kez aday olacak seçim 16 Nisan 2028'de olabilir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16 Nisan 2028'de yapılacak seçimlerde yeni bir dönem için aday olacak (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16 Nisan 2028'de yapılacak seçimlerde yeni bir dönem için aday olacak (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum: Erdoğan son kez aday olacak seçim 16 Nisan 2028'de olabilir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16 Nisan 2028'de yapılacak seçimlerde yeni bir dönem için aday olacak (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16 Nisan 2028'de yapılacak seçimlerde yeni bir dönem için aday olacak (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 16 Nisan 2028’de yapılabileceğini söyledi

Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili ve Cumhurbaşkanı'nın başdanışmanı Mehmet Uçum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yeniden aday olacağını ve cumhurbaşkanlığı ile milletvekili seçimlerinin normal takvimi olan 7 Mayıs 2028 olan tarihinin aynı yılın 16 Nisan'ına çekilebileceğini ifade etti.

Türkiye Basın Federasyonu'nca düzenlenen Anadolu Sohbetleri programında gündeme dair açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı'nın başdanışmanı Mehmet Uçum,  “Mecliste 600 milletvekilinin 360'ının, yani milletvekillerinin beşte üç çoğunluğunun seçimlerin yenilenmesi yönünde karar vermesi halinde seçimler 16 Nisan 2028'de yapılabilir” dedi.

 Yeni dönem için adaylık

Uçum, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2018'de uygulanmaya başlanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kapsamında son kez cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılacağını söyledi.

Uçum'un açıklaması, “erken seçim” yapılmasından ziyade “seçimlerin yenilenmesine” işaret ediyor. Buna göre Erdoğan, cumhurbaşkanı ve Meclisin beş yıllık görev süresi dolmadan önce, 360 milletvekilinin imzasıyla seçimlerin yenilenmesini talep edebiliyor.

dfgthy
Erdoğan’ın başdanışmanı ve Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum (X hesabı)

Seçimlerin yenilenmesi, Erdoğan'ın anayasal olarak iki dönemle sınırlı olan cumhurbaşkanlığı adaylığı hakkını tüketmesi nedeniyle yeniden aday olabilmesinin iki yolundan biri olarak değerlendiriliyor. Diğer yol ise anayasa değişikliği yapılması veya yeni bir anayasa hazırlanması ve bunun Mecliste üçte iki çoğunlukla, yani 600 milletvekilinden 400'ünün oyuyla kabul edilmesi ya da halkoyuna sunulması.

Ancak Cumhur İttifakı'nı oluşturan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ile Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) bu çoğunluğa sahip olmaması ve iktidar partisinin kamuoyu yoklamalarında gerileyen desteği dikkate alındığında, yeni anayasa değişikliklerinin halk tarafından kabul edilmemesine ilişkin ihtimallerin de bulunduğu belirtiliyor.

Uçum, daha önce 25 Haziran'da X hesabından yayımladığı açıklamada da seçim tarihini 16 Nisan 2028 olarak işaret etmiş ve “erken seçim” ifadesinin kullanılmasına karşı çıkarak “seçimlerin yenilenmesi” senaryosundan söz etmişti.

frgthy
Erdoğan, 14 Eylül'de Türkiye'nin kuzeyindeki Samsun'da gençlerle bir araya geldi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Bu tarih, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş için yapılan anayasa referandumunun gerçekleştirildiği tarih olması nedeniyle sembolik önem taşıyor. Söz konusu sistem, 2018'de yapılan erken seçimlerin ardından uygulanmaya başlanmış ve Erdoğan seçimi kazanmıştı.

Gerçekte Erdoğan üç cumhurbaşkanlığı dönemi geçirdi. Bunlardan ilki 2014'te, parlamenter sistem döneminde başladı. O dönemde cumhurbaşkanlarının tek bir yedi yıllık dönem için seçilmesi ve siyasi partileriyle ilişkilerini kesmeleri öngörülüyordu.

Erdoğan, anayasa değişikliği ve 2018'de seçimlerin yapılması nedeniyle bu dönemi tamamlamadı. Böylece 2018 ve 2023'te olmak üzere iki dönem için aday olma hakkı elde etti. Eğer 360 milletvekilinin onayıyla seçimlerin yenilenmesine karar verilirse bu, Erdoğan'ın Mayıs 2028'e kadar sürmesi öngörülen mevcut ikinci dönemini tamamlamamış olması anlamına gelecek ve yeni bir dönem için adaylığının önünü açacak.

En uygun senaryo

Gözlemciler, seçimlerin normal tarihinden üç hafta önce yapılmasını öngören “seçimlerin yenilenmesi” senaryosunun, Erdoğan'ın mevcut görev süresinin uzun bir bölümünün kaybedilmesini önlemek amacıyla seçildiğini belirtiyor.

Bu değerlendirmelere göre Erdoğan, kabul edilmeme endişesi veya yeniden aday olmasına imkân verecek kadar zaman kalmaması nedeniyle yeni anayasanın gündeme getirilmesini ertelemeyi tercih etti.

Cumhur İttifakı'nın 360 milletvekiline sahip olmamasına rağmen muhalefet ve bazı gözlemciler, PKK'nın feshedilmesi ve silah bırakmasını öngören “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin çerçeve yasanın kabul edilmesi sırasında ortaya çıkan siyasi ivmeye güvenildiğini belirtiyor.

gthyjukı
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhurbaşkanı'nın talebi üzerine 360 milletvekilinin onay vermesi şartıyla seçimleri yenileyebilir (TBMM'nin X hesabı)

Bu kapsamda, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi'nden (DEM Parti) ya da muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi'nden (CHP), yaşanan bölünmenin ardından destek verecek milletvekillerinin çıkabileceği ifade ediliyor. CHP'de eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun mahkeme kararıyla geçici olarak yeniden genel başkanlık görevine dönmesi ve partide 44 milletvekilinin Özgür Özel'in CHP'den geçici olarak uzaklaştırılmasının ardından kurduğu “yeni partiye” geçmemiş olması da bu senaryonun unsurları arasında gösteriliyor.

Yoğun mesaj trafiği

Son günlerde seçimlerin öne çekilmesi ve Erdoğan'ın yeniden adaylığına işaret eden mesajlar artarken, bunun “erken seçim” olarak nitelendirilmemesine özellikle dikkat çekiliyor.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Cumhurbaşkanımızın siyasi tarzını bilenler için, bir sonraki seçime hazırlandığımızı söylediğinde bunun erken seçimle hiçbir ilgisi olmadığı açıktır” dedi.

6yjı7
Erdoğan, 14 Ağustos'ta AK Parti'nin kuruluşunun 25. yıl dönümü kutlamalarında konuşurken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan, 14 Ağustos'ta AK Parti'nin kuruluşunun 25. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen törende yaptığı konuşmada bir sonraki seçimlerde aday olmaya hazır olduğunu ortaya koydu. Erdoğan, partisinin 2071 yılına kadar uzanan gelecek planları hazırladığını söyledi.

72 yaşındaki Erdoğan, siyasi hayatında 50 yılı geride bıraktığını belirterek, “Hayatta olduğum sürece Türkiye'ye hizmet etmeyi sürdüreceğim” dedi. Erdoğan şöyle konuştu:

“Ben Tayyip Erdoğan'ım. Siyasette 50 yılı tamamladım. Allah ömür ve sağlık verirse daha nice yıllar Türkiye'ye hizmet etmek için mücadele edeceğim. Aziz milletimin duası ve desteğiyle bu ülke için sevgiyle çalışmayı sürdüreceğim. Bu bedende ruh olduğu müddetçe bu sevda sönmeyecek.”

dfgthy
Bahçeli, Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanlığına aday olması konusunda ısrarcı (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan'ın en yakın müttefiki olan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de çarşamba günü yaptığı açıklamada yeniden adaylık konusuna ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Cumhurbaşkanı üç adımın ikisini tamamladı. 2018 ve 2023 seçimlerini kazanmasının ardından önünde sadece üçüncü ve son aşamayı tamamlamak kaldı. İnşallah üçüncü zaferi de tamamlanacaktır.”