Erdoğan'ın Kahire ziyaretinin gündemi: Yeni ittifak mı, rekabet yönetimi mi?

Mısır'ın eski Ankara Büyükelçisi Abdurrahman Salah yazdı

(AA)
(AA)
TT

Erdoğan'ın Kahire ziyaretinin gündemi: Yeni ittifak mı, rekabet yönetimi mi?

(AA)
(AA)

Abdurrahman Salah 

Erdoğan, Mısır ile ilişkileri yeniden tesis etme çabalarının bir parçası olarak Kahire'ye gidiyor.

10 yıl öncesine kıyasla ilişkilerin eski haline getirilmesi için çabası, Mısır'da büyük bir karşılama ile karşılandı, iki ülke arasındaki çıkarların uyumunu maksimize etmeyi ve bölgesel ve ikili anlaşmazlıkları azaltmayı amaçlıyor.

Uzun zamandır beklenen bu ziyaret, her iki ülkenin de bölgedeki durumu yeniden düzenleme ihtiyacını karşıladığı bir zamanda gerçekleşiyor.

Ukrayna'daki savaş ve ABD-Çin rekabeti gibi uluslararası sistemdeki gelişmeler nedeniyle, bölgedeki güç dengesini yeniden çizme ihtiyacı ortaya çıkıyor.

Bu ziyaret ayrıca Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran ve İsrail arasındaki güç dengesini değiştirebilecek rekabetle bağlantılı olarak gelir.

Bu bazen Mısır ve Türkiye'nin ekonomik çıkarlarını göz ardı edebilecek Hindistan ve Avrupa arasındaki kara yolunun fikri gibi çıkarlar.

Son Gazze savaşı, Suudi Arabistan-İsrail ilişkilerinin normalleşmesi gibi bölgesel etkileşimleri karmaşık hale getirdi.

Suudi Arabistan, İsrail ve ABD arasındaki üçlü anlaşma çerçevesinde, tahtın Kraldan Veliaht Prens’e geçişinin sorunsuz olması ve gelecekteki Amerikan taahhütleri ile Suudi Arabistan'ın güvenliğini sağlamasıyla birlikte, İsrail ile ilişkilerini normalleştirme konusunda adımlar attı.

Filistin'e yönelik barış anlaşmasının şu anda ulaşılamaz olduğu bir zamanda, gelecekte bir Filistin devletine yönelik ABD taahhütlerini de içeren bir anlaşma yaptı.

Bu durumda Erdoğan'ın, Türkiye'nin bölgesel bir güç olarak imajını hem Batı'ya karşı hem de Türk halkının gözünde korumak için bu etkileşimlerde etkili bir rol oynamak için Mısır'la koordine etmesi gerekiyor.

Erdoğan, Mısır ve İsrail'i Refah kapısı üzerinden Gazze'ye sembolik bir ziyaret düzenlemeye ikna etmeye çalışırsa, özellikle de ateşkes sağlanırsa, şaşırmayacağım, ancak bunun olacağını düşünmüyorum.

Mısır ve Türkiye, bölgesel etkilerini maksimize etmeye ve uluslararası alanda etkili bir orta güç olarak rol almaya çalışıyorlar.

Ortadoğu'nun ve uluslararası karar alma merkezlerinin bir köprüsü olmaya aday olarak, Washington ve Batı başkentleri ile Pekin veya Hindistan gibi uluslararası karar alma merkezleri arasındaki bağlantıyı güçlendirmek istiyorlar.

Ekonomik krizin uyguladığı kısıtlamalara rağmen, Mısır'ın Türkiye ile iş birliğinin yeniden başlaması, Mısır'a bölgesel ve uluslararası ortamlarda gücünü ve etkisini artırmak için ek kaynaklar sağlayabilir.

Bu iş birliği, Mısır'ın bölgesel ve uluslararası ortamda orta bir güç olarak daha fazla kabul görmesine olanak tanıyabilir.

21'inci yüzyılın başından itibaren, Amerikan gücünün nispi olarak zayıfladığı ve Batı liberal sisteminin uyguladığı politik ve ekonomik ilkelerin güvenilirliğinin azaldığı açıkça görülmeye başlandı.

11 Eylül 2001 saldırıları, New York ve Washington'a yapılan terörist saldırılar ve Afganistan ile Irak'a yapılan Amerikan müdahalesinin başarısızlığı, Batı dünyasının küresel ekonomik krizle başa çıkarken serbest piyasa prensiplerinden vazgeçmesine neden oldu.

ABD ve Batı'nın desteklediği Arap Baharı devrimlerinin, bu ülkelerdeki siyasi sistemleri değiştirmede başarısız olması, Batı'nın ve Amerika'nın politikalarının sorgulanmasına neden oldu.

Son olarak, Rusya'nın Batı'nın NATO genişlemesini Ukrayna'ya uzatmasını reddetmesi ve bu genişlemeye karşı savaş açması, dünyanın çoğunluğunu oluşturan ülkelerin bu Batı-Rusya ekonomik ve askeri çatışmasına tarafsız kalması, bu çatışmanın nükleer bir savaşa veya uzun vadeli bir tükenme savaşına dönüşebileceği endişelerini artırdı.

Türkiye'nin Ortadoğu'daki diğer ülkelerle kıyaslandığında göreceli askeri ve ekonomik kapasitesi, ona etkili bir bölgesel güç olarak nüfuzunu kullanma imkânı veriyor ve ana uluslararası aktörlerin hayati çıkarlarını etkilemediği sürece bağımsız politikalar izleyebiliyor.

Türk askeri ihracatı, özellikle İHA'lar ve güdümlü füzeler gibi, bu etkinin bir parçası olarak önemli bir araç oluşturuyor.

Bu silahlar, Türkiye'nin Libya, Suriye, Azerbaycan, Etiyopya ve Ukrayna gibi ülkelerdeki askeri çatışmalarda belirleyici bir rol oynamasına yardımcı oldu.

Bölgedeki diğer ülkeler, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir ve Fas gibi, bu tür silahlara sahip olmak için yarışıyorlar.

Katar, Türkiye'nin bölgedeki savaş deneyimini kullanarak geliştirdiği tankları üreten bir Türk fabrikasını satın aldı.

Türkiye Dışişleri Bakanı, iki gün önce ülkesinin Mısır'a bu tür İHA'ları ve üretim teknolojisini sağlayacağını duyurdu.

Bu, Türkiye'nin Mısır ile askeri iş birliği konusundaki gelecek görüşmeleri kapsayan bir sonraki Erdoğan ziyareti sırasında ele alınacak diğer projelerden biridir.

Mevcut ilişkilerin gelişim aşaması, Mısırlı karar vericiler önüne, Türk liderinin Kahire'ye yapacağı gelecek ziyaret çerçevesinde, çeşitli ikili ve bölgesel konuları tartışma, inceleme ve Mısır'ın çıkarları üzerindeki etkilerini değerlendirme fırsatı sunuyor.

Burada, Mısır'ın Türkiye Cumhurbaşkanı'nın Kahire ziyaretinden en üst düzeyde faydalanması için bazı öneriler sunmaya çalışacağım.

Bu öneriler, iki ülkenin bölgesel ve ikili alanlarda tartışması ve incelemesi gereken hükümet, ticaret ve kültürel konuları içerecek, çünkü bu ziyaret her iki ülke için de önemli bir dönemeç olacak.

Bölgesel konular

Tüm dünya, tek kutuplu Amerikan hegemonyasından çok kutuplu rekabetin yaşandığı bir döneme doğru ilerlerken, bölgesel güçlerin önemi ve etkisi artıyor.

Türkiye gibi önemli bölgesel güçlerin, bölgesel meseleler üzerindeki etkisi büyüyor.

Türkiye, etrafımızdaki çatışma bölgelerinin çoğuna ekonomik ve askerî açıdan yatırım yaptı ve bu da ona bu alanlarda büyük nüfuz sağladı; Bence bunlardan üçü bizi ilgilendiriyor: Libya, Etiyopya ve Suriye.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile  görüşmesi (AA)
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile  görüşmesi (AA)

Libya

ABD ve birçok Avrupa ülkesi, Türkiye'nin Libya'daki Rus varlığını dengeleme konusunda verilen yetkiyi değiştiriyor gibi görünüyor ve giderek Doğu ve Batı Libya arasında siyasi bir uzlaşı bulunması yönünde teşvik eden bir politikaya yöneliyorlar.

Bu siyasi uzlaşının, Libya'nın petrol ve doğal gaz kaynaklarını kontrol etmeyi mümkün kılacağı düşünülüyor.

Bu kaynakların önemi, Ukrayna savaşı ve Avrupa pazarlarına coğrafi yakınlık gibi faktörler nedeniyle arttı.

Bu nedenle, ABD ve Birleşmiş Milletler'in (BM) Libya'da ortaya koyduğu girişimler gözlemleniyor.

Türk yetkililer, Libya konusunda Mısır ile ortak bir anlayışa varmaya hazır olduklarını ifade ettiler.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Bingazi'deki konsolosluğunu yeniden açma niyetini açıkladı.

Rusya'nın Libya'dan binlerce Wagner Sözleşmeli Askeri'nin Ukrayna'ya taşınması ve Rusya'nın bu tür askerlerin daha fazlasını Libya'dan Ukrayna'ya ve diğer bölgelere, Sudan ve diğer Afrika ülkelerine taşıma ihtiyacı, Libya'daki tüm paralı askerlerin tahliyesi için Rusya, Türkiye ve Rusya arasında bir anlaşmanın olasılığını artırıyor.

Bu anlaşmadan sonra Libya'da yaklaşık 100 Türk ve Rus düzenli askeri kalacaktır.

Bu durumu, Libya'da uzlaşıya dayalı bir siyasi çözüm bulunması halinde oluşacak yeni Libya hükümetine bırakmamız gerektiğini düşünüyorum.

Kuşkusuz hem Mısır hem de Türkiye, Libya müttefiklerinden ve Libya'nın petrol ve gaz kaynaklarındaki adil paylarından vazgeçmeyecek ve yeni hükümetin oluşturulmasında görecekleri nispi ağırlığın bilincinde olacaklardır.

Mısır'ın, Türkiye'nin Libya ile deniz sınırları ve Libya'nın petrol ve gaz alanlarını kullanımı konusunda imzaladığı anlaşmalara karşı tavrını değiştirmesine gerek yok.

Mısır, Türkiye ile Libya'da siyasi bir çözüme ulaşmayı kolaylaştıran bir uzlaşma sağlayabilir ve Libya taraflarının Mısır, Türkiye, Batı ve Rusya'nın çıkarlarını aynı anda göz önünde bulundurarak yeni bir hükümet oluşturmasına yardımcı olabilir.

Öldürülen Filistinlilerin sayısı her geçen gün artıyor (AA)
Öldürülen Filistinlilerin sayısı her geçen gün artıyor (AA)

Ayrıca, Mısır ve Türkiye'nin Libya'nın doğusunda ve batısında eşitlik temelinde gerçekleştirilen projelerde iş birliği yapmalarını ve bu projelere Libya'nın siyasi desteğini ve finansmanını sağlamak için Mısır-Türkiye anlaşmalarına ulaşılmasını sağlayabilir.

Nahda Barajı

Türkiye, Sudan'dan sonra Etiyopya'daki ikinci en büyük yatırımcı ve Etiyopya'da Türk kökenli 200'den fazla şirket faaliyet gösteriyor.

Türkiye'nin Etiyopya'ya askeri yardım da sağlaması, ülkenin iç savaşı kendi lehine sonuçlandırmasına yardımcı oldu.

Türkiye, Sudan ile Etiyopya arasındaki sınır anlaşmazlıklarını çözmek için arabuluculuk yapma teklifinde bulundu.

Türkiye'nin, diğer arabulucu ülkelerle birlikte, Etiyopya hükümetini Büyük Etiyopya Rönesans (Nahda) Barajı sorununda bir uzlaşma kabul etmeye ikna etmede katkıda bulunabileceğini düşünüyorum.

Doğu Akdeniz

Mısır, Akdeniz'in doğusundaki Yunanistan ve Kıbrıs ile kurduğu ittifak ilişkilerinden faydalanarak Türkiye'nin bu ülkelerle arasındaki suların gaz yataklarından pay almasını sağlayacak bir düzenlemenin yapılmasına katkıda bulunabilir.

Bu, Türkiye ile bu ülkeler arasındaki uzun süredir devam eden deniz yetki anlaşmazlıklarını yasal tartışmalara girmeden çözmeyi amaçlayabilir.

Aynı zamanda, Türkiye'nin dünyanın çoğunluğu tarafından tanınmayan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin hak iddia ettiği kıta sahanlığı konusunda çözüm arayışlarına da katkı sağlayabilir.

Burada, Amerika'nın arabuluculuğu ve Fransız ve İtalyan gaz şirketlerinin ve Katar Devleti'nin yardımıyla, iki ülkenin diplomatik ilişkileri bile olmadan, açık deniz gaz sahalarını aralarında bölmek için varılan Lübnan-İsrail anlaşmasının modelini düşünüyorum.

Türkiye ile ilişkilerin normalleştirilmesi ve Beşar Esad hükümetiyle iş birliğinin geliştirilmesi, Mısır'ın Suriye'deki savaşa barışçıl bir çözüme ulaşmak, mülteci sorununu çözmek ve Suriye'nin kuzeyinde uluslararası güvenlik garantilerine ulaşmak için müzakerelere katılmasının kapısını açabilir.

İkili ilişkiler

1- Mısır ve Türkiye arasındaki ikili düzeyde, Müslüman Kardeşler'in iktidardan düşürülmesinden önce imzalanan, Mısır'ın Libor faiz oranıyla çok düşük faizle Türk kredi hattını canlandırmak mümkündür.

Bu kredi hattından Mısır, Türk ihracatını ve projelerini finanse etmemişti. Ayrıca, Türk yatırımları için hazır anlaşmalar vardı, özellikle atık geri dönüşümü ve özel sektör şirketlerinin gecekondu sorununu çözme alanında.

Ayrıca, Mayıs 2013'te henüz Savunma Bakanı iken Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile Erdoğan arasında bir anlaşma yapılmıştı.

Bu anlaşma, Türk silah satışlarını ve Türkiye ile Mısır arasındaki ortak askeri üretim projelerini finanse etmek için 200 milyon dolarlık benzer bir Türk kredi hattının açılmasını içeriyordu.

Ancak bu anlaşma da o tarihten beri askıya alınmış durumda. Ancak, Türkiye'den silah ithalatı ve üretimi, torpido botları ve elektrikli araçların ithalatı gibi projelerin finansmanı için bu anlaşmanın yeniden başlatılması göz önünde bulundurulabilir.

2- Mısır, Türk iş insanlarının tekstil endüstrisindeki deneyiminden faydalanarak, tekstil üretimini Mısır'da geliştirebilir ve bu ürünleri Amerika ve Afrika pazarlarına ihraç ederek milyonlarca dolar kazanç elde edebilir.

Mısır'ın kamu sektörü tekstil fabrikalarının sorununu çözmek için onlarla bir ortaklık öneriyorum.

3- Mısır'daki Türk üreticiler, Mısır'daki ucuz doğal gaz ve işgücünden faydalanarak ürettiklerini hem yerel pazarlara hem de Amerika, Afrika ve Arap pazarlarına satıyorlar.

Mısır'ın bu pazarlarda gümrük muafiyetleri ve avantajlara sahip olması, Türk yatırımlarının artması için çekici bir model sunuyor.

Aynı zamanda, geçen iki yılda Türkiye'ye olan sıvılaştırılmış doğalgaz ihracatımızın değeri 2 milyar doları aşarak, geçen yıl Türkiye'ye olan Mısır ihracatının değeri 5 milyar dolara yükseldi ve Türkiye'den yapılan ithalatlarla eşit hale gelerek, ülkeler arası ticaret dengesinin toplamını 10 milyar dolara ulaştırdı.

Belki de önceliklerimizi ve iki seçeneğin her birinin ekonomik fizibilitesini belirlememiz gerekiyor: Endüstriyi yerelleştirmek için gaz kullanmak veya gazı ihraç etmek. 

4- 2011 yılında Mısır'dan başlayıp Ürdün, İsrail ve Suriye'den geçen Arap doğalgaz boru hattının Türkiye topraklarına ulaşmasına yaklaşık 100 kilometre vardı.

Şimdi bu hattı Lübnan'a Mısır gazı sağlamak için kullanmaya hazırlanıyoruz ve her iki yönde de kullanmayı düşünüyoruz.

Bu, uzun vadede, önümüzdeki birkaç yıl içinde büyük miktarda Rus gazı alacak olan Türk şebekesine bağlanmanın kapısını açıyor.

5- Mısır, daha önce güvenlik sebeplerinden dolayı, Türk ve Mısır tırlarının Akdeniz'deki Ro-Ro limanları arasındaki deniz taşımacılığı hattını durdurmuştu.

Bu tırlar, Suriye'deki savaşın neden olduğu yolu kapatması sonrasında Türk ve Avrupa mallarını Mısır üzerinden Arap Körfezi'ne taşımaktaydı.

Türkler bu deniz hattını İsrail'in Hayfa limanına aktardı, böylece kamyonlar oradan Ürdün üzerinden Körfez'e gidebilecekti.

Eğer Mısır'daki ilgili yetkililere bu hat üzerinden deniz taşımacılığının ekonomik faydaları kanıtlanırsa, bu kamyonların Türkiye'ye geri dönüşlerinde ve oradan Avrupa pazarlarına gönderilmelerinde bu kamyonlardan faydalanmamız gerekir.

Böylece, bu hat Arap Körfezi ile İsrail arasındaki kara yolu için bir alternatif haline gelebilir ve Avrupa'ya ulaşımı sağlar.

6- Kültürel işbirliği, Türk pazarında Arapça ve sanat eserlerin pazarlanma fırsatlarından önemli bir yönü temsil eder.

Türkiye, 85 milyon Türk'ten oluşan bir nüfusa sahipken her yıl her alanda 88 bin kitap üretirken, Mısır yılda 22 bin kitap ve diğer Arap ülkeleri ise toplamda 18 bin kitap üretir.

Bu da 300 milyon Arap'ın her yıl 85 milyon Türk'ün okuduğu kitap sayısının yarısından azını okuduğu anlamına gelir.

Arapçadan Türkçeye edebi ve sanatsal çeviri faaliyetlerinin canlandırılmasına ihtiyaç vardır.

Ayrıca, Mısır film ve dizilerinin, Arap dünyasındaki Türk dizi ve filmlerinin sahip olduğu popülerlikle karşılaştırılabilecek bir popülariteye sahip olabileceğine inanıyorum.

7- Türkler ayrıca çocuklarını Arapça ve İslami din öğrenimi için El-Ezher Üniversitesi ve diğer Mısır üniversitelerine göndermeye sıcak bakıyorlar.

Ancak, son 20 yılda Mısır üniversitelerinde eğitim seviyesinin düşmesi, çağa uygun olmayan müfredatların öğretilmesi ve uluslararası standartlara uygun temiz ve sağlıklı üniversite kampüslerinin olmaması gibi nedenlerden dolayı bu öğrenci sayısı azaldı.

Bu sorunları çözmeye yönelik ilginin, Mısır üniversitelerini, ekonomik, turizm ve bilimsel getiri sağlayan bu önemli faaliyet için Ortadoğu'da yarışan ev sahibi üniversiteler listesine yeniden koyabileceğine inanıyorum.

Son zamanlarda, Körfez ülkeleri, çoğunluğu yabancı olan öğrenciler ve öğretim üyeleri tarafından üretilen patentler konusunda Mısır'a kıyasla öne geçti.

Bölgesel ve ikili iş birliği fırsatlarının rekabet veya potansiyel çatışma alanlarının ötesinde olduğu açıktır, bu da beni umutlandırıyor ve Erdoğan'ın yaklaşan ziyaretinin, geçmiş hatalardan ders alarak ve ortak paydalardan yararlanarak iki ülke arasındaki yakın ilişkilerde yeni bir başlangıç olmasını umut ediyorum.

Independent Türkçe



İstanbul'da kuvvetli yağış nedeniyle trafikte aksamalar yaşanıyor

İstanbul'da kuvvetli yağış nedeniyle trafikte aksamalar yaşanıyor
TT

İstanbul'da kuvvetli yağış nedeniyle trafikte aksamalar yaşanıyor

İstanbul'da kuvvetli yağış nedeniyle trafikte aksamalar yaşanıyor

Kent genelinde geceden itibaren etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle kara ulaşımında olumsuzluklar meydana geldi.

Kuvvetli yağış, D-100 kara yolu Güzelşehir mevkisi Kumburgaz istikametinde su birikintileri oluşturdu.

Bu bölgede araçlarıyla seyreden sürücüler, su birikintisini son anda fark edip yolda manevra yapmak zorunda kaldı.

Bu sırada arkadan gelen araç sürücüleri ani fren yaparak, olası trafik kazalarının önüne geçti.

Güzelşehir'de, araçların sıklıkla kullandığı alt geçidi su bastı.

Bazı sürücüler su birikintisine rağmen buradan geçmeye devam etti.

Ana arterlerde trafik yoğunluğu

İBB Cep Trafik Uygulamasına göre, kentteki trafik yoğunluğu saat 13.40 itibarıyla yüzde 63 olarak ölçüldü.

Avrupa ve Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolu, TEM otoyolu, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün giriş ve çıkış güzergahları, sahil yolları ile ana arterlerin bazı bölümlerinde araçlar güçlükle ilerledi.

Metrekareye 10 ila 35 kilogram yağış düştü

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Afet Koordinasyon Merkezinin (AKOM) yağış ve fırtına raporunda, İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi genelinin soğuk ve yağışlı havanın etkisi altında bulunduğu belirtildi.

Raporda, "İl genelinde sabah erken saatlerden itibaren görülen yağışlar neticesinde İstanbul'un farklı bölgelerinde metrekareye 10 ila 35 kilogram yağış kaydedilmiş olup, en fazla yağış Arnavutköy, Çatalca ve Şile ilçelerimizde gözlenmiştir." bilgisi verildi.

Yağışların, akşama kadar aralıklarla fırtına şeklinde esecek rüzgarla birlikte yer yer kuvvetli şekilde etkili olmasının, ardından bölgeyi terk etmesinin beklendiği aktarılan raporda, halihazırda 10-13 dereceye gerileyen sıcaklıkların, yarından itibaren tekrar artıp yeni hafta boyunca 25 derece civarına ve yaz değerlerine yükseleceğinin öngörüldüğü ifade edildi.

Raporda, kuvvetli sağanak, yağmur ve fırtına nedeniyle yaşanması muhtemel olumsuzluklara karşı hazırda bekleyen İBB ekiplerinin, 3 bin 272 personel, 1693 araç ve iş makinesiyle il genelinden alınan ihbarlar doğrultusunda müdahale çalışmalarını yaptığı, önemli bir olumsuzluk yaşanmadığı kaydedildi.


Dışişleri Bakanı Fidan: Mısır ve Türkiye'nin işbirliği halklarımızın ve bölgemizin fevkalade yararınadır

Dışişleri Bakanı Fidan: Mısır ve Türkiye'nin işbirliği halklarımızın ve bölgemizin fevkalade yararınadır
TT

Dışişleri Bakanı Fidan: Mısır ve Türkiye'nin işbirliği halklarımızın ve bölgemizin fevkalade yararınadır

Dışişleri Bakanı Fidan: Mısır ve Türkiye'nin işbirliği halklarımızın ve bölgemizin fevkalade yararınadır

Fidan, Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri ile Dışişleri Bakanlığı İstanbul Temsilciliğinde görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Bakan Fidan, "Mısır ve Türkiye'nin işbirliği halklarımızın ve bölgemizin fevkalade yararınadır. Biz de iki ülke olarak bu anlayışla ilişkilerimizi daha da ileri taşıma iradesini ortaya koyduk." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın şubatta Kahire'ye yaptığı ziyarette bu yöndeki iradenin liderler düzeyinde ortaya koyulduğunu dile getiren Fidan, Kahire'de Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyinin yeniden tesisine ilişkin ortak bildirinin imzalandığını hatırlattı.

Fidan, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi'nin Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısı vesilesiyle Türkiye'yi ziyaret etmesinin gündemde olduğunu kaydetti.

İsrail-İran geriliminin bölgeye olası etkilerinin sorulması üzerine Fidan, "İsrail'in Filistin topraklarını işgali ve Batı'nın buna kayıtsız şartsız destek vermesi Orta Doğu'daki istikrarsızlık probleminin başlıca nedenlerinden biridir." şeklinde konuştu.

Fidan, bu problemi gözden kaçıracak şeylere itibar edilmemesi gerektiğini belirterek, "Bir numaralı önceliğimiz İsrail işgalinin sona ermesi ve iki devletli çözüm formülünün hayata geçmesi olmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

Bu olmadığı takdirde bölgedeki gerilimin artmaya devam edeceğine dikkati çeken Fidan, "Eğer bu kriz hak ettiği şekilde çözülmezse, Filistinlilerin hak ettiği devlet, bağımsızlık ve egemenlik verilmezse bu türden krizler bölgemizde artarak devam edecektir." dedi.

"Diğer ülkeler şöyle bir lüks içine girmesinler. 'Bunlar sadece Orta Doğu'da olacak, bize bir etkisi olmayacak' diye hiçbir şey içerisine girmesinler." diyen Fidan, Filistin konusunda olan her şeyin küresel fay hatlarını tetiklediğini, burada olan bir şeyin dünyanın her yerini etkilediğini bildirdi.

Mısırlı mevkidaşı Şukri ile Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyinin toplantısının hazırlıklarını ele alma imkanı bulduklarını söyleyen Fidan, "İkili gündemimizdeki konuları ayrıntılı şekilde görüştük. Özellikle ticaret ve ekonomi işbirliğimizin en güçlü boyutlarından birini oluşturmakta. Mısır'daki yatırımlarımız halihazırda 3 milyar doları bulmuş durumda. Aramızdaki ticaret hacmi ise yaklaşık 8 milyar seviyesinde." ifadelerini kullandı.

Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın şubatta Mısır'ın başkenti Kahire'ye yaptığı ziyarette, ortaya 15 milyar dolarlık bir hedef konulduğunu belirterek "Serbest ticaret anlaşmamızın kapsamını genişleterek ve limanlarımız arasında Ro-Ro seferlerini tekrar başlatarak bu hedefe ulaşmayı planlıyoruz." diye konuştu.

İki ülkenin savunma sanayisi alanındaki ilişkilerinin de gittikçe güçlendiğini belirten Fidan, "LNG (sıvılaştırmış doğal gaz) ve nükleer enerji başta olmak üzere enerji alanında da geniş bir imkan, işbirliği imkanı olduğunu düşünmekteyiz." değerlendirmesinde bulundu.

Fidan, görüşmede, bölgesel konuların da ele alındığını söyleyerek "Bunların başında Gazze konusu gelmekte. Sayın Şukri ile hem İslam İşbirliği, Arap Ligi'nin ortak oluşturduğu temas grubu vasıtasıyla hem de ikili diyaloğumuz vasıtasıyla Gazze meselesi üzerine çok düzenli bir koordinasyon ve istişare mekanizması aramızda bulunmakta. Krizin başından beri düzenli şekilde beraber çalışmakta ve koordine etmekteyiz." dedi.

Gazze'deki durumun "vehametinin" ve yapılması gerekenlerin altını çizdiklerini vurgulayan Fidan, "Hangi diplomatik adımlar atılabilir? Hangi insani yardımlar konusunda neler yapılabilir? Uzun vadeli iki devletli çözüm konusunda hangi yöntemlere başvurulabilir? Bu konuları ayrıntılı görüştük." dedi.

Fidan, Mısır'ın "sorunun sıcaklığına" coğrafi olarak en yakın ülkelerden biri olduğunu belirterek şöyle devam etti:

"Özellikle insani yardımlar konusunda Mısır'la olan ilişkilerimiz hayati önem taşımakta. Refah Sınır Kapısı'ndan yardımların ulaştırılması için Mısır'la gece gündüz yardım koordinasyon içerisinde çalışıyoruz. Burada insani yardımlarımızı özellikle Refah'a getirmekte kendileri ve çok büyük yardım sunmaktalar. Ayrıca bunun için Mısır'a teşekkür ediyoruz."

"Somali'nin toprak bütünlüğünü tehdit eden yeni sorun alanını görüştük"

Öte yandan, Türkiye ve Mısır arasında önemli işbirliği alanları olan ve bölgesel sorunları teşkil eden Libya, Sudan, Somali ve Etiyopya sorunlarının da masaya yatırıldığını söyleyen Fidan, "Libya'da Mısır ve Türkiye olarak ve diğer bölge ülkeleriyle Libya'nın bütünlüğüne ve istikrarına beraber nasıl katkıda bulunuruz, bu konuda nasıl daha düzenli çalışabiliriz, hangi türden teklifleri hayata geçirebiliriz, bunları kendi aramızda istişare etme imkanımız oldu. Aldığımız kararla da bunları daha düzenli bir şekilde görüşmeyi hedefliyoruz." ifadelerini kullandı.

Dışişleri Bakanı Fidan, Sudan'da devam eden iç savaşın nasıl durdurulabileceğini, bölgesel etkilerini, ileriye dönük çözüm planlarını ve devam eden müzakere sürecini masaya yatırdıklarını belirterek "Bu konuda da beraber istişarelerimizi artırma ve çalışma kararını aldık. Somali ve Etiyopya arasında başlayan, özellikle Somali'nin toprak bütünlüğünü tehdit eden yeni sorun alanını da yine beraber görüştük. Burada Somali'nin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine olan bağlılığımızı teyit ettik. Türkiye ve Mısır olarak ve bu konuda aradaki siyasal görünen şu anki ihtilafın bir çatışmaya dönüşmeden ne türden adımlar atılabilir bu konuda görüş alışverişinde bulunduk." diye konuştu.

Mısır ile Türkiye arasında sadece ikili ilişkiler bazında değil, coğrafyayı kapsayan diğer konularda da büyük bir işbirliği alanı olduğunu vurgulayan Fidan, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bu konular iki ülkenin beraber hareket etmesini zorunlu hale getirmiş durumda. Türkiye ve Mısır, Akdeniz'in iki ucunda iki önemli kardeş ülke ve çok büyük işbirliği potansiyelimiz var. İşbirliği sadece halklarımızın ve devletlerimizin menfaatine değil, aslında bölgemizin de büyük menfaatine. Biz buradaki büyük potansiyeli görüyoruz."

"Filistin'deki direniş, ezenlerle ezilenler arasındaki bir mücadele formu"

Filistin meselesinin dünyanın her yerini etkilediğini söyleyen Fidan, "Bunu biz Kızıldeniz'deki ticaret gemileri ile ilgili krizde de gördük. Lojistik zincirinin nasıl kesildiğini gördük. Siparişlerin nasıl geç gittiğini, fiyatların nasıl arttığını gördük. Bunlar daha başlangıç. Eğer bu türden krizlerin yayılmasının önüne geçmek istiyorsak sahici olarak kollarımızı sıvayıp bu sorunun çözülmesi için gereken adımı atmamız lazım." dedi.

Fidan, "Bu konuda bazı devletlerin pozisyon değiştirmesinden ümitvar mıyız? Değerli kardeşimle de konuştuk. Mevcut şartlar böyle devam ettikçe ümitvar olma imkanımız azalıyor." ifadelerini kullandı.

Baskının artırılması gerektiğini belirten Fidan, "Bölge ülkeleri olarak, İslam ülkeleri olarak, diğer Afrika ülkeleri, Latin ülkeleri, Orta Asya ülkeleri, herkes bir araya gelip bu haksızlığa karşı sesini organize bir biçimde yükseltmek zorunda. Bunu yapmadığımız sürece bu haksızlık devam edecek." diye konuştu.

Fidan, "Filistin'deki direnişi, giderek İsrail-Filistin arasındaki bir savaş olmaktan çıkıp dünyada ezenlerle ezilenler arasındaki bir mücadele formu, hüviyeti taşıma başladığını" ifade ederek şunları kaydetti:

"Latin Amerika'dan Afrika'ya, Asya Pasifik'ten Orta Doğu'ya kadar hatta Avrupa başkentlerine kadar birçok yerde kendini ezilmiş, dışlanmış, uluslararası sistemin ikiyüzlülüğüne, adaletsizliğine, hukuksuzluğuna maruz kalmış gören bütün devlet ve devlet dışı aktörlerin artık giderek daha bilinçli bir hale gelmeye başladığını ve farklı organizasyonlar içerisine girerek haklarını arama yoluna girmeye başladığını görüyoruz. Filistin'deki şehit olan kardeşlerimiz, Gazze'deki yıkım, ilk etapta onların elde ettiği neticeyi getiremeyebilir Filistinli kardeşlerimize ama eminim ki onların kanı dünyadaki diğer ezilen halkların, insanların umutlarının yeşermesi için mübarek bir besleyici su olacak."

- "Türkiye başından beri Filistin meselesinin hak ettiği şekilde çözülmesine odaklandı"

Türkiye'nin bugüne kadar Gazze’de oynadığı uluslararası rolün sorulması üzerine Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın iktidara geldiği günden itibaren sürdürdüğü politikalarla Filistin meselesi ve Orta Doğu'daki istikrarsızlık probleminin hak ettiği şekilde çözülmesine odaklandığını söyledi.

Fidan, "Hükümetlerimiz, devletimiz bu sorunla ilgili çabadan çalışmadan gayretten bir saniye bile vazgeçmemiştir. Bunu duygusallıktan uzak rasyonel bir biçimde Filistin meselesine sahiden katkıda bulunacak şekilde nasıl yapabiliriz hep bunun arayışı içerisinde olduk." ifadelerini kullandı.

Mısır başta olmak üzere bölgesel ortaklarla bu konuda nasıl çalışabileceklerini görüştüklerini kaydeden Fidan, diğer ülkelerin yaptıkları çalışmaları kamuoyuyla paylaşmama hassasiyetleri nedeniyle kamuoyunun gördüğü çabanın görülmeyenden çok daha fazla olduğuna işaret etti.

Fidan, tüm imkanları kullanarak işgalin sona ermesi, ateşkesin sağlanması ve insani yardımların başlaması için çalıştıklarını belirterek Gazze'ye yapılan yardım miktarından ziyade Gazze'nin içine gönderilebilen yardım miktarının önemli olduğunu vurguladı.

İsrail'in Refah'a olası saldırısının başlamaması için neler yapılabileceği, nasıl bir uluslararası baskı oluşturulabileceği yönünde arayışta olduklarını ifade eden Fidan, "Mevcut diplomatik çabalar, insani yardım faaliyetleri çözüm vermeyecekse ilaveten ne yapılmalı, ne türden sahici tedbirler ortaya konulmalı, bunu ilgili muhatap ve ortaklarımızla görüşüyoruz." dedi.

"Dünyayı bekleyen asıl büyük kriz Filistin meselesiyle makyajı dökülen uluslararası sistemin ikiyüzlülüğüdür"

Bakan Fidan, uluslararası platformlarda ve dünyadaki tüm diğer ülkelerle Gazze için neler yapabilecekleri yönünde arayışlarının olduğuna dikkati çekerek "Fakat burada şunu görüyoruz. Bütün bu mobilizasyon, bütün bu uluslararası aktörlerin bu konu karşısında 'bu da yanlış' dediği bir yerde bu yanlışın durmaması başlı başına daha büyük bir problem." diye konuştu.

Fidan, "Dünyayı bekleyen asıl büyük kriz Filistin meselesiyle makyajı dökülen, gerçekliği ortaya çıkan uluslararası sistemin ikiyüzlülüğü, uluslararası hukuksuzluk ve İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurulmuş olan hegemonik sistemin işe yaramazlığıdır." değerlendirmesinde bulundu.

Gazze'deki "zulüm ve katliamın" her geçen gün bunun daha açık ve net ortaya çıkmasına sebep olduğunu aktaran Fidan, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bu mesele artık İsraillilerin Filistinlileri katlettiği bir mesele olarak algılanmaktan çıkıp İsrail'in arkasında duran ve katliamı mümkün kılan işlerle Filistin'i kalplerinde ve kafalarında hisseden, bu zulme karşı, bu ezilmişliğe karşı küresel çapta artık direniş gösterme ihtiyacı hisseden iki tarafın kavgası haline dönüşmeye başlamıştır. "


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye ile görüştü

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye ile görüştü
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye ile görüştü

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye ile bir araya geldi.

Dolmabahçe Çalışma Ofisi'ndeki kabul, basına kapalı gerçekleşti.


Fırat Kalkanı bölgesinde 5 PKK/YPG'li terörist etkisiz hale getirildi

Fırat Kalkanı bölgesinde 5 PKK/YPG'li terörist etkisiz hale getirildi
TT

Fırat Kalkanı bölgesinde 5 PKK/YPG'li terörist etkisiz hale getirildi

Fırat Kalkanı bölgesinde 5 PKK/YPG'li terörist etkisiz hale getirildi

Bakanlıktan yapılan açıklamada, "Gücünü asil milletimizden alan kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Suriye'nin kuzeyindeki PKK/YPG'li teröristlere karşı operasyonlarına devam ediyor. Fırat Kalkanı bölgesinde tespit edilen 5 PKK/YPG'li terörist etkisiz hale getirildi. Her nerede olursa olsun terör örgütleriyle mücadelemiz en son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar devam edecek." ifadeleri kullanıldı.


Cumhurbaşkanı Erdoğan: (Filistin'in BM'ye tam üyeliğinin veto edilmesi) ABD'nin İsrail'in yanında yer aldığını görüyoruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan: (Filistin'in BM'ye tam üyeliğinin veto edilmesi) ABD'nin İsrail'in yanında yer aldığını görüyoruz
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan: (Filistin'in BM'ye tam üyeliğinin veto edilmesi) ABD'nin İsrail'in yanında yer aldığını görüyoruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan: (Filistin'in BM'ye tam üyeliğinin veto edilmesi) ABD'nin İsrail'in yanında yer aldığını görüyoruz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Üsküdar Hz. Ali Camii'nde kıldığı cuma namazının ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Pazartesi günü Irak'a gerçekleştireceği ziyarete ilişkin bir soru üzerine, Erdoğan bunun ertelenen bir ziyaret olduğunu, seçimin tamamlanmasıyla bunu gerçekleştireceklerini söyledi.

Bağdat'ta Cumhurbaşkanı ve Başbakan ile görüşmeler yapacağını aktaran Erdoğan, "Oradan sonra bir de Erbil ziyareti gerçekleştireceğiz. Erbil'de de Kuzey Irak sorunlarını, aynı zamanda merkezi yönetimle ilgili sorunları görüşme fırsatımız olacak. Bu tabii, aynı zamanda Türkiye-Irak ilişkilerini bir genelleme çatısı altında ele alacağımız konular olacak." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier'in çarşamba günü Türkiye'ye yapacağı ziyarette konu başlıklarının neler olacağı yönündeki soruya, "Hangi konu başlıkları demeyeyim ama Türkiye-Almanya arasındaki ilişkileri ele alma fırsatımız olacak. Steinmeier'le bizim geçmişten bugüne olan dostluklarımız var. Bu ilişkileri değerlendirme fırsatımız olacak. Bunlar içerisinde siyasi, askeri, ekonomik, ticari birçok konuları ele alacağız. Sayın Cumhurbaşkanı'nın burada bizimle ilgili yapacağı görüşmelerde de Almanya-Türkiye ilişkilerini daha ileri nasıl taşıyabiliriz, bunları da görüşme fırsatımız olacak." ifadelerini kullandı.

İsrail-İran gerilimi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail ile İran arasındaki gerginliğine yönelik değerlendirmelerinin sorulması üzerine şunları belirtti:

"Şu anda İsrail farklı şeyler söylüyor. İran aynı şekilde farklı görüşler ortaya atıyor. Yani sahiplenme yok. Konuyla ilgili de gerçekten şöyle akla ziyan olmayan bir açıklama da yok. İran'ın yaptığı açıklamalarda şöyle hakikaten 'Bu doğru söylüyor.' diyemiyorsunuz. İsrail'inkini zaten hiç diyemiyorsunuz. Bu arada tabii Amerika'yı ileri sürüyorlar. Amerika'nın yaptığı açıklamalarda da 'Haberimiz vardı-yoktu' gibi laflar var. Ve çok daha önemlisi Birlemiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyinde de Amerika'nın, son yapılan açıklamalarda İsrail'in yanında yer aldığını görüyoruz. Burada, herkes Filistin'in yanında yer alırken Amerika ne yazık ki burada yine İsrail'in yanında yer almak suretiyle duruşunu ortaya koyuyor. Zaten farklı bir şey beklemiyorduk. Bunu da çok açık, net şekilde görme imkanımız oldu."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hamas Hareketi Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye ile yarın İstanbul'da bir araya geleceğinin hatırlatılması ve "Geçtiğimiz günlerde İsrail saldırısında kendisi çocuklarını, torunlarını kaybetti. İlk arayan da siz olmuştunuz. Peki yarın gündemde neler var efendim?" sorusu üzerine, "İsterseniz o gündemi biz Sayın Haniye ile aramızda tutalım ve ona göre de adımlarımızı atalım." ifadelerini kullandı.

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in 13 Mayıs'ta Türkiye'ye yapması beklenen ziyaretle ilgili değerlendirmesi sorulan Erdoğan, "Sayın Miçotakis'in ziyareti bir nevi iadeiziyarettir. 'Bu iadeiziyaret de Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde önemli bir merhaledir.' diyebilirim. Bu önemli merhaleyle ilgili olarak da biz, 'Türkiye-Yunanistan ilişkilerini çok daha iyi bir konuma nasıl taşıyabiliriz?', bunları görüşme fırsatımız olacak." yanıtını verdi.


Antalya'daki teleferik kazasında mahsur kalanların tamamı kurtarıldı

Antalya'daki teleferik kazasında mahsur kalanların tamamı kurtarıldı
TT

Antalya'daki teleferik kazasında mahsur kalanların tamamı kurtarıldı

Antalya'daki teleferik kazasında mahsur kalanların tamamı kurtarıldı

Ramazan Bayramı tatili dolayısıyla yoğunluk yaşanan teleferikte, direklerden birinin dün saat 17.28'de devrilerek bir kabine çarpması sonucu 1 kişinin öldüğü, 2'si çocuk 7 kişinin yaralandığı kazada, 24 kabindeki 184 kişi havada mahsur kaldı.

AFAD başta olmak üzere kamu kurum ve kuruluşların arama kurtarma ekiplerince dün başlayan kurtarma çalışmaları, gece boyunca gece görüş kabiliyetine sahip helikopterlerle devam etti. 7 helikopter, 87 araç ve yaklaşık 500 personelin 22,5 saat boyunca süren yoğun çalışmaları sonucunda kabinlerde mahsur kalanların tamamı kurtarıldı.

AFAD ekipleri tüm kabinleri tek tek dron ile kontrol ettikten sonra kurtarma çalışmalarını sonlandıracak.

Helikopterlerle tahliye edilenler Sahil Güvenlik Grup Komutanlığına getirilerek sağlık ekiplerince ilk kontrolleri yapıldı, ihtiyaç halinde ise hastaneye sevk edildi.


Bayram tatilinin 7 günündeki trafik kazalarında 55 kişi öldü, 7 bin 331 kişi yaralandı

Bayram tatilinin 7 günündeki trafik kazalarında 55 kişi öldü, 7 bin 331 kişi yaralandı
TT

Bayram tatilinin 7 günündeki trafik kazalarında 55 kişi öldü, 7 bin 331 kişi yaralandı

Bayram tatilinin 7 günündeki trafik kazalarında 55 kişi öldü, 7 bin 331 kişi yaralandı

Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, tatilin 7. gününde 664 trafik kazası meydana geldiğini, 349 bin 174 aracın denetlendiğini, 24 bin 583 araca hız ve radar işlemi, 27 bin 808 araca ise diğer işlemlerin yapıldığını belirtti.

Tatilin 7 günündeki toplam 4 bin 370 trafik kazasında 55 kişinin hayatını kaybettiğini, 7 bin 331 kişinin yaralandığını kaydeden Yerlikaya, sürücü ve yolculara şu uyarılarda bulundu:

"Karayollarımızda trafik yoğunluğu tekrar artmaya başladı. Lütfen aşırı hız yapmayalım. Araçlarımızda da otobüslerde de emniyet kemeri takmayı ihmal etmeyelim. Trafik kurallarına uyalım. Bayram tatili boyunca trafik polislerimiz ve jandarma trafiğimiz denetimlerine 24 saat esasına göre devam ediyor."

Taşıma yapan bazı araçların seyirlerine izin verilecek

Yerlikaya, İçişleri Bakanlığının bayram tatili dönüşü İstanbul ve Ankara'daki trafik yoğunluğunun azaltılabilmesi için kamyon, çekici ve tanker cinsi araçların, yarın saat 05.00'ten 15 Nisan Pazartesi saat 05.00'e kadar İstanbul ve Ankara'ya girişlerine izin verilmeyeceğini duyurduğunu hatırlattı.

Yerlikaya şunları kaydetti:

"Tedarik süreçlerinin aksamaması için yaş sebze/meyve, süt ve süt ürünleri gibi bozulabilir gıdalar, dondurulmuş gıdalar, canlı ve kesme çiçek, ilaç, tıbbi malzeme ve akaryakıt taşıyan kamyon, çekici ve tanker cinsi taşıtların öncelikle ana arterler haricindeki güzergahlarda, zorunluluk halinde ise ana arterler üzerinde en az süreyle bulunacak şekilde istisnai olarak seyirlerine izin verilecektir."


19 kabindeki 137 kişi kurtarıldı, kurtarma çalışmaları sürüyor

19 kabindeki 137 kişi kurtarıldı, kurtarma çalışmaları sürüyor
TT

19 kabindeki 137 kişi kurtarıldı, kurtarma çalışmaları sürüyor

19 kabindeki 137 kişi kurtarıldı, kurtarma çalışmaları sürüyor

Ramazan Bayramı tatili dolayısıyla yoğunluk yaşanan Tünektepe Teleferik Tesisi'nde direklerden birisi henüz belirlenemeyen nedenle devrildi. Devrilen direğe çarparak parçalanan kabindeki 8 kişi kayalık alana düştü.

Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye itfaiye, polis, sağlık ve kurtarma ekipleri sevk edildi.

Bölgeye ulaşan ekipler, Memiş Gümüş'ün (54) yaşamını yitirdiğini, Özlem Şahin, Kaan Akgün, Fatih Gümüş, Keziban Çapar Gümüş, Lütfullah Kerim Gümüş, Herdem Eyüpoğlu ve Kırgızistan uyruklu Akmaral Abdyldaeva'nın yaralandığını belirledi.

Valilikten yapılan açıklamada, helikopterler eşliğinde kurtarma çalışmalarının aralıksız sürdüğü kaydedildi.

Saat 11.45 itibarıyla 19 kabindeki 56'sı helikopterle 137 kişinin tahliye edildiği belirtilen açıklamada, "Tahliye edilenlerden 9'unun ambulansla hastaneye sevki gerçekleşmiş, tedavilerinin ardından 7 kişi taburcu edilmiştir. Havada asılı bulunan 5 kabinde 29 kişi için tahliye çalışmaları devam etmektedir." bilgisi paylaşıldı.

Ayrıca Milli Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, teleferik kazası sonrası mahsur kalan vatandaşları kurtarma çalışmalarına destek için Konya'daki 3'üncü Ana Jet Üs Komutanlığından AS-532 Couger tipi helikopterin de görevlendirildiği bildirildi.

İçişleri Bakanı Yerlikaya: 112 kişi tahliye edildi 

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Antalya'daki teleferik kazasında kurtarma çalışmalarının aralıksız sürdüğünü ve asılı kalan 112 kişinin başarıyla tahliye edildiğini açıkladı.

Bakan Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Sahil Güvenlik Komutanlığına ait 4 helikopterin kurtarma çalışmalarında aktif görev aldığını belirtti.

Kurtarma çalışmalarının titizlikle sürdürüldüğünü bildiren Yerlikaya, şunları kaydetti:

"Asılı kalan 15 kabindeki 98 kişi başarıyla tahliye edilmiştir. Bölgeye AFAD, jandarma, polis ve asker, UMKE, STK ve itfaiyeden oluşan 543 arama kurtarma personeli ile 7 helikopter, 1 askeri kargo uçağı, 108 araç ve 6 ambulans ile dron görevlendirilmiştir."