Ankara Zirvesi, Avrupa’daki ABD varlığı konusunu yeniden gündeme getiriyor

Kıtanın savunma yükünün paylaşılması, NATO liderleri toplantısının gündeminin en üst sıralarında yer alıyor

ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesi öncesinde Beyaz Saray’da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile bir araya geldi, 24 Haziran 2026. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesi öncesinde Beyaz Saray’da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile bir araya geldi, 24 Haziran 2026. (AFP)
TT

Ankara Zirvesi, Avrupa’daki ABD varlığı konusunu yeniden gündeme getiriyor

ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesi öncesinde Beyaz Saray’da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile bir araya geldi, 24 Haziran 2026. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesi öncesinde Beyaz Saray’da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile bir araya geldi, 24 Haziran 2026. (AFP)

NATO’nun 7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenecek zirvesi, ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını azaltabileceğine yönelik endişelerin gölgesinde gerçekleştirilecek. Yaklaşık 77 yıldır ABD ve NATO’nun güvenlik şemsiyesi altında bulunan Avrupa’da, Washington’ın izleyeceği yeni politika yakından takip ediliyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşünün ardından Avrupa’daki kaygılar daha da arttı. Trump, son dönemde ‘kâğıttan kaplan’ olarak nitelendirdiği NATO’dan çekilme tehdidini birden fazla kez dile getirdi. Trump’ın, İran’ın şubat ayı sonunda ABD-İsrail’in başlattığı savaşın ardından Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatması üzerine, seyrüsefer özgürlüğünün korunması için Avrupalı müttefiklerinden destek talep etmesine rağmen olumlu yanıt alamaması da Washington ile Avrupa başkentleri arasındaki gerilimi artırdı. Avrupalı liderler ise bu tutumlarını iki gerekçeyle savundu. İlk olarak, Trump’ın Avrupa’nın çıkarlarını doğrudan etkileyen bir savaşı başlatmadan önce müttefiklerine danışmadığını belirttiler. İkinci olarak ise NATO’nun görev alanının Körfez bölgesini kapsamadığını, ayrıca ittifakın beşinci maddesinin ancak üyelerden birine saldırı düzenlenmesi halinde işletilebileceğini, oysa bu savaşta ilk askeri adımı atan tarafın ABD olduğunu vurguladılar.

ABD kuvvetlerinin yeniden konuşlandırılması

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, 18 Haziran’da Berlin’de düzenlenen NATO savunma bakanları toplantısı sırasında, ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığının kapsamlı şekilde gözden geçirileceğini açıkladı. Hegseth, söz konusu değerlendirmenin altı ay süreceğini belirtti. Açıklama, Washington’ın NATO’dan çekilmeyi ya da Avrupa’daki tüm askerlerini geri çekmeyi planladığına işaret etmese de Avrupa’da yeni bir endişe dalgasına yol açtı. Zira böyle bir adımın ittifakın fiilen sona ermesi anlamına geleceği değerlendiriliyor. ABD yönetiminin hedefinin, Avrupalı müttefiklerin güvenliği için üstlendiği yükü hafifletmek ve kuvvet konuşlanmasını yeniden düzenleyerek Avrupa ülkelerinin kendi savunmalarında daha fazla sorumluluk üstlenmesini sağlamak olduğu belirtiliyor.

dfvbf
ABD Başkanı Donald Trump, Fransa’nın doğusundaki Evian’da düzenlenen G7 Zirvesi’nde Starmer ve Macron ile birlikte (AFP)

Hegseth’in planına ilk tepkilerden biri, Fransa Silahlı Kuvvetler Bakan Vekili Alice Rufo’dan geldi. Rufo, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin Washington’da Trump ile görüşmek üzere yola çıkmasından önce kendisiyle yaptığı görüşmenin ardından Politico Europe’a verdiği röportajda, “ABD’nin askeri varlığının azaltılmasının, Avrupalılar için yeni sorunlar yaratmayacak şekilde planlı, koordineli ve etkili biçimde gerçekleştirilmesini istiyoruz” dedi. Uzun yıllar Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un danışmanlığını yapan ve kendisine yakın isimlerden biri olarak bilinen Rufo, “Atlantik ötesi ilişkilerde yaşanan büyük dalgalanmalar dikkate alındığında ne abartıya ne de inkâra kapılmalıyız” ifadesini kullandı.

Rufo’ya göre Avrupa’nın karşı karşıya olduğu en büyük sınama, büyük ölçüde ABD tarafından sağlanan stratejik destek unsurlarının yerini doldurmak olacak. Bunlar arasında hava ve deniz taşımacılığı, havada yakıt ikmali, istihbarat kapasitesi ve uzay tabanlı imkânlar bulunuyor. Avrupa içindeki görüş ayrılıklarına da dikkat çeken Rufo, Avrupalı ülkeleri birbirlerini suçlamaktan kaçınmaya çağırarak, “Önemli olan sadece rakamlar değil, gerçek askeri sonuçlardır” değerlendirmesinde bulundu.

Kayıp şeffaflık

ABD’den daha fazla ‘şeffaflık’ talep eden tek ülke Fransa değil. Almanya da Savunma Bakanlığı aracılığıyla, Washington’ın Avrupa’daki askeri varlığını azaltma planına ilişkin ayrıntılı bir ‘yol haritası’ sunmasında ısrar ediyor. Berlin, bu sayede ABD ile Avrupa arasında güvenlik sorumluluklarının devrinin planlı şekilde yürütülmesini amaçlıyor.

Bu süreçten en fazla etkilenecek ülkelerin başında Almanya geliyor. Washington, Avrupa’daki en büyük Amerikan askeri varlığına ev sahipliği yapan Almanya’dan 5 bin askerini çekmeyi planladığını açıkladı. Almanya’da yaklaşık 35 bin ABD askeri bulunurken, Ortadoğu ve Afrika operasyonları açısından Amerikan ordusunun en önemli üslerinden biri olan Ramstein Hava Üssü de burada yer alıyor. Almanya’daki ikinci önemli ABD üssü olan Wiesbaden Hava Üssü ise ABD Avrupa ve Afrika Komutanlığı’na ev sahipliği yapmasının yanı sıra, Ukrayna’ya yönelik askeri yardımların koordinasyonunda kilit rol üstleniyor.

dfrtb
2025 yılında Lahey’de düzenlenen NATO zirvesi sırasında NATO liderlerinin toplu fotoğrafı (DPA)

ABD yönetiminin kapsamlı değerlendirme sürecini tamamlaması beklenirken, basına yansıyan bilgilere göre Washington’ın Avrupa’daki stratejik bombardıman uçaklarının sayısını yarıya, savaş uçaklarının sayısını ise üçte bire indirmeyi planladığı belirtiliyor. Ayrıca Reaper tipi insansız keşif hava araçlarının sayısının azaltılması, NATO Kuvvet Modeli kapsamında İttifak için tahsis edilen denizaltı ve savaş gemilerinin kademeli olarak düşürülmesi de planlar arasında yer alıyor. NATO ülkeleri, bu sistem çerçevesinde olası bir savaş durumunda tahsis edecekleri asker ve askeri teçhizatı düzenli olarak belirliyor.

Rutte son günlerde, Washington’ın attığı adımların ‘sürpriz olmadığını’ söyleyerek Avrupalı müttefikleri rahatlatmaya çalıştı. Ancak yaşanan gelişmeler bunun aksini gösteriyor ve ABD yönetiminin karar alma sürecindeki tutarsızlıklara işaret ediyor. Nitekim Almanya’dan asker çekme kararı, Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in Trump’ın İran savaşını yönetme biçimine yönelik eleştirilerinin ardından geldi. Benzer şekilde, ABD’nin Polonya’da konuşlandırmayı planladığı birlikleri aniden iptal etmesi, ardından bu karardan geri adım atması da müttefikler arasında şaşkınlık yarattı. Romanya’dan bin ABD askerinin çekilmesi de aynı kapsamda değerlendiriliyor.

Tüm bu gelişmeler, Avrupalı müttefikler arasında ABD’nin gerçek niyetine ilişkin belirsizliği artırırken, Washington’ın uzun vadeli stratejisine yönelik soru işaretlerini de beraberinde getirdi.

Yüklerin devri

Bugüne kadar Avrupa savunma kaynaklarına göre Paris’te net olan husus, ABD’nin ‘yüklerin devri’ olarak adlandırılan süreci hızlandırmak istediğidir. Bu konu, Ankara’da düzenlenecek zirvenin ana gündem maddelerinden biri olacak.

Bu kavram, Avrupa kıtasının savunmasında daha büyük yükün Avrupalı ülkelere bırakılmasını ifade ediyor. Washington ise bu süreçte odağını, başta Çin ile sistemsel rekabet olmak üzere diğer stratejik önceliklere yöneltmek istiyor. Öte yandan Avrupalı ülkeleri en çok endişelendiren konu, Rusya’nın gelecekte atabileceği olası adımlar. Fransa ve Almanya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesindeki üst düzey askeri yetkililer, Rusya’nın Ukrayna’nın ardından, on yılın sonuna doğru Avrupa’da yeni bir askeri maceraya girişebileceği uyarısında bulunmayı sürdürüyor.

xsvfvb
ABD Başkanı Donald Trump, Haziran 2025’te Lahey’de düzenlenen NATO Zirvesi’nin oturum aralarında Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile yaptığı görüşme sırasında (DPA)

Genel anlayışa göre Washington, Avrupalıların ‘konvansiyonel savaş’ olarak adlandırılan alanda kendi savunmalarını üstlenmesini, buna karşılık ABD’nin ‘nükleer caydırıcılığı’ elinde tutmasını istiyor. ABD’nin Almanya, İtalya, Belçika ve Hollanda’da nükleer silahları bulunuyor. Buna karşılık Fransa ve Birleşik Krallık ise kendi bağımsız nükleer caydırıcılık kapasitesine sahip.

Trump’ın, ilk başkanlık döneminden bu yana Avrupalı müttefiklerine savunma harcamalarını artırmaları yönünde baskı yaptığı biliniyor. Bu baskılar sonuç verdi; NATO müttefikleri savunma harcamalarını 2035 yılına kadar gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 5’ine çıkarma konusunda uzlaştı.

Halihazırda Avrupa ülkelerinin savunma harcamaları yüzde 2 ile 3 arasında değişirken, Polonya gibi bazı ülkeler yüzde 4’ün üzerine çıktı. Rutte, bu verileri Trump’ı ittifak içinde tutmak için kullanıyor. Bununla eş zamanlı olarak Avrupalılar, savunma sanayilerini geliştirmeye ve yeni iş birliklerini hızlandırmaya çalışıyor. Bu çabalar, Fransa’nın Avrupa Birliği (AB) dönem başkanlığı sırasında Mart 2022’de Versay’da kabul edilen savunma planı çerçevesinde yürütülüyor.

Ukrayna savaşının başlaması ve Avrupa’da yarattığı güvenlik endişelerinin ardından, Avrupa liderleri savunma harcamalarını artırma, savunma sanayi ve teknoloji altyapısını güçlendirme, enerji kaynaklarını çeşitlendirme ve ‘stratejik özerklik’ hedefini geliştirme kararı aldı.

Buna karşın bazı değerlendirmelere göre, NATO’nun Avrupa kanadı hem Avrupalılara hem de ABD’ye hizmet ediyor. ABD, 30 Avrupa ülkesinden oluşan bu yapı sayesinde ‘sabit bir uçak gemisi’ avantajı elde ediyor. Bu nedenle Washington’ın ne Avrupa’dan ne de NATO’dan tamamen çekileceği görüşü de savunuluyor.



Mısır ve Türkiye... Bölgesel dosyalarda daha fazla uyum ve ortaklığın güçlendirilmesi

Mısır, Türk tarafının tam hizmetli entegre bir Türk sanayi bölgesi kurulması konusunu değerlendirmesini bekliyor (Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)
Mısır, Türk tarafının tam hizmetli entegre bir Türk sanayi bölgesi kurulması konusunu değerlendirmesini bekliyor (Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)
TT

Mısır ve Türkiye... Bölgesel dosyalarda daha fazla uyum ve ortaklığın güçlendirilmesi

Mısır, Türk tarafının tam hizmetli entegre bir Türk sanayi bölgesi kurulması konusunu değerlendirmesini bekliyor (Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)
Mısır, Türk tarafının tam hizmetli entegre bir Türk sanayi bölgesi kurulması konusunu değerlendirmesini bekliyor (Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Mısır ziyareti kapsamında Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile gerçekleştirdiği görüşme sırasında, bölgesel meselelerde uyum ve iki ülke arasındaki ortaklığın desteklenmesi konusunda belirgin bir yakınlaşma olduğu görüldü.

Abdulati ve Fidan, Kuzey Sahili'ndeki El Alameyn kentinde, geçen şubat ayında Kahire'de Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında gerçekleştirilen İkinci Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Toplantısı'nın sonuçlarının uygulanmasını takip etmek amacıyla düzenlenen İkinci Ortak Planlama Grubu Toplantısı'na başkanlık etti.

Mısır Dışişleri Bakanlığı'dan bugün (Cuma) yapılan açıklamaya göre, perşembe akşamı gerçekleştirilen toplantıda iki ülke arasındaki ekonomik, ticari ve yatırım ilişkilerini güçlendirme ve iki ülke liderlerinin 2024 yılında üzerinde mutabık kaldığı üzere ticaret hacmini 15 milyar dolara çıkarma yolları ele alındı.

vfghyju
Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz şubat ayında Kahire'de askeri iş birliği anlaşması imzaladı (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

İki bakan, ekonomik iş birliği için mevcut çerçeve ve mekanizmaların etkinleştirilmesinin ve iki ülkenin mevcut potansiyelinden tam anlamıyla yararlanılmasını engelleyebilecek tüm zorlukların aşılmasının önemini vurgularken, Serbest Ticaret Anlaşması'nın kapsamının genişletilmesi sürecinin hızlandırılması gerektiğini belirtti.

Abdülati, Türk yatırımcıların faaliyetlerini kolaylaştırmak amacıyla Mısır'ın attığı adımları gözden geçirirken, Türk tarafının Mısır'da Türk yatırımlarını daha fazla çekmek amacıyla, özellikle Süveyş Kanalı Ekonomik Bölgesi'nde otomotiv, ekipman, kimya ve tekstil sektörlerinde faaliyet gösterecek tam hizmetli entegre bir Türk sanayi bölgesi kurulması konusunu değerlendirmesini beklediklerini ifade etti.

İki bakan ayrıca, yük taşımacılığını artırmak amacıyla Mısır ile Türkiye arasındaki Ro-Ro deniz taşımacılığı hattının yeniden faaliyete geçirilmesine ilişkin istişarelerdeki son gelişmeleri ele aldı. Görüşmede, Mısır ve Türkiye limanları arasındaki tedarik zincirlerinin ve lojistik bağlantıların güçlendirilmesi de gündeme geldi.

fvg
Mısır ile Türkiye arasındaki İkinci Ortak Planlama Grubu Toplantısı El Alameyn'de gerçekleştirildi (Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Rakha Ahmed Hassan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Kahire ile Ankara arasında Sudan, Yemen, Suriye ve Gazze gibi bölgesel dosyalarda uyum bulunduğunu söyledi. Hassan, iki ülkenin Orta Doğu'daki krizlerin çözümü için arabuluculuk rolü üstlendiğini belirtti.

Hassan, Libya dosyasının da iki ülkenin gündeminde önemli bir yer tuttuğunu belirterek, krizin çözümü için seçimlerin yapılıp yapılamayacağının ele alındığını, seçimlerin Libya krizinin çözümü açısından temel bir adım olduğunu ifade etti. Ayrıca Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması'nın da gündemde olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eylül 2024'te Ankara'da, 2025 yılının Türkiye ile Mısır arasındaki diplomatik ilişkilerin kurulmasının 100. yıl dönümüne denk geldiğine ve iki ülkenin tüm alanlarda ortaklık ve iş birliğini stratejik düzeye yükseltme iradesine vurgu yapılan bir ortak bildiri imzalamıştı.

Demokrasi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısı ve bölgesel meseleler uzmanı Kerem Said ise Türkiye'nin, bölgedeki nüfuzunu güçlendirmesinin merkezi bir ülke ve gerek Libya meselesi gerekse Doğu Akdeniz konusunda temel bir dayanak olan Mısır'la yakınlaşmasını güçlendirmesine bağlı olduğuna inandığını belirtti.

Said, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Türk Dışişleri Bakanı'nın Mısır ziyaretinin, ticari ve askeri ilişkilerin yanı sıra diplomatik koordinasyon açısından da ikili ilişkilerde dikkat çekici bir gelişme yaşandığı bir döneme denk geldiğini söyledi.

fdfrgthy
Abdulati ve Fidan, bugün (Cuma) ekonomik iş birliği için mevcut çerçeve ve mekanizmaların etkinleştirilmesinin önemine dikkat çekt. (Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)

Said, ziyaretin Libya sahasındaki koordinasyona odaklandığını belirterek, Mısır ve Türkiye'nin Libya'da birleşik bir siyasi sistem ve birleşik bir askeri yapı oluşturulmasının önemi konusunda ortak bir yaklaşım ve vizyona sahip olduğunu ifade etti.

Said ayrıca, İsrail'in bölgeyi yeniden şekillendirmeye yönelik hamlelerinin nasıl ele alınacağının da görüşmelerde gündeme geldiğini belirtti. Özellikle İsrail'in Filistin toprakları, güney Suriye ve güney Lübnan'daki operasyonlarını genişletme konusundaki ısrarına dikkat çeken Said, İsrail'in Kızıldeniz bölgesindeki girişimlerine, özellikle Somaliland’ı tanımasının ve Kızıldeniz kıyısında bu bölgede askeri üs kurma çabasının da değinilen konular arasında olduğunu söyledi.

Said, Sudan'daki savaşla bağlantılı dosyaya da değinerek, Mısır ve Türkiye'nin Sudan'daki resmi yönetimin desteklenmesi ve her türlü ayrılıkçı hareketle mücadele edilmesinin önemi konusunda ortak bir görüşe sahip olduğunu belirtti.

Mısır Dışişleri Bakanlığı'dan bugün (Cuma) açıklamaya göre Abdulati ve Fidan, ikili düzeyde ve Mısır, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki Dörtlü Mekanizma çerçevesinde yakın koordinasyonun sürdürülmesinin önemini vurguladı. Bu mekanizmanın bölgenin güvenlik ve istikrarını sağlama çabalarını desteklemeyi amaçladığı belirtildi.

Görüşmelerde ayrıca bölgedeki gerilimi düşürme ve tansiyonu kontrol altına alma çabaları ile siyasi ve diplomatik çözümlerin ilerletilmesi ele alındı. Bu kapsamda, ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptına uyulmasını sağlamaya yönelik girişimler de değerlendirildi.

Abdulati ve Fidan, İsrail'in Gazze Şeridi ve Batı Şeria'daki ihlallerini kınarken, Filistin topraklarındaki gerilimin derhal durdurulması ve ABD Başkanı Donald Trump'ın birinci ve ikinci aşamalarından oluşan barış planının, İsrail güçlerinin Gazze Şeridi'nden çekilmesi de dahil olmak üzere hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

İki bakan ayrıca, ateşkesin sağlanması ve Sudan'ın birliğini, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruyan, Sudan halkının beklentilerini karşılayan siyasi bir çözüme ulaşılması yönündeki çabaların sürdürülmesinin önemine dikkat çekti.


Suudi Arabistan-Mısır-Türkiye görüşmesinde bölgesel gelişmeler ele alındı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, El Alameyn kentindeki görüşmesinden bir kare (Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, El Alameyn kentindeki görüşmesinden bir kare (Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü)
TT

Suudi Arabistan-Mısır-Türkiye görüşmesinde bölgesel gelişmeler ele alındı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, El Alameyn kentindeki görüşmesinden bir kare (Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, El Alameyn kentindeki görüşmesinden bir kare (Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bölgedeki mevcut gelişmeleri ve son durumu ele aldı.

Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Temim Hilaf'ın bugün (Cuma) yaptığı açıklamaya göre El Alameyn kentinde gerçekleştirilen dostane görüşmede bakanlar, stratejik ortaklığı güçlendirme ve ortak çıkarları ilerletme konusundaki kararlılıklarını vurguladı.

Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, bakanların ayrıca ülkeleri arasındaki köklü dostluk ve yakın iş birliği bağlarının derinliğine dikkat çektiğini belirtti.


Salah transferi Mısır-Türkiye görüşmelerine damga vurdu

Salah’ın Türkiye’de karşılanması sırasında (Facebook)
Salah’ın Türkiye’de karşılanması sırasında (Facebook)
TT

Salah transferi Mısır-Türkiye görüşmelerine damga vurdu

Salah’ın Türkiye’de karşılanması sırasında (Facebook)
Salah’ın Türkiye’de karşılanması sırasında (Facebook)

Mısır’da futbolun etkisinin ulaştığı boyutu gösteren dikkat çekici bir gelişme yaşandı. Mısır Milli Takımı’nın kaptanı Muhammed Salah’ın Trabzonspor’a transferi, spor dünyasından siyaset alanına taşındı. Transfer, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Türk mevkidaşı Hakan Fidan’ın perşembe günü Mısır’ın Yeni El-Alameyn kentinde gerçekleştirdiği görüşmede gündeme geldi.

Abdulati, Fidan’la düzenlediği ortak basın toplantısında, “Mısır, değer verdiğimiz yıldız futbolcu Muhammed Salah’ın Türk halkı tarafından büyük bir coşkuyla karşılanmasından dolayı minnettarlığını ifade ediyor” dedi. Abdulati, Salah’ın Türkiye’de gördüğü coşkulu karşılamanın “Mısırlıların kalbini mutlu ettiğini” belirtti.

Türk Dışişleri Bakanı Fidan da konuya ilişkin, “Muhammed Salah’ın transferinden memnuniyet duyuyoruz. Sanki bu vesileyle Mısır ve Türkiye halkları birbirine sarıldı” ifadelerini kullandı. Fidan, transferin “iki halk arasındaki bağların derinliğini yansıttığını ve Kahire ile Ankara arasındaki ilişkilerin gücünü ortaya koyduğunu” söyledi.

Mısırlı yazar ve akademisyen, Mansura Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim görevlisi Muhammed Fethi Yunus ise Salah’ın Türkiye ligine transferini, “Mısır’ın en önemli yumuşak güç unsurlarından birinin harekete geçirilmesi” olarak değerlendirdi. Yunus, Salah’ın “toplumsal etkisi oldukça yüksek küresel bir yıldız” olduğunu belirterek, çeşitli araştırmaların onun İngiltere’de “İslamofobi”nin, yani İslam’a yönelik hastalıklı korku ve önyargının, gerilemesindeki rolünü ortaya koyduğunu ve Liverpool’da forma giydiği dönemde İslam’a ilişkin olumsuz paylaşımların oranının düştüğünü gösterdiğini ifade etti.

crgthy
Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, Muhammed Salah’ın Türkiye’de futbol kariyerine devam etmesini konuştu (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Yunus, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Dünya daha önce de spor yıldızlarının siyasetin ve siyasi çıkarların aşırılıklarını yatıştırmada olumlu roller üstlendiğine tanık oldu” dedi. Buna örnek olarak Fildişi Sahili’nin yıldızı Didier Drogba’yı gösteren Yunus, Drogba’nın ülkesinin 2007’de Dünya Kupası’na katılmaya hak kazanmasından önce isyancıları ateşkes ve barış ilan etmeye çağırdığını hatırlattı. Fildişi Sahili Milli Takımı’nın ülkenin kuzeyinde isyancıların kontrolündeki bölgelerde maç oynamasının da ülkede barışın önünü açtığını belirtti.

Muhammed Salah, Türk taraftarlardan “destansı” olarak nitelendirilen bir karşılama gördü. Transferin tamamlandığının açıklanmasının ardından Trabzon sokaklarında düzenlenen kutlama konvoylarıyla başlayan coşku, havalimanında Salah’ı karşılamak için toplanan binlerce taraftarla devam etti. Stadı dolduran taraftarlarla, havai fişekler ve yüksek tezahüratlar geceye damgasını vurdu.

Salah, kendisine yönelik coşkulu karşılama hakkında, “Böylesine harika bir atmosferin içinde olduğum için çok mutluyum. Daha önce böyle bir şey gördün mü? Açıkçası hatırlamıyorum. Ancak bu kadar büyük bir sevgi ve ilgi görmek beni gerçekten çok mutlu ediyor” dedi.

Salah ayrıca medya kuruluşlarına yaptığı açıklamalarda, Trabzonspor ile hem yerel hem de Avrupa arenasında başarı elde etmek için “elinden gelenin en iyisini yapacağı” sözünü verdi. Daha önce forma giydiği her kulüpte başarılar elde ettiğini belirten Salah, “Türkiye’de de aynısını yapacağım” dedi.

Fethi Yunus, Muhammed Salah’ın transferinin, geçmişte Çin ile ABD arasında yaşanan ve “ping pong diplomasisi” olarak bilinen süreci yeniden hatırlattığını söyledi. Yunus, 1971’de Japonya’da düzenlenen dünya şampiyonası sırasında sporun iki ülke arasındaki uzlaşmanın önünü açtığını belirtti. Yunus, “Popüler futbol yıldızlarının etkisi zaman zaman kurşunlardan daha güçlü olabilir” ifadelerini kullanarak, Salah’ın Türkiye’de gördüğü olağanüstü ilginin, karşılanma törenlerinden kamuoyuna sunuluş biçimine kadar her aşamada kendisini gösterdiğini kaydetti.