İran’da Aşura törenleri rejim karşıtı protestoların adresi oldu

İran’da Kerbela olayını anma törenleri özel şarkılar, yöneticilerin eleştiri odağı haline geldi.

Ülkenin merkezindeki Yezd şehrinde protestocuları öven sloganların atıldığı Aşura yürüyüşünden bir kare
Ülkenin merkezindeki Yezd şehrinde protestocuları öven sloganların atıldığı Aşura yürüyüşünden bir kare
TT

İran’da Aşura törenleri rejim karşıtı protestoların adresi oldu

Ülkenin merkezindeki Yezd şehrinde protestocuları öven sloganların atıldığı Aşura yürüyüşünden bir kare
Ülkenin merkezindeki Yezd şehrinde protestocuları öven sloganların atıldığı Aşura yürüyüşünden bir kare

İran’ın en önemli dini günlerinden olan 10 Muharrem Aşurâ Günü, geçen yılın Eylül ayında Mahsa Amini’nin gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmesinin ardından ülkeyi etkisi altına alan siyasi ve toplumsal krizlerin ve şiddetli protestoların ardından bir protesto vesilesi haline geldi.

Her yıl olduğu gibi Muharrem ayı başında Kerbela olayının anlatıldığı anma ve yas törenlerinde, dini gruplar eşliğinde şarkılar ve konuşmalar yapılırken, protestocular kendi talep ve sloganlarını dile getirdi. Aşura etkinlikleri, yöneticileri eleştirmek için bir vesile haline gelmiş oldu.

Ülke çapındaki sanatçılar ve vaizler, Aşura törenlerinde Şiilerin üçüncü imamı Hz. Hüseyin bin Ali’nin trajedilerini konu alan geleneksel anlatımın aksine, yöneticilerin karşı karşıya olduğu yaşam sorunlarını ve suçlamaları ‘ilgisizlik ve ihmalkarlıkla ele almak olarak’ nitelendirerek bahsetti. Bu durum, resmi çevrelerde öfkeye yol açtı.

Eleştiri, yetkililerin birinci yıldönümünde protestoların tekrarını önlemek için aldığı sıkı güvenlik önlemlerine bir meydan okumayı temsil ediyordu.

Matem törenlerine katılanlardan bazıları, ülkedeki muhafazakar çevrelerin düzenlediği, yönetimin halk tabanının büyük bir bölümünü oluşturan ve sesleri dini törenlere öncülük eden kişilerle birlikte protesto sloganları attı.

Muhafazakarların Kum ve Meşhed şehirlerinden sonra ülkedeki üçüncü kalesi olan Yezd şehrinde, Aşura törenleri için düzenlenen dini etkinlik sırasında bir grup gencin “Kes sesini ey zalim, kan kaynıyor!” sözleriyle başlayan şarkıyı seslendirdiği ve geniş çapta tartışmalara neden olan video geniş çapta yayıldı. Video, İran geleneksel müzik bestecisi Muhammed Rıza Şeceryan’ın en ünlü eserlerinden biri olan “Vatan, gençliğinin kanıyla laleler açıyor” ifadelerinin yer aldığı şarkı ile sona eriyordu.

Kuwaitipour’un Reis şarkısı için yayınlanan bir fotoğrafı
Kuwaitipour’un Reis şarkısı için yayınlanan bir fotoğrafı

Bazı muhafazakar İran şehirlerinde de protesto şarkıları tekrarlandı. İsfahan vilayetinin Kaşan şehrinde şarkıcılar, ülkedeki mevcut durumu eleştiren dini ağıtları seslendirdi. Ülkenin güneybatısındaki Dezful şehrinde, dini parçaları seslendiren bir sanatçı, ekonomik sorunları ve yetkililerin başörtüsü nedeniyle kadınlarla mücadele etmesini eleştiren sloganlar söyleyerek katılımcı kalabalığın arasında durdu. Şarkıcı, ‘para evi yağmalamaya maruz kalırken’ ülkede artan yoksulluğu, işçilerin çektiği acıları ve boş kalan yemek masalarını ve başta ev hanımları olmak üzere ailelerin korkularına değindi.

Diğer şehirlerde çekilen sosyal ağlarda yayılan videolar, dini parçaları seslendiren sanatçıların Aşura törenlerinde, yetkililerin halkın talep ve sorunlarını göz ardı etmesine, devlet kurumlarında yolsuzluğun, yoksulluğun ve işsizliğin yayılmasına duyduğu öfkeyi dile getirdiklerini gösteriyordu.

10 gün süren Aşura törenlerinin başında, uzun yıllar Devrim Muhafızları başta olmak üzere yetkililere ve etkili dini çevrelere yakın olan, sonrasında rejim destekçilerinin saflarından yavaş yavaş uzaklaşan sanatçı Gholam Kuwaitipour (Gulam Kuveytipur) yeni bir ezgi yayınladı.

65 yaşındaki Kuwaitipour, 1980’lerdeki İran-Irak savaşında savaş hatırası ve destansı müzikle ilişkilendirilen isimlerden biri olsa da, 3 yıl önce protestoları öven bir şarkı yayınladığı için ağır eleştirilere maruz kalmıştı.

Kuwaitipour ‘Reis’ adlı ezgisinde İranlı yetkililerin politikalarını sert bir şekilde eleştirdi. Ezginin bir kısmında “Ah Hac, memleketin gençlerini öldürüyorlar! Bu memleketin toprağına yemin ederim ki burada artık eğlenceye yer yok” ifadelerine yer verildi. Şarkıda ayrıca “Aptal yetkililer, bu ülkenin reisi burada herkes teslim olsun diye bir şeyler yapıyor.  Seni zamandan silmenin vakti geldi, koltuğun seni bırakmasının zamanı geldi” ifadeleri de yer alıyor.

Kamuoyunda Kuwaitipour’un ezgisinin, İran rejiminin dini lideri Rehber Ali Hamaney’e hitaben olduğu yorumlandı. Ezgide Kuwaitipour yalnız değildi, son yıllardaki protestolara katılan grupların çoğunluğunu oluşturan yeni nesilden bilinmeyen bir şarkıcı da ona eşlik etti.

Devrim Muhafızları’na bağlı Fars Haber Ajansı’na göre, İran Kültür Bakanı Muhammed Mehdi İsmail el-Hamis, Kuwaitipour’un ezgisinin ‘lisanslı olmadığını’ söyledi ve şarkının yayıncısını suçladı.

Din adamlarının boykotu

İran parlamentosunda kuzeydeki Reşt şehrini temsil eden eski milletvekili Gholam Ali Jafarzadeh (Gulam Ali Caferzâde), bu yıl Aşura törenleri için birçok caminin ‘din adamlarından vaizleri davet etmekten kaçındığını’ söyledi.

Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Başta gençler olmak üzere insanlar, din adamlarının konuşma yapmasını protesto etmek için camileri terk ediyorlardı” dedi.

Eski milletvekili, İran toplumunda ‘kin ve nefretin’ yayılmasının nedenlerini merak etti.

Protesto şarkılarıyla birlikte, son protestolarda öldürülen göstericilerin fotoğraf ve videoları ülke çapında yayıldı.

Zorunlu başörtüsü yasasına karşı çıkan kadınların fotoğrafları yayınlandı, Aşura törenlerinin önünde zafer işareti kaldırıyorlardı. Aşura törenlerine başörtüsü kuralına bağlı kalmaksızın katılan kadınların videoları yayıldı.

Radikallerin öfkesi

Bu bağlamda, Baydari (es-Samud) militan grubuna bağlı bir haber sitesi olan Raja News, radikaller ve başörtüsü dayatmasına karşı çıkan şarkıcılar arasındaki anlaşmazlıkların arttığını bildirdi. Şarku’l Avsat’ın İran resmi devlet ajansı IRNA’dan aktardığı habere göre Meşhed valisi Muhsin Davari’nin, bazı şarkıcıları ‘dini törenlerde istemeden veya kasten başörtüsü kuralına uymamayı sürdürmekle’ eleştirdiğini belirtti.

Aşura törenlerinde protesto tezahüratlarının artması karşısında yetkililer boş durmadı. İran medyası, ilgili kurumların protesto eğilimine karışan dini matem törenlerine ve gruplara karşı çıkma ve bu etkinlikleri sona erdirme emri verdiğini bildirdi.

Ensaf News adlı internet sitesi, haber kaynaklarından alıntı yaparak, ‘bazı güvenlik güçlerinin kültür ajansları kisvesi altında törenlerde kullanılan sloganları durdurmaları için dini gruplara baskı yaptığını’ bildirdi.

Yezd şehrinde, Kültür Dairesi Genel Müdürü İhsan Abedi, protesto şarkılarının söylenmesini ‘şeytan ve destekçilerinin’ ellerinde ‘Aşura’yı etkinliklerini çarpıtmak’ olarak nitelendirdi.

Kum Öğretmenler Derneği Başkanı Haşim Hüseyni Buşehri, bazı şarkıcıların ‘düşmanı mutlu ettiğini’ söyledi ve ‘yabancı medyanın ilgisini uyandırmak için onların söylediklerini tekrar etmeye çalışmakla’ ve ‘dünya hırsları peşinde koşmakla’ suçladı.



İkonik 11 Eylül fotoğrafındaki kişi: "Asansörü kaçırmasam ölüyordum"

Fine, uçak çarptığı sırada Kuzey Kulesi'nin 79. katındaymış (Reuters)
Fine, uçak çarptığı sırada Kuzey Kulesi'nin 79. katındaymış (Reuters)
TT

İkonik 11 Eylül fotoğrafındaki kişi: "Asansörü kaçırmasam ölüyordum"

Fine, uçak çarptığı sırada Kuzey Kulesi'nin 79. katındaymış (Reuters)
Fine, uçak çarptığı sırada Kuzey Kulesi'nin 79. katındaymış (Reuters)

Alex Croft 

11 Eylül'de siyah bir evrak çantasıyla İkiz Kuleler'den uzaklaşırken çekilen ikonik fotoğraftaki adam, asansörü kaçırıp merdivenleri kullanmasının hayatını nasıl kurtardığını anlattı.

Ed Fine, fotoğrafı Fortune dergisinin kapağına basıldıktan sonra dünya çapında ün kazandığından habersizdi. Fotoğrafta, modern tarihin en ölümcül terör saldırısının enkazında hâlâ iş kıyafetleri içinde ve baştan aşağı beyaz tozla kaplı halde yürüdüğü görülüyor.

The Mirror'a konuşan Fine, evrak çantasını hâlâ kullandığını ve bunu, "saldırıları gerçekleştirenlere, kazanamayacaklarına dair bir mesaj" olarak gördüğünü söyledi.

Şu anda 83 yaşında olan Fine, "Evrak çantamı ve o gün giydiğim takım elbiseyi sakladım. İkisi de temizlendi ama onları saklamanın çok önemli olduğunu hissettim" dedi.

Tozla kaplı Edward Fine, siyah evrak çantasıyla İkiz Kuleler'den uzaklaşıyor (AFP)
Tozla kaplı Edward Fine, siyah evrak çantasıyla İkiz Kuleler'den uzaklaşıyor (AFP)

Müstakil evden apartman dairesine taşındık ama onlardan kurtulmamız sözkonusu bile olamazdı. Bana şansımın çok yaver gittiği bir günü hatırlatıyorlar. 11 Eylül'den sonra eve döndüm; pek çok kişi dönemedi. Bunu asla unutmayacağım.

Fine, 19 hava korsanı ve yüzlerce itfaiye personeli de dahil 2 bin 996 kişinin hayatını kaybettiği 11 Eylül saldırılarından kurtulanlardan biriydi. Hem Dünya Ticaret Merkezi'nin İkiz Kuleleri hem de Pentagon saldırıya uğramıştı.

Fine, kendisi Dünya Ticaret Merkezi'nin Kuzey Kulesi'nin 79. katındayken Boeing 767 uçağının 93. ve 99. katlar arasına çarpmasını "tuhaf bir tesadüf" diye tanımladı.

Yayın kuruluşuna yaptığı açıklamada, "Kısa süre önce yatırım bankacılığı işine girmiştik ve oğlum için Dünya Ticaret Merkezi'ndeki bir firmayla randevu ayarlamıştım" diye konuştu.

Ancak 10 Eylül'de saat 22.30'da oğlum arayıp hasta olduğunu söyledi ve onun yerine gidip gidemeyeceğimi sordu. Ertesi sabah erken kalktım ve muhteşem bir gündü. 87. kattaki randevum için 07.52'de giriş yaptım.

Fine, asansörle 79. kata çıktığını ve burada insanların asansör değiştirmek zorunda kaldığını söyledi. "87. kata giden bir sonraki asansörü yakalamak için koştum ama birkaç saniyeyle kaçırdım" dedi.

Eğer o asansöre binseydim, bugün bu konuşmayı yapamazdık.

Fine'ın 84 yaşındaki eşi Ingrid, "birkaç saat boyunca Ed'den haber alamadığını" ve "ölü mü yoksa sağ mı olduğunu bilmediğini" söyledi.

Çiftin 60 yaşındaki Stuart ve 57 yaşındaki Heidi olmak üzere iki çocuğu var.

Independent Türkçe, independent.co.uk/news


ABD, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması konusunda ilerleme kaydediyor… İran savaşı ise henüz sona ermekten uzak

2 Eylül 2026’da Umman’ın Musandam vilayetinden çekilen fotoğrafta Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler görülüyor. (Reuters)
2 Eylül 2026’da Umman’ın Musandam vilayetinden çekilen fotoğrafta Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler görülüyor. (Reuters)
TT

ABD, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması konusunda ilerleme kaydediyor… İran savaşı ise henüz sona ermekten uzak

2 Eylül 2026’da Umman’ın Musandam vilayetinden çekilen fotoğrafta Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler görülüyor. (Reuters)
2 Eylül 2026’da Umman’ın Musandam vilayetinden çekilen fotoğrafta Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler görülüyor. (Reuters)

Son haftalarda İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki denetimini zayıflatmayı başaran ABD’nin, eş zamanlı olarak Tahran’ın petrol ihracatını fiilen durdurduğu ve bu durumun İran ekonomisindeki çöküşü hızlandırdığı bildirildi.

Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre, ABD ve İsrail tarafından şubat ayında başlatılan ve birkaç hafta sürmesi öngörülen savaş henüz sona ermiş değil. Mevcut kilitlenmenin her iki taraf için de maliyeti artarken, haziran ayında varılan anlaşmanın kısa sürede bozulmasının ardından diplomatik alanda herhangi bir ilerleme kaydedilemedi. Düşük yoğunluklu çatışmalar devam ederken, ABD’nin savaştan çıkış stratejisine dair bir emare bulunmuyor.

İran üzerindeki artan ekonomik baskı şu ana kadar ülke içinde kitlesel bir ayaklanmaya yol açmadı. Öte yandan uluslararası gösterge olan Brent petrolün varil fiyatı bu hafta 100 doları aşarken, ulaştırma ve tarımda yaygın olarak kullanılan motorin fiyatları rekor seviyeye ulaştı. ABD Başkanı Donald Trump, benzin fiyatlarının ara seçimlere kadar yüksek seyretmesinin muhtemel olduğunu ifade etti.

ABD Deniz Kuvvetleri Merkez Komutanlığı tarafından 9 Eylül 2026’da yayınlanan bir fotoğrafta, 4 Eylül 2026 tarihinde USS George Washington uçak gemisinin güvertesinde duran bir F/A-18 - Super Hornet uçağı görülüyor. (AFP)
ABD Deniz Kuvvetleri Merkez Komutanlığı tarafından 9 Eylül 2026’da yayınlanan bir fotoğrafta, 4 Eylül 2026 tarihinde USS George Washington uçak gemisinin güvertesinde duran bir F/A-18 - Super Hornet uçağı görülüyor. (AFP)

İran baskı kozlarını kaybediyor

İran, barış dönemlerinde küresel düzeyde ticareti yapılan petrol ve doğal gazın beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı savaşın ilk günlerinde fiilen kapatarak küresel ekonomik şoku bir koz olarak kullandı. Tahran yönetimi, bu süreçte petrol ihracatını ağırlıklı olarak Çin’e sürdürdü.

Ancak küresel ticaret hareketlerini izleyen Kpler şirketinin petrol uzmanı Homayoun Falakshahi tarafından derlenen verilere göre, son haftalarda denklem tersine döndü. ABD ablukası İran’ın ihracatını fiilen durdururken, ABD ordusu Arap Körfezi ülkelerinin ihracat artışını kolaylaştırdı.

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln, 6 Eylül 2026’da Tayland’ın Pattaya kenti yakınlarındaki Laem Chabang Limanı’ndan ayrılırken (AFP)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln, 6 Eylül 2026’da Tayland’ın Pattaya kenti yakınlarındaki Laem Chabang Limanı’ndan ayrılırken (AFP)

Veriler, İran’ın petrol ihracatının geçen ilkbahardaki günlük 1,85 milyon varil seviyesinden ağustos ayında yaklaşık 255 bin varile gerilediğini ortaya koydu. Buna karşılık İran dışındaki ülkelerin petrol ihracatı, savaşın en yoğun olduğu dönemdeki günlük 300 bin varil seviyesinden eylül ayında 8,4 milyon varile yükseldi; alternatif rotalar üzerinden yapılan sevkiyatlar da eklendiğinde bu miktar 10,8 milyon varile ulaştı.

ABD Enerji Bakanı Chris Wright, pazar günü benzer rakamlara dikkat çekerek, çatışma öncesindeki akışın muhtemelen üçte ikisine veya daha fazlasına ulaşıldığını belirtti. Falakshahi’ye göre İran dışındaki ülkelerin ihracatı savaş öncesinde günlük yaklaşık 14 milyon varil seviyesindeydi.

Öte yandan sevkiyattaki artış, Hürmüz Boğazı’ndaki yoğun ABD askeri varlığına dayanıyor ve bu durum askeri kaynaklar üzerinde baskı oluşturuyor. Kamuoyunda destek görmeyen savaşın ABD’li mükelleflere maliyeti şimdiden 37,5 milyar doları aşarken, 18 ABD askerinin hayatını kaybetmesine yol açtı. Bu durumun kasım ayındaki seçimlerde Cumhuriyetçiler üzerinde baskı oluşturması bekleniyor.

5 Eylül 2026 tarihinde ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yayınlanan bir videodan alınan ekran görüntüsünde, bilinmeyen bir konumda İran petrol tankerlerine yönelik ABD saldırıları sırasında yükselen duman görülüyor. (Reuters)
5 Eylül 2026 tarihinde ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yayınlanan bir videodan alınan ekran görüntüsünde, bilinmeyen bir konumda İran petrol tankerlerine yönelik ABD saldırıları sırasında yükselen duman görülüyor. (Reuters)

Ambargo İran ekonomisini zorluyor

ABD'nin uyguladığı sıkı abluka ve yeni yaptırımlar, İran ekonomisine ağır darbeler vurarak fiyatların yükselmesine ve akaryakıt istasyonlarında uzun kuyrukların oluşmasına yol açtı.

Ancak yaşanan ekonomik sıkıntılar, giderek daha sert bir çizgiye kayan İranlı liderlerin Hürmüz Boğazı, tartışmalı nükleer program veya bölgedeki silahlı gruplara verilen destek konularında taviz vereceğine dair bir işaret sunmuyor.

Uluslararası Kriz Grubu’nun (ICG) İran uzmanı Ali Vaez konuya ilişkin değerlendirmesinde, Washington’ın temel sorununun bir zafer teorisinden yoksun olması niteliğini koruduğunu belirterek, daha fazla geminin geçiş yaptığını ve İran’ın zarar gördüğünü ancak tüm bunların henüz siyasi bir sonuç doğurmadığını ifade etti.


Anthropic, devlet destekli casusluk operasyonlarını engelledi

Anthropic" şirketinin logosu, bir klavye ve robotik bir el görülüyor (Reuters)
Anthropic" şirketinin logosu, bir klavye ve robotik bir el görülüyor (Reuters)
TT

Anthropic, devlet destekli casusluk operasyonlarını engelledi

Anthropic" şirketinin logosu, bir klavye ve robotik bir el görülüyor (Reuters)
Anthropic" şirketinin logosu, bir klavye ve robotik bir el görülüyor (Reuters)

Yapay zekâ şirketi Anthropic, yaptığı açıklamada, kendi yapay zekâ modellerinin gözetim amacıyla kullanıldığı devlet destekli çeşitli casusluk operasyonlarını tespit ederek engellediğini duyurdu. Şirket, hükümetlerin ve bunlarla bağlantılı aktörlerin, bu teknolojiyi azınlıkları ve siyasi muhalifleri izlemek amacıyla giderek daha fazla kullandığı uyarısında bulundu.

Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre Anthropic, yapay zekâ modellerinin kötüye kullanımına ilişkin dün yayımladığı raporda, ocak-temmuz ayları arasında tespit edilerek durdurulan söz konusu faaliyetlerin Çin, İran ve Batı Afrika kaynaklı olduğunu belirtti.

Rapora göre gözetim kampanyalarında, söz konusu yönetimlerin geleneksel olarak hedef aldığı diaspora toplulukları ve muhalif gruplar mercek altına alındı. Bunlar arasında Hong Kong'daki demokrasi yanlısı isimler, Asya genelindeki Tibet toplulukları ve Falun Gong hareketinin takipçilerinin yanı sıra İran'daki azınlıklar ve yurt dışında yaşayan İran rejimi karşıtları da bulunuyor.

Vakaların birinde İranlı aktörlerin, sosyal medya hesapları üzerinden kişilerin kimliklerini belirlemeye yönelik bir yöntem geliştirdiği tespit edildi. Başka bir olayda ise Mali'nin ulusal güvenlik birimleri adına çalışan bir yüklenici, Anthropic'in Claude adlı yapay zekâ modelini kullanarak "istihbarat bilgilerinin toplanmasını sağlayan temel yazılımlar" tasarladı.

Raporda, "Yapay zekâ artık mühendislik iş gücünün yerine kullanılıyor" değerlendirmesine yer verildi.

Anthropic ayrıca kullanıcıların silah tasarlama, şüpheli biyolojik araştırmalar yürütme ve flört uygulamaları üzerinden dolandırıcılık operasyonları geliştirme girişimlerini de engellediğini bildirdi.

Verilerin damıtılması

Merkezi San Francisco'da bulunan şirket, Çinli geliştiricileri Claude modelini kullanıcıların sorularını yanıtlamak için yanıltıcı biçimde kullanmakla ve aynı zamanda elde edilen verileri kendi yapay zekâ modellerini geliştirme amacıyla "damıtmakla" suçladı.

"Damıtma" (distillation), bir yapay zekâ modelinin başka bir modeli eğitmek amacıyla kullanılmasını ifade ediyor.

Çinli geliştiriciler daha önce de bu yöntemi izinsiz kullanmakla suçlanmış, söz konusu uygulamanın Anthropic ve OpenAI gibi ABD merkezli yapay zekâ laboratuvarlarının kaynaklarının izinsiz kullanılmasına, dolayısıyla haksız kaynak aktarımına yol açtığı öne sürülmüştü.

Anthropic, Çin merkezli Moonshot ve DeepSeek şirketlerinin de Claude modelini gizlice kullanarak kendi kullanıcılarına yanıtlar ürettiğini iddia etti.

Raporda, "Bir vakada Moonshot, 10 gün boyunca müşterilerinden gelen yaklaşık 300 bin talebi, çoğunun Singapur ve Japonya'da bulunduğu görülen 5 bin 380 sahte hesaptan oluşan bir ağ üzerinden Anthropic'e yönlendirdi" ifadeleri kullanıldı.

Bu verilerin bir bölümünde kullanıcıların hassas bilgilerinin de yer aldığı ve bunun gizlilik anlaşmalarının ihlal edilmesi anlamına gelebileceği belirtildi.

Anthropic, "Moonshot'ın müşterilerine, taleplerinin Anthropic'e yönlendirildiğini ve üçüncü bir tarafla paylaşıldığını bildirip bildirmediğini bilmiyoruz" açıklamasında bulundu.

Rapora göre DeepSeek de benzer tekniklerden yararlandı.

Biyolojik silah araştırmaları

Anthropic, araştırmalar kapsamında biyolojik silahlarla bağlantılı çalışmaları da tespit ederek engellediğini açıkladı. Şirket, söz konusu kişilerin niyetlerinin tamamen net olmadığını belirtirken, kimliklerini açıklamadı.

Raporda, "Bu çalışmalara dahil olan kişiler araştırmalarını sürdüren bilim insanları. Kasten zarar vermeye çalıştıklarını iddia etmiyoruz. Ayrıca kimliklerinin veya çalıştıkları laboratuvarların açıklanması onları riske atabilir" denildi.

Söz konusu bilimsel çalışmalar arasında sivrisineklerle bulaşan chikungunya virüsü, yüksek derecede bulaşıcı bir kuş gribi türü, çiçek ve maymun çiçeği virüslerini de içeren bir virüs ailesi ile hayvan kaynaklı toksinler ve diğer zehirli maddeler üzerine araştırmaların bulunduğu belirtildi.