Etiyopya, Somaliland ve denize erişim güvenliği

 Somaliland Cumhurbaşkanı Musa Bihi Abdi ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, liman kullanımı ve denize erişim için mutabakat zaptı imza törenine katıldılar. (Reuters)
Somaliland Cumhurbaşkanı Musa Bihi Abdi ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, liman kullanımı ve denize erişim için mutabakat zaptı imza törenine katıldılar. (Reuters)
TT

Etiyopya, Somaliland ve denize erişim güvenliği

 Somaliland Cumhurbaşkanı Musa Bihi Abdi ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, liman kullanımı ve denize erişim için mutabakat zaptı imza törenine katıldılar. (Reuters)
Somaliland Cumhurbaşkanı Musa Bihi Abdi ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, liman kullanımı ve denize erişim için mutabakat zaptı imza törenine katıldılar. (Reuters)

Etiyopya, Somali’den tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan eden Somaliland topraklarında bulunan Berbera Limanı’nı kullanmasını öngören bir mutabakat zaptı imzalayarak durgun göle taş attı ve doğu komşusu Somali ile eski bir anlaşmazlığı yeniden alevlendirdi. Anlaşmayı reddettiğini açıklayan Somali, Etiyopya'daki büyükelçisini istişarelerde bulunmak üzere geri çekti.

Deniz kıyılarından mahrum bir ülke olan Etiyopya, Afrika Kıtası’nda Kızıldeniz'e kıyısı olan ülkelerle ekonomik hedeflerini gerçekleştirecek bir deniz limanı anlaşması yapabilmek için uzun zamandır arayış içindeydi. Etiyopya’nın şu an deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 95'i komşusu Cibuti’deki deniz limanına bağlı. Etiyopya, geçtiğimiz yıllarda, kuzeydoğuda Eritre’nin Assab Limanı, kuzeybatıda Sudan’ın Port Sudan Limanı ve güneybatıda Kenya'nın Lamu Limanı’nı kullanmak için bu ülkelerle ile anlaşmalar imzalamaya çalışmış ancak girişimleri özellikle Eritre'de Tigray Savaşı sonrası ve Sudan’da darbeler ve iç savaş nedeniyle başarısız olmuştu.

Her iki tarafın da çıkarlarını gözeten bir anlaşma

Somali'den bağımsızlığını ilan ettiği 1991 yılından bu yana uluslararası toplum tarafından tanınmayan Somaliland’ın Cumhurbaşkanı Musa Bihi Abdi tarafından yapılan açıklamaya göre Etiyopya ile Somaliland arasında imzalanan mutabakat zaptı, Etiyopya'ya 50 yıl süreyle Kızıldeniz'de başta Berbera Limanı olmak üzere 20 kilometrelik bir denize erişim noktası verilmesi karşılığında Etiyopya’nın Somaliland Cumhuriyeti'ni resmen tanımasını öngörüyor.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Kızıldeniz'deki Berbera Limanı’nın kullanılması, Etiyopya'nın ticari işlemlerinin en az yüzde 30'unun Cibuti'ye aktarılmasına olanak tanıyor. Başbakan Abiy Ahmed'in Güvenlik Danışmanı Redwan Hüseyin, Berbera Limanı’nın Kızıldeniz'deki kiralık bir askeri üsse erişim izni vererek Etiyopya'nın bölgedeki deniz ticaretinin önünü açtığını söyledi. Bu da Somaliland Cumhuriyeti'nin, topraklarının bir kısmını Kızıldeniz'deki deniz erişim noktası olarak Addis Ababa'ya satması karşılığında sorunlu bölgede güvenliği sağlayacağı anlamına geliyor. Bununla birlikte mutabakat zaptına göre Somaliland, devlete ait Etiyopya Havayolları'ndan da hisse alacak.

Şarku'l Avsat'a konuşan Afrika işleri uzmanı Abduşşekur Abdussamed, şu değerlendirmelerde bulundu:

Yaklaşık yarım asır sürecek olan anlaşma, Somaliland Cumhuriyeti'ne altyapısının modernizasyonu, karayolları ve demiryollarının inşası ve özellikle Büyük Etiyopya Rönesans Barajı’nın ürettiği elektrikten faydalanması gibi çıkarlar elde etmesini sağlayacak. Anlaşma kapsamı genişletildikten sonra Somaliland askeri koruma da alabilecek.

erg4
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed. (AP)

Başbakan Abiy Ahmed, aylar önce yaptığı ve bölgedeki endişeleri dile getirdiği bir açıklamada, ülkesinin denize erişim hakkını güçlendirmesi gerektiğini belirtmişti. Etiyopya'nın bir ulus olarak varlığının Kızıldeniz'e bağlı olduğunu ve bu yüzden ülkesinin bir limana ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Abiy Ahmed, bölge ‘barışının’, Etiyopya ile Afrika’daki, Kızıldeniz'e kıyısı olan ülkeler ve özellikle komşuları Cibuti, Eritre ve Somali arasındaki ‘karşılıklı dengeli paylaşıma’ dayandığını söyledi.

Etiyopya Başbakanı, açıklamalarının yarattığı korku karşısında ‘çıkarlarına asla savaş yoluyla ulaşamayacağının’ altını çizdi.

Etiyopya Haber Ajansı’nın (ENA) aktardığına göre mutabakat zaptı, Etiyopya hükümetinin ‘karşılıklılık’ temelinde iş birliği yaparak tüm tarafların çıkarlarını sağlamayı amaçlayan ilkeli konumunun altını yeniden çizdi. Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'in ofisi tarafından pazartesi günü sosyal medya platformu X üzerinden yapılan açıklamada, mutabakat zaptının Etiyopya'nın denize erişimini güvence altına alma ve deniz limanlarına erişimini çeşitlendirme hedefine ulaşmasını sağlayacağı belirtildi. Açıklamada, mutabakat zaptının iki taraf arasındaki güvenlik, ekonomik ve siyasi ortaklığı güçlendirdiği de vurgulandı.

Etiyopya, Somaliland’daki limanının tamamını mı yoksa bir kısmını mı kullanacak?

Mutabakat zaptında Etiyopya’non Berbera Limanı’nın ne kadarını kiraladığı belirtilmese de Addis Ababa'dan Afrika işleri uzmanı Abdusamed, limanının tamamının kiralanmış ve tamamen Etiyopya devletinin denetimi altında olabileceğini belirtti. Diğer yandan Etiyopyalı yetkililer, mutabakat zaptının tüm ayrıntılarını en kısa zamanda resmi olarak açıklayacaklarını ifade ettiler.

Daha önce 2018 yılı martında Dubai Port World’ün projenin yüzde 51 hissesine, Somaliland Limanları yüzde 30 ve Etiyopya'nın yüzde 19 hissesine sahip olduğu bir anlaşma imzalanmıştı. Etiyopya hükümeti, anlaşma çerçevesinde, ticaret kapısı olarak Berbera Limanı’nı geliştirmek için altyapıya yatırım yapacaktı. Ancak anlaşma henüz gün yüzü görmedi.

Eritre'nin 1993 yılında bağımsızlığını ilan etmesinden bu yana Etiyopya'nın herhangi bir deniz limanı yok. Bu nedenle Addis Ababa, denize erişim için Eritre’nin Assab Limanı’nı kullandı. Ancak 1998 ile 2000 yılları arasında iki ülke arasındaki çatışma sırasında bu hakkını kaybeden Etiyopya artık ihracatı ve ithalatı için Cibuti’deki deniz limanına bağımlı hale geldi.

Somaliland, 1991 yılında Somali'den bağımsızlığını ilan etmesine rağmen çok az ülke tarafından tanındı. Etiyopya, eski Cumhurbaşkanı Meles Zenawi döneminde (1955 - 2012) Somaliland Cumhuriyeti'ni tanıyan ilk ülkelerden biri olarak diplomatik temsilciliklerin kurulmasına ve ticari işlemlerin gerçekleşmesine izin verdi. Böylece Somaliland, diğer ülkeler tarafından üstü kapalı olarak tanındı. Somaliland'da gerçekleşen seçimleri Avrupa Birliği'nden (AB) bir heyet takip etti. AB, Somaliland halkını, hükümetini, Seçim Komisyonunu ve siyasi partileri seçimleri başarıyla gerçekleştirdikleri için tebrik etti.

Kenya ve Somaliland arasında karşılıklı ziyaretler gerçekleşti. Somaliland’daki Somalililer, ülkelerinin pasaportlarıyla dünyanın her yerine hiçbir engel olmadan seyahat edebiliyorlar.

er
Somaliland Cumhurbaşkanı Musa Bihi Abdi. (Reuters)

Somali, Somaliland’ı topraklarının bir parçası olarak görüyor. Somali Ulusal Haber Ajansı (SONNA) geçtiğimiz hafta, Cibuti'nin öncülüğündeki arabuluculuk çabalarının ardından Somali ve Somaliland’ın aralarındaki anlaşmazlıkların çözümüne yönelik müzakerelerin yeniden başlatılması konusunda anlaştıklarını aktardı.

Somali’den güçlü protesto

Somali, Etiyopya'nın Somaliland ile imzaladığı mutabakat zaptını protesto etmek amacıyla Addis Ababa’daki büyükelçisini istişarelerde bulunmak üzere geri çağırdı. SONNA’nın haberine göre Başbakan Hamza Abdi Barre liderliğindeki Bakanlar Kurulu, Somali hükümetinin ‘yasadışı toprak ihlali’ olarak tanımladığı mutabakat zaptını görüşmek üzere dün acil bir toplantı gerçekleştirdi. Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, X hesabından yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Etiyopya'nın ulusal egemenliğimizi ve toprak bütünlüğümüzü hukuka aykırı olarak ihlal etmesini kınadık ve bunu reddettik. Hiç kimse Somali'den bir santim bile toprak alamaz. Somali, Somali halkınındır. Mesele işte bu kadar!

ewr
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud. (Reuters)

Somali hükümetinin ülkenin egemenliğini korumakta kararlı olduğunu vurgulayan Başbakanı Barre ise “Hiç kimse Somali'nin topraklarını, münhasır deniz alanını ya da hava sahasını ihlal edemez” dedi. Somali Bakanlar Kurulu acil toplantısının ardından bir yazılı açıklama yayınladı. Açıklamada, “Söz konusu mutabakat zaptı temelsiz ve Somali Federal Cumhuriyeti'nin egemenliğine yapılmış açık bir saldırıdır” denildi.

Açıklamada, Birleşmiş Milletler (BM), Arap Ligi (AL), İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), AB ve Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi'ne (IGAD) bu konuda acil bir toplantı yapılması çağrısında bulunuldu.

Etiyopya ile Somali arasındaki ilişkilerde onlarca yıldır ciddi gerilimler yaşanıyor. Afrika ülkeleri arasında da tarihi anlaşmazlıklar olsa da Afrika işleri uzmanı Abdusselam’a göre köprünün altından çok sular aktı. Ekonomik çıkarlar ve açılım politikaları, Afrika ülkelerini birbirine yakınlaştırmaya başladı.

Eritre ile son durum

Diğer yandan Eritreli yetkililer, Etiyopya ile Somaliland arasındaki mutabakat zaptı konusunda sessiz kalsa da gözlemciler, Asmara'nın mutabakat zaptından hoşlanmayabileceğini, ancak yine de bu konuda yorum yapmaktan kaçınacağını düşünüyor. O gözlemcilerden biri olan Abdussamed, yaptığı değerlendirmede, “Eritre, Etiyopya'nın Assab Limanı’nı kullanması karşılığında büyük paralar kazanmasını sağlayacak bir anlaşma yapma fırsatlarını kaçırmış olabilir” dedi.

Abdussamed, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

Etiyopya, Somaliland ile mutabakat zaptı imzalayarak Eritre ve Sudan ile daha önce yapılan anlaşmaları gözden çıkarmayacaktır. Nüfusunun yaklaşık 120 milyon gibi yüksek bir orana sahip olduğu göz önüne alındığında Etiyopya, ticari anlaşmalarının kaynaklarını çeşitlendirmeye çalıştığından ve büyük zorluklarla başa çıkmak için ekonomisini yeniden canlandırması gerektiğinden daha sonra bu anlaşmalara geri dönebilir.



İran Dışişleri Bakanı: Cenevre’de ABD ile nükleer görüşmelerde ilerleme sağlandı

Bu fotoğraf, 17 Şubat 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde İran ile ABD arasında dolaylı nükleer müzakereler öncesinde Umman Başkonsolosluğu’nu gösteren bir kare (AFP)
Bu fotoğraf, 17 Şubat 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde İran ile ABD arasında dolaylı nükleer müzakereler öncesinde Umman Başkonsolosluğu’nu gösteren bir kare (AFP)
TT

İran Dışişleri Bakanı: Cenevre’de ABD ile nükleer görüşmelerde ilerleme sağlandı

Bu fotoğraf, 17 Şubat 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde İran ile ABD arasında dolaylı nükleer müzakereler öncesinde Umman Başkonsolosluğu’nu gösteren bir kare (AFP)
Bu fotoğraf, 17 Şubat 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde İran ile ABD arasında dolaylı nükleer müzakereler öncesinde Umman Başkonsolosluğu’nu gösteren bir kare (AFP)

İran ile ABD, uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlığı çözmeyi amaçlayan görüşmelerde salı günü temel “yol gösterici ilkeler” üzerinde bir anlayışa vardı. Ancak İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bunun yakın zamanda bir anlaşmaya varılacağı anlamına gelmediğini belirtti.

Arakçi’nin açıklamalarının ardından petrol vadeli işlemleri gerilerken, gösterge Brent ham petrol yüzde 1’den fazla düştü. Açıklamalar, ABD’nin Tahran’ı taviz vermeye zorlamak amacıyla askeri güç konuşlandırdığı bölgede çatışma endişelerini bir miktar azalttı.

Cenevre’deki temasların ardından İran medyasına konuşan Arakçi, “Farklı fikirler ortaya kondu ve bu fikirler ciddi şekilde tartışıldı. Sonuçta bazı yol gösterici ilkeler üzerinde genel bir mutabakata varmayı başardık” dedi.

Her iki tarafın da “net sonraki adımları” var

ABD’nin Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’in, Arakçi ile birlikte yürüttüğü dolaylı görüşmelere Umman arabuluculuk etti. Beyaz Saray, toplantıya ilişkin e-posta yoluyla yöneltilen sorulara yanıt vermedi.

Umman Dışişleri Bakanı Badr bin Hamad Al Busaidi, X platformunda yaptığı paylaşımda “yapılacak çok iş olduğunu”, ancak İran ile ABD’nin “net sonraki adımlarla” masadan ayrıldığını ifade etti.

Görüşmelerin başladığı sırada İran devlet medyası, İran Devrim Muhafızları’nın bölgede askeri tatbikat gerçekleştirmesi nedeniyle, küresel petrol arzı açısından hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın bir bölümünün “güvenlik tedbirleri” kapsamında geçici olarak kapatılacağını duyurdu.

Tahran daha önce, saldırıya uğraması halinde ticari gemilere boğazı kapatma tehdidinde bulunmuştu. Böyle bir adım, küresel petrol akışının beşte birini kesintiye uğratabilir ve ham petrol fiyatlarını yukarı çekebilir.

Trump’ın İran’da “rejim değişikliğinin” en iyi seçenek olabileceğine yönelik sözlerine yanıt veren İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney (86), ABD’nin yönetimini devirmeye yönelik herhangi bir girişimin başarısız olacağı uyarısında bulundu.

İran medyasına yansıyan açıklamalarında Hamaney, “ABD Başkanı ordularının dünyanın en güçlüsü olduğunu söylüyor; ancak dünyanın en güçlü ordusu bile bazen öyle bir tokat yer ki ayağa kalkamaz” dedi.

Arakçi, görüşmelerin ardından Cenevre’de düzenlenen bir silahsızlanma konferansında yaptığı konuşmada ise “yeni bir fırsat penceresinin” açıldığını belirterek, müzakerelerin İran’ın meşru haklarının tam olarak tanınmasını sağlayacak “sürdürülebilir” bir çözüme ulaşmasını umduğunu ifade etti.

Trump daha önce yaptığı açıklamada, Cenevre’deki görüşmelere “dolaylı olarak” kendisinin de dahil olacağını söylemiş ve Tahran’ın anlaşma yapmak istediğine inandığını belirtmişti.

Trump, pazartesi günü Air Force One uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Anlaşma yapmamanın sonuçlarını istemediklerini düşünüyorum. Nükleer kapasitelerini ortadan kaldırmak için B-2’leri göndermek yerine bir anlaşma yapabilirdik. Ama B-2’leri göndermek zorunda kaldık” demişti.

ABD, geçen haziran ayında İsrail ile birlikte İran’ın nükleer tesislerini bombalamıştı. Washington ve Tel Aviv, İran’ın İsrail’in varlığını tehdit edebilecek bir nükleer silah geliştirmeyi hedeflediğine inanıyor. Tahran ise nükleer programının tamamen barışçıl olduğunu savunuyor. Ancak İran, elektrik üretimi için gereken saflığın çok ötesinde ve silah yapımı için gerekli seviyeye yakın oranda uranyum zenginleştirmiş durumda.

İran: Sadece nükleer program konuşulur

Söz konusu saldırıların ardından İran’daki İslami yönetim, kısmen uluslararası yaptırımların petrol gelirlerini kısıtlamasının tetiklediği hayat pahalılığı krizine karşı düzenlenen ve binlerce kişinin hayatını kaybettiği sokak protestolarıyla zayıfladı.

Washington, görüşmelerin kapsamını İran’ın füze stokları gibi nükleer dışı konuları da içerecek şekilde genişletmek istiyor. Tahran ise yalnızca nükleer programına yönelik kısıtlamaları — yaptırımların kaldırılması karşılığında — müzakere etmeye hazır olduğunu, uranyum zenginleştirmeden tamamen vazgeçmeyeceğini ve füze programını masaya getirmeyeceğini belirtiyor.

Hamaney, İran’ın geniş füze stokunun müzakereye açık olmadığını yineleyerek, füze türü ve menzilinin ABD ile hiçbir ilgisi bulunmadığını söyledi.

Reuters’a konuşan üst düzey bir İranlı yetkili, Cenevre görüşmelerinin başarısının ABD’nin gerçekçi olmayan talepler ileri sürmemesine ve İran’a yönelik ağır yaptırımları kaldırma konusunda ciddi davranmasına bağlı olduğunu ifade etti.

ABD B-2 bombardıman uçakları nükleer hedefleri vurdu

Tahran ile Washington’un, geçen yıl haziran ayında altıncı tur görüşmeleri yapması planlanıyordu. Ancak Washington’un müttefiki İsrail’in İran’a yönelik bombardıman kampanyası başlatması ve ardından ABD’ye ait B-2 bombardıman uçaklarının nükleer hedefleri vurması üzerine süreç kesintiye uğradı. Tahran, o tarihten bu yana uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurduğunu açıkladı.

İran, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na (NPT) taraf bulunuyor. Anlaşma, ülkelere sivil nükleer enerji geliştirme hakkı tanırken, atom silahından vazgeçmelerini ve Birleşmiş Milletler’in nükleer denetim kurumu olan Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile iş birliği yapmalarını şart koşuyor.

İsrail ise NPT’yi imzalamadı. Tel Aviv, çevresindeki düşmanları caydırmayı amaçlayan onlarca yıllık “belirsizlik politikası” çerçevesinde nükleer silaha sahip olduğunu ne doğruluyor ne de yalanlıyor. Ancak akademisyenler İsrail’in nükleer silaha sahip olduğuna inanıyor.


IISS raporu: Çin nükleer denizaltı üretiminde ABD'yi geçti

Çin donanması, nükleer denizaltılarını geçit törenlerinde kamuoyuna sergiliyor (Reuters)
Çin donanması, nükleer denizaltılarını geçit törenlerinde kamuoyuna sergiliyor (Reuters)
TT

IISS raporu: Çin nükleer denizaltı üretiminde ABD'yi geçti

Çin donanması, nükleer denizaltılarını geçit törenlerinde kamuoyuna sergiliyor (Reuters)
Çin donanması, nükleer denizaltılarını geçit törenlerinde kamuoyuna sergiliyor (Reuters)

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (International Institute for Strategic Studies/IISS) yeni yayımladığı raporda Çin'in nükleer enerjili denizaltılarını ele aldı.

Londra merkezli düşünce kuruluşu, son 5 yılda bu konudaki yeteneklerini çok artıran Çin'in artık nükleer denizaltıları ABD'den daha hızlı üretebildiğini bildirdi.

Bu gelişmeyle birlikte Washington'ın uzun süredir devam eden deniz hakimiyetinin tehlike altına girdiği uyarısı yapıldı. 

Çin Halk Kurtuluş Ordusu Deniz Kuvvetleri'nin hem nükleer balistik füze denizaltılarına hem de nükleer saldırı denizaltılarına sahip olduğu hatırlatıldı. 

IISS, 2021-2025'te Çin'in 10, ABD'nin ise 7 denizaltı ürettiğini vurguladı. 

2016-2020'de ise ABD'nin üçe karşı 7 denizaltıyla Çin'e üstünlük kurduğuna işaret edildi. 

Pekin rakam vermediği için IISS uydu görüntülerinden yola çıkarak bu tahminleri yaptı. 

Diğer yandan IISS raporunda "Çin tasarımları kalite açısından ABD ve Avrupa'nın gerisinde" de dendi. Amerikan denizaltılarının daha sessiz çalışmasının tespit edilme ihtimalini azalttığı belirtildi. 

Genel rakamlara bakıldığında da ABD'nin avantajı sürüyor.

2025 başı itibarıyla Çin'in 6 nükleer balistik füze denizaltısı ve 6 nükleer saldırı denizaltısından oluşan bir filoyla dikkat çekiyor. 

Çin Halk Kurtuluş Ordusu Deniz Kuvvetleri, nükleer enerjiyle çalışmayan 46 denizaltıyı daha bünyesinde bulunduruyor. 

Eski tip denizaltıları filosunda barındırmayan ABD Donanması'nda ise 14'ü nükleer balistik füze denizaltısı olmak üzere 65 nükleer denizaltı var. 

Washington, Çin'in denizaltı filosunu büyüterek tartışmalı Güney Çin Denizi'nde üstünlük sağlamaya çalıştığını vurguluyor. 

Çin destroyer ve fırkateyn gibi suüstü gemilerinde dünyanın en büyük filosuna sahip.

Independent Türkçe, CNN, IISS


İran protestoları: Güvenlik güçleri, eylemcileri öldürmek kastıyla hedef alıyor

Protestocularla güvenlik güçleri arasında özellikle geçen ay sert çatışmalar yaşanmıştı (Reuters)
Protestocularla güvenlik güçleri arasında özellikle geçen ay sert çatışmalar yaşanmıştı (Reuters)
TT

İran protestoları: Güvenlik güçleri, eylemcileri öldürmek kastıyla hedef alıyor

Protestocularla güvenlik güçleri arasında özellikle geçen ay sert çatışmalar yaşanmıştı (Reuters)
Protestocularla güvenlik güçleri arasında özellikle geçen ay sert çatışmalar yaşanmıştı (Reuters)

İran'da güvenlik güçleri, eylemcilerin "hayati organlarını kasıtlı olarak" hedef almış.

Guardian'la İranlı teyit platformu Factnameh'nin ortak çalışmasında, 75'ten fazla röntgen ve tomografi görüntüsü incelendi.

Ocak ayına ait görüntülerde yüz, kafa, göğüs ve genital bölgelere isabet eden mermiler ve metal saçmalarla oluşmuş ağır yaralanmalar ortaya konuyor.

Adı Anahita olarak değiştirilen bir eylemcinin, yüz ve göz çukurları etrafına dağılmış, her biri 2 ila 5 milimetre büyüklüğünde çok sayıda saçma izi var. Protestocunun en az bir gözünü kaybettiği, diğerinin de kullanılmaz hale gelebileceği belirtiliyor.

Kimliği Ali diye değiştirilen bir hastanın göğüs röntgeninde de 174'ten fazla metal saçma görüldü. Saçmaların sıkışık dağılımı, çok yakın mesafeden ateş edildiğine işaret ediyor. Uzmanlara göre, kapsamlı ve acil cerrahi müdahaleye rağmen eylemcinin ölüm riski çok yüksek.

Kayıtlara göre 29 eylemci daha benzer şekilde metal saçmalı pompalı tüfekle vurulmuş

Bazı röntgen ve tomografi görüntülerinde, protestocuların omurga, akciğer ve kafataslarında yüksek kalibreli mermiler de tespit edildi.

En az 9 hastanın genital ya da pelvik bölgeden vurulduğu, bunların üçünde yüksek kalibreli tüfekler kullanıldığı belirtiliyor. Orta yaşlı bir kadının kasık bölgesine 200 metal parçanın isabet ettiği görülüyor. 35 yaşındaki bir erkekte de benzer şekilde kasık bölgesine dağılmış saçmalar mevcut.

Silah analiz firması Silahlanma Araştırma Hizmetleri'nden (ARES) N.R. Jenzen-Jones, bu mermilerin “tam metal kaplama” olduğuna dikkat çekerek, “Bunlar öldürme amaçlı silahlar” diyor.

Adının paylaşılmasını istemeyen bir tıbbi analist de şunları söylüyor:

Bunlar savaş zamanında görebileceğiniz türden, biri askeri silahla göğüsten vurulduğunda meydana gelecek yaralanmalar. Bu tür silahlarla insanlara ateş ediyorsanız, onları öldürmeye çalışıyorsunuz demektir.

İran'da Kapalıçarşı esnafı, riyalin döviz karşısında çakılmasıyla 28 Aralık'ta greve giderek protestoların fitilini ateşlemişti. 

İran devleti eylemlerdeki can kaybına dair ilk açıklamayı 21 Ocak'ta paylaşmıştı. Güvenlik güçleri ve siviller dahil 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiği duyurulmuştu. 

Ancak ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), gösterilerde çıkan olaylarda en az 7 bin kişinin hayatını kaybettiğini savunmuştu.

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la nükleer müzakereler devam ederken, Ortadoğu'ya askeri yığınağı artırmayı sürdürüyor.

Amerikan medyasında analizlerde İran'daki ekonomik durumun gittikçe kötüleştiği ve halkın geleceğe dair belirsizlikten şikayetçi olduğu yazılıyor.

New York Times'ın irtibata geçtiği 54 yaşındaki Meryem şunları söylüyor:

Böylesine toplu bir keder ve istikrarsızlık havasını hiç yaşamamıştım. Kendimizi çok kötü hissediyoruz. Bir saat sonra ne olacağını bilmiyoruz.

Wall Street Journal'ın görüştüğü İranlılar ise ülkeyi terk etmenin yollarını aradıklarını söylüyor. Bankalardan paralarını çekmeye çalışanlar, döviz erişimini kısıtlayan kontroller nedeniyle zorluklarla karşılaşıyor. 
Independent Türkçe, Guardian, New York Times, Wall Street Journal