10. Arap-Çin İşadamları Konferansı’nın ilk gününde 10 milyar dolarlık yatırım anlaşmaları imzalandı

10. Arap-Çin İşadamları Konferansı çerçevesinde düzenlenen çalıştaylar (Şarku’l Avsat)
10. Arap-Çin İşadamları Konferansı çerçevesinde düzenlenen çalıştaylar (Şarku’l Avsat)
TT

10. Arap-Çin İşadamları Konferansı’nın ilk gününde 10 milyar dolarlık yatırım anlaşmaları imzalandı

10. Arap-Çin İşadamları Konferansı çerçevesinde düzenlenen çalıştaylar (Şarku’l Avsat)
10. Arap-Çin İşadamları Konferansı çerçevesinde düzenlenen çalıştaylar (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da düzenlenen 10. Arap-Çin İşadamları Konferansı’nda, teknoloji, yenilenebilir enerji, tarım, emlak, mineraller, tedarik zincirleri, turizm ve sağlık başta olmak üzere çeşitli sektörlerde değeri 10 milyar doları aşan 30 yatırım anlaşması imzalandı.

Konferansın oturum aralarında, Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı ile Çin merkezli elektrikli ve sürücüsüz araba üreticisi Human Horizons arasındaki 5,6 milyar dolarlık bir mutabakat zaptı imzalandı.

Human Horizons, Çin’de HiPhi markası altında elektrikli araçlar üretiyor. Anlaşma, bu tür arabaların araştırılması, geliştirilmesi, üretimi ve satışı için bir ortak girişim oluşturulmasını öngörüyor.

Vagonlar

Yatırım Bakanlığı ayrıca, turizm alanında uygulamalar geliştirmek için Hong Kong merkezli bir Android yazılım geliştiricisi olan Hibobi Technology ile 266 milyon dolarlık bir anlaşma imzaladı.

Suudi Demiryolları Şirketi (SAPTCO) ile Çin devletine ait ve halka açık demiryolu taşıtları üreticisi CRRC arasında, Suudi Arabistan’da demiryolu vagonları ve tekerlekleri üretmek için 250 milyon dolarlık bir anlaşma imzalandı.

Demir tesisi

Yatırım, Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanlığı ile Çin merkezli endüstriyel üretici Sunda Manufacturing Company arasında kostik soda, klor ve türevleri, klorlu parafin, kalsiyum klorür, polivinil klorür (PVC) ve ilgili dönüşüm ürünleri üretmeyi içeren 150 milyon dolarlık bir anlaşma imzalandı.

Konferansın oturum aralarında ayrıca, Suudi şirketi Amar Al-Oula ile Zhonghuan International Group (Hong Kong), Suudi Arabistan’da bir demir cevheri işleme tesisi kurmak ve izabe tesisleri için demir peleti üretmek üzere 533 milyon dolarlık bir anlaşma imzaladı.

Bakır madenciliği

Ritad merkezli ASK Group ve China National Geological and Mining Corporation, Arap Yarımadası bölgesinde bir bakır madenciliği projesi geliştirmek, inşa etmek ve işletmek için 500 milyon dolarlık bir anlaşma imzaladı.

10. Arap-Çin İşadamları Konferansı çerçevesinde düzenlenen çalıştaylar (Şarku’l Avsat)
10. Arap-Çin İşadamları Konferansı çerçevesinde düzenlenen çalıştaylar (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan’da gelişmiş bina inşaatı için Mabani Al- Safwah şirketi ile Çin merkezli Gezhouba Group International Engineering ve Top International Engineering Corporation Arabia Ltd. arasında 266 milyon dolarlık bir çerçeve anlaşması imzalandı.

Binlerce katılımcı

Konferansın geniş gündemi binlerce katılımcıyı cezbetti.

Sosyal ve çevresel sorumluluk, yönetişim ve tedarik zincirinin dayanıklılığını artırma konulu panel tartışmaları, çalıştaylar, özel toplantılar ve yan etkinlikler düzenlendi.

Etkinliğin ilk gününde 26’dan fazla ülkeden 3 bin 500 iş lideri, yenilikçi ve karar verici katıldı.

Petrol ve doğalgaz

Konferansın oturum aralarında gerçekleştirilen diyalog oturumlarına katılan bir dizi konuşmacı, Suudi Arabistan ile Çin arasındaki işbirliğine, ortak hedeflere ulaşmak ve inovasyonu yönlendirmek için birbirlerinin güçlerinden yararlanmanın önemine vurgu yaptı.

10. Arap-Çin İşadamları Konferansı çerçevesinde düzenlenen bir diyalog oturumu (Şarku’l Avsat)
10. Arap-Çin İşadamları Konferansı çerçevesinde düzenlenen bir diyalog oturumu (Şarku’l Avsat)

Katılımcılar, petrol ve doğalgaz endüstrileri için tedarik zincirlerini ele alarak, bu hayati endüstrinin desteklenmesine ve ilerlemesine katkıda bulunan daha yenilikçi çözümlerin, teknolojilerin ve ortaklıkların önemini gözden geçirdi.

Turizm sektörü

Suudi Arabistan Turizm Bakanı Ahmed el-Hatib, “Küresel seyahat ve turizm pazarına katkımızı genişletme sorumluluğumuz var” diyerek, ülkesinin önümüzdeki on yıl içinde sektöre 800 milyar dolar yatırım yapacağını açıkladı.

Çinli yatırımcıları Suudi Arabistan’a yatırım yapmaya çağıran Hatib, hükümetin girişimleri başladığından bu yana 49 ülkenin elektronik vize aldığını, birçok Arap ülkesinin seyahat ve turizm sektörüne katkılarını artırmak için gayretle çalıştığını söyledi.

Öte yandan, Orascom Development’ın kurucusu Mısırlı iş insanı Samih Sawiris, “Suudi ve Çinli kuruluşlar arasındaki işbirliği, Pekin’de bir merkeze sahip olmayı, Suudi pazarındaki bilgi gücü ile birleştirebilecek ilk adımdır” dedi.



ABD’nin 40 trilyon dolarlık borcu... Bu rakam dünya için neden önemli?

Washington’da ulusal borcu gösteren bir elektronik ekran, 19 Ağustos 2026 (AFP)
Washington’da ulusal borcu gösteren bir elektronik ekran, 19 Ağustos 2026 (AFP)
TT

ABD’nin 40 trilyon dolarlık borcu... Bu rakam dünya için neden önemli?

Washington’da ulusal borcu gösteren bir elektronik ekran, 19 Ağustos 2026 (AFP)
Washington’da ulusal borcu gösteren bir elektronik ekran, 19 Ağustos 2026 (AFP)

ABD federal borcu, sadece dünyanın en büyük ekonomisinin artan borçlanma miktarını değil, aynı zamanda borç birikim hızını ve katlanan borç servis maliyetlerini de gözler önüne seren bir dönüm noktasına ulaşarak ilk kez 40 trilyon dolar sınırını aştı. Yalnızca beş aylık süre zarfında toplam borca yaklaşık 1 trilyon dolar daha eklenirken, bütçe açığının ise içinde bulunulan mali yılın ilk 10 ayında yaklaşık 1,8 trilyon dolara ulaştığı bildirildi.

Bu ölçekteki bir büyüklüğün ne anlama geldiği, ABD borcunun anlık bir risk oluşturup oluşturmadığı veya asıl sorunun borcun gelecekte izleyeceği seyirden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ise tartışılmaya devam ediyor.

ABD’nin borcu neden artıyor?

Hükümetin vergi gelirlerinden daha fazla harcama yapması durumunda oluşan bütçe açığı, borçlanma yoluyla finanse ediliyor. Son dönemde kaydedilen borç stoku; onlarca yıl boyunca uygulanan vergi indirimleri, artan kamu harcamaları ve Kovid-19 salgını sürecinde başvurulan olağanüstü borçlanmaların birikimi olarak öne çıkıyor.

Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığına göre, nüfusun yaşlanması ve Baby Boomer kuşağının kitlesel olarak emekliye ayrılmasıyla birlikte Sosyal Güvenlik ile Medicare sağlık sigortası sistemine yapılan harcamaların artması da mali baskıyı derinleştiriyor.

Öte yandan, sekiz yıldan kısa bir süre önce 20 trilyon dolar seviyesinde olan ABD federal borcunun nispeten kısa bir süre içinde iki katına ulaşması dikkat çekiyor.

Sorun sadece rakamda değil

Borcun 40 trilyon dolar seviyesine ulaşması, ABD ekonomisinin ani bir finansal krizle karşı karşıya olduğu anlamına gelmiyor. Küresel rezerv para birimini ihraç eden ABD’nin son derece geniş ve derin bir tahvil piyasasına sahip olması, ülkeye olağanüstü bir borçlanma kapasitesi sağlıyor.

Ancak borç stoğundaki artış hızının, gelirler ve ekonomik büyüme oranlarıyla kıyaslandığında yüksek seyretmesi ana endişe kaynağını oluşturuyor. Borç miktarı arttıkça hükümet, bütçe açığını finanse etmek ve mevcut borçları çevirebilmek için daha fazla Hazine tahvili ihraç etmek zorunda kalıyor. Yatırımcıların bu tahvilleri satın almak için daha yüksek getiri talep etmesi halinde ise hükümetin borçlanma maliyetleri yükseliyor ve buna bağlı olarak faiz yükü ağırlaşıyor.

Faiz... En endişe verici konu

Mali yıl içinde borç faiz ödemelerinin 1 trilyon doları aşması beklenirken, söz konusu kalem beş yıl içinde üç kattan fazla artış gösterdi.

Bu durum mali tablodaki temel sorunu gözler önüne seriyor: Söz konusu bütçe kaynakları yeni projelere veya altyapı yatırımlarına değil, geçmişte biriken borçların maliyetini karşılamaya ayrılıyor.

Faiz oranlarının yüksek seyretmesiyle birlikte, yeni borçlanmalar ve vadesi gelen borçların yeniden finansmanı daha maliyetli hale geliyor. Bu tablonun ise artan borç stokunun daha yüksek faiz yüküne, bunun genişleyen bütçe açığına ve nihayetinde daha fazla borçlanmaya yol açtığı kısır bir döngüyü tetiklemesinden endişe ediliyor.

Yatırımcılar neden Hazine tahvillerine ilgi duyuyor?

ABD Hazine tahvilleri yalnızca hükümetin borçlanma maliyetini belirlemekle kalmıyor, aynı zamanda küresel ekonominin büyük bir bölümünü doğrudan etkiliyor.

xstryn6
New York’ta Ulusal Borç Saati’nin önünden geçen bir adam, 19 Ağustos 2026 (Reuters)

Özellikle 10 ve 30 yıl vadeli Hazine tahvil getirileri, finansal piyasalardaki borçlanma maliyetleri için temel bir referans noktası olarak kabul ediliyor. Tahvil getirilerinde yaşanan artış; konut kredisi (mortgage), taşıt kredisi ve şirket finansmanı maliyetlerinin de yükselmesine yol açıyor.

Bu durum, tırmanan borç stokunun ve yükselen tahvil getirilerinin yalnızca kamu bütçesiyle sınırlı kalmadığını, tüketicilerden şirketlere ve finansal piyasalara kadar geniş bir alana yayıldığını gösteriyor.

Tahvil getirileri neden şimdi yükseldi?

Borç miktarının 40 trilyon dolara ulaşması, küresel piyasalarda uzun vadeli tahvillerde yaşanan satış dalgasıyla aynı döneme denk geldi

Yatırımcıların artan kamu borç stoku, piyasadaki tahvil arzının yükselmesi, süregelen enflasyon, tırmanan petrol fiyatları ve ABD Merkez Bankası’nın (FED) para politikasına ilişkin belirsizlikler gibi birden fazla risk faktörünü eş zamanlı olarak değerlendirdiği belirtiliyor.

Bu gelişmelerle birlikte ABD 30 yıllık Hazine tahvili getirisi bu hafta yüzde 5,3 seviyesini aşarak 2007 yılından bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.

Yükselen tahvil getirileri; enflasyon endişeleri, genişleyen kamu borçlanması ve artan risk primi nedeniyle yatırımcıların ABD hükümetine borç vermek için daha yüksek bir getiri talep ettiğine işaret ediyor.

ABD Hazine Bakanlığı’nın müdahalesi tabloyu değiştirir mi?

ABD Hazine Bakanlığı, piyasa likiditesini desteklemek ve tahvil getirilerindeki sert yükselişi dizginlemek amacıyla uzun vadeli tahvil geri alım operasyonlarının tutarını işlem başına en az 4 milyar dolara çıkardığını duyurdu.

Söz konusu hamle tahvil getirilerinde geçici bir düşüş sağlasa da yükselişin temelinde yatan artan borçlanma ihtiyacı, mali bütçe açığı ve enflasyon endişeleri gibi kök nedenleri ortadan kaldırmıyor. Analistler, temel mali eğilimlerde değişime gidilmediği sürece geri alım operasyonlarının etkisinin kısa vadeli kalabileceğini değerlendiriyor.

ABD’nin borcu kritik noktaya ulaştı mı?

ABD’nin borçlanma kapasitesini koruduğu ve Hazine tahvillerinin küresel finans sisteminde en yaygın kullanılan varlıklar arasında yer almaya devam ettiği belirtiliyor. Ancak borç stokunun; ekonomik büyüme ve kamu gelirlerinden daha hızlı bir tempoda artmayı sürdürmesi halinde risklerin derinleşebileceği ifade ediliyor.

Bu doğrultuda temel riskin tek başına 40 trilyon dolarlık eşik değil, faiz oranlarının yüksek seyrettiği bir konjonktürde ABD ekonomisinin bu borç yükünü gelecekte ne ölçüde taşıyabileceği olduğu vurgulanıyor.

efrgty
ABD Hazine Bakanlığı binası (Reuters)

Özetle, 40 trilyon dolarlık borç seviyesi yalnızca bir rekoru değil, ABD’nin borçlanma maliyetlerinin; ekonomi, finansal piyasalar ve kamu bütçesi üzerinde bir baskı unsuruna dönüşmeksizin bütçe açığını finanse edebilme kapasitesinin testini temsil ediyor.

Faiz yükü arttıkça, kamu kaynaklarının daha büyük bir kısmı yatırımlar, savunma ve sosyal programlar yerine borç servisine ayrılmak zorunda kalıyor. Dolayısıyla 40 trilyon dolar eşiğinin aşılmasının ardından, borç miktarının ulaştığı seviyeden ziyade, bunun yarattığı ekonomik ve siyasi maliyetler daha zorlu bir hal almadan önce bu tırmanışın ne kadar sürdürülebileceği sorusu gündemdeki yerini koruyor.


ABD'nin borcu ilk kez 40 trilyon doları aştı

40 trilyon doları ilk kez aşan ABD ulusal borcunu gösteren ekran (Reuters)
40 trilyon doları ilk kez aşan ABD ulusal borcunu gösteren ekran (Reuters)
TT

ABD'nin borcu ilk kez 40 trilyon doları aştı

40 trilyon doları ilk kez aşan ABD ulusal borcunu gösteren ekran (Reuters)
40 trilyon doları ilk kez aşan ABD ulusal borcunu gösteren ekran (Reuters)

ABD'nin ulusal borcu ilk kez 40 trilyon doları aşarak yeni bir rekora ulaştı. Bu gelişme, kamu borçlanmasının hızla birikmesini ve savunma harcamaları, sosyal programlar ile borç servisinin mali yükünün artmasını gösterirken, ABD ekonomisi ve gelecek nesiller üzerindeki olası etkiler konusunda da uyarıları beraberinde getirdi.

Borç dün bu seviyeye ulaştı. ABD'nin ulusal borcunun mart ayında 39 trilyon doları aşmasının üzerinden yalnızca beş ay, ekim ayında 38 trilyon dolara ulaşmasının üzerinden ise beş ay daha geçmiş olması, kamu yükümlülüklerinin son dönemde ne kadar hızlı arttığını ortaya koyuyor.

40 trilyon dolarlık eşik, ABD yönetiminin birbirleriyle yarışan harcama öncelikleriyle karşı karşıya olduğu bir dönemde aşıldı. Bunlar arasında savunma harcamalarının artırılması ve İran'daki savaşın finanse edilmesi de bulunuyor. Öte yandan yönetim, akaryakıt ve temel tüketim ürünlerinin maliyetlerini düşürme taahhüdünde bulunuyor.

Beyaz Saray Sözcüsü Kush Desai, Başkan Donald Trump yönetiminin federal kaynaklardaki israf, yolsuzluk ve kötüye kullanımı azaltmaya odaklandığını, bunun yanı sıra ekonomik büyümeyi hızlandırarak, borcun gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) oranını düşürmeyi hedeflediğini söyledi.

Borcun yükü Amerikalıların cebine yansıyor

Ancak maliye uzmanları, borçtaki artışın artık yalnızca kamu maliyesini ilgilendiren bir mesele olmaktan çıktığına, yaşam ve finansman maliyetlerini de etkilemeye başladığına dikkat çekiyor.

Kamu borçlanmasının ve borç servis maliyetlerinin yükselmesi, piyasa faizleri üzerindeki baskıyı artırarak mortgage ve taşıt kredilerinin maliyetini yükseltebilir. Şirketlerin yatırımlara ayırabileceği kaynakların azalması ise ücret artışlarını sınırlayabilir ve bazı mal ve hizmetlerin maliyetlerini artırabilir.

Peterson Foundation Başkanı Michael Peterson, milletvekillerinin ABD maliyesini hem bugün hem de gelecek nesiller için yaşam standartlarını iyileştirecek, daha sürdürülebilir ve yükümlülüklerin karşılanabileceği bir yola sokmasının zamanının geldiğini ifade etti.

Washington'da ulusal borcu gösteren elektronik ekran (AFP)
Washington'da ulusal borcu gösteren elektronik ekran (AFP)

Borç, art arda gelen yönetimler döneminde birikti

ABD'nin borcu, hükümet harcamalarının vergi gelirlerini aşmayı sürdürmesiyle art arda gelen başkanlık dönemlerinde birikti.

Kovid-19 salgını, borcun yükselmesinde en önemli etkenlerden biri oldu. Hükümet, Trump'ın ilk başkanlık döneminde ve eski Başkan Joe Biden yönetiminde kriz sırasında ekonomiyi desteklemek ve toparlanmayı finanse etmek amacıyla yoğun şekilde borçlandı.

Kongre de Trump'ın geçen yıl vergi indirimlerini ve harcamaları artıran bir yasayı imzalamasının ardından ilave harcamaları onayladı. Bu durum kamu maliyesi üzerindeki baskıyı daha da artırdı.

Bütçe disiplinini savunan çevreler, borçlanmanın ve faiz ödemelerinin artmaya devam etmesinin hükümeti gelecekte farklı harcama programları arasında daha zorlu tercihler yapmaya zorlayacağı uyarısında bulunuyor.

Bipartisan Policy Center Üst Yöneticisi Margaret Spellings, mevcut borç seyrinin “sürdürülemez” olduğunu belirterek, yapay zekâ kaynaklı çalkantılar, ekonomik durgunluk veya küresel savaşlar gibi ilave şokların borç sorununu kapsamlı bir krize dönüştürebileceği uyarısında bulundu.

Borç tavanı yeniden yaklaşıyor

Riskler yalnızca borcun büyüklüğüyle sınırlı değil. Kongre tarafından belirlenen ve hükümetin yasal olarak borçlanabileceği miktarı sınırlayan borç tavanı da yeniden gündeme geliyor.

Bipartisan Policy Center'ın tahminine göre ABD'nin 41,1 trilyon dolarlık borç tavanına 2027'nin kış sonu ile yaz ortası arasındaki dönemde ulaşması muhtemel. Bu durumda Kongre'nin borç tavanını yeniden yükseltmek veya askıya almak için oylama yapması gerekecek.

Bu tablo, borç servis maliyetinin bütçe üzerindeki başlıca baskı unsurlarından biri haline geldiği, uzun vadeli tahvil getirilerinin yüksek seviyelere yöneldiği ve piyasaların hükümetin ihraç ettiği borçların miktarına karşı daha hassas hale geldiği bir dönemde ABD maliyesini yeni bir sınavla karşı karşıya bırakıyor.

Dolayısıyla 40 trilyon dolarlık eşiğin aşılması yalnızca yeni bir rekor anlamına gelmiyor; borcun finansman maliyetinin yükseldiği ve maliye politikasının hareket alanının daraldığı bir dönemde ABD'nin mali sorunlarının büyüdüğüne işaret ediyor.


Ruslar bankalara hücum etti: Likidite sorunları artabilir

Fotoğraf: TASS
Fotoğraf: TASS
TT

Ruslar bankalara hücum etti: Likidite sorunları artabilir

Fotoğraf: TASS
Fotoğraf: TASS

Ruslar, Kremlin'in savaşın finansmanı için hesaplara el koyabileceği endişesiyle bankadaki paralarını çekiyor.

Washington Post'un haberine göre Ukrayna'nın, Rus enerji altyapısını hedef alan drone saldırılarını yoğunlaştırması nedeniyle Moskova yönetiminin mevduatlara el koyabileceğine yönelik endişeler artıyor.

Rusya Merkez Bankası verilerine göre banka hesaplarından ağustosun ilk iki haftasında yaklaşık 286,4 milyar ruble (yaklaşık 161 milyar TL) çekildi. Bu miktar temmuzda 621,7 milyar ruble (yaklaşık 350 milyar TL), haziranda ise 383,2 milyar rubleydi (yaklaşık 215 milyar TL).

Yıl başından bu yana çekilen toplam para ise Rusya'nın Ukrayna'yı işgal ettiği ilk yılda sistemden çıkan 2,10 trilyon rubleyi (yaklaşık 1,2 trilyon TL) şimdiden aştı.

Rusya'nın en büyük bankası Sberbank'ın üst düzey yöneticisi Taras Skvortsov, bu yılki toplam para çekme tutarının, işgalin ilk yılındaki miktarın neredeyse iki katına ulaşabileceğini öngörüyor. Çıkışların sürmesi halinde bankacılık sektöründeki likidite sorunlarının ağırlaşacağı uyarısında bulunuyor.  

Eski Rusya Merkez Bankası danışmanı Alexandra Prokopenko, sözkonusu durumun bankacılık sistemine duyulan güvenin zayıfladığını gösterdiğini söylüyor. Prokopenko, hükümetin hesaplara el koymasının düşük ihtimal olduğunu ancak para çekme işlemlerine sınırlama getirilebileceğini savunuyor.

Şirketler de paralarını Rusya dışına çıkarmaya çalışıyor. Rusya Merkez Bankası verilerine göre 2026'nın ikinci çeyreğinde ülkeden 800,5 milyar rubleden (yaklaşık 450 milyar TL) fazla para transfer edildi.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan Moskovalı bir iş insanı "Yapabilen herkes parayı ülke dışına çıkarmaya çalışıyor. Fakat bu gittikçe zorlaşıyor" diyor. Firmaların ve yöneticilerin, Kazakistan, Kırgızistan ve Ermenistan'da aracı kurum hesapları açarak sermayeyi Rusya dışına taşıdığını ifade ediyor.  

Ukrayna'nın, enerji altyapısının yanı sıra "Rusya'nın Amazon'u" diye anılan e-ticaret devi Wildberries'in depolarına düzenlediği saldırılar da büyük yankı uyandırıyor.

Kiev güçleri 18 Temmuz'dan bu yana firmaya ait 20'den fazla depoyu vurdu. Bazı ekonomistler 6 milyar dolardan fazla malın yok edildiğini ve Wildberries altyapısında 3 milyar dolardan fazla hasar oluştuğunu söylüyor.

Rus devletine ait kalkınma bankası VEB'in başekonomisti Andrey Klepaç'ın, Ukrayna savaşını eleştiren konuşmasının gündeme gelmesinin ardından görevden alınması da dikkat çekmişti. Klepaç, mayısta bir ekonomi forumunda yaptığı ancak kamuoyuna geçen hafta yansıyan açıklamasında, Ukrayna'ya karşı yürüttüğü yıpratma savaşı nedeniyle Rus ekonomisinin geri kalacağını söylemişti.  

Independent Türkçe, Washington Post, Telegraph, TASS