Çin-Arap Devletleri Fuarı'nda 23,4 milyar dolarlık yatırım ve ticaret anlaşmaları yapıldı

Çin'in Ningşia Hui Özerk Bölgesinin merkezi Yinçuan'da düzenlenen 6. Çin-Arap Devletleri Fuarı'nda 23,4 milyar dolar değerinde yatırım ve ticaret anlaşmaları imzalandı

(AA)
(AA)
TT

Çin-Arap Devletleri Fuarı'nda 23,4 milyar dolarlık yatırım ve ticaret anlaşmaları yapıldı

(AA)
(AA)

Çin ajansı Xinhua'nın haberine göre, 23-24 Eylül tarihlerinde düzenlenen fuara Çin ve Arap ülkelerinin devlet, iş dünyası ve akademi çevrelerinden 11 bin 200'den fazla temsilci katıldı.

Fuarda tarım, ticaret, enerji, teknoloji ve yeşil dönüşüm alanlarında 400'den fazla ekonomik ve ticari işbirliği projesine imza atılırken, anlaşmaların toplam değeri 171 milyar yuana (23,4 milyar dolar) ulaştı.

Fuarın bu yılki "onur konuğu" olan Suudi Arabistan'dan 150'den fazla ekonomi ve ticaret temsilcisi Çin'e gelirken, iki ülke arasında toplam değeri 12,4 milyar yuanı (1,7 milyar dolar) bulan 15 işbirliği anlaşması yapıldı.

İlki 2013'te düzenlenen Çin-Arap Devletleri Fuarı, Çin ile bölge arasında ekonomik ve ticaret ilişkilerinin gelişimi açısından önemli bir platform olarak görülüyor.

Çin ile Arap devletleri arasındaki ticaret 10 yılda iki kat artarak 2022'de 431,4 milyar oldu. Ticaret hacmi bu yıl, dış talebin zayıflığına karşın, ilk yarıda 200 milyar dolara ulaştı.

Arap devletlerinin en büyük ticaret ortağı konumundaki Çin'in, ABD ile artan jeostratejik rekabet içinde, Washington'ın bölgeden çekilme eğilimde olduğu bir dönemde Orta Doğu'daki etkisini artırma arayışında olduğu gözleniyor.

Çin-Arap Devletleri İşbirliği Forumu ile 2004'te başlayan çok taraflı siyasi diyalog, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in Aralık 2022'de Suudi Arabistan'a yaptığı ziyarette ilk kez düzenlenen Çin-Arap Devletleri Zirvesi ve Çin-Körfez İşbirliği Ülkeleri Zirvesi ile yeni bir boyuta taşınmıştı.

Öte yandan Pekin, Suudi Arabistan ile bölgedeki rakibi ve hasmı İran arasında diplomatik ilişkilerin yeniden başlatılmasıyla sonuçlanan süreçte arabulucu rolü üstlenmişti.

Ayrıca, BRICS grubu ülkeleri, bu yıl temmuzda Güney Afrika'nın Johannesburg şehrinde düzenlediği zirvede, Çin'in öncülük ettiği genişleme kararıyla, Arjantin, Etiyopya ve İran'ın yanı sıra Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin olduğu üç Arap ülkesini üyeliğe davet etmişti.



Bakan Şimşek'ten "ihracata desteğe devam" mesajı

Mehmet Şimşek (AA)
Mehmet Şimşek (AA)
TT

Bakan Şimşek'ten "ihracata desteğe devam" mesajı

Mehmet Şimşek (AA)
Mehmet Şimşek (AA)

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ihracatçıların desteklenmesi için sağlanan dış kaynak imkanlarına ilişkin değerlendirmede bulundu.

Türk Eximbank tarafından yürütülecek Dünya Bankası garantili "Türkiye Yeşil İhracat Projesi"nin Dünya Bankası İcra Direktörleri Kurulu tarafından onaylandığını bildiren Şimşek, şu ifadeleri kullandı:

Söz konusu proje kapsamında Türk Eximbank, çeşitli kreditörlerden 1 milyar avro tutarında kredi sağlayacak. Türk Eximbank'ın sağlayacağı 1 milyar avroluk kredinin yeşil dönüşümü ve yeşil ihracatı desteklemek amacıyla 600 milyon avrosuna Dünya Bankası garanti, Hazine ve Maliye Bakanlığı da karşı garanti sağlayacak. Bu sayede Eximbank'ın daha uzun vade ve daha düşük maliyetle uluslararası piyasalardan borçlanması mümkün olacak.

Şimşek, Proje'nin önemine işaret ederek, "Dünya Bankasından sağlanan 600 milyon avroluk kredi garantisiyle, yeşil dönüşümü ve yeşil ihracatı desteklemek amacıyla Türk Eximbank tarafından ihracatçılara uzun vadeli finansman sağlanacak. Böylelikle, Avrupa Birliği sınırda karbon düzenlemesi mekanizmasının olumsuz etkilerinin giderilerek Türkiye ekonomisinin itici gücü olan ihracatçılarımızın uluslararası rekabet gücünün artırılması hedefleniyor." değerlendirmesinde bulundu.

Ülkenin yeşil dönüşümünün ve ihracatçıların desteklenmesi için Dünya Bankasıyla güçlü işbirliğini kararlılıkla sürdürdüklerini vurgulayan Şimşek, "İç talebi kontrol altına alırken, kaynaklarımızı daha üretken ve verimli alanlara yönlendiriyor, ihracat için tüm olanaklarımızı seferber ediyoruz. Dış finansman yoluyla sağladığımız kaynağın önemli bölümünü ihracatçımız için kullanmaya devam edeceğiz." ifadesini kullandı.

"Cari dengede iyileşme sağlıyoruz"

Şimşek; maliye, para ve seçici kredi politikalarıyla tüketim artışını kontrol altına alırken, yatırım ve ihracata da güçlü destek verdiklerini belirterek, "Böylece büyüme kompozisyonu ve cari dengede iyileşme sağlıyoruz." diye konuştu.

Türk Eximbank'ın ihracatçıların yeşil dönüşümle ilgili projelerini desteklemek üzere yurt dışı sermaye piyasalarından ve uluslararası finansal kuruluşlardan 3,7 milyar dolar kaynak temin ettiğini de anımsatan Şimşek, bu yöndeki kredi ve kaynak girişlerinin devam etmesini beklediklerini bildirdi.

Şimşek, bu dönemde ihracatçıların finansmana erişimini önceliklendirdiklerini ve Türk Eximbank'ın sermayesinde art arda artışlar yapıldığını kaydetti.


ECB: Tüketiciler enflasyonun biraz daha yüksek olmasını bekliyor

(AA)
(AA)
TT

ECB: Tüketiciler enflasyonun biraz daha yüksek olmasını bekliyor

(AA)
(AA)

Avrupa Merkez Bankasının (ECB) Tüketici Beklentileri Anketi'ne göre, Avro Bölgesi'ndeki tüketiciler, kısa vadede geçen yıla göre daha yüksek enflasyon bekliyor.

ECB, Ocak 2024'e ilişkin Tüketici Beklentileri Anketi sonuçlarını açıkladı.

Buna göre, Avro Bölgesi'ndeki tüketicilerin 12 ay için ortalama enflasyon beklentisi yüzde 3,2'den 3,3'e yükseldi.

Tüketicilerin gelecek 3 yıl için enflasyon beklentisi ise Aralık 2023'te olduğu gibi yüzde 2,5 olarak gerçekleşti. Her iki beklentinin ECB'nin yüzde 2'lik enflasyon hedefinin üzerinde olması dikkati çekti.

Bölgedeki tüketicilerin ekonomik büyümeye ilişkin beklentileri bir önceki aya göre iyileşirken, Aralık 2023'te eksi yüzde 1,3 olan tüketicilerin gelecek 12 aya ilişkin ekonomik büyüme beklentisi ocakta eksi yüzde 1,1'e indi.

Tüketiciler, gelecek 12 ayda işsizliğin ortalama yüzde 10,9 olmasını bekliyor. Aralık 2023'te beklenti yüzde 11,2 olması yönündeydi.

ECB'nin Tüketici Beklentileri Anketi, aylık olarak yayınlanıyor. Anket, Avro Bölgesi GSYH'sinin yaklaşık yüzde 85'ini temsil eden Almanya, Fransa, İtalya, İspanya, Hollanda ve Belçika'dan yaklaşık 14 bin kişiyle görüşülerek yapılıyor.

Enflasyon beklentileri, merkez bankasının para politikasında önemli bir rol oynuyor. ECB'nin faiz artırımları konusunda ne kadar ileri ve hangi hızda gideceği enflasyon görünümünü belirleyecek.

ECB, enflasyona karşı bu yılın başında faiz oranlarını rekor seviyeye yükseltmişti. Banka son zamanlarda gelecek birkaç ay için faiz oranlarının sabit kalacağı sinyalini verirken, piyasalar, bankanın bir sonraki hamlesinin faiz oranlarında indirim olmasını bekliyor.

Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verilerine göre, Avro Bölgesi'nde aralıkta yüzde 2,9 olan yıllık enflasyon ocakta yüzde 2,8'e indi.

Bu arada, ECB, Temmuz 2022'den bu yana art arda 10 toplantıda faiz oranlarını toplamda 450 baz puan artırmıştı.

Geçen yıl faiz artışlarına devam eden ECB, Eylül 2023'teki toplantısında refinansman faizini yüzde 4,50'ye yükseltmesinin ardından ekim, aralık ve Ocak 2024 toplantılarında değişikliğe gitmemişti.

ECB yetkilileri, enflasyonu zamanında yüzde 2 hedefine geri getirmek için gerekli olduğu sürece faiz oranlarını yeterince kısıtlayıcı seviyelerde tutacağını açıklamıştı.​


Dünyanın en kapsamlı, 4 gün mesai deneyinin sonuçları açıklandı

Araştırmacılar, 4 gün mesai sisteminin olumlu etkilerinin kalıcı olduğunu belirtti (Unsplash)
Araştırmacılar, 4 gün mesai sisteminin olumlu etkilerinin kalıcı olduğunu belirtti (Unsplash)
TT

Dünyanın en kapsamlı, 4 gün mesai deneyinin sonuçları açıklandı

Araştırmacılar, 4 gün mesai sisteminin olumlu etkilerinin kalıcı olduğunu belirtti (Unsplash)
Araştırmacılar, 4 gün mesai sisteminin olumlu etkilerinin kalıcı olduğunu belirtti (Unsplash)

Birleşik Krallık'ta (BK) dünyanın en kapsamlı 4 gün mesai denemesine katılan firmaların çoğu sonuçlardan memnun.

BK merkezli düşünce kuruluşu Autonomy'nin Haziran-Aralık 2022'de düzenlediği çalışmaya ülkeden 61 firma katıldı. 

Prestijli Cambridge Üniversitesi'nin yanı sıra ABD'den Boston Koleji ve Salford Üniversitesi'nin yer aldığı araştırmanın sonuçları 21 Şubat'ta yayımlandı. 

Denemeye katılan 61 firmadan 54'ü (yüzde 89) 4 gün çalışma düzenini sürdürürken, 31'iyse (yüzde 51) bunu kalıcı hale getirdi. 

Proje yöneticileri ve CEO'ların yüzde 55'i 4 gün mesai sisteminin firmalarına olumlu yansıdığını söyledi.

Ayrıca firmaların yüzde 50'si, bu sistemin çalışanların işten çıkma oranını azalttığını, yüzde 32'siyse yeni işe alım süreçlerini iyileştirdiğini aktardı. 

Şirketlerin yüzde 82'si söz konusu mesai düzeninin çalışanların zihinsel sağlığına olumlu yansıdığını bildirdi. 

Araştırmanın yazarı Juliet Schor, 6 aylık test sürecinde 4 günlük mesai sisteminden ciddi verim alındığına işaret etti. Boston Koleji'nde çalışan akademisyen şunları söyledi: 

Çalışanların fiziksel ve ruhsal sağlığıyla iş-yaşam dengesi, 6 ay öncesine göre önemli ölçüde arttı. Tükenmişlik ve yaşam memnuniyetindeki iyileşmeler de devam etti.

Çalışanların yüzde 96'sı 4 günlük mesai düzeninin kişisel yaşamlarına olumlu yansıdığını belirtti. İşte verimliliğinin arttığını söyleyenlerin oranı da yüzde 86 oldu.   

Diğer yandan BK'de 190 bin işletmeyi temsil eden ve lobicilik faaliyetleri yürüten Britanya Sanayi Konfederasyonu'ndan Matthew Percival, 4 günlük mesai sisteminin tüm firmalara uygun bir yaklaşım sunmadığına, bazı şirketlerin bunun maliyetini karşılayamayacağına dikkat çekti.

Araştırmaya katılan firmalar ağırlıklı olarak pazarlama ve reklamcılık alanında faaliyet gösterirken, bunlara ek olarak inşaat, imalat, perakende, sağlık ve eğlence sektöründeki firmalar da deneme sürecinde yer aldı.

Independent Türkçe


İkinci el araç alımında dikkat edilmesi gereken 5 madde

İkinci el araç alımında ekspertize gitmeden önce ön kontrollerin yapılması noktasında fiziki kondisyon, iç mekandaki yıpranma izleri, motor sesinin kontrolü, egzoz dumanının rengi ve kilometre durumunun kontrol edilmesi öneriliyor
İkinci el araç alımında ekspertize gitmeden önce ön kontrollerin yapılması noktasında fiziki kondisyon, iç mekandaki yıpranma izleri, motor sesinin kontrolü, egzoz dumanının rengi ve kilometre durumunun kontrol edilmesi öneriliyor
TT

İkinci el araç alımında dikkat edilmesi gereken 5 madde

İkinci el araç alımında ekspertize gitmeden önce ön kontrollerin yapılması noktasında fiziki kondisyon, iç mekandaki yıpranma izleri, motor sesinin kontrolü, egzoz dumanının rengi ve kilometre durumunun kontrol edilmesi öneriliyor
İkinci el araç alımında ekspertize gitmeden önce ön kontrollerin yapılması noktasında fiziki kondisyon, iç mekandaki yıpranma izleri, motor sesinin kontrolü, egzoz dumanının rengi ve kilometre durumunun kontrol edilmesi öneriliyor

İkinci el araç alımında vatandaşlar satın almak istedikleri araçları ekspertize götürmeden önce kendileri kontrol etmek istiyor. Bu noktada, ilk kontrollerde neler yapılması gerektiğine ilişkin bazı başlıklar önem taşıyor. Bu başlıklar arasında aracın fiziki kondisyonu, iç mekandaki yıpranma izleri, motor sesinin kontrolü, egzoz dumanının rengi ve kilometre/hasar durumunun kontrol edilmesi gibi başlıklar öne çıkıyor.

"Satın alınacak aracın önce fiziki görselliği incelenmeli"

Konuya ilişkin, AA muhabirinin sorularını yanıtlayan arabam.com Oto Ekspertiz Direktörü Ufuk Bekdemir, araç alımında dikkat edilmesi gereken başlıca maddelere ilişkin açıklamalarda bulundu.

Satın alınacak aracın önce fiziki görselliğinin incelemesinde fayda olduğunu belirten Bekdemir, "Düz bir zeminde araca baktığımızda 'far, sinyal, stop aynı simetride mi, lastikleri iyi mi, sinyalizasyon grubunda özellikle, farlarında, sinyallerinde, herhangi bir yerinde kırığı var mı?' diye kontrol etmeliyiz. Bir de kaporta aksamında, boyanın parlaklığı veya matlığında ton farkı olup olmadığına bakmalıyız. İlk etapta son kullanıcının arabaya bu gözle bakmalarını tavsiye ediyoruz. Zaten arabadaki kusurları bu aşamadan sonra bizim gibi profesyonel ekspertiz firmalarının görmesi gerekiyor." dedi.

"Egzozda görmek istemediğimiz iki renkte duman var"

Vatandaşlara ön fiziki değerlendirmeyi yaptıktan sonra mekanik kısmında da en azından araçların yağ, su ve antifriz gibi hayati sıvılarını kontrol etme tavsiyesinde bulunan Bekdemir, şöyle devam etti:

Aracı çalıştırıp motorda rutinin dışında anormal bir ses olup olmadığını kontrol edebiliriz. Sonra egzoz dumanına bakılır. Egzozda görmek istemediğimiz iki renkte duman var. Araca gaz verdiğimizde mavi duman atıyorsa ve bu duman araçtan uzaklaşarak devam ediyorsa bu içinde farklı kimyasalların, yağın olduğunu gösterir. Diğer görmek istemediğimiz bir duman ise simsiyah bir dumandır. Bu da o aracın yakıt sistemiyle alakalıdır. Alıcıya enjektör ya da yakıt sistemiyle ilgili masraf açabilir.

"Hava yastığı ve torpido kontrolü önemli"

Aracın iç kısmında ise özellikle aracın direksiyon göbeğindeki sürücü hava yastığının olduğu bölümde bir yırtık, kırık, tamir veya torpido kısmında bir kaplama, kabarma gibi durumların olup olmadığının kontrol edilebileceğini kaydeden Bekdemir, bu kontrollerden sonra aracın diğer teknik ve detaylı kontrolünün de uzman ekspertiz firmaları tarafından yapılması gerektiğini söyledi.

"Kilometre düşürme işlemi daha çok hafif ticari araçlarda yapılıyor"

Ufuk Bekdemir, son dönemlerde ikinci el araç alımlarında sıkça karşılaşılan "kilometre düşürülmesi" konusuna da değindi.

Bazı kişilerin yüksek kilometreli araçlarını daha yüksek bir fiyata değerlemek için kilometrelerini geri çektiklerini belirten Bekdemir, "Bu noktada, bu aracın belli kurumlarda ve servislerde kilometre bilgisi varsa oradan iz sürülebilir. Ya da bazı markaların servis kayıtlarını gösteren mobil uygulamalara da bakılabilir. Bunlar bir kontrol mekanizmasıdır. SMS sorgusuyla TÜVTÜRK kayıtlarına da ulaşıyoruz. Buradan da o kayıtları alıp birbiriyle mukayese edebilirsiniz. Bu bir iz sürme sistemidir." diye konuştu.

Ancak kötü niyetli kişilerce bu işin çok profesyonel şekilde manipüle edilebildiğine dikkati çeken Bekdemir, "Biz tabii ki bu tip kayıtları sorguladıktan sonra bir de günümüz araçlarının birçoğunda bulunan, halk arasında 'beyin' denilen, bizimse 'kontrol üniteleri' dediğimiz bu veri birimlerine ulaşıyoruz. Burada araçlar çeşitli dönemlerde yaşadıkları arızaları kilometreyle hafızaya alırlar. Biz bunlara ulaşıp bu dataları çekiyoruz ama art niyetli kişiler bunu manipüle etmek amacıyla aracın sistemini, biliyorsa data sistemini biliyorsa tek tek buralardan da silebiliyor. Benim tavsiyem burada fiziki kondisyon inceleme çok önemli. Yani aynı markanın aynı modelinde ve benzer kilometrelerde iki araç karşılaştırıp iç deformeleri kontrol edebilirler. Direkt bir aracı görüp fiyatını uygun bulup da hemen onu almaya gitmelerini pek tavsiye etmem son kullanıcılara." ifadelerini kullandı.

Kilometre manipülasyonunun daha çok hafif ticari araçlarda yapıldığını dile getiren Bekdemir, "Bu araçlar çok yol yaptığı, ticari faaliyetlerde kullanıldığı ve çok fazla da teknik donanıma sahip olmadığı için manipülasyonu çok daha kolay. Bir de 10 yaşını aşmış olan özellikle binek otomobiller ve halk arasında da satışı hızlı markaların modelleri de bu anlamda başı çekiyor." dedi.

"Sıfır araçlara da ekspertiz tavsiye ediyoruz"

Ufuk Bekdemir, ikinci el araçların yanı sıra sıfır araç alımında da ekspertiz yapılmasını tavsiye ettiklerini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

Araçlarını bayiden teslim almadan önce ekspertiz talebinde bulunan müşterilerimiz oldu. Zaman zaman sıfır araçlar üzerinde de birtakım üretim hatalarına rastladık. Çünkü günümüz çağında üretim süreçleri bundan 15 yıl önceki gibi değil. Araçlar çok seri şekilde imal ediliyorlar. Ufak tefek üretim hataları da oluyor. Özellikle seri imalatı ve satışı hızlı olan araçlarda ekspertiz öneriyoruz.


Merkez Bankası rezervleri 134 milyar dolar oldu

(AA)
(AA)
TT

Merkez Bankası rezervleri 134 milyar dolar oldu

(AA)
(AA)

TCMB'nin haftalık para ve banka istatistikleri açıklandı.

Buna göre, 16 Şubat itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri 274 milyon dolar azalışla 86 milyar 92 milyon dolara düştü. Brüt döviz rezervleri, 9 Şubat'ta 86 milyar 366 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.

Bu dönemde altın rezervleri 445 milyon dolar azalışla 48 milyar 561 milyon dolardan 48 milyar 116 milyon dolara geriledi.

Merkez Bankasının toplam rezervleri, 16 Şubat haftasında bir önceki haftaya kıyasla 719 milyon dolar düşüşle 134 milyar 927 milyon dolardan 134 milyar 208 milyon dolara geriledi.


Nestle: Gazze savaşı nedeniyle Ortadoğu'da tüketiciler arasında tereddüt görüyoruz

Nestle markası ( AFP)
Nestle markası ( AFP)
TT

Nestle: Gazze savaşı nedeniyle Ortadoğu'da tüketiciler arasında tereddüt görüyoruz

Nestle markası ( AFP)
Nestle markası ( AFP)

Nestlé CEO'su bugün gazetecilerle yaptığı telefon görüşmesinde, şirketin Gazze Şeridi'nde savaşın başlamasının ardından Ortadoğu'da ‘tüketiciler arasında tereddüt ve yerel markalara yönelik bir tercih’ gördüğünü söyledi.

İngiliz şirketi Unilever, bu ayın başlarında Güneydoğu Asya'daki dördüncü çeyrekteki satış büyümesinin, Endonezya'daki alışveriş yapanların ‘Ortadoğu'daki jeopolitik duruma yanıt olarak’ çok uluslu şirketlerin markalarını boykot etmesinden etkilendiğini duyurdu.


Merkez Bankası faiz oranını değiştirmeyerek yüzde 45'te sabit bıraktı

Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan (Şarku’l Avsat)
Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan (Şarku’l Avsat)
TT

Merkez Bankası faiz oranını değiştirmeyerek yüzde 45'te sabit bıraktı

Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan (Şarku’l Avsat)
Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan (Şarku’l Avsat)

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını değiştirmeyerek yüzde 45'te sabit bıraktı.

Kurul ilk toplantısını, bankanın istifa eden başkanı Hafize Gaye Erkan’dan görevi devralan ve parasal sıkılaştırma politikasının enflasyon hareketiyle uyumlu bir çerçevede sürdürüleceğinin sözünü veren Fatih Karahan’ın başkanlığında gerçekleştirdi.

Yapılan açıklamada, “Para politikasındaki kararlı duruş, dezenflasyonun ana unsurlarından olan Türk lirası reel değerlenme sürecine katkı vermeyi sürdürecektir” denildi.

Karahan, bu Şubat ayı başlarında enflasyon beklentilerine ilişkin üç aylık rapor sunumunda, “Enflasyon, hedefimizle uyumlu seviyelere gerileyene kadar, gereken parasal sıkılığı korumakta kararlıyız” dedi.


Suudi Arabistan, Türk müteahhitler için yıllık 10 milyar dolarlık iş potansiyeli taşıyor

(AA)
(AA)
TT

Suudi Arabistan, Türk müteahhitler için yıllık 10 milyar dolarlık iş potansiyeli taşıyor

(AA)
(AA)

Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı Erdal Eren, farklı pazarlardaki zengin deneyimi, uluslararası standartlarda uygun maliyetli hizmeti, inisiyatif alma yeteneği, risk alma isteği ve kapsamlı ortaklık deneyimi ile "Türk Müteahhitliği"nin dünyanın her köşesinde aranılan bir marka haline geldiğini söyledi.

Eren, geleneksel pazarlardan olan Suudi Arabistan'ın ise yurt dışı müteahhitlik hizmetleri içinde Türk müteahhitlik firmaları tarafından gerçekleştirilen 27,8 milyar dolar tutarındaki 402 proje ile en çok proje üstlenilen 6'ncı ülke konumunda olduğunu dile getirdi.

Geçen yıl boyunca başta Suudi Arabistan olmak üzere siyasi ilişkilerde son derece olumlu gelişmelerin yaşanan Körfez ülkelerine ve Irak’a yönelik faaliyetlere odaklanıldığını aktaran Eren, "Yürütülen faaliyetlerin etkisiyle 2023 yılında Suudi Arabistan’da firmalarımızca 2,7 milyar dolar tutarında 16 proje üstlenilmiştir. Bu gerçekleşme ile 2018 yılı düzeyinin yeniden yakalanmış olması da sevindiricidir." diye konuştu.

Erdal Eren, mevcut ilişkilerin daha da geliştirilmesi amacıyla Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın başkanlığında Suudi Arabistan’a bu yıl da bir müteahhitlik heyeti ziyareti düzenlemeyi programlarına aldıklarını ifade etti.

Türk müteahhitlerin Suudi Arabistan’ın "Vizyon 2030" projesinde kilit rol oynayacağını ve büyük işlere imza atacağını belirten Eren, "Ülkemizin Suudi Arabistan ile mevcut ilişkilerinin gelişimi çerçevesinde, ülkenin Türk inşaat sektörü için yıllık 10 milyar dolarlık yeni iş potansiyeli taşıyan bir pazar konumuna geldiği görülmektedir." diye konuştu.

Eren, ilgili kuruluşların açıkladıkları çalışmalara göre gelecek dönemde Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde yüzde 52’si üstyapı olmak üzere 3,9 trilyon dolar tutarında projenin hayata geçirilmesinin öngörüldüğünü ve en büyük yatırımı ise Suudi Arabistan’ın yapmasının beklendiğini ifade etti.

Geçen yıl gerçekleştirdikleri müteahhitlik heyeti ziyaretleri ve üst düzey temaslarla da ilk elden bilgi alma fırsatlarının olduğunu anımsatan Eren, "Bu vesileyle edindiğimiz bilgilerden Suudi Arabistan’da önümüzdeki 15 yılda 1,4 trilyon dolar tutarında alt ve üstyapı projesi gerçekleştirilmesinin planlanmakta olduğunu anlamış bulunuyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

"Neom, Suudi Arabistan’ın gündemindeki projelerden en büyüğü olarak dikkati çekiyor"

TMB Başkanı Eren, Türk müteahhitler olarak Suudi 2030 vizyonu ve Giga projeleri programı kapsamındaki Neom, Diriyah Gate, Qiddiya, Red Sea Global, Al’Ula projeleri ile ülkedeki diğer enerji, su, konut ve altyapı projelerinde yer almak istediklerini ve bu yönde çalışmaları ve girişimleri sürdürdüklerini ifade etti.

Eren, Neom'un Suudi Arabistan’ın gündemindeki projelerinden en büyüğü olarak dikkati çektiğini kaydederek, "Üye firmalarımız sadece bu projede değil ülkedeki tüm alt ve üst yapı projelerinde yer almak hususunda isteklidir. Bu amaçla firmalarımız Suudi Arabistan mevzuatının gerektirdiği kayıt ve sertifikasyon prosedürlerini tamamlamak amacıyla faaliyetlerini ve girişimlerini sürdürmektedir." dedi.

"Uzak Doğu ve Latin Amerika ülkeleri gibi yeni pazarları da yakından izliyoruz"

Yurt içinde mevcut verileri göz önünde bulundurarak 2024 yılında sektörün rotasının ağırlıklı biçimde yurt dışı projeler olacağına işaret eden Erdal Eren, en büyük potansiyeli taşıyan hedef ülke olarak da Suudi Arabistan'ın öne çıktığını belirtti.

Eren, Irak'ın da Kalkınma Yolu projesi ile ülkede gerçekleştirilmesi planlanan enerji, sağlık, konut, okul, hastane gibi projelerle diğer hedef ülke olarak ortaya çıktığını kaydetti.

Türk müteahhitler olarak Avrasya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde çalışmakta ve Sahra Altı Afrika bölgesindeki faaliyetleri artırmakta olduklarına dikkati çeken Eren, "Bunun yanı sıra Uzak Doğu ve Latin Amerika ülkeleri gibi yeni pazarları da yakından izliyoruz. Bu doğrultuda önümüzdeki dönemde yurt dışında her yıl üstleneceğimiz yeni proje tutarı hedefimizi, kısa vadede 20 milyar dolar, orta vadede ise 50 milyar dolar olarak korumaktayız." ifadelerini kullandı.


Dünya Bankası'ndan Çin'e çağrı: "Sessiz krizin çözümüne ortak olun"

Çin'in küresel piyasalardaki önemine işaret eden Dünya Bankası yetkilisi, borç krizine çözüm bulunamamasının kalkınmayı yavaşlattığını belirtti (Reuters)
Çin'in küresel piyasalardaki önemine işaret eden Dünya Bankası yetkilisi, borç krizine çözüm bulunamamasının kalkınmayı yavaşlattığını belirtti (Reuters)
TT

Dünya Bankası'ndan Çin'e çağrı: "Sessiz krizin çözümüne ortak olun"

Çin'in küresel piyasalardaki önemine işaret eden Dünya Bankası yetkilisi, borç krizine çözüm bulunamamasının kalkınmayı yavaşlattığını belirtti (Reuters)
Çin'in küresel piyasalardaki önemine işaret eden Dünya Bankası yetkilisi, borç krizine çözüm bulunamamasının kalkınmayı yavaşlattığını belirtti (Reuters)

Dünya Bankası, yoksul ülkelerdeki borç krizinin çözümü için Çin'in devreye girmesi gerektiğini bildirdi.

Dünya Bankası Başekonomist Yardımcısı Ayhan Köse, Birleşik Krallık'ın önde gelen gazetelerinden Guardian'a verdiği söyleşide, Pekin yönetiminin "daha aktif davranmasını beklediklerini" belirtti. 

Köse, son 15 yılda Çin'in sağladığı krediler açısından önemli bir ülke konumuna geldiğine işaret ederek, pandemi sonrası borç hafifletme girişimlerinde sorumluluk alması gerektiğini ifade etti. 

Dünya Bankası Kalkınma Beklentileri Grubu Direktörü Köse, "Borçların hafifletilmesinde Çin büyük bir oyuncu ve kritik öneme sahip" dedi. 

Bankanın aralıkta yayımladığı Uluslararası Borç Raporu'nda, küresel faiz oranlarındaki yükselişle yoksul ülkelerin 2022'de 88,9 milyar dolarlık rekor kamu borcu ödediği bildirilmişti. 

Raporda, düşük gelirli ülkelerin yaklaşık yüzde 60'ının yüksek borç sıkıntısı riskiyle karşı karşıya veya halihazırda bu riskin içinde olduğu ifade edilmişti.

Bu ülkelerin yaşadığı sıkıntıların gerektiği kadar gündeme getirilmediğine işaret eden Köse, söz konusu durumu "sessiz kriz" diye niteledi. 

Köse, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 16'sını oluşturan yoksul ülkelerin küresel finans piyasalarında borçlanamadığına veya mevcut borçlarını erteleyemediğine dikkat çekerek şunları söyledi: 

Peki bu durumda ne yapacaklar? Eğitim ve sağlık harcamalarını kesmek zorunda kalacak ve gerileyecekler. Bunlar aslında atmalarını istediğimiz adımların tam tersi. İşleri daha da kötüleştiriyor ve krizi kalıcı hale getiriyor.

Independent Türkçe


Suudi Arabistan Kalkınma Fonu, Türkiye ile 55 milyon dolarlık kredi anlaşması imzaladı

Kredi ile yaklaşık 55 bin metrekare büyüklüğe sahip 5 devlet okulunun rehabilite edilmesi amaçlanıyor (AA)
Kredi ile yaklaşık 55 bin metrekare büyüklüğe sahip 5 devlet okulunun rehabilite edilmesi amaçlanıyor (AA)
TT

Suudi Arabistan Kalkınma Fonu, Türkiye ile 55 milyon dolarlık kredi anlaşması imzaladı

Kredi ile yaklaşık 55 bin metrekare büyüklüğe sahip 5 devlet okulunun rehabilite edilmesi amaçlanıyor (AA)
Kredi ile yaklaşık 55 bin metrekare büyüklüğe sahip 5 devlet okulunun rehabilite edilmesi amaçlanıyor (AA)

SFD'nin açıklamasına göre, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik, SFD Yönetim Kurulu Başkanı Ahmed Al-Khateeb ve SFD İcra Kurulu Başkanı Sultan Al-Marshad'ın katılımıyla anlaşmaya yönelik imza töreni gerçekleştirildi.

Söz konusu kredinin "Devlet Okullarında Depreme Bağlı Riskin Azaltılması Projesi" kapsamında kullanılması hedefleniyor.

İstanbul'da düzenlenen Türkiye-Suudi Arabistan Yatırım ve İş Forumu'nda imzalanan anlaşma kapsamında alınacak kredi ile yaklaşık 55 bin metrekare büyüklüğe sahip 5 devlet okulu rehabilite edilecek.

Proje kapsamında belirlenen okulların, deprem sebebiyle oluşabilecek hasarlardan korunması hedefleniyor. Bu bağlamda, gerekli donanımın ve kaynakların okullara tahsis edilmesi, eğitim kalitesi ve verimliliklerinin sürekliliğinin devam etmesi sağlanacak.

SFD finansmanlığında yürütülen proje, Fon'un Türkiye ile olağan işbirliğini ilerletmesinde de yeni bir dönüm noktasını temsil ediyor.

Proje, öğrencilere kaliteli bir eğitim sağlamayı ve ülkenin sosyo-ekonomik kalkınmasına katkıda bulunmayı teşvik etmeyi amaçlıyor. Proje aynı zamanda, "Kaliteli Eğitim" maddesi de dahil olmak üzere, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri'nin gerçekleştirilmesini de destekliyor.

Türkiye'deki eğitim sektörünü destekleme ve ülkenin dünya standartlarında bir eğitim sunma hedefini güçlendirmeyi amaçlayan SDF, son 40 yılda Türkiye'de enerji, sağlık, tarım ve eğitim gibi alanlarda değeri 300 milyon doların üzerinde olan 9 kalkınma projesi ve programını finanse etti.