Ortadoğu, yenilikçi tarım sistemleri yoluyla küresel gıda şoklarıyla yüzleşiyor

Dünya Bankası, yeşil işlere yatırım yapma ve büyüme oranlarını artırma ihtiyacına dikkati çekti

Dünya Bankası, bu dönüşümü ileriye taşıyan ülke ve insanlara kararlı bir ortak olduğunu söylüyor (AFP)
Dünya Bankası, bu dönüşümü ileriye taşıyan ülke ve insanlara kararlı bir ortak olduğunu söylüyor (AFP)
TT

Ortadoğu, yenilikçi tarım sistemleri yoluyla küresel gıda şoklarıyla yüzleşiyor

Dünya Bankası, bu dönüşümü ileriye taşıyan ülke ve insanlara kararlı bir ortak olduğunu söylüyor (AFP)
Dünya Bankası, bu dönüşümü ileriye taşıyan ülke ve insanlara kararlı bir ortak olduğunu söylüyor (AFP)

Halid el-Menşavi

Yakın tarihli bir rapor, küresel gıda sisteminde son birkaç yılda yaşanan benzeri görülmemiş şokların Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesini ciddi şekilde etkilediğini ortaya koydu.

Bölgenin gıda maddeleri ithal ettiği göz önüne alındığında iklim değişikliğinden, özellikle de artan su kıtlığından ciddi şekilde etkilendi.

Ayrıca tedarik zincirlerini bozan, gıda fiyatlarını rekor seviyelere iten ve gıda güvensizliği krizine yol açan küresel piyasa şoklarına karşı oldukça savunmasız durumda.

Bölgede çiftçiler ve ihtiyaç sahibi gruplar, en çok etkilenenler arasında. Bu durum, sağlık ve geçim kaynakları üzerindeki uzun vadeli etkileriyle tehdit edici bir durum. 

Dünya Bankası, bu ihtiyaçlara hızla cevap verdiğini açıkladı. Öyle ki Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinde gıda güvensizliğiyle karşı karşıya olanları destekleyen acil durum programlarına yaklaşık 1 milyar dolar destek sağladı.

Ayrıca geleceğe baktığımızda, şoklara dayanabilecek tarım ve gıda sistemleri inşa etmenin bölgede en önemli öncelik olduğuna dikkat çekti.

Banka, iklim dostu tarımdan gıda piyasalarındaki çarpıklıkların giderilmesine, destek sistemlerinde reform yapılmasına ve iklim risklerinin, afetlerin ve su yönetiminin ele alınmasını sağlamak için finansal piyasalara güvenmeye kadar pek çok alanda ve sektörde yatırım yapma ve çalışma, tarımsal endüstrileri geliştirme ve yeşil işlerdeki büyüme oranlarını artırma gerekliliğine dikkati çekti. 

Yemen'deki çatışmalar krizi daha da derinleştirdi

Dünya Bankası, özellikle Yemen, Ürdün, Fas ve Mısır'da bu dönüşümü ileriye taşıyan ülke ve insanlara kararlı bir ortak olduğunu söylüyor.

Yemen'deki çiftçiler, karşılaştıkları birçok engele rağmen kendileri ve toplulukları için gıda üretmenin yenilikçi yollarını buluyor.

Sebze çiftçisi Zeyd Salih ed-Darbi, birçok zorlukla karşı karşıya kalan çiftliğini bir verimlilik modeline dönüştürdü.

Yemen'de toplumsal korumayı geliştirmeye ve korona salgınına müdahale etmeye yönelik acil durum projesi çerçevesinde Dünya Bankası'nın desteğiyle Zeyd, çiftliğinin değişen iklim koşullarına uyum sağlayabilmesi için daha az su kullanan damla sulama sistemi, ürünlerini korumak için gölgelik ağları, elektrik jeneratörü ve gübre gibi temel ve gerekli malzemeleri edindi.

Ayrıca doğru tarım uygulamalarına ilişkin eğitimin, kendisi ve ailesi için mahsul verimliliğinin ve geçim kaynaklarının arttırılmasında önemli bir etkisi oldu.

Bu bağlamda Zeyd, "Hayatımızı değiştiren sadece malzemeler değil, bilgi ve becerilerdir. Sadece hayatta kalmaktan müreffeh bir yaşama nasıl geçeceğimizi öğrendik. Gıda yaşamın kaynağıdır" dedi. 

Zeyd'in çiftliği, Yemen'deki tarihi Sana şehrine yaklaşık 100 km uzaklıktaki Zamar vilayetindeki Cahran'da bulunuyor. Zeyd gibi vatandaşların çabaları Yemen'de son derece önemli.

Dünya Bankası'nın Yemen'deki yaklaşımı, halka nakit transferleri ve gıda yardımı gibi acil yardım ve destek sağlamanın yanı sıra tarımsal üretim gibi dayanıklı hizmet ve sistemler oluşturmaya yönelik uzun vadeli yatırımları da içeriyor.

Dünya Bankası, Birleşmiş Milletler (BM) kuruluşları ve yerel kuruluşlarla ortaklıklar çerçevesinde 2016 yılından bu yana Yemen'deki insanların yaşam koşullarının iyileştirilmesine yardımcı olmak amacıyla Uluslararası Kalkınma Birliği'nden 3,7 milyar dolardan fazla hibe sağladı.

Ürdün'de gıda sistemi kapasitesinin güçlendirilmesi

Dünya Bankası, Ürdün'de gıda sisteminin şoklara karşı dayanıklılığını güçlendirmek için destek sağlıyor ve çok yönlü bir yaklaşım benimsiyor.

Bu durum, iş fırsatları yaratmak için iklim dostu tarımsal üretime yeni yatırımları, yeni nesil çiftçilerin ve uzmanların su verimliliği ve iklime dayanıklı tarım yöntemlerine liderlik etme kapasitesini geliştirmeyi ve iyi uygulamaları ve yenilikleri benimsemeye devam etmeyi içeriyor.

Ayrıca Ürdün'ün yeni Ulusal Gıda Güvenliği Stratejisi ile tutarlıdır.

Devam eden bu çalışmanın bir örneği, Ardi olarak bilinen Tarım Sektörünün Dayanıklılığının Artırılması, Değer Zincirinin Geliştirilmesi ve İnovasyon projesidir.

Bu proje, iklim dostu tarım uygulamalarının hayata geçirilmesi amacıyla yaklaşık 30 bin tarımcı aileye finansman sağlamak üzere 2023 yılı başında hayata geçirildi. 

Pilot proje, yüksek su verimliliğine sahip topraksız teknoloji kullanarak, marjinal bölgelerde ticari meyve ve sebze üretimine yönelik yenilikçi bir sosyal girişim modelini teşvik etmek için, yüksek değerli, sosyal açıdan kapsayıcı ve su açısından verimli tarım yöntemlerini keşfetmeyi amaçlıyor.

Başta kadınlara ve gençlere olmak üzere yaklaşık 12 bin iş olanağı sağlanması bekleniyor. Projenin destekleyeceği faaliyet türleri arasında Tarım Bakanlığı tarafından hâlihazırda desteklenen örnekler yer alıyor.

Bu örneklerden biri de hidrofonik ve aeroponik tarım alanında eğitim almış Ürdünlü çiftçi Lina Madalbouh'dur.

Kendisi, "Zorluklarla yüzleşmek ve çözüm bulmak konusunda değerli deneyimler kazandım" ifadelerini kullandı. 

Lina, toprak yerine su kullanarak hidroponik yoluyla yüksek kaliteli, yüksek yoğunluklu mahsuller üretmeyi başardı.

Bu yeni teknoloji, su tüketimini yüzde 80 oranında azaltıyor ve çiftliğin verimliliğini büyük ölçüde artırıyor. Ayrıca ailesine ve çevresindeki topluluğa fayda sağlıyor. 

Ürdün Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nden mezun olan Fatima Ebu Aklik (22 yaşında) de su ürünleri yetiştiriciliği ve balık yetiştiriciliği eğitimi aldı ve şu anda Ceraş'taki Faysal fidanlığında çalışıyor. Ceraş, başkent Amman'ın kuzeybatısında tepeler ve ovalarla dolu verimli bir bölge olarak biliniyor. 

"Eğitim, bana birçok fırsat sağladı ve geniş kapılar açtı" diyen Fatıma, balıkların ürettiği besin maddelerini bitkiler için kimyasal olmayan gübreye dönüştürmek üzere yeni becerilerini kullanıyor.

Dünya Bankası'nın belirttiğine göre Lina ve Fatıma, şimdi ve gelecekte sonuç verecek sürdürülebilir gıda sistemleri oluşturmak için yenilikçi uygulamaları benimseyen genç nesil çiftçiler arasında yer alıyor. 

Fas'ta iklim değişikliğinin etkileri kötüleşiyor

Fas'ta ise iklim değişikliğinden ciddi şekilde etkilenen geniş tarım arazileri var. Art arda yaşanan kuraklıklar, beklenmedik şiddetli fırtınalarla birlikte yeni tarım ve su kaynakları yönetimi yöntemlerinin benimsenme hızını artırdı.

Dünya Bankası, Fas'ın karşılaştığı zorlukların üstesinden gelmesi için üç proje ve program aracılığıyla Fas'a destek sağlıyor.

Bu proje ve programlar; Tarımsal gıda değer zincirlerini güçlendirme programı, Sonuç Programı finansman aracını kullanan Yeşil Nesil projesi ve Tarımda Dayanıklı ve Sürdürülebilir Su Kaynakları Yönetimi projesidir.

Hepsi tarımsal gıda sektörüne yatırımı teşvik etmek, özellikle gençler için ek iş olanakları yaratmak, kırsal kesimde gelirleri artırmak, bu sektörün katma değerini artırmak, ayrıca tarımsal gıda ihracatını geliştirmek ve birçok krizle mücadelede dayanma gücünü artırmak için çalışıyor.

Rabat'ta yeni toptan satış pazarının inşaatının tamamlanmaya yaklaşmasıyla tarımsal gıda değer zincirlerini güçlendirmeye yönelik program çerçevesinde etkileyici sonuçlar elde edildi.

Örneğin 2017 yılında 566 bin 800 bin ton karşısında 2022 yılında 765 bin 684 bin ton narenciye, 2017 yılında 73 bin 129 bin ton karşısında 100 bin 937 bin ton zeytin ve 2017 yılında 10 bin ton karşısında 12.130 bin ton yüksek kaliteli zeytinyağı paketlenip ihraç edildi. 

Yeşil Nesil programı, tarım-gıda sektöründe genç istihdamını teşvik etmek amacıyla bölgesel merkezlerin kurulması, dört toptan satış pazarının modernizasyonu ve istihdam fırsatlarını ve değer zincirlerinin verimliliğini (örneğin su verimliliği) artırmak için dijital araçların geliştirilmesi de dahil olmak üzere birçok faaliyeti destekliyor. 

Tarımda Dayanıklı ve Sürdürülebilir Su Kaynakları Yönetimi Projesi, sulama ve drenaj yöntemlerini modernize etmek, su yönetimini desteklemek ve zaten sınırlı olan su kaynakları üzerindeki baskıyı artıran şiddetli sıcak hava dalgaları ve kuraklıkla karşı karşıya kalan çiftçilere tarımsal tavsiyeler sağlamak için çalışıyor.

Mısır'da farklı uygulamalar

Mısır'da ise şoklara karşı dayanıklılık oluşturmak, gıda üretim zincirinin çeşitli aşamalarında eyleme geçmeyi gerektiriyor.

Öyle ki Mısır hükümeti, tahıl depolama kapasitesinin iyileştirilmesi ve genişletilmesi gibi çok yönlü bir yaklaşım izledi.

Bu durum, gıda üretim sistemindeki israfın azaltılmasına yardımcı olacak ve özellikle dış şoklar karşısında buğdayın düzenli olarak bulunabilirliğinin devam etmesini sağlayacak.

Dünya Bankası'nın acil gıda güvenliği ve dayanıklılık projesi, Mısır'daki gıda tahıl silolarının genişletilmesi ve yenilenmesine yönelik bu çabalar çerçevesinde geliyor.

Verimliliğin artırılması, yedi silonun genişletilmesi ve iki yeni silo inşa edilmesini kapsayan bu proje kapsamında Yukarı Mısır'daki Asyut silosu genişletilecek ilk silo olma özelliğini taşıyor.

Böylece Asyut silosunun depolama kapasitesi, mevcut 60 bin ton tahıl seviyesinden yıllık 100 bin tona çıkacak.

Asyut silolarının yönetici Ahmed Hüseyin İbrahim, yaptığı açıklamada "Bu durum, kesinlikle ek silo veya harici depo kiralamak zorunda kalmadan tüccarlardan, çiftçilerden, kamu ve özel sektör şirketlerinden maksimum miktarda buğday almamıza yardımcı olacaktır. Silo kapasitesinin artırılması bölgedeki iş olanaklarını da artıracak" dedi.

Ekmek, Mısır'ın temel gıda maddesi olduğu için Dünya Bankası'nın gıda güvenliği projesi, yaklaşık 70 milyon düşük gelirli Mısırlıya sürekli olarak ekmek sağlayan ekmek sübvansiyonu programlarını destekleniyor.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Altın, ABD enflasyon verileri öncesinde 4 bin 160 dolar seviyelerinde yatay seyrediyor

Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
TT

Altın, ABD enflasyon verileri öncesinde 4 bin 160 dolar seviyelerinde yatay seyrediyor

Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)

Altın fiyatları, yatırımcıların ABD Merkez Bankasının (FED) para politikasının seyrine ilişkin ipuçları aradığı ABD enflasyon verilerinin günün ilerleyen saatlerinde açıklanması beklentisiyle bugün yatay seyretti. FED yetkililerinin faizlerin daha da artırılmasının gerekip gerekmediğine ilişkin farklı açıklamaları da piyasaların odağında yer aldı.

Spot altın, ons başına 4 bin 159 dolar civarıda sabit kalırken, aralık vadeli ABD altın vadeli işlemleri yüzde 0,1 artışla 4 bin 182,60 dolara yükseldi.

Taste Life Küresel Makroekonomi Başkanı Ilya Spivak, altın fiyatlarının belirli bir bantta sınırlı hareket etmeyi sürdürdüğünü belirtti. Spivak, petrol fiyatlarındaki yükselişe rağmen altının değerini koruyabilmesinin, yükselişini sürdürmek için yeni bir katalizör arayışında olduğuna işaret edebileceğini belirtti.

Jeopolitik gelişmeler cephesinde Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, Dahran kentinde Saudi Aramco’ya ait bir idari binanın saldırıya uğradığını açıkladı. İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan arasında artan gerilimle eş zamanlı gerçekleşen gelişmeler, bugün petrol fiyatlarının yükselmesine yol açtı.

Para politikası konusunda ise New York FED Başkanı John Williams, enflasyonu düşürmek amacıyla merkez bankasının bu yıl faizleri bir kez daha artırmasının gerekebileceğini yineledi. Buna karşılık FED Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller, ABD tahvil getirilerindeki son yükselişin enflasyon beklentilerindeki artıştan değil, ekonomik büyümenin gücünden kaynaklandığını belirtti. Waller, enflasyon beklentilerinin istikrarlı seyrini koruduğunu ifade etti.

Piyasalar, ABD Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verisinin bugün 12.30’da açıklanmasını bekliyor. Üretici fiyatları ve perakende satış verileri ise yarın yayımlanacak. Spivak’a göre ekonomik ivmenin zayıfladığına işaret eden veriler, yatırımcıların yeni faiz artışlarına ilişkin beklentilerini azaltabilir ve bu durum altın fiyatlarını destekleyebilir.

CME Group bünyesindeki FedWatch aracına göre piyasalar, ABD faizlerinin bu ay artırılması ihtimalini yaklaşık yüzde 23, aralık ayında artırılması ihtimalini ise yüzde 88 olarak fiyatlıyor.

Getiri sağlamayan altın, faiz oranlarının düşmesinden genellikle olumlu etkileniyor. Buna karşılık yüksek faiz oranları, getiri sağlayan varlıkları daha cazip hâle getirerek altının yatırımcılar açısından çekiciliğini azaltıyor.

Diğer değerli metallerde ise spot gümüş yüzde 0,6 düşüşle ons başına 59,11 dolara geriledi. Platin bin 664,19 dolarda yatay seyrederken paladyum yüzde 0,4 artışla bin 130,81 dolara yükseldi.


Uluslararası Enerji Ajansı: Dizel kıtlığı 2027 yılına kadar sürebilir

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
TT

Uluslararası Enerji Ajansı: Dizel kıtlığı 2027 yılına kadar sürebilir

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) bugün yayımladığı aylık petrol piyasası raporunda, stokların önemli ölçüde azalması ve kış aylarındaki talep zirvesi öncesinde üretime getirilen kısıtlamalar nedeniyle dizel yakıt arzındaki sıkıntının gelecek yıla kadar devam edebileceğini bildirdi.

Dizel yakıt rafinaj kâr marjları, eylül ayında varil başına yaklaşık 95 dolarla rekor seviyeye ulaştı. ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşla bağlantılı saldırıların yol açtığı rafinaj kapasitesi düşüşü nedeniyle üretim de keskin biçimde geriledi.

IEA, “Dizel piyasaları ciddi baskı altında kalmaya devam ediyor. Uzun süreli arz kesintileri, rafinerilerin sonbahardaki bakım çalışmaları ve kış aylarındaki talep zirvesi öncesinde, normalde stokların artırılması gereken bir dönemde stoklardan çekilmesine yol açtı” açıklamasında bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump, cuma günü Rusya’nın küresel piyasalara dizel yakıt tedarik etmeyi kabul ettiğini açıklayarak bir ilke imza attı. Trump, yönetiminin Moskova’yı Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşta kullanabileceği gelirlerden mahrum bırakmak amacıyla uygulamaya konulan Rus yakıtına yönelik ABD yaptırımlarını geçici olarak kaldırdığını söyledi.

Trump, Cumhuriyetçi ve Demokrat partilerden bazı Kongre üyelerinin anlaşmanın, Moskova Ukrayna’ya yönelik saldırılarını sona erdirene kadar Rus enerji ürünlerinin ithalatını yasaklayan ABD yasasına aykırı göründüğünü dile getirmelerine rağmen Rusya ile yapılan ‘dizel anlaşmasını’ savundu.

Rus petrolü ihracatına yönelik yaptırımların kaldırılmasının yüksek yakıt fiyatlarının düşürülmesine yardımcı olacağını belirten Trump’ın açıklamalarına bazı analistler şüpheyle yaklaştı. Analistler, Rusya’nın önümüzdeki üç ay boyunca sağlayacağını belirttiği dizel miktarının fiyatlar üzerinde kayda değer bir etki yaratmaya yetmeyeceğini savundu. Söz konusu miktarın, küresel yakıt tüketiminin yalnızca yaklaşık 12 saatlik bölümüne karşılık geldiği belirtildi.

Dizel fiyatları dünya genelinde rekor seviyelere yükselerek ABD’de galon başına 6,5 doları aştı. Fiyatlar, ABD ile Rusya arasında ‘dizel anlaşmasının’ duyurulmasının ardından ise bir miktar geriledi.


IMF: Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların etkileri tüm dünyaya yayılabilir

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
TT

IMF: Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların etkileri tüm dünyaya yayılabilir

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, Suudi Arabistan’a yönelik son saldırıların, ülke ekonomisinin bölge ve küresel piyasalar açısından taşıdığı önem ve Ortadoğu’da enerji arz güvenliğine ilişkin risklerin artması nedeniyle dünya genelinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası’nın Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen basın toplantısında, “Suudi Arabistan ekonomisi bölge ve dünya için önemli” diyerek,  son gelişmelerin “herkesi, dünyanın her yerinde etkileyebilecek olası olumsuz sonuçlar” doğurabileceğini ifade etti.

Uyarı, bölgedeki enerji akışları ve deniz taşımacılığının baskı altında olduğu bir dönemde yapıldı. Tedarik zincirlerinde yaşanabilecek aksaklıkların, özellikle petrol ve doğal gaz ithalatına bağımlı ekonomilerde enerji maliyetleri, ticaret ve ekonomik faaliyetler üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği belirtiliyor.

IMF’nin dün yayımladığı tahminler de bölgedeki aksaklıkların ekonomiler üzerindeki olası etkilerinin boyutuna işaret ediyor. Fon, Ortadoğu ve Orta Asya ekonomilerinin 2026’da yüzde 0,3 daralmasını, 2027’de ise yüzde 6,3 büyümesini bekliyor. Bu görünüm, mevcut krizin yarattığı baskıların yanı sıra krizin hafiflemesi ve enerji ile ticaret akışlarının yeniden toparlanmasıyla öngörülen ekonomik iyileşmeyi yansıtıyor.

Bölge ekonomileri üzerindeki olası etkilerin, deniz taşımacılığındaki aksaklıklara maruz kalma düzeyine ve ihracatın sürdürülebilirliğine bağlı olarak farklılık göstermesi bekleniyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Suudi Arabistan’a ilişkin büyüme tahminini 2027 yılı için yükselten IMF, temmuz ayında yüzde 2,4 ve nisanda yüzde 3,4 olarak açıkladığı tahminini yüzde 7,9’a çıkardı. Fon, Suudi Arabistan ekonomisinin 2026’daki daralmasına ilişkin tahminini ise temmuz ayındaki yüzde 5 ve nisan ayındaki yüzde 6,4 seviyelerinden yüzde 3,3’e indirdi.

Bu görünüm, deniz taşımacılığındaki aksaklıkların hafiflemesiyle üretim ve ihracatın yeniden ivme kazanacağı beklentisini yansıtıyor. Bununla birlikte toparlanmanın hızı ve boyutu, güvenlik koşullarındaki gelişmelere ve enerji ile ticaret akışlarının normale dönmesine bağlı olacak. Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı ise bütçeye ilişkin ön açıklama metninde, 2027 yılı için yüzde 12,8’lik daha yüksek bir büyüme öngörüsüne yer verdi.