Ortadoğu, yenilikçi tarım sistemleri yoluyla küresel gıda şoklarıyla yüzleşiyor

Dünya Bankası, yeşil işlere yatırım yapma ve büyüme oranlarını artırma ihtiyacına dikkati çekti

Dünya Bankası, bu dönüşümü ileriye taşıyan ülke ve insanlara kararlı bir ortak olduğunu söylüyor (AFP)
Dünya Bankası, bu dönüşümü ileriye taşıyan ülke ve insanlara kararlı bir ortak olduğunu söylüyor (AFP)
TT

Ortadoğu, yenilikçi tarım sistemleri yoluyla küresel gıda şoklarıyla yüzleşiyor

Dünya Bankası, bu dönüşümü ileriye taşıyan ülke ve insanlara kararlı bir ortak olduğunu söylüyor (AFP)
Dünya Bankası, bu dönüşümü ileriye taşıyan ülke ve insanlara kararlı bir ortak olduğunu söylüyor (AFP)

Halid el-Menşavi

Yakın tarihli bir rapor, küresel gıda sisteminde son birkaç yılda yaşanan benzeri görülmemiş şokların Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesini ciddi şekilde etkilediğini ortaya koydu.

Bölgenin gıda maddeleri ithal ettiği göz önüne alındığında iklim değişikliğinden, özellikle de artan su kıtlığından ciddi şekilde etkilendi.

Ayrıca tedarik zincirlerini bozan, gıda fiyatlarını rekor seviyelere iten ve gıda güvensizliği krizine yol açan küresel piyasa şoklarına karşı oldukça savunmasız durumda.

Bölgede çiftçiler ve ihtiyaç sahibi gruplar, en çok etkilenenler arasında. Bu durum, sağlık ve geçim kaynakları üzerindeki uzun vadeli etkileriyle tehdit edici bir durum. 

Dünya Bankası, bu ihtiyaçlara hızla cevap verdiğini açıkladı. Öyle ki Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinde gıda güvensizliğiyle karşı karşıya olanları destekleyen acil durum programlarına yaklaşık 1 milyar dolar destek sağladı.

Ayrıca geleceğe baktığımızda, şoklara dayanabilecek tarım ve gıda sistemleri inşa etmenin bölgede en önemli öncelik olduğuna dikkat çekti.

Banka, iklim dostu tarımdan gıda piyasalarındaki çarpıklıkların giderilmesine, destek sistemlerinde reform yapılmasına ve iklim risklerinin, afetlerin ve su yönetiminin ele alınmasını sağlamak için finansal piyasalara güvenmeye kadar pek çok alanda ve sektörde yatırım yapma ve çalışma, tarımsal endüstrileri geliştirme ve yeşil işlerdeki büyüme oranlarını artırma gerekliliğine dikkati çekti. 

Yemen'deki çatışmalar krizi daha da derinleştirdi

Dünya Bankası, özellikle Yemen, Ürdün, Fas ve Mısır'da bu dönüşümü ileriye taşıyan ülke ve insanlara kararlı bir ortak olduğunu söylüyor.

Yemen'deki çiftçiler, karşılaştıkları birçok engele rağmen kendileri ve toplulukları için gıda üretmenin yenilikçi yollarını buluyor.

Sebze çiftçisi Zeyd Salih ed-Darbi, birçok zorlukla karşı karşıya kalan çiftliğini bir verimlilik modeline dönüştürdü.

Yemen'de toplumsal korumayı geliştirmeye ve korona salgınına müdahale etmeye yönelik acil durum projesi çerçevesinde Dünya Bankası'nın desteğiyle Zeyd, çiftliğinin değişen iklim koşullarına uyum sağlayabilmesi için daha az su kullanan damla sulama sistemi, ürünlerini korumak için gölgelik ağları, elektrik jeneratörü ve gübre gibi temel ve gerekli malzemeleri edindi.

Ayrıca doğru tarım uygulamalarına ilişkin eğitimin, kendisi ve ailesi için mahsul verimliliğinin ve geçim kaynaklarının arttırılmasında önemli bir etkisi oldu.

Bu bağlamda Zeyd, "Hayatımızı değiştiren sadece malzemeler değil, bilgi ve becerilerdir. Sadece hayatta kalmaktan müreffeh bir yaşama nasıl geçeceğimizi öğrendik. Gıda yaşamın kaynağıdır" dedi. 

Zeyd'in çiftliği, Yemen'deki tarihi Sana şehrine yaklaşık 100 km uzaklıktaki Zamar vilayetindeki Cahran'da bulunuyor. Zeyd gibi vatandaşların çabaları Yemen'de son derece önemli.

Dünya Bankası'nın Yemen'deki yaklaşımı, halka nakit transferleri ve gıda yardımı gibi acil yardım ve destek sağlamanın yanı sıra tarımsal üretim gibi dayanıklı hizmet ve sistemler oluşturmaya yönelik uzun vadeli yatırımları da içeriyor.

Dünya Bankası, Birleşmiş Milletler (BM) kuruluşları ve yerel kuruluşlarla ortaklıklar çerçevesinde 2016 yılından bu yana Yemen'deki insanların yaşam koşullarının iyileştirilmesine yardımcı olmak amacıyla Uluslararası Kalkınma Birliği'nden 3,7 milyar dolardan fazla hibe sağladı.

Ürdün'de gıda sistemi kapasitesinin güçlendirilmesi

Dünya Bankası, Ürdün'de gıda sisteminin şoklara karşı dayanıklılığını güçlendirmek için destek sağlıyor ve çok yönlü bir yaklaşım benimsiyor.

Bu durum, iş fırsatları yaratmak için iklim dostu tarımsal üretime yeni yatırımları, yeni nesil çiftçilerin ve uzmanların su verimliliği ve iklime dayanıklı tarım yöntemlerine liderlik etme kapasitesini geliştirmeyi ve iyi uygulamaları ve yenilikleri benimsemeye devam etmeyi içeriyor.

Ayrıca Ürdün'ün yeni Ulusal Gıda Güvenliği Stratejisi ile tutarlıdır.

Devam eden bu çalışmanın bir örneği, Ardi olarak bilinen Tarım Sektörünün Dayanıklılığının Artırılması, Değer Zincirinin Geliştirilmesi ve İnovasyon projesidir.

Bu proje, iklim dostu tarım uygulamalarının hayata geçirilmesi amacıyla yaklaşık 30 bin tarımcı aileye finansman sağlamak üzere 2023 yılı başında hayata geçirildi. 

Pilot proje, yüksek su verimliliğine sahip topraksız teknoloji kullanarak, marjinal bölgelerde ticari meyve ve sebze üretimine yönelik yenilikçi bir sosyal girişim modelini teşvik etmek için, yüksek değerli, sosyal açıdan kapsayıcı ve su açısından verimli tarım yöntemlerini keşfetmeyi amaçlıyor.

Başta kadınlara ve gençlere olmak üzere yaklaşık 12 bin iş olanağı sağlanması bekleniyor. Projenin destekleyeceği faaliyet türleri arasında Tarım Bakanlığı tarafından hâlihazırda desteklenen örnekler yer alıyor.

Bu örneklerden biri de hidrofonik ve aeroponik tarım alanında eğitim almış Ürdünlü çiftçi Lina Madalbouh'dur.

Kendisi, "Zorluklarla yüzleşmek ve çözüm bulmak konusunda değerli deneyimler kazandım" ifadelerini kullandı. 

Lina, toprak yerine su kullanarak hidroponik yoluyla yüksek kaliteli, yüksek yoğunluklu mahsuller üretmeyi başardı.

Bu yeni teknoloji, su tüketimini yüzde 80 oranında azaltıyor ve çiftliğin verimliliğini büyük ölçüde artırıyor. Ayrıca ailesine ve çevresindeki topluluğa fayda sağlıyor. 

Ürdün Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nden mezun olan Fatima Ebu Aklik (22 yaşında) de su ürünleri yetiştiriciliği ve balık yetiştiriciliği eğitimi aldı ve şu anda Ceraş'taki Faysal fidanlığında çalışıyor. Ceraş, başkent Amman'ın kuzeybatısında tepeler ve ovalarla dolu verimli bir bölge olarak biliniyor. 

"Eğitim, bana birçok fırsat sağladı ve geniş kapılar açtı" diyen Fatıma, balıkların ürettiği besin maddelerini bitkiler için kimyasal olmayan gübreye dönüştürmek üzere yeni becerilerini kullanıyor.

Dünya Bankası'nın belirttiğine göre Lina ve Fatıma, şimdi ve gelecekte sonuç verecek sürdürülebilir gıda sistemleri oluşturmak için yenilikçi uygulamaları benimseyen genç nesil çiftçiler arasında yer alıyor. 

Fas'ta iklim değişikliğinin etkileri kötüleşiyor

Fas'ta ise iklim değişikliğinden ciddi şekilde etkilenen geniş tarım arazileri var. Art arda yaşanan kuraklıklar, beklenmedik şiddetli fırtınalarla birlikte yeni tarım ve su kaynakları yönetimi yöntemlerinin benimsenme hızını artırdı.

Dünya Bankası, Fas'ın karşılaştığı zorlukların üstesinden gelmesi için üç proje ve program aracılığıyla Fas'a destek sağlıyor.

Bu proje ve programlar; Tarımsal gıda değer zincirlerini güçlendirme programı, Sonuç Programı finansman aracını kullanan Yeşil Nesil projesi ve Tarımda Dayanıklı ve Sürdürülebilir Su Kaynakları Yönetimi projesidir.

Hepsi tarımsal gıda sektörüne yatırımı teşvik etmek, özellikle gençler için ek iş olanakları yaratmak, kırsal kesimde gelirleri artırmak, bu sektörün katma değerini artırmak, ayrıca tarımsal gıda ihracatını geliştirmek ve birçok krizle mücadelede dayanma gücünü artırmak için çalışıyor.

Rabat'ta yeni toptan satış pazarının inşaatının tamamlanmaya yaklaşmasıyla tarımsal gıda değer zincirlerini güçlendirmeye yönelik program çerçevesinde etkileyici sonuçlar elde edildi.

Örneğin 2017 yılında 566 bin 800 bin ton karşısında 2022 yılında 765 bin 684 bin ton narenciye, 2017 yılında 73 bin 129 bin ton karşısında 100 bin 937 bin ton zeytin ve 2017 yılında 10 bin ton karşısında 12.130 bin ton yüksek kaliteli zeytinyağı paketlenip ihraç edildi. 

Yeşil Nesil programı, tarım-gıda sektöründe genç istihdamını teşvik etmek amacıyla bölgesel merkezlerin kurulması, dört toptan satış pazarının modernizasyonu ve istihdam fırsatlarını ve değer zincirlerinin verimliliğini (örneğin su verimliliği) artırmak için dijital araçların geliştirilmesi de dahil olmak üzere birçok faaliyeti destekliyor. 

Tarımda Dayanıklı ve Sürdürülebilir Su Kaynakları Yönetimi Projesi, sulama ve drenaj yöntemlerini modernize etmek, su yönetimini desteklemek ve zaten sınırlı olan su kaynakları üzerindeki baskıyı artıran şiddetli sıcak hava dalgaları ve kuraklıkla karşı karşıya kalan çiftçilere tarımsal tavsiyeler sağlamak için çalışıyor.

Mısır'da farklı uygulamalar

Mısır'da ise şoklara karşı dayanıklılık oluşturmak, gıda üretim zincirinin çeşitli aşamalarında eyleme geçmeyi gerektiriyor.

Öyle ki Mısır hükümeti, tahıl depolama kapasitesinin iyileştirilmesi ve genişletilmesi gibi çok yönlü bir yaklaşım izledi.

Bu durum, gıda üretim sistemindeki israfın azaltılmasına yardımcı olacak ve özellikle dış şoklar karşısında buğdayın düzenli olarak bulunabilirliğinin devam etmesini sağlayacak.

Dünya Bankası'nın acil gıda güvenliği ve dayanıklılık projesi, Mısır'daki gıda tahıl silolarının genişletilmesi ve yenilenmesine yönelik bu çabalar çerçevesinde geliyor.

Verimliliğin artırılması, yedi silonun genişletilmesi ve iki yeni silo inşa edilmesini kapsayan bu proje kapsamında Yukarı Mısır'daki Asyut silosu genişletilecek ilk silo olma özelliğini taşıyor.

Böylece Asyut silosunun depolama kapasitesi, mevcut 60 bin ton tahıl seviyesinden yıllık 100 bin tona çıkacak.

Asyut silolarının yönetici Ahmed Hüseyin İbrahim, yaptığı açıklamada "Bu durum, kesinlikle ek silo veya harici depo kiralamak zorunda kalmadan tüccarlardan, çiftçilerden, kamu ve özel sektör şirketlerinden maksimum miktarda buğday almamıza yardımcı olacaktır. Silo kapasitesinin artırılması bölgedeki iş olanaklarını da artıracak" dedi.

Ekmek, Mısır'ın temel gıda maddesi olduğu için Dünya Bankası'nın gıda güvenliği projesi, yaklaşık 70 milyon düşük gelirli Mısırlıya sürekli olarak ekmek sağlayan ekmek sübvansiyonu programlarını destekleniyor.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Kanada Başbakanı: Suudi Arabistan, küresel ekonominin en önemli sütunlarından biridir

"Suudi Arabistan-Kanada Yatırım Forumu" katılımcıları, (Şarku’l Avsat)
"Suudi Arabistan-Kanada Yatırım Forumu" katılımcıları, (Şarku’l Avsat)
TT

Kanada Başbakanı: Suudi Arabistan, küresel ekonominin en önemli sütunlarından biridir

"Suudi Arabistan-Kanada Yatırım Forumu" katılımcıları, (Şarku’l Avsat)
"Suudi Arabistan-Kanada Yatırım Forumu" katılımcıları, (Şarku’l Avsat)

Kanada Başbakanı Mark Carney, Suudi Arabistan'ın bugün dünya ekonomisinin en önemli dayanaklarından biri haline geldiğini belirterek, ülkenin 2030 Vizyonu kapsamında hayata geçirilen kapsamlı yapısal dönüşümlerle birlikte ekonomik büyümesinde bütün göstergelerde dikkat çekici bir ivme yakaladığını söyledi.

Cidde'de düzenlenen Suudi Arabistan-Kanada Yatırım Forumu kapsamında yaptığı kapsamlı açıklamalarda Carney, ülkesinin Suudi Arabistan ile özellikle enerji ve madencilik başta olmak üzere stratejik ve öncelikli sektörlerde ortaklık ile ikili iş birliğini güçlendirme konusunda kararlı olduğunu ifade etti.

Forumdaki iş insanları ve yatırımcılar arasında yürütülen görüşmelerin dinamizminden duyduğu memnuniyeti dile getiren Carney, madencilik sektörünün mevcut dönemde iki ülke arasındaki iş birliği açısından önemli bir dayanak oluşturduğunu vurguladı.

Carney, daha önce Suudi Arabistan'da düzenlenen Geleceğin Madenleri Forumuna katıldığını hatırlatarak, son yıllarda ülkenin madencilik alanında dünyanın en önemli tedarikçilerinden ve etkin aktörlerinden biri haline geldiğini, bunun da sektöre yapılan büyük ölçekli yatırımlarla desteklendiğini söyledi.

Kanada Başbakanı, Kanadalı uzmanlar, yatırım sermayesi ve ileri düzey jeolojik bilgi birikiminin Suudi Arabistan ile daha güçlü şekilde entegre edilmesi çağrısında bulundu. Bu ortaklığın aynı zamanda eğitim ve mesleki gelişim alanına yönlendirilmesini isteyen Carney, jeoloji bilimleri ile modern teknolojilerin Suudi Arabistan'ın madencilik sektöründe sürdürülebilir istihdama dönüştürülmesinin hedeflenmesi gerektiğini ifade etti.

Kanada'daki eğitim kurumlarının, örneğin Niagara College'ın, ulusal iş gücünün yetiştirilmesi, dijital ve teknik becerilerinin geliştirilmesi ile yapay zekâ teknolojilerinin benimsenmesine katkı sağlayabilecek kapasiteye sahip olduğunu belirtti.

Carney ayrıca, bu iş birliğinin stratejik önemine dikkat çekerek, dünyadaki büyük madencilik şirketlerinin yaklaşık yüzde 40'ının farklı düzeylerde ortaklıklar içinde faaliyet gösterdiğini, bunun da ortak çalışma, operasyonel sistemlerin geliştirilmesi ile deniz taşımacılığı ve kontrollü risk yönetimi alanlarında yeni fırsatlar sunduğunu söyledi.

Carney konuşmasını, "Bizim doğamız ortaklık kurmaktır. Dünyanın güvenilir maden ve madencilik ortaklarına ihtiyaç duyduğu bir dönemde, bugün burada bu çabaların meyvelerini toplamak ve küresel pazarların ihtiyaçlarını karşılamak için birlikte bulunuyoruz" sözleriyle tamamladı.


ABD'de geçen yıl her gün 1200 kişi milyoner oldu

Servet uçurumunun büyüdüğü Amerika'da geçen yıl her gün yaklaşık 1200 kişi milyoner oldu (AFP)
Servet uçurumunun büyüdüğü Amerika'da geçen yıl her gün yaklaşık 1200 kişi milyoner oldu (AFP)
TT

ABD'de geçen yıl her gün 1200 kişi milyoner oldu

Servet uçurumunun büyüdüğü Amerika'da geçen yıl her gün yaklaşık 1200 kişi milyoner oldu (AFP)
Servet uçurumunun büyüdüğü Amerika'da geçen yıl her gün yaklaşık 1200 kişi milyoner oldu (AFP)

Amerika'da geçen yıl her gün yaklaşık 1200 kişi milyoner oldu ve ülkedeki servet uçurumu büyüyor.

Varlık yönetim şirketi UBS'nin yakın zamanda yayımladığı Küresel Servet Raporu'na göre 2025'te dünyada milyoner olanların yaklaşık yarısı ABD'de yaşarken, 440 binden fazla kişi milyonerler arasına katıldı.

ABD Merkez Bankası verilerine göre yılın ilk mali çeyreğinde ülkedeki servetin yüzde 31,6'sı en zengin yüzde 1'lik kesimde, yüzde 2,5'i ise en alt yüzde 50'lik kesimde bulunuyordu.

Finansal araştırma şirketi Moody's Analytics'in baş ekonomisti Mark Zandi, ocak ayında CBS News'a, "Hanehalkı serveti büyük ölçüde belirli kesimlerde toplanmış durumda ve bu yoğunlaşma giderek artıyor" diye konuşmuştu.

UBS raporuna göre küresel kişisel servet geçen yıl yüzde 10,8 arttı. Bu servetin yarısından fazlası ise ABD ve Çin ana karasında toplandı.

2002'de ABD vatandaşı olan Güney Afrikalı Elon Musk, roket şirketi SpaceX'in Nasdaq'ta halka arz edilmesiyle geçen ay dünyanın ilk trilyoneri olmuştu. Ancak SpaceX ve elektrikli otomobil şirketi Tesla'nın hisselerindeki satış dalgasının ardından net serveti iki haftadan kısa süre sonra 1 trilyon doların altına düşmüştü.

ABD Başkanı Donald Trump da geçen yıl büyük para kazandı. Geçen ay yayımlanan mal varlığı bildirimine göre, yaklaşık 1,4 milyar doları kripto para birimi kazançlarından olmak üzere en az 2,2 milyar dolar kazandı.

Öte yandan sıradan Amerikalılar market alışverişi ve benzin gibi temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor.

Mayısta yıllık enflasyon yüzde 4’ün üzerine çıkarak 2023’ten bu yana en yüksek seviyeye ulaştı.

Yönetimin mal ve hizmetlerin maliyetini takip etmek için kullandığı Tüketici Fiyat Endeksi'ne göre yıllık bazda gıda fiyatları yüzde 3,1, enerji maliyetleri ise yüzde 23,5 arttı.

Ocak ayında yapılan Economist/YouGov anketine göre Amerikalıların çoğu servet eşitsizliğini sorun olarak görüyor.

Amerikalıların yüzde 52'si zenginle fakir arasındaki uçurumun çok büyük bir sorun olduğunu düşünürken, yüzde 28'i bunun biraz büyük bir sorun olduğu görüşünde.

Yüzde 14'ü servet eşitsizliğinin küçük bir sorun olduğunu, sadece yüzde 6'sı ise sorun olmadığını belirtti.

Independent Türkçe


Ortadoğu, tanker savaşının faturasını ödüyor... Suudi Arabistan krizi alternatif lojistik ağıyla aşıyor

Umman'ın Musandam Yarımadası'ndan görülen Hürmüz Boğazı'ndaki gemiler. (Reuters)
Umman'ın Musandam Yarımadası'ndan görülen Hürmüz Boğazı'ndaki gemiler. (Reuters)
TT

Ortadoğu, tanker savaşının faturasını ödüyor... Suudi Arabistan krizi alternatif lojistik ağıyla aşıyor

Umman'ın Musandam Yarımadası'ndan görülen Hürmüz Boğazı'ndaki gemiler. (Reuters)
Umman'ın Musandam Yarımadası'ndan görülen Hürmüz Boğazı'ndaki gemiler. (Reuters)

Dünya ekonomisi derin bir resesyondan kaçınmaya çalışırken, Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından yayımlanan Dünya Ekonomik Görünüm (World Economic Outlook) güncellemesi küresel ekonomide keskin bir ayrışmaya işaret etti.

Rapora göre, yapay zekâ sektöründeki yatırım patlaması, verimlilik artışı ve ABD'nin vergi indirimleri, İran savaşı ve Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının yol açtığı ağır enerji şokuna rağmen küresel büyümeyi bu yıl yüzde 3 seviyesinde tutmayı başardı. Bu oran, IMF'nin nisan ayındaki yüzde 3,1'lik tahmininin hafif altında kaldı.

Ancak bu teknolojik ivmenin küresel ekonomiyi desteklemesine karşın, bölgesel maliyet son derece ağır oldu. Körfez'in en kritik deniz ticaret hattı olan Hürmüz Boğazı'nın uzun süre kapalı kalması nedeniyle IMF, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ekonomilerine ilişkin tahminlerini sert şekilde aşağı çekti.

Fon, bölge ekonomisinin 2026 yılında yüzde 0,5 daralmasını bekliyor. Bu, 2000'li yılların başından bu yana bölgenin en kötü ekonomik performanslarından biri olarak değerlendiriliyor. Petrol üreticileri ise hem üretim düşüşü hem de lojistik tedarik zincirindeki aksaklıklar nedeniyle ciddi baskı altında bulunuyor.

dfergt
Katar'a ait LNG (sıvılaştırılmış doğal gaz) tankeri Al Rakiyat'ın 2015 yılında çekilmiş arşiv fotoğrafı. (Reuters)

Bu tablo içinde Suudi Arabistan ekonomisi ise en dayanıklı ekonomilerden biri olarak öne çıktı. IMF, bu yılki büyüme tahminini yüzde 1,7'ye çekmesine rağmen, 2027 yılı için büyüme beklentisini yüzde 5,5'e yükseltti. Böylece Riyad'ın alternatif ihracat ve lojistik hatları sayesinde olumsuz senaryolara karşı direnç gösterdiği belirtildi.

Buna karşılık Irak, Kuveyt ve Katar'ın bu yıl geçici daralma yaşayacağı, bölgenin ise 2027'de güçlü bir toparlanma sürecine gireceği öngörüldü.

Enerji krizi enflasyonla mücadeleyi sekteye uğrattı

Son askeri gelişmeler, küresel petrol ve doğal gaz ticaretinin yaklaşık beşte birini etkileyen ciddi bir lojistik şoka neden oldu.

Stratejik petrol rezervlerinin devreye alınması ve ticari üretimin artırılması krizin etkisini kısmen hafifletse de enerji fiyatları savaş öncesine göre yüzde 25 ila 32 arasında yüksek seyretmeye devam etti.

rbrbrg
Suudi Arabistan'ın Yanbu kentindeki Kral Fahd Sanayi Limanı. (SPA)

Enerji maliyetlerindeki bu artış, küresel enflasyonla mücadelede son iki yılda kaydedilen ilerlemeyi de büyük ölçüde durdurdu.

IMF, 2026 yılı küresel enflasyon tahminini 0,3 puan artırarak yüzde 4,7'ye yükseltirken, para politikasındaki gevşeme sürecinin "sona ermediğini ancak geçici olarak duraksadığını" vurguladı.

Bölgenin yeni büyüme haritası

IMF'nin temel senaryosu, Hürmüz Boğazı'nın temmuz ayı ortasından itibaren kademeli olarak yeniden açılacağını ve Mart 2027'ye kadar tamamen normal işleyişine döneceğini öngörüyor.

Buna göre bölgedeki görünüm şöyle şekillendi:

Ortadoğu ve Kuzey Afrika: IMF, bölge ekonomisine ilişkin 2026 tahminini üç ay içinde ikinci kez aşağı yönlü revize ederek yüzde 1,1 büyüme beklentisini yüzde 0,5 daralmaya çevirdi. Böylece bölgenin, dünyada ekonomik küçülme yaşaması beklenen tek coğrafya olması öngörülüyor. Fon Araştırma Dairesi Başkanı Deniz Igan, 2027'de ihracatın toparlanması ve Hürmüz'deki ticaretin normale dönmesiyle ekonominin "V tipi" güçlü bir toparlanma yaşayacağını söyledi.

Irak, Kuveyt ve Katar: Enerji üretimi ve taşımacılığındaki aksamalardan en fazla etkilenen ülkeler arasında yer alan bu üç ekonominin bu yıl sert daralma yaşaması, ardından 2027'de çift haneli büyüme oranlarına ulaşması bekleniyor.

Türkiye: IMF, Türkiye ekonomisine ilişkin 2026 büyüme tahminini bu yıl ikinci kez aşağı çekerek yüzde 3,4'ten yüzde 2,9'a indirdi. Revizyonda zayıf iç talep, yükselen enerji maliyetleri ve sıkı finansal koşullar etkili oldu.

İran: Petrol ihracatının yılın başındaki dayanıklılığı nedeniyle tahminlerde sınırlı yukarı yönlü revizyon yapılmasına rağmen, yaptırımlar ve savaşın etkisiyle İran ekonomisinin 2026'da yüzde 5,4 küçülmesi bekleniyor. Ülkenin de 2027'de bölgesel toparlanmaya katılması öngörülüyor.

Suudi Arabistan'ın dayanıklılığı dikkat çekti

IMF'ye göre Suudi Arabistan ekonomisi, Körfez'deki komşularına kıyasla yaşanan şoktan "en az etkilenen" ekonomi konumunda bulunuyor.

Fon, nisan ayındaki raporuna kıyasla Suudi Arabistan'ın 2026 büyüme tahminini 1,2 puan aşağı çekerek yüzde 1,7'ye indirdi.

sadgrth6
Almanya'da bir akaryakıt istasyonunda benzin ve motorin fiyatlarının yer aldığı elektronik fiyat panosu. (DPA)

Buna karşılık 2027 yılı beklentisini 1 puan artırarak yüzde 5,5'e yükselten IMF, su yollarının yeniden açılmasıyla birlikte Suudi ekonomisinin güçlü büyüme sürecine gireceğini öngördü.

ABD ve Çin direnç gösterdi, en ağır darbeyi Avrupa aldı

IMF raporu, büyük ekonomilerin teknoloji yatırımları ve enerji bağımlılıklarına göre farklı performans sergilediğini ortaya koydu.

ABD: Dünyanın en büyük ekonomisinin 2026 büyüme tahmini yüzde 2,3 seviyesinde korundu. Yapay zekâ yatırımlarındaki güçlü artış, Başkan Donald Trump'ın 2025 vergi indirimleri ve hisse senedi piyasalarındaki yükseliş ekonomiyi destekleyen temel unsurlar oldu.

Çin: Dünyanın ikinci büyük ekonomisinin büyüme tahmini hafif yükseltilerek yüzde 4,6'ya çıkarıldı. Gayrimenkul sektöründeki sorunlar ve enerji şokuna rağmen kamu yatırımları, ihracat ve yüksek teknoloji üretimi ekonomiyi destekledi.

Asya: Yapay zekâ donanımı ve ekipmanlarının önde gelen ihracatçıları olan Tayvan, Güney Kore, Tayland ve Malezya güçlü büyüme performansı sergileyerek teknolojik talep artışından önemli ölçüde yararlandı.

Avrupa: Buna karşılık Avro Bölgesi, yükselen enerji fiyatlarından en fazla etkilenen bölgelerden biri oldu. Bölgenin büyüme tahmini yüzde 0,9'a gerilerken, Fransa için beklenti yalnızca yüzde 0,6 seviyesinde kaldı.

IMF'den yeni kriz uyarısı

IMF, küresel ekonominin beklenenden daha dirençli görünmesine rağmen raporunu güçlü bir uyarıyla tamamladı.

Fon Araştırma Dairesi Başkanı Deniz Igan, ABD ile İran arasında son saatlerde yeniden tırmanan askeri gerilimin küresel ekonomiyi "çok daha kötü bir senaryoyla karşı karşıya bırakabileceği" uyarısında bulundu.

Raporda ayrıca ülkelerin stratejik petrol rezervlerinin hızla tükenmesinin manevra alanını daraltacağı, bunun da emtia fiyatlarında sert dalgalanmalar, küresel ticarette yeni aksaklıklar ve teknoloji ile yapay zekâ piyasalarında aşırı iyimser beklentilerin ani ve sert şekilde düzelmesi riskini artıracağı belirtildi.