TCMB Başkanı Erkan: Enflasyonun ana eğiliminde de bir gerileme başladı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan, enflasyonun ana eğiliminde de bir gerileme başladığını belirterek, "Kasım ayı öncü göstergeleri aylık enflasyondaki gerilemenin devam edeceğine işaret etmekte" dedi

Hafize Gaye Erkan (AA)
Hafize Gaye Erkan (AA)
TT

TCMB Başkanı Erkan: Enflasyonun ana eğiliminde de bir gerileme başladı

Hafize Gaye Erkan (AA)
Hafize Gaye Erkan (AA)

Erkan, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı'nda, meslek kuruluşlarının sivil toplumun en önemli örgütlü yapıları olarak aynı zamanda kamusal nitelik de taşıdığını ve bu açıdan perspektiflerinin sanayicilerle paylaşılmasına büyük önem verdiklerini dile getirdi.

Fiyat ve finansal istikrarın sağlanmasının nihai çıktısının, yüksek, verimlilik artışlarından faydalanan, sürdürülebilir ve oynaklığı düşük bir büyüme olduğunun aşikar olduğunu belirten Erkan, "Enflasyonun yüksek ve oynak olduğu durumlarda, amaç, 'doğru' politika tasarımlarıyla kararlı bir şekilde dezenflasyon sürecini devam ettirmek ve sürdürülebilir büyüme için gerekli olan büyüme kompozisyona ulaşmak olmalıdır." ifadelerini kullandı.

Sürdürülebilir ve kaliteli bir büyümenin önündeki en büyük riskin varlık fiyatlarındaki oynaklık olduğunu kaydeden Erkan, "Varlık fiyatlarındaki oynaklığın da yüksek ve oynaklığı artmış enflasyondan kaynaklanıyor olması, enflasyon ile mücadeleyi her zamankinden daha elzem hale getirmiş bulunmaktadır. Bu konuda tüm paydaşlarda ve karar alıcılarda aynı algının oluşması ve mücadeleye dair olan kararlılık, enflasyonla mücadelede başarının ön koşuludur. Önceliğin dezenflasyon olması son derece önemlidir ve mücadelenin olmazsa olmaz ilk koşulu, bu ortak algı ve farkındalıktır." dedi.

Erkan, enflasyonla mücadelenin ikinci olmazsa olmaz koşulunun, doğru dezenflasyon politikalarının devreye sokulması halinde öngörülebilir enflasyon patikasının toplum geneli ve özellikle fiyat koyucular tarafından kabul ve itibar görmesi olduğuna dikkati çekerek, "Mevcut şartlar altında devrede olması beklenen cari yıl ve gelecek 3 yılın enflasyon öngörüleri, fiyat koyucuların fiyatlama ve bütçeleme süreçlerine temel teşkil ettiği oranda bu değerlerin yakalanması mümkün olan en düşük maliyet ile sağlanabilecektir. Bu patika gösterge olarak kabul görmediği oranda dezenflasyonun maliyeti artacak ancak bu durumda da patika üzerinde/yakınında enflasyon gerçekleşmesi amacından taviz verilmeyecektir. TCMB'nin hedeflerine varma konusundaki kararlılığına olan güvenin yüksekliği, bu patikaya oturmamızı kolaylaştıracak ve dezenflasyonun toplumsal refah maliyetini çok düşük düzeylere çekebilecektir." diye konuştu.

Ortalaması yüksek, sürdürülebilir ve oynaklığı düşük milli gelir büyümesinin olmazsa olmaz koşulu olan düşük enflasyonun, tek başına fiyat istikrarından çok daha geniş anlamda bir istikrara tekabül eder hale geldiğini dile getiren Erkan, Türkiye'nin artık bu istikrardan taviz verme lüksünün kalmadığını vurguladı.

"Özellikle büyükşehirlerde, kiralık ev ilanlarındaki fiyat artışlarında belirgin yavaşlama sinyalleri alıyoruz"

TCMB Başkanı Erkan, enflasyon görünümüne ilişkin bazı tespit ve öngörüleri de paylaştı.

Enflasyondaki yükselişten sonra, politika kararları etkilerinin devreye girmeye başlamasıyla beklentilerde ve beklenti dağılımında iyileşme işaretlerinin belirmeye başladığını anımsatan Erkan, şöyle devam etti:

Gelecekte enflasyonun ne olacağına dair beklentilerdeki düzelme, fiyat oluşumuna da yansımaktadır. Nitekim, fiyatlama davranışlarında da olumlu bazı gelişmeler yaşanıyor. Otomobil, beyaz eşya ve mobilya gibi para politikasından daha çok etkilenen ürün gruplarında fiyat artış hızı azalmakla kalmadı, uzun bir süreden sonra ilk kez indirimler görülmeye başlandı. Firmaların talepteki aşırılığın geri çekildiğini görerek fiyat indirimlerine başlamaları, hem tüketiciler için hem de rekabet ortamı için oldukça sevindiricidir. Attığımız adımlarla birlikte özellikle büyükşehirlerde, kiralık ev ilanlarındaki fiyat artışlarında belirgin yavaşlama sinyalleri alıyoruz. Parasal aktarım sürdükçe bu gözlemler daha da yaygınlık gösterecektir. Özetlediğim bu görünüm altında, enflasyonun ana eğiliminde de bir gerileme başladı. Kasım ayı öncü göstergeleri de aylık enflasyondaki gerilemenin devam edeceğine işaret etmektedir.

Enflasyon Raporu'nda da belirtildiği gibi yıllık enflasyonun mayıstaki baz etkisiyle tepe noktasına ulaştıktan sonra 2024'ün ikinci yarısında gerileyeceğini bildiren Erkan, baz etkilerinin ötesinde, enflasyondaki düşüş sürecinin birçok kanalla kendini göstereceğini ve bu süreç boyunca iki önemli gelişmenin yaygınlık kazanacağını söyledi.

Söz konusu gelişmeleri sıralayan Erkan, şunları kaydetti:

Birincisi, tüketicinin gelirinin değer kaybını engellemek için yaptığı ve tüketimdeki aşırılığı oluşturan kısım ortadan kalkacak. Aynı eğilim, altın, döviz ve gayrimenkul fiyatları üzerindeki baskının da yavaşlamasına yol açacak. İkincisi, döviz kurundaki istikrarın da katkısıyla aylık enflasyon üzerindeki şoklar azalarak maliyetlere ilişkin öngörülebilirlik artacak. Öncelikle dayanıklı mal gibi finansal koşullar ve beklentilere daha da duyarlı ürün fiyatlarında şimdiden hissetmeye başladığımız yavaşlama genele yayılarak devam edecek. Örneğin, otomobil ve beyaz eşyada son aylarda uzun zamandan sonra tekrar talebi canlandırmak için indirimler yapıldığını görmekteyiz.

Bu süreç esnasında, mal gruplarına ek olarak, maliyet gelişmelerini daha hızlı yansıtan ulaştırma ve yemek hizmetleri gibi hizmet gruplarında da fiyatlama davranışları normalleşecek. Firmaların haftada veya iki haftada bir fiyat değiştirildiği bir dönemden, dezenflasyon sürecinde fiyatların daha uzun süre geçerliliğini koruyacağı bir döneme geçeceğiz. Bu da enflasyonun ana eğiliminde hissedilir bir gerilemeye yol açacak.

"Enflasyondaki yavaşlama, ikinci çeyrekte üretici ve tüketici fiyatlarında hissedilecek"

TCMB Başkanı Erkan, yapısı gereği yılda bir kere fiyatın güncellendiği kira ve eğitim gibi kalemlerde de manşet enflasyon geriledikçe daha kademeli bir yavaşlamanın görüleceğini ve bu tür kalemlerde dezenflasyonun 2024 yılı sonu ve 2025'te daha hissedilir hale geleceğini aktardı.

Başlangıç koşullarının oluşmaya başladığını gördükleri emlak fiyatlarının enflasyonun gerisinde kalmaya başlayan artışlarının ve yeni kiralık fiyatlarında yatay seyrin de döviz kuruyla birlikte enflasyon beklentilerinin daha da iyileşmesine yol açacağına dikkati çeken Hafize Gaye Erkan, "Sonuç olarak, farklı sektörlerde farklı hızlarda gelişen enflasyondaki yavaşlamanın yılın ikinci çeyreğinde daha genel bir hal alarak hem üretici hem de tüketici fiyatlarında hissedileceğini öngörüyoruz." dedi.

"Kredi gelişiminin doğru bir hız ve kompozisyonda olmasını öngörüyoruz"

TCMB Başkanı Erkan, büyüme dinamiklerine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

Erkan, Türkiye'nin geçirdiği ekonomik gelişim süreci sonunda, artık büyümenin niteliğine odaklanması gereken bir noktaya ulaştığını, yüksek ve oynak enflasyonun ise bunun önündeki en önemli engel olduğunu, bu bağlamda talepteki dengelenme sürecini ekonominin sürdürülebilir gelişimi için anahtar nitelikte gördüklerini dile getirdi.

Erkan, "Yatırım, tüketim ve tasarruf arasında tercih yapan ekonomik oyuncular, göreli fiyatlar oynaklık sergilediğinde, uzun vadeli ve büyümeyi istikrarlı hale getirecek kararlar yerine daha kısa vadeli bir perspektife yönelmek durumunda kalır. Bu da uzun vadeli kararların gerektirdiği istikrar ve sürekliliği azaltarak ekonomide verimlilik artışları ve kaynak dağılımı üzerinde risk teşkil ediyor. Dezenflasyon öngörülebilirliği artırarak sanayimizin potansiyelinin gerektirdiği uzun vadeli kaynakların oluşmasını sağlayacaktır. Böylelikle reel sektör yatırımlarının ve teknolojik adaptasyonun ekonomik büyümeye olan katkısının kalıcı olarak artmasını hedefliyoruz. Tüm bu süreç boyunca kredi gelişiminin doğru bir hız ve kompozisyonda olmasını öngörüyoruz. Stratejik bir perspektifle hem finansmana erişim hem de finansman maliyet konusunda parasal sıkılaştırmanın doğru kalibrasyonunu yaparak gereken tedbirleri dezenflasyonla uyumlu olacak şekilde alıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

"Enflasyonun yüksek büyümenin maliyeti olduğu konusundaki algı yanlış"

Enflasyonun yüksek büyümenin maliyeti olduğu konusundaki yanlış algının, özellikle belli enflasyon eşik düzeyleri üzerinde büyümenin sürdürülebilirliğine çok ciddi engel teşkil ettiğine dikkati çeken Erkan, şunları kaydetti:

Dolayısıyla fiyat istikrarı ve bununla pekişecek olan finansal istikrar, sürdürülebilir büyümenin olmazsa olmazıdır. Bununla birlikte dezenflasyonun her koşul ve durumda kaçınılmaz olarak büyümeden feragat yoluyla gerçekleşeceği yönündeki yanlış algı ve kaygılar kamuoyunda zaman zaman ifade edilmektedir. Oysa enflasyonun yüksek ve oynak olduğu durumlarda, enflasyon belli eşik değerlere gerileyene kadar, 'doğru' politika tasarımlarıyla büyümeden asgari düzeyde ödün vererek dezenflasyon süreci başlatılabilir. Büyüme-enflasyon ödünleşimi ise ancak enflasyondaki 'aşırılık' devre dışı bırakıldıktan sonra gelinen eşik değerlerde devreye girecektir. Bu noktada amaç, kararlı bir şekilde dezenflasyon sürecini devam ettirmek olmalıdır. Bu aşama daha zorlu bir dezenflasyon sürecine karşılık gelmekle beraber doğru politika tasarımları ve yeterli kredibilite ile çözülmeyecek enflasyon problemi yoktur. Para politikası adımlarımızın hedeflediğimiz etkilerinin tam olarak ortaya çıkmasının belli bir zaman alacağının bilincindeyiz. Öte yandan, söz konusu adımların olumlu etkilerini güçlü şekilde gözlemlemeye başladığımızı da ifade etmek isterim.

"Bireysel kredilerde normalleşme başladı"

Erkan, 2023 yılının ilk yarısında, kredi kartları ve taşıt kredileri öncülüğünde, bireysel kredi büyümesinin tarihsel ortalamaların oldukça üzerine çıktığını belirterek, aldıkları seçici kredi tedbirleri sonucunda, temmuz ayından itibaren bireysel kredilerde normalleşmenin başladığını söyledi.

4 haftalık büyüme oranlarının, bireysel kredilerde, zirveye çıktığı nisan ayı başındaki yüzde 7,4'ten, 17 Kasım itibarıyla yüzde 2,1'e gerilediğine işaret eden Erkan, şunları kaydetti:

Bu oran, taşıt kredilerinde yüzde 1,4'e inerken, ihtiyaç kredilerinde yüzde 1,3 civarında nispeten yatay seyretmektedir. Gerek tüketim gerekse borçlanma aracı olarak kullanılan bireysel kredi kartı ise yüzde 4 ile görece yüksek bir hızda seyretmekle birlikte, daha ılımlı bir patikaya doğru ilerlemektedir. Böyle olması ekonominin gelişim seyri içinde doğaldır. Politika adımlarımızın kredilerde yeterli finansal sıkılığı sağladığını değerlendiriyoruz. Bu noktada, aldığımız son karar sonrasında bireysel kredi kartı azami faiz oranlarında ve üye iş yeri azami komisyon oranlarında bir değişiklik olmayacağını sizlerle paylaşmak isterim. Bireysel kredilerde israf ve enflasyona yol açan aşırılık giderilirken, ticari krediler ise süreklilik göstererek üretim kapasitesine katkıda bulunmaktadır.

2023'ün ilk yarısında görülen hızlanmanın ardından, ticari kredi büyümesi mayıs ayı sonunda durma noktasına gelmişti. Gerek öncesindeki aşırılık gerekse sonrasındaki ani duruş hem firmalarımız hem de bankacılık sistemi için sağlıklı değildir. Bu değerlendirme ışığında hızla harekete geçerek piyasa mekanizmasının yeniden tesisini sağladık. Böylece, reel sektöre Türk lirası cinsinden kredi akışının toparlanmasıyla ticari kredi büyümesi dengeli ve sürekli bir yapıya kavuşmuştur. Kredi piyasası mekanizmasının işlevselliğindeki iyileşme, özel ve kamu bankaları ayrımında da kendini göstermiştir. Özel bankalar da ticari kredi büyümesinde etkin bir rol üstlenir hale gelmiştir.

Erkan, ayrıca, haziran ayı öncesinde ticari kredilerin ağırlıklı olarak KOBİ segmenti firmalara tahsis edilirken, son aylarda bu dağılımda da bir normalleşme gözlemlendiğini bildirdi.

Kurumsal firmaların, finansmana erişimi iyileşirken ticari kredi kullanımlarındaki payının arttığını dile getiren Erkan, "Mayıs-haziran döneminde durma noktasına gelen yatırım ve ihracat kredileri, temmuz-eylül döneminde toparlanarak altı katın üzerinde bir artış göstermiştir." ifadelerini kullandı.

Erkan, TCMB aracılığıyla kullandırılan reeskont ve yatırım taahhütlü avans kredilerinde bu dönemde belirgin bir artış gözlendiğini aktardı.

Reeskont ve yatırım taahhütlü avans kredilerinin ticari kredi kompozisyonuna hedeflenen yönde önemli bir katkı sunduğunu hatırlatan Erkan, "21 Temmuz ve 12 Eylül'de ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetler reeskont kredisi günlük kullanım limitinde yapılan güncellemelerle günlük limitler önceki düzeyine göre toplamda 10 kat artırılarak 3 milyar lira seviyesine yükseltilmiştir." değerlendirmesinde bulundu.

"Sanayicilerimizden beklentimiz yatırımlara ağırlık vermeleri, Türkiye'ye her koşulda destek olmaya devam etmeleri"

TCMB Başkanı Erkan, reeskont kredisi kullanımında yüzde 30 ilave ihracat bedeli satış koşulunun kaldırıldığını ve reeskont kredi vadesi boyunca verilen döviz almama taahhüdünden, ithalat ödemeleri kapsamındaki döviz alımlarının istisna tutulduğunu vurgulayarak böylelikle, kredi erişiminde çok önemli bir gelişim sağlandığını söyledi.

Geçen hafta reeskont kredileri ile yatırım taahhütlü avans kredilerine yönelik yeni düzenlemeler yaptıklarını ifade eden Erkan, şöyle devam etti:

Bu kapsamda, ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetler reeskont kredilerinde toplam faiz maliyetine üst sınır getirdik. İskonto oranını azami yüzde 25,93'te sabit tuttuk. Bu, kredi faizlerinin seviyesi düşünüldüğünde, ihracatçımıza sunulan çok güçlü bir destektir. Reeskont kredilerinin yüzde 75'inin firmalara ilave teminat maliyeti oluşturmadan verilmesini hedefliyoruz. Bu konuda önemli bir mesafe kaydedildi. Eximbank’ın sermayelendirilmesi ve teminat niteliğinin çeşitlendirilmesi üzerinde ilgili taraflarla çalışıyoruz. Ayrıca, ticari bankalarımızın reeskont kredilerindeki payının artırılması üzerinde de duruyoruz. Buna ek olarak, yatırım taahhütlü avans kredisi uygulama çerçevesini yeniden yapılandırarak 3 yıl boyunca toplam 300 milyar Türk lirası limit tahsis ettik. Yatırımlara ilişkin süreci ilgili kurumlarla birlikte stratejik bir çerçevede yürütmekteyiz. Yeni çerçevesiyle güçlendirilmiş YTAK (Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi) programıyla cari dengeye katkı verecek ve dolaylı etkileri döviz kuru ve fiyat istikrarı üzerinde hissedilecek alanlarda üretim kapasitesinin artışını hedefliyoruz. Bu kararlarımızdan da anlaşılacağı üzere, firmaların finansmana erişimini ve finansman koşullarını desteklemeye devam etmekteyiz. Sağlanan bu imkanlarla sanayicilerimizden beklentimiz yatırımlara ağırlık vermeleri, uygulanan programa ve Türkiye'ye her koşulda destek olmaya devam etmeleridir.

"Piyasalarda öngörülebilirlik artmaya başladı"

Erkan, "Türk lirasına geçiş zamanı gelmiştir. Bunun en doğrudan yansımalarını mevduat gelişmelerinde görüyoruz. Türk lirası tasarruf araçlarına ve özellikle vadeli mevduata olan talep artmıştır. 17 Kasım itibarıyla sadece 12 hafta içerisinde, Türk lirası mevduat 1,7 trilyon Türk lirası artarken, kur korumalı mevduat 601 milyar Türk lirası ve döviz cinsi mevduat da yaklaşık 3 milyar dolar gerilemiştir." bilgisini verdi.

Türk lirasına geçişi kuvvetlendiren sadeleştirme adımlarının, milli para ile tasarrufu özendirerek para politikasının etkinliğini artırdığına işaret eden Erkan, Türk lirası mevduat güçlenirken ve kur korumalı ile döviz cinsi mevduatın gerilediğini, rezervlerin de çok güçlü bir artış eğiliminde olduğunu dile getirdi.

Erkan, şunları kaydetti:

17 Kasım itibarıyla, brüt uluslararası rezervler, mayıs sonuna kıyasla 36 milyar dolar artış göstererek 134 milyar doların üzerine çıkmıştır. Bu aynı zamanda son 9 yılın da en yüksek seviyesidir. Yakın dönemde rezervlerde gözlenen artışta Batılı fon girişlerinin de etkisi görülmüştür. Son dönemde uygulamaya koyduğumuz politikalarla kısa zamanda önemli bir aşama kaydettik. Piyasalarda öngörülebilirlik artmaya başladı. Sıkı parasal duruş ve makro ihtiyati sadeleşmeyi içeren politika normalleşmesi, CDS primini önemli ölçüde etkilemiştir.

Mayıs ayında 700 baz puan seviyesinde olan 5 yıllık CDS primi, yakın coğrafyamızı etkileyen jeopolitik gelişmelere rağmen 339 baz puan seviyelerine kadar gerilemiştir. Türkiye'ye olan yatırımcı güveni finansman koşullarında belirgin bir iyileşmeye yol açmakta, bu da döviz kurundaki istikrara önemli bir katkı sunmaktadır. Beklentilerin iyileşmesi sürecinin bir parçası olarak, döviz kuru oynaklığında kayda değer bir düşüş gözlenmekte. Bir ay vadeli dolar/Türk lirası opsiyonların ima ettiği oynaklık, mayıs ayında kaydedilen yüzde 60 civarından, keskin bir düşüşle yüzde 10 seviyesinin altına gerilemiştir.

Gerek parasal sıkılaştırma gerek sadeleştirme adımları sayesinde getiri eğrisinin normalleştiğini ve sabit getirili Türk lirası varlıklara olan iç ve dış ilginin önemli ölçüde arttığını bildiren Erkan, "Türk lirasına geçiş zamanının geldiğine uluslararası yatırımcıların da inanmaya başladığını rapor, beklenti, ilgi ve girişler üzerinden izlemekteyiz. Ülkemiz varlıklarına olan talebin artmasıyla fiilen girişlerin de artmaya başladığını görüyoruz. Girişlerin makro finansal istikrarı güçlendirerek, zamana yayılarak gerçekleşmesini öngörüyoruz. Önümüzdeki dönemde de rezervlerimizdeki artışı kalıcı kılarak Türk lirası varlıklara olan dış talebin gelişimini ülkemiz için en iyi şartlarda tesis eden bir anlayışla destekleyeceğiz." ifadelerini kullandı.

"TL'ye geçiş zamanının geldiğine inanıyoruz"

"TL'ye geçiş zamanının geldiğine inanıyoruz." diyen Erkan, "Bunun en doğrudan yansımalarını mevduat gelişmelerinde görüyoruz." ifadesini kullandı.

Erkan, "Üzerimize düşeni yaparken 'algı, kabul, itibar' üçlüsü devreye girmiyorsa enflasyonu daha yüksek bir maliyetle de olsa bu patikaya oturtmaya kararlıyız." dedi.



Çin'deki emlak krizi ağırlaşıyor: Dev şirket zorda

Country Garden hisseleri yüzde 10'dan fazla değer kaybetti (Reuters)
Country Garden hisseleri yüzde 10'dan fazla değer kaybetti (Reuters)
TT

Çin'deki emlak krizi ağırlaşıyor: Dev şirket zorda

Country Garden hisseleri yüzde 10'dan fazla değer kaybetti (Reuters)
Country Garden hisseleri yüzde 10'dan fazla değer kaybetti (Reuters)

Çin'in en büyük emlak ve gayrimenkul şirketi Country Garden hakkında tasfiye dilekçesi verildi.

Hong Kong merkezli Ever Credit'in şirkete verdiği 204,5 milyon dolarlık krediyi geri alamadığı belirtildi.

Ekimde yurtdışı borçları için temerrüde düşen şirket, dilekçeye kararlı bir şekilde karşı çıktıklarını açıkladı. Açıklamada dilekçeyle ilgili ilk duruşmanın 17 Mayıs'ta görüleceği ifade edildi. 

Finans şirketi iFast'ten Jason Sze, BBC'ye yaptığı açıklamada, "Country Garden'a karşı tasfiye dilekçesi verilmesi bizim için sürpriz olmadı" diyerek şirketin kötüleşen durumuna dikkat çekti.

Geçen ay Hong Kong'da bir mahkeme Country Garden'ın rakibi emlak devi Evergrande'nin tasfiye edilmesine karar vermişti.

Çin'de yaşanan emlak krizinin sembolü haline gelen Evergrande'nin 300 milyon dolardan fazla borcu olduğu açıklanmıştı.

Görülen dava sonucu Evergrande'nin yeniden yapılandırma stratejisini belirlemek için şirket yönetimine tasfiye memurları atanmıştı. 

Tasfiye süreci şirketin varlıklarına el konulması veya satılmasıyla sonuçlanabiliyor.

Ancak Çin hükümetinin, krizdeki şirketlerin tasfiye edilerek gayrimenkul projelerinin durdurulmasına sıcak bakmayacağı düşünülüyor. Zira ülkedeki binlerce çalışan, ödemelerini çoktan yaptıkları evlerin teslim edilmesini bekilyor.

Çin'de emlak sektörü, 2021'de şirketlerin borçlanma miktarını azaltacak tedbirlerin ardından büyük bir finansal sıkıntı içine girmişti. O günden bu yana birkaç büyük emlak şirketi borçlarını ödeyemeyerek temerrüde düşmüştü.

 

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Bitcoin'in fiyatı Kasım 2021'den bu yana ilk kez 60 bin doları geçti

AA
AA
TT

Bitcoin'in fiyatı Kasım 2021'den bu yana ilk kez 60 bin doları geçti

AA
AA

Analiz şirketi Coinmarketcap'in verilerine göre, Bitcoin dahil küresel kripto para piyasasının değeri 24 saatte yüzde 3,3 artarak 2 trilyon 230 milyar doları aştı.

En büyük kripto para birimi Bitcoin, spot Bitcoin ETF'lerine yatırım artışının sürdürmesiyle son 24 saatte yüzde 6'dan fazla değer kazandı.

Büyük merkez bankalarının bu yıl faiz oranlarını düşürmeye başlayarak daha destekleyici bir para politikasına yöneleceğine ilişkin beklentiler de Bitcoin'deki artışı destekliyor.

Bugün TSİ 16.25 itibarıyla 60 bin 500 dolardan işlem gören Bitcoin, Kasım 2021'den bu yana en yüksek değerine ulaştı. Bitcoin'in haftalık değer kazancı da yüzde 18'i aştı.

Bitcoin geçen yıl yaklaşık yüzde 157 değer kazanmıştı.

Analistler, nisanda gerçekleşecek ve yeni Bitcoin arzını azaltacak yarılanma (halving) süreci nedeniyle kripto paranın fiyatındaki yukarı yönlü ivmenin sürebileceğine işaret ediyor.

Bitcoin'in fiyatı, Mayıs 2020'deki son yarılanma sürecinin ardından Kasım 2021'de rekor seviyeye ulaşmıştı.

Piyasa değeri bakımından 2. sırada yer alan Ethereum da son 24 saatte yüzde 2,6 değer kazanarak 3 bin 339 dolar seviyesine ulaştı. Ethereum da 2021'de 4 bin doların üzerine çıkarak rekor kırmıştı.

ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), 11 farklı spot Bitcoin ETF başvurusunu 11 Ocak'ta onaylamıştı.


Yüksek enflasyon ve ekonomik krize maruz kalan İranlılar seçimlere ilgisiz

İranlı bir öğrenci Tahran Üniversitesi’nin girişinde seçim posterlerinin yanından geçiyor (EPA)
İranlı bir öğrenci Tahran Üniversitesi’nin girişinde seçim posterlerinin yanından geçiyor (EPA)
TT

Yüksek enflasyon ve ekonomik krize maruz kalan İranlılar seçimlere ilgisiz

İranlı bir öğrenci Tahran Üniversitesi’nin girişinde seçim posterlerinin yanından geçiyor (EPA)
İranlı bir öğrenci Tahran Üniversitesi’nin girişinde seçim posterlerinin yanından geçiyor (EPA)

Parlamento ve Uzmanlar Meclisi seçimleri için 1 Mart’ta sandığa gidecek olan İranlılar, iyi bir aday seçmekten çok, zorlu yaşam koşullarıyla ilgileniyor.

İranlılar yüksek enflasyondan endişe ederken, yetkililerin ısrarına rağmen, seçim konusunda kamuoyunun dikkatini çekmede zorluk yaşanıyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre, adayların seçim kampanyası posterlerindeki vaatleri ‘yolsuzlukla mücadeleden, ekonomik durumu iyileştirmeye’ kadar çeşitlilik gösteriyor.

Ancak pek çok seçmenin zihnindeki ekonomik zorluklar, ülkenin uluslararası yaptırımlar ve hızla artan enflasyon nedeniyle sıkıntı çektiği bir dönemde, gerçekten de en can yakıcı konu.

Güven krizi

Pek çok kişi, hızlı bir çözümün ufukta göründüğünden şüphe ediyor.

Bunlardan biri olan emekli Ali Asgari (62), politikacıların ‘boş sloganlara son vermesini’ istedi.

Asgari, AFP muhabirine yaptığı açıklamada şunları söyledi;

Ekonomik durum son derece sıkıntılı. Vatandaşlar çok fazla yalan duyuyor ve seçimlere olan güvenlerini kaybetti. Ailemde hiç kimse seçimlere katılmaya istekli değil.

Nevruz’dan haftalar önce, çarşı ve pazarlar kalabalık.

Ancak Asghari’ye göre, ekonomik durum büyük endişe yarattığı için İranlılar bir şey satın almadan, sadece fiyatlara bakıp geçiyor.

Giyim mağazasının önünde duran Mehdi ise, “Bir şey satın almak isteyenlere ürünün fiyatını söylediğimde şikayet edip, hükümete hakaret ediyorlar” dedi.

58 yaşındaki mağaza sahibi, oy vermek için sandık başına gitmeyeceğini söyledi.

dcefver
26 Şubat’ta Tahran’da bir metro trenindeki yolcular (AFP)

Uzmanlar, seçime ‘katılmama’ oranının 45 yıl önce İran İslam Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana en yüksek seviyeye ulaşacağı ihtimalini göz ardı etmiyor.

Ülke genelindeki resmi rakamlara göre, 2020 yılındaki parlamento seçimlerinde katılım oranı yüzde 42,57 olarak kaydedildi.

İran parlamentosundaki 290 sandalyenin 30’unu elinde bulunduran, ülkenin en büyük seçim bölgesi olan Tahran’da bu oy yaklaşık yüzde 23’e kadar geriledi.

İran genelinde gergin ekonomik durum, siyasi huzursuzluğu artırdı.

Devlet televizyonunun anketi

İranlı yetkililerin ‘seçime katılma çağrısına’ rağmen, İran devlet televizyonunun yakın zamanda gerçekleştirdiği bir kamuoyu yoklaması, ankete katılanların yarısından fazlasının seçimlere kayıtsız kaldığını ortaya çıkardı.

85 milyonun üzerinde nüfusa sahip İran’daki birçok kişi için en büyük sorun, yüzde 50’ye yakın yıllık enflasyon, yüksek tüketici fiyatları ve değeri hızla düşen para birimi.

Pek çok insanın artık yeni kıyafet almaya parasının yetmediğini söyleyen 21 yaşındaki tekstilci Fatma, “İranlılar yeni bir parlamento seçti diye her şey ucuzlamayacak” dedi.

fdevnufd
İranlı bir kız, Tahran’daki bir seçim mitinginde ‘Bu sefer farklı’ yazan bir döviz tutuyor (EPA)

Durumun tam tersine kötüleşeceğinden korktuğunu söyleyen Fatma, “Halkın ekonomik durumu berbat” diyerek, anlamlı bir değişime dair çok az umut beslemesine rağmen yine de oy vereceğini ekledi.

Ülkenin devasa petrol ve gaz rezervlerine rağmen, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın yeniden uyguladığı yaptırımlar nedeniyle hala zayıf olan ekonominin büyümesine ilişkin belirsizlik sürüyor.

Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi hükümetinin ekonomik durumun iyileşmesine ilişkin rakamlar sunmasına ve petrol satışına olanak sağlamasına rağmen, İranlıların yaşam durumu kötüleşiyor.

Durumu daha da kötüleştiren ise, Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili gerginlikler ve ardından Gazze Şeridi’nde İsrail ile Hamas arasında yaşanan savaş oldu.

Özel sektörde çalışan 40 yaşındaki Muhsin Omidbakş da, “Fiyatlar dramatik bir şekilde arttı. İnsanların cepleri boş, istediklerini alamıyorlar” şeklinde sitemde bulundu.

Boş sloganlar

Duvarlarda asılı olan, adayların seçim afişlerinde ‘ekonomide reform ve yolsuzlukla mücadele’ sözleri yer alıyor.

40 yaşındaki ev hanımı Masume, “Geçtiğimiz yıllar, seçim sloganlarının boş olduğu bize kanıtladı. Bunlar sadece söylemdi ve hiçbir eylem yoktu. Seçtiklerimizin de ekonomik durumu iyileştireceğini düşünmüyorum” diye konuştu.

1 Mart’ta yapılacak seçimler, Kürt genç kız Mahsa Amini’nin, Eylül 2022’de başörtüsünü kurallara uygun takmadığı gerekçesiyle alındığı gözaltında ölmesinin ardından İran’ı sarsan yaygın protesto hareketinden bu yana ilk seçim olacak.

Eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin grubu olan Ilımlılık ve Kalkınma Partisi’nden aday olan Muhammed Bagher Nobakht, seçim öncesinde İran için koşulların ‘elverişli olmadığını’ söyledi.

Nobakht, protestolara atıfta bulunarak, “Geçen sene tanık olduğumuz gibi bazen sokağa taşan bir memnuniyetsizlik var” dedi.

dsvefv
İranlı bir adam Tahran’daki bir sokakta seçim propagandası yapan bir arabanın yanında yürüyor (EPA)

Yerel basında çıkan haberlere göre, adayları incelemekle görevli hukukçular, 15 bin 200 kişinin (başvuran 49 bin adayın üçte birinden azı) parlamentoya aday olmasını onayladı.

Reformist politikacılar, başvuruda bulunan reformistlerden yalnızca 20 ila 30’unun adaylığının onaylandığını bildirdi.

Nobakht geçen ay düzenlediği basın toplantısında, bunun seçmen coşkusunu daha da azalttığını iddia etti.

Birçok reformist ve ılımlı adayın dışlanmasının ardından, yeni parlamentonun katı muhafazakarların kontrolünde kalmasından duyduğu üzüntüyü de dile getirdi.

Nobakht, mevcut parlamentonun ülkenin çeşitli meşru çıkarlarının tümünü temsil etmediğini belirterek, halk arasında artık önemli bir yere sahip olmadığını da sözlerine ekledi.

Tekstilci Fatma da, yeni parlamentonun farklı olacağına dair pek umudu olmadığını dile getirerek, “Parlamento yoksulları değil, yalnızca güçlü ve zengin sınıfı temsil ediyor” dedi.

78 yaşındaki emekli Ali Muhammed Abşari, biraz daha iyimser bakarak, “Belki de nitelikli ve düzgün insanlar parlamentoya girerse durum daha iyi olur. Oy vereceğim çünkü bunu yapmak İslami görevimizdir” diye konuştu.


Apple, elektrikli otomobil çalışmalarını iptal ediyor

AA
AA
TT

Apple, elektrikli otomobil çalışmalarını iptal ediyor

AA
AA

ABD'li teknoloji devi Apple'ın, elektrikli otomobil üretmeye yönelik çalışmalarını sonlandıracağı ve bu birimdeki birçok çalışanın üretken yapay zeka projelerine odaklanacağı bildirildi.

Bloomberg'in konuya ilişkin haberinde, iki yönetici tarafından şirket içinde yapılan duyurunun, elektrikli otomobil projesinde görevli yaklaşık 2 bin çalışanı şaşırttığı aktarıldı.

Yöneticilerin, çalışanlara projenin sona ermeye başlayacağını ve ekipteki birçok çalışanın yapay zeka bölümüne kaydırılacağını söylediği belirtilen haberde, söz konusu personelin Apple için giderek daha önemli bir öncelik haline gelen üretken yapay zeka projelerine odaklanacağının bildirildiği kaydedildi.

Haberde, Apple'ın elektrikli otomobil ekibinde yüzlerce donanım mühendisi ve otomobil tasarımcısının bulunduğu ve bu çalışanların diğer Apple ekiplerindeki işlere başvurmalarının mümkün olduğu ifade edildi.

İşten çıkarmaların da olacağı kaydedilen haberde, ancak işten çıkarmalarının kapsamının belli olmadığı ifade edildi.


Panama ve Süveyş'teki aksaklıklar küresel LNG ticaretinin yüzde 10'unundan fazlasını etkiliyor

(Arşiv-AA)
(Arşiv-AA)
TT

Panama ve Süveyş'teki aksaklıklar küresel LNG ticaretinin yüzde 10'unundan fazlasını etkiliyor

(Arşiv-AA)
(Arşiv-AA)

Oxford Enerji Çalışmaları Enstitüsü'nün son yayımladığı rapora göre, Panama Kanalı'nda gemi geçişlerine getirilen kısıtlamalar ve kuraklık nedeniyle, kanal üzerinden sevk edilen LNG hacmi Ağustos 2023-Ocak 2024 döneminde üçte iki düşüş gösterdi. Söz konusu ticaret hacminin şubatta sıfıra düşebileceği öngörülüyor.

Kızıldeniz'de Husilerin gemilere yönelik saldırıları sonucunda 12 Ocak'tan bu yana Kızıldeniz'den LNG kargosu geçmediğine işaret edilen raporda, "2023'te küresel LNG ihracatının yüzde 8'i Süveyş Kanalı, yüzde 2,5'i ise Panama Kanalı üzerinden gerçekleştirilmiştir. Bu noktalardaki kesinti, küresel LNG ticaretinin yüzde 10'undan biraz fazlasını etkilemektedir." ifadeleri kullanıldı.

Kanallarda yaşanan aksaklılar Atlantik ve Pasifik Havzaları arasındaki nakliyeyi engellemiyor, ancak LNG kargolarının daha uzun rotalar üzerinden yeniden yönlendirilmesi sevkiyat kapasitesini azaltıyor.

Raporda bunun sonucu olarak geçen yıl 400 milyon ton olan küresel LNG arzının 5,4 milyon ton azalabileceği kaydedilerek, "Küresel arzdaki bu küçük azalma, küresel LNG talebindeki dalgalanmalara kıyasla nispeten sınırlıdır ve Avrupa ile Asya gösterge LNG fiyatlarındaki sınırlı tepkiyi açıklayabilir." öngörüsü paylaşıldı.

Kesintinin öncelikle Katar'dan Avrupa'ya ve ABD, Rusya, Cezayir ve Mısır'dan Asya'ya yapılan teslimatları etkilediğine dikkat çekilen raporda, şunlar kaydedildi:

Sonuç olarak kargolar Ümit Burnu (Güney Afrika) üzerinden yeniden yönlendiriliyor ya da başka pazarlara yönlendiriliyor. Daha uzun rotalar, daha yüksek nakliye maliyetleri ve belirli bir süre içinde her bir gemi tarafından teslim edilebilecek daha küçük bir LNG hacmi anlamına gelir. Bu ek maliyetler ancak kesintinin Avrupa ve Asya'daki LNG ithalat fiyatlarının yükselmesine neden olması halinde daha yüksek satış fiyatları yoluyla telafi edilecektir.


Bakan Şimşek'ten kredi kartı ile ilgili haberlere açıklama

Mehmet Şimşek (AA)
Mehmet Şimşek (AA)
TT

Bakan Şimşek'ten kredi kartı ile ilgili haberlere açıklama

Mehmet Şimşek (AA)
Mehmet Şimşek (AA)

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kredi kartı kullanımında taksit uygulamasının kaldırıldığı iddialarına yanıt vererek, "Vatandaşlarımızdan istirham ediyorum, lütfen bizden duymadığınız hiçbir habere itibar etmeyiniz." ifadesini kullandı.

Şimşek, sosyal medya hesabından, Dezenformasyonla Mücadele Merkezinin "Kredi kartına taksit kaldırıldı" iddialarının doğru olmadığına ilişkin paylaşımını alıntılayarak konuya ilişkin değerlendirmede bulundu.

Piyasalarda tedirginlik ve güvensizlik oluşturmaya yönelik kasıtlı haberlerin dolaşıma sokulduğunu bildiren Şimşek, şunları kaydetti:

Orta Vadeli Program'ımızda uygulayacağımız politikaları net şekilde ortaya koyduk. Kurala dayalı ve öngörülebilir politikalarımız seçim sonrası dönemde de aynen devam edecektir. Bu çerçevede vatandaşlarımızdan istirham ediyorum, lütfen bizden duymadığınız hiçbir habere itibar etmeyiniz.

Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, "kredi kartına taksit kaldırıldı" iddialarını yalanlamıştı

Dezenformasyonla Mücadele Merkezinden yapılan açıklamada, bazı sosyal medya hesaplarında yer alan "kredi kartına taksit kaldırıldı" iddiasının doğru olmadığı belirtildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

Hazine ve Maliye Bakanlığı veya ilgili kuruluşlar tarafından, kredi kartı kullanımlarında taksit uygulamasının kaldırılmasına ilişkin hayata geçirilmiş herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Kredi kartları konusunda doğru olmayan bilgiler üzerinden, piyasanın işleyişini bozabilecek mesnetsiz ve spekülatif açıklamalar yapıldığı tespit edilmiştir. Resmi kurum ve yetkililerin dışında yapılan açıklamalara itibar etmeyiniz.


Suudi Arabistan, Ticaret Bakanı ile İsrailli yetkili arasında görüşme iddialarını yalanladı

Ticaret Bakanı Dr. Macid Kasabi, Dünya Ticaret Örgütü’nün Abu Dabi’deki Bakanlar Toplantısı’na katılımı sırasında (X platformundaki hesabı)
Ticaret Bakanı Dr. Macid Kasabi, Dünya Ticaret Örgütü’nün Abu Dabi’deki Bakanlar Toplantısı’na katılımı sırasında (X platformundaki hesabı)
TT

Suudi Arabistan, Ticaret Bakanı ile İsrailli yetkili arasında görüşme iddialarını yalanladı

Ticaret Bakanı Dr. Macid Kasabi, Dünya Ticaret Örgütü’nün Abu Dabi’deki Bakanlar Toplantısı’na katılımı sırasında (X platformundaki hesabı)
Ticaret Bakanı Dr. Macid Kasabi, Dünya Ticaret Örgütü’nün Abu Dabi’deki Bakanlar Toplantısı’na katılımı sırasında (X platformundaki hesabı)

Resmi bir Suudi kaynak, Ticaret Bakanı Dr. Macid Kasabi ile İsrailli bir yetkili arasında görüşme yapıldığı yönünde sosyal medyada yer alan iddiaları yalanladı.

Suudi kaynak, iddialara kaynak olan videonun, Dünya Ticaret Örgütü’nün Abu Dabi’deki 13. Bakanlar Konferansı’nın başlamasından hemen önce, Kasabi Nijerya Ticaret Bakanı ile birlikteyken çekildiğini açıkladı.

Söz konusu kaynak, “Bu süre zarfında bir kişi Kasabi’yi selamlamak için yaklaştı ve İsrail hükümetinin Ekonomi Bakanı olarak kimliğini ancak olaydan sonra açıkladı. Kasabi’nin bu kişinin kim olduğuna dair önceden hiçbir bilgisi yoktu” dedi.

Suudi Arabistan’ın Filistin meselesindeki sarsılmaz duruşunu yineleyen kaynak, Filistin halkının İsrail’in saldırıları karşısındaki kararlılığına verdiği desteği vurguladı.

 


Hindistan ekonomisi, Çin'e nasıl bir alternatif sunuyor?

73 yaşındaki Modi, 2014'ten bu yana Hindistan'ı yönetiyor (Reuters)
73 yaşındaki Modi, 2014'ten bu yana Hindistan'ı yönetiyor (Reuters)
TT

Hindistan ekonomisi, Çin'e nasıl bir alternatif sunuyor?

73 yaşındaki Modi, 2014'ten bu yana Hindistan'ı yönetiyor (Reuters)
73 yaşındaki Modi, 2014'ten bu yana Hindistan'ı yönetiyor (Reuters)

ABD merkezli yayın kuruluşu CNN, Hindistan Başbakanı Narendra Modi'nin ekonomi politikalarının Çin'e nasıl bir alternatif yarattığını yazdı.

Tüm dünyadan finans uzmanlarının Hindistan'ın 2014'ten bu yana Modi yönetiminde geçirdiği iki dönemde kaydettiği ilerlemenin farkında olduğunu belirten CNN, Hintli liderin 2025'e kadar ülkeyi 5 trilyon dolarlık bir ekonomiye dönüştürmeyi hedeflediğini hatırlattı.

Çin'in çok sayıda ekonomik problemle uğraştığı ve sermayenin ülkeden kaçmaya başladığı belirtilirken, Hindistan'daki atmosferse bunun tam tersi.

2021'deki zirve noktalarının ardından düşüşe geçen Şanghay, Shenzhen ve Hong Kong borsaları son yıllarda 5 trilyon dolarlık değer kaybına uğradı.

Ülkedeki doğrudan yabancı yatırımlarsa ocakta, geçen yılın aynı ayına oranla yüzde 12 azaldı.

Hindistan'daysa borsa tarihin en yüksek seviyesine ulaşmış durumda ve borsaya kote şirketlerin toplam değeri geçen yılın sonunda 4 trilyon doları geçti.

New York merkezli yatırım bankası Jefferies'in raporuna göre bu rakam 2030'a kadar iki kattan fazla artarak 10 trilyon dolara kadar ulaşabilir. 

Japonya da Çin'e alternatif arayan yatırımcıları kendine çeken ülkelerden biri. Yenin zayıflaması ve artan şirket kârlarıyla birlikte geçen hafta Tokyo borsası 34 yılın zirvesini görmüştü. Ancak ülke şu an resesyonda ve dünyanın en büyük üçüncü ekonomisi ünvanını Almanya'ya kaybetti.

Küresel borsa endeksi derleyicisi MSCI'ın verileri de Hindistan'a kayan ilgiyi doğrular nitelikte.

MSCI'dan bu ay yapılan açıklamada, gelişmekte olan pazarlarda Hindistan'ın ağırlığının yüzde 17,98'den yüzde 18,06'ya yükseldiği ifade edilirken, Çin'in ağırlığıysa yüzde 24,77'ye düştü.

IMF, gelecek mali yılda Hindistan'ın yüzde 6,5 oranında büyümesini beklerken, Çin'le ilgili büyüme tahminiyle yüzde 4,6'da kaldı. Jeffries analistleriyse Hindistan'ın 2027'ye kadar dünyanın en büyük üçüncü ekonomisi olacağını düşünüyor.

Çin'deki yerel siyasi risklerden kaçınmak isteyen yabancı şirketlerin sayısının arttığı bir dönemde, kurumsal yatırımcılar da şu anda çok ucuz görünmesine rağmen Çin borsasındaki şirketlerden hisse alma konusunda temkinli bir görüntü çiziyor.

Diğer yandan Hindistan, Batı'yla ve diğer büyük ekonomilerle iyi ilişkileriyle ve çok uluslu şirketlere yapılan ülkede fabrikalar kurma çağrısıyla dikkat çekiyor.

Hindistan'ı yakından takip eden piyasa gözlemcilerinin neredeyse tamamı bu yıl yapılacak seçimlerde Modi'nin yönettiği Hindistan Halk Partisi'nin (BJP - Bharatiya Janata Party) ipi göğüslemesinden yana.

Modi'nin yeni bir seçim zaferi elde etmesinin ülkenin ekonomi politikalarına öngörülebilirlik katacağı düşünülüyor.

Independent Türkçe


SABIC Tarımsal Gıda Yatırımları Şirketi’nin net karı, 2023 sonu itibarıyla yüzde 63,5 azaldı

Şirketin gelirleri yıllık bazda yüzde 42 azaldı (Şirketin web sitesi)
Şirketin gelirleri yıllık bazda yüzde 42 azaldı (Şirketin web sitesi)
TT

SABIC Tarımsal Gıda Yatırımları Şirketi’nin net karı, 2023 sonu itibarıyla yüzde 63,5 azaldı

Şirketin gelirleri yıllık bazda yüzde 42 azaldı (Şirketin web sitesi)
Şirketin gelirleri yıllık bazda yüzde 42 azaldı (Şirketin web sitesi)

Suudi Arabistan merkezli SABIC Tarımsal Gıda Yatırımları Şirketi’nin net karı, 2023 sonu itibarıyla 3,6 milyar riyal (960 milyon dolar) ile yüzde 63,5 azaldı.

Şirketin 2022’deki net karı, 10 milyar riyal (2,6 milyar dolar) olarak kaydedilmişti.

Dünyanın en büyük kimyasal gübre üreten şirketlerinden biri olan şirketin net karındaki bu düşüş, gelirlerin yıllık bazda yüzde 42 oranında azalarak, 11 milyar riyal (3 milyar dolar) olmasından kaynakladı.

Bunun nedeni, şirket ürünlerinin ortalama satış fiyatlarının yüzde 43 oranında, iştirak ve iş ortaklığının sonuçlarındaki payının ise yüzde 59 oranında azalması.


Mısır: Doların kara borsada değer kaybı fiyatlara neden yansımıyor?

Kahire'nin Abidin bölgesinde bir sebze pazarında dolaşan Mısırlı kadın (EPA)
Kahire'nin Abidin bölgesinde bir sebze pazarında dolaşan Mısırlı kadın (EPA)
TT

Mısır: Doların kara borsada değer kaybı fiyatlara neden yansımıyor?

Kahire'nin Abidin bölgesinde bir sebze pazarında dolaşan Mısırlı kadın (EPA)
Kahire'nin Abidin bölgesinde bir sebze pazarında dolaşan Mısırlı kadın (EPA)

Mısır'ın finans uzmanları kara borsa piyasasında doların değer kaybetmesiyle meşgulken bir yandan da uzmanlar ve yetkililer, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile Ras el-Hikme sahil bölgesinin geliştirilmesi için imzalamanın Mısır tarihindeki en büyük doğrudan yatırım anlaşmasının faydalarını gündem ediyor.  Ancak kamuoyunun en çok merak ettiği ve üzerinde durduğu konu "Fiyatlar ne zaman düşecek?" sorusu olmaya devam ediyor. Doların kara borsadaki düşüşüne rağmen, ürün ve mal fiyatlarının neden düşmediğine dair bir şaşkınlık var.

Yerel medya kaynaklarının bildirdiğine göre, resmi olarak dolar kuru 30,85 Mısır lirasında (egp) sabitlenirken, kara borsada doların fiyatı Pazar işlemleri sırasında 50 Mısır lirasının altına düşerek 48 - 49 Mısır lirasına kadar geriledi. Bu düşüş, birkaç hafta öncesine kadar 70 Mısır lirasına ulaşan doların, alım satım işlemlerinin tamamen durduğu bir ortamda yaşandı.

Buna bağlı olarak, son zamanlarda fiyatları hızla artan altının fiyatı kuyumcularda daha önce görülmemiş bir şekilde düştü. Bu durum sosyal medyada hemen yer buldu ve kullanıcılar, fiyat düşüşlerinin diğer mallara neden yansımadığına dair soruları gündeme getirdiler.

Raşa Kasım adlı sosyal medya kullanıcısı şöyle dedi: "Peki fiyatlar ne zaman düşecek, yoksa dolar yükseldiğinde fiyatlar artıyor da dolar düştüğünde yine mi artıyor? ... Biri bize bunu açıklasın." Diğer bir kullanıcı ise, yağ, şeker ve pirinç fiyatlarının altın ve doları kıskanarak düşmesini umduğunu belirtti.

Münir Vasfi adını kullanan bir hesapta ise şöyle yazıldı: "Altın ve doların bu şekilde düşmesi, inşallah yiyeceğimizin (falafel) tekrar büyük boy olacağının bir göstergesi."

Mısır Ticaret Odaları Birliği'nin Genel Sekreteri Dr. Ala Izze, gazetecilere yaptığı açıklamada aynı iyimserliği dile getirdi. Izze şöyle dedi: "Dolara bağlı tüm malların fiyatlarında önümüzdeki günlerde büyük bir düşüş olacak. Yakın dönemde fiyatlarda daha büyük bir düşüş bekliyoruz; çünkü doların düşmeye devam etmesiyle fiyatlar da düşecek ve önümüzdeki dönem için iyimseriz."

Fiyatlar konusu hükümetin de gündeminden uzak değildi; Başbakan Mustafa Medbuli, stratejik mallar ve ilaçlar için gereken döviz finansmanının sağlanması durumunu takip etmek üzere Pazar günü (dün) bir toplantı düzenledi. Toplantıda, piyasalarda stratejik malların sağlanma durumu ve özellikle buğday, yağ ve süt tozu gibi mallar için gerekli döviz finansmanının sağlanması ele alındı.

Başbakanlık Sözcüsü Muhammed el-Humsani, Merkez Bankası Başkanı'nın toplantıda, şu anda üzerinde çalışılan öncelikler ajandası olduğunu ve bunun başında stratejik mallar ve ilaçlar için döviz finansmanının sağlanmasının geldiğini belirttiğini söyledi. Toplantıda ayrıca, gümrüklerde bulunan gıda maddeleri, ilaç ve yemlerle ilgili bazı raporlar gözden geçirildi; şu anki toplam değerinin yaklaşık 1.3 milyar dolar olduğuna dikkat çekildi. Ayrıca, piyasaların son iyi haberlere tepki gösterdiği ve mısır ve soya fasulyesi fiyatlarında gerçekleşen düşüşe dikkat çekildi. Bu dönemde piyasa hareketlerinin sürekli olarak izlendiği vurgulandı.

Ras el-Hikme projesi anlaşmasının imzalanması, Mısır'a 35 milyar dolar girişini içerdiği için, ekonomi uzmanı Dr. Eşref Gurab, bu durumun yakın gelecekte ekonomik koşulların iyileşmesine ve enflasyon oranlarının düşmesine katkıda bulunacağını öngörüyor.

Gurab, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, milyarlarca dolarlık yabancı paranın Mısır'a akışının ardından bankalarda kullanıma sunulacağını belirtti. Böylece, doların resmi kurundan stratejik mallar, ham maddeler ve üretim malzemeleri ithal etmek isteyen ithalatçılar, sanayiciler ve üreticilere finansman sağlanacak. Bu durum, ithalatçıların kara borsadaki yüksek dolar kurundan ithal yapmadıkları için üretim maliyetlerini düşürecek. Sonuç olarak, üretim ve pazardaki mal arzı artacak. Bu da fiyatların düşmesine ve kısa vadede enflasyon oranlarının azalmasına katkı sağlayacak.

Uzman, fiyatların düşmesinin bir süreç olduğunu belirtiyor. Devlet bankalarına dövizin girmesi, ithalatçılara sağlanması ve ithalat işlemlerinin tamamlanması biraz zaman alacak. Ancak bu süreç, malların piyasada bulunabilmesi için çok uzun sürmeyecek. Yine de bu adımların yanı sıra, önümüzdeki dönemde hükümetin ve denetim kurumlarının piyasalar üzerinde sıkı bir denetim yapması gerekiyor. Tüccarların düşen yeni fiyatları uygulaması sağlanmalı, malların stoklanmaması ve yapay krizlerin önlenmesi için adımlar atılmalı.

Ekonomi uzmanı Dr. Huda el-Mellah, Şarku’l Avsat’la yaptığı röportajda, Ras el-Hikme anlaşmasının fiyatları düşürme etkisinin dolar ve altın fiyatlarındaki düşüşten sonra gelecek haftalarda hissedileceğini söyledi. Vatandaşların büyük bir iyimserlikle hızlı bir fiyat değişimi beklediğini, ancak bu değişimin hemen gerçekleşmeyeceğini belirtti. Zira tüccarlar doların yüksek olduğu dönemde eski fiyatlarla alım yaptı. Bu nedenle, her bir tüccarın elindeki stok bitmeden fiyatları düşürmeye yanaşmayacağını çünkü zarar etmek istemeyeceklerini ifade etti.

Uzman, sonuçların vatandaşlar tarafından hissedilmesi için hükümetin de adımlar atması gerektiğini vurguladı. Hükümet, anlaşmanın faydalarını hızla vatandaşa ulaştırmak için harekete geçmeli. Özellikle Ramazan ayının yaklaşmasıyla, desteklenen fiyatlarla mal sunan fuarlar ve satış noktalarının çoğaltılması gerekiyor. Ayrıca, kara borsayı tamamen ortadan kaldırmak için bankalarda doların sağlanması önem taşıyor.