Dünya Ekonomik Forumu Suudi Arabistan'da kalkınma yollarını yeniden çizecek

Küresel iş dünyası Davos'tan Riyad'a taşınıyor… Uluslararası iş birliği için yeni bir model

Dünya Ekonomik Forumu'nun (WEF) Riyad'daki özel toplantısına 92 ülkeden binden fazla dünya lideri katılıyor. (WEF internet sitesi)
Dünya Ekonomik Forumu'nun (WEF) Riyad'daki özel toplantısına 92 ülkeden binden fazla dünya lideri katılıyor. (WEF internet sitesi)
TT

Dünya Ekonomik Forumu Suudi Arabistan'da kalkınma yollarını yeniden çizecek

Dünya Ekonomik Forumu'nun (WEF) Riyad'daki özel toplantısına 92 ülkeden binden fazla dünya lideri katılıyor. (WEF internet sitesi)
Dünya Ekonomik Forumu'nun (WEF) Riyad'daki özel toplantısına 92 ülkeden binden fazla dünya lideri katılıyor. (WEF internet sitesi)

Küresel ekonomi camiası Davos'tan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman'ın himayesinde Dünya Ekonomik Forumu (WEF) toplantısına ev sahipliği yapacak olan Riyad'a taşınıyor.

Suudi Arabistan Ekonomi ve Planlama Bakanı Faysal el-İbrahim, küresel diyaloğu desteklemek ve ortak küresel sorunlara pratik, iş birliğine dayalı ve sürdürülebilir çözümler bulmak amacıyla 92 ülkeden binden fazla dünya liderini bir araya getiren ‘Kalkınma için Uluslararası İşbirliği, Büyüme ve Enerji’ temalı bu özel toplantının arifesinde yaptığı açıklamada “Bu, Davos dışındaki en güçlü zirve olacak” dedi.

28-29 Nisan (bugün ve yarın) tarihlerinde gerçekleşecek toplantı, jeopolitik çalkantıların ve karmaşık ekonomik zorlukların bölünmüş bir dünyayı istikrarsızlaştırdığı bir döneme denk geliyor. Bu nedenle, küresel diyaloğu desteklemeyi ve ortak küresel zorluklara çözüm bulmayı amaçlayan toplantı, krizlerle başa çıkmada ileri görüşlü yaklaşımları teşvik etmeyi amaçlayan bir gündem üzerinde çalışıyor.

Geçtiğimiz yıl İsviçre'de düzenlenen zirveyi temel alan toplantı, birbirine bağlı krizlere yönelik ileriye dönük bir yaklaşımı ve kısa vadeli ödünleşimler konusunda gerçekçiliği teşvik edecek. Toplantı aynı zamanda gelişmekte olan ekonomi politikaları, enerji dönüşümü ve jeopolitik şoklar gibi konularda Kuzey-Güney arasında giderek büyüyen uçurumun kapatılması için de çalışacak.

Toplantı, sekizinci yılında Vizyon 2030 yıllık raporunun yayınlanmasından üç gün sonra ve Suudi Arabistan’ın çeşitli düzeylerdeki büyük kalkınma başarılarını vurgulayan 25 Nisan 2016'daki Vizyon 2030 lansmanının yıldönümünde gerçekleşiyor. Yolculuğunun orta noktasında Suudi Arabistan, girişimlerinin yüzde 87'sinin tamamlanması ya da yolunda gitmesi ile program temel performans göstergelerinin yüzde 81'inin yıllık hedeflerini tutturmasıyla hedeflerine daha hızlı bir şekilde ulaştı.

Bu özel toplantı, katılımcıların ekonomik dönüşüm stratejisindeki ilerleme ve yabancı yatırım konusunda iş ortamı hakkında bilgi edinmeleri için bir fırsat olacak.

El-İbrahim

Suudi Arabistan Ekonomi ve Planlama Bakanı Faysal el-İbrahim gazetecilere verdiği demeçte şunları söyledi: “Toplantılar sırasında paylaşacağımız pek çok rakam var. Böylece inşa ettiğimiz her şeyi, çıkardığımız dersleri, başarılarımızı ve halen üzerinde çalıştığımız şeyleri görebilirsiniz. Vizyon 2030'un lansmanından sekiz yıl sonra, yenilikçi ve sürdürülebilir ileri bir dönüşümsel büyüme modeline öncülük etmeye hazır olduğumuzu gösterdik. Vizyonumuz, insan sermayemizin muazzam potansiyelini açığa çıkaran, bilgi ve inovasyona dayalı müreffeh bir ekonomiye giden yolu çizmektir.”

Suudi Arabistan’ın son yıllardaki büyümesinin büyük bir kısmının Vizyon 2030 kapsamında sıfırdan başlatılan spor, eğlence ve turizm gibi yeni ekonomik sektörlerin yanı sıra sanayi sektörlerinden geldiğini açıklayan İbrahim, “Suudi Arabistan önceliklerini gözden geçiriyor ve bunları ihtiyaçlarına göre ayarlıyor. Tüm projeler plana göre ve gecikmeden ilerliyor” ifadelerini kullandı.

evre
Suudi Arabistan Ekonomi ve Planlama Bakanı Faysal el-İbrahim ve WEF Başkanı Borge Brende, WEF Genel Direktörü Saadia Zahidi ile birlikte düzenledikleri ortak basın toplantısında (WEF internet sitesi)

WEF Başkanı Borge Brende ile dün (cumartesi) ortak bir basın toplantısı düzenleyen İbrahim, Suudi Arabistan’ın küresel olarak sürdürülebilir bir modele öncülük etme kabiliyetini kanıtladığını belirterek, 2016'dan bu yana yüzde 20 ekonomik büyüme kaydettiğini ve petrol dışı ekonominin 2023'te gayri safi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 50'sini oluşturacağını ifade etti.

İbrahim, “Günümüzün küresel dönüm noktasında, uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi her zamankinden daha önemlidir. Suudi Arabistan'ın bu toplantıya ortak olmasıyla WEF, istisnai koşullar altında bu özel toplantıya ev sahipliği yapmak üzere düşünce liderliği, çözümler ve iş dünyası için köklü ve dinamik bir küresel platform seçmiş oldu” şeklinde konuştu.

İbrahim sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu amaçla Suudi Arabistan, herkesin yararına olacak net planlar geliştirmek ve dünya çapında refah ve istikrar için ortak hedeflere ulaşmak üzere tüm diplomatik gücünü seferber etmektedir. Bu ortak geleceğe yönelik vizyonumuzun kapsayıcı ve eşitlikçi olmasını sağlamaya kararlıyız.”

İbrahim, WEF'in Riyad'daki özel toplantısının, tüm ülkelerin kalkınma yollarını yeniden çizmek ve bölünmelerin üstesinden gelmeyi ve ortak refaha ulaşmayı amaçlayan yeni bir uluslararası iş birliği modelini benimsemek için eşsiz bir fırsat olduğunu belirtti. İbrahim, “Küresel ekonomik manzara değişken ve zorlu. İklim değişikliği ise tüm insanlığın geleceği için büyük bir meydan okuma haline geldi. Teknoloji de bildiğimiz yaşamın şeklini hızla değiştiriyor. Bu zorlukların üstesinden gelmek sistematik bir dönüşümü, plan ve politikaların temelden yeniden değerlendirilmesini ve eskisinden daha az sağlam olan ekonomik bağlantıların ve modellerin yeniden şekillendirilmesini gerektiriyor” dedi.

Gazze ile ilgili toplantılar

“Jeopolitik gerilimler ve sosyo-ekonomik eşitsizlikler küresel çapta bölünmeleri şiddetlendirirken, uluslararası iş birliği ve anlamlı diyalog her zamankinden daha önemli bir hal aldı” diyen Brende, WEF’in Riyad’daki özel toplantısının kritik bir zamanda gerçekleştiğini ve büyük önem taşıdığını belirtti.

Brende, “Riyad toplantısı, farklı sektörlerden ve coğrafyalardan liderlerin fikirlerini eyleme dönüştürmeleri ve karşılaştığımız birçok zorluğa ölçeklenebilir çözümler getirmeleri için bir fırsat sunuyor” dedi.

dfvdb
WEF Başkanı Borge Brende toplantıdaki katılımcılarla konuşuyor. (WEF internet sitesi)

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve bir dizi uluslararası yetkilinin bu hafta Gazze Şeridi'nde bir barış anlaşmasına varılmasını amaçlayan görüşmeler için Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'ı ziyaret edeceğini ifade eden Brende sözlerini şöyle sürdürdü: “Kilit oyuncular şu anda Riyad'da. Buradaki görüşmelerin uzlaşma ve barışa giden bir sürece yol açmasını umuyoruz. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken Çin ziyaretinden hemen sonra buraya gelecek. Görüşmelerde Gazze Şeridi'ndeki insani kriz gündemde olacak. Esir müzakereleri ve olası bir ateşkes açısından şu anda bir ivme var.”

Toplantı gündemi

Toplantının gündemi üç temel başlığa odaklanıyor:

Uluslararası iş birliği: Artan jeopolitik gerilimlerin ortasında, toplantı istikrarsızlığın zincirleme etkilerini kontrol altına almak için uluslararası iş birliğini, insani çabaları ve diyaloğu teşvik edecek. Ayrıca küresel Kuzey ve Güney arasındaki uluslararası iş birliğini güçlendirerek daha dayanıklı bir küresel ekonominin nasıl inşa edileceği de tartışılacak.

Kapsayıcı büyüme: Toplantıda, insani kalkınmaya yapılan yatırımlarla karşılaştırıldığında inovasyon ve ekonomi politikalarındaki son eğilimlerin küresel eşitliği nasıl tehdit ettiği ve yoksulluğu azaltma çabalarını nasıl engellediği tartışılacak. Ayrıca gelişmiş, yükselen ve gelişmekte olan ekonomilerde bu risklerin ele alınmasına yardımcı olabilecek fırsatlar ele alınacak.

Kalkınma için enerji: Dünya potansiyel sıcaklık artışları ve enerji kaynaklarına erişimde önemli eşitsizliklerle karşı karşıya olduğundan, toplantıda özellikle gelişmiş, yükselen ve gelişmekte olan ekonomilerde adil büyümeyi sağlarken temiz enerjiyi artırmaya yönelik çözümler aranacak.

Önemli katılımcılar

WEF'ten yapılan açıklamaya göre, toplantıya siyasi liderlerin öncülüğünde 60'tan fazla ülkeden 220'den fazla tanınmış isim katılıyor. Toplantıya Kuveyt Emiri Şeyh Meşal el-Ahmed el-Cabir es-Sabah, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Nijerya Devlet Başkanı Bola Ahmad Tinubu, Ruanda Devlet Başkanı Paul Kagame, Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Umman Veliaht Prensi Zi Yezen bin Heysem bin Tarık, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Maliye ve Ekonomik İşlerden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Şeyh Mektum bin Muhammed bin Raşid Âl Mektum, Ürdün Başbakanı Bişr el-Hasevne, Malezya Başbakanı Enver İbrahim ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif katılacak.

WEF’ten yapılan açıklamada özel toplantıya ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Avrupa Birliği (AB) Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Fransa Avrupa ve Dışişleri Bakanı Stephane Segorny, Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, Birleşik Krallık Dışişleri, İngiliz Milletler Topluluğu ve Kalkınma Bakanı David Cameron, Endonezya Enerji ve Maden Kaynaklar Bakanı Arifin Tasrif, Güney Kore Ticaret, Sanayi ve Enerji Bakanı Ahn Duk-geun, Güney Afrika Elektrik Bakanı Kgosientsho Ramokgopa ve Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in de katılacağı belirtildi.

Toplantıya katılacak uluslararası örgüt liderleri arasında da şunlar yer alıyor: Uluslararası Para Fonu (IMF) Genel Müdürü Kristalina Georgieva, Birleşmiş Milletler (BM) Gazze İnsani Yardım ve Yeniden Yapılanma Koordinatörü Sigrid Kaag ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus.

Açık Ekonomik Forum

Özel toplantı kapsamında WEF, Suudi Arabistan Ekonomi ve Planlama Bakanlığı ile iş birliği içinde, çevresel sorunlar, sanatın toplumdaki rolü, günümüz girişimciliği, dijital para birimleri, yapay zekâ, akıllı şehirler ve ruh sağlığı gibi birçok konuda düşünce liderleri ve geniş halk kitleleri arasında diyaloğu kolaylaştırmak amacıyla açık bir foruma ev sahipliği yapacak. Etkinlik öğrencilere, girişimcilere, genç profesyonellere ve genel kamuoyuna bu kritik konuları müzakere etme fırsatı sunacak.



FED, ABD’deki ara seçimler öncesinde faizleri sabit tuttu

Washington’daki ABD Merkez Bankası binası (Reuters)
Washington’daki ABD Merkez Bankası binası (Reuters)
TT

FED, ABD’deki ara seçimler öncesinde faizleri sabit tuttu

Washington’daki ABD Merkez Bankası binası (Reuters)
Washington’daki ABD Merkez Bankası binası (Reuters)

ABD Merkez Bankası (FED), 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimlerine bir haftadan az süre kala, bugün (Çarşamba) politika faizini yüzde 3,75-4 aralığında sabit tuttu. Yaşam maliyetleri, seçim kampanyalarının öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor.

Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC), toplantının ardından yayımladığı açıklamada, ekonomik faaliyetin güçlü bir hızla genişlediğini, yurt içi harcamaların dirençli seyrettiğini, verimlilik artışının güçlü, sermaye yatırımlarının ise sağlam olduğunu belirtti. Açıklamada, istihdam artışının iş gücündeki büyümeyle uyumlu olduğu ve işsizlik oranında kayda değer bir değişiklik yaşanmadığı ifade edildi.

Buna karşılık komite, enflasyonun yüksek seyrini koruduğuna dikkat çekti. Daha fazla verinin, enflasyonu zamanında yüzde 2’lik hedefe döndürmek için uygun para politikası duruşunun belirlenmesine yardımcı olacağı vurgulandı. FED, fiyat istikrarını sağlama konusundaki kararlılığını da yineledi.

Faizleri sabit tutma kararı, enerji fiyatlarındaki artış, gümrük tarifeleri ve yapay zekâ yatırımlarından kaynaklanan talep nedeniyle enflasyonist baskıların sürdüğü bir dönemde alındı. Bu durum, para politikası yapıcılarını enflasyonu kontrol altına almak ile ekonomik faaliyetin istikrarını korumak arasında hassas bir denge kurmaya zorluyor.

Faizlerin sabit tutulması kararı, komite üyelerinden 10’unun desteğini alırken iki üye karşı oy kullandı. Lisa Cook ve Beth Hammack, politika faizinin hedef aralığının 25 baz puan artırılmasını tercih etti.

ABD’de ailelerin yüksek yaşam maliyetleriyle mücadele etmeyi sürdürmesi nedeniyle fiyatlardaki gelişmeler, yaklaşan seçimler öncesinde daha da önem kazandı.

Piyasalar, FED yetkililerinin temkinli davranarak enflasyonun seyrini değerlendirmeyi tercih ettiklerine yönelik açıklamalarının ardından faizlerin sabit tutulmasını bekliyordu. FED, eylül ayında faizi 25 baz puan artırarak mevcut aralığa yükseltmişti. Bu artış, üç yılın ardından yapılan ilk faiz artırımı olmuştu.

Demokrat Parti, ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin elindeki Kongrenin her iki kanadında da kontrolü ele geçirmeyi hedefliyor. Olası bir güç değişimi, ABD Başkanı Donald Trump’ın görev süresinin son iki yılında siyasi gündemini hayata geçirme kapasitesini etkileyebilir.

Ekonomik büyüme genel olarak istikrarlı seyrini korusa da özellikle düşük gelirli kesimler başta olmak üzere birçok Amerikalı ailenin yüksek fiyatlardan etkilenmeye devam etmesi, yaşam maliyetlerini seçim kampanyalarının başlıca konularından biri haline getirdi.

Enflasyon hâlâ hedefin oldukça üzerinde

Faizlerin sabit tutulması kararı, enflasyon göstergelerinin fiyat artışlarını hedeflenen seviyeye döndürmenin zor olacağına işaret ettiği bir dönemde alındı. ABD’de tüketici fiyatları endeksi eylül ayında yıllık yüzde 3,7 yükselerek analistlerin beklentilerini aştı ve mayısta kaydedilen son üç yılın en yüksek seviyesine yeniden yaklaştı.

FED, uzun vadeli enflasyon hedefini, enflasyonu ölçmek için esas aldığı kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksi üzerinden yüzde 2 olarak belirliyor.

İlk tahminler, manşet PCE endeksinin yanı sıra bazı oynak fiyat kalemlerini dışarıda bırakan göstergelerin de eylülde yükseldiğine işaret ediyor. Yıllık enflasyonun yüzde 3 veya üzerinde kalmayı sürdürdüğü, son aylarda fiyat artışlarını düşürme konusunda ise sınırlı ilerleme kaydedildiği değerlendiriliyor.

Eylül ayına ilişkin kişisel tüketim harcamaları verilerinin, FED’in faiz kararını açıklamasından bir gün sonra, perşembe günü yayımlanması bekleniyor.

Endeksin bileşenlerine ilişkin ilk tahminler de fiyat baskılarının sürdüğüne işaret ediyor. Bu verilerin, resmî rakamlar açıklanmadan önce FED yetkililerine enflasyonun seyri hakkında ek bilgi sağlaması bekleniyor.

xascdvfbg
FED Başkanı, Para Politikası Kurulu’nun faiz kararının ardından düzenlediği basın toplantısında (Reuters)

Enflasyonist baskıların başlıca nedenleri arasında, ABD’nin şubat ayının sonlarında İran’a yönelik başlattığı savaşın ardından enerji fiyatlarında yaşanan artış ve Trump yönetiminin uygulamaya koyduğu gümrük tarifelerinin devam eden etkileri bulunuyor.

Bunun yanı sıra yapay zekâ yatırımlarından kaynaklanan güçlü talep ve tüketici harcamaları da fiyatların yüksek seyretmesine katkıda bulunan unsurlar arasında yer alıyor.

Piyasalar yeni faiz artışlarının zamanlamasını izliyor

Mevcut toplantıda faizlerin sabit tutulmasının beklenmesiyle birlikte piyasaların odağı, önümüzdeki aylarda yapılabilecek faiz artışlarının büyüklüğüne ve zamanlamasına çevrildi.

Ekonomistler ve yatırımcılar, enflasyonun yüksek seyrini sürdürmesi ve fiyat artışlarının daha geniş bir alana yayılması halinde FED’in ekim ayında geçici olarak duraklamayı tercih etse bile yeniden faiz artışına gidebileceğini düşünüyor.

TS Lombard şirketinin makroekonomi genel müdürü Dario Perkins, artık sorunun yalnızca FED’in faizleri yeniden artırıp artırmayacağı olmadığını, ilerleyen dönemde kaç faiz artışı yapılabileceğinin de önem kazandığını söyledi.

Trump’ın baskısı

Ekim ayındaki toplantı, Trump ile FED arasındaki gerilimin sürdüğü bir dönemde gerçekleştirildi. ABD Başkanı, geçen yıl yeniden göreve gelmesinden bu yana faizlerin düşürülmesi talebiyle merkez bankası üzerindeki baskıyı artırdı. Bu durum, kurumun bağımsızlığına ilişkin tartışmaları beraberinde getirdi.

Trump yönetiminin baskıları arasında, FED’in eski Başkanı Jerome Powell hakkında hukuki süreç başlatılması ve Yönetim Kurulu üyesi Lisa Cook’un görevden alınmaya çalışılması da yer aldı.

Powell hakkındaki soruşturma daha önce düşürülmüştü. Bu gelişme, Warsh’ın FED yönetim kuruluna atanmasının Senato tarafından onaylanmasına yönelik sürecin ilerlemesinin önünü açtı. Ancak Beyaz Saray, Yüksek Mahkemenin Cook’u görevden uzaklaştırmaya yönelik önceki girişimi engellemesine rağmen, söz konusu girişimlerini yeniden gündeme getirdi.

Enflasyonist baskıların devam ettiği bu ortamda Warsh, FED’in para politikası rotasını belirlemedeki bağımsızlığını korurken enflasyonu yüzde 2’lik hedefe döndürme zorluğuyla karşı karşıya bulunuyor.

Faizlerin sabit tutulması, karar alıcılara fiyatların seyrini değerlendirmek için ek zaman kazandırsa da önümüzdeki dönemde açıklanacak ekonomik veriler ve enerji fiyatları, FED’in yeni kararlarını belirleyecek başlıca unsurlar arasında yer alacak. Bu süreçte yaşam maliyetleri, ABD’de 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimleri öncesinde ekonomik tartışmaların merkezinde kalmayı sürdürecek.


Petrol yeniden yükselişte: Piyasaların gözü İran ve ABD’de

ABD’nin Ohio eyaletindeki Painesville kentinde bir akaryakıt istasyonundaki pompada gösterilen yakıt fiyatları (Reuters)
ABD’nin Ohio eyaletindeki Painesville kentinde bir akaryakıt istasyonundaki pompada gösterilen yakıt fiyatları (Reuters)
TT

Petrol yeniden yükselişte: Piyasaların gözü İran ve ABD’de

ABD’nin Ohio eyaletindeki Painesville kentinde bir akaryakıt istasyonundaki pompada gösterilen yakıt fiyatları (Reuters)
ABD’nin Ohio eyaletindeki Painesville kentinde bir akaryakıt istasyonundaki pompada gösterilen yakıt fiyatları (Reuters)

Petrol fiyatları, İran’la yaşanan gerilime ilişkin belirsizlikler ve ABD’nin stok verileri öncesinde bugün (Çarşamba) yüzde 1’in üzerinde artış kaydetti.

Brent petrolün vadeli varil fiyatı, TSİ 07.35 itibarıyla 1,59 dolar ya da yüzde 1,4 artışla 115,47 dolara yükseldi. ABD Batı Teksas türü (WTI) ham petrolünün vadeli varil fiyatı ise 1,43 dolar ya da yüzde 1,4 artarak 101,33 dolara ulaştı.

Petrol fiyatları salı günü işlemler sırasında yaklaşık 2 dolar gerilemiş, ancak arz güvenliğine ilişkin endişelerin yeniden gündeme gelmesiyle tekrar yükselişe geçmişti.

ING Grubu emtia analistleri, piyasaların gerilimin yeniden tırmanması ihtimalini hâlâ yüksek gördüğünü belirtti. Analistler, yatırımcıların ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik atacağı bir sonraki adıma ilişkin daha fazla netlik beklemesi nedeniyle petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde kaldığını ifade etti.

Analistler ayrıca, seçimlerin İran’a yönelik yeni saldırılar düzenlenmeden tamamlanmasının, fiyatları destekleyen risk priminin gerilemeye başlaması için yeterli olabileceğini kaydetti.

ABD’de ise Amerikan Petrol Enstitüsü (API) tarafından hazırlanan ve piyasa kaynaklarınca aktarılan verilere göre, 23 Ekim’de sona eren haftada ham petrol stokları 2,03 milyon varil azaldı.

Ancak Reuters’ın görüşlerine başvurduğu analistler, aynı haftada stokların yaklaşık 15 bin varil artmasını bekliyordu. Piyasalar, arz seviyelerine ilişkin daha net göstergeler elde etmek amacıyla ABD Enerji Enformasyon İdaresinin (EIA) çarşamba günü ilerleyen saatlerde açıklayacağı haftalık resmi stok raporunu bekliyor.

Piyasaların odağında ayrıca, gelecek pazar günü yapılması planlanan OPEC+ toplantısı bulunuyor. Görüşmelere yakın kaynaklara göre, üye ülkelerin aralık ayı petrol üretim hedeflerini değiştirmemesi bekleniyor.

Bu süreçte, ittifakın yedi temel üyesinin çoğunda fiili üretim, belirlenen hedeflerin altında seyrediyor. Söz konusu ülkeler Suudi Arabistan, Rusya, Irak, Kuveyt, Cezayir, Kazakistan ve Umman’dan oluşuyor.

Öte yandan, piyasada faaliyet gösteren bazı kaynaklara göre Rusya’nın Baltık Denizi ve Karadeniz limanlarından gerçekleştirdiği ham petrol ihracatı, gelecek ay gerileyebilir. Bu olasılık, yerel rafinerilerin dizel üretimini artırmasıyla ilişkilendiriliyor. Söz konusu gelişmenin, bu ay Washington ile varılan bir anlaşmanın ardından gündeme geldiği belirtiliyor.


Üretim maliyetlerindeki artış Sudanlıların ekmek yükünü ağırlaştırıyor

Omdurman’daki bir fırında çalışan işçi, ekmek üretimini denetliyor (Şarku’l Avsat).
Omdurman’daki bir fırında çalışan işçi, ekmek üretimini denetliyor (Şarku’l Avsat).
TT

Üretim maliyetlerindeki artış Sudanlıların ekmek yükünü ağırlaştırıyor

Omdurman’daki bir fırında çalışan işçi, ekmek üretimini denetliyor (Şarku’l Avsat).
Omdurman’daki bir fırında çalışan işçi, ekmek üretimini denetliyor (Şarku’l Avsat).

Sudan’da ekmeğin fiyatının 500 Sudan lirasına (0,05 dolar) yükselmesi, hane halklarının geçim sıkıntısını daha da derinleştirdi. Fiyatın yüzde 35 artması, satın alma gücünün gerilediği ülkede vatandaşların temel gıdaya erişimini zorlaştırıyor. Un, maya ve yakıt fiyatlarındaki yükselişin yanı sıra elektrik kesintileri ve Sudan lirasının dolar karşısında değer kaybetmesi, fırın işletmecilerinin üretim maliyetlerini artırıyor. Vatandaşlar temel gıda maddesine erişimi kolaylaştıracak önlemler alınmasını isterken sektör temsilcileri, savaşın devam etmesi ve ekonomik koşulların kötüleşmesi nedeniyle fiyat artışlarını kontrol altına almanın zorlaştığı uyarısında bulunuyor.

Omdurman’da fırın işleten Tayyib el-Caali, ekmek fiyatındaki son artışın üretim maliyetlerindeki yükselişten kaynaklandığını belirtti. Bir çuval unun fiyatının 190 bin Sudan lirasına (19 dolar), bir koli mayanın fiyatının ise 290 bin Sudan lirasına (29 dolar) ulaştığını aktaran Caali, işçilerin günlük ücretlerinin de yüzde 25 arttığını söyledi.

cvfghy
Omdurman’daki bir fırın, fiyat artışları nedeniyle müşterilerin yoğunluğundan şikâyetçi (Şarku’l Avsat)

Caali, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bin litre gazın maliyetinin 4 milyon 700 bin Sudan lirasına (470 dolar) çıktığını belirtti. Elektrik kesintilerinin günde 12 saati aştığını kaydeden Caali, bu nedenle fırın işletmecilerinin üretimi sürdürebilmek için motorin kullanmak zorunda kaldığını ve bunun günlük maliyetinin 400 bin Sudan lirasına (40 dolar) ulaştığını ifade etti.

Caali, ekmek fiyatlarındaki yükselişin sınırlandırılması ve fırın işletmecileriyle tüketicilerin üzerindeki yükün hafifletilmesi için yetkililerin döviz kurundaki dalgalanmaları azaltacak ve enflasyonu kontrol altına alacak adımlar atması gerektiğini vurguladı. Sudan lirasının değer kaybetmeye devam etmesinin sorunu ağırlaştırdığına dikkati çekti.

Satın alma gücü geriliyor

Ekmek fiyatlarındaki artış, hem haneleri hem de yemeklerinde ekmek kullanan işletmeleri olumsuz etkiliyor. Temel tüketim ürünlerinin fiyatları yükselirken vatandaşların satın alma gücü de giderek azalıyor.

Restoran işletmecisi Süleyman Abdullah, ekmekteki fiyat artışının restoranlara yeni yükler getirdiğini ve müşterilere uygun fiyatlı yemek sunmayı zorlaştırdığını söyledi. Abdullah, fasulye, mercimek veya ciğer yemeklerinin yanında iki ekmek sunulmasının artık bazı müşterileri memnun etmediğini belirtti. Ekmeğin boyutunun küçülmesi nedeniyle müşterilerin ilave ekmek almak zorunda kaldığını ve bunun da yemek maliyetini artırdığını kaydetti.

ghyj
Fırın işletmecisi Süleyman Abdullah, Şarku’l Avsat’a konuşuyor.

Taksicilik yapan İsam et-Tac ise savaşın devam ettiği bir ortamda temel tüketim ürünlerindeki fiyat artışlarının ailesinin günlük ihtiyaçlarını karşılamasını daha da zorlaştırdığını söyledi. Ailesinin günlük yaklaşık 20 bin Sudan liralık (2 dolar) ekmek tükettiğini belirten et-Tac, aracına yakıt alabilmek için üç güne kadar uzayabilen kuyruklarda beklemek zorunda kaldığını ifade etti. Et-Tac, gelirinin ailesinin temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediğini dile getirdi.

Başkent Hartum’a yerinden edilmenin ardından geri dönen aileler de ağır yaşam koşullarıyla karşı karşıya. Hüseyin Abdullah, ailesiyle birlikte kente dönerken elektrik, su, ekmek ve ilaç gibi temel ihtiyaçlara yeniden erişebilmeyi umduklarını, ancak karşılaştıkları geçim yükünün altından kalkamadıklarını söyledi.

Fatma Ahmed de çocuklarının okula gitmeden önceki kahvaltısı için artık ekmek temin etmekte zorlandığını belirtti. Ailenin sınırlı imkânlarla çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştığını ifade eden Ahmed, yetkililere fırınlara destek verilmesi ve fiyat artışlarının vatandaşlar üzerindeki etkisinin hafifletilmesi çağrısında bulundu.

Un tedarikini güvence altına alma girişimleri

Krizin çözümüne yönelik çalışmalar kapsamında Hartum Eyaleti Valisi Ahmed Osman Hamza, geçen pazartesi günü Bahri’nin kuzeyindeki Ceyli Sanayi Bölgesi’nde bulunan Rotana fabrikasının değirmenlerini ziyaret etti. Hamza, üretim kapasitesini yerinde inceleyerek un tedarikinin güvence altına alınması ve fırınlara yönelik sevkiyatların kesintisiz sürdürülmesi için atılabilecek adımları değerlendirdi.

Dağıtım süreçlerinin düzenli işlemesini engelleyen yetki karmaşasına dikkati çeken Hamza, denetimlerin sıkılaştırılması ve sistemdeki aksaklıkların giderilmesi talimatını verdi. Bu adımların fırınların faaliyetlerini sürdürmesini ve vatandaşlara ekmek sağlanmasını güvence altına almayı amaçladığı belirtildi.

Üretim maliyetleri yükseliyor

Fırınlar Birliği Başkanı İsam Ukaşe ise ekmek fiyatlarındaki son artışı, dünya piyasalarında buğday fiyatlarının yükselmesine, Sudan lirasının değer kaybetmesine ve yakıt, gaz ile maya maliyetlerindeki artışa bağladı.

Paralel piyasada doların yaklaşık 10 bin Sudan lirasından (1 dolar) işlem gördüğünü belirten Ukaşe, bunun üretim girdilerinin ithalat maliyetini artırarak fırıncılık sektöründeki baskıyı ağırlaştırdığını söyledi.

Ukaşe, krizin aşılması için yurt dışından buğday unu ithal edilmesi ve fırınlara destek sağlanması gerektiğini ifade etti. Ancak savaşın devam etmesi ve ekonomik koşulların kötüleşmesi nedeniyle kalıcı çözümler üretmenin zor olduğunu kabul etti.

Ülkenin ihracatının büyük ölçüde altınla sınırlı kaldığını belirten Ukaşe, kendi ifadesiyle altın gelirlerinin savaş harcamalarının finansmanında kullanıldığını söyledi. Ukaşe, vatandaşların ağır geçim koşullarını göz önünde bulundurarak ekmek fiyatlarının mevcut seviyelerin üzerine çıkmamasını ve iki ekmeğin bin Sudan lirasından (0,10 dolar) satılmaya devam etmesini umduğunu dile getirdi.

Stratejik stok oluşturulması çağrısı

Ekonomi uzmanı Heysem Muhammed Fethi de ekmek krizinin geçici bir enflasyon dalgasından ibaret olmadığını, üretim sistemindeki yapısal sorunları yansıttığını söyledi.

Unun toplam üretim maliyetinin yaklaşık yüzde 70’ini oluşturduğunu belirten Fethi, un fiyatındaki her artışın, özellikle istikrarlı bir destek mekanizmasının bulunmadığı koşullarda, doğrudan nihai ekmek fiyatına yansıdığını kaydetti.

Bazı dönemlerde yakıt fiyatlarının yüzde 100’ün üzerinde artmasının nakliye ve dağıtım maliyetlerini yükselttiğini ifade eden Fethi, elektrik tarifelerindeki artışın da işletme giderlerini ağırlaştırdığını söyledi. Fethi, bütün bu gelişmelerin ülkede açık ve kapsamlı bir gıda güvenliği politikasının bulunmadığı bir ortamda yaşandığına dikkati çekti.

Ekmeğin temel bir gıda maddesi olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan Fethi, buğday için stratejik stok oluşturulmasını, ithalat ve dağıtım süreçlerinde devletin rolünün güçlendirilmesini önerdi. Fethi, bu süreçlerin bütünüyle piyasa mekanizmalarına bırakılmaması gerektiğini belirtti.

Fethi ayrıca un ve buğday ithalatında kullanılacak dövizin fiyatlandırılması konusunda anlaşmazlıklar yaşandığını ifade etti. İthalatta esas alınan döviz kurları ile özel sektörün döviz ihtiyacını karşılamak için paralel piyasada kullandığı dolar kuru arasındaki farkın da sorunları derinleştirdiğini kaydetti.

Savaşın yıprattığı Sudanlılar, yerinden edilme, açlık ve satın alma gücündeki erime nedeniyle giderek ağırlaşan bir yaşam mücadelesi veriyor. Ekmek fiyatlarındaki artış bu yükü daha da artırırken üretim maliyetlerinin yükselmesi ve hane gelirlerinin gerilemesi, günlük yaşamın en temel ihtiyaçlarından birine erişimi bile büyük bir sorun haline getiriyor. Yetkililerin un tedarikini güvence altına alma ve üretim maliyetlerini kontrol etme kapasitesi, krizin daha da derinleşmesini önlemede belirleyici olacak.