Dünya Ekonomik Forumu Suudi Arabistan'da kalkınma yollarını yeniden çizecek

Küresel iş dünyası Davos'tan Riyad'a taşınıyor… Uluslararası iş birliği için yeni bir model

Dünya Ekonomik Forumu'nun (WEF) Riyad'daki özel toplantısına 92 ülkeden binden fazla dünya lideri katılıyor. (WEF internet sitesi)
Dünya Ekonomik Forumu'nun (WEF) Riyad'daki özel toplantısına 92 ülkeden binden fazla dünya lideri katılıyor. (WEF internet sitesi)
TT

Dünya Ekonomik Forumu Suudi Arabistan'da kalkınma yollarını yeniden çizecek

Dünya Ekonomik Forumu'nun (WEF) Riyad'daki özel toplantısına 92 ülkeden binden fazla dünya lideri katılıyor. (WEF internet sitesi)
Dünya Ekonomik Forumu'nun (WEF) Riyad'daki özel toplantısına 92 ülkeden binden fazla dünya lideri katılıyor. (WEF internet sitesi)

Küresel ekonomi camiası Davos'tan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman'ın himayesinde Dünya Ekonomik Forumu (WEF) toplantısına ev sahipliği yapacak olan Riyad'a taşınıyor.

Suudi Arabistan Ekonomi ve Planlama Bakanı Faysal el-İbrahim, küresel diyaloğu desteklemek ve ortak küresel sorunlara pratik, iş birliğine dayalı ve sürdürülebilir çözümler bulmak amacıyla 92 ülkeden binden fazla dünya liderini bir araya getiren ‘Kalkınma için Uluslararası İşbirliği, Büyüme ve Enerji’ temalı bu özel toplantının arifesinde yaptığı açıklamada “Bu, Davos dışındaki en güçlü zirve olacak” dedi.

28-29 Nisan (bugün ve yarın) tarihlerinde gerçekleşecek toplantı, jeopolitik çalkantıların ve karmaşık ekonomik zorlukların bölünmüş bir dünyayı istikrarsızlaştırdığı bir döneme denk geliyor. Bu nedenle, küresel diyaloğu desteklemeyi ve ortak küresel zorluklara çözüm bulmayı amaçlayan toplantı, krizlerle başa çıkmada ileri görüşlü yaklaşımları teşvik etmeyi amaçlayan bir gündem üzerinde çalışıyor.

Geçtiğimiz yıl İsviçre'de düzenlenen zirveyi temel alan toplantı, birbirine bağlı krizlere yönelik ileriye dönük bir yaklaşımı ve kısa vadeli ödünleşimler konusunda gerçekçiliği teşvik edecek. Toplantı aynı zamanda gelişmekte olan ekonomi politikaları, enerji dönüşümü ve jeopolitik şoklar gibi konularda Kuzey-Güney arasında giderek büyüyen uçurumun kapatılması için de çalışacak.

Toplantı, sekizinci yılında Vizyon 2030 yıllık raporunun yayınlanmasından üç gün sonra ve Suudi Arabistan’ın çeşitli düzeylerdeki büyük kalkınma başarılarını vurgulayan 25 Nisan 2016'daki Vizyon 2030 lansmanının yıldönümünde gerçekleşiyor. Yolculuğunun orta noktasında Suudi Arabistan, girişimlerinin yüzde 87'sinin tamamlanması ya da yolunda gitmesi ile program temel performans göstergelerinin yüzde 81'inin yıllık hedeflerini tutturmasıyla hedeflerine daha hızlı bir şekilde ulaştı.

Bu özel toplantı, katılımcıların ekonomik dönüşüm stratejisindeki ilerleme ve yabancı yatırım konusunda iş ortamı hakkında bilgi edinmeleri için bir fırsat olacak.

El-İbrahim

Suudi Arabistan Ekonomi ve Planlama Bakanı Faysal el-İbrahim gazetecilere verdiği demeçte şunları söyledi: “Toplantılar sırasında paylaşacağımız pek çok rakam var. Böylece inşa ettiğimiz her şeyi, çıkardığımız dersleri, başarılarımızı ve halen üzerinde çalıştığımız şeyleri görebilirsiniz. Vizyon 2030'un lansmanından sekiz yıl sonra, yenilikçi ve sürdürülebilir ileri bir dönüşümsel büyüme modeline öncülük etmeye hazır olduğumuzu gösterdik. Vizyonumuz, insan sermayemizin muazzam potansiyelini açığa çıkaran, bilgi ve inovasyona dayalı müreffeh bir ekonomiye giden yolu çizmektir.”

Suudi Arabistan’ın son yıllardaki büyümesinin büyük bir kısmının Vizyon 2030 kapsamında sıfırdan başlatılan spor, eğlence ve turizm gibi yeni ekonomik sektörlerin yanı sıra sanayi sektörlerinden geldiğini açıklayan İbrahim, “Suudi Arabistan önceliklerini gözden geçiriyor ve bunları ihtiyaçlarına göre ayarlıyor. Tüm projeler plana göre ve gecikmeden ilerliyor” ifadelerini kullandı.

evre
Suudi Arabistan Ekonomi ve Planlama Bakanı Faysal el-İbrahim ve WEF Başkanı Borge Brende, WEF Genel Direktörü Saadia Zahidi ile birlikte düzenledikleri ortak basın toplantısında (WEF internet sitesi)

WEF Başkanı Borge Brende ile dün (cumartesi) ortak bir basın toplantısı düzenleyen İbrahim, Suudi Arabistan’ın küresel olarak sürdürülebilir bir modele öncülük etme kabiliyetini kanıtladığını belirterek, 2016'dan bu yana yüzde 20 ekonomik büyüme kaydettiğini ve petrol dışı ekonominin 2023'te gayri safi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 50'sini oluşturacağını ifade etti.

İbrahim, “Günümüzün küresel dönüm noktasında, uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi her zamankinden daha önemlidir. Suudi Arabistan'ın bu toplantıya ortak olmasıyla WEF, istisnai koşullar altında bu özel toplantıya ev sahipliği yapmak üzere düşünce liderliği, çözümler ve iş dünyası için köklü ve dinamik bir küresel platform seçmiş oldu” şeklinde konuştu.

İbrahim sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu amaçla Suudi Arabistan, herkesin yararına olacak net planlar geliştirmek ve dünya çapında refah ve istikrar için ortak hedeflere ulaşmak üzere tüm diplomatik gücünü seferber etmektedir. Bu ortak geleceğe yönelik vizyonumuzun kapsayıcı ve eşitlikçi olmasını sağlamaya kararlıyız.”

İbrahim, WEF'in Riyad'daki özel toplantısının, tüm ülkelerin kalkınma yollarını yeniden çizmek ve bölünmelerin üstesinden gelmeyi ve ortak refaha ulaşmayı amaçlayan yeni bir uluslararası iş birliği modelini benimsemek için eşsiz bir fırsat olduğunu belirtti. İbrahim, “Küresel ekonomik manzara değişken ve zorlu. İklim değişikliği ise tüm insanlığın geleceği için büyük bir meydan okuma haline geldi. Teknoloji de bildiğimiz yaşamın şeklini hızla değiştiriyor. Bu zorlukların üstesinden gelmek sistematik bir dönüşümü, plan ve politikaların temelden yeniden değerlendirilmesini ve eskisinden daha az sağlam olan ekonomik bağlantıların ve modellerin yeniden şekillendirilmesini gerektiriyor” dedi.

Gazze ile ilgili toplantılar

“Jeopolitik gerilimler ve sosyo-ekonomik eşitsizlikler küresel çapta bölünmeleri şiddetlendirirken, uluslararası iş birliği ve anlamlı diyalog her zamankinden daha önemli bir hal aldı” diyen Brende, WEF’in Riyad’daki özel toplantısının kritik bir zamanda gerçekleştiğini ve büyük önem taşıdığını belirtti.

Brende, “Riyad toplantısı, farklı sektörlerden ve coğrafyalardan liderlerin fikirlerini eyleme dönüştürmeleri ve karşılaştığımız birçok zorluğa ölçeklenebilir çözümler getirmeleri için bir fırsat sunuyor” dedi.

dfvdb
WEF Başkanı Borge Brende toplantıdaki katılımcılarla konuşuyor. (WEF internet sitesi)

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve bir dizi uluslararası yetkilinin bu hafta Gazze Şeridi'nde bir barış anlaşmasına varılmasını amaçlayan görüşmeler için Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'ı ziyaret edeceğini ifade eden Brende sözlerini şöyle sürdürdü: “Kilit oyuncular şu anda Riyad'da. Buradaki görüşmelerin uzlaşma ve barışa giden bir sürece yol açmasını umuyoruz. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken Çin ziyaretinden hemen sonra buraya gelecek. Görüşmelerde Gazze Şeridi'ndeki insani kriz gündemde olacak. Esir müzakereleri ve olası bir ateşkes açısından şu anda bir ivme var.”

Toplantı gündemi

Toplantının gündemi üç temel başlığa odaklanıyor:

Uluslararası iş birliği: Artan jeopolitik gerilimlerin ortasında, toplantı istikrarsızlığın zincirleme etkilerini kontrol altına almak için uluslararası iş birliğini, insani çabaları ve diyaloğu teşvik edecek. Ayrıca küresel Kuzey ve Güney arasındaki uluslararası iş birliğini güçlendirerek daha dayanıklı bir küresel ekonominin nasıl inşa edileceği de tartışılacak.

Kapsayıcı büyüme: Toplantıda, insani kalkınmaya yapılan yatırımlarla karşılaştırıldığında inovasyon ve ekonomi politikalarındaki son eğilimlerin küresel eşitliği nasıl tehdit ettiği ve yoksulluğu azaltma çabalarını nasıl engellediği tartışılacak. Ayrıca gelişmiş, yükselen ve gelişmekte olan ekonomilerde bu risklerin ele alınmasına yardımcı olabilecek fırsatlar ele alınacak.

Kalkınma için enerji: Dünya potansiyel sıcaklık artışları ve enerji kaynaklarına erişimde önemli eşitsizliklerle karşı karşıya olduğundan, toplantıda özellikle gelişmiş, yükselen ve gelişmekte olan ekonomilerde adil büyümeyi sağlarken temiz enerjiyi artırmaya yönelik çözümler aranacak.

Önemli katılımcılar

WEF'ten yapılan açıklamaya göre, toplantıya siyasi liderlerin öncülüğünde 60'tan fazla ülkeden 220'den fazla tanınmış isim katılıyor. Toplantıya Kuveyt Emiri Şeyh Meşal el-Ahmed el-Cabir es-Sabah, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Nijerya Devlet Başkanı Bola Ahmad Tinubu, Ruanda Devlet Başkanı Paul Kagame, Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Umman Veliaht Prensi Zi Yezen bin Heysem bin Tarık, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Maliye ve Ekonomik İşlerden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Şeyh Mektum bin Muhammed bin Raşid Âl Mektum, Ürdün Başbakanı Bişr el-Hasevne, Malezya Başbakanı Enver İbrahim ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif katılacak.

WEF’ten yapılan açıklamada özel toplantıya ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Avrupa Birliği (AB) Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Fransa Avrupa ve Dışişleri Bakanı Stephane Segorny, Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, Birleşik Krallık Dışişleri, İngiliz Milletler Topluluğu ve Kalkınma Bakanı David Cameron, Endonezya Enerji ve Maden Kaynaklar Bakanı Arifin Tasrif, Güney Kore Ticaret, Sanayi ve Enerji Bakanı Ahn Duk-geun, Güney Afrika Elektrik Bakanı Kgosientsho Ramokgopa ve Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in de katılacağı belirtildi.

Toplantıya katılacak uluslararası örgüt liderleri arasında da şunlar yer alıyor: Uluslararası Para Fonu (IMF) Genel Müdürü Kristalina Georgieva, Birleşmiş Milletler (BM) Gazze İnsani Yardım ve Yeniden Yapılanma Koordinatörü Sigrid Kaag ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus.

Açık Ekonomik Forum

Özel toplantı kapsamında WEF, Suudi Arabistan Ekonomi ve Planlama Bakanlığı ile iş birliği içinde, çevresel sorunlar, sanatın toplumdaki rolü, günümüz girişimciliği, dijital para birimleri, yapay zekâ, akıllı şehirler ve ruh sağlığı gibi birçok konuda düşünce liderleri ve geniş halk kitleleri arasında diyaloğu kolaylaştırmak amacıyla açık bir foruma ev sahipliği yapacak. Etkinlik öğrencilere, girişimcilere, genç profesyonellere ve genel kamuoyuna bu kritik konuları müzakere etme fırsatı sunacak.



ABD-İran gerilimi petrol fiyatlarını son bir ayın zirvesine çıkardı

Umman'ın Musandam kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı'nda gemi ve tankerler (Reuters)
Umman'ın Musandam kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı'nda gemi ve tankerler (Reuters)
TT

ABD-İran gerilimi petrol fiyatlarını son bir ayın zirvesine çıkardı

Umman'ın Musandam kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı'nda gemi ve tankerler (Reuters)
Umman'ın Musandam kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı'nda gemi ve tankerler (Reuters)

Petrol fiyatları, bugünkü işlemlerde ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı çevresinde artan askeri gerilimin küresel enerji arzına ilişkin endişeleri artırmasıyla, yaklaşık son bir ayın en yüksek seviyesine çıktı. Aynı zamanda boğazdan geçen petrol tankerlerinin sayısı son iki ayın en düşük seviyesine geriledi.

Brent petrolün varil fiyatı 1,50 dolar (%1,8) artışla 84,80 dolara yükselirken, ABD ham petrolü (WTI) 1,70 dolar (%2,2) değer kazanarak 79,84 dolardan işlem gördü. Her iki gösterge de seansın erken saatlerinde varil başına 2 doların üzerinde yükseldi. Brent petrol, bir önceki işlem gününde %9,6 artışla Mayıs 2020'den bu yana en yüksek günlük kazancını kaydetmişti.

Fiyatlardaki yükseliş, ABD güçlerinin üst üste üçüncü gece de İran hedeflerine yönelik saldırılar düzenlemesi sonrasında gerçekleşti. ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik deniz ablukasının yeniden uygulamaya konulduğunu açıklarken, Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilerin korunması karşılığında geçişlerden %20 oranında ücret alınmasını önerdi.

Jeopolitik risk primi yeniden yükseldi

KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, son gelişmelerin petrol piyasasında jeopolitik risk primini yeniden artırdığını belirtti.

Waterer, "ABD'nin deniz ablukasını yeniden devreye sokması ve İran'ın buna verdiği karşılıklar, petrol piyasasında yeni bir risk primi oluşmasına neden oldu" değerlendirmesinde bulundu.

Hürmüz Boğazı'nın henüz tamamen kapanmadığını vurgulayan Waterer, tarafların farklı hedeflerinin küresel arz görünümünü daha da belirsiz hale getirdiğini ifade etti.

Tanker saldırısı endişeleri artırdı

Endişeler, Birleşik Arap Emirlikleri Savunma Bakanlığı'nın iki BAE tankerinin Umman karasularında, Hürmüz Boğazı'nın güney rotasında İran'a ait iki seyir füzesiyle vurulduğunu açıklamasıyla daha da arttı. Saldırıda Hindistan vatandaşı bir mürettebat yaşamını yitirirken, 8 kişi de yaralandı.

Denizcilik verileri ise son 24 saat içinde Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol tankeri sayısının son iki ayın en düşük seviyesine gerilediğini gösterdi. Bu durum, güvenlik risklerinin deniz taşımacılığını etkilemeye başladığına işaret ediyor.

Philip Nova analisti Priyanka Sachdeva, piyasaların dikkatle izlemesi gereken en önemli unsurun Hürmüz Boğazı'ndan geçen ham petrol akışı olduğunu söyledi.

Sachdeva, "Tanker trafiğinde somut bir aksama, gemi sayısında kalıcı bir düşüş ya da ihracat akışında ciddi bir kesinti yaşanması halinde petrol fiyatlarında yeni bir yükseliş dalgası görülebilir" yorumunda bulundu.

Buna karşılık, askeri gerilime rağmen petrol akışının sürmesi halinde fiyatları destekleyen jeopolitik risk priminin zamanla azalmasının beklendiğini ifade etti.

Husilerden yeni tehdit

Bölgedeki riskleri artıran bir diğer gelişmede ise Yemen'deki Husiler, Suudi Arabistan'ın kontrol ettikleri bir havalimanını bombaladığını öne sürerek, Suudi Arabistan'a füze saldırıları düzenlediklerini açıkladı.

Gabelli Funds Portföy Yöneticisi Simon Wong, Husilerin saldırılarını Kızıldeniz'deki Suudi petrol tesislerine yöneltmesi halinde bölgedeki petrol arzına ilişkin belirsizliklerin daha da artabileceğini söyledi.

Öte yandan Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre ajansın ABD'de gerçekleştirdiği ön ankete göre analistler, geçen hafta ülkenin ham petrol stoklarının gerilemesini, buna karşılık benzin ve distilat yakıt stoklarının artmasını bekliyor. Resmi verilerin bu tahminleri doğrulaması halinde söz konusu gelişmenin petrol fiyatlarına ilave destek sağlayabileceği değerlendiriliyor.


Şarku’l Avsat'a konuşan Dünya Bankası Grubu Genel Müdürü ve Bilgi Direktörü Donohoe: Suudi Arabistan büyüme modelini geliştirmenin ötesine geçerek kalkınma bilgisini ihraç ediyor

Şarku’l Avsat'a konuşan Dünya Bankası Grubu Genel Müdürü ve Bilgi Direktörü Donohoe: Suudi Arabistan büyüme modelini geliştirmenin ötesine geçerek kalkınma bilgisini ihraç ediyor
TT

Şarku’l Avsat'a konuşan Dünya Bankası Grubu Genel Müdürü ve Bilgi Direktörü Donohoe: Suudi Arabistan büyüme modelini geliştirmenin ötesine geçerek kalkınma bilgisini ihraç ediyor

Şarku’l Avsat'a konuşan Dünya Bankası Grubu Genel Müdürü ve Bilgi Direktörü Donohoe: Suudi Arabistan büyüme modelini geliştirmenin ötesine geçerek kalkınma bilgisini ihraç ediyor

Suudi Arabistan'da iş gücü piyasasında yaşanan dönüşüm artık yalnızca işsizlik oranının tarihi düşük seviye olan yüzde 2,8'e gerilemesi ya da çalışan Suudi vatandaşlarının yarısının özel sektörde istihdam edilmesiyle ölçülmüyor. Ülkenin beşeri sermaye ve teknoloji yatırımlarını uluslararası kurumların dikkatini çeken kalkınma modellerine dönüştürebilme kapasitesi de bu dönüşümün önemli göstergeleri arasında yer alıyor.

Dünyanın en büyük sanal sağlık hizmeti sağlayıcısı olarak kabul edilen Seha Sanal Hastanesi, dijital teknolojiler ve yapay zekâyı kullanarak sağlık hizmetlerinin kapsamını genişletmesi ve verimliliğini artırmasıyla bu dönüşümün en dikkat çekici örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Dünya Bankası, bu deneyimi bilgi ve inovasyona dayalı geleceğin ekonomisini yansıtan başarılı bir model olarak değerlendiriyor.

Bu değerlendirme, Dünya Bankası ile Suudi Arabistan İnsan Kaynakları ve Sosyal Kalkınma Bakanlığı'nın ortaklaşa hazırladığı "On Yıllık İlerleme: Suudi İş Gücü Piyasasındaki Dönüşüme Derinlemesine Bakış" başlıklı raporla da destekleniyor. Raporda ekonominin insan sermayesi, özel sektör ve dijital ekonomi ekseninde yeni bir aşamaya geçtiği belirtilirken, iş gücüne katılım oranının yüzde 67,1'e yükseldiği, çalışan Suudilerin yarısının özel sektörde görev yaptığı ve dijital ekonominin gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payının yaklaşık yüzde 15'e ulaştığı kaydediliyor.

Şarku’l Avsat'a konuşan Dünya Bankası Grubu Genel Müdürü ve Bilgi Direktörü (Chief Knowledge Officer))  Paschal  Donohoe, Suudi Arabistan'ın elde ettiği başarının ekonomik göstergelerin iyileştirilmesinin ötesine geçtiğini belirterek, ülkenin istihdam, beceri, inovasyon ve bilginin kamu hizmetlerinde kullanımını bir araya getiren, daha sürdürülebilir ve kapsayıcı bir kalkınma modeli oluşturduğunu söyledi.

Dünyanın ilgisini çeken sağlık modeli

Donohoe'nun övgü dolu değerlendirmesi, pazar günü Riyad'daki Seha Sanal Hastanesi'ne gerçekleştirdiği ziyaretin ardından geldi.

Hastanenin dijital sağlık hizmetlerini yerinde inceleyen Donohoe, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada tesisi, "teknolojinin insanın hizmetine sunulmasında gördüğüm en etkileyici modellerden biri" olarak nitelendirdi. Yapay zekânın sağlık hizmetlerine kapsamlı bir kalkınma vizyonu çerçevesinde entegre edilmesinin başarılı bir örneği olduğunu ifade etti.

Donohoe'ya göre Suudi sağlık sistemini küresel ölçekte öne çıkaran üç temel unsur bulunuyor. Bunların ilki, yapay zekânın hastalar ile en uzman doktorlar arasında anlık ve etkin iletişim kuracak şekilde başarıyla kullanılması. İkincisi, dijital bağlantının hastane içi ve dışındaki sağlık hizmetlerini kapsayacak biçimde genişletilebilmesi. Üçüncüsü ise ilgili kurumların hizmetlerin etkisini bilimsel doğrulukla ölçebilmesini sağlayan gelişmiş anlık takip ve denetim sistemleri.

Finansmandan bilgi paylaşımına

Donohoe, Suudi Arabistan ile Dünya Bankası arasındaki ilişkinin artık finansman ve teknik danışmanlık boyutunu aşarak bilgi üretimi ve deneyim paylaşımına dayandığını söyledi.

Riyad'da açılan ve bölgede türünün ilk örneği olan Bilgi Merkezi'nin, bu ortaklıkta yeni bir dönemin başlangıcını temsil ettiğini belirten Donohoe, merkezin başarılı Suudi uygulamalarını belgeleyerek geliştireceğini ve diğer ülkelerde uygulanabilecek kalkınma modellerine dönüştüreceğini ifade etti.

Suudi Arabistan'ın artık uluslararası deneyimlerden yararlanan bir ülke olmanın ötesine geçtiğini vurgulayan Donohoe, kalkınma bilgisinin üretilmesi ve paylaşılmasında aktif bir ortak haline geldiğini söyledi.

sdfvtrht
Dünya Bankası Grubu Genel Müdürü ve Bilgi Direktörü Paschal Donohoe, Şarku’l Avsat'a konuştu. (Turki El Akili)

Dünya Bankası'nın özellikle sağlık alanında Suudi kurumlarıyla iş birliğini geliştirmeyi hedeflediğini kaydeden Donohoe, Seha Sanal Hastanesi modelinin gelişmekte olan ülkelerin ve sağlık personeli yetersizliği yaşayan bölgelerin ihtiyaçlarına uyarlanmasının bölgesel ve küresel kalkınmaya katkı sağlayacağını dile getirdi.

Yeni bir yapısal ekonomik gerçeklik

Dünya Bankası'nın Suudi deneyimini başka ülkelere taşımaya ilgi göstermesinin temelinde, bunun tek bir proje ya da sektörün başarısından ziyade kapsamlı bir yapısal ekonomik dönüşümü yansıtması bulunuyor.

2030 Vizyonu kapsamında hayata geçirilen reformlar yalnızca yeni istihdam alanları oluşturmakla kalmadı; eğitim ile iş gücü piyasası arasındaki ilişkiyi yeniden şekillendirdi, özel sektörün rolünü güçlendirdi ve bilgi ile inovasyona dayalı ekonomik faaliyetlerin payını artırarak büyümeyi daha sürdürülebilir ve teknolojik dönüşümlere daha uyumlu hale getirdi.

Donohoe, bu dönüşümün öneminin insan yatırımı, verimlilik ve inovasyonu bir araya getirmesinden kaynaklandığını belirterek, dijital sağlık hizmetlerinin eğitim, beceri geliştirme ve dijital dönüşüm reformlarının somut sonucu olduğunu, yalnızca teknolojik bir proje olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Yapay zekâ sınavı

Yapay zekânın hızla gelişmesi dünya genelinde istihdamın geleceğine ilişkin kaygıları artırırken, Dünya Bankası önümüzdeki dönemde yaklaşık 1,2 milyar gencin iş gücü piyasasına katılacağını, buna karşılık yalnızca yaklaşık 400 milyon yeni iş oluşturulabileceğini öngörüyor.

Donohoe'ya göre Suudi Arabistan bu konuda farklı bir yaklaşım sergiliyor. Ülke, yapay zekâyı insanın yerine geçen bir unsur değil, verimliliği artıran ve yeni istihdam alanları oluşturan bir araç olarak kullanıyor.

Dijital becerilere erken dönemde yapılan yatırımların ve modern teknolojilerin eğitim ile mesleki gelişim programlarına entegre edilmesinin nitelikli insan kaynağının oluşmasına katkı sağladığını belirten Donohoe, dijital ekonominin GSYH içindeki payının da bu süreçte önemli ölçüde arttığını ifade etti.

Suudi Arabistan'ın özellikle dijital sağlık alanındaki yapay zekâ uygulamalarının, teknolojinin hem hizmet kalitesini yükseltebildiğini hem de geleceğin uzmanlık alanlarında yeni iş fırsatları oluşturabildiğini gösterdiğini söyledi.

Önemli olan sadece istihdam değil, nitelikli istihdam

Donohoe, iş gücü piyasalarının başarısının yalnızca oluşturulan iş sayısıyla değil, bu işlerin niteliği, sürdürülebilir gelir sağlaması, kariyer gelişimine imkân vermesi ve verimliliği artırmasıyla ölçülmesi gerektiğini vurguladı.

Son yıllarda küresel ekonomik yavaşlama ve artan yaşam maliyetlerinin, "nitelikli istihdam" konusunu dünya genelinde politika yapıcıların en önemli gündem maddelerinden biri haline getirdiğini belirtti.

Dünya Bankası'nın sağlık, turizm ve tarım gibi yüksek katma değerli sektörlerde kaliteli istihdamın artırılması için hükümetlerle birlikte çalıştığını ifade eden Donohoe, özel sektör yatırımlarını teşvik edecek düzenleyici çerçevenin güçlendirilmesine de destek verdiklerini söyledi.

Suudi Arabistan'ın bu alanda ileri düzey bir örnek oluşturduğunu belirten Donohoe, Riyad'daki Bilgi Merkezi'nin yalnızca deneyim paylaşımı için değil, iş kalitesini ve verimliliğini artıracak politika geliştirme açısından da önemli bir platform olacağını ifade etti.

Yeni dönemin lokomotifi özel sektör

Donohoe'ya göre kaliteli istihdamın artırılması, özel sektörün yatırım ve büyümenin ana motoru haline gelmesine bağlı.

İstihdam artışının gelecekte kamu harcamalarından ziyade özel sektör yatırımları sayesinde sürdürülebileceğini belirten Donohoe, Dünya Bankası analizlerinin Suudi özel sektörünün halihazırda birçok stratejik alanda önemli rol üstlendiğini ortaya koyduğunu söyledi.

Bununla birlikte, önümüzdeki dönemde özel sektörün yatırımlarını büyütmesi ve yeni istihdam oluşturabilmesi için daha fazla teşvik mekanizmasına ihtiyaç bulunduğunu ifade etti.

"Hiçbir ülke, ne kadar zengin olursa olsun, her şeyi yalnızca kamu sermayesiyle gerçekleştiremez." diyen Donohoe, Dünya Bankası'nın hükümetlerle birlikte yatırımcı güvenini artıracak ve uzun vadeli özel sermaye yatırımlarını teşvik edecek düzenlemeler üzerinde çalıştığını belirtti.

Donohoe, bunun 2030 Vizyonu'nun en güçlü yönlerinden biri olduğunu, çünkü Suudi Arabistan'ın özel sektörün ekonomik büyümede daha büyük rol üstlenmesine olanak sağlayan yatırım ortamını ve altyapıyı başarıyla oluşturduğunu ifade etti.

Küresel belirsizliklere rağmen dirençli büyüme

Suudi Arabistan'daki yapısal reformlar, jeopolitik ve ticari gerilimlerin küresel ekonomiyi zorladığı bir dönemde hayata geçiriliyor.

Dünya Bankası'nın tahminlerine göre bölge ekonomisinin büyüme beklentisi, çatışmaların ekonomik etkileri nedeniyle yaklaşık yüzde 4 seviyesinden yüzde 1,5-2,5 aralığına gerilemiş durumda.

Buna rağmen Donohoe, Suudi ekonomisinin tedarik zinciri sorunları, enflasyon baskısı ve küresel gıda fiyatlarındaki artış gibi olumsuzluklara karşı güçlü bir dayanıklılık sergilediğini söyledi.

Sağlık, eğitim ve istihdam alanlarında dayanıklılığın güçlendirilmesinin ekonomilerin zaman içinde şokları absorbe edebilmesini sağlayacağını belirten Donohoe, Suudi Arabistan'ın bilgi, inovasyon ve özel sektör ortaklığına dayalı yaklaşımı sayesinde küresel dönüşümlere uyum sağlayabilen esnek bir ekonomik model geliştirdiğini ifade etti.

Donohoe, bu nedenle Suudi Arabistan'ın artık yalnızca iş gücü piyasası ve ekonomi alanındaki başarılarıyla değil, diğer ülkelerin de yararlanabileceği bir kalkınma modeli sunmasıyla öne çıktığını sözlerine ekledi.


Asya Altyapı Yatırım Bankası yetkilisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Yapay zekâ, altyapı finansmanının haritasını yeniden çiziyor

Pekin’deki Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) binasının önünden geçen bir adam (AFP)
Pekin’deki Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) binasının önünden geçen bir adam (AFP)
TT

Asya Altyapı Yatırım Bankası yetkilisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Yapay zekâ, altyapı finansmanının haritasını yeniden çiziyor

Pekin’deki Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) binasının önünden geçen bir adam (AFP)
Pekin’deki Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) binasının önünden geçen bir adam (AFP)

Dünya genelindeki kalkınma finansmanı kuruluşları; dijital altyapı, enerji ve yapay zekâ alanlarındaki yatırım ihtiyaçlarının genişlemesiyle yeni bir dönemeçle karşı karşıya bulunuyor. Uluslararası tahminler, önümüzdeki yıllarda trilyonlarca dolarlık bir finansman açığı yaşanacağına işaret ediyor. Hükümetlerin bu yatırımların maliyetini tek başına karşılayamaz hale gelmesiyle birlikte, özellikle yükselen ekonomilerde stratejik projelerin uygulanmasını hızlandırmak adına çok taraflı finans kuruluşları, varlık fonları ve özel sermaye arasındaki ortaklıklara olan bağımlılık giderek artıyor.

Bu kapsamda, 100’den fazla üyesi bulunan Asya Altyapı Yatırım Bankası’nın (AIIB) Baş Yatırım Sorumlusu Konstantin Limitovskiy, kalkınma finansmanının önümüzdeki on yılına yapay zekâ, varlık fonları ve modern altyapıdan oluşan üç temel itici gücün kesişim noktasının yön vereceğini belirtti. Limitovskiy, çok taraflı finans kuruluşlarının sermaye seferber etme, yatırıma uygun projeler hazırlama ve daha sürdürülebilir bir altyapıya dönüşümü destekleme konularında daha büyük bir rol oynaması gerekeceğini vurguladı.

Altyapı, geleneksel kavramın ötesine geçiyor

Şarku’l Avsat’a konuşan Limitovskiy, altyapı kavramının artık yalnızca yol, liman, havalimanı, su ve enerji şebekeleriyle sınırlı kalmadığını; fiber optik ağlar, denizaltı kabloları, veri merkezleri ve akıllı lojistik hizmetlerinin yanı sıra esnek enerji şebekeleri ile dijital sistemleri de kapsayacak şekilde genişlediğini belirtti.

Limitovskiy, bu alanların ekonomik büyümeyi hızlandırmada, kaynak kullanım verimliliğini artırmada ve toplumlara sunulan hizmetlerin kalitesini yükseltmede kritik bir rol oynamaya başladığını ifade etti. Teknolojik yeniliklerin, modern ekonomilerin büyüme rotalarını yeniden şekillendirdiğini; altyapı projelerinin planlama, inşa ve işletme yöntemlerini değiştirdiğini dile getirdi.

Yeni nesil altyapının sadece toplumları birbirine bağlamakla kalmayacağını, aynı zamanda performans, verimlilik, esneklik ve sürdürülebilirliği artırmaya odaklanacağını açıklayan Limitovskiy, bu durumun dijital uçurumun kapatılmasına ve daha fazla bireyin modern ekonomi fırsatlarından yararlanmasına katkı sağlayacağını vurguladı.

Yapay zekânın bu dönüşümün en önemli itici güçlerinden biri olduğunu belirten Limitovskiy, yapay zekâ kullanımının yaygınlaşmasının; bilgi işlem kapasitesine, veri depolamaya, güvenilir elektrik kaynaklarına, güvenlik ve koruma sistemlerine olan talebi artırdığına dikkat çekti. Dijital ekonominin temel altyapısının yüksek miktarda elektrik ve su tüketen varlıklara dayandığını ekleyen Limitovskiy, bu durumun projelerin daha ilk aşamalarından itibaren sürdürülebilirliği gözeten finansman metodolojilerinin benimsenmesini zorunlu kıldığını ifade etti.

Dijital uçurumun genişlemesinin getirdiği riskler

Limitovskiy, bağlantı ve dijital altyapı sorunları çözülmediği takdirde yapay zekâ devriminin ülkeler arasındaki mevcut uçurumları daha da derinleştirebileceği konusunda uyarıda bulunarak, birçok gelişmekte olan ekonominin dijital hizmetlere erişim ve bu hizmetlerin maliyetini karşılama hususunda hâlâ zorluklar yaşadığına dikkat çekti.

sderrtbht
Asya Altyapı Yatırım Bankası’nın (AIIB) Baş Yatırım Sorumlusu Konstantin Limitovskiy

Limitovskiy, AIIB’nin rolünün, uygun standartları uygulayarak, riskleri yapılandırarak ve daha fazla sermaye çekerek bu projelere yönelik artan talebi finanse edilebilir yatırım fırsatlarına dönüştürmek olduğunu belirtti. Ayrıca, veri merkezlerinde enerji ve su tüketim verimliliğine odaklanılması gerektiğini vurguladı.

Hükümet bütçelerinin tek başına gelecekteki altyapı ihtiyaçlarını finanse etmeye yetmeyeceğini ekleyen Limitovskiy, bu durumun karmaşık riskleri üstlenme ve yapılandırma yeteneğine sahip, uzun vadeli bir sermaye kaynağı olarak varlık fonlarının önemini artırdığını ifade etti.

Körfez bölgesinin bu bağlamda özel bir öneme sahip olduğuna işaret eden Limitovskiy, bölgenin uzun vadeli kurumsal sermaye bolluğu ile teknoloji destekli, sürdürülebilir ve sınırlar arası bağlantıya uygun altyapı ihtiyacını bir arada barındırdığını açıkladı. Limitovskiy, AIIB’nin üye ülkelerin ihtiyaçları ile Körfez’in stratejik nitelikteki sermayesi arasında bir köprü görevi görebileceğini sözlerine ekledi.

Sonraki aşama

Limitovskiy, AIIB’nin önümüzdeki dönemdeki rolünün üç temel eksene dayandığını açıkladı. Bu eksenler; altyapı talebini uygulanabilir projelere dönüştürmeyi, özel sermayeyi çekmek için anlaşmaları yapılandırıp riskleri dağıtmayı ve teknolojik gelişmelerin hızla yaşandığı sektörlerde uzun vadeli standartlar belirlemeyi kapsıyor.

Limitovskiy, çok taraflı finansmanın önümüzdeki on yılına yapay zekâ, varlık fonları veya altyapının tek başına yön vermeyeceğini, aksine bunların birbiriyle ne kadar etkili bir şekilde ilişkilendirilebileceğinin belirleyici olacağını ifade ederek sözlerini tamamladı. Limitovskiy, asıl zorluğun teknoloji destekli ve iklim değişikliklerine karşı dirençli kurumsal çerçeveler inşa etmek, aynı zamanda uzun vadeli sermayeyi reel ekonominin ihtiyaçlarına hizmet edecek şekilde geniş ölçekte yönlendirmek olduğunu vurguladı.