Vasiyetini açıklayan Warren Buffett'tan Bill Gates'e kötü haberhttps://turkish.aawsat.com/ekonomi%CC%87/5035336-vasiyetini-a%C3%A7%C4%B1klayan-warren-buffetttan-bill-gatese-k%C3%B6t%C3%BC-haber
Vasiyetini açıklayan Warren Buffett'tan Bill Gates'e kötü haber
Buffett, son bağışıyla bugüne dek Gates Vakfı'na toplamda 9,3 milyar dolar vermiş oldu (Reuters)
Amerikalı milyarder Warren Buffett, öldükten sonra servetinin nasıl dağıtılacağını açıkladı.
Buffett, ABD'nin önde gelen gazetelerinden Wall Street Journal'a (WSJ) verdiği söyleşide, ölümünden sonra kalan mirasının neredeyse tamamının kızı ve iki oğlu tarafından denetlenen yeni bir hayır kurumuna gideceğini söyledi.
93 yaşındaki iş insanı, servetinden Bill & Melinda Gates Vakfı'na para aktarılmayacağını da belirterek, "Ben öldükten sonra Gates Vakfı'na para yok" dedi.
Buffett, servetinin aktarılacağı yeni hayır kurumunun adını paylaşmazken, paranın nasıl değerlendirileceğine çocuklarının karar vereceğini ifade etti.
Ünlü yatırımcı, vasiyet planlarını birden fazla kez değiştirdiğini ve çocuklarına güvendiği için son olarak bunda karar kıldığını belirtti.
Buffett, "Üç çocuğumun da sahip olduğu değerler beni çok memnun ediyor. Onların işleri nasıl yürüteceğini bildiğine güvenim tam" dedi.
Bu para, bizim kadar şanslı olmayanlara yardım etmek için kullanılmalı. Dünyada 8 milyar insan var. Ben ve çocukların, bunlar arasından yüzde 1'lik bir kesimin en şanslı ilk 100'ü arasında yer alıyoruz. İnsanlara yardım etmenin pek çok yolu var.
WSJ'nin aktardığına göre Buffett, daha önce vasiyetinde malvarlığının neredeyse tamamını Bill & Melinda Gates Vakfı'yla ailesine bağlı 4 hayır kurumu olan Susan Thompson Buffett Vakfı, Sherwood Vakfı, Howard G. Buffett Vakfı ve NoVo Vakfı'na ayırmıştı.
Buffett'ın 71 yaşındaki kızı Susie Buffett, erken yaşta eğitimi ve toplumsal adaleti destekleyen Sherwood Vakfı'nın başkanlığını yürütüyor.
Ayrıca Susie, annesinin adını taşıyan Susan Thompson Buffett Vakfı'nın da başkanlığını yapıyor. Buffett'ın eşi Susan, 2004'te yaşamını yitirmişti.
Yatırımcının 69 yaşındaki oğlu Howie Buffett gıda güvenliğinin sağlanması ve insan kaçakçılığıyla mücadele için çalışan Howard G. Buffett Vakfı'nı yönetiyor.
Milyarderin en küçük oğlu Peter Buffett ise müzisyen. 66 yaşındaki besteci ve eşi, yerli topluluklarla çalışan NoVo Vakfı'nın başında.
Buffett vasiyetinden teknoloji milyarderi Bill Gates'in vakfını çıkarsa da hayattayken kuruluşa bağış yapmayı sürdürüyor.
İş insanı, CEO'su olduğu Berkshire Hathaway'in hisselerinden cuma günü Bill & Melinda Gates Vakfı'na ve ailesine ait 4 hayır kurumuna toplamda 5,3 milyar dolarlık bağış yaptı.
Forbes'a göre dünyanın en zengin 10. kişisi olan Buffett, 2021'de Bill & Melinda Gates Vakfı'ndaki mütevelli heyeti görevinden istifa etmişti. Buffett, görevden ayrılmasına ilişkin "Berkshire dışındaki tüm şirketlerin yönetim kurullarındaki gibi şimdi bu görevimden de istifa ediyorum" demişti.
Bill Gates'in eski eşi Melinda da kendi adını taşıyan vakıftan mayısta ayrılmıştı. Microsoft'un kurucusu Gates'le evliliğini 2021'de sonlandıran Melinda, kendi hayır işlerine odaklanmak için vakıftaki görevini bıraktığını belirtmişti.
Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN, Reuters, Business Insider
Altın piyasasındaki fiyat oynaklığı sert iniş ve çıkışlarla kendini gösteriyor (Reuters)
Altın fiyatları, İran savaşı sonrası piyasalarda yaşanan sert dalgalanmayla birlikte yıl başından bu yana yüzde 15’ten fazla gerilerken, kıymetli madenin “güvenli liman” rolüne ilişkin tartışmalar yeniden alevlendi.
Jeopolitik krizlerde genellikle değer kazanan altın, ABD ve İsrail’in ortak operasyonuyla 28 Şubat’ta başlayan İran savaşının ilk 10 gününde bu beklentiyi kısmen karşılayarak değerini korudu.
Ancak sonraki süreçte küresel piyasalarda yaşanan satış dalgası altını da aşağı çekti.
Finans kuruluşu StoneX’ten analist Rhona O’Connell, yatırımcıların “güvenli liman tuzağına” düşmemesi gerektiğini vurgulayarak Financial Times’a şunları söylüyor:
Hisse senetleri ve Hazine tahvillerinde yaşanan sert satışlar sırasında altın neredeyse her zaman değer kaybeder zira yatırımcılar nakit elde etmek için altınlarını satarlar.
Veri şirketi Vanda’ya göre, savaşın başlamasından bu yana küresel altın ETF’lerinden yaklaşık 10,8 milyar dolarlık çıkış yaşandı. Bu durum, yatırımcıların risk azaltma ve nakit yaratma eğiliminin güçlendiğine işaret ediyor.
Öte yandan bazı analistler, merkez bankalarının da artan savunma harcamaları ve yüksek fiyatları fırsat bilerek altın rezervlerinin bir kısmını satabileceğini düşünüyor.
Nitekim Polonya Merkez Bankası da bu yönde bir seçeneği değerlendiriyor. Banka Başkanı Adam Glapinski, savunma harcamalarını karşılamak amacıyla altın rezervlerinin bir kısmını satmayı yeniden değerlendirdiklerini bildirmişti.
Dünya Altın Konseyi’nden John Reade, son dönemde altın piyasasında spekülatif yatırımcıların ağırlığının artmasının da fiyat dalgalanmasında önemli rol oynadığına dikkat çekiyor.
Analistlere göre altın fiyatlarındaki düşüşte bir diğer önemli faktör artan faiz beklentileri. Savaşın enflasyonist etkisini sınırlamak isteyen merkez bankalarının faiz artırabileceği öngörülüyor.
Buna rağmen bazı uzmanlar düşüşün kalıcı olmayabileceği görüşünde. Montreal Bankası analistleri, “risk iştahının geri dönmesiyle” altının kayıplarının büyük bölümünü telafi edebileceğini savunuyor.
Kıymetli madenlerin çevrimiçi satışını sağlayan BullionVault platformundan Adrian Ash de 2008 küresel finans krizine dikkat çekerek, altının ilk şok döneminde düştüğünü ancak sonrasında güçlü bir yükseliş sergilediğini hatırlatıyor.
Diğer yandan ABD ve İran ateşkes görüşmelerine dair çelişkili açıklamalar yapsa da, müzakerelerin tekrar başlayabileceğine dair Amerikan ve İsrail basınına yansıyan haberlerle altında hafif yükseliş görüldü.
Independent Türkçe, Financial Times, Bloomberg
Küresel ekonominin nabzını tutmak istiyorsanız tahvil getirilerini takip edinhttps://turkish.aawsat.com/ekonomi%CC%87/5255236-k%C3%BCresel-ekonominin-nabz%C4%B1n%C4%B1-tutmak-istiyorsan%C4%B1z-tahvil-getirilerini-takip-edin
Küresel ekonominin nabzını tutmak istiyorsanız tahvil getirilerini takip edin
Tokyo’da Japon devlet tahvillerinin 10 yıllık getirisini gösteren gösterge panolarını kayda alan bir kameraman (EPA)
Dünya başkentleri Ortadoğu’daki savaş ve barış kararlarıyla meşgulken, küresel tahvil piyasası yaşam ekonomisinin kalbine ulaşan yüksek sesli ‘alarm sinyalleri’ yayıyor. Washington’dan Londra’ya, oradan Tokyo’ya uzanan devlet borçlanma piyasalarında şiddetli bir ‘yeniden fiyatlandırma’ süreci yaşanıyor. Bu durum, küresel borçlanma maliyetlerinin hızla yükselmeye başladığını ve yakın zamanda durmasının beklenmediğini ortaya koyarken, siyasi aktörlerin mevcut finansal riskleri göz ardı ettiği görülüyor.
Washington... Savaşın maliyeti piyasaları altüst ediyor
ABD’de 20 yıllık tahvil faizi pazartesi günü aylardır ilk kez yüzde 5 seviyesini aştı. Bu gelişme, Wall Street’in faiz indirimine dair beklentilerinde güven kaybetmeye başladığının güçlü bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Endişe verici olan ise bu yükselişin sadece geleneksel enflasyon verilerinden kaynaklanmaması; Amerikan hazinesi, savaşın finansmanı için yüz milyarlarca dolarlık borçlanmaya zorlanıyor ve bu durum piyasaya büyük miktarda tahvil arzı sürerek fiyatları düşürüp getirileri yükseltiyor.
Yaşanan bu karmaşa, faiz indirimine dair umutları da ortadan kaldırdı. Piyasada savaş artık petrol fiyatlarının 100 dolara çıkması nedeniyle ‘enflasyon’ anlamına geliyor. Bu gerçeklik, hedge fonlarını kayıplarını karşılamak için pozisyonlarını satmaya itti. Sonuç olarak 10 yıllık tahvil faizi geçen yazdan bu yana en yüksek seviye olan yüzde 4,39’a yükselirken, 30 yıllık tahvil faizi ise dün yüzde 4,98 ile yüzde 5 sınırına güçlü şekilde yaklaştı.
Müzayedelerdeki kargaşa ve güven krizi
Durumu daha da karmaşık hale getiren gelişme, haftanın başında Amerikan Hazinesi’nin düzenlediği tahvil ihraçlarının ‘başarısız’ olması oldu. Yeni devlet borçlanmalarına yatırımcı talebinin beklenmedik şekilde zayıf kalması, hedeflenen fiyatlarla ihalelerin kapatılamamasına yol açtı. Bu başarısızlık, tahvil getirilerinin alıcı çekmek için hızla yükselmesine neden olarak acı bir gerçeği ortaya koydu: Piyasalar, Washington’un biriken borçlarını yüksek bir ‘risk primi’ olmadan absorbe etmeye artık hazır değil.
New York Borsası’nda piyasanın açılışını bekleyen bir borsacı (AFP)
İhale başarısızlığı, ABD’nin borç yoluyla savaşlarını finanse etme kapasitesinin finansal gerçeklerle çarpışmaya başladığını gösteren bir uyarı niteliği taşıyor.
ABD Hazinesi verilerine göre, 19 Mart itibarıyla toplam ulusal borç 39 trilyon doları aşarak rekor seviyeye ulaştı. Bu rakam, mevcut federal borcun hızlı bir şekilde büyüdüğünü ve son beş ayda yaklaşık bir trilyon dolar eklenmiş olduğunu ortaya koyuyor. Borcun, devam eden bütçe açığı ve faiz maliyetleri nedeniyle daha da artması bekleniyor.
Ekranlardan evlere
Bu teknik artış, Amerikan vatandaşları için acı bir gerçeğe dönüşüyor. 30 yıllık sabit faizli ipotek oranı yüzde 6,53’e yükseldi. Refinansman başvurularının yüzde 19 azalmasıyla birlikte, yılın en kritik konut alım dönemi olan ‘bahar sezonu’ anlık olarak çökerken, ekonominin savaşın bedelini doğrudan borçluların cebinden ödediği ortaya çıkıyor.
Birleşik Krallık ve Japonya fırtınanın tam ortasında
Atlantik’in diğer yakasında, İngiliz tahvilleri (Gilts) G7 ülkeleri arasında en çok etkilenenler listesinde başı çekti. Tahvil getirileri, 2008 krizini aşarak Londra’nın enerji şoklarına karşı aşırı hassasiyetini ortaya koydu. Yatırımcılar, İngiltere’nin ithal gaz bağımlılığı nedeniyle ek bir ‘risk primi’ ödediğini belirtiyor; bu durum Bank of England’dan beklenen faiz indirimlerini boşa çıkarırken, İngiliz tahvillerinin tarihlerindeki en kötü performansı göstermesine yol açtı.
New York Borsası’nda bir ekranda hisse senedi piyasası istatistikleri gösteriliyor. (AFP)
Japonya ise uzun yıllar istisna olmasına rağmen etkilenmekten kurtulamadı. Japon tahvil getirileri onlarca yılın en yüksek seviyelerine yaklaştı. Savaşın yol açtığı küresel enflasyon baskısı karşısında Japonya Merkez Bankası, tarihsel olarak uyguladığı gevşek para politikalarını terk etmek zorunda kalıyor; bu da küresel likidite üzerinde ek baskı yaratıyor ve dünyanın en büyük Amerikan tahvili sahiplerinden biri olan Japonya’da borçlanma maliyetlerini yükseltiyor.
Gizli mekanizma... Tahvil getirileri nasıl işliyor?
Dünyanın tahvil getirilerindeki yükselişe neden bu kadar kaygıyla baktığını anlamak için, tahvil fiyatı ile getirisi arasındaki ters ilişkiyi bilmek gerekiyor. Tahviller adeta bir ‘denge terazisi’ gibi çalışıyor; yatırımcılar tahvillerini yoğun şekilde sattığında (pazartesi günü olduğu gibi savaş ve enflasyon endişeleri nedeniyle) tahvil fiyatları düşüyor ve buna bağlı olarak getiriler otomatik olarak yükseliyor. Bu artış, riskleri telafi etmek ve yeni alıcıları çekmek için gerçekleşiyor.
Getiri artışı aşağıdaki alanlar için olumsuz haber anlamına geliyor:
- Borçların yeniden fiyatlandırılması: Devlet tahvili getirileri, diğer tüm kredilerin ölçüldüğü ‘cetvel’ niteliğinde. Getirilerin yükselmesi, ipotek, otomobil kredisi ve şirket finansmanı maliyetlerini artırarak tüketim ve büyümeyi kısıyor.
- Hisse piyasalarına darbe: Tahvil piyasası yüzde 5’e yaklaşan ‘güvenli’ bir getiri sunduğunda, hisse senetleri cazibesini kaybediyor ve yatırımcılar paralarını borsalardan çekerek garanti kazancı tercih ediyor. Bu durum, Wall Street’teki sert düşüşleri açıklıyor.
- Arz-talep döngüsü: Washington, savaş finansmanı için büyük miktarda tahvil ihraç etmek zorunda kalırken (artan arz), yatırımcılar satın almaktan kaçınıyor (zayıf talep). Bu da ihale başarısızlıklarına ve getirilerin likidite çekmek için rekor seviyelere yükselmesine yol açıyor.
Sonuç olarak, bugün gördüğümüz getiri artışı yalnızca ekranlarda yanıp sönen kırmızı bir rakam değil; piyasalardan net bir mesaj: “Ucuz likidite dönemi sona erdi.” Savaş acil durumları ve biriken borç baskısı, kolay paranın zamanını bitirdi. Şimdi her şey yeniden fiyatlanıyor; ekmekten konut kredisine kadar her kalem. Piyasalar artık siyasi vaatleri satın almıyor, Washington ve Londra’ya verilen her dolar için yüksek bedel talep ediyor ve savaşın faturasının küresel finansal istikrarın merkezinden ödendiğini gösteriyor.
Piyasa aksak değil, aksine net çalışıyor ve başkentlere mesaj veriyor: “Jeopolitik enflasyon riskleri, büyüme risklerinden ağır basıyor.” Tahviller, zayıf büyüme verilerine rağmen güvenli liman işlevini yerine getiremiyorsa, tablo özetlenmiş demektir: Dünya borçları ‘yeni savaş gerçekliğine’ göre yeniden fiyatlıyor. Washington, Londra ve Tokyo, aynı dalgalı enflasyon sularında birlikte yol alıyor.
15 dakikalık gizem... Trump’ın sürprizi, kamuoyuna duyurulmadan önce petrol tüccarlarının kulağına fısıldanmış mıydı?https://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5254654-15-dakikal%C4%B1k-gizem-trump%E2%80%99%C4%B1n-s%C3%BCrprizi-kamuoyuna-duyurulmadan-%C3%B6nce-petrol-t%C3%BCccarlar%C4%B1n%C4%B1n
15 dakikalık gizem... Trump’ın sürprizi, kamuoyuna duyurulmadan önce petrol tüccarlarının kulağına fısıldanmış mıydı?
Meksika’nın Dos Bocas kentinde bulunan devlet petrol şirketi Pemex’e ait Olmeca rafinerisi (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump’ın Truth Social platformunda Tahran ile yürütülen ‘verimli’ görüşmelere ilişkin sürpriz bir paylaşım yapmasından yaklaşık 15 dakika önce, küresel petrol piyasalarında alışılmadık hareketlilik yaşandı. Bu durum, piyasa gözlemcilerinin dikkatini çekti ve şüphe uyandırdı.
Şarku’l Avsat’ın Financial Times’tan aktardığına göre, Bloomberg verilerine dayanan analizler, bazı işlemcilerin paylaşım sonrasında fiyatların çöküşünü öngörerek yarım milyar dolara kadar büyük bahisler oynadığını ortaya koydu.
Milyon dolarlık bahislerin detayları
Veriler, dün New York saatiyle sabah 6:49 ile 6:50 arasında sadece bir dakikada yaklaşık 6 bin 200 adet Brent ve West Texas Intermediate (WTI) vadeli sözleşmesinin el değiştirdiğini gösteriyor. Bu sözleşmelerin nominal değeri 580 milyon dolar olarak kaydedildi ve Trump’ın açıklamasından 15 dakika önce agresif bir şekilde satıldı. Trump’ın paylaşımının hemen ardından enerji piyasalarında geniş çaplı bir satış dalgası başladı; bu durum fiyatlarda sert düşüşlere yol açtı ve diğer varlıklarda da oynaklığın artmasına neden oldu.
İyimserliğin ve şüpheciliğin bulaşıcılığı
Olay sadece petrol piyasasıyla sınırlı kalmadı; şüpheli ham petrol işlemlerinin gerçekleştirilmesinin hemen ardından, ABD hisse senetlerini izleyen S&P 500 vadeli sözleşmeleri de yükseldi. Bu durum, yatırımcıların çatışmanın uzun süre devam edeceği yönündeki bahislerini azaltmalarına yol açtı.
Piyasa uzmanları, bu eşzamanlı ve ‘mükemmel’ şekilde başarılı hareketlerin, yakın zamanda Polymarket gibi tahmin platformlarında ABD’nin İran ve Venezuela’ya yönelik saldırıları öncesinde görülen kazançlı bahisleri hatırlattığını belirtti. Söz konusu gelişmeler, bazı tarafların önceden bilgi sahibi olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.
Beyaz Saray’ın yanıtı
Bu dolaylı suçlamalara yanıt olarak Beyaz Saray Sözcüsü Kush Desai, yönetimin önceliğinin yalnızca Amerikan halkının çıkarı olduğunu belirtti. Desai, Beyaz Saray’ın yetkililerin iç bilgileri kullanarak yasadışı kazanç sağlamasına asla tolerans göstermeyeceğini vurguladı ve bu tür iddialara işaret eden raporları ‘sorumluluk dışı’ olarak nitelendirdi.
Buna karşın hedge fon yöneticileri, bu tür önceden yapılmış işlemlerin tekrarlanmasından duydukları ‘hayal kırıklığını’ dile getirdi. Deneyimli bir trader, yaşananları özellikle önemli ekonomik veri açıklamalarının veya Fed yetkililerinin konuşmalarının olmadığı bir günde tamamen ‘anormal’ olarak nitelendirdi.
Tahran’ın yanıtı ve piyasadaki dalgalanmalar
Öte yandan İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Washington ile herhangi bir görüşme yürütüldüğü iddialarını X platformunda yalanlayarak, söz konusu haberleri ‘piyasalarda manipülasyon yapmak ve mevcut çıkışsız durumdan kaçmak amacıyla yayılan sahte haberler’ olarak nitelendirdi. Bu yalanlama, küresel hisse senedi piyasalarında ani bir düşüşe yol açarken, enerji piyasalarında alım gücünün yeniden devreye girmesine neden oldu. Gelişme, piyasaların siyasi açıklamalara -ister gerçek, ister taktiksel olsun- ne kadar hassas tepki verdiğini ortaya koydu.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة