FED, Trump’ın taleplerine rağmen 3 yıl sonra ilk kez faiz artırımına hazırlanıyor

Enflasyonun merkez bankasının hedef seviyesinin üzerinde seyretmesi üzerine piyasalar 25 baz puanlık bir artış fiyatlıyor

Washington’daki Fed binası (Reuters)
Washington’daki Fed binası (Reuters)
TT

FED, Trump’ın taleplerine rağmen 3 yıl sonra ilk kez faiz artırımına hazırlanıyor

Washington’daki Fed binası (Reuters)
Washington’daki Fed binası (Reuters)

ABD Merkez Bankası (Fed), enflasyon oranlarının hedeflerin üzerinde seyrettiği ve Başkan Donald Trump’ın borçlanma maliyetlerini düşürme yönündeki baskılarını sürdürdüğü bir dönemde, son üç yılı aşkın sürenin ilk faiz artışına hazırlanıyor.

Piyasalarda, gösterge faiz oranında 25 baz puanlık bir artış yapılarak hedef aralığın yüzde 3,75 - 4 seviyesine çıkarılması genel kabul gören beklentiler arasında yer alıyor. Söz konusu hamle; temmuz ve ağustos ayları arasında tüketici fiyat endeksinin yüzde 0,4 arttığını ve yıllık enflasyonun yüzde 3,4 seviyesinde sabit kaldığını gösteren verilerin ardından gündeme geldi.

Ekonomistler, Fed Başkanı Kevin Warsh’ın ağustos ayında Jackson Hole Konferansı’nda yaptığı konuşmada enflasyonun hâlâ yüzde 2’lik hedefin üzerinde olduğunu vurgulamasıyla bu faiz artışının zeminini hazırladığını belirtiyor. Texas Üniversitesi Ekonomi Profesörü Olivier Coibion ise Fed’in faiz artırımında geç kaldığına dikkat çekerek, enflasyonun uzun süredir hedeflerin üzerinde seyrettiğini ifade ediyor.

Chicago Üniversitesi Booth İşletme Okulu tarafından yapılan bir ankete katılan 51 ekonomistten 50’si, mevcut yüzde 3,5 - 3,75 aralığındaki borçlanma maliyetlerinin artırılması gerektiği yönünde görüş bildirdi. Katılımcıların büyük çoğunluğu 25 baz puanlık bir artışı savunurken, yüzde 14’lük bir kesim ise İran ile yaşanan savaşın yakıt fiyatlarına etkisi ve buna bağlı enflasyonist baskılar nedeniyle 50 baz puanlık daha sert bir artışı destekliyor.

Fed’in temel enflasyon göstergesi olarak takip ettiği kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksi yüzde 3,7 seviyesinde bulunurken, gıda ve enerji hariç çekirdek enflasyon ise temmuz ayında yüzde 3,3’e yükselmiş durumda.

Fed’in güvenilirliğinin sınanması

ABD’de para politikasının, enflasyon ve uzun vadeli faiz oranlarına ilişkin piyasa beklentilerini yönlendirme kapasitesi de kritik bir sınavdan geçiyor.

Bu kapsamda ABD 10 yıllık tahvil getirileri, bu hafta son üç yılda ilk kez yüzde 5 seviyesini aşmasının ardından çarşamba günkü işlemlerde bir miktar geriledi. Tahvil getirilerinden doğrudan etkilenen konut kredisi (mortgage) faiz oranlarında da artış kaydedildi.

KPMG Baş Ekonomisti Diane Swonk, Fed’in faiz artışına gitmesinin -ilk etapta çelişkili görünse de- piyasaların merkez bankasının yüzde 2’lik enflasyon hedefine ulaşacağına dair güvenini tazeleyebileceğini ve böylece uzun vadeli faiz oranlarını ilerleyen süreçte düşürebileceğini belirtti. Swonk, aksi bir senaryoda piyasaların yüksek mortgage oranları, artan kurumsal borçlanma maliyetleri ve yükselen kamu borcu faizleri kanalıyla finansal koşulları kendiliğinden sıkılaştırabileceği konusunda uyardı.

hyju
Fed Başkanı, geçtiğimiz temmuz ayında düzenlenen bir basın toplantısında konuşuyor. (Reuters)

Söz konusu hassas tablo, enerji fiyatlarındaki tırmanışla daha da karmaşık bir hal alıyor. İran ile yaşanan savaşın etkisiyle sıçrama yapan petrol fiyatları enflasyonist baskıyı artırırken; gümrük vergileri ile yapay zekâ altyapısına yönelik devasa yatırımlar, fiyatlar üzerindeki yukarı yönlü riskleri besleyen diğer temel unsurlar olarak öne çıkıyor.

Trump, faiz indirimi için baskı yapıyor

Diğer taraftan Trump, faiz oranlarının düşürülmesi yönündeki çağrılarını sürdürerek mevcut borçlanma maliyetlerini ‘saçmalık’ olarak nitelendirirken; yatırımcılar ABD yönetiminin olası bir faiz artırımı kararına nasıl tepki vereceğini yakından takip ediyor.

Ulusal Ekonomi Konseyi Direktörü Kevin Hassett, Fox News’e verdiği demeçte, Fed’in faiz artırması halinde Trump’ın muhtemelen ‘pek memnun olmayacağını’, ancak Warsh’ın bağımsızlığını savunacağını belirtti.

Söz konusu siyasi baskı, piyasaların merkez bankasının bağımsızlık derecesini tartmaya çalıştığı bir dönemde gerçekleşiyor. Nitekim Trump, Warsh’ın halefi Jerome Powell’ı da faizleri talep ettiği hızda düşürmediği gerekçesiyle sert bir dille eleştirmişti.

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan MIT Sloan İşletme Okulu Ekonomi Profesörü ve İngiltere Merkez Bankası Eski Yönetim Kurulu Üyesi Kristin Forbes, Warsh’ın geride bırakacağı mirasa önem verdiğini belirterek, ekonomik göstergeler yerine siyasi baskılara boyun eğen merkez bankası başkanlarının ekonomi tarihinde olumlu hatırlanmadığının bilincinde olduğunu ifade etti.

Faiz artırımından sonra ne olacak?

Piyasalar için en kritik soru işaretini ise beklenen bu faiz artışının tek seferlik bir adım mı kalacağı, yoksa yeni bir parasal sıkılaştırma döngüsünün başlangıcı mı olacağı oluşturuyor.

Şarku’l Avsat’ın Financial Times’tan aktardığına göre, piyasalar halihazırda birden fazla ilave faiz artışını fiyatlarken, ekonomistler bu artışların 2026 yılı boyunca sürmesi konusunda daha temkinli bir duruş sergiliyor.

UBS Ekonomisti Jonathan Pingle, önümüzdeki dönemde açıklanacak enflasyon verilerinin fiyat baskılarının azaldığına işaret etmesi durumunda Fed’in faiz artışlarına devam etmek zorunda kalmayacağını belirtti.

Brown Üniversitesi Ekonomi Profesörü Şebnem Kalemli-Özcan ise çarşamba günkü kararın kendi değerlendirmesine göre her iki ihtimale de açık olduğunu ifade ederek, mevcut belirsizlik ortamında Warsh’un daha fazla veri görmeyi tercih edebileceğine dikkat çekti.

Fed’in kararla birlikte açıklaması beklenen ekonomik öngörülerinin, politika yapıcıların enflasyon ve faiz oranlarının seyrine ilişkin beklentilerine dair önemli ipuçları sunması beklenirken, piyasalar Warsh’un parasal politikanın geleceğine yönelik yapacağı açıklamalara kilitlenmiş durumda.



Altın, ABD enflasyon verileri öncesinde 4 bin 160 dolar seviyelerinde yatay seyrediyor

Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
TT

Altın, ABD enflasyon verileri öncesinde 4 bin 160 dolar seviyelerinde yatay seyrediyor

Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)

Altın fiyatları, yatırımcıların ABD Merkez Bankasının (FED) para politikasının seyrine ilişkin ipuçları aradığı ABD enflasyon verilerinin günün ilerleyen saatlerinde açıklanması beklentisiyle bugün yatay seyretti. FED yetkililerinin faizlerin daha da artırılmasının gerekip gerekmediğine ilişkin farklı açıklamaları da piyasaların odağında yer aldı.

Spot altın, ons başına 4 bin 159 dolar civarıda sabit kalırken, aralık vadeli ABD altın vadeli işlemleri yüzde 0,1 artışla 4 bin 182,60 dolara yükseldi.

Taste Life Küresel Makroekonomi Başkanı Ilya Spivak, altın fiyatlarının belirli bir bantta sınırlı hareket etmeyi sürdürdüğünü belirtti. Spivak, petrol fiyatlarındaki yükselişe rağmen altının değerini koruyabilmesinin, yükselişini sürdürmek için yeni bir katalizör arayışında olduğuna işaret edebileceğini belirtti.

Jeopolitik gelişmeler cephesinde Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, Dahran kentinde Saudi Aramco’ya ait bir idari binanın saldırıya uğradığını açıkladı. İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan arasında artan gerilimle eş zamanlı gerçekleşen gelişmeler, bugün petrol fiyatlarının yükselmesine yol açtı.

Para politikası konusunda ise New York FED Başkanı John Williams, enflasyonu düşürmek amacıyla merkez bankasının bu yıl faizleri bir kez daha artırmasının gerekebileceğini yineledi. Buna karşılık FED Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller, ABD tahvil getirilerindeki son yükselişin enflasyon beklentilerindeki artıştan değil, ekonomik büyümenin gücünden kaynaklandığını belirtti. Waller, enflasyon beklentilerinin istikrarlı seyrini koruduğunu ifade etti.

Piyasalar, ABD Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verisinin bugün 12.30’da açıklanmasını bekliyor. Üretici fiyatları ve perakende satış verileri ise yarın yayımlanacak. Spivak’a göre ekonomik ivmenin zayıfladığına işaret eden veriler, yatırımcıların yeni faiz artışlarına ilişkin beklentilerini azaltabilir ve bu durum altın fiyatlarını destekleyebilir.

CME Group bünyesindeki FedWatch aracına göre piyasalar, ABD faizlerinin bu ay artırılması ihtimalini yaklaşık yüzde 23, aralık ayında artırılması ihtimalini ise yüzde 88 olarak fiyatlıyor.

Getiri sağlamayan altın, faiz oranlarının düşmesinden genellikle olumlu etkileniyor. Buna karşılık yüksek faiz oranları, getiri sağlayan varlıkları daha cazip hâle getirerek altının yatırımcılar açısından çekiciliğini azaltıyor.

Diğer değerli metallerde ise spot gümüş yüzde 0,6 düşüşle ons başına 59,11 dolara geriledi. Platin bin 664,19 dolarda yatay seyrederken paladyum yüzde 0,4 artışla bin 130,81 dolara yükseldi.


Uluslararası Enerji Ajansı: Dizel kıtlığı 2027 yılına kadar sürebilir

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
TT

Uluslararası Enerji Ajansı: Dizel kıtlığı 2027 yılına kadar sürebilir

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) bugün yayımladığı aylık petrol piyasası raporunda, stokların önemli ölçüde azalması ve kış aylarındaki talep zirvesi öncesinde üretime getirilen kısıtlamalar nedeniyle dizel yakıt arzındaki sıkıntının gelecek yıla kadar devam edebileceğini bildirdi.

Dizel yakıt rafinaj kâr marjları, eylül ayında varil başına yaklaşık 95 dolarla rekor seviyeye ulaştı. ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşla bağlantılı saldırıların yol açtığı rafinaj kapasitesi düşüşü nedeniyle üretim de keskin biçimde geriledi.

IEA, “Dizel piyasaları ciddi baskı altında kalmaya devam ediyor. Uzun süreli arz kesintileri, rafinerilerin sonbahardaki bakım çalışmaları ve kış aylarındaki talep zirvesi öncesinde, normalde stokların artırılması gereken bir dönemde stoklardan çekilmesine yol açtı” açıklamasında bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump, cuma günü Rusya’nın küresel piyasalara dizel yakıt tedarik etmeyi kabul ettiğini açıklayarak bir ilke imza attı. Trump, yönetiminin Moskova’yı Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşta kullanabileceği gelirlerden mahrum bırakmak amacıyla uygulamaya konulan Rus yakıtına yönelik ABD yaptırımlarını geçici olarak kaldırdığını söyledi.

Trump, Cumhuriyetçi ve Demokrat partilerden bazı Kongre üyelerinin anlaşmanın, Moskova Ukrayna’ya yönelik saldırılarını sona erdirene kadar Rus enerji ürünlerinin ithalatını yasaklayan ABD yasasına aykırı göründüğünü dile getirmelerine rağmen Rusya ile yapılan ‘dizel anlaşmasını’ savundu.

Rus petrolü ihracatına yönelik yaptırımların kaldırılmasının yüksek yakıt fiyatlarının düşürülmesine yardımcı olacağını belirten Trump’ın açıklamalarına bazı analistler şüpheyle yaklaştı. Analistler, Rusya’nın önümüzdeki üç ay boyunca sağlayacağını belirttiği dizel miktarının fiyatlar üzerinde kayda değer bir etki yaratmaya yetmeyeceğini savundu. Söz konusu miktarın, küresel yakıt tüketiminin yalnızca yaklaşık 12 saatlik bölümüne karşılık geldiği belirtildi.

Dizel fiyatları dünya genelinde rekor seviyelere yükselerek ABD’de galon başına 6,5 doları aştı. Fiyatlar, ABD ile Rusya arasında ‘dizel anlaşmasının’ duyurulmasının ardından ise bir miktar geriledi.


IMF: Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların etkileri tüm dünyaya yayılabilir

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
TT

IMF: Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların etkileri tüm dünyaya yayılabilir

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, Suudi Arabistan’a yönelik son saldırıların, ülke ekonomisinin bölge ve küresel piyasalar açısından taşıdığı önem ve Ortadoğu’da enerji arz güvenliğine ilişkin risklerin artması nedeniyle dünya genelinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası’nın Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen basın toplantısında, “Suudi Arabistan ekonomisi bölge ve dünya için önemli” diyerek,  son gelişmelerin “herkesi, dünyanın her yerinde etkileyebilecek olası olumsuz sonuçlar” doğurabileceğini ifade etti.

Uyarı, bölgedeki enerji akışları ve deniz taşımacılığının baskı altında olduğu bir dönemde yapıldı. Tedarik zincirlerinde yaşanabilecek aksaklıkların, özellikle petrol ve doğal gaz ithalatına bağımlı ekonomilerde enerji maliyetleri, ticaret ve ekonomik faaliyetler üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği belirtiliyor.

IMF’nin dün yayımladığı tahminler de bölgedeki aksaklıkların ekonomiler üzerindeki olası etkilerinin boyutuna işaret ediyor. Fon, Ortadoğu ve Orta Asya ekonomilerinin 2026’da yüzde 0,3 daralmasını, 2027’de ise yüzde 6,3 büyümesini bekliyor. Bu görünüm, mevcut krizin yarattığı baskıların yanı sıra krizin hafiflemesi ve enerji ile ticaret akışlarının yeniden toparlanmasıyla öngörülen ekonomik iyileşmeyi yansıtıyor.

Bölge ekonomileri üzerindeki olası etkilerin, deniz taşımacılığındaki aksaklıklara maruz kalma düzeyine ve ihracatın sürdürülebilirliğine bağlı olarak farklılık göstermesi bekleniyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Suudi Arabistan’a ilişkin büyüme tahminini 2027 yılı için yükselten IMF, temmuz ayında yüzde 2,4 ve nisanda yüzde 3,4 olarak açıkladığı tahminini yüzde 7,9’a çıkardı. Fon, Suudi Arabistan ekonomisinin 2026’daki daralmasına ilişkin tahminini ise temmuz ayındaki yüzde 5 ve nisan ayındaki yüzde 6,4 seviyelerinden yüzde 3,3’e indirdi.

Bu görünüm, deniz taşımacılığındaki aksaklıkların hafiflemesiyle üretim ve ihracatın yeniden ivme kazanacağı beklentisini yansıtıyor. Bununla birlikte toparlanmanın hızı ve boyutu, güvenlik koşullarındaki gelişmelere ve enerji ile ticaret akışlarının normale dönmesine bağlı olacak. Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı ise bütçeye ilişkin ön açıklama metninde, 2027 yılı için yüzde 12,8’lik daha yüksek bir büyüme öngörüsüne yer verdi.