Suudi Arabistan-Bahreyn ortak petrol boru hattının açılışı yapıldı

Suudi Arabistan-Bahreyn ortak petrol boru hattının açılışı yapıldı
TT

Suudi Arabistan-Bahreyn ortak petrol boru hattının açılışı yapıldı

Suudi Arabistan-Bahreyn ortak petrol boru hattının açılışı yapıldı

Bahreyn Kralı Hamed bin İsa Al Halife ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Bahreyn Petrol Şirketi (BAPCO) ile Suudi Arabistan milli petrol şirketi Aramco'nun işbirliğiyle hayata geçirilen petrol boru hattının açılışını yaptı.
Bahreyn Babku rafinerisi ve Suudi Arabistan Bukayk tesisleri arasındaki 110 kilometre uzunluğundaki hattın, tam taşıma kapasitesinin günlük 350 bin varil olduğu kaydedildi.
Ortak petrol boru hattı töreninin açılışında, Bahreyn Kralı, Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Bahreyn Başbakanı Şeyh Halife bin Selman Al Halife ve Bahreyn Veliaht Prensi Selman bin Hamed Al Halife, petrol sahasındaki Suudi-Bahreyn işbirliğinin başlangıcından günümüze kadar olan tarihsel gelişmelere ait bir sunum izledi.
Bahreyn Petrol Bakanı Şeyh Muhammed bin Halife bin Ahmed Al Halife, petrol alanında iki ülke arasındaki işbirliğinin önemine dikkati çeken bir konuşma yaparken, törenin sonunda Bahreyn Kralı ve Veliaht Prens tarihi petrol sergisini gezdi.
Bahreyn Başbakanı törende yaptığı açıklamada, iki ülke arasında ilişkilerin önemine vurgu yaparken, Kral Selman bin Abdulaziz liderliğindeki Suudi Arabistan'ın Araplar ve Müslümanlar üzerinde önemli bir etkisinin olduğunu ifade etti.
Prens Muhammed bin Selman Bahreyn'den ayrılmadan önce, Bahreyn Başbakanı Şeyh Halife bin Selman Al Halife ve iki ülkenin heyeti ile birlikte görüşmelerde bulundu.
Görüşmelerin ardından konuşan Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Bahreyn Başbakanı, Bahreyn ve Suudi Arabistan’ın güçlü bağları olan bir aile olduğunu ve bulunla birlikte ortak fedakârlıkların, tarihlerin ve tutumların ikili ilişkiler için sağlam bir temel oluşturduğunu vurguladılar.
Suudi Arabistan ve Bahreyn'in büyük zorluklarla karşı karşıya kaldıklarını belirten liderler, karşılaşılan her zorluğun kendilerini daha güçlü kıldığını açıklarken, bölgenin güvenliğine ve birliğine zarar verecek herhangi bir faaliyetin karşısında olacaklarını dile getirdiler.
Prens Muhammed bin Selman ve Bahreyn Başbakanı arasında gerçekleşen görüşmelerde, bölgesel ve uluslararası alanlardaki gelişmeler ile öncelik verilen bir takım ortak meseleler yeniden gözden geçirildi.
Bahreyn Başbakanı, Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin bölge barışı adına büyük rol oynadığını ve bu rolünü gerçekleştirdiği başarılı politikaları ile her zaman kanıtladığını vurguladı.
Bahreyn Başbakanı Şeyh Halife bin Selman, Bahreyn Krallığı’nın Suudi Arabistan Krallığı'ndan iki ülke arasındaki tarihi kardeşlik ilişkilerinin ışığı altında gördüğü büyük destek üzerine, Suudi Arabistan liderliğine ve hükümetine derin teşekkür ve takdirlerini dile getirdi.
Bahreyn Başbakanı görüşmeler sırasında, Bahreyn ve Suudi Arabistan'ın karşılıklı olarak birbirlerini desteklemeye devam edeceklerini vurgulayarak, ülkeler arasındaki seçkin kardeşliğin ve muhabbetin günden güne artarak bugünkü yüksek seviyesine ulaştığını ifade etti. Kral Selman bin Abdulaziz liderliğindeki Suudi Arabistan'ın Araplar ve Müslümanlar için koruyucu bir set olduğuna ve onun hedeflerinin herkesin hedefi anlamına geldiğine dikkat çeken Bahreyn Başbakanı, Suudi Arabistan’ın desteklenmesinin bir görev olduğunu belirtti.
Prens Muhammed bin Selman, Bahreyn’in Suudi Arabistan'ı destekleyen pozisyonuna yönelik teşekkür ve takdirlerini ifade ederek, bu tutumların iki ülkeyi birbirine bağlayan tarihi kardeşlik ilişkilerinin derinliğini yansıttığını dile getirdi.
Veliaht Prens Selman daha sonra, Bahreyn Veliaht Prensi Selman bin Hamed Al Halife ile bir araya geldi. Görüşmelerde, çeşitli alanlardaki ikili ilişkilerin geliştirilmesine yönelik fırsatların yanı sıra, öncelik verilen bir dizi ortak mesele tartışıldı.
Bahreyn Veliaht Prensi Selman bin Hamed Al Halife, Bahreyn’i ve Suudi Arabistan'ı bir araya getiren ortak hedefler ve tutumlar ile güçlendirilen kardeşlik ilişkilerinin ve tarihi bağların derinliğini vurguladı.
Prens Muhammed bin Selman'ın ‘Bahreyn ve Suudi Arabistan arasındaki işbirliği ve koordinasyon ilişkilerini desteklemedeki büyük çabalarına’ yönelik övgüde bulunan Prens Selman bin Hamed Al Halife, Kral Selman bin Abdulaziz liderliğindeki Suudi Arabistan Krallığı'nın herkesi kucaklayan büyük bir ev olduğunu vurguladı. Ayrıca Suudi Arabistan’ın Arap ve İslam milletlerinin sorunlarına yönelik önemli ve aktif bir oynadığını belirterek, böylelikle bölgenin güvenliğine ve istikrarına katkıda bulunduğunu dile getirdi.
Bahreyn Veliaht Prensi, Prens Muhammed Bin Selman'ın Bahreyn Krallığı’na olan ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, bu ziyaretin önemine ve Bahreyn Krallığı ile Suudi Arabistan Krallığı arasındaki ikili ilişkileri güçlendirmeye yönelik çalışmaları sürdürme konusundaki rolüne dikkat çekti.
Veliaht Prens’ten iki ülke arasındaki ilişkilere vurgu
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ziyaretin sonunda, kendisine ve beraberindeki heyete gösterilen misafirperverlik ve sıcak karşılamadan dolayı Bahreyn Kralı’na yönelik övgüsünü dile getirerek şunları söyledi:
“Bahreyn Krallığı'na yapılan bu ziyaret, iki ülkeyi ve iki kardeş halkı birbirine bağlayan seçkin kardeşlik ilişkileri çerçevesinde gelişti.  Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ile majestelerinin liderliğinin ışığı altında, iki kardeş halkın çıkarlarını gerçekleştirmek ve bölgede güvenlik ve istikrarı güçlendirmek kapsamında bu ziyaret oldukça önemlidir.”
Bahreyn'deki Sakhir Hava Üssü'nden ülkeden ayrılan Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı, Prens Halife bin Selman Al Halife ve Veliaht Prens Selman bin Hamed Al Halife ile birlikte Bahreyn hükümetinin üst düzey yetkilileri uğurladı.
Veliaht Prens, Mısır’da
Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Arjantin başkenti Buenos Aires'te gerçekleştirilecek G20 zirvesine katılmadan önce Arap turunun üçüncü ayağı olan Kahire’yi ziyaret etmek için dün Bahreyn'den ayrıldı.
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün itibariyle Mısır’a yönelik gerçekleştirdiği iki günlük ziyaretine başladı. Kahire havalimanında Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi tarafından karşılanan Veliaht Prens’in, çeşitli alanlarda bölgedeki gelişmelerin yanı sıra Kahire ile Riyad arasındaki stratejik ortaklık çerçevesinde iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi hususunda görüşmelerde bulunması bekleniyor.
Veliaht Prens’in Mısır'a yaptığı ziyaret, geçtiğimiz Perşembe günü başlayan BAE ve Bahreyn de dâhil olmak üzere gerçekleştireceği bölgesel turun üçüncü durağı.
Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin Kahire ziyareti hakkında açıklamalarda bulunan Suudi Arabistan'ın Mısır Büyükelçisi Usame Nakli, söz konusu ziyaretin iki ülke arasındaki tarihi ve stratejik ilişkilerin derinliğini, gücünü ve aralarındaki işbirliği hacmi ile birlikte zorluklar karşısındaki koordinasyon ve karşılıklı istişare hacmini yansıttığını dile getirdi.
Nakli dün yaptığı açıklamada, Mısır ve Suudi Arabistan arasındaki stratejik ortaklığın iki kardeş ülkenin çıkarlarına hizmet eden birleşik bir vizyonla sevgi ve barışı yaymayı hedeflediğini vurguladı.
Suudi Büyükelçi, iki ülke arasındaki ilişkilerin Cumhurbaşkanı Sisi ve Kral Selman bin Abdulaziz döneminde daha önce görülmeyen bir hareketliliğe tanık olduğunu belirterek, söz konusu hareketliliğin siyasi, ekonomik, ticari, kültürel, eğitim ve diğer alanlar gibi tüm alanları kapsadığını kaydetti. Ayrıca bu hareketliliğin liderlik seviyesinde Yüksek Koordinasyon Kurulu'nun kurulmasını netice vermekle birlikte, Mısır-Suudi Ortak Komitesinin hükümet düzeyinde temsil ettiği mevcut konseylerin çalışmalarının geliştirilmesini ve Suudi-Mısır İşadamları Konseyi'nin özel sektör seviyesindeki rolünün güçlendirilmesini sağladığını ifade etti.



Birinci Suudi Devleti mührü: Resmen tanınma ve idari belgeler

Faris el-Meşrafi (Şarku’l Avsat)
Faris el-Meşrafi (Şarku’l Avsat)
TT

Birinci Suudi Devleti mührü: Resmen tanınma ve idari belgeler

Faris el-Meşrafi (Şarku’l Avsat)
Faris el-Meşrafi (Şarku’l Avsat)

Kral Suud Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Dr. Faris bin Muteb el-Meşrafi, Suudi Arabistan’ın ‘Kuruluş Günü’nde ciddi tarih yazımının olayları anlatmak veya başlangıçları yüceltmekle sınırlı olmadığını, daha çok devletin araçlarını, yetkililerin nasıl düşündüklerini, kendilerini nasıl tanımladıklarını ve siyasi ve idari varlıklarını nasıl kullandıklarını ortaya koyan küçük işaretleri ispat etme eğiliminde olduğunu vurguladı. Bu araçlar arasında mühür, devlet kavramını tek bir eser içinde özetleyen, anlam açısından zengin bir materyal belge olarak öne çıkıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan Dr. Meşrafi, “Mühür, siyasi ve idari bağlamından ayrı görülemeyeceğinden yapısını ve ifadesini incelemek, onu üreten devletin doğasını daha derinlemesine anlamanın kapısını açar. Birinci Suudi Devleti’nin üçüncü imamı olan İmam Suud bin Abdulaziz'e (ö. 1229 H/1814 M) atfedilen mühür, 13. yüzyılın ilk on yılında Şam Valisi’ne hitaben yazılmış bir mektup da dahil olmak üzere resmi yazışmaları tasdik etmek için kullanıldı. Mühürün ortasında, ‘Abdullah Suud bin Abdulaziz’ ve hicri 1223 tarihi yazarken bütünlük ve kesinlik ifade eden dairesel bir çerçeve bulunuyor. Mühür, süs amaçlı değil, resmi tanıma amacıyla yapılmıştır. Mühürün varlığı, kararlarını ve yazışmalarını belgelendirmesi gereken merkezi bir otorite ve temsil bilincine sahip bir idare olduğunu gösteriyor. Mühürlenmiş her mektup, dolaylı olarak şunu belirtir: Bu, kendi adına konuşan bir devlet ve bir meşruiyet sistemidir. Mektubun gücü, yalnızca içeriğinden değil, üzerine basılan mühürden de kaynaklanıyor” dedi.

rgtbgrt
Kanuni Sultan Süleyman'ın altın ve mavi mürekkeple yazılmış tuğrası (1520 –1566 yılları arasında hüküm sürdü)

Dr. Meşrafi, ‘Abdullah Suud bin Abdulaziz’ ifadesinin kişisel boyutunu aşarak siyasi meşruiyet diline girdiğini, ‘Abdullah’ kelimesinin seçilmesinin dini otoriteden ayrılamaz bir otorite anlayışını yansıttığını, liderliğin siyasi bir ayrıcalık değil ahlaki bir görev olarak sunulduğunu belirtti. Dr. Meşrafi’ye göre bu dil kendiliğinden ortaya çıkan bir dil değil, siyasi iktidarın ahlaki meşruiyet olmadan eksik olduğunu ve devletin inanç sisteminin ötesine geçmediğini, aksine bu sistem içinde işlediğini savunan bir yönetim modelinin ifadesiydi.

Mühürün hem içeride hem de dışarıda devlet işlevleri

Kral Suud Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı, mührün yerel alanın dışındaki Şam Valisi’ne yazılan mektuplarda da kullanıldığını öğrendiğimizde mührün öneminin kat kat arttığını vurguluyor. Burada mühür, dış siyasi ilişkilerin bir aracı haline gelirken erken dönem Suudi devletinin, o dönemin siyasi yazışmalarında kabul gören resmi bir dilde iletişim kuran, hitap eden ve kendini tanıtan bir siyasi aktör olarak kendinin farkında olduğunu gösteriyor. Zira mühür, sadece iç kullanım için değil, aynı zamanda yurtdışında da egemenliğini ifade ediyordu.

Aynı zamanda, mühürde hicri tarihin bulunması resmi bir ayrıntı değil, idari işlerin ‘zamansallaştırılmasının’ bir göstergesi olduğuna dikkati çeken Dr. Meşrafi, “Belgelerine tarih ekleyen bir devlet, sıra, öncelik ve argümantasyonun önemini kabul eden ve siyasi eylemin zamana bağlı olmadan tamamlanamayacağını anlayan bir devlettir. Burada, Birinci Suudi Devleti’nin idari zihniyetinin ilk belirtilerini görüyoruz” diye konuştu.

Dr. Meşrafi, mührü çağdaş bölgesel bağlamında ele alarak, İmam Suud bin Abdulaziz'in mührünün öneminin, 18’inci yüzyıl sonu ve 19’uncu yüzyıl başlarında çağdaş İslam devletlerinin mühürleriyle karşılaştırıldığında daha net hale geldiğini açıkladı. Osmanlı İmparatorluğu'nda padişahlık mührünün, padişahın adını ve unvanlarını görsel olarak yoğun bir formülasyonla taşıyan ve prosedürel boyutun ötesinde imparatorluk statüsünü ve idari hiyerarşiyi vurgulayan son derece sembolik bir işleve sahip olan bileşik bir egemenlik imzası olarak kullanıldığını söyleyen Dr. Meşrafi, dolayısıyla mührün -o dönemin dilinde- belgeleme aracı olduğu kadar egemenliğin görsel bir ifadesi haline geldiğini belirtti. Kral Suud Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı, benzer şekilde, Kaçar Hanedanlığı İran'ında resmi mühürler, Şah'ın adı ve unvanlarıyla ilişkilendirilmiş görünür ve kişisel markalaşma ve kraliyet meşruiyetinin açık bir varlığıyla, mührü tarafsız bir idari kontrol aracından ziyade hükümdarın prestijinin bir uzantısı ve devletin sembolik temsili haline getirdiğinin altını çizdi.

Dr. Meşrafi, Mısır'da Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın idaresi döneminde, idari modernleşmenin ilk belirtilerinin görülmesine rağmen, resmi mührün sadece bir mühür olarak değil, padişahın Osmanlı valisi olarak ait olduğu egemen yapıdan da kaynaklanan bir otorite ve statü dilinde işlevini sürdürdüğünü belirtti.

Dr. Meşrafi’ye göre Mehmed Ali Paşa ‘Abdullah Mehmed Ali’ formülünü kullandığında bile, bu ifade meşruiyetin temel tanımı olarak değil, Osmanlı yazım gelenekleri içinde usule ilişkin bir formalite olarak işlev görüyordu. Bu aynı zamanda mührün tonunu yumuşattı, ancak hükümdarın konumunu ve işlevini tanımlayan resmi unvanlar ve rütbeler sistemi aracılığıyla, örneğin Osmanlı idari ve askeri hiyerarşisinde yüksek bir rütbe olan ‘paşa’ unvanı ve ‘Mısır Valisi’ unvanı gibi protokol ifadeleri dışında, tanınmış yasal ve egemen unvanı olarak kullanıldı. Bu yüzden Mısır örneğinde mühür, bir belge aracı olduğu kadar siyasi statünün bir beyanı olarak da kalır ve hükümdarın konumunun ve işlevinin belirlendiği üst otorite sisteminden ayrılamaz.

scdfergthy
Sultan 2. Abdulhamîd Han’ın tuğrası (1861–1978 yılları arasında hüküm sürdü)

Bu modellerin aksine Suudi mührünün farklı bir formüle sahip olduğunu vurgulayan Dr. Meşrafi’ye göre ‘Abdullah Suud bin Abdulaziz’ ifadesi ve hicri tarih, sembolik gösteriler veya abartılı unvanlar olmadan ve devletin kendi çerçevesi dışındaki daha yüksek bir egemenliğe atıfta bulunmadan resmi tanınma ve idari belgeleme işlevini yerine getirmek için yeterli. Burada mühür, statü beyanından ziyade bir devlet aracı olarak işlev görür ve sembollerin ekonomisi, temsilin netliği ve idari kontrol üzerine kurulu bir egemenlik modelini vurgular. Bu, Birinci Suudi Devleti’nin doğasını ve erken oluşum mantığını anlamada önemli bir farktır, çünkü bu devlet kendini sadece sembollerin ihtişamıyla değil, işlevi ve uygulamalarıyla tanımlıyor.

Mühür ve Birinci Suudi Devleti’ndeki işlevi

Dr. Meşrafi, bu bölgesel karşılaştırma çerçevesinde İmam Suud bin Abdulaziz'in mührünün yalnızca izole bir idari belge olarak yorumlanamayacağını, aksine Birinci Suudi Devleti’nin işlevi bağlamında anlaşılması gerektiğini belirtti. Bu devlet, törensel veya sembolik bir varlık olarak değil, kontrol, uygulama, güvenlik ve iç ve dış ilişkilerin düzenlenmesi ile ilgilenen bir otorite olarak kurulmuştu.

Mührün tasarımının sadeliği, unvanların azlığı ve hicri takvimle birlikte kullanılması, iktidarı egemenliğin bir göstergesi olarak değil, sorumlu bir görev olarak gören bir devletin unsurları olduğunu belirten Dr. Meşrafi, “Sembollerini en aza indiren bir devlet, retorikten çok eylemi, süslemeden çok organizasyonu ve temsilden çok işlevi önceliklendiren bir devlettir. Dolayısıyla mühür, imamın şahsının bir işareti olarak değil, tarih yazan, iletişim kuran, yükümlülükler getiren ve kayıt tutan bir devletin aracı olarak okunur” ifadelerini kullandı.

Bu anlamda, İmam Suud bin Abdulaziz'in mührünün, Birinci Suudi Devleti’nin, sergilediği değil, yaptıklarıyla kendini tanımlayan ve sadece sembolik ihtişamla değil, idari ve hukuki kontrol yoluyla varlığını ortaya koyan, eylem halindeki bir devlet olduğu gerçeğinin kanıtı haline geldiğini vurgulayan Dr. Meşrafi, Kuruluş Günü’nde bu mührü anmanın, eski bir kalıntıyı kutlamak değil, Suudi devletini meşru ve siyasi temsil bilincine sahip organize bir varlık olarak şekillendiren anı bilinçli bir şekilde okumak olduğunun altını çizdi. Kral Suud Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı’na göre mühür böylece, ‘işte bir devlet ve işte kendini tanıyan ve varlığını nasıl ortaya koyacağını bilen bir otorite var’ diyen tarihi bir tanık haline geliyor.


Suudi Arabistan ‘Kuruluş Günü’nü kutluyor: Bugün, geçmişin uzantısıdır

Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)
Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)
TT

Suudi Arabistan ‘Kuruluş Günü’nü kutluyor: Bugün, geçmişin uzantısıdır

Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)
Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)

Suudiler bugün, İmam Muhammed bin Suud'un 22 Şubat 1727 tarihinde Dir'iya'da Birinci Suudi Devleti’ni kurmasının 299’uncu yılını kutluyor.

Suudi liderler, bu tarihi olayda liderler ve üst düzey yetkililerden çok sayıda tebrik ve iyi dilek mesajı aldı.

Kuruluş günü, Suudi devletinin derin tarihi köklerini ve yaklaşık üç yüzyıldır devam eden kesintisiz genişlemeyi ve ayrıca ulusal kimliğe duyulan gururu ve devletin varlığını koruyan ve kuruluşundan itibaren güvenliğini ve ilerlemesini sağlayan liderlikle olan bağı temsil ediyor. Bu liderlik, Kral Salman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman bin Abdulaziz’in yönetimi döneminde başlatılan ‘2030 Vizyonu’ ile devam ediyor.

Şarku’l Avsat, tarihi kayıtları inceleyen ve bu vesileyle vurgulanmaya değer tarihi açıları seçen araştırmacılarla ve uzmanlarla görüştü. Bu görüşmeler, sözlü tarihin önemine, savaşta kadınların rolüne ve Birinci Suudi Devleti döneminde mührün anlamı ve sembolizmine dair incelemeler şeklinde gerçekleşti. Ayrıca, tarihte Dir'iya'da ekonomi ve istikrarın ilk kez bir araya gelmesi de ele alındı.

Kral Suud Üniversitesi’nden tarih profesörü Dr. Fatıma el-Kahtani, kadınların dayanıklılığı üzerine bir sunum yaptı ve bunun askeri alanla sınırlı olmadığını, sosyal alana da uzandığını vurguladı.

Suudi Arabistan Tarih Derneği Genel Sekreteri Dr. Hala el-Mutairi, Suudi Arabistan’ın kuruluşunun ilk aşamalarında siyasi ve ekonomik istikrarın sağlandığını ve İmam Muhammed bin Suud'un Dir'iya'yı mal ve ürünlerin ticaretine elverişli bir ortama dönüştürdüğünü vurguladı. İmam Muhammed bin Suud'un ekonomik faaliyetlerin sürekliliğini sağlamak ve çalışma ve üretim değerlerini yerleştirmek için gerekli temelleri attığını belirten Dr. Mutairi, ekonomik istikrarı dini ve ahlaki bağlılıkla ilişkilendirdi.


Suudi Arabistan'a ait 81. uçak Gazze halkına yardım ulaştırmak üzere geldi

Suudi Arabistan'a ait 81. uçak Gazze halkına yardım ulaştırmak üzere geldi
TT

Suudi Arabistan'a ait 81. uçak Gazze halkına yardım ulaştırmak üzere geldi

Suudi Arabistan'a ait 81. uçak Gazze halkına yardım ulaştırmak üzere geldi

Suudi Arabistan, Gazze Şeridi sakinlerinin çektiği zor yaşam koşullarını hafifletmek için Filistin halkına yardım elini uzatmaya devam ediyor. Kral Selman Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi (KSrelief) tarafından gönderilen 81. yardım uçağı, Suudi Savunma Bakanlığı ve Kahire'deki Riyad Büyükelçiliği koordinasyonunda Mısır'daki el-Ariş Uluslararası Havalimanı'na ulaştı.

Uçakta, Gazze Şeridi'ndeki etkilenen Filistinlilere gönderilmek üzere gıda sepetleri ve barınma kitleri bulunuyor.

Bu yardım, Suudi Arabistan'ın Kral Salman Kral Selman Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi (KSrelief) aracılığıyla Gazze Şeridi'ndeki Filistin halkına sağladığı desteğin devamı olup, yaşadıkları zor yaşam koşullarını hafifletmeyi amaçlamaktadır.