Batı, DEAŞ unsurlarının yakınlarını reddetti

Suriye’deki toplama kampındaki ölen DEAŞ militanlarının dul eşleri ve yetim çocukları
Suriye’deki toplama kampındaki ölen DEAŞ militanlarının dul eşleri ve yetim çocukları
TT

Batı, DEAŞ unsurlarının yakınlarını reddetti

Suriye’deki toplama kampındaki ölen DEAŞ militanlarının dul eşleri ve yetim çocukları
Suriye’deki toplama kampındaki ölen DEAŞ militanlarının dul eşleri ve yetim çocukları

ABD’de yayın yapan ulusal haber radyosu NPR, Suriye’nin doğusundaki çatışmalarda ölen DEAŞ unsurlarının dul eşleri ve çocuklarının bulunduğu toplama kampına bir muhabir gönderdi. NPR Radyosu’nun haberine göre Rusya, Endonezya ve Sudan gibi ülkeler vatandaşlarının geri dönüşünü kabul ederken ABD, İngiltere ve Fransa gibi ülkeler, dul eşlerin ve yetim çocukların ülkelerine girmesine izin vermiyor.
44 ülkeden çok sayıda insan kamplarda kalıyor
Kürt yetkililerin açıklamasına göre kampta, 44 farklı ülkeden çok sayıda kadın ve çocuk bulunuyor. Kamptaki mültecilerden biri olan ve gerçek ismini açıklamak istemeyen kod adı Ummu Muhammed radyoya verdiği röportajda, Hollandalı olduğunu ve Fas asıllı bir Hollandalıyla evlendiğini belirtti. Eşinin DEAŞ’a katılmak için kendisini Suriye’ye götürdüğünü ifade eden Ummu Muhammed, eşinin bir hava saldırısında hayatını kaybettiğini belirtti. 32 yaşındaki Ummu Muhammed, “Hollanda’daki hayatımdan daha iyi bir hayat arıyordum. Orada Müslüman olduğum için bana karşı ayrımcılık yapıldığını hissediyordum. Bu yüzden eşimin buraya gelme teklifini reddedemedim. Hilafetin (DEAŞ) kusursuz olacağını düşündüm. İnternet üzerindeki DEAŞ propagandaları beni çok etkiledi. Yolsuzluk ve ikiyüzlülüğün arttığı bu zamanda reform yaptıklarını düşündüm. Ama şimdi bu durumdayım” diye konuştu.
Geçtiğimiz yıl Suriye’nin kuzeydoğusunun DEAŞ’tan temizlenmesinin ardından Kürt milislerin kendisi ve çocuklarını tutukladığını ifade eden Ummu Muhammed, şu anda ABD ve Kürt güçleri tarafından yönetilen 3 gözaltı kampından birinde kalıyor.
3 kampta 550 yabancı uyruklu kadın bulunuyor
NPR Radyosu’nun haberine göre kamp yetkilileri yaptıkları açıklamada, bu 3 kampta 500’den fazla DEAŞ savaşçısı ve şüphelilerinin yanı sıra yaklaşık 550 yabancı uyruklu kadın ve çoğu DEAŞ tarafından kontrol edilen bölgelerde doğan bin 200 yabancı uyruklu çocuk bulunduğunu ifade etti.
Kürt yetkililerden biri vatandaşlarını kabul etmeyen batı ülkelerini eleştirerek, “Terörizmle birlikte savaştığımız gibi bu durumla da birlikte mücadele etmeliyiz. Bu ülkeler vatandaşları için sorumluluk almalı. Bu DEAŞ’ı nihai olarak sonlandırma çabalarımızın bir parçasıdır” diye konuştu.
Radyo haberinde, İngiltere’nin Kürt liderlerini hayal kırıklığına uğrattığını belirterek, vatandaşlarını kabul etmediğini belirtti. Fransa’nın en son çocukları kabul ettiğini belirten radyo, Paris’in ebeveynleri ise kabul etmediğini açıkladı. ABD özellikle Avrupa ülkelerine vatandaşlarını toplama kamplarından ülkelerine geri getirmeleri için çağrıda bulunsa da, Washington yönetimi son zamanlarda kabul ettiği 2 kişi dışında, diğerlerini ülkeye almadı.
HRW, ABD’yi suçladı
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Suriye’deki ABD güçlerini, DEAŞ’lıları tutuklamak ve onları yasadışı yollarla yargılanmaları için Irak’a göndermekle suçladı. NPR’ye açıklama yapan Kürt yetkililerine göre, kamplardaki mültecilerin pasaportları ya da seyahat belgelerinin bulunmamasının yanı sıra bazılarının hala DEAŞ’a bağlılığı nedeniyle serbest bırakılamaz ve topraklarından ayrılmalarına izin verilemez olduğu belirtildi. Radyonun muhabiri, Kürt yetkililerin kadın ve çocukların yerinden edilen Suriyeli kadın ve çocuklar ile bir arada kalması için çalıştığını fakat DEAŞ’lı bir grup kadının Suriyeli kadınlara şiddet uygulamasının ardından bu karardan vazgeçildiğini ifade etti. Bazı kadınların DEAŞ ideolojisini yansıtan kıyafetler giydiğini ifade eden muhabir, bu kadınların daha sonra kampın farklı bölgelerine gönderildiğini ifade etti.



ABD Dışişleri Bakanlığı, 18 İranlı yetkiliye vize kısıtlaması getiriyor

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 16 Şubat 2026'da Macaristan'ın Budapeşte kentinde düzenlenen ortak basın toplantısında (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 16 Şubat 2026'da Macaristan'ın Budapeşte kentinde düzenlenen ortak basın toplantısında (AFP)
TT

ABD Dışişleri Bakanlığı, 18 İranlı yetkiliye vize kısıtlaması getiriyor

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 16 Şubat 2026'da Macaristan'ın Budapeşte kentinde düzenlenen ortak basın toplantısında (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 16 Şubat 2026'da Macaristan'ın Budapeşte kentinde düzenlenen ortak basın toplantısında (AFP)

ABD Dışişleri Bakanlığı dün, Washington'un Tahran'a karşı attığı son adımlar kapsamında, 18 İranlı yetkili ve  telekomünikasyon sektörü liderine vize kısıtlaması getireceğini duyurdu.

İran nükleer programı konusunda Cenevre'de Tahran ve Washington arasında yapılan ikinci tur görüşmelerin ardından İranlılar "ilerleme" kaydedildiğini ve olası bir anlaşmaya hazırlık olarak yazılı çalışma belgeleri sunmaya hazır olduklarını belirtirken, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Tahran'ın ABD Başkanı Donald Trump tarafından belirlenen "kırmızı çizgileri" aşmayı henüz kabul etmediğini teyit ederek, denklemde bir değişiklik olmazsa diplomasinin "doğal sonuna" ulaşabileceğini ima etti.

Uzmanlar, uydu görüntülerinin, İran'ın yakın zamanda hassas askeri bölgedeki yeni bir tesisin üzerine beton kalkan inşa ettiğini ve bunu toprakla örttüğünü gösterdiğini, bunun da ABD ile artan gerilimler arasında İsrail'in geçen yıl bombaladığı bildirilen bölgede çalışmaların ilerlediğini gösterdiğini ifade etti.


Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC