Ölü dillerin tercümanı 56 yıldır tarihe ışık tutuyor

Sümerce, Hititçe ve Akadcanın iki lehçesi Asurca ve Babilce gibi başlıca eski dilleri iyi bilen Sümerolog Veysel Donbaz, şimdiye kadar tespit edilmiş çok sayıda ölü dil olduğunu belirtti.

Ölü dillerin tercümanı 56 yıldır tarihe ışık tutuyor
TT

Ölü dillerin tercümanı 56 yıldır tarihe ışık tutuyor

Ölü dillerin tercümanı 56 yıldır tarihe ışık tutuyor

Sümerce, Hititçe ve Akadcanın iki lehçesi Asurca ve Babilce gibi başlıca eski dillerin yanı sıra İngilizce ve Almanca gibi yaşayan dilleri de iyi bilen Sümerolog Veysel Donbaz, şimdiye kadar tespit edilmiş çok sayıda ölü dil olduğunu belirterek "Ölü dil olarak bir dilin tabir edilmesi için yazılı kaynak olması lazım." dedi.
İstanbul Arkeoloji Müzesinde Tablet Arşivi şefliği yapan ancak emekli olduktan sonra da çivi yazılı kil tabletler ile eski dillere ilgisi ve bu alanda çalışmalarına devam eden 78 yaşındaki Sümerolog Donbaz, artık dünya üzerinde konuşulmayan dillerin, tarihin aydınlatılmasında üstlendiği rolü AA muhabirine değerlendirdi.
Denizli'nin Bekilli ilçesinde doğan Donbaz, ilk ve ortaöğrenimini tamamladıktan sonra 1958'de Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesinin Sümeroloji bölümüne burslu kaydolduğunu, bölümün tek öğrencisi olarak öğrenimini 1962'de tamamladıktan sonra İstanbul Arkeoloji Müzelerine tayin edildiğini anlattı.
Kendisinin "Asurolog" değil "Asiriyolog" olduğunu söyleyen Donbaz, "Asiriyolog hem Sümerceyi hem de Akadcayı içine alıyor. Akadcanın bir lehçesi Asur." diye konuştu. Donbaz, Türkiye'de ise kendisine "Sümerolog" denmesinin uygun olduğunu belirtti.
Donbaz, Sami dil ailesinden Akad dilinin en önemli lehçelerinin Asurca ve Babilce olduğunu belirterek "Akad, bir devlet. Sümerliler MÖ 3500 yıllarından itibaren çivi yazısını beraberinde getirmişler ya da orada icat ettikleri söyleniyor. Geriye doğru işleyen bir takvim var biliyorsunuz. MÖ 2800'lerde artık yazı her türlü edebi metinleri yazmaya müsait hale gelmiş. Bin yılda bir gelişme sahnesi var." ifadesini kullandı.
Akadlı Sargon'un, şehir devletlerini birleştirip MÖ 24. yüzyılda Akad İmparatorluğunu kurduğunu, Sümercenin unutulmadığını, edebi metinlerin Akadcaya çevrildiğini anlatan Donbaz, "Hatta bazı vesikalar çift dilli. İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde 75 bin tablet var. Bu çift dilli şeyleri orada görüyoruz." dedi.
Donbaz, Türklerin de kullandığı "ekalliyet" kelimesinin Asur ve Babilce lehçelerinde "saray, saraylı" anlamındaki "egallum" kelimesinin günümüze gelmiş hali olduğunu söyleyerek "Ben zaten Asurlardan, Babillilerden bize geçmiş 100'den fazla kelime buldum. Ama Sümerlerden bize geçmiş hemen hemen, birkaç kelime dışında bir şey yok." diye konuştu.
Sümerolog Donbaz, "Bizim çevremizdekilerin hemen hepsi, başka bir alfabe kullanıyor. İran, Suriye, Afganistan, Pakistan, Japonya, Rusya, Bulgaristan, Yunanistan... Bir tek biz (Latin alfabesi) kullanıyoruz. Bunlarla dil ifade edilebiliyorsa, çivi yazısı ile de aynı şey olmuş." ifadesini kullandı.
Sümercede bir hecenin bir kelimeye tekabül ettiğini belirten Donbaz, "Mesela 'mayi' kelimesi bize Sümerceden geçmiştir. 'Sıvı' anlamında. Akadcası, Asurcası 'ma', Sümerecesi 'a'. Dolayısıyla bu cümlede bir kelime içinde kullanılıyorsa hece oluyor. Tek başına kullanıldığı zaman bir kavram oluyor. Kolaylık olsun diye her cins kelimenin önüne bir belirleyici koymuşlar. Mesela elbise için 'tok' bunu görürseniz, daha okumadan gelen kelimenin bir elbise cinsi olduğunu anlarsınız" dedi.
Sümerce ve Akadcayı tam olarak anlayabilmek için bu dillerden biri öğrenildiğinde diğerinin de mutlaka öğrenilmesi gerektiğini vurgulayan Donbaz, "Eğer bir diğerini bilmiyorsanız hiçbir şey yapamazsınız. Her hecenin kavram değerini bileceksiniz." diye konuştu.
Bunu örneklerle anlatan Donbaz, "İsimlerde bir mana oluyor. Bir çocuk doğduğunda baba mutlaka ona dua şeklinde 'Allahverdi' 'İliidin' diyor mesela. 'İlbani', biz bunları hala dillerimizde kullanıyoruz. Kimse bunların bu dillerden bize geldiğini bilmiyor. 'İlum', 'ilah' kelimesi. 'İlbani' nedir, 'yapmak'. Yani 'tanrı yapandır'. Ben 100 küsür kelime buldum ve bunlar yayınlandı." ifadesini kullandı.
"Ölü dil demek yazılmış olanı tercüme edilen dil demek"
Donbaz, Sümerlerdeki ilk işaretleri kağıda çizilen başak şekliyle göstererek "İşte Sümerlerde önce bu 'şeyhum', arpa demek. Bunun Akadcası 'şeyhum' olmuş. 'Harşatum' var, o da buğday demek." dedi.
Sümerolog Donbaz, "Ölü dil demek, artık insan ağzıyla konuşulmayan, yalnız yazılmış olanı tercüme edilen dil demek." değerlendirmesinde bulundu.
Hititçede Palaca, Hurrice, Sümerce, Akadca kelimelerin yer aldığını belirten Donbaz, kendisinin daha çok Akadca yayınları olduğunu söyledi.
Donbaz, Asurca ve Babilcenin de Akadca içinde iki diyalekt olduğunu ifade etti.
Babillilerin ve Asurluların uluslararası ilişkilerinde o zaman için geçerli olan iletişim dili Akadcayı kullandığını vurgulayan Donbaz, Hititlerin uluslararası faaliyetlerine ilişkin şunları kaydetti:
"38 bilinen anlaşma var. Bunların 19 tanesi Hititçe, 16 tanesi hem Akadca hem Hititçe. Üstüne Hititçe yazmış, altına Akadca yazmış. Çivi yazısını kullanıyorlar. Çivi yazısının içinde Sümerce ideogramlar var. Mesela altın, gümüş, kalay, bakır maden ne varsa onlar bir ideogramla kullanıyor. Kumaş sesleri ayrı kullanılıyor. Bunların hiçbirinin ismi yok. Sümerlerden olduğu gibi almışlar."
Akadcanın Türkçeye etkileri
Donbaz, öte yandan artık kimsenin konuşmadığı bu ölü dillerin doğrulanmasının zor olduğuna ve bu nedenle alanda bazı tartışmalar olduğunu kaydetti.
Şimdiye kadar tespit edilmiş çok sayıda ölü dil olduğunu anlatan Donbaz, "Ölü dil olarak bir dilin tabir edilmesi için yazılı kaynak olması lazım." dedi.
Günümüzde Türkçede kullanılan kelimelerin birçoğunun bilinenin aksine Farsça ya da Arapçadan değil, Akadcadan geldiğini söyleyen Donbaz, Türkçede yılın 7 ayının isminin Babillerden geldiğine dikkati çekti.
Donbaz ayrıca "bir adamın tarafını tutmak" anlamına gelen "şahato"nun "şahit" kelimesine, "gömmek" anlamına gelen "kabaru" kelimesinin de "kabir"e evrilmesini örnek verdi.
"60 bin tabletin 30 bin envanterini yaptım, 10 binin üzerinde de çalışmışımdır"
Donbaz, 1936'da Dr. Reşit Galip Milli Eğitim Bakanı iken Atatürk Türk Tarih Kurumunu kurduğuna işaret ederek Macarca ve modern filolojilerin yanı sıra Hititçe, Sümerce dahil 23 tane bölümü açtığını söyledi.
"60 bin tabletin 30 bin envanterini yaptım, 10 binin üzerinde de çalışmışımdır. 2 bin 500 üzerinde tableti de yayımlamışımdır." diyen Donbaz, bu tabletlerin çoğunun British Museum'da bir kısmının da Türkiye’de olduğunu kaydetti.
Türklerin Sümerlerden geldiği ya da Sümerlerin Türk olduğu savlarının ispatının mümkün olmadığını kaydeden Donbaz, "Sümerlerin muazzam bir edebiyatları var. Binlerce şey yazmışlar. Hatta Sargon tek tek bunları tercüme ettirmiş, kaybolmasını önlemiş." diye konuştu.
Donbaz ayrıca Asurlularla Babillilerin birbirleriyle pek iyi geçinemediğine işaret ederek iki medeniyetin farklarına dair şunları söyledi:
"Asurlularla Babilliler Akadlardan gelmiş olmalarına rağmen, Asurlular hegemonya kurarak insanlardan haraç alarak yaşayan insanlar. Babiller ise tanrılara mabetler yaparak daha çok ilmi yayma amacıyla yaşayan insanlar."
"Dünyada tablet sayısı bakımından ikinci önemli merkeziz"
Kayseri'deki Kültepe'de 25-30 bine yakın tablet çıktığını kaydeden Donbaz, burada iki senede bir uluslararası bir toplantı düzenlediklerini söyledi.
Dünyada toplam bin 500 kadar Sümerolog olduğunu kaydeden Donbaz, "Türkiye'de 10-15 kadar Sümerolog var. Bu iş biraz da sevmeye bağlı. Eğer işinizi sevip de üzerine eğilirseniz bunda yükselirsiniz." şeklinde konuştu.
Donbaz, öte yandan son zamanlarda Mezopotamya'ya ilginin yükseldiğini ancak temelsiz çalışmalar yapıldığını söyleyerek "Eline kitap geçiren Mezopotamya yazmaya başladı. Zannediyorlar ki bundan meşhur olacaklar. Olmaz." değerlendirmesinde bulundu.
Donbaz, Almanya'dan 7 bin 500 tablet getirdiğini belirterek "Tabletleri getirmek bana nasip oldu. Memleketimize bu hizmeti yaptık." ifadelerini kullandı.
"Biz, dünyada tablet sayısı bakımından ikinci önemli merkeziz." diyen Donbaz, British Museum’da Babil asıllı 200 bine yakın tablet olduğunu, Ankara'da 50-60 bine yakın tablet olduğunu, İstanbul’da da 73 bin 213 tablet olduğunu söyledi.
Donbaz, bunların yanı sıra 10-15 bin kadar yazılı ürünle Türkiye'de toplamda 50 bin kadar tablet bulunduğunu kaydetti.
Sümerolog Veysel Donbaz, tabletlerin hiç pişirilmeden yazıldığını ve bulundukları bölgenin çamuruna göre kuruduğu zaman çatlamayacak bir çamurla oluşturulduğunu belirtti.
Tabletlerin genellikle sarayda veya tapınaklarda saklandığını söyleyen Donbaz, tabletlerin rengine göre dayanıklılığının anlaşıldığını kaydetti.
Donbaz, tabletlerin kalıcılığını sağlamak için özel bir fırında pişirildiğini belirterek "Tabletler 110 derecede 24 saat özel fırınında pişecek. Eğer bunu 115'e çevirirseniz patlar tablet." dedi.
İkinci aşamada 450 derecelik fırında 6 saat gazının giderilmesi için bıraktıklarını söyleyen Donbaz, daha sonra 750 dereceye tekrar 6 saat beklettiklerini anlattı.
"Dil tekrar edilerek öğrenilir"
Mesleği ve yaptığı çalışmalar dolayısıyla Sümerce, Hititçe ve Akadca bildiğini belirten Donbaz, müzede çalıştığı dönem dahil hayatı boyunca daima kendisini geliştirmek için çaba sarf ettiğini söyledi.
İngilizce ve Almancayı da çok iyi seviyede bilen Donbaz, ölü diller mi yoksa yeni diller mi zor sorusuna, "Hepsinin dilbilgisi ayrı. Mesela, Almancanın dilbilgisi hiçbir devletin diline benzemiyor." cevabını verdi.
Donbaz, günümüzde çok az insanın bildiği ölü dilleri başkalarına da öğretmek için çalışma başlattığını dile getirdi.
Dil öğrenme konusunda gençlere tavsiyelerde bulunan Donmaz, çalışmanın ve tekrar etmenin önemine işaret etti. Donbaz, "Bilhassa dil tekrar edilerek öğrenilir. Devamlı tekrar edeceksiniz. Biraz da geveze olmanız gerekiyor." dedi.
Veysel Donbaz kimdir?
Denizli'de 12 Aralık 1939'da doğan Donbaz, Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesinin Sümeroloji Bölümünden 1962 yılında mezun oldu.
Meslek hayatına İstanbul Arkeoloji Müzelerinde başlayan ve bir süre İngilizce öğretmenliği de yapan Donbaz'ın, serbest yazar ve karikatürist olarak birçok dergide karikatür ve yazıları yayımlandı.
Kariyeri boyunca Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülen programlarda ve UNESCO konferanslarında da görev alan Donbaz, birçok uluslararası projede yer aldı, çeşitli ülkelerdeki öğretim kurumu ve enstitülerin davetlisi olarak panel ve konferanslara katıldı.
Donbaz, daha önce Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü olan Osmanlı İmparatorluk Müzesinden, şimdiki İstanbul Arkeoloji Müzeleri arşivinden derlediği Boğazköy dosyası ile 7 bin 500 Boğazköy tabletinin 1987'de Türkiye'ye getirilme sürecinde rol aldı.
Türkiye'yi ziyaret eden yabancı bakan ve devlet başkanlarına da rehberlik yapan Donbaz, Adana, Bursa, Gaziantep, Ankara, Mardin, Ödemiş, Kahramanmaraş arkeoloji müzelerinde bulunan tablet ve tarihi kitabeleri ve Harran, Girnavaz kazılarından çıkan tabletler ile özel müzelerde ve koleksiyonlarda bulunan bazı tabletleri yayına hazırladı.
Şimdiye kadar 130'u aşkın makalesi yayımlanan, 15'ten fazla kitapta imzası olan Veysel Donbaz, mesleğe ilişkin birimini 2016'da yayımlanan "Bin Kral Bin Anı, Bir Sümeroloğun Anıları" kitabında anlattı.



20 yaşındaki yönetmenin tarih yazan filminin devamı gelecek mi?

38 yaşındaki Norveçli aktris Renate Reinsve, Joachim Trier imzalı Dünyanın En Kötü İnsanı'yla (Verdens Verste Menneske) dünya çapında tanındı (A24)
38 yaşındaki Norveçli aktris Renate Reinsve, Joachim Trier imzalı Dünyanın En Kötü İnsanı'yla (Verdens Verste Menneske) dünya çapında tanındı (A24)
TT

20 yaşındaki yönetmenin tarih yazan filminin devamı gelecek mi?

38 yaşındaki Norveçli aktris Renate Reinsve, Joachim Trier imzalı Dünyanın En Kötü İnsanı'yla (Verdens Verste Menneske) dünya çapında tanındı (A24)
38 yaşındaki Norveçli aktris Renate Reinsve, Joachim Trier imzalı Dünyanın En Kötü İnsanı'yla (Verdens Verste Menneske) dünya çapında tanındı (A24)

A24'ün yeni korku filmi Backrooms, dünya genelinde elde ettiği 118 milyon dolarlık hasılatla ilk hafta sonunda gişenin zirvesine yerleşti.

Filmin başarısı sadece gişeyle sınırlı değil. 20 yaşındaki Kane Parsons, bu açılışla "bir numaradan vizyona giren en genç yönetmen" unvanını alarak 2011 yapımı Doğaüstü'yle (Chronicle) bu rekoru elinde tutan Josh Trank'in (27) rekorunu kırdı. Ayrıca bu başarı, bağımsız stüdyo A24'ün 14 yıllık tarihinde gördüğü "en büyük açılış" olarak da kayıtlara geçti.

"YouTube nesli" sinemaya döndü

Hollywood uzun süredir 18-25 yaşlarındaki Z kuşağı izleyicisini sinema salonlarına çekmekte zorlanıyordu. Ancak Backrooms, bu kitleyi yakalama konusunda kritik bir eşiği aştı. 

İzleyicilerin yüzde 88'inin 35 yaş altı olması ve yüzde 62'sinin erkeklerden oluşması, filmin hedef kitlesine güçlü biçimde ulaştığını gösteriyor.

10 milyon doların altındaki mütevazı bütçesine rağmen bu denli yüksek bir hasılat elde edilmesi, A24'ün risk yönetimi ve pazarlama stratejisindeki başarısının bir kanıtı olarak değerlendiriliyor.

YouTube'dan beyazperdeye

Parsons'ın viral YouTube serisi, James Wan'ın Atomic Monster ve Shawn Levy'nin 21 Laps şirketlerinin dikkatini çekti. İki yapım şirketi rekabet etmek yerine güçlerini birleştirerek projeyi üstlendi. 

Yapım süreci, Cambaz'la (Longlegs) tanınan Osgood Perkins'in de yaratıcı destek verdiği, Vancouver'daki 30 günlük çekimlerle tamamlandı. 

Başrollerde 12 Yıllık Esaret'in (12 Years a Slave) Oscar adayı yıldızı Chiwetel Ejiofor ve geçen yıl Manevi Değer'le (Affeksjonsverdi) adından söz ettiren Norveçli aktris Renate Reinsve gibi güçlü isimlerin yer alması da filmin dikkat çeken unsurlarından biri oldu.

Backrooms evreni genişliyor: Sırada ne var?

Polygon'a konuşan Parsons, Backrooms'un sadece tek bir filmle sınırlı kalmayacağını, hikayenin anlatacak daha çok şeyi olduğunu vurguluyor. 

Genç yönetmene göre gelecek filmlerin, farklı karakterlerin Backrooms evreniyle karşılaştığı bir antoloji yapısına evrilebilir.

Parsons, hikayenin nihai sonunun uzun metrajlı filmlerle anlatılamayacak kadar kapsamlı olduğunu, bu yüzden finalin mutlaka "mini dizi" formatında yapılması gerektiğine inanıyor.

Yönetmen, A24'ün yaratıcılık konusunda kendisine büyük bir alan tanıdığını belirtiyor. Film serisine devam etse bile, hayranlarıyla doğrudan iletişim kurduğu YouTube kanalında bu evrene ait bağımsız içerikler üretmeye devam etmek istiyor.

Parsons'a göre Backrooms, yalnızca bir korku hikayesi değil, doğaüstü unsurları teknolojiyle buluşturan ve karakterlere odaklanan geniş bir evren.

Kane Parsons, hikayenin başladığı ilk günden beri finalin ne olacağını bildiğini ve bu vizyonunu adım adım gerçekleştirmekte kararlı olduğunu ifade ediyor.

Sosyal medyada 220 milyonluk bir etkileşim hacmine ulaşan Backrooms, şimdiden modern korku sinemasının yeni kült serisi olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Backrooms, 29 Mayıs'ta Türkiye'de de vizyona girdi.

Independent Türkçe, Variety, Deadline, Polygon, USA Today


Euphoria veda ediyor: Üçüncü sezon finali kült dizinin sonu oldu

Bağımlılık, aşk, travma, cinsel kimlik arayışı, arkadaşlık ve sosyal medya baskısı gibi temaları işleyen Euphoria, Zendaya'nın canlandırdığı Rue Bennett ve arkadaş grubunun çalkantılı yaşamlarını konu alıyor (HBO)
Bağımlılık, aşk, travma, cinsel kimlik arayışı, arkadaşlık ve sosyal medya baskısı gibi temaları işleyen Euphoria, Zendaya'nın canlandırdığı Rue Bennett ve arkadaş grubunun çalkantılı yaşamlarını konu alıyor (HBO)
TT

Euphoria veda ediyor: Üçüncü sezon finali kült dizinin sonu oldu

Bağımlılık, aşk, travma, cinsel kimlik arayışı, arkadaşlık ve sosyal medya baskısı gibi temaları işleyen Euphoria, Zendaya'nın canlandırdığı Rue Bennett ve arkadaş grubunun çalkantılı yaşamlarını konu alıyor (HBO)
Bağımlılık, aşk, travma, cinsel kimlik arayışı, arkadaşlık ve sosyal medya baskısı gibi temaları işleyen Euphoria, Zendaya'nın canlandırdığı Rue Bennett ve arkadaş grubunun çalkantılı yaşamlarını konu alıyor (HBO)

7 yıllık serüven, üç sezon ve toplam 26 bölümün ardından Euphoria resmen sona eriyor...

Dizinin yaratıcısı, yazarı ve yönetmeni Sam Levinson, New York Times'ın müzik podcast'i Popcast'e konuk olarak, Türkiye'de bugün yayımlanacak üçüncü sezon finali In God We Trust'ın, aynı zamanda dizinin de finali olduğunu duyurdu. HBO da bu gelişmeyi doğruladı.

Zendaya'nın başrolünü üstlendiği yapımın final yapması aslında uzun süredir beklenen bir gelişmeydi. 

İkinci ve üçüncü sezon arasındaki 4 yıllık uzun ara, kamera arkasındaki yaratıcı fikir ayrılıkları ve oyuncu kadrosunun yoğunlaşan film programları, dizinin devamlılığı konusunda soru işaretleri yaratmıştı. 

Levinson, finalden önce yaptığı açıklamalarda "Her sezonu sanki sonuncusuymuş gibi yazıyorum" diyerek dizinin geleceğine dair kesin bir işaret vermemişti.

Üçüncü sezonu "tartışmasız en iyi sezonumuz" diye tanımlayan Levinson, final bölümlerindeki sürprizlere dikkat çekerek hayranları sürprizleri öğrenmemeleri konusunda uyarmıştı.

Veda sezonunda büyük kayıplar

*Buradan sonrası, Euphoria'nın finaliyle ilgili sürprizleri kaçırabilir, bizden uyarması*

Üçüncü sezon finali, hayranları derinden sarsan olaylara sahne oldu. Sezon boyunca Nate Jacobs (Jacob Elordi) karakterinin ölümüyle sarsılan izleyiciler, final bölümünde Laurie (Martha Kelly) ve dizinin ana karakteri Rue'nun (Zendaya) trajik vedasına tanık oldu.

Final bölümünde ayrıca, 2023'te 25 yaşındayken hayatını kaybeden Angus Cloud'a yönelik son derece duygusal bir saygı duruşunda bulunuldu.

Bir neslin fenomeni

İlk sezonundan itibaren lise öğrencilerinin uyuşturucu, cinsellik, travma, kimlik arayışı ve sosyal medyadaki çalkantılarını cesur bir dille ele alan Euphoria, özellikle üçüncü sezonda zaman atlaması yaparak karakterleri inanç, kefaret arayışı ve kötülüğün doğası gibi daha ağır temalarla yüzleştirmişti.

Zendaya'nın yanı sıra Hunter Schafer, Sydney Sweeney, Jacob Elordi ve Alexa Demie gibi isimleri dünya çapında yıldızlara dönüştüren dizi, Levinson'ın vizyonuyla televizyon tarihine damgasını vurdu. 

Yapımcılığını Drake, Ashley Levinson ve Kevin Turen gibi isimlerin üstlendiği Euphoria, kendine özgü ve çok konuşulan estetiğinin yanı sıra televizyon tarihine geçen tartışmalı ama etkileyici mirasıyla ekran yolculuğunu tamamladı.

Euphoria'nın tüm bölümleri, Türkiye'de HBO Max üzerinden izlenebilir.

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter, Popcast


Örümcek Adam'da bayrak değişimi sinyali

Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün'de 30 yaşındaki Tom Holland'a MJ rolünde eşi Zendaya eşlik ediyor (Sony Pictures Releasing)
Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün'de 30 yaşındaki Tom Holland'a MJ rolünde eşi Zendaya eşlik ediyor (Sony Pictures Releasing)
TT

Örümcek Adam'da bayrak değişimi sinyali

Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün'de 30 yaşındaki Tom Holland'a MJ rolünde eşi Zendaya eşlik ediyor (Sony Pictures Releasing)
Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün'de 30 yaşındaki Tom Holland'a MJ rolünde eşi Zendaya eşlik ediyor (Sony Pictures Releasing)

Marvel Sinematik Evreni'nin ikonik Örümcek Adam'ı Tom Holland, rolünü gelecekte başka bir oyuncuya devretme fikrine sıcak bakıyor.

Köklü sinema dergisi Empire'a verdiği röportajda, bayrağı devretme konusundaki düşüncelerini paylaşan Holland, şunları söyledi:

Gelecekte bu rolü kim devralırsa alsın, yeni dönemin kurulmasına yardımcı olmaktan büyük mutluluk duyarım. Robert Downey Jr.'ın Tony Stark rolüyle benim için yaptıklarını, ben de yeni nesil bir oyuncu için yapabilirsem gözüm arkada kalmadan kenara çekilebilirim.

Robert Downey Jr. etkisi

Holland, bu sözleriyle Robert Downey Jr.'ın 2016 yapımı Kaptan Amerika: Kahramanların Savaşı'nda (Captain America: Civil War) Peter Parker karakterini Marvel evrenine nasıl dahil ettiğine ve ona nasıl akıl hocalığı yaptığına atıfta bulunuyor. 

Hatırlanacağı üzere Downey, Tony Stark'ın Avengers: Endgame'deki vedasına kadar Holland'a büyük destek vermişti. 

Şimdi ise Downey, 18 Aralık'ta vizyona girecek Avengers: Doomsday'de Dr. Doom karakteriyle farklı bir rolle Marvel evrenine geri dönmeye hazırlanıyor.

2017'de Örümcek-Adam: Eve Dönüş'le (Spider-Man: Homecoming) başlayan serüveninde, Evden Uzakta'yla (Spider-Man: Far From Home) 1,1 milyar ve Eve Dönüş Yok'la (Spider-Man: No Way Home) 1,9 milyar dolarlık dev gişe hasılatlarına ulaşan Holland, Marvel'ın en değerli yıldızlarından biri haline geldi. 

Serinin merakla beklenen yeni macerası Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün (Spider-Man: Brand New Day), 31 Temmuz'da vizyona girecek ve gişede büyük bir başarıya ulaşması bekleniyor.

"Bu da cilası"

Nisanda GQ'ya konuşan Holland, Yepyeni Bir Gün için yapılan ek çekimlere dair de ipuçları vermişti. 

Filmin mevcut halinin zaten son derece başarılı olduğunu belirten Holland, yapılan eklemeleri "cila" diye tanımlamıştı:

Dürüst olmak gerekirse, yaptığımız ek çekimlere aslında ihtiyacımız yok; film zaten kendi başına çok iyi işliyor. Biz sadece bazı noktalara biraz daha mizah katıyor, kötü karakterin hikayesini daha derin bir şekilde işliyor ve izleyiciyi eğlendirecek bazı yeni detaylar ekliyoruz.

Tom Holland'ın Örümcek Adam rolünde beyazperdedeki yeni macerasını izlemek için hayranlar 31 Temmuz'u bekliyor.

Independent Türkçe, Variety, Empire, GQ