Fas'ta teröre lanet yağdı

​22 Aralık’ta Rabat’taki Norveç ve Danimarka büyükelçilikleri önünde dayanışma gösterisi düzenlendi (Şarku’l Avsat)
​22 Aralık’ta Rabat’taki Norveç ve Danimarka büyükelçilikleri önünde dayanışma gösterisi düzenlendi (Şarku’l Avsat)
TT

Fas'ta teröre lanet yağdı

​22 Aralık’ta Rabat’taki Norveç ve Danimarka büyükelçilikleri önünde dayanışma gösterisi düzenlendi (Şarku’l Avsat)
​22 Aralık’ta Rabat’taki Norveç ve Danimarka büyükelçilikleri önünde dayanışma gösterisi düzenlendi (Şarku’l Avsat)

Fas halkı, öldürülen iki turistin anısına Norveç ve Danimarka elçilik binaları önünde dayanışma gösterisi düzenledi
Hüzünlü bir atmosferin ortasında onlarca Fas vatandaşı, 22 Aralık’ta Rabat’taki Norveç ve Danimarka büyükelçilikleri önünde art arda ikinci gün dayanışma gösterisi düzenledi.
Gösteriler sırasında, Atlas Dağları’nda öldürülen Danimarkalı ve Norveçli iki kadının anısına çok sayıda Fas vatandaşı, ellerinde İskandinav turistlerin fotoğraflarının bulunduğu pankartlar taşıdı. Gösteriler sırasında eylemciler, turistlerin fotoğraflarının önünde mum yakarak, terörü lanetleyen sloganlar attı. 24 yaşındaki Danimarka vatandaşı Louisa Vesterager Jespersen ve 28 yaşındaki Norveçli Maren Ueland, Atlas Dağları’nda yerli ve yabancı turistlerin dağ yürüyüşü ve tırmanışı için tercih ettiği Toubkal Dağı bölgesinde DEAŞ’a mensup saldırganlar tarafından başları kesilmiş şekilde ölü bulunmuştu. Bu çerçevede teröre karşı dayanışma gösterisine katılan çok sayıda Fas vatandaşı, turistler için taziye dileklerini sunarken, yaşanan olayın bölgenin hoşgörü ve misafirperver imajına aykırı olduğunu vurguladı.
Korkuya teslim olmamalıyız
Öte yandan Norveç’in Rabat Büyükelçisi Myreth Nergard, kadın turistlerin öldürülmesinin ardından “korkuya teslim olmama” çağrısı yaptı.
Radikal güçlerin tecrit edildiğini söyleyen Nergard, basın toplantısı sırasında “Radikalizmle mücadelede bir olmak herkesin lehinedir” ifadelerini kullandı.
Büyükelçi, Norveç ve Fas’ın terörle mücadelede müttefik kalacağını vurgulayarak, “Fas’ta veya başka bir yerde bu tür suçların tekrarlanmasını önlemek için hep birlikte bu savaştayız. İki masum kadını hedef alan bu vahşi terör eylemi dağları sarstı” şeklinde konuştu.
Norveçli diplomat, trajedinin hemen ardından Danimarka ve Fas ile yakın işbirliğinde olduklarını ve büyükelçiliğin konuya dair inceleme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Diplomat, ülkesinin ‘Fas makamlarının şüphelileri gözaltına alma konusunda sarf ettiği çok hızlı çabaları” takdir ettiğini belirtti.
“Soruşturmanın tamamlanması hususunda Fas makamlarına tam bir güvene sahibiz ve sağlanan yardımları takdir ediyoruz” diyen Nergard, Fas halkına ve hükümetine kurbanların ailelerine ve Norveç halkına verdikleri destekten dolayı teşekkürlerini iletti.
Myreth Nergard, “Mesajlar, çiçekler, taziye mesajları ve diğer kişisel sempatiler, bizi derinden etkiledi. Tüm bunlar, Fas halkının açılım ve cömertliğinin bir yansımasıdır” şeklinde konuştu.
Aynı şekilde Danimarka’nın Rabat Büyükelçisi Nikolai Harris de düzenlediği basın toplantısında, Fas halkına ve kuruluşlara teşekkürlerini iletti.
Fas vatandaşlarının yürüttüğü dayanışma girişimlerine değinen Harris, “Birçok insan elçiliğin önüne mum ve çiçek koydu. Bu zor hafta boyunca farklı şekilde ortaya koyulan Danimarka halkıyla dayanışma faaliyetlerinin, halkımızı derinden etkilediğini ifade etmek istiyorum” dedi.
Danimarkalı diplomat, “Fas makamlarının sorumluların adalete teslim edilmesini sağlama çabalarını ve Faslı yetkililerle sağlanan diyaloğu takdir ediyoruz” ifadelerini kullandı. Harris, “İnsani değerler, her zaman iki halk arasındaki karşılıklı ilişkilerin temeli olmuştur. Böyle kalmaya devam edeceğine de inanıyorum” diyerek Danimarka’nın terör olayı nedeniyle vatandaşlarına Fas’ı ziyaret etmeme yönünde uyarı yapma niyeti taşımadığını vurguladı.
Dayanışma gösterilerine katılan bazı vatandaşlar da Şarku’l Avsat’a, trajik olayı kınadıklarını ve mağdurlarla dayanışma içerisinde olduklarını söyledi. Vatandaşlar, terör olayının faillerine en ağır yaptırımların uygulanması çağrısı yaptı.
Hemisset şehrinden dayanışma gösterilerine katılan Saide el-Kebir, “Bu terör eylemini kınıyorum. Misafirperverliği ile tanınan ülkemizi derinden yaralayan bu eylemler karşısında sessiz kalamayız” şeklinde konuştu. El-Kebir, “Olaylar karşısında büyük acı duyuyoruz. Bu eylem bir Faslı olarak bizi temsil etmiyor” diyerek, durumun akıl ve de din tarafından kabul edilmediğini vurguladı.
Olayı kınamak için eşiyle birlikte gösterilere katılan Hekime de “Suça karışanların idam cezasına çarptırılmasını istiyorum. Bu, bir masuma zarar vermek ve yaşam hakkını elinden almak isteyenlere bir ders olabilir” açıklamasında bulundu.
Kenitra şehrinde bir avukat olan Sena Belhu da olayın ardından derin bir acı ve üzüntü duyduğunu, çünkü korkunç bir insani seviyeye ulaşıldığını vurguladı. Belhu, İskandinav kadın turistlerin öldürülmesini şiddetli bir şekilde kınadı. Kadınların Gelişimi için Ufuk Derneği de bu üzücü olayı şiddetle kınarken, herkese karanlık düşünceler ve terör faaliyetleri karşısında ayağa kalkma çağrısı yaptı. Kuruluş, yaptığı yazılı açıklamada, tüm devletlerin şiddet, terörizm ve radikalizm söylemine karşı mücadele vermek için daha fazla çaba sarf etmesi ve işbirliği ile koordinasyon mekanizmalarını yoğunlaştırması gerektiğini vurguladı.
Öte yandan Bağımsız Kadınlar Örgütü de “özgürlük, hoşgörü ve bir arada yaşama değerlerini şiddetli bir şekilde sarsan eylem karşısında derin üzüntü duyduklarını” belirtti. Örgüt, bu korkunç suçun faillerine “demirden bir yumruk vurulması ve en katı şekilde cezalandırılmaları” çağrısında bulundu.
Fas’ın turistik yeri Toubkal Dağı yakınlarında 17 Aralık’ta Danimarkalı Louisa Vesterager Jespersen(24) ile Norveçli Maren Ueland (28) adlı kadın turistlerin çadırlarında boğazları kesilmiş halde bulunmuştu. Yetkililerin terör saldırısı olabileceği şüphesiyle olayla ilgili başlattığı soruşturma kapsamında 1 kişi tutuklanmıştı.
Olayla ilgili 3 şüpheli daha polisin fotoğraflarını yayınlanmasının ardından 72 saat sonra Fas’ın Marakeş kentinde yakalandı.
İki kadın turisti boğazlarını keserek öldüren kişiler, cinayet anlarını kameraya alarak internette yayınlamıştı. Danimarka istihbaratı videonun gerçek olduğunu doğruladı.
Videoda saldırganların, birkaç kez 'Allah'ın düşmanları' ifadesinin kullanıldığı ve 'Hajin'deki kardeşlerimizin intikamı' denildiği duyuluyor. Hajin, terör örgütü DEAŞ'ın geçtiğimiz günlerde kaybettiği Suriye'deki son mevzilerinden biriydi.
Tutuklanan üç kişiden birinin abisi yaptığı açıklamada, kardeşinin normal biri olduğunu ancak son zamanlarda radikalleştiğini söyledi. Abi, "Eğitimi yoktu ve beynini yıkadılar. Yaşananların İslam'la ilgisi yok. Benim kardeşim bunu yaptıysa ölmeli. Bu kabul edilemez." ifadelerini kullandı.
İki kadın turistin aynı okulda okudukları ve okul arkadaşı oldukları belirtildi. Güneydoğu Norveç Üniversitesi'nde, vahşice katledilen iki genç kadının anısına bayraklar yarıya indirildi.



Gazze'de Ramazan... Yıkıntılar ve çadırlar arasında, zorlu yaşam koşulları altında yapılan süslemeler

 Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
TT

Gazze'de Ramazan... Yıkıntılar ve çadırlar arasında, zorlu yaşam koşulları altında yapılan süslemeler

 Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)

Gazze Şeridi'nin merkezinde Deyr el-Belah'taki bir çadırda, aileler günlük hayatın zorluklarına rağmen Ramazan'ın neşesini korumaya çalışıyor. 11 yaşındaki Cuana ve kız kardeşi Tima, anneleri Safa el-Hasanat'ın yardımıyla, gıda yardımı kutularından kurtardıkları kartonlardan Ramazan süsleri ve kartondan bir hilalin etrafına ince kağıttan beyaz güller yaptılar.

Dört çocuk annesi el-Hasanat, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, "Gazze'de Ramazan ayını karşılamak ve atmosferini yaşamak, zorlu insani ve yaşam koşulları göz önüne alındığında ulaşılması zor bir lüks. Özellikle kışın soğuğundan veya yazın sıcağından koruyamayan harap çadırlarda yaşayan binlerce insan için fenerler, ışık vermeyen karanlık kağıt parçalarına dönüştü" ifadelerini kullandı.

Safa el-Hasanat’ın Deyr el-Belah'taki çadırında, kağıttan yapılmış hilal ve mendillerden yapılmış süslemeler.Safa el-Hasanat’ın Deyr el-Belah'taki çadırında, kağıttan yapılmış hilal ve mendillerden yapılmış süslemeler.

Gazze Şeridi'ndeki savaş, haftalarca süren bombardıman ve yıkımın ardından 11 Ekim'de yürürlüğe giren ateşkesle birlikte duraklama dönemine girdi. Göreceli sakinlik, bölge sakinlerine nefes alma fırsatı verse de Şerit ciddi zorluklarla karşı karşıya olmaya devam ediyor. İnsanlar temel ihtiyaç maddelerinde ciddi kıtlık, sık sık yaşanan elektrik kesintileri ve temiz içme suyu kriziyle boğuşuyor. Bütün bunların yanı sıra, evlerin ve altyapının yıkımı günlük yaşamın zorluklarını daha da artırıyor.

Han Yunus'ta elindeki fenerle Ramazan ayını karşılamaya hazırlanan bir kız çocuğu (EPA)Han Yunus'ta elindeki fenerle Ramazan ayını karşılamaya hazırlanan bir kız çocuğu (EPA)

Gazze'de elektrik sınırlı olduğundan, çocuklar Ramazan süslemelerini çalıştırmak için küçük bir bataryaya ihtiyaç duyarken, aileler de ekonomik krizi hafifletmek için kağıt süslemeler ve mevcut malzemelerle çocuklara biraz neşe getirmeye çalışıyor.

Temel ihtiyaç maddelerinde kıtlık ve yüksek fiyatlar

El-Hasanat şöyle diyor: “Maalesef Gazze Şeridi halkı Ramazan ayını acı, kayıp ve zorluklarla karşılıyor… İsrail işgali, halka yardımın ulaşmasını engelliyor. Hayat şartları felaket durumda. Binlerce kişi işini kaybetti, işsizlik oranları arttı ve nüfusun yüzde 90'ından fazlası temel ihtiyaçlarını karşılamak için uluslararası kuruluşlara bağımlı hale geldi.”

Filistinliler, Han Yunus'ta Ramazan ayını karşılamaya hazırlanırken yıkılan evlerinin kalıntıları üzerine süsler asıyor, (EPA)Filistinliler, Han Yunus'ta Ramazan ayını karşılamaya hazırlanırken yıkılan evlerinin kalıntıları üzerine süsler asıyor, (EPA)

Anne ayrıca Gazze'deki temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarındaki sürekli artıştan da şikayetçi. El-Hasanat şöyle diyor: “Maalesef fiyatlar hala yüksek, özellikle de halkın temel ihtiyaçları söz konusu olduğunda, hatta bu ihtiyaçlar karşılanamıyorsa bile, çünkü işgal yönetimi kasıtlı olarak şeker, yağ ve karbonhidrat gibi lüks ürünleri halkın ihtiyaç ve gereksinimlerinden uzaklaştırıp, et, sebze, önemli meyveler ve yemeklik gaz gibi temel ihtiyaç maddelerini azaltıyor. Bu nedenle, mevcut olanlar, halkın ekonomik koşulları ve sınırlı gelir kaynaklarıyla karşılaştırıldığında pahalı.”

Savaş sona erdi, ancak acılar devam ediyor

Kırklı yaşlarındaki anne, önceki yıllara kıyasla mübarek ay için yapılan hazırlıklardaki değişikliklerle ilgili olarak şunları söylüyor: “Elbette farklı. Ateşkes ilanına rağmen devam eden bombardımanlar nedeniyle çadırlar, sakinlerin güvensiz bir şekilde yaşadığı sığınak haline geldi ve ev sahiplerinin ayrılmasıyla ailelerin sofraları hüzünlendi; ayrıca sakinler, savaştan önceki her yıl olduğu gibi Ramazan'ın yiyecek ve içecek ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar.”

Gazze'nin Han Yunus kentinde Ramazan hazırlıkları (EPA)Gazze'nin Han Yunus kentinde Ramazan hazırlıkları (EPA)

Al-Hasanat, Gazze Şeridi'ne yönelik bombardımanın bu yıl azaldığını ancak durmadığını söylüyor. Sözlerine şöyle devam ediyor: "Geçen Ramazan, İsrail'in savaşını yeniden başlatmasıyla başladı; bu savaş, öncekinden daha da yoğundu ve geçiş noktaları tamamen kapatılmıştı. Ziyaret edilebilecek mezar sayısı da farklıydı; sayılar hayal edilemezdi."

Serbest çalışan fotoğrafçı Attia Darwish (38 yaşında) da onunla aynı fikirde olduğunu belirterek şunları söylüyor: “Ramazan, duygular ve koşullar açısından farklı. Savaştan önce, kuşatmaya rağmen hayat nispeten daha istikrarlıydı. Bugün Ramazan, kayıp ve sabır duygularının hakim olduğu daha derin bir insani karaktere sahip.”

Filistinliler, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılan evlerin arasına süsler asıyor (EPA)Filistinliler, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılan evlerin arasına süsler asıyor (EPA)

Darwish, Gazze Şeridi'ndeki Ramazan geleneklerinin savaş sonrasında değiştiğini, önceliğin temel ihtiyaçların karşılanması haline geldiğini, süslemelerin ve büyük ziyafetlerin azaldığını ve konut koşulları ve yerinden edilme nedeniyle aile toplantılarının daha seyrek hale geldiğini belirtiyor.

İnsani yardıma bağımlılık

Darwish, Gazze halkının Ramazan ayını temkinli bir rahatlama ve acı karışımıyla karşıladığını gözlemliyor. Ateşkes insanlara nefes alma fırsatı verdi, ancak savaşın izleri yıkılmış evlerde, sevdiklerinin kaybında ve zor yaşam koşullarında hala mevcut. Buna rağmen, birçok kişi ayın ruhunu güçlü bir inanç ve dayanışma duygusuyla yaşamak istiyor.

Darwish şöyle devam ediyor: “Durum hâlâ zor; ailelerin büyük bir yüzdesi gelir kaybı veya gelir azalması yaşıyor. Elektrik, su ve hizmetlerle ilgili sürekli sorunlarla karşılaşıyor. Yeniden yapılanma süreci de yavaş ilerliyor ve bu durum ailelerin günlük yaşantısına da yansıyor.”

Gazze Şeridi'ndeki zorlu yaşam koşulları, sakinlerinin Ramazan ayını karşılamaya hazırlanmalarına engel olmadı (EPA)Gazze Şeridi'ndeki zorlu yaşam koşulları, sakinlerinin Ramazan ayını karşılamaya hazırlanmalarına engel olmadı (EPA)

Temel ihtiyaç maddelerinin bulunabilirliği konusunda Darwish şunları söylüyor: “Malların büyük bir kısmı mevcut, ancak her zaman yeterli miktarda veya herkesin karşılayabileceği fiyatlarda değil. Özellikle et ve bazı ithal ürünlerde geçici kıtlıklar yaşanabilirken, sebze ve diğer temel ihtiyaç maddeleri nispeten daha kolay bulunabiliyor. Bazı temel ihtiyaç maddelerinde, ulaşım maliyetleri ve belirli zamanlardaki sınırlı arz nedeniyle önceki yıllara kıyasla belirgin bir fiyat artışı görüldü.” Darwish, Gazze'deki ailelerin, eğer bulabilirlerse, temel ihtiyaç maddelerine odaklandığını, çünkü birçok ailenin insani yardıma bağımlı olduğunu belirterek sözlerini tamamlıyor.

Gazze Sağlık Bakanlığı'na göre, 11 Ekim'de yürürlüğe giren ateşkesin ardından Gazze Şeridi'nde İsrail bombardımanı sonucu 601 kişi öldü ve bin 607 kişi yaralandı.


Mısır parlamentosu askerlikten kaçanlara yönelik cezaları ağırlaştırdı

Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
TT

Mısır parlamentosu askerlikten kaçanlara yönelik cezaları ağırlaştırdı

Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)

Mısır Temsilciler Meclisi, dün, Mısır hükümeti tarafından sunulan ve "Askerlik ve Milli Hizmet" mevzuatının bazı maddelerini değiştirmeyi öngören yasa tasarısını nihai olarak onayladı. Bu değişiklikler arasında, "geçerli bir mazeret olmaksızın askere alınmaktan veya çağrıdan kaçmanın cezasının artırılması" da yer alıyor. Askeri personel bu adımı, askerlik sürecini sosyal ve ekonomik değişikliklere uygun hale getirmek için gerekli görüyor.

Değişiklikler ayrıca, "şehitlerin ve terör operasyonlarında yaralananların" ailelerinin askerlik hizmetinden muaf tutulmasını da içeriyordu; bu, "insani boyut" taşıyan bir adımdı.

Değişiklikler, 7. Maddeyi "hem kalıcı hem de geçici zorunlu askerlik hizmetinden muafiyet için kriter olarak, askeri ve terör operasyonları arasında eşitlik" öngörecek şekilde değiştirmeyi de içeriyordu.

Parlamento oturumu sırasında, Temsilciler Meclisi Savunma ve Milli Güvenlik Komitesi Başkanı Korgeneral Abbas Hilmi, “Askerlik hizmetine ilişkin değişiklik, silahlı kuvvetler ve polis mensuplarının askeri veya terörist operasyonlardaki fedakarlıklarını ve masum sivillere verilen zararları takdir etmek amacıyla, terörist operasyonları da askerlik hizmetinden muafiyet için ek bir kriter olarak eklemeyi amaçlamaktadır; bu değişiklik, halkın insani ve sosyal boyutlarını dikkate almaktadır” dedi.

dsvdsv
Mısır Temsilciler Meclisi'nin bir oturumu (Arşiv-Mısır Kabinesi)

Değişiklikler, askerlikten kaçma veya geçerli bir mazeret olmaksızın askerlik hizmetine katılmama suçlarına yönelik cezaların da artırılmasını içeriyordu. Parlamento oturumu sırasında Hilmi, 49. maddenin "30 yaşından sonra askerlik hizmetine katılmayan herkesin hapis cezası ve en az 20 bin Mısır lirası ve en fazla 100 bin Mısır lirası para cezası veya bu iki cezadan biriyle cezalandırılacağı" şeklinde değiştirildiğini belirtti. (Bir ABD doları yaklaşık 47 Mısır lirasına eşittir.)

1980 tarihli 127 sayılı Kanun hükümlerine göre, yasa değişikliğinden önce askerlik hizmetine katılmamanın cezası iki yıl hapis ve en az 2 bin pound para cezası veya bu iki cezadan biriydi.

Mısır Parlamentosu tarafından onaylanan değişiklikler arasında, “yedek askerlik görevine çağrılan ve geçerli bir mazereti olmaksızın göreve gelmeyen herkesin hapis cezası ve en az 10 bin, en fazla 20 bin Mısır lirası para cezası veya bu iki cezadan biriyle cezalandırılacağı” hükmünü getiren “52” numaralı maddenin değiştirilmesi de yer almaktadır.

Parlamento ve Hukuk İşleri Bakanlığı, Askerlik Hizmeti Kanunu'ndaki değişikliklerin "askerlikten kaçma veya göreve gelmeme durumunda uygulanan mali cezaları artırmayı ve mali cezalarla ilgili ekonomik değişikliklerin etkilerini ele almayı amaçladığını" belirtti. Bakanlık dün yaptığı açıklamada, cezaların "hem genel hem de özel caydırıcılığı yeniden sağladığını ve ceza adaletini gerçekleştirdiğini" belirtti.

Mısır askeri uzmanı Tümgeneral Semir Ferec, askerlikten kaçmaya yönelik cezaların artırılmasının genel caydırıcılığı sağlamak ve "ülke içindeki süreci daha da düzenlemek" için gerekli olduğuna inanıyor. Ferec, "Önceki cezalar mevcut gerçekliğe artık uygun değildi ve güncel değişikliklere ayak uydurmak için askerlikten kaçmanın şiddetinin artırılması gerekiyordu" değerlendirmesinde bulundu.

 Ferec Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamalarda Askerlik Hizmeti Kanunu'ndaki yeni değişikliklerin "hem insani hem de sosyal boyutları dikkate alarak terör operasyonu mağdurlarının muaf tutulmasına yönelik yasal hükümler getirdiğini" belirtti.

Mısır Milletvekili Mecdi Murşid'e göre yasa değişikliklerinin "önemli bir insani boyutu" da bulunuyor. Muşid, "yasa, silahlı kuvvetler ve polis mensuplarının askeri veya terörle mücadele operasyonlarındaki fedakarlıklarını dikkate alarak, oğullarını askerlik hizmetinden muaf tutuyor" dedi ve bunu "devletin, kendisi için fedakarlık yapanlara bir takdir mesajı" olarak değerlendirdi.

Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamalarda Murşid, yasanın öneminin "askerlikten kaçma cezalarının artırılmasının yanı sıra, insani muafiyet meselesini de kanunlaştırmasında" yattığını belirterek, "bu tür düzenlemelerin askerlik hizmetinin ve askerlik yapmanın değerini pekiştirdiğini" kaydetti.


Lübnan: Hükümet, orduya görevini tamamlaması için dört aylık, uzatılabilir bir süre verdi

İsrail sınırındaki güney kasabası Kfarkela'da Lübnan askeri araçları ve askerleri (AFP)
İsrail sınırındaki güney kasabası Kfarkela'da Lübnan askeri araçları ve askerleri (AFP)
TT

Lübnan: Hükümet, orduya görevini tamamlaması için dört aylık, uzatılabilir bir süre verdi

İsrail sınırındaki güney kasabası Kfarkela'da Lübnan askeri araçları ve askerleri (AFP)
İsrail sınırındaki güney kasabası Kfarkela'da Lübnan askeri araçları ve askerleri (AFP)

Fransız haber ajansı AFP’nin haberine göre Lübnan hükümeti dün yaptığı açıklamada, ordunun Güney Lübnan'daki Hizbullah'ı silahsızlandırma planının ikinci aşamasını uygulamak için en az dört aya ihtiyacı olacağını belirtti.

Hizbullah, İsrail ile bir yıldan fazla süren ve Kasım 2024'te ateşkesle sona eren bir savaş yürüttü; ancak bu ateşkes, anlaşmada tamamen çekilmesi öngörülmesine rağmen, Yahudi devletinin güney Lübnan'daki beş stratejik tepede güçlerini tutarak kanlı saldırılar düzenlemeye devam etmesini engelleyemedi.

Parti, İsrail ile olan savaştan zayıflamış bir şekilde çıktı. Ağustos ayında Lübnan hükümeti Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını onayladı ve Lübnan ordusuna kendi hazırladığı bir planı uygulama görevini verdi; bu plan ertesi ay yürürlüğe girmeye başladı.

Ordu, ocak ayının başında, Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeyi (İbrani devletiyle olan güney sınırından yaklaşık 30 km uzaklıkta) kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını duyurdu.

Ancak İsrail bu adıma şüpheyle yaklaştı ve yetersiz buldu. İsrail, silahsızlanmayı reddeden grubun askeri kapasitesini yeniden inşa etmesini engellemeyi amaçladığını söylediği ölümcül saldırılara devam ediyor.

Lübnan Enformasyon Bakanı Paul Morcos, kabine toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında, kabinenin "Hizbullah'ı silahsızlandırma kararı doğrultusunda Lübnan'ın tüm bölgelerinde silahlanmayı kısıtlama planına ilişkin ordunun liderliğinin aylık raporunu dikkate aldığını" söyledi.

Şöyle devam etti: "Aynı etkenler mevcutsa, dört aylık bir süre söz konusudur ve bu süre, mevcut imkanlara, İsrail saldırılarına ve sahadaki engellere bağlı olarak uzatılabilir."

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Lübnan ordusunun planı beş aşamadan oluşuyor. İkinci aşama, Litani Nehri'nin kuzeyinden, Sayda’nın (Sidon) kuzeyinden geçen ve sınıra yaklaşık altmış kilometre, Beyrut'un ise yaklaşık kırk kilometre güneyinde bulunan Awali Nehri'ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, dün bir parti töreninde yaptığı konuşmada, "Lübnan hükümetinin silahsızlanmaya odaklanması büyük bir günahtır çünkü bu konu İsrail'in saldırganlığının hedeflerine hizmet etmektedir" ifadelerini kullandı.

Kasım sözlerine şöyle devam etti: "Silahlanmayı kısıtlamayı amaçlayan her türlü girişime son verin," çünkü "Lübnanlı yetkililerin ardı ardına verdikleri tavizler ve baskılara verdikleri yanıtlar nedeniyle hükümetin performansı, bir ölçüde bu düşmanın açgözlülüğünün devam etmesinden sorumludur."