Kapanan Karşı gazetesine yönelik FETÖ davasında dün tahliye edilen eski CHP Milletvekili Eren Erdem, yakalama kararının ardından bugün tutuklandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının tahliye kararına itirazını kabul edip Eren Erdem hakkında yakalama kararı çıkaran İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi, adliyeye sevk edilen Erdem için ara duruşma açtı. Duruşmaya katılan Erdem'i 3 avukat temsil etti.
Duruşmada, Erdem ve avukatları yakalama emrine karşı beyanda bulundu.
Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Erdem'in, "silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım" suçunun vasıf ve mahiyeti, davada dinlenilen tanık beyanları, bir kısım sanık savunmaları ve diğer mevcut delil durumuna göre kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması, yurt dışına çıkmak isterken yakalanmasına göre kaçma şüphesini gösteren somut olguların bulunması, üzerine atılı yasa maddesinde öngörülen cezaların alt ve üst sınırları, suçun sübutu halinde verilmesi muhtemel ceza miktarı ve güvenlik tedbirleri, tutuklu kaldığı süre, adli kontrol hükümlerinin bu aşamada yetersiz kalması ve tutuklama tedbirinin ölçülü olması gerekçeleriyle tutuklanmasına oy çokluğuyla karar verdi.
Bu karara üye hakimlerden Çağlayan Özbey, muhalif kaldı. Özbey, muhalefet şerhinde, "Dosyada toplanan mevcut deliller değerlendirildiğinde, sanık hakkında Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca yurt dışı yasağı ve konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasının ölçülü olacağı ve bu tedbirlere karar verilerek sanığın serbest bırakılması görüşünde olduğumdan aksi yöndeki çoğunluğun görüşüne katılmıyorum." ifadelerini kullandı. Süreç
İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi, FETÖ'nün 17-25 Aralık darbe girişiminde, yasa dışı ses kayıtlarını servis ettiği iddiasıyla dönemin Karşı Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve eski CHP Milletvekili Eren Erdem ile gazetenin sahibi Turan Ababey'in de aralarında bulunduğu 11 sanığın yargılandığı davada dün Eren Erdem'in tahliyesine hükmetmişti.
Erdem hakkında, "yurt dışına çıkış yasağı" ve "haftada 2 gün evine en yakın güvenlik birimine imza verme" zorunluluğundan oluşan adli kontrol tedbirlerinin uygulanması karara bağlanmıştı.
Tahliye sonrası karara İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca itiraz edilmiş ve itirazı üst mahkeme sayılan İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi değerlendirmişti. Bu mahkeme heyeti, itirazı kabul ederek Erdem hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılmasını hükme bağlamıştı.
İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde dün gerçekleşen 3. duruşmada mütalaasını açıklayan savcılık, Erdem'in, "silahlı örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım'' ve ''göreve ilişkin sırrın açıklanması'' suçlarından 8,5 yıldan 19 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmasını talep etmişti.
ABD'nin Salt Lake City kentinde meydana gelen silahlı saldırıda iki kişi hayatını kaybettihttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5227753-abdnin-salt-lake-city-kentinde-meydana-gelen-silahl%C4%B1-sald%C4%B1r%C4%B1da-iki-ki%C5%9Fi-hayat%C4%B1n%C4%B1
ABD'nin Salt Lake City kentinde meydana gelen silahlı saldırıda iki kişi hayatını kaybetti
Olay yerinin yakınındaki ABD polis memurları (AP)
Yerel medya dün, ABD’nin Utah eyaletindeki Salt Lake City kentinde bir kilisede düzenlenen cenaze töreni sırasında meydana gelen silahlı saldırıda iki kişinin hayatını kaybettiğini, bazı kişilerin de yaralandığını bildirdi.
Şarku’l Avsat’ın Deseret News’ten aktardığına göre saldırı, kiliseye ait otoparkta gerçekleşti. KUTV televizyonu ise şüphelinin henüz yakalanamadığını aktardı.
Saldırı sırasında kilise içinde onlarca kişinin bulunduğu, hayatını kaybedenlerin ve yaralananların tamamının yetişkin olduğu kaydedildi.
AP’nin aktardığına göre polis, saldırganın herhangi bir dine karşı özel bir husumet taşıdığına dair bulgu olmadığını açıkladı.
Kilise binasının yanındaki polis aracı (AP)
Salt Lake City Polis Şefi Brian Reid, “Bunun belirli bir dine veya benzer bir şeye yönelik hedefli bir saldırı olduğunu düşünmüyoruz” dedi.
Polis, olayın rastgele gerçekleştiğine de inanmadıklarını açıkladı. Yetkililer, hâlâ herhangi bir şüphelinin yakalanmadığını bildirdi.
Brennan McIntyre, eşi Kina ile birlikte otoparkın bitişiğindeki dairelerinde televizyon izlerken silah seslerini duyduklarını söyledi. McIntyre, “Koltuktan fırladım ve durumu görmek için dışarı koştum” dedi.
McIntyre, “O anda yerde birini gördüm. İnsanlar ona yardım etmeye çalışıyor, ağlıyor ve bağrışıyordu” şeklinde konuştu.
Olay yerinin yakınındaki ABD polis memurları (AP)
Olayın ardından yaklaşık 100 polis ve güvenlik aracı bölgeye sevk edildi, helikopterler ise havadan gözetleme yaptı.
Belediye Başkanı Erin Mendenhall, “Böyle bir şeyin asla ibadet yerinde olmaması gerekirdi. Asla bir cenaze töreni alanında yaşanmamalıydı” ifadelerini kullandı.
Kilisenin sözcüsü, kurumun kolluk kuvvetleriyle iş birliği içinde olduğunu ve kurtarma ekiplerinin çabalarına minnettar olduklarını açıkladı.
Olayın meydana geldiği kilisenin yakınında sevdiklerinin yasını tutan yakınları (AP)
Kilisenin merkezi Salt Lake City’de bulunuyor ve Utah eyaletinin 3,5 milyonluk nüfusunun yaklaşık yarısı bu dine mensup. Silahlı saldırının yaşandığı kiliseye benzer ibadet yerleri, eyalet ve şehir genelinde farklı bölgelerde de yer alıyor. Geçen ay Michigan eyaletinde eski bir deniz piyadesinin bir kilisede ateş açıp yangın çıkarmasının ardından, bu kilise de en yüksek güvenlik alarmı durumuna geçirildi. Federal Soruşturma Bürosu (FBI), saldırganın motivasyonunun ‘dine yönelik düşmanca inançlar’ olduğunu belirledi.
WSJ: Trump, Venezuela petrolünü kontrol altına almayı ve varil fiyatını 50 dolara düşürmeyi düşünüyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5227752-wsj-trump-venezuela-petrol%C3%BCn%C3%BC-kontrol-alt%C4%B1na-almay%C4%B1-ve-varil-fiyat%C4%B1n%C4%B1-50-dolara
WSJ: Trump, Venezuela petrolünü kontrol altına almayı ve varil fiyatını 50 dolara düşürmeyi düşünüyor
Petrol, minyatür petrol varilleri ve ABD doları banknotları (Reuters)
Wall Street Journal (WSJ) dün yayımladığı haberde, ABD Başkanı Donald Trump ve danışmanlarının önümüzdeki yıllarda Venezuela petrol sektöründe hakimiyet kurmayı planladığını bildirdi. Şarku’l Avsat’ın WSJ’den aktardığına göre Trump, çabalarının petrol fiyatlarını varil başına 50 dolara düşürmeye yardımcı olabileceğine inandığını yardımcılarına iletti.
Haberde, konuya yakın kaynaklara dayandırılarak, ABD’nin, devlet şirketi Petreleos de Venezuela (PDVSA) üzerinde belirli bir kontrol sağlamayı, şirketin petrol üretiminin büyük bir kısmını ele geçirip pazarlamayı içeren bir plan üzerinde çalıştığı öne sürüldü. Reuters, haberin doğruluğunu henüz bağımsız olarak teyit edemedi.
Çin silahları Sahel bölgesine hâkim: Peki neden?https://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5227749-%C3%A7in-silahlar%C4%B1-sahel-b%C3%B6lgesine-h%C3%A2kim-peki-neden
Çin'in Batı Afrika ülkelerine silah satışları artıyor (AFP)
Ali Yahi
Sahel bölgesi, askeri cuntaları iktidara getiren darbeler nedeniyle ülkeleri her düzeyde kırılganlık yaşarken, uluslararası çatışmanın ve büyük güçlerin savaş arenası haline geldi. Askeri darbeler, silahlı hareketlerin ve terör örgütlerinin yeniden canlanmasının yanı sıra, uluslararası organize suç ağlarının da oluşmasına yol açan bir güvenlik boşluğuna neden oldu. Bu durum, Çin de dahil olmak üzere dış tarafları, silah anlaşmaları dahil çeşitli kanallar aracılığıyla “yumuşak” müdahaleye teşvik etti.
Silah ithalatının yüzde 26'sı Çin'den
Fransız “Jeune Afrique” dergisinde yayınlanan bir haber, Çin'in Batı ülkelerine kıyasla sunduğu sayısız avantajın gölgesinde, Pekin'in Batı Afrika ülkelerine silah satışlarındaki artışı ortaya koydu. Haber ayrıca 2020-2024 yılları arasında Batı Afrika'daki silah ithalatının dörtte birinden fazlasının, yani askeri teçhizatın yaklaşık yüzde 26'sının Çin'den ithal edildiğini de açıkladı. Burkina Faso, Fildişi Sahili, Mali, Moritanya, Nijer ve Senegal’in talebin en yüksek talebin en yüksek olduğu ülkeler olduğu belirtildi.
Bölge ülkelerinin Çin askeri teçhizatı alımları ihtiyaçlarına göre değişiyor (AFP)
Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nde (SIPRI) araştırmacı olan Simon Wezeman, Pekin'in Sahel bölgesi de dahil olmak üzere Batı Afrika'da önde gelen silah ve askeri teçhizat tedarikçisi haline geldiğini vurguladı. Jeune Afrique dergisinin haberi bağlamında, bu değişimin iki faktörden kaynaklandığını belirtti; birincisi, Pekin'in kıtanın kaynaklarına olan stratejik ilgisi ve ekonomik varlığını güçlendirme ve bölge pazarlarına erişimi güvence altına alma çabaları. İkinci faktör ise rejimlerin zayıflığından kaynaklanan kırılgan güvenlik durumu nedeniyle bölgede silaha olan talebin artması. Çin silahları, Batılı muadillerine kıyasla daha düşük maliyetleri nedeniyle güçlü bir rakip haline geldi. Dahası, Fransa ve ABD gibi Batılı ortakların insan hakları endişeleri nedeniyle bazı Batı Afrika ülkelerine silah ihracatı üzerindeki kontrollerini sıkılaştırmaları gibi siyasi ve insan haklarıyla ilgili kısıtlamalardan da muaflar.
Artan bölgesel talep
Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü, bölge ülkelerinin Çin askeri teçhizatı alımlarının ihtiyaçlarına göre değiştiğini, ancak zırhlı araçlar ve insansız hava araçlarının en çok talep edilen ürünler olduğunu vurguladı. Burkina Faso, 2015 ile 2024 yılları arasında 122 araç ile her türden zırhlı aracın en büyük alıcısı olurken, onu 118 araçla Nijerya takip etti. Enstitü ayrıca, Afrika ordularının yaklaşık yüzde 70'inin Çin zırhlı araçlarına sahip olduğunu belirtti.
Haberde, bölgedeki Amerikan nüfuzunun gerilediği, Pekin'in askeri varlığının ise genişlediği ifade edildi. Son yirmi yılda Çin, 20 ortak askeri tatbikat gerçekleştirdi, Afrika limanlarına 44 ziyaret yaptı ve üst düzey askeri yetkililer arasında yüzlerce karşılıklı ziyaret gerçekleştirildi. Haber, Çin'in askeri varlığında yaşanan bu genişlemeyi, 2015-2019 yılları arasında bölgesel silah talebinde yüzde 100'lük bir artış ile 2010-2014 dönemine kıyasla yüzde 82'lik artışa bağladı. En yüksek artışlar Burkina Faso, Fildişi Sahili, Mali, Moritanya, Nijer ve Senegal'de kaydedildi. Haberde, Rusya'nın Ukrayna'ya yapılan saldırıdan bu yana ihracatını azaltmasına rağmen, Afrika kıtasında önemli bir silah tedarikçisi olmaya devam ettiği de belirtildi.
Ekonomiden stratejik güvenlik ortaklıklarına
Bu bağlamda, Uluslararası İlişkiler Profesörü Selim Talis, kendisi ile özel röportajda, Afrika'da her düzeyde yaşanan dönüşümlerin Pekin'i nüfuzunu güçlendirmeyi amaçlayan proaktif adımlar atmaya sevk ettiğini belirtti. Bu adımlar, sık sık ziyaretler yoluyla Afrika ülkeleriyle, özellikle Sahel bölgesindekilerle, askeri iş birliğini genişletmeyi, Afrikalı subayların eğitimini ve yetiştirilmesini denetlemeyi, çeşitli silah türleri satmayı ve ortak askeri tatbikatlar yapmayı içeriyor. Çin'in Cibuti'deki üssüne ilave olarak Batı Afrika'da ikinci bir kalıcı askeri üs edinme çabalarına işaret eden haberlerin, Pekin'in Afrika ile ilgili niyetlerini ortaya koyduğunu açıkladı.
Talis, saldırıların artması ve bilhassa can kayıplarının boyutu ile terör örgütlerinin kontrolünün genişlemesi göz önüne alındığında, Sahel bölgesinin küresel terörizmin merkezi haline geldiğini, buna karşılık iktidardaki askeri cuntaların başarısız olduğunu belirtti. Bu durum, Çin'i bir dayanak noktası arayışı içinde bölgeye sızmaya itti. Pekin'in Sahel bölgesinde büyük güçlerin tek başlarına nüfuz için rekabet etmelerine izin vermediğini, bunun yerine, Mali, Nijer ve Burkina Faso Batı'nın yerini alacak yeni müttefikler ararken, Pekin’in hızla odağını ekonomik yönden stratejik güvenlik ortaklıkları kurmaya kaydırdığını söyledi.
Dünyanın dördüncü büyük silah ihracatçısı
Çin, dünyanın dördüncü büyük silah ihracatçısı sayılıyor ve çeşitli silahlı çatışmalarda yaygın kullanımı nedeniyle Çin silah satışları hızla artıyor. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'ne göre 2020-2024 yılları arasındaki beş yıllık dönemde ortalama silah ihracatı, 2000-2004 yılları arasındaki döneme kıyasla üç kattan fazla arttı.
Enstitü, Çin'in askeri sanayisinin büyük dönüşümler geçirdiğini, seri silah üretimine odaklanmaktan niteliksel verimliliği artırmaya doğru kaydığını açıkladı. Bu durum Pekin'e modern savaşlarda rekabet avantajı sağladı, çatışmalardaki konumunu güçlendirdi ve Washington ile bölgesel müttefiklerine yeni caydırıcılık denklemleri dayattı. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre ayrıca, özellikle nispeten düşük fiyatlar ve ithalat üzerindeki siyasi kısıtlamaların azlığı nedeniyle, Çin bazı Afrika ve Asya ülkeleri için önemli bir silah tedarikçisi haline geldi.
Çin'in bölgede artan varlığının arkasındaki hesaplar
Sahel bölgesinde güvenlik konularında uzman bir gazeteci olan Hüseyin Lansari, Çin'in Sahel'deki artan varlığının ardında çeşitli hesaplar olduğunu değerlendiriyor. Bunlar arasında, özellikle Çinli şirketlerin ekipmanlarına yönelik saldırılar, vatandaşlarının ve işçilerinin kaçırılmasının ardından terör örgütlerinin Çin'in bölgedeki özellikle madencilik ve enerji sektörlerindeki büyüyen çıkarlarına yönelik artan tehditlerinin yanı sıra, Pekin'in bölgenin doğal kaynaklarına olan artan ilgisi de yer alıyor. Bu kaynaklar, Çin'in devasa ekonomisinin ihtiyaç duyduğu stratejik hammaddeler için hayati bir kaynak. Mali, Burkina Faso, Nijer ve bölgedeki diğer ülkeler, Çin'in teknolojik ve askeri endüstrileri için hayati önem taşıyan altın, uranyum, lityum ve diğer mineraller açısından zengin rezervlere sahip. Lansari, Pekin'in kendisini yeni bir sömürgeci güç olarak göstermemeye özen gösterdiğini ve ortaklıklarının karşılıklı fayda ve ulusal egemenliğe saygıya dayalı olduğunu vurguladığını belirtti.
Lansari, özellikle Fransız ve Amerikan varlığının gerilemesiyle birlikte, Çin'in askeri alanda yer edinmek için öncelikle ekonomik ve kalkınma yönlerine odaklandığını açıkladı. Pekin'in stratejisinin, bölgesel hükümetlerin Çin'i katı siyasi koşullar olmaksızın yatırım ve finansman alternatifleri sunabilen önemli bir ekonomik ortak olarak görmelerini sağladığını belirtti. Pekin'in eğitim, askeri ve askeri olmayan teçhizat ve istihbarat paylaşımı sağlayarak bölgedeki ülkelerle güvenlik iş birliğini geliştirdiğini ifade etti. Pekin'in bilhassa bölge hükümetleri tarafından memnuniyetle karşılanan ekonomik ve kalkınma yönlerine odaklanmasıyla, Sahel'de Çin varlığını güçlendirme fırsatlarının umut verici göründüğünü açıkladı. Uluslararası rekabetin Çin'in etkisini genişletme hevesini körüklediğini, ancak en önemli zorluğun ön siyasi koşullar veya sahada askeri varlığa sahip olmadan karşılıklı fayda sağlayabilen, güvenilir bir ortak olarak kendini sunabilme yeteneği olmaya devam ettiğini vurguladı.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة