Hindistan siyasetinde 5. Nesil Gandi ailesi

Priyanka Gandi ailesinin beşinci nesli- 1947 yılında İngiltere’den bağımsız olunmasından bu yana çoğunlukla Hindistan siyasetini yöneten Ulusal Kongre Partisi’nin liderlerinden olan ağabeyi Rahul ile (AP)
Priyanka Gandi ailesinin beşinci nesli- 1947 yılında İngiltere’den bağımsız olunmasından bu yana çoğunlukla Hindistan siyasetini yöneten Ulusal Kongre Partisi’nin liderlerinden olan ağabeyi Rahul ile (AP)
TT

Hindistan siyasetinde 5. Nesil Gandi ailesi

Priyanka Gandi ailesinin beşinci nesli- 1947 yılında İngiltere’den bağımsız olunmasından bu yana çoğunlukla Hindistan siyasetini yöneten Ulusal Kongre Partisi’nin liderlerinden olan ağabeyi Rahul ile (AP)
Priyanka Gandi ailesinin beşinci nesli- 1947 yılında İngiltere’den bağımsız olunmasından bu yana çoğunlukla Hindistan siyasetini yöneten Ulusal Kongre Partisi’nin liderlerinden olan ağabeyi Rahul ile (AP)

1947 yılında İngiltere’den bağımsızlığını kazanmasından bu yana genellikle iktidarda olan Nehru-Gandi ailesinin beşinci neslini temsil eden Priyanka Gandi Vadra, seçim yarışına girdi. Muhalefetteki Ulusal Kongre Partisi (INC), onu ülkenin en kalabalık eyaleti olan Uttar Pradeş’te seçim kampanyasının sorumlusu olarak seçti. Genellikle yalnızca adıyla işaret edilen Priyanka’nın seçim meydanına girmesi, Hint basınının çoğunluğu tarafından coşkulu tepkilerle karşılandı. Kanallar, Priyanka’nın destekçilerinin sevinçle dans ettiği fotoğraflar yayınlarken eski başbakan olan büyükannesi İndira Gandi ile arasındaki benzerlikler konuşuldu. Aynı şekilde onun bir konuşmacı olarak seçmenleri ile iletişim kurma becerisine dair yorumlar da yapıldı. Bu yönüyle bu özellikten yoksun olması sebebiyle eleştirilere maruz kalan INC’nin lideri olan kardeşi Rahul Gandi’den ayrılıyor.
Gandi ailesine yakın olan ve önde gelen parti üyelerinden biri, Başbakan Narendra Modi’nin iktidardaki partisi Bharatiya Janata (BJP), Kongre Partisi lideri Rahul’un karşısında hayat-memat sahnesine girmeye hazırlanırken Priyanka’nın kadınları, gençleri ve seçmenleri çekebileceğini söyledi.
Nehru-Gandi ailesinin varisi Priyanka
Priyanka, bu sülalenin resmi olarak siyaset koridorlarına giren son üyesi oldu. İki çocuk annesi 47 yaşındaki Priyanka, Kongre Partisi’nin seçim açısından oldukça önemli olan Uttar Pradeş eyaletinin doğu bölgesinden sorumlu genel sekreterlik görevini üstlendi. Hindistan’ın bu kuzey eyaleti, parlamentodaki 80 koltuktan 73’ünü çıkararak BJP’nin 2014 genel seçimlerini kazanmasına yardımcı olmuştu.
Priyanka, Nehru-Gandi sülalesinin beşinci neslinin on birinci üyesi. 2019 Hindistan meclis seçimlerine yalnızca 3 ay kalmışken seçim yarışına dahil oldu. Ulusal Kongre Partisi bu seçimlerde parti yönetimi arasındaki konumunu sağlamlaştıran ağabeyi Rahul üzerinden yitik mirası canlandırmayı umut ediyor. Rahul, çok geçmeden Hindistan’ın 3 ulusal eyaletini kazanarak partiyi yönetti. Partide geçirdiği yıl boyunca konumunu pekiştirmek ve dizginleri eline almak için çabaladı.
Gazeteci Amitabh Tiwari, konuya ilişkin şu ifadeleri dile getirdi: “2019 seçimleri Ulusal Kongre Partisi için sıradan bir seçim turu olarak görülmemeli. Bu seçimler, partinin orijinal yapısını korumak ve kendi içindeki bölünmeyi engelleyerek parti ile aile arasındaki ilişkiyi sürdürmek için son şans olarak görülüyor. Parti, bugün tarihinin hiçbir vaktinde olmadığı kadar zayıflamışken bu geri dönüşü olmayan bir süreç olabilir. Parti, sadece iktidar partisi BJP tarafından değil demokrasinin gerçek gücünden nasıl faydalanılacağını oldukça yavaş bir şekilde öğrenen destekçi seçmen kitlesi tarafından da ciddi meydan okumalarla karşı karşıya”.
Priyanka, parti içinde ilk kez resmi olarak görev alıyor. Buna rağmen siyaset işlerine yabancı değil. Kendisi siyaset bilimi fakültesinden mezun ve yaklaşık yirmi yıldır annesi Sonia Gandi ve ağabeyi Rahul yararına olmak üzere meclis seçim çevrelerinde tanınan ve önde gelen bir figür. Onun en yakın tanıdıklarından biri, daha önce NDTV kanalı ile yaptığı bir görüşmede onu yarı münzevi bir kişilik olarak tarif etmiş ve siyasi işlere bulaşmak istemediğini, şimdiki hayatından memnun olduğunu ve siyasetin belirli yönlerinin kendi mizacı ile hiçbir şekilde uyuşmadığını düşündüğünü söylemişti.
Ancak Gazeteci-Yazar Sheela Bhatt, Priyanka figürünün ani bir şekilde sahneye sürülmesinin sorgulanmayı hak ettiğini ve bir strateji barındırdığını düşünüyor. Ulusal Kongre Partisi’nin farklı kadroları uzun bir süredir Priyanka’nın dahil edilmesini ve onun siyasetteki aktif rolünden yararlanılmasını istiyordu. Bhatt’a göre Priyanka’nın siyaset sahnesine çıkması önümüzdeki meclis seçimlerine özel bir parlaklık kazandırarak seçimlerin seyrinde özel bir etki sahibi olacak. O, cinsiyet ve yaş bakımından elde ettiği büyük kitlesel çekiciliğinin yanı sıra kitleleri harekete geçirme konusunda da üstün bir yeteneğe sahip. Bu haliyle büyük bir siyasi öneme sahip eyaletteki iktidar dengesini partisinin lehine çevirebilir. Priyanka’nın partinin etkin kadrolarına katılmasının BJP üzerinde şok etkisi yaratmasının sebebi belki de budur. BJP, bu adımı Rahul’un Ulusal Kongre Partisi’nin Uttar Pradeş eyaletindeki seçmen payında kayda değer bir farklılık yaratamadığının bir işareti olarak yorumladı.
Priyanka’nın sihirli dokunuşu
Priyanka’nın ağabeyi Rahul’dan daha doğaçlama konuştuğu her zaman bilinir. O, Hint dilini akıcı bir şekilde kullanması ve seçmenlerle iletişim kurma konusundaki becerisi ile ön plana çıkıyor. Onun sahip olduğu bu yetenek, büyükannesi ve eski Başbakan İndira Gandi ile arasında büyük bir benzerlik teşkil etmesinin yanı sıra Uttar Pradeş gibi ağırlıklı olarak kırsal eğilimli bir eyaletin seçimlerinde Ulusal Kongre Partisi’nin odaklandığı nokta olabilir.
Priyanka’nın yakınlarından birinin konuya ilişkin ifadeleri şu şekilde: “O, başkaları ile çok kolay bir şekilde iletişime geçebiliyor; partinin elemanlarına malzeme dağıtımında bizzat kendisi de çalışıyor ve onlara isimleri ile hitap ediyor. Elemanlar ise ağabeyi Rahul’dan ziyade onunla çalışmaktan çok keyif alıyor. Bu yüzden uzun bir süredir onun gibi bir lider kişilik arıyorduk”.
Parti içinde pek çokları şu an hastalıkla mücadele eden Sonia Gandi’nin siyasi hayattan çekilmeye hazırlandığını ve kızı Priyanka’nın ailesinin siyasi yolculuğunu tamamlamaya ve partinin genç ve kadın üyeleri ile iletişim kurmaya yalnızca bir adım mesafede olduğunu düşünüyor.
Lucknow Ar-Ge Merkezi Müdürü Asar Hüseyin, “Onun liderlik yeteneği partiye bir dereceye kadar fayda sağlar. Ancak o, meclis koltuklarının çoğunu garanti edemez” ifadelerini kullandı.
Bununla beraber Ulusal Kongre Partisi yöneticileri, Priyanka’nın varlığının ağabeyi Rahul’un eksiklerini tamamlayacağı ve partinin seçimlerdeki dayanaklarını güçlendireceği konusunda ısrarcı. Partinin önde gelen üyelerinden birinin konuya ilişkin yorumu şöyle: “Rahul, Mahatma Gandi ve ülkenin ilk başbakanı Cevahirlal Nehru başta olmak üzere seleflerinin benimsediği sadelik ilkelerini izlerken Priyanka, pratik meselelerle daha fazla ilgileniyor ve tıpkı büyükannesi İndira gibi belirleyici kararlar almada hızlı hareket ediyor”.
Priyanka Modi ile karşı karşıya
Priyanka’nın Ulusal Kongre Partisi’nin Doğu Uttar Pradeş eyaletinden sorumlu genel sekreteri olarak atanması oradaki siyasi süreç açısından büyük önem arz ediyor. Nitekim söz konusu eyalet, mevcut Başbakan Narendra Modi’nin ilk seçim noktası olarak görülüyor. Ulusal Kongre Partisi, Priyanka’nın 2019 seçimlerine katılıp katılmayacağına dair bir açıklama yapmadı. Öte yandan Priyanka’nın Modi ile doğrudan karşılaşması adına Varanasi’de aday gösterilmesi için parti koridorları arasındaki gürültü ve karmaşa artıyor. Uttar Pradeş eyaletinin doğu bölgesi Ulusal Kongre Partisi’nin oradaki varlığının tam olarak bitmesinden sonra iktidardaki BJP için merkez üs olarak kabul ediliyor. 
Priyanka’nın karşılaştığı zorluklar
Basın ve Ulusal Kongre Partisi’nin pek çok üyesi, tarihi üne ve büyük siyasi kararlılığa sahip büyükannesi İndira Gandi dönemindeki ihtişamı geri kazandırabileceğini iddia ederek Priyanka’nın seçimlerde aday gösterilmesi için çabalıyor. Ancak Priyanka, Uttar Pradeş eyaletinde siyasi anlamda ölmek üzere olan parti teşkilatını diriltme konusunda oldukça zorlu bir görev karşısında. Hele de parti geçtiğimiz on yıllarda halk desteğini ciddi anlamda kaybetmişken. Ulusal Kongre Partisi, 2014 meclis seçimlerinde bu eyaletten yalnızca iki milletvekili çıkarabildi. Priyanka’nın başını aynı zamanda eşi Robert Vadra’nın karıştığı söylenen yolsuzluk meseleleri de ağrıtıyor.
Gazeteci Pankaj Vohra’ya göre Priyanka’nın siyasi dalgayı yükseltmesi ile birlikte Vadra, bir kez daha gündeme gelecek. Önceden Rahul’u köşeye sıkıştırmak için kullanılan Vadra’nın küçük kız kardeş Priyanka’ya karşı da kullanılması mümkün. Bazı analistler, Priyanka’nın parti içinde yükselmesinin seçim beklentilerine ters sonuçlar vermesinin muhtemel olduğunu düşünüyor.
Hindistan Dışişleri Bakanı Nirmala Sitharaman, Priyanka’yı Uttar Pradeş eyaletinin doğu bölgesinden sorumlu genel sekreter olarak atayan Ulusal Kongre Partisi’ne tepki göstermiş ve bu adımla parti koalisyon politikalarının kullanıldığını söylemişti. Sitharaman, “Priyanka, ailenin denemesine tabi tutulduktan sonra söz konusu göreve getirildi ve bu, parti içindeki koalisyon politikalarının durumunu yansıtmaktadır” ifadelerini kullandı.
Gazeteci Muhammed Eyüb ise, “Öncelikle onun atanması, BJP’ye potansiyel seçmenler arasında Gandi ailesinin yalnızca ailenin sahip olduğu parti otoritesini korumak için iktidarı sürdürmeyi istediği düşüncesini güçlendirmek için yeterli malzemeyi verecek. Sonra siyasi süreç hakkında kendilerine yansıtılandan çok daha fazlasını bilen Hint seçmenlerin ailenin partinin tüm uzuvlarına egemen olması sebebiyle partiden geri çekilmeleri beklenebilir” ifadelerini dile getirdi.
İktidar partisi BJP’nin liderleri resmi tepkileri üzerinden Kongre Partisi içerisindeki iç koalisyon politikalarını hedefe oturturken bazıları, Priyanka’nın siyasi arenaya girişinin muhalif Kongre Partisi lehine olmak üzere ulusal düzeyde görüş ve hareket alanlarını tamamen değiştirebileceğini gizliden itiraf ediyor.



İran Dışişleri Bakanı: Cenevre’de ABD ile nükleer görüşmelerde ilerleme sağlandı

Bu fotoğraf, 17 Şubat 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde İran ile ABD arasında dolaylı nükleer müzakereler öncesinde Umman Başkonsolosluğu’nu gösteren bir kare (AFP)
Bu fotoğraf, 17 Şubat 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde İran ile ABD arasında dolaylı nükleer müzakereler öncesinde Umman Başkonsolosluğu’nu gösteren bir kare (AFP)
TT

İran Dışişleri Bakanı: Cenevre’de ABD ile nükleer görüşmelerde ilerleme sağlandı

Bu fotoğraf, 17 Şubat 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde İran ile ABD arasında dolaylı nükleer müzakereler öncesinde Umman Başkonsolosluğu’nu gösteren bir kare (AFP)
Bu fotoğraf, 17 Şubat 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde İran ile ABD arasında dolaylı nükleer müzakereler öncesinde Umman Başkonsolosluğu’nu gösteren bir kare (AFP)

İran ile ABD, uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlığı çözmeyi amaçlayan görüşmelerde salı günü temel “yol gösterici ilkeler” üzerinde bir anlayışa vardı. Ancak İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bunun yakın zamanda bir anlaşmaya varılacağı anlamına gelmediğini belirtti.

Arakçi’nin açıklamalarının ardından petrol vadeli işlemleri gerilerken, gösterge Brent ham petrol yüzde 1’den fazla düştü. Açıklamalar, ABD’nin Tahran’ı taviz vermeye zorlamak amacıyla askeri güç konuşlandırdığı bölgede çatışma endişelerini bir miktar azalttı.

Cenevre’deki temasların ardından İran medyasına konuşan Arakçi, “Farklı fikirler ortaya kondu ve bu fikirler ciddi şekilde tartışıldı. Sonuçta bazı yol gösterici ilkeler üzerinde genel bir mutabakata varmayı başardık” dedi.

Her iki tarafın da “net sonraki adımları” var

ABD’nin Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’in, Arakçi ile birlikte yürüttüğü dolaylı görüşmelere Umman arabuluculuk etti. Beyaz Saray, toplantıya ilişkin e-posta yoluyla yöneltilen sorulara yanıt vermedi.

Umman Dışişleri Bakanı Badr bin Hamad Al Busaidi, X platformunda yaptığı paylaşımda “yapılacak çok iş olduğunu”, ancak İran ile ABD’nin “net sonraki adımlarla” masadan ayrıldığını ifade etti.

Görüşmelerin başladığı sırada İran devlet medyası, İran Devrim Muhafızları’nın bölgede askeri tatbikat gerçekleştirmesi nedeniyle, küresel petrol arzı açısından hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın bir bölümünün “güvenlik tedbirleri” kapsamında geçici olarak kapatılacağını duyurdu.

Tahran daha önce, saldırıya uğraması halinde ticari gemilere boğazı kapatma tehdidinde bulunmuştu. Böyle bir adım, küresel petrol akışının beşte birini kesintiye uğratabilir ve ham petrol fiyatlarını yukarı çekebilir.

Trump’ın İran’da “rejim değişikliğinin” en iyi seçenek olabileceğine yönelik sözlerine yanıt veren İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney (86), ABD’nin yönetimini devirmeye yönelik herhangi bir girişimin başarısız olacağı uyarısında bulundu.

İran medyasına yansıyan açıklamalarında Hamaney, “ABD Başkanı ordularının dünyanın en güçlüsü olduğunu söylüyor; ancak dünyanın en güçlü ordusu bile bazen öyle bir tokat yer ki ayağa kalkamaz” dedi.

Arakçi, görüşmelerin ardından Cenevre’de düzenlenen bir silahsızlanma konferansında yaptığı konuşmada ise “yeni bir fırsat penceresinin” açıldığını belirterek, müzakerelerin İran’ın meşru haklarının tam olarak tanınmasını sağlayacak “sürdürülebilir” bir çözüme ulaşmasını umduğunu ifade etti.

Trump daha önce yaptığı açıklamada, Cenevre’deki görüşmelere “dolaylı olarak” kendisinin de dahil olacağını söylemiş ve Tahran’ın anlaşma yapmak istediğine inandığını belirtmişti.

Trump, pazartesi günü Air Force One uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Anlaşma yapmamanın sonuçlarını istemediklerini düşünüyorum. Nükleer kapasitelerini ortadan kaldırmak için B-2’leri göndermek yerine bir anlaşma yapabilirdik. Ama B-2’leri göndermek zorunda kaldık” demişti.

ABD, geçen haziran ayında İsrail ile birlikte İran’ın nükleer tesislerini bombalamıştı. Washington ve Tel Aviv, İran’ın İsrail’in varlığını tehdit edebilecek bir nükleer silah geliştirmeyi hedeflediğine inanıyor. Tahran ise nükleer programının tamamen barışçıl olduğunu savunuyor. Ancak İran, elektrik üretimi için gereken saflığın çok ötesinde ve silah yapımı için gerekli seviyeye yakın oranda uranyum zenginleştirmiş durumda.

İran: Sadece nükleer program konuşulur

Söz konusu saldırıların ardından İran’daki İslami yönetim, kısmen uluslararası yaptırımların petrol gelirlerini kısıtlamasının tetiklediği hayat pahalılığı krizine karşı düzenlenen ve binlerce kişinin hayatını kaybettiği sokak protestolarıyla zayıfladı.

Washington, görüşmelerin kapsamını İran’ın füze stokları gibi nükleer dışı konuları da içerecek şekilde genişletmek istiyor. Tahran ise yalnızca nükleer programına yönelik kısıtlamaları — yaptırımların kaldırılması karşılığında — müzakere etmeye hazır olduğunu, uranyum zenginleştirmeden tamamen vazgeçmeyeceğini ve füze programını masaya getirmeyeceğini belirtiyor.

Hamaney, İran’ın geniş füze stokunun müzakereye açık olmadığını yineleyerek, füze türü ve menzilinin ABD ile hiçbir ilgisi bulunmadığını söyledi.

Reuters’a konuşan üst düzey bir İranlı yetkili, Cenevre görüşmelerinin başarısının ABD’nin gerçekçi olmayan talepler ileri sürmemesine ve İran’a yönelik ağır yaptırımları kaldırma konusunda ciddi davranmasına bağlı olduğunu ifade etti.

ABD B-2 bombardıman uçakları nükleer hedefleri vurdu

Tahran ile Washington’un, geçen yıl haziran ayında altıncı tur görüşmeleri yapması planlanıyordu. Ancak Washington’un müttefiki İsrail’in İran’a yönelik bombardıman kampanyası başlatması ve ardından ABD’ye ait B-2 bombardıman uçaklarının nükleer hedefleri vurması üzerine süreç kesintiye uğradı. Tahran, o tarihten bu yana uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurduğunu açıkladı.

İran, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na (NPT) taraf bulunuyor. Anlaşma, ülkelere sivil nükleer enerji geliştirme hakkı tanırken, atom silahından vazgeçmelerini ve Birleşmiş Milletler’in nükleer denetim kurumu olan Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile iş birliği yapmalarını şart koşuyor.

İsrail ise NPT’yi imzalamadı. Tel Aviv, çevresindeki düşmanları caydırmayı amaçlayan onlarca yıllık “belirsizlik politikası” çerçevesinde nükleer silaha sahip olduğunu ne doğruluyor ne de yalanlıyor. Ancak akademisyenler İsrail’in nükleer silaha sahip olduğuna inanıyor.


IISS raporu: Çin nükleer denizaltı üretiminde ABD'yi geçti

Çin donanması, nükleer denizaltılarını geçit törenlerinde kamuoyuna sergiliyor (Reuters)
Çin donanması, nükleer denizaltılarını geçit törenlerinde kamuoyuna sergiliyor (Reuters)
TT

IISS raporu: Çin nükleer denizaltı üretiminde ABD'yi geçti

Çin donanması, nükleer denizaltılarını geçit törenlerinde kamuoyuna sergiliyor (Reuters)
Çin donanması, nükleer denizaltılarını geçit törenlerinde kamuoyuna sergiliyor (Reuters)

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (International Institute for Strategic Studies/IISS) yeni yayımladığı raporda Çin'in nükleer enerjili denizaltılarını ele aldı.

Londra merkezli düşünce kuruluşu, son 5 yılda bu konudaki yeteneklerini çok artıran Çin'in artık nükleer denizaltıları ABD'den daha hızlı üretebildiğini bildirdi.

Bu gelişmeyle birlikte Washington'ın uzun süredir devam eden deniz hakimiyetinin tehlike altına girdiği uyarısı yapıldı. 

Çin Halk Kurtuluş Ordusu Deniz Kuvvetleri'nin hem nükleer balistik füze denizaltılarına hem de nükleer saldırı denizaltılarına sahip olduğu hatırlatıldı. 

IISS, 2021-2025'te Çin'in 10, ABD'nin ise 7 denizaltı ürettiğini vurguladı. 

2016-2020'de ise ABD'nin üçe karşı 7 denizaltıyla Çin'e üstünlük kurduğuna işaret edildi. 

Pekin rakam vermediği için IISS uydu görüntülerinden yola çıkarak bu tahminleri yaptı. 

Diğer yandan IISS raporunda "Çin tasarımları kalite açısından ABD ve Avrupa'nın gerisinde" de dendi. Amerikan denizaltılarının daha sessiz çalışmasının tespit edilme ihtimalini azalttığı belirtildi. 

Genel rakamlara bakıldığında da ABD'nin avantajı sürüyor.

2025 başı itibarıyla Çin'in 6 nükleer balistik füze denizaltısı ve 6 nükleer saldırı denizaltısından oluşan bir filoyla dikkat çekiyor. 

Çin Halk Kurtuluş Ordusu Deniz Kuvvetleri, nükleer enerjiyle çalışmayan 46 denizaltıyı daha bünyesinde bulunduruyor. 

Eski tip denizaltıları filosunda barındırmayan ABD Donanması'nda ise 14'ü nükleer balistik füze denizaltısı olmak üzere 65 nükleer denizaltı var. 

Washington, Çin'in denizaltı filosunu büyüterek tartışmalı Güney Çin Denizi'nde üstünlük sağlamaya çalıştığını vurguluyor. 

Çin destroyer ve fırkateyn gibi suüstü gemilerinde dünyanın en büyük filosuna sahip.

Independent Türkçe, CNN, IISS


İran protestoları: Güvenlik güçleri, eylemcileri öldürmek kastıyla hedef alıyor

Protestocularla güvenlik güçleri arasında özellikle geçen ay sert çatışmalar yaşanmıştı (Reuters)
Protestocularla güvenlik güçleri arasında özellikle geçen ay sert çatışmalar yaşanmıştı (Reuters)
TT

İran protestoları: Güvenlik güçleri, eylemcileri öldürmek kastıyla hedef alıyor

Protestocularla güvenlik güçleri arasında özellikle geçen ay sert çatışmalar yaşanmıştı (Reuters)
Protestocularla güvenlik güçleri arasında özellikle geçen ay sert çatışmalar yaşanmıştı (Reuters)

İran'da güvenlik güçleri, eylemcilerin "hayati organlarını kasıtlı olarak" hedef almış.

Guardian'la İranlı teyit platformu Factnameh'nin ortak çalışmasında, 75'ten fazla röntgen ve tomografi görüntüsü incelendi.

Ocak ayına ait görüntülerde yüz, kafa, göğüs ve genital bölgelere isabet eden mermiler ve metal saçmalarla oluşmuş ağır yaralanmalar ortaya konuyor.

Adı Anahita olarak değiştirilen bir eylemcinin, yüz ve göz çukurları etrafına dağılmış, her biri 2 ila 5 milimetre büyüklüğünde çok sayıda saçma izi var. Protestocunun en az bir gözünü kaybettiği, diğerinin de kullanılmaz hale gelebileceği belirtiliyor.

Kimliği Ali diye değiştirilen bir hastanın göğüs röntgeninde de 174'ten fazla metal saçma görüldü. Saçmaların sıkışık dağılımı, çok yakın mesafeden ateş edildiğine işaret ediyor. Uzmanlara göre, kapsamlı ve acil cerrahi müdahaleye rağmen eylemcinin ölüm riski çok yüksek.

Kayıtlara göre 29 eylemci daha benzer şekilde metal saçmalı pompalı tüfekle vurulmuş

Bazı röntgen ve tomografi görüntülerinde, protestocuların omurga, akciğer ve kafataslarında yüksek kalibreli mermiler de tespit edildi.

En az 9 hastanın genital ya da pelvik bölgeden vurulduğu, bunların üçünde yüksek kalibreli tüfekler kullanıldığı belirtiliyor. Orta yaşlı bir kadının kasık bölgesine 200 metal parçanın isabet ettiği görülüyor. 35 yaşındaki bir erkekte de benzer şekilde kasık bölgesine dağılmış saçmalar mevcut.

Silah analiz firması Silahlanma Araştırma Hizmetleri'nden (ARES) N.R. Jenzen-Jones, bu mermilerin “tam metal kaplama” olduğuna dikkat çekerek, “Bunlar öldürme amaçlı silahlar” diyor.

Adının paylaşılmasını istemeyen bir tıbbi analist de şunları söylüyor:

Bunlar savaş zamanında görebileceğiniz türden, biri askeri silahla göğüsten vurulduğunda meydana gelecek yaralanmalar. Bu tür silahlarla insanlara ateş ediyorsanız, onları öldürmeye çalışıyorsunuz demektir.

İran'da Kapalıçarşı esnafı, riyalin döviz karşısında çakılmasıyla 28 Aralık'ta greve giderek protestoların fitilini ateşlemişti. 

İran devleti eylemlerdeki can kaybına dair ilk açıklamayı 21 Ocak'ta paylaşmıştı. Güvenlik güçleri ve siviller dahil 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiği duyurulmuştu. 

Ancak ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), gösterilerde çıkan olaylarda en az 7 bin kişinin hayatını kaybettiğini savunmuştu.

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la nükleer müzakereler devam ederken, Ortadoğu'ya askeri yığınağı artırmayı sürdürüyor.

Amerikan medyasında analizlerde İran'daki ekonomik durumun gittikçe kötüleştiği ve halkın geleceğe dair belirsizlikten şikayetçi olduğu yazılıyor.

New York Times'ın irtibata geçtiği 54 yaşındaki Meryem şunları söylüyor:

Böylesine toplu bir keder ve istikrarsızlık havasını hiç yaşamamıştım. Kendimizi çok kötü hissediyoruz. Bir saat sonra ne olacağını bilmiyoruz.

Wall Street Journal'ın görüştüğü İranlılar ise ülkeyi terk etmenin yollarını aradıklarını söylüyor. Bankalardan paralarını çekmeye çalışanlar, döviz erişimini kısıtlayan kontroller nedeniyle zorluklarla karşılaşıyor. 
Independent Türkçe, Guardian, New York Times, Wall Street Journal