Suudi Arabistan, petrol arzının normale döndüğünü açıkladı

Suudi Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman (Reuters)
Suudi Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman (Reuters)
TT

Suudi Arabistan, petrol arzının normale döndüğünü açıkladı

Suudi Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman (Reuters)
Suudi Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman (Reuters)

Suudi Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, Abqaiq (Abkayk ) ve Khurais (Hurays )petrol şirketlerine düzenlenen terör saldırısının ardından petrol arzının sabaha karşı saat üçte normale döndüğünü açıkladı.
Prens Abdul Aziz bin Selman Cidde’de düzenlediği basın toplantısında şu ifadeleri kullandı: “Allah’ın yardımı, Aramco yetkililerinin becerisi ve çalışanların çabalarıyla iki gün önce meydana gelen terör saldırısının zararları giderildi ve üretimin yarısından fazlası tekrar sağlanmaya başlandı. Bu nedenle, Aramco şirketi bu ay üretim kaybını ham petrol stoklarından karşılayacak. Suudi Arabistan’ın petrol üretim kapasitesi Eylül ayının sonunda günde 11 milyon varile, Kasım ayının sonunda ise 12 milyon varile çıkacak. Dry Gas (Kuru Gaz) ve sıvı gaz üretimi terör saldırısının ardından bu ayın sonuna kadar kademeli olarak normale dönecek.”
Kesinti dünya üretiminin yüzde 6'sına denk geliyor
Enerji Bakanı, terör saldırısının yaklaşık 5,7 milyon varil ham petrol üretiminin kesintiye uğrattığını, söyledi. Bu kesintinin 4,5 milyon varillik bölümü Abkayk petrol sahalarında üretiliyordu. Ayrıca yaklaşık iki milyon metreküp ilişkili gaz, yaklaşık 1300 milyar foot kuru gaz, 500 milyon metreküp etan gazı ve yaklaşık yarım milyon varil sıvı gaz üretimini kesintiye uğradı. Terör saldırısı sonrasında Suudi Arabistan petrol üretiminde yaşanan kesinti dünyadaki üretimin yüzde 6'sına denk geliyor.
Suudi Arabistan petrolünün, eylül ayı ve önümüzdeki ayların ihracatının sabotaj saldırılardan etkilenmeyeceğini söyleyen Prens Abdulaziz bin Selman konuşmasına şöyle devam etti,”Suudi Arabistan’ın petrol gelirlerinde azalma olmayacak, normal seviyelerinde seyredecek. Petrol ihracat gelirlerimiz Abkayk ve Hurays petrol sahalarına düzenlenen terör saldırısından etkilenmeyecek.”
Basın toplantısında, petrol arzlarının Aramco fabrikalarına yönelik terör saldırısından önceki durumuna geri döndüğünü ve Aramco’nun bu ay üretim kaybını ham petrol stoklarından karşılayacağını dile getiren Prens Abdulaziz bin Selman, “Bu ayın sonunda tam üretim kapasitesine geri dönülecek. Suudi Arabistan’ın eylül ayındaki ihracatı düşmeyecek, bu da ülkenin gelecek ay petrolden elde edeceği gelirin etkilenmeyeceği anlamına geliyor.” ifadelerini kullandı.
Bu dönemde petrol stoğunun etkili bir unsur olduğunu ve Aramco’nun, şirket faaliyetlerinin çeşitli yönlerini kapsayacak şekilde, büyük bir depolama kapasitesine sahip olduğuna dikkat çeken Prens Abdulaziz, hammaddelerin aşamalı olarak yeniden üretiminin sağlanması için Bakanlığın, Sanayi Bakanlığı ve petrokimya yetkilileri ile birlikte çalıştığını belirtti.  Prens Abdulaziz “Bu konuda öncelik saldırıdan en fazla zarar gören şirketlerin olacak. Aramco şirketi, kullanılan stokları telafi etmek için maksimum üretim kapasitesini kullanacaktır” şeklinde konuştu.
“Uluslararası bir ekip oluşturacak”
Ülkesinin, dünyaya topraklarını koruyabildiğini gösterdiğini söyleyen Suudi Arabistan Enerji Bakanı,”Suudi Arabistan, sabotajın kaynağını araştırmak amacıyla Birleşmiş Milletlerin de desteğiyle uluslararası bir ekip oluşturacak. Hükümet, bu utanç verici sabotaj eylemlerinden sorumlu olanları bulma konusunda çalışmalarını ciddiyetle sürdürmektedir” dedi.
Basın toplantısında konuşan Aramco Yönetim Kurulu Başkanı Yasir er-Rumeyyan, cumartesi gecesi gerçekleşen saldırılar nedeniyle Aramco'nun borsada halka arzının ertelenmeyeceğini ifade etti. Rumeyyan, Aramco'nun hisse kayıtlarının ertelenmeyeceğini ve arzın 12 ay içinde zamanında gerçekleşeceğini aktardı. Yasir er-Rumeyyan, Armaco şirketinin petrol üretimi için yüksek potansiyele sahip olduğunu ve hızlı bir şekilde petrol üretebileceğini söyledi. Şirketin hafta sonu iki petrol sahasına düzenlenen saldırıya rağmen borsada halka arzı etkilenmeyecek ve arz piyasanın durumuna bağlı olarak gerçekleşecek.
Basın toplantısında konuşan Aramco şirketinin başkanı ve CEO'su Amin H.Nasser, Aramco'nun bugünkü üretiminin iki milyon varil olduğunu açıkladı. İki fabrikadaki yangın söndürme operasyonlarının yaklaşık 7 saat sürdüğünü açıklayan Nasser, ay sonuna kadar petrol üretiminin saldırıdan önceki seviyelere döneceğini söyledi. Amin H.Nasser saldırının gerçekleştiği iki petrol sahasında onarım çalışmaları yapılacağını söyledi.
Amin H.Nasser “Aramco’nun saldırılar karşısındaki sınavı, şirketin bu tür terör saldırılarına karşı dayanıklılığını ortaya çıkardı. Aramco dünyaya sağladığı petrol arzını engellemeye yönelik tehditlerle başa çıkabileceğini gösterdi” dedi. Nasser, çeşitli bölgelerdeki 13 yangına müdahalede bulunan acil müdahale ekiplerinin çalışmalarını övdü. Acil müdahale ekibi içerisinde; İtfaiyeciler, operasyon ekipleri, endüstriyel güvenlik ve destek departmanları yer alıyor.
Aramco şirketinin başkanı ve CEO'su Amin H.Nasser,  saldırıdan 24 saat sonra Hurays fabrikasında üretime 320 bin varille başlandığını söyledi. Nasser, terör saldırısı nedeniyle global müşterilerin herhangi bir siparişin teslim edilmesinde gecikme ya da iptal söz konusu olmadığını belirtti.



Birleşik Arap Emirlikleri vatandaşlarının İran, Lübnan ve Irak'a seyahat etmesini yasakladı

Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı (Şarku’l Avsat)
Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı (Şarku’l Avsat)
TT

Birleşik Arap Emirlikleri vatandaşlarının İran, Lübnan ve Irak'a seyahat etmesini yasakladı

Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı (Şarku’l Avsat)
Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı (Şarku’l Avsat)

Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanlığı, bölgede yaşanan güvenlik ve siyasi gelişmeler nedeniyle BAE vatandaşlarının İran, Lübnan ve Irak’a seyahatini yasakladığını duyurdu.

Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, söz konusu üç ülkede hâlihazırda bulunan BAE vatandaşlarına en kısa sürede ülkeden ayrılarak Birleşik Arap Emirlikleri’ne dönmeleri çağrısı yapıldı. Bu adımın, devletin yurt dışındaki vatandaşlarının güvenliğini sağlamak amacıyla aldığı ihtiyati tedbirler kapsamında olduğu belirtildi.

Dışişleri Bakanlığı, vatandaşların yayımlanan talimat ve uyarılara uymasının önemine dikkat çekerek, İran, Lübnan ve Irak’ta bulunanların durumlarının takip edilmesi ve ihtiyaç hâlinde gerekli desteğin sağlanabilmesi için bakanlıkla iletişime geçmeleri gerektiğini vurguladı.

Kararın, son dönemde bölgede artan gerilim ve güvenlik gelişmeleri çerçevesinde alındığı, birçok ülkenin de vatandaşlarını korumak ve güvenliklerini sağlamak amacıyla benzer önlemler aldığı ifade edildi.


Bahreyn Kralı: İran iç işlerimize karışmayı bırakmalı

Bahreyn Kralı Hamad bin İsa (BNA)
Bahreyn Kralı Hamad bin İsa (BNA)
TT

Bahreyn Kralı: İran iç işlerimize karışmayı bırakmalı

Bahreyn Kralı Hamad bin İsa (BNA)
Bahreyn Kralı Hamad bin İsa (BNA)

Bahreyn Kralı Hamed bin İsa’dan İran’a sert uyarı: Vatan her şeyin üzerindedir

Bahreyn Kralı Hamed bin İsa, İran’a ülkesinin ve Körfez ülkelerinin iç işlerine müdahale etmeyi durdurma çağrısında bulunarak, "Vatan her şeyin üzerindedir ve tüm evlatlarının omuzlarında bir emanettir" mesajını verdi.

Dün basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Kral Hamed bin İsa, "Zorlukların vatanların üzerine çullandığı ve insanların karakterinin sınandığı anlarda, gerçekler tüm çıplaklığıyla ortaya çıkar," dedi. Bahreyn’in güvenliğini, istikrarını ve halkının selametini hedef alan menfur İran saldırganlığının, vicdanını düşmana satanların sahteliğini ifşa ettiğini vurgulayan Kral Hamed, vatanın geçtiği bu sınavın bütün maskeleri düşürdüğünü belirtti.

İhanetin telafisi yoktur

Kral Hamed, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

Kahraman silahlı kuvvetlerimiz her türlü kalleş saldırıyı püskürtmek için sınırlarda teyakkuzda beklerken; vicdanını düşmana satmış az sayıda kişi, vatanın egemenliğini hiçe sayanlarla iş birliği içine girmiştir. Bu, ihanetlerin en büyüğü ve halkın vicdanında asla affedilmeyecek bir suçtur.

Yaşananlara karşı duyduğu büyük öfkenin tüm Bahreyn halkının öfkesinin bir yansıması olduğunu ifade eden Kral, "Vatanın kaderinin emanet edildiği kişilerin vatanı sırtından bıçaklaması ve halkın kendisini temsil etmesi için seçtiği isimlerin, kamuoyu tarafından dışlanmış hainlerin yanında durması kabul edilemez" ifadelerini kullandı.

Vatandaşlık bir ahittir

"Kamuoyunun bugün tek yürek olduğunu ve saldırganlarla iş birliği yapanların uzaklaştırılmasını talep ettiğini belirten Hamed bin İsa, "Vatanına ihanet edenler, bu topraklarda yaşama onurunu hak etmiyor. Vatandaşlık sadece bir kâğıt parçası değil, bir ahit ve sözleşmedir. Bu sözleşmeyi bozan, hakkını kendi eliyle kaybetmiştir" şeklinde konuştu.

Bazı milletvekillerinin, vatanın kalkanı olmak yerine hainlerin safında yer almasından duyduğu derin üzüntüyü dile getiren Kral Hamed, "Vatana saldıranların yanında durmayı tercih edenler, gidip onlara katılsınlar. Düşmanlarımıza sadakat gösterenlerin aramızda yeri yoktur" dedi.

Caydırıcı tedbirler ve ordu mesajı

Bütün Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) halklarının; hainler hakkında verilen hapis, vatandaşlıktan çıkarma ve pasaport iptali kararlarını güçlü bir şekilde desteklediğini, hatta daha fazlasını talep ettiğini savunan Kral, bu caydırıcı önlemlerin bir "intikam" değil, sadık vatandaşları korumak için bir "emniyet supabı" olduğunu söyledi. Kral, bu adımların atılmaması durumunda, silahlı kuvvetlerin savunma zarureti gereği askeri kurallar çerçevesinde yönetime el koymak zorunda kalabileceği uyarısında bulundu.

Milletvekillerine iki yol: Ya özür ya sürgün

Söz konusu milletvekilleri önünde iki yol olduğunu vurgulayan Kral Hamed bin İsa şunları kaydetti: "Önlerinde üçüncü bir yol yok; ya Bahreyn halkından açıkça özür dileyip güven köprülerini yeniden kuracaklar ya da ihanetleri nedeniyle yargı kararıyla ülkeden sürülenlerin yanına gidecekler. Meclis bir emanettir ve temsil yetkisi, eli vatan ihanetine bulaşmış kişilerin taşıyabileceği bir şeref değildir."

Hürriyet kaos değildir

Ülkenin bugün her zamankinden daha fazla özgür ve sorumlu görüşlere ihtiyaç duyduğunu belirten Kral Hamed, Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Özgürlük kaos demek değildir, değerlere dil uzatmak veya vatana ihanet etmek hiç değildir. Vatan her şeyin üzerindedir ve Bahreyn’in bir karış toprağından dahi vazgeçmeyeceğiz. Herkes vatan sevgisini öğrenmelidir; gerçek vatandaş, vatanını dilinde değil, kalbinde taşıyan ve gerekirse onun için canını feda edendir."


Acentelerden Nusuk’a… Suudi Arabistan hac şirketlerinin haritasını nasıl yeniden çizdi?

Mataf alanı (Nusuk)
Mataf alanı (Nusuk)
TT

Acentelerden Nusuk’a… Suudi Arabistan hac şirketlerinin haritasını nasıl yeniden çizdi?

Mataf alanı (Nusuk)
Mataf alanı (Nusuk)

Birkaç yıl öncesine kadar hac yolculuğu, başkentlerden birinde küçük bir ofisten başlar ve uzun bir acente ve aracı ağı üzerinden tamamlanırdı. Bugün ise bu yolculuk, merkezi bir sistemde, dünya çapında hac pazarını tamamen yeniden şekillendiren bir platforma indirgenmiş durumda.

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı’nın öncülük ettiği bu dönüşüm, sektörü çok taraflı açık bir modelden, dijital platformlar ve hassas operasyonel düzenlemelerle yönetilen bir sisteme taşıdı. Bu değişiklik, hac hizmetleri tarihindeki en geniş yeniden yapılandırma operasyonlarından biri olarak kayda geçti.

Bu reformlardan önce, hac organizasyonu büyük ölçüde farklı ülkelerdeki yerel acentelere dayanıyordu. Bu acenteler, Suudi Arabistan içindeki hizmet sağlayıcılarıyla koordinasyonu sağlarken, bu durum hizmet kalitesinde farklılıklara, fiyat dengesizliklerine ve denetim zorluklarına yol açıyordu.

Ancak, yurt dışı hacı hizmet sağlayıcıları sistemi devreye alındığında, sektör yeni bir aşamaya geçti. Bu aşama, pazarı düzenlemeyi ve lisanslama, işletme ve değerlendirme için net bir çerçeve belirlemeyi amaçlıyor. Bu sayede hizmet kalitesinin artırılması hedefleniyor; bu adımlar, Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı tarafından yayımlanan düzenleyici belgelerle destekleniyor.

2022... Kademeli dönüşümün başlangıcı

2022 yılı, düzenleyici yönetmeliğin uygulanması ve dijital platformların kullanımının artırılmasıyla gerçek bir dönüm noktası oldu. Aynı dönemde, Nusuk platformu üzerinden doğrudan rezervasyon modelinin hayata geçirilmesi, geleneksel acentelerin rolünü azaltarak karar alma merkezini Suudi Arabistan’a taşıdı.

Bu dönüşüm anlık bir değişim değil, aşamalı bir süreçti. Süreç, pazarı yeniden yapılandırma ile başladı ve sonraki yıllarda dijital çözümler üzerine daha fazla odaklanarak lisanslı şirketler modelinin güçlendirilmesine kadar genişledi. Sonraki hac sezonlarında ise daha olgun bir aşamaya geçildi ve bu aşama, hacı adaylarının deneyimlerini iyileştirmeye ve hizmet kalitesini artırmaya odaklandı.

Bu dönüşümün en önemli sonuçlarından biri, pazarda faaliyet gösteren kuruluş sayısının azaltılması oldu. Artık yalnızca belirli lisanslı şirketler faaliyet gösterebiliyor ve bu şirketler, Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı tarafından yayımlanan operasyonel ve denetimsel standartlara tabi.

Eski Hac ve Umre Komitesi Danışmanı Saad el-Kurşi, bu dönüşümün ‘nitelikli bir sıçrama’ olduğunu belirterek, acente modelinden organize şirketlere geçişin hizmet seviyelerinin artmasında önemli rol oynadığını vurguladı.

El-Kurşi, “Hac ile ilgili tüm hizmetler, konaklama, yönlendirme ve karşılama gibi, öncekine kıyasla çok daha düzenli ve kaliteli hale geldi” dedi.

Hizmeti yeniden tanımlayan bir operasyonel kılavuz

Bu dönüşüm, hizmet kalitesini, kalite standartlarını ve değerlendirme mekanizmalarını net bir şekilde belirleyen ayrıntılı operasyonel kılavuzların yayımlanmasıyla pekiştirildi. Bu sayede, hacı adaylarının deneyimi, genel bir şekilde sunulmak yerine, ölçülebilir ve hesaplanabilir birimlere dönüştürüldü.

Ancak bu dönüşüm, bazı zorluklardan muaf değildi. Bunların başında, yeni modeller doğrultusunda çalışacak insan kaynağının eğitilmesi yer alıyordu.

El-Kurşi, bu zorlukların ‘büyük ölçüde aşıldığını’ belirterek, çalışanların hazırlık seviyesinin arttığını ve işletme verimliliğinin iyileştiğini vurguladı. El-Kurşi, mevcut sistemin ‘bugün daha yüksek bir verimlilikle ve daha iyi bir organizasyonla çalıştığını’ ifade etti.

Artan talep... Düzenleyici sınırlar

Artan talebe rağmen, hacı sayıları belirli düzenleyici çerçevelere tabi ve bu da sayılara bir sınırlama getiriyor.

El-Kurşi, “Her ülkeye tahsis edilen kontenjanların sınırlı olması, sayılarda bir üst sınır oluşturuyor, ancak organize şirketlere olan talep artıyor” diyerek, sektörün gelecekteki kapasite artışıyla daha fazla genişleme yaşayacağı öngörüsünde bulundu.

Ayrıca, düzenleme sayesinde fiyatlar daha kontrollü hale geldi. Önceden acentelerin inisiyatifine bırakılan fiyatlandırmalar, bu düzenlemelerle farklılıkları azaltarak maliyetlerde daha yüksek bir şeffaflık sağladı.

Temsilciden platforma

Dijital dönüşüm, bu sistemin temel direğini oluşturdu; çünkü sözleşme süreçleri ve hizmet seçimi artık Nusuk gibi dijital platformlarla bağlantılı hale geldi.

Bu dönüşüm sadece zaman ve çabayı kısaltmakla kalmadı, aynı zamanda pazardaki rollerin yeniden dağıtılmasını sağladı. Böylece hac yolculuğunun yönetimi daha merkezi ve düzenli hale geldi.

Sarah şirketi Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Komitesi Üyesi Mühendis İmad Sami Kari, bu dönüşümün geleneksel işletme modellerinden entegre bir dijital sisteme geçişi kapsadığını belirtti.

Kari, bu dönüşümün ‘havayolu şirketleri, Hac ve Umre Bakanlığı, Nusuk platformu ve hizmet sağlayıcı şirketler arasındaki elektronik bağlantıya dayandığını’ ve bunun hac yolculuğu yönetiminin verimliliğini artırdığını vurguladı.

Ayrıca, ‘QR kodu’ gibi teknolojilerin ve Nusuk kartlarının kullanımının, hacı adaylarının deneyimine doğrudan olumlu etkiler sağladığını, özellikle kaygıları azalttığını ve işlemleri hızlandırdığını ifade etti.

Kari, artık sadece kalabalıkların yönetimi değil, aynı zamanda entegre bir deneyim sunmaya odaklanıldığını belirterek, ‘Bagajsız Hac’ gibi yeni girişimlere dikkat çekti. Bu girişim, hacı adaylarının hareketliliğini kolaylaştırmayı ve yolculuklarını iyileştirmeyi amaçlıyor.

Son yıllarda hac sektöründe yaşananlar, yalnızca şirket sayısının azaltılmasından ibaret olmayıp, tamamen küresel bir pazarın yeniden şekillendirilmesine kadar uzanıyor.

Bugün hac, geleneksel ağlara dayalı bir yapıdan ziyade, yönetimsel düzenlemelerle ve teknolojiyle desteklenen bir sektöre dönüşmüş durumda. Bu dönüşüm, dünyanın en büyük insan topluluklarından birinin daha verimli yönetilmesine yönelik daha geniş bir yaklaşımın yansıması olarak görülüyor.