Lübnan'da ekonomik kriz protesto ediliyor

29 Eylül’de Beyrut’taki hükümet binası önünde eylemciler ve güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşandı (AP)
29 Eylül’de Beyrut’taki hükümet binası önünde eylemciler ve güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşandı (AP)
TT

Lübnan'da ekonomik kriz protesto ediliyor

29 Eylül’de Beyrut’taki hükümet binası önünde eylemciler ve güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşandı (AP)
29 Eylül’de Beyrut’taki hükümet binası önünde eylemciler ve güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşandı (AP)

Lübnan'da gün geçtikçe kötüleşen ekonomi ve finansal kriz nedeniye başkent Beyrut başta olmak üzere ülkenin kuzey ve güney bölgelerinde protesto gösterileri düzenlendi.
Gösterilerin odağında Lübnan lirasının (LBP) döviz kurundaki istikrarına ilişkin korkular çerçevesinde yaşam koşullarının kötüleşmesi bulunuyor.
Beyrut’ta yüzlerce eylemci, ülkenin giderek daha fazla mustarip olduğu ekonomik şartlara karşı öfkelerini dile getirmek için bir araya geldi. Eylemciler polis kontrol noktalarını geçmeye çalışırken güvenlik güçleriyle zaman zaman arbede yaşandı. Eylemciler ayrıca, başkentin ana caddelerinde araç lastiklerini ateşe verdi ve hükümeti istifaya çağıran dövizler taşıdı.
Protestocular ülkenin güney şehirlerinde de bazı ana yolları trafiğe kapattı. Aynı zamanda Trablusşam başta olmak üzere ülkenin kuzeyindeki birçok alanda da yüzlerce eylemci sokaklara akın ederken, ordunun müdahalesi öncesinde Trablusşam’daki en-Nur Meydanı'na çıkan yolları kapatmaya çalıştı.
(Sünni) Müstakbel Milletvekili ve İçişleri Bakanı Raya Haffar el-Hasan da “halk eylemlerini” eleştirdi. Twitter hesabı aracılığıyla açıklama yapan Hasan, “İnsanların zor ekonomik ve finansal koşullar dolayısıyla şikayetlerini anlıyorum. Kesinlikle gösteri düzenleme ve ifade özgürlüğüne de hak veriyorum. Ancak yakma, kırma, sövme, hakaret gibi davranışları anlamıyorum” ifadelerine yer verdi. Bakan, “Bir İçişleri Bakanı olarak, bu uzun yorucu günde güvenlik hizmetlerini ve insanların hedef dışındaki farklı bölgelerde gösteri yapmasına izin vermeyen personellerinin çabalarını takdir ediyorum” dedi.
Hizbullah gösterileri destekliyor
Yetkililerin fotoğraflarının yakıldığı Trablusşam gösterilerinde de ABD’nin uyguladığı yaptırımlar çerçevesinde Hizbullah da dahil, bu protesto hareketliliğine destek veren bazı taraflar hakkında çeşitli sorular gündeme geldi.
Bu bağlamda Müstakbel Hareketi’nden kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Yaptırımlar rejimi, protestolarla da değişmeyecek onlarsız da değişmeyecek. Hizbullah, bunu biliyor” dedi.
Kaynaklar, protesto gösterilerinin örgütlenmediğinin açık olduğunu belirterek, “Sosyal medya siteleri aracılığıyla gerçekleşen seferberlik, gösterilere katılan bu kadar kişiyi ayaklandırdığı anlamına gelmiyor” ifadelerini kullandı. Bazı parti ve akımların gösterilerin arkasında durmasının, daha fazla eylemcinin harekete geçmesine neden olacağını söyleyen kaynaklar, ekonomik durumun kötü olduğu ve protesto gösterilerine yol açtığı gerçeğini de inkar etmedi.
Öte yandan ABD’nin Hizbullah’a yönelik yaptırımlarını arttırmasının ve daha da arttıracağını açıklamasının ardından Hizbullah’ın gösterilere dair provakasyon eyleminde bulunup bulunmadığına değinen kaynaklar, “Olayların mantığı, Hizbullah’a uygulanan yaptırımların değişmeyeceğini, baskının Washington’dan geldiğini ve Lübnan hükümetine baskı halinde yaptırım rejiminin değişmeyeceğini doğruluyor” dedi. Kaynaklar ayrıca, hükümetin devrilmesinin Hizbullah üzerindeki yaptırımlar açısından çok fazla değişiklik oluşturmayacağını, aksine ona daha fazla zarar vereceğini vurguladı.
Politikacılar ve Bakanlar da Lübnan halkına ekonomik durum hakkında güvence vermeye çalıştı. Bu çerçevede Müstakbel'den İletişim Bakanı Muhammed Şakir, Twitter hesabı aracılığıyla “Lübnan’daki ekonomik şartların ve yaşam koşullarının ağırlaşması ve insanların duyduğu acı, tüm insanları mevcut krizin üstesinden gelmek için her zamankinden daha fazla, daha ciddi ve daha profesyonelce çalışmaya itiyor. Çözümler imkansız değildir. Ancak hepimiz sorumluluklarımızı yerine getirmek zorundayız, fırsatları ve zamanı boşa harcamamalıyız” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Lübnan bayrakları taşıyan yaklaşık 500 eylemci, meclis ve hükümet binasına doığru yürüyüşe geçmeden önce Beyrut’un merkezindeki Şehitler Meydanı’nda “Devrim, Devrim” sloganları attı. Meclis binası önünde toplanan kalabalık, “Halk, rejimin devrilmesini istiyor” sloganı attı. Eylemciler, hükümet binasına girmeye, bariyerleri ve dikenli telleri geçmeye çalışırken, çatışma korkuları da yeniden alevlendi.
Çok sayıda eylemci, yolları giriş çıkışlara kapattı ve araç lastiklerini de ateşe verdi. Aynı zamanda başkent Beyrut’taki birçok alana protesto hareketliliğini bastırması için yüzlerce polis konuşlandırıldı. El-Balat, Karkol el-Druze ve Mar Elias caddelerinde motosikletlerle dolaşan eylemciler, çöp konteynırları ile trafiği engellemeye çalıştı.
Eylemciler, el-Kula kavşağını da kapatırken, Beyrut’un merkezindeki Muhammedu'l Emin Camii önünde polisle göstericiler arasında arbedelerin yaşandığı belirtildi. Aynı şekilde el-Saifi’de bir limanın yakınlarında eylemciler ve güvenlik güçleri arasında gerçekleşti. Güvenlik güçleri, öğleden sonra Beyrut’taki yolların çoğunu trafiğe açmayı başardı.
Öte yandan olaylar tırmanmaya devam ederken, resmi Lübnan Ulusal Medya Ajansı (NNA) da “Gençlerin, Trablusşam-Beyrut otoyolunu kestiğini” açıkladı. Trablusşam şehrinin merkezinde bulunan Abdulhamid el-Kerami meydanında da eylemciler tarafından oturma eylemleri düzenlendi ve siyasi sloganlar atıldı. Eylemciler, “hükümetin istifa etmesini, yaşam koşullarının iyileştirilmesini, vatandaşlara temel hizmetlerin sağlanmasını ve yolsuzluğun önüne geçilmesini” istedi. Eylemciler ayrıca, talepleri yerine getirilinceye kadar bugün, yarın ve ilerleyen günlerde de eylemlerinin devam edeceğini belirtti.
Eylemciler, el-Abdeh şehrinde de yolları kapatırken şehirde çok sayıda çöp konteynırı da ateşe verildi.
Uluslararası Para Fonu'na (IMF) göre Lübnan ekonomisi, son yıllarda sert bir düşüş yaşarken, 2018 yılında yalnızca yüzde 0,2 düzeyinde büyüme kaydetti. Geçen Temmuz ayında parlamento, kamu açığını azaltmayı amaçlayarak, 2019 yılında tasarruf bütçesine geçiş yaptı.
Kamu borcu, gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 150’sinden fazla olarak, 86 milyar dolara yükseldi. Bu oran, Japonya ve Yunanistan’ın ardından en yüksek üçüncü oran. Geçen günlerde Lübnan Merkez Bankası tarafından 20 yıldır belirli olan liradaki sabit döviz kurunun dolar başına 1,500 lira olarak revize edilebileceği söylentilerinin yayılmasıyla endişeler de arttı.
Basında yayınlanan haberlere göre bankalar ve döviz büroları, döviz rezervlerinin düşme endişesiyle doların satışını sınırladı. ATM’lerden dolar cinsinden para çekmek ise neredeyse imkansız.
Lübnan para birimi son 20 yılda ilk kez değer kaybetti.
Lübnan 86 milyar dolarlık genel borcuyla dünyanın en büyük borç açığına sahip ülkelerden. Bu rakam ülkenin gayri safi milli hasılasının yüzde 150’sinden fazla.
Lübnan’da Temsilciler Meclisi Temmuz ayında bir kemer sıkma tasarısını kabul etmişti. Yeni bütçe tasarısında çalışan ve emekli maaşlarında kesintiler, kamu giderlerinde kısıtlamalar gibi tedbirlerin alınması öngörülüyordu.
Lübnan’da geçtiğimiz günlerde, öğrenciler, öğretmenler, emekli askerler ve bazı kamu çalışanları da gösteriler düzenlemişti.



Fetih seçimleri: Abbas’ın oğlu, istihbarat şefi ve Zübeydi Merkez Komite üyeliğini kazandı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, oğlu Yaser Abbas ile birlikte Batı Şeria’nın Ramallah kentinde, 28 Mayıs 2018 (Arşiv – Reuters)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, oğlu Yaser Abbas ile birlikte Batı Şeria’nın Ramallah kentinde, 28 Mayıs 2018 (Arşiv – Reuters)
TT

Fetih seçimleri: Abbas’ın oğlu, istihbarat şefi ve Zübeydi Merkez Komite üyeliğini kazandı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, oğlu Yaser Abbas ile birlikte Batı Şeria’nın Ramallah kentinde, 28 Mayıs 2018 (Arşiv – Reuters)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, oğlu Yaser Abbas ile birlikte Batı Şeria’nın Ramallah kentinde, 28 Mayıs 2018 (Arşiv – Reuters)

Pazar günü açıklanan ilk sonuçlara göre, Mahmud Abbas liderliğindeki Fetih Hareketi’nin Merkez Komitesi seçimlerinde Filistin Ulusal İstihbarat Teşkilatı Başkanı Mecid Ferac, Aksa Şehitleri Tugayları komutanlarından Zekeriya Zübeydi ve Filistin Devlet Başkanı’nın en büyük oğlu Yaser Abbas komite üyeliğine seçildi. Seçimler, Fetih’in Ramallah, Gazze, Kahire ve Beyrut’ta düzenlenen genel kongresinin cumartesi günü sona ermesinin ardından gerçekleştirildi.

Şarku’l Avsat’ın Fransı Haber Ajansı AFP’den aktardığı habere göre  Aksa Şehitleri Tugayları’nın önde gelen isimlerinden biri olan 50 yaşındaki Zübeydi, geçen yıl İsrail ile Hamas arasında yapılan esir takası anlaşması kapsamında İsrail hapishanelerinden serbest bırakılmıştı.

64 yaşındaki Yaser Abbas ise Filistin topraklarında çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin sahibi bir iş insanı olarak biliniyor. 5 yıl önce Cumhurbaşkanı Özel Temsilcisi görevine getirilmesinin ardından siyasi sahnede daha görünür hâle geldi.

İlk sonuçlara göre, 2002 yılından bu yana İsrail hapishanelerinde tutulan Fetih liderlerinden Mervan Barguti de Merkez Komite’deki yerini korudu ve en yüksek oyu aldı.

bghtyj
Yaser Abbas, adaylığına destek toplamak amacıyla gerçekleştirdiği ziyaretlerden birinde (Filistin Yönetimi’ne bağlı internet siteleri)

Ayrıca Filistin Yönetimi ve Filistin Kurtuluş Örgütü Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh, Fetih Başkan Yardımcısı Mahmud el-Alul, önceki Merkez Komite Genel Sekreteri Cibril Recub ve eski Filistin İstihbarat Başkanı Tevfik Tiravi de komitedeki koltuklarını korudu.

Kongre yönetimi, Merkez Komite ve Devrim Konseyi seçimlerine katılım oranının yüzde 94,64 olduğunu açıkladı. Buna göre oy kullananların sayısı 2507 olarak kaydedildi.

Merkez Komite’deki 18 koltuk için 59 aday yarışırken, Devrim Konseyi’ndeki 80 koltuk için ise 450 aday mücadele etti.

Kongrenin İcra Direktörü Munir Selame, Merkez Komite ve Devrim Konseyi seçimlerinin nihai sonuçlarının pazar sabahı Ramallah’ta düzenlenecek basın toplantısında açıklanacağını duyurdu.

Fetih Hareketi Genel Kongresi geçen perşembe günü başlamış ve Mahmud Abbas yeniden hareketin lideri seçilmişti. Abbas, yirmi yılı aşkın süredir Fetih Hareketi’nin, Filistin Yönetimi’nin ve Filistin Kurtuluş Örgütü’nün başında bulunuyor.

Abbas, 4 Mart’ta Kahire’de düzenlenen olağanüstü Arap zirvesinde yaptığı konuşmada, “Filistin devletinin liderlik yapılarının yeniden düzenlenmesi, Filistin Kurtuluş Örgütü ile Fetih Hareketi’ne ve devlet kurumlarına yeni kadroların kazandırılması” sözü vermişti.

Bu tarihten sonra Abbas, özellikle güvenlik kurumları içinde olmak üzere çeşitli idari değişiklikler gerçekleştirdi.

Birçok Arap ülkesi ile uluslararası taraflar, siyasi ve demokratik süreçte durgunluk yaşayan Filistin Yönetimi’nde reform yapılması çağrısında bulunuyor. Bu reformların, savaş sonrası Gazze’nin yönetiminin Filistin Yönetimi’ne devredilmesine hazırlık amacı taşıdığı belirtiliyor. Reform talebi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’ye yönelik barış planında da yer almıştı.


Saadi’nin tutuklanmasının tüm hikâyesi... 3 kıtada saldırı koordinatörü

Muhammed Bakır es-Saadi, Kasım Süleymani ile birlikte (ABD Adalet Bakanlığı)
Muhammed Bakır es-Saadi, Kasım Süleymani ile birlikte (ABD Adalet Bakanlığı)
TT

Saadi’nin tutuklanmasının tüm hikâyesi... 3 kıtada saldırı koordinatörü

Muhammed Bakır es-Saadi, Kasım Süleymani ile birlikte (ABD Adalet Bakanlığı)
Muhammed Bakır es-Saadi, Kasım Süleymani ile birlikte (ABD Adalet Bakanlığı)

ABD makamlarının Ketaib Hizbullah yöneticilerinden Muhammed Bakır es-Saadi’yi gözaltına alması, örgütün sınır ötesi operasyonlardaki rolüne yönelik ilgiyi artırdı. Birçok gözlemci, bu adımı, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) bölgesel kolu olan Kudüs Gücü ile ‘direniş ekseni’ olarak adlandırılan yapıyla bağlantılı kişi ve unsurlara karşı daha sert Amerikan önlemlerinin başlangıcı olarak değerlendirdi.

Eski Haşdi Şabi (Halk Seferberlik Güçleri) Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis tarafından kurulan Ketaib Hizbullah, 2003 yılında devrik Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin rejiminin yıkılmasının ardından faaliyet göstermeye başladı. El-Mühendis ise 2020’de düzenlenen ABD hava saldırısında öldürüldü. Kuruluşundan bu yana son derece gizli bir yapılanma içinde faaliyet gösteren örgüt nedeniyle, grup içindeki üst düzey isimlerin büyük bölümü hakkında sınırlı bilgi bulunuyor. Yerel düzeyde önemli nüfuza sahip olmasına ve DMO’ya en yakın silahlı gruplardan biri olarak görülmesine rağmen, örgüt liderleri kamuoyu önünde görünmekten kaçınıyor.

Kudüs Gücü ile bağlantısı

Şarku’l Avsat’ın silahlı gruplara yakın kaynaklardan edindiği bilgilere göre, Saadi’nin DMO’ya bağlı Kudüs Gücü’nün istihbarat birimiyle yakın ilişkiler içinde olduğu belirtiliyor. Kaynaklar ayrıca, ABD ile İran arasında yaşanan ve ‘12 Gün Savaşı’ olarak anılan çatışmalar sırasında öldürülen bir İranlı istihbarat unsuru ile de yakın bağlantısı bulunduğunu öne sürüyor. Bununla birlikte bazı kaynaklar, Saadi’nin ‘bu ilişkileri olduğundan daha büyük göstermeyi sevdiğini’ ifade etti.

fdvfdv
Muhammed Bakır es-Saadi, cuma günü New York’ta FBI ajanlarının gözetimindeydi (ABD Adalet Bakanlığı)

Saadi’nin 2014 yılından bu yana aktif olduğu X platformundaki fotoğraf arşivi incelendiğinde, DMO komutanlarıyla sık sık birlikte görüntülendiği görülüyor. Paylaşılan videolardan birinde ise İran’ın hayatını kaybeden Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile sohbet edip gülümsediği dikkat çekiyor.

Silahlı gruplara yakın çevrelere göre Saadi, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın Eylül 2024 sonunda öldürülmesinin ardından Lübnan’a yaptığı ziyaretleri yoğunlaştırdı. Aynı kaynaklar, Beşşar Esed döneminde Lübnan ile Suriye arasında sık seyahat ettiğini belirtti.

Kaynaklar, Saadi’nin, genellikle üst düzey askeri isimler ve resmi yetkililere verilen hizmet pasaportunun sağladığı imkân sayesinde farklı ülkelere daha rahat seyahat edebildiğini ifade etti. Bu çerçevede, son Türkiye ziyaretinin, burada gözaltına alınmasının ve hakkında yürütülen operasyonun da bu hareketlilikle bağlantılı olduğu değerlendiriliyor. Ayrıca Saadi’nin bir Avrupa ülkesine seyahat hazırlığında olduğu da öne sürüldü.

xssdv
ABD Başkanı Donald Trump’ın işaretlendiği fotoğraf, Muhammed Bakır es-Saadi tarafından 2020 yılında X hesabından paylaşılmıştı.

Saadi’nin daha önce Kudüs Gücü’nün eski komutanı Kasım Süleymani ile ve DMO’yla bağlantılı çeşitli silahlı grup liderleriyle çekilmiş çok sayıda fotoğrafı kamuoyuna yansıdı. Bazı kaynaklar, Saadi’nin isminin sonuna ‘Süleymani’ lakabını eklemeyi tercih ettiğini de aktardı.

Saadi nasıl tutuklandı?

Batılı kaynakların büyük bölümüne göre, Türkiye’de gözaltına alındıktan sonra ABD’ye götürülen Saadi, Avrupa’da Amerikalıları ve Yahudileri hedef alan en az 18 ‘terör saldırısının’ planlanması ve koordinasyonuyla suçlanıyor. Federal suç duyurusunda, söz konusu saldırıların İran’a yönelik savaşın sona erdirilmesi adına gerçekleştirildiğinin öne sürüldüğü belirtildi.

Saadi’nin gözaltı işlemi sonrasında annesine mesaj gönderdiği görüntüler de ortaya çıktı. Görüntülerde annesinden ‘sabırlı olmasını’ isteyen Saadi’nin, ‘yıkılmayacaklarını’ söylediği duyuldu.

Batılı kaynaklar ayrıca Saadi’nin, Washington ve Tel Aviv’in Tahran’a karşı yürüttüğü savaşa misilleme amacıyla ‘ABD ve İsrail çıkarlarına yönelik saldırılar düzenlenmesi için başkalarını yönlendirdiğini ve teşvik ettiğini’ iddia ediyor.

Savcılık iddialarına göre Saadi, Kanada’da iki ayrı saldırının koordinasyonunda da rol aldı. Ayrıca ABD içinde, New York kentindeki bir Yahudi sinagogu da dahil olmak üzere çeşitli hedeflere yönelik saldırı girişimlerini yönlendirmek ve organize etmeye çalışmakla suçlanıyor.

dsvdfv
Muhammed Bakır es-Saadi ile İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin birlikte çekilmiş fotoğrafı

ABD, Ketaib Hizbullah’ı yabancı terör örgütleri listesinde tutarken, Saadi’nin 2017 yılından bu yana örgüt içinde aktif rol aldığı belirtiliyor. Bazı kaynaklar ise babasının, Hadi el-Amiri liderliğindeki Bedir Örgütü ile bağlantılı olduğunu öne sürüyor.

Washington yönetimi yaklaşık iki hafta önce Ketaib Hizbullah Genel Sekreteri Ebu Hüseyin el-Hamidavi hakkında bilgi sağlayacak kişiler için 10 milyon dolarlık ödül açıklamıştı.

ABD merkezli CNN televizyonu da daha önce, Ketaib Hizbullah ile Avrupa’daki Yahudi kurumlarını hedef alan kundaklama saldırılarını üstlenen grup arasında bağlantı bulunduğunu ileri sürmüştü. Söz konusu saldırıların sinagoglar, okullar ve ambulanslar dahil çeşitli hedefleri kapsadığı belirtilmişti.

Saadi’ye yöneltilen suçlamalar arasında yabancı bir terör örgütüne maddi destek sağlamak için komplo kurmak, terör eylemlerine maddi destek sağlamak amacıyla komplo düzenlemek ve kamuya açık bir alanı bombalamaya yönelik plan yapmak yer alıyor. Saadi, cuma günü New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde hâkim karşısına çıkarıldı. Mahkeme, kefalet olmaksızın tutuklu yargılanmasına karar verdi. Duruşmada suçlamaları kabul ya da reddetmediği bildirildi.

Saadi’nin gözaltına alınmasının Ketaib Hizbullah üzerindeki olası etkileri ve ABD makamlarının kendisinden elde edebileceği bilgilerin örgütün yapısının açığa çıkmasına yol açıp açmayacağı ise henüz netlik kazanmış değil. Grup, son dönemde Washington yönetiminin yakın takibindeki silahlı yapılar arasında yer alıyor.

Saadi’nin avukatı Andrew J. Dallak, Batılı medya kuruluşlarına yaptığı açıklamada, müvekkilinin Türk makamları tarafından ‘muhtemelen ABD’nin talebi üzerine’ gözaltına alındığını söyledi. Dallak, Saadi’nin gözaltının hukuki niteliğine itiraz etme veya ABD’ye transferine karşı çıkma fırsatı verilmeden Amerikan makamlarına teslim edildiğini savundu.

vfdvfd
Muhammed Bakır es-Saadi, Haziran 2023’te X platformunda bir harita uygulamasından aldığı ekran görüntüsünü paylaştı. Görüntüdeki bölge, ABD’nin Florida eyaletindeki Indian Creek Adası

Saadi hakkında öne sürülen iddialar arasında New York’taki önemli bir Yahudi sinagoguna yönelik bombalı saldırı planı da bulunuyor. Ayrıca Los Angeles’taki bir Yahudi merkezi ile Arizona eyaletinin Scottsdale kentindeki başka bir merkezin de hedef alınmasının planlandığı ileri sürülüyor.

Diğer iddialara göre Saadi, saldırının gerçekleştirilmesi karşılığında 10 bin dolar ödenmesini kabul etti ancak eylemin görüntülenmesi konusunda ısrarcı oldu. Soruşturmayı yürüten yetkililer, saldırının 6 Nisan’da gerçekleştirilmesini istediğini, planın hayata geçirilmemesi üzerine ise ertesi sabah gizli görevli bir ajana neden saldırının yapılmadığını soran mesaj gönderdiğini öne sürdü.

Saadi’nin X’teki kaydı

Saadi’nin uzun yıllardır X platformunda aktif olduğu ve özellikle Muhammed Şiya es-Sudani hükümetine yönelik sert eleştirilerde bulunduğu görülüyor. Irak hükümeti, 2024 yılında Saadi hakkında ‘hakaret’ suçlamasıyla dava açmıştı.

Saadi, Temmuz 2020’de X hesabından ABD Kongre binasının yıkılmış halde gösterildiği bir görsel paylaşmış, görselde Kasım Süleymani gibi öldürülen isimlerin fotoğraflarına da yer vermişti. Paylaşımda, “Şehit liderlerin intikamı sürüyor. İşgalciyle müzakere yok” ifadeleri kullanılmıştı.

Saadi ayrıca platform üzerinden İran’a ve ‘direniş ekseni’ olarak adlandırılan yapıya açık destek verdiğini dile getirirken, karşıt gruplara yönelik sert eleştiriler yöneltiyor.

2023 yılında yaptığı başka bir paylaşımda ise ABD’nin Florida eyaletindeki Indian Creek Adası’na ait bir harita görüntüsü yayımladı. Miami-Dade bölgesinde bulunan ve yoğun güvenlik önlemleriyle bilinen küçük yerleşim adası, kamuoyunda ‘milyarderler sığınağı’ olarak tanınıyor. Adada iş insanları, ünlüler ve siyasetçiler yaşıyor. Bölgenin dikkat çeken sakinleri arasında Jared Kushner ile eşi Ivanka Trump da bulunuyor.


Savana: HDK çözülme ve çöküş içinde

Savana'nın ayrılışının nedenlerini açıkladığı basın toplantısından (SUNA)
Savana'nın ayrılışının nedenlerini açıkladığı basın toplantısından (SUNA)
TT

Savana: HDK çözülme ve çöküş içinde

Savana'nın ayrılışının nedenlerini açıkladığı basın toplantısından (SUNA)
Savana'nın ayrılışının nedenlerini açıkladığı basın toplantısından (SUNA)

Sudan’da Hızlı Destek Kuvveetleri’nden (HDK) ayrılan bir saha komutanı, Muhammed Hamdan Dagalo (Hamideti), komutasındaki HDK’nın ‘çöküş’ ve hızlanan bir iç dağılma sürecinde olduğunu açıkladı. HDK saflarındaki ayrılıkların birbirini izleyeceğini öngören komutan, Hamideti'yi ‘çaresiz’ biri olarak tanımlayarak ne yapacağını bilmediğini söyledi. Hamideti'nin kararlarının artık dış dayatmalarla yönlendirildiğini belirten komutan, aynı zamanda HDK’nın birçok cephede artan askeri baskıyla karşı karşıya olduğuna dikkati çekti.

‘Savana’ lakaplı ayrılıkçı komutan Tuğgeneral Ali Rızkullah, dün Hartum'da gizli olarak düzenlenen basın toplantısında Hamideti'nin savaşın ilk günlerinde Hartum'daki ordu genel karargahı önündeki çatışmalarda yaralandığını açıkladı. Savana, Hamideti’nin yaralanmasının ‘aşiretler düzeyinde bilinen bir gerçek’ olduğunu belirtirken bu açıklama, HDK komutanının ciddi biçimde yaralandığına dair savaşın ilk günlerinden beri dolaşan rivayetleri yeniden gündeme taşıdı. Hamideti ile defalarca kez yüz yüze görüştüğünü ve telefonla sürekli iletişimde olduğunu da aktaran Savana, Hamideti'nin aldığı kararların ‘büyük devletler ve dış odaklar’ tarafından dikte ettirildiğine işaret etti.