Suriye'de şiddetli çatışmalara devam ediyor

TSK’nın dün Rasulayn’a yönelik bombardımanının ardından dumanlar yükseldi
TSK’nın dün Rasulayn’a yönelik bombardımanının ardından dumanlar yükseldi
TT

Suriye'de şiddetli çatışmalara devam ediyor

TSK’nın dün Rasulayn’a yönelik bombardımanının ardından dumanlar yükseldi
TSK’nın dün Rasulayn’a yönelik bombardımanının ardından dumanlar yükseldi

Suriye’nin kuzeydoğusunda bulunan Rasulayn kenti, Türkiye’nin 9 Ekim’de Fırat’ın doğusuna başlattığı ‘Barış Pınarı’ adlı askeri operasyonda bu güne kadar ki en şiddetli bombardımana tanık oldu. Öte yandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Türkiye’ye gelecek olan ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile görüşmesi öncesinde operasyonun, hedeflerine ulaşılıncaya kadar devam edeceğine dikkati çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ancak Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) ülkesi tarafından belirlenen güvenli bölgenin sınırları ötesine çekilmesi ve tüm silahlarını teslim etmesi halinde operasyonun kendiliğinden sona ereceğinin de altını çizdi. Bununla birlikte Erdoğan, ABD tarafından uygulanabilecek yaptırımların Türkiye'nin kararını etkilemeyeceğini vurguladı.
Türk obüsleri, ağır bombardımanlarla Rasulayn’ın kırsal kesimlerini hedef aldı. Salı günü başlayan ve dün de tüm gün devam eden obüs atışlarının sesleri Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinden duyulurken vurulan yerlerden yükselen dumanlar görülebiliyordu. Türkiye’nin askeri operasyonunun başlamasından bu yana en şiddetli çatışmalar son 24 saatte Rasulayn ve Tel Abyad’da yaşandı.
Askeri kaynakların açıklamalarına göre Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve desteklediği Suriyeli muhalif gruplar, SDG ile yaşanan çatışmaların ardından Tel Abyad kırsalındaki Tnouza, Demo, Alabo, Büyük Trablus, Küçük Trablus, Filistin, Mitkatlah, Kandil, Osmanlı ve Tanura köylerini kontrol altına aldılar. TSK ayrıca Kasr Zib köyünü birkaç obüs atışıyla vurdu. Obüs atışlarıyla vurulan Fırat'ın batısındaki Cerablus ve Menbiç eteklerinde de patlamalar duyuldu. Askeri kaynaklar, TSK’nın iki bölgenin yakınında yaklaşık 700 asker, 30 Türk tankı ve onlarca diğer donanımlı araçla harekete geçtiğini belirttiler. Bununla birlikte Milli Savunma Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklamada, operasyonun başlamasından bu yana 637 SDG’linin etkisiz hale getirildiği bildirildi. Buna karşın Ankara destekli muhalif grupların yer aldığı Suriye Milli Ordusu’nun (SMO) 46 unsuru öldü. Ancak Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) Türk operasyonunun başlamasından bu yana 158 SDG’li ile birlikte 71 sivilin öldüğünü bildirdi.
“Türkiye terör örgütü ile masaya oturmayacak”
Öte yandan Barış Pınarı Harekâtı’na dair devam eden temaslarla ilgili olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Türkiye’ye gelecek olan ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile görüşmesi öncesinde SDG ve onun omurgasını oluşturan YPG’ye işaret ederek Türkiye’nin herhangi bir ‘terör örgütü’ ile müzakere masasına oturmayacağını ve hedeflerine tam olarak ulaşılıncaya kadar askeri operasyonu durdurmayacağını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, iktidardaki AK Parti milletvekilleri önünde dün yaptığı coşkulu konuşmada, “Suriye’deki sorunun en kestirme yolu için de teklifimiz, hemen bu gece tüm teröristler silahlarını, malzemelerini bırakıp belirlediğimiz güvenli bölgeden dışarı çıksınlar. Münbiç’ten Irak sınırına kadar bölgede bu dediğimiz Barış Pınarı Harekatı sona ermiş olacak” ifadelerini kullandı. Şu ana kadar bin 220 kilometrekare alanı temizlediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bazı liderler bizi Barış Pınarı Harekatı’nı durdurmaya çağırıyor. Ama onlara güvenemezsiniz. TSK’nın bu kadar hızlı ilerlemesini beklemiyorlardı. Hesaplamaları tersine dönünce operasyonu durdurmaya çağırıyorlar. Bu ülkede (Suriye)   tüm kesimleri temsil eden meşru bir hükümet kurulduğunda, güvenliği sağladığımız yerlerin sevk ve idaresini biz kendilerine bırakacağız. Biz sadece inşa ederiz, ihya ederiz ama asla zulmetmeyiz” diye konuştu. Türkiye’nin NATO’daki müttefiklerini de eleştiren Erdoğan, ABD’nin ülkesine ciddi yaptırımlar uygulama tehdidinin yanı sıra Avrupa ülkelerinin Türkiye'ye silah satma faaliyetlerini askıya almasına rağmen, Suriye'nin kuzeyinde yürütülen askeri operasyonu güçlendirerek sürdürme sözü verdi. “Gelin bu mücadelede Türkiye'nin karşısında değil, yanında yer alın” diyen Erdoğan, ABD’nin Türkiye’ye yaptırım uygulama tehdidine işaret ederek “Suriye'deki gelişmeler sebebiyle bizi ekonomik yaptırımla tehdit edenlere de diyoruz ki azdan az gider, çoktan çok gider” şeklinde konuştu.
SDG'nin 90 kilometreyi aşan uzunluklarda tüneller kullandığını belirten Erdoğan, “Bunun çimentosu nereden geliyor? Lafarge. Lafarge nerede? Bu bir Fransız firması. Neyle izah edeceksiniz? Teröristler kiliseden keskin nişancılarla ateş ediyorlar. Niye? 'Kiliseyi vuralım' diye. Ama biz vurmadık. Çünkü orası bir ibadethaneydi” dedi.
ABD heyeti
Öte yandan ABD yönetimi, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ile Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez ile Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı’nı kurumsal olarak yaptırımlar listesine alırken ABD Başkanı Donald Trump Salı günü yaptığı açıklamada, yardımcısı Mike Pence ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’yu Türkiye’ye göndereceğini belirtti. Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O'Brien ve ABD Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’in de yer aldığı heyet Washington’ın Suriye konusunda bir çözüme ulaşıncaya kadar Türkiye’ye ekonomik yaptırımlar uygulama konusundaki kararlılığını vurgulamak üzere bugün Erdoğan’la görüşecek.
Sınır güvence altına alınacak
Diğer yandan Erdoğan, dün gece Azerbaycan dönüşünde kendisine eşlik eden gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye'nin hedefinin SDG'yi sınırdan 32 kilometre öteye göndermek olduğunu yineleyerek, ABD’nin SDG ile müzakere için arabuluculuk yapma teklifini geri çevirdiğini ifade etti. Erdoğan, Fırat Nehri'nden Irak sınırına kadar olan hattın Türkiye tarafından güvence altına alınacağının da altını çizdi.
Barış Pınarı Harekatı’nın Suriye'deki siyasi çözüm sürecine önemli bir katkısı olacağına inanan Erdoğan, ABD’nin hem bölgeden çekilip hem de Türkiye’nin bölgeye girmesini istememesindeki çelişkiye dikkat çekti.
Erdoğan’dan Menbiç açıklaması
Suriye rejiminin Menbiç’e girişiyle ilgili olarak ise Erdoğan, “Rejimin girişi olumsuz değil, sonuçta bu onların toprakları. Ama benim için önemli olan oralarda terör örgütünün kalmaması” diye konuştu.
Erdoğan açıklamasına şöyle devam etti;
“Bir defa ABD rejimin talebi ile orada değil. Koalisyon güçleri rejimin talebiyle orada değil. Rejimin talebiyle Rusya orada. Biz de rejimin talebiyle orada değiliz. Biz Adana Mutabakatıyla oradayız. Çünkü Adana Mutabakatı aslında rejimin de zamanında bizlerle yapmış olduğu mutabakat. Biz onun üzerinden kendimizi güçlü hissediyoruz. Bir de bizim kendimizi güçlü hissettiğimiz yer neresidir? Suriye’nin kendi halkıdır. Halk bizi istiyor. Aramızda bir de bu var. Onlar için böyle bir şey yok.”
Bu arada Erdoğan’ın Amerikan heyetiyle görüşmeyeceğini açıklamasından sonra, Türkiye Cumhurbaşkanlığı heyetle Perşembe günü görüşüleceğini duyurdu.
Aynı şekilde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türk askeri operasyonuyla ilgili gelişmeleri görüşmek üzere ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O'Brien ile de bir araya geldi.
Çavuşoğlu Meclis’i bilgilendirdi
Barış Pınarı Harekatı ile ilgili TBBM Genel Kurulu'nda milletvekillerini bilgilendiren Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Ankara'ya yönelik tüm tehdit ve yaptırımların kabul edilemez olduğunu vurgulayarak ülkesinin Washington tarafından uygulanan yaptırımlara cevap vereceğini söyledi. Türkiye’nin ABD Kongresi’nden ‘yıkıcı yaklaşımını’ değiştirmesini beklediğini belirten Çavuşoğlu, Ankara ile Washington arasındaki ilişkilerin kritik bir dönemeçte olduğunu ve bunu Başkan Yardımcısı Mike Pence liderliğindeki ABD heyetine ileteceğini kaydetti.
Bununla birlikte Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Avrupa ülkelerine yaptığı, Türk misyonlarını, çıkarlarını ve bölgedeki vatandaşlarını PKK'nın saldırılarına karşı koruma önlemlerini artırma çağrısını bir kez daha yineledi.
Bakanlık dün yaptığı açıklamada PKK'nın şiddet içeren eylemlerinin Avrupa ülkelerinde devam ettiğini belirterek, “Türk toplumunun işyerleri ve evlerine, camilerimize, temsilciliklerimize ve temsilcilik çalışanlarımıza yapılan terörist saldırılara duyarsız kalmanın izahı olamaz” ifadelerine yer verdi.
İlgili bağlamda Türk makamları, ‘kamuoyunu nefret ve düşmanlığa sevk etme’ ve ‘terör örgütü propagandası yapma’  suçlamasıyla gözaltına alınan 186 kişiden 24’nü, Suriye'de gerçekleştirilen askeri operasyonla ilgili sosyal medya sitelerinde kara propaganda yayma suçlamasıyla tutukladı.
Öte yandan Hakkari Belediye Başkanı Cihan Karaman, Mardin’in Nusaybin Belediye Başkanı Semire Nergiz, Belediye Başkan Yardımcısı Ferhat Kut ve meclis üyesi Mehmet Emin Alkan ile Van'ın Erciş ilçesinin Belediye Başkanı Yıldız Çetin gözaltına alındı.



Trump neden Grönland’la ilgili U dönüşü yaptı?

Trump, Davos zirvesi öncesinde Grönland'ı ilhak tehditlerini artırmıştı (Reuters)
Trump, Davos zirvesi öncesinde Grönland'ı ilhak tehditlerini artırmıştı (Reuters)
TT

Trump neden Grönland’la ilgili U dönüşü yaptı?

Trump, Davos zirvesi öncesinde Grönland'ı ilhak tehditlerini artırmıştı (Reuters)
Trump, Davos zirvesi öncesinde Grönland'ı ilhak tehditlerini artırmıştı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın, defalarca askeri müdahale tehdidinde bulunduğu Grönland konusunda "anlaşma çerçevesi" oluşturulduğunu açıklaması, müttefikleri tarafından şüpheyle karşılandı.

Trump, İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'nda (WEF) dün yaptığı açıklamada, çerçeveyi NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yle görüşerek belirlediklerini söyledi.

ABD Başkanı, Grönland'la ilgili tutumuna karşı çıkan 8 Avrupa ülkesine uygulamayı planladığı gümrük tarifelerini askıya aldığını da duyurdu.

Trump, anlaşmanın detaylarına dair bilgi paylaşmazken Telegraph, adayla ilgili Birleşik Krallık'ın (BK) Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'yle (GKRY) yaptığı anlaşmaya benzer bir mutabakata varıldığını iddia ediyor.

Bu kapsamda ABD ordusunun adada askeri eğitim ve istihbarat faaliyeti yürütmesine müsaade edileceği belirtiliyor. Bu bölgelerin ABD toprağı olarak sayılabileceği savunuluyor. Washington'ın nadir toprak madenleri için Grönland'da çalışma yapabileceği de iddialar arasında.

Wall Street Journal da anlaşma kapsamında Grönland'ın maden kaynaklarına yabancı ülkeler tarafından yapılacak yatırımlarda öncelikli veto hakkının ABD'ye sunulabileceğini savunuyor. Böylelikle Beyaz Saray, Çin ve Rusya'nın adaya yatırımlarının önünü kesebilir.

Danimarka'nın ise bunu onaylayıp onaylamadığı belli değil. Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, siyaset, yatırım, güvenlik ve ekonomi gibi birçok alanda ABD'yle müzakere yürütülebileceğini ancak egemenlik konusunda bunun asla olmayacağını belirtti.

Guardian'ın analizinde, Avrupalı liderlerin Trump'ın "anlaşma çerçevesine" şüpheyle yaklaştığı yazılıyor.

Trump'ın tutumunu değiştirmesinde piyasalar da etkili oldu. Amerikan gazetecilik kuruluşu Semafor, Cumhuriyetçi liderin salı günü ilhak tehditlerini yinelemesinin ABD borsalarında keskin bir satış dalgasına yol açtığına dikkat çekiyor.

Trump'ın çerçeve anlaşmasını açıklayıp gümrük vergisinden vazgeçmesinin ardından küresel piyasalar dün toparlandı.

Analizde BK, Belçika ve Fransa gibi ülkelerin elinde ABD Hazine tahvilleri gibi trilyonlarca dolarlık ABD varlığı bulunduğuna, bunların satılması halinde faiz oranlarının hızla yükselebileceğine işaret ediliyor.

Independent Türkçe, Reuters, Wall Street Journal, Guardian, Telegraph


ABD’de göçmenlik operasyonunda 5 yaşındaki çocuk gözaltına alındı

Çocuk ve babası, Teksas'ta göçmenlerin gözaltında tutulduğu tesise gönderildi (Columbia Heights Devlet Okulları)
Çocuk ve babası, Teksas'ta göçmenlerin gözaltında tutulduğu tesise gönderildi (Columbia Heights Devlet Okulları)
TT

ABD’de göçmenlik operasyonunda 5 yaşındaki çocuk gözaltına alındı

Çocuk ve babası, Teksas'ta göçmenlerin gözaltında tutulduğu tesise gönderildi (Columbia Heights Devlet Okulları)
Çocuk ve babası, Teksas'ta göçmenlerin gözaltında tutulduğu tesise gönderildi (Columbia Heights Devlet Okulları)

ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) ekiplerinin 5 yaşındaki bir çocuğu gözaltına alması tartışma yarattı.

ICE ekipleri, Minnesota eyaletindeki Minneapolis şehrinde salı günü düzenlediği baskında 5 yaşındaki Liam Conejo Ramos'u gözaltına aldı.

Çocuğun, okuldan döndükten sonra evinin önünde babası Adrian Alexander Conejo Arias'la birlikte gözaltına alınıp Teksas'taki göçmenlik merkezine transfer edildiği aktarıldı.

Minneapolis'in kuzeyindeki Columbia Heights'ta gerçekleşen olay, bölgedeki okullardan sorumlu müdür Zena Stevnik'in tepkisini çekti. Müdür, "Neden 5 yaşındaki bir çocuğu gözaltına alıyorsunuz? Bu çocuk tehlikeli bir suçlu olarak sınıflandırılamaz" dedi.

Stevnik, ICE memurlarının 5 yaşındaki çocuğu "yem olarak kullanıp" evin kapısını çalmasını istediğini de söyledi. Evde yaşayan kişinin olay sırasında dışarıda olduğu, daha sonradan ekiplerle iletişime geçip Ramos'u serbest bırakmaları için "yalvardığı" ifade ediliyor.

Ailenin avukatı Marc Prokosch, Ramos ve Arias'ın devam eden bir sığınma başvurusu olduğunu vurguluyor. Baba ve oğlun ülkeye kaçak yollardan girmediğini, buna ait net kayıtlar bulunduğunu belirtiyor. Ramos ve Arias'ın uyruklarına dairse bilgi paylaşılmadı.

İç Güvenlik Bakanlığı Sözcüsü Tricia McLaughlin ise dünkü açıklamasında, ICE'nin Ramos'un babasını yakalamak için nokta atışı operasyon düzenlediğini ve çocuğu hedef almadığını savundu.

McLaughlin, kayıtdışı göçmen olduğunu ileri sürdüğü babanın çocuğunu terk ederek memurlardan kaçmaya çalıştığını savundu. ICE memurlarının çocuğun güvenliğini sağlamak istediğini iddia etti.

Diğer yandan ICE'nin aynı gün düzenlediği operasyonda başka bir adreste yaşayan 17 yaşındaki lise öğrencisinin gözaltına alındığı aktarıldı.

Geçen hafta düzenlenen baskında da 17 yaşındaki bir lise öğrencisiyle annesi yakalanmıştı.

ICE ekipleri iki hafta önce de 10 yaşındaki bir çocukla annesini gözaltına almıştı.

Ramos, son iki hafta içinde bölgedeki baskınlarda yakalanan 4. çocuk oldu.

Teksas'taki gözaltı merkezinde tutulan Geraldo Lunas Campos'un 3 Ocak'ta yaşamını yitirmesi de gündem olmuştu.

ABD basının aktardığına göre El Paso Adli Tabipliği, Campos'un ölüm nedenini cinayet olarak açıkladı. Asli ölüm nedeninin "boyun ve göğse yapılan baskı kaynaklı oksijen yetersizliğinden boğulma olarak" kaydedildiği aktarıldı.

Renee Nicole Macklin Good'un 7 Ocak'ta Minneapolis'te bir ICE görevlisi tarafından vurularak öldürülmesinin yankıları da sürüyor. 

İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, 37 yaşındaki Amerikalının göçmenlere yönelik bir operasyon sırasında ICE memurlarını "ezmeye çalıştığını ve aracıyla onlara çarptığını" öne sürmüştü.

Cep telefonu görüntüleriyse, ICE görevlilerinin yolun ortasındaki aracında olayları izleyen kadının otomobilinin kapısını zorla açmaya çalıştığını ortaya koymuştu.

Independent Türkçe, Guardian, Washington Post, KATV


Trump yönetimi, Le Pen davasına da el attı: Siyasi yasak kaldırılsın

ABD Başkanı Donald Trump, Le Pen hakkındaki hukuki süreci "cadı avı" diye nitelemişti (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Le Pen hakkındaki hukuki süreci "cadı avı" diye nitelemişti (Reuters)
TT

Trump yönetimi, Le Pen davasına da el attı: Siyasi yasak kaldırılsın

ABD Başkanı Donald Trump, Le Pen hakkındaki hukuki süreci "cadı avı" diye nitelemişti (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Le Pen hakkındaki hukuki süreci "cadı avı" diye nitelemişti (Reuters)

ABD yönetiminden yetkililerin, radikal sağcı Marine Le Pen'e siyasi yasağın kaldırılması için Fransa'da lobicilik yaptığı aktarılıyor.

Fransız yargıç Magali Lafourcade, AFP'ye açıklamasında Donald Trump yönetiminden iki kişinin kendisiyle irtibata geçip Le Pen'e getirilen siyasi yasağın kaldırılmasını istediğini savundu.

Hükümete danışmanlık yapan bağımsız kurum Fransa İnsan Hakları Komisyonu'nun (CNCDH) genel sekreteri Lafourcade, "Fransa'daki kamuoyu tartışmalarının manipüle edilmesinden" endişe duyduğu için bunu Fransa Dışişleri Bakanlığı'na bildirdiğini belirtti.

Lafourcade, geçen yıl mayısta Samuel D. Samson ve Christopher J. Anderson'la Paris'te görüştüğünü söyledi. Bu kişiler, ABD Dışişleri Bakanlığı'na bağlı Demokrasi, İnsan Hakları ve Çalışma Bürosu'nun (DRL) danışmanları.

Yargıç, Samson ve Anderson'ın Le Pen hakkında yürütülen hukuki süreci "siyasi bir dava" olarak gördüğünü belirtti. ABD'li yetkililere göre Le Pen'in cumhurbaşkanlığı seçimlerine girmesi siyasi saiklerle engelleniyor.

Le Pen davasına dahil olmayan Lafourcade, ABD'li danışmanların bu görüşü destekleyecek argümanları güçlendirmek için lobicilik faaliyetleri yürüttüğünü ifade etti.

CNCDH'nin bağımsız bir kurum olduğunu ve diplomatlarla yaptıkları görüşmeleri raporlamadıklarını vurgulayan yargıç, ABD'li yetkililerin taleplerinin Fransız kamuoyunda "dezenformasyon ve manipülasyona yol açabileceğinden" ve sürece müdahale olarak görülebileceğinden endişelendiği için Fransa Dışişleri Bakanlığı'yla irtibata geçtiğini söyledi.

Guardian, Fransa Dışişleri Bakanlığı'nın iddialara dair yorum talebini yanıtsız bıraktığını aktarıyor.

Diğer yandan ABD Dışişleri Bakanlığı, Fransız yargıçla görüşen kişilerin Samson ve Anderson olduğunu doğrulamayı reddetti. Bunun yerine gazeteye gönderilen açıklamada, DRL danışmanlarının Avrupalı yetkililerle rutin görüşmeler yaptığı belirtildi.

Trump yönetiminde yükselen genç muhafazakarlar arasında yer alan Samson, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Substack sayfasında "Avrupa'da Medeniyet Müttefiklerine İhtiyaç" başlıklı bir yazı kaleme almıştı. Geçen ay mayısta yayımlanan yazıda, radikal sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin "aşırılıkçı örgüt" diye nitelenmesini eleştirmişti.

Geçen yıl martta görülen davada radikal sağcı Ulusal Birlik Partisi'nin eski lideri Marine Le Pen, Avrupa Birliği (AB) fonlarını zimmetine geçirmekten suçlu bulunmuştu.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un en dişli rakiplerinden biri olan Le Pen'e 5 yıl siyasi yasak getirilmişti. Ayrıca iki yılı ertelenmiş, iki yılı da elektronik kelepçeyle gözetim altında tutulmak üzere 4 yıl hapis ve 100 bin euro para cezası verilmişti.

Dava, Le Pen'in 2027'de düzenlenmesi öngörülen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olma ihtimalini ortadan kaldırabilecek nitelikte. Siyasetçinin avukatlarının karara itirazı üzerine başlatılan temyiz süreci devam ediyor.

Le Pen, tespit edilen usulsüzlüklerin kasıtlı bir suiistimal değil, münferit hatalardan kaynaklandığını savunuyor.

Independent Türkçe, Guardian, Telegraph