Suriye'de şiddetli çatışmalara devam ediyor

TSK’nın dün Rasulayn’a yönelik bombardımanının ardından dumanlar yükseldi
TSK’nın dün Rasulayn’a yönelik bombardımanının ardından dumanlar yükseldi
TT

Suriye'de şiddetli çatışmalara devam ediyor

TSK’nın dün Rasulayn’a yönelik bombardımanının ardından dumanlar yükseldi
TSK’nın dün Rasulayn’a yönelik bombardımanının ardından dumanlar yükseldi

Suriye’nin kuzeydoğusunda bulunan Rasulayn kenti, Türkiye’nin 9 Ekim’de Fırat’ın doğusuna başlattığı ‘Barış Pınarı’ adlı askeri operasyonda bu güne kadar ki en şiddetli bombardımana tanık oldu. Öte yandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Türkiye’ye gelecek olan ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile görüşmesi öncesinde operasyonun, hedeflerine ulaşılıncaya kadar devam edeceğine dikkati çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ancak Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) ülkesi tarafından belirlenen güvenli bölgenin sınırları ötesine çekilmesi ve tüm silahlarını teslim etmesi halinde operasyonun kendiliğinden sona ereceğinin de altını çizdi. Bununla birlikte Erdoğan, ABD tarafından uygulanabilecek yaptırımların Türkiye'nin kararını etkilemeyeceğini vurguladı.
Türk obüsleri, ağır bombardımanlarla Rasulayn’ın kırsal kesimlerini hedef aldı. Salı günü başlayan ve dün de tüm gün devam eden obüs atışlarının sesleri Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinden duyulurken vurulan yerlerden yükselen dumanlar görülebiliyordu. Türkiye’nin askeri operasyonunun başlamasından bu yana en şiddetli çatışmalar son 24 saatte Rasulayn ve Tel Abyad’da yaşandı.
Askeri kaynakların açıklamalarına göre Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve desteklediği Suriyeli muhalif gruplar, SDG ile yaşanan çatışmaların ardından Tel Abyad kırsalındaki Tnouza, Demo, Alabo, Büyük Trablus, Küçük Trablus, Filistin, Mitkatlah, Kandil, Osmanlı ve Tanura köylerini kontrol altına aldılar. TSK ayrıca Kasr Zib köyünü birkaç obüs atışıyla vurdu. Obüs atışlarıyla vurulan Fırat'ın batısındaki Cerablus ve Menbiç eteklerinde de patlamalar duyuldu. Askeri kaynaklar, TSK’nın iki bölgenin yakınında yaklaşık 700 asker, 30 Türk tankı ve onlarca diğer donanımlı araçla harekete geçtiğini belirttiler. Bununla birlikte Milli Savunma Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklamada, operasyonun başlamasından bu yana 637 SDG’linin etkisiz hale getirildiği bildirildi. Buna karşın Ankara destekli muhalif grupların yer aldığı Suriye Milli Ordusu’nun (SMO) 46 unsuru öldü. Ancak Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) Türk operasyonunun başlamasından bu yana 158 SDG’li ile birlikte 71 sivilin öldüğünü bildirdi.
“Türkiye terör örgütü ile masaya oturmayacak”
Öte yandan Barış Pınarı Harekâtı’na dair devam eden temaslarla ilgili olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Türkiye’ye gelecek olan ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile görüşmesi öncesinde SDG ve onun omurgasını oluşturan YPG’ye işaret ederek Türkiye’nin herhangi bir ‘terör örgütü’ ile müzakere masasına oturmayacağını ve hedeflerine tam olarak ulaşılıncaya kadar askeri operasyonu durdurmayacağını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, iktidardaki AK Parti milletvekilleri önünde dün yaptığı coşkulu konuşmada, “Suriye’deki sorunun en kestirme yolu için de teklifimiz, hemen bu gece tüm teröristler silahlarını, malzemelerini bırakıp belirlediğimiz güvenli bölgeden dışarı çıksınlar. Münbiç’ten Irak sınırına kadar bölgede bu dediğimiz Barış Pınarı Harekatı sona ermiş olacak” ifadelerini kullandı. Şu ana kadar bin 220 kilometrekare alanı temizlediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bazı liderler bizi Barış Pınarı Harekatı’nı durdurmaya çağırıyor. Ama onlara güvenemezsiniz. TSK’nın bu kadar hızlı ilerlemesini beklemiyorlardı. Hesaplamaları tersine dönünce operasyonu durdurmaya çağırıyorlar. Bu ülkede (Suriye)   tüm kesimleri temsil eden meşru bir hükümet kurulduğunda, güvenliği sağladığımız yerlerin sevk ve idaresini biz kendilerine bırakacağız. Biz sadece inşa ederiz, ihya ederiz ama asla zulmetmeyiz” diye konuştu. Türkiye’nin NATO’daki müttefiklerini de eleştiren Erdoğan, ABD’nin ülkesine ciddi yaptırımlar uygulama tehdidinin yanı sıra Avrupa ülkelerinin Türkiye'ye silah satma faaliyetlerini askıya almasına rağmen, Suriye'nin kuzeyinde yürütülen askeri operasyonu güçlendirerek sürdürme sözü verdi. “Gelin bu mücadelede Türkiye'nin karşısında değil, yanında yer alın” diyen Erdoğan, ABD’nin Türkiye’ye yaptırım uygulama tehdidine işaret ederek “Suriye'deki gelişmeler sebebiyle bizi ekonomik yaptırımla tehdit edenlere de diyoruz ki azdan az gider, çoktan çok gider” şeklinde konuştu.
SDG'nin 90 kilometreyi aşan uzunluklarda tüneller kullandığını belirten Erdoğan, “Bunun çimentosu nereden geliyor? Lafarge. Lafarge nerede? Bu bir Fransız firması. Neyle izah edeceksiniz? Teröristler kiliseden keskin nişancılarla ateş ediyorlar. Niye? 'Kiliseyi vuralım' diye. Ama biz vurmadık. Çünkü orası bir ibadethaneydi” dedi.
ABD heyeti
Öte yandan ABD yönetimi, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ile Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez ile Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı’nı kurumsal olarak yaptırımlar listesine alırken ABD Başkanı Donald Trump Salı günü yaptığı açıklamada, yardımcısı Mike Pence ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’yu Türkiye’ye göndereceğini belirtti. Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O'Brien ve ABD Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’in de yer aldığı heyet Washington’ın Suriye konusunda bir çözüme ulaşıncaya kadar Türkiye’ye ekonomik yaptırımlar uygulama konusundaki kararlılığını vurgulamak üzere bugün Erdoğan’la görüşecek.
Sınır güvence altına alınacak
Diğer yandan Erdoğan, dün gece Azerbaycan dönüşünde kendisine eşlik eden gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye'nin hedefinin SDG'yi sınırdan 32 kilometre öteye göndermek olduğunu yineleyerek, ABD’nin SDG ile müzakere için arabuluculuk yapma teklifini geri çevirdiğini ifade etti. Erdoğan, Fırat Nehri'nden Irak sınırına kadar olan hattın Türkiye tarafından güvence altına alınacağının da altını çizdi.
Barış Pınarı Harekatı’nın Suriye'deki siyasi çözüm sürecine önemli bir katkısı olacağına inanan Erdoğan, ABD’nin hem bölgeden çekilip hem de Türkiye’nin bölgeye girmesini istememesindeki çelişkiye dikkat çekti.
Erdoğan’dan Menbiç açıklaması
Suriye rejiminin Menbiç’e girişiyle ilgili olarak ise Erdoğan, “Rejimin girişi olumsuz değil, sonuçta bu onların toprakları. Ama benim için önemli olan oralarda terör örgütünün kalmaması” diye konuştu.
Erdoğan açıklamasına şöyle devam etti;
“Bir defa ABD rejimin talebi ile orada değil. Koalisyon güçleri rejimin talebiyle orada değil. Rejimin talebiyle Rusya orada. Biz de rejimin talebiyle orada değiliz. Biz Adana Mutabakatıyla oradayız. Çünkü Adana Mutabakatı aslında rejimin de zamanında bizlerle yapmış olduğu mutabakat. Biz onun üzerinden kendimizi güçlü hissediyoruz. Bir de bizim kendimizi güçlü hissettiğimiz yer neresidir? Suriye’nin kendi halkıdır. Halk bizi istiyor. Aramızda bir de bu var. Onlar için böyle bir şey yok.”
Bu arada Erdoğan’ın Amerikan heyetiyle görüşmeyeceğini açıklamasından sonra, Türkiye Cumhurbaşkanlığı heyetle Perşembe günü görüşüleceğini duyurdu.
Aynı şekilde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türk askeri operasyonuyla ilgili gelişmeleri görüşmek üzere ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O'Brien ile de bir araya geldi.
Çavuşoğlu Meclis’i bilgilendirdi
Barış Pınarı Harekatı ile ilgili TBBM Genel Kurulu'nda milletvekillerini bilgilendiren Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Ankara'ya yönelik tüm tehdit ve yaptırımların kabul edilemez olduğunu vurgulayarak ülkesinin Washington tarafından uygulanan yaptırımlara cevap vereceğini söyledi. Türkiye’nin ABD Kongresi’nden ‘yıkıcı yaklaşımını’ değiştirmesini beklediğini belirten Çavuşoğlu, Ankara ile Washington arasındaki ilişkilerin kritik bir dönemeçte olduğunu ve bunu Başkan Yardımcısı Mike Pence liderliğindeki ABD heyetine ileteceğini kaydetti.
Bununla birlikte Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Avrupa ülkelerine yaptığı, Türk misyonlarını, çıkarlarını ve bölgedeki vatandaşlarını PKK'nın saldırılarına karşı koruma önlemlerini artırma çağrısını bir kez daha yineledi.
Bakanlık dün yaptığı açıklamada PKK'nın şiddet içeren eylemlerinin Avrupa ülkelerinde devam ettiğini belirterek, “Türk toplumunun işyerleri ve evlerine, camilerimize, temsilciliklerimize ve temsilcilik çalışanlarımıza yapılan terörist saldırılara duyarsız kalmanın izahı olamaz” ifadelerine yer verdi.
İlgili bağlamda Türk makamları, ‘kamuoyunu nefret ve düşmanlığa sevk etme’ ve ‘terör örgütü propagandası yapma’  suçlamasıyla gözaltına alınan 186 kişiden 24’nü, Suriye'de gerçekleştirilen askeri operasyonla ilgili sosyal medya sitelerinde kara propaganda yayma suçlamasıyla tutukladı.
Öte yandan Hakkari Belediye Başkanı Cihan Karaman, Mardin’in Nusaybin Belediye Başkanı Semire Nergiz, Belediye Başkan Yardımcısı Ferhat Kut ve meclis üyesi Mehmet Emin Alkan ile Van'ın Erciş ilçesinin Belediye Başkanı Yıldız Çetin gözaltına alındı.



İsrail ordusunun Suriye’nin güneyine 22 askeri araçla girmesinin ardından 3 kişi gözaltına alındı

Suriye’de Kuneytra kentinin genel görünümü (Arşiv – Reuters)
Suriye’de Kuneytra kentinin genel görünümü (Arşiv – Reuters)
TT

İsrail ordusunun Suriye’nin güneyine 22 askeri araçla girmesinin ardından 3 kişi gözaltına alındı

Suriye’de Kuneytra kentinin genel görünümü (Arşiv – Reuters)
Suriye’de Kuneytra kentinin genel görünümü (Arşiv – Reuters)

İsrail ordusuna bağlı bir birlik, bugün (perşembe) Suriye’nin güneyinde, Kuneytra’nın güney kırsalındaki Sayda el-Hanût köyüne girdi.

Şarku'l Avsat'ın Suriye televizyonundan aktardığı habere göre 22 askeri araçtan oluşan işgal gücünün köye girerek aralarında iki kardeşin de bulunduğu üç genci gözaltına aldı.

Haberde, bu askeri hareketliliğin Kuneytra kırsalında İsrail güçleri tarafından gerçekleştirilen tekrarlanan ihlaller zincirinin bir parçası olduğu belirtildi.

Öte yandan İsrail ordusu, ultra-Ortodoks (Haredi) askerlerden oluşan “Haşmonaim” Tugayı’na bağlı birliklerin Suriye’nin güneyindeki güvenlik bölgesine konuşlandırıldığını duyurdu. Bu adım, söz konusu tugayın bölgede ilk kez konuşlandırılması olarak değerlendiriliyor.


ABD Grönland'ı ‘Altın Kubbe’ için mi istiyor?

Grönland'ın başkenti Nuuk'un merkezinde bir caddede yürüyen insanlar (AP)
Grönland'ın başkenti Nuuk'un merkezinde bir caddede yürüyen insanlar (AP)
TT

ABD Grönland'ı ‘Altın Kubbe’ için mi istiyor?

Grönland'ın başkenti Nuuk'un merkezinde bir caddede yürüyen insanlar (AP)
Grönland'ın başkenti Nuuk'un merkezinde bir caddede yürüyen insanlar (AP)

Grönland, ABD’nin füze savunması için gerçekten önemli bir yer, ama Washington’ın füze kalkanı ya da diğer adıyla ‘Altın Kubbe’yi kurmak için başka seçenekleri de var. ABD aslında Başkan Donald Trump'ın ülkesinin güvenliği için ‘hayati’ olduğunu söylediği bu kutup adasını ele geçirmek zorunda değil.

ABD füze savunma sistemi hangi özelliklere sahip?

ABD balistik füze savunma sistemi, füzeleri tespit etmek ve izlemek için uydular ve erken uyarı radar ağından oluşur.

Bu sistemler (Pasifik Okyanusu’ndaki) Mariana Adaları, Alaska, Büyük Britanya ve Grönland gibi yerlerde bulunuyor.

ABD ayrıca Aegis Savaş Sistemi ile donatılmış savaş gemilerine güvenebilir ve Romanya'nın Deveselu ile Polonya'nın Redzikowo kentlerinde bulunan radarlarını kullanabilir.

Tüm bunların yanında Washington, Kaliforniya ve Alaska'da konuşlandırılmış 44 Yer Taban Önleyici (GBI) füzesi dahil olmak üzere çeşitli türlerde önleyici füzelere sahip.

Stratejik Araştırmalar Vakfı (Fondation pour la Recherche Stratégique/FRS) araştırmacısı Etienne Marcuz’a göre ABD bu füzeleri konuşlandırarak ‘Asya kıtasından gelebilecek her türlü tehdidi bertaraf etmeyi’ amaçlıyor. Ayrıca, GBI silolarının Rusya'dan gelen herhangi bir tehdidi önlemek için uygun konumda olmadığını da belirten

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı değerlendirmede Markuz, GBI füzelerinin doğudan gelen bir tehdidi önlemesinin olası olmadığını, çünkü bu füzelerin ABD'nin kuzeydoğusunda konuşlandırılabileceğini söyledi.

Trump'ın amacının radarları ve önleyici füzeleri ‘doğru yere’ yerleştirmek olduğunu düşünerek, Grönland'ı ilhak etmenin belirtilen nedeninin ‘bahaneden’ ibaret olduğunu savunan Markuz, “Bu füzelerin bir kısmı Polonya ve Romanya'da da bulunuyor. Dolayısıyla bu argüman ikna edici değil” ifadelerini kullandı.

Ayrıca, ABD’nin Aegis muhriplerinde SM-3 füzeleri bulunduğuna dikkati çeken Markuz, Polonya ve Romanya'da, füzelerden ayrılır ayrılmaz uzayda nükleer savaş başlıklarını önlemek için tasarlanmış SM-3 füzelerinin olduğunu, ABD'nin THAAD füze savunma sisteminin ise üst atmosferdeki son aşamada savaş başlıklarını önleyebildiğini kaydetti.

Altın Kubbe projesi nedir?

Göreve başladıktan kısa bir süre sonra, Başkan Trump, ABD topraklarını her türlü füze saldırısından korumayı amaçlayan Altın Kubbe projesini duyurdu.

ABD Başkanı, görev süresinin sonuna kadar 175 milyar dolarlık bir bütçe ayırarak operasyonel bir sistem kurmayı planlıyor, ancak birçok uzman bu hedefin bu süre içinde gerçekleştirilmesinin gerçekçi olmadığını düşünüyor.

American Enterprise Institute'tan (AEI) Todd Harrison'ın tahminlerine göre projenin maliyeti 20 yıl içinde yaklaşık 1 trilyon dolar olacak ve daha etkili bir kalkan için 3,6 trilyon dolara kadar çıkacak.

Düşük Dünya yörüngesinde, yörüngesinden ayrılıp hedef alınan füzeyle çarpışmak üzere tasarlanmış bir önleme uydusu filosunun konuşlandırılması başlıca yenilik olarak planlanıyor.

Etienne Marcuz, bununla ilgili olarak ‘başarısızlık durumunda başka fırlatma seçenekleri de olması gerektiğini’ söyledi. Marcuz Ayrıca, “ABD de kara ve denizdeki füze ve önleme yeteneklerini geliştirecek” diye ekledi.

Peki, neden Grönland?

ABD’ye fırlatılan kıtalararası balistik füzelerin Kuzey Kutbu üzerinden geçeceğini açıklayan Markuz, radar algılama ve önleme yeteneklerine duyulan ihtiyaca dikkat çekti.

ABD ordusu şu anda Grönland'ın kuzeybatısındaki Pituffik Uzay Üssü’ne radar sistemlerine sahiptir.

Gözetleme operasyonları ile ilgili olarak Markuz, uzaydaki füzeleri izlemek için Grönland'da radarların bulunmasının her zaman yararlı olduğunu, ancak bunların öneminin giderek azalacağını belirtti.

MArkuz, ABD'nin şu anda düşük Dünya yörüngesine Hipersonik ve Balistik Takip Alanı Sensörü (Hypersonic and Ballistic Tracking Space Sensor/HBTSS) uyduları konuşlandırdığını ve bunun özellikle atmosferin dışında uçan füzeleri izlemek için olduğunu açıkladı.

Ayrıca, ABD, Grönland ve Danimarka arasında mevcut savunma anlaşmaları Washington'ın birçok şeyi yapmasına imkan tanıyor.

AFP’ye konuşan Hidrojen jeopolitiği, küresel pazarlar ve stratejiler konusunda Kıdemli Araştırmacı Mika Blugion Merid, ABD'nin Grönland'da teknik, maddi ve insan kaynaklarını kısıtlama olmaksızın kullanabileceğini, isterse nükleer kaynaklarını bile yeniden konuşlandırabileceğini söyledi.

Ancak Danimarka ve Grönland yetkililerinin bilgilendirilmesi ve danışılması gerekiyor.

Merid, şunları ekledi:

“Danimarkalılar, kendilerine danışıldıktan sonra bir projeyi reddederse ve ABD bunu tek taraflı olarak uygularsa, bu Danimarka'nın egemenliğinin ihlali olarak yorumlanabilir ve diplomatik ve siyasi gerginliğe yol açabilir. Bu yüzden Danimarka yasal anlamda veto hakkına sahip olmasa da gerçekte ABD'nin Grönland'da yaptığı her şey için siyasi bir anlaşmaya varılması gerekiyor.”


Rusya, casusluk suçlamasıyla bir İngiliz diplomatı sınır dışı etti

Moskova’daki İngiltere Maslahatgüzarı Danae Dholakia (EPA)
Moskova’daki İngiltere Maslahatgüzarı Danae Dholakia (EPA)
TT

Rusya, casusluk suçlamasıyla bir İngiliz diplomatı sınır dışı etti

Moskova’daki İngiltere Maslahatgüzarı Danae Dholakia (EPA)
Moskova’daki İngiltere Maslahatgüzarı Danae Dholakia (EPA)

Rusya, Ukrayna savaşı nedeniyle Moskova ile Batı arasındaki gerilimin arttığı bir dönemde, “casusluk” suçlamasıyla bir İngiliz diplomatı sınır dışı ettiğini açıkladı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan bugün (Perşembe) yapılan açıklamada, İngiltere’nin Moskova Büyükelçiliği’nde görevli bir diplomatın “Britanya gizli servislerine mensup olduğuna dair bilgiler” alındığı belirtilerek, söz konusu diplomatın akreditasyonunun iptal edildiği bildirildi. Açıklamaya göre, İngiltere’nin maslahatgüzarı Danae Dholakia bakanlığa çağrılarak karar kendisine iletildi ve diplomata Rusya’dan ayrılması için iki haftalık süre tanındı.

Rus devlet televizyonu RT’nin, Rusya Federal Güvenlik Servisi’ne (FSB) dayandırdığı haberde ise, söz konusu kişinin “Moskova’daki İngiliz Büyükelçiliği’nin bir biriminde sekreterlik görevi kisvesi altında Rusya’ya gönderilmiş, beyan edilmemiş bir İngiliz istihbarat subayı” olduğu öne sürüldü. FSB, İngiliz subayın akreditasyonunun iptal edildiğini ve iki hafta içinde Rusya’yı terk etmesinin istendiğini duyurdu.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ayrıca, Londra’nın bu konudaki tutumunu sertleştirmesi halinde Moskova’nın tepkisinin “kararlı ve net” olacağı uyarısında bulunarak, “Rusya, Britanya özel servislerine mensup ve resmen beyan edilmemiş personelin topraklarımızdaki faaliyetlerine müsamaha göstermeyecektir” açıklamasını yaptı.