İngiltere ve Fransa'dan İran adımı

İngiltere Başbakanı Boris Johnson dün Almanya'nın başkenti Berlin'de gerçekleştirilen Libya konulu uluslararası konferansa katıldı (EPA)
İngiltere Başbakanı Boris Johnson dün Almanya'nın başkenti Berlin'de gerçekleştirilen Libya konulu uluslararası konferansa katıldı (EPA)
TT

İngiltere ve Fransa'dan İran adımı

İngiltere Başbakanı Boris Johnson dün Almanya'nın başkenti Berlin'de gerçekleştirilen Libya konulu uluslararası konferansa katıldı (EPA)
İngiltere Başbakanı Boris Johnson dün Almanya'nın başkenti Berlin'de gerçekleştirilen Libya konulu uluslararası konferansa katıldı (EPA)

İran Meclis Başkanı Ali Laricani, Fransa, İngiltere ve Almanya’nın İhtilaf Çözüm Mekanizması’nı aktif edeceklerini duyurmalarının ardından Tahran’ın ‘adil olmayan’ önlemlerle karşılaşması halinde Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile işbirliğini gözden geçireceğini duyurdu. Fansa ve İngiltere ise İran’ın nükleer silah edinmesini engelleyecek uzun vadeli bir çerçeve tanımlanması gerektiği konusunda mutabık kaldılar.
Fransa, İngiltere ve Almanya yaptıkları resmi açıklamalarla İran'ı nükleer anlaşmadaki taahhütlerini ihlal etmekle suçlamış ve 2015 yılında İran’la dünya güçleri arasında imzalanan nükleer anlaşmanın 36’ıncı maddesinde yer alan İhtilaf Çözüm Mekanizması’nı aktif hale getirdiklerini duyurmuşlardı. İran, ABD’nin yeniden yaptırımlar uygulaması ve Avrupa Birliği'nin (AB) nükleer anlaşmadaki yükümlülüklerini ‘yerine getirmemesi’ üzerine geçen mayıs ayından bu yana nükleer anlaşmadaki taahhütlerini azaltmaya yönelik attığı adımları aynı maddeye dayandırıyordu.
Söz konusu mekanizma, anlaşmanın tarafları arasındaki ayrışmayı çözmek için İran, Rusya, Çin, Almanya, Fransa, İngiltere ve AB’yi içeren ortak bir komitenin kurulması anlamına geliyor. Ancak böyle bir durum, BMGK’nın 2231 sayılı kararının yürürlükten kaldırılmasına, karar kapsamında askıya alınan önceki kararların geri dönmesine ve 41’inci maddenin 7’inci fıkrasında belirtildiği üzere BMGK’nın 1929 sayılı kararı kapsamında BM’nin yeniden İran’a yaptırımlar uygulamasına yol açabilir.
İran Devlet Televizyonu’nda açıklamalarda bulunan Meclis Başkanı Laricani, “Eğer Avrupalı güçler, İhtilaf Çözüm Mekanizması’nı aktif hale getirmek için haksız bir yaklaşım sergilerlerse UAEA ile iş birliğimizi gözden geçireceğimizi açıkça söylüyoruz” ifadelerini kullanırken İran Meclisi’nin bu konudaki taslağı da hazırladığının altını çizdi.
Sorunları başlatan taraf olmayacaklarını ancak adımlarını da orantılı ve adil bir şekilde atacaklarını belirten Laricani, “İran tehdit etmiyor fakat ABD’nin nükleer anlaşma konusundaki İran karşıtı davranışlarının üzerinden bir buçuk yıldan uzun bir süre geçmesine rağmen Avrupa yalnızca siyasi açıklamalar yapmakla yetiniyor” diyerek Avrupa ülkelerinin tutumlarını eleştirdi.
İran'ın geçen hafta nükleer anlaşmadaki taahhütlerini azaltmaya yönelik beşinci ve son adımı olan anlaşmadaki zenginleştirilmiş uranyum miktarı kısıtlamalarına uymayacağını açıklamasının ardından Avrupa ülkeleri İhtilaf Çözüm Mekanizması’nı aktif hale getireceklerini duyurdular. İran, nükleer anlaşmanın uygulanmasını izleyen UAEA ile işbirliği yapmaya devam edeceğini açıkladı.
Üç Avrupa ülkesi halen 2015 nükleer anlaşmasının başarılı olmasını istediklerini ve ABD’nin ‘azami baskı’ politikasına katılmadıklarını belirtirken Tahran, anlaşmanın diğer tarafları eğer İran ekonomisine zarar veren ABD yaptırımlarından koruma sağlarlarsa nükleer anlaşmayla ilgili atılan adımları tersine çevirebileceği sinyalini verdi.
İngiltere Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamada dün Başbakan Boris Johnson ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un nükleer anlaşmaya olan bağlılıklarını bir kez daha yineledikleri ve İran'ın nükleer silah edinmesini önleyecek uzun vadeli bir çerçeve tanımlanması gereği üzerinde mutabık kaldıkları belirtildi.
Reuters’ın aktardığı açıklamada, Berlin’de görüşen iki liderin mevcut gerilimle yüzleşmenin diplomatik bir yolunu bulmak için uluslararası ortaklarla birlikte çalışmanın önemi konusunda hemfikir oldukları bildirildi.
Reuters’ın İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakın Tesnim Haber Ajansı’ndan aktardığı bilgilere göre bir grup İranlı milletvekili dün yaptıkları ortak açıklamayla Avrupalı güçleri İran'a yönelik ‘düşmanca yaklaşımlarını durdurmamaları halinde olacaklar’ konusunda uyardılar. Milletvekilleri, “Aksi takdirde, İran milletinin temsilcileri olarak nükleer anlaşmada kalıp kalmayacağımıza ve UAEA ile işbirliğine devam edip etmeyeceğimize karar vereceğiz” ifadelerini kullandılar.
İranlı milletvekilleri, nükleer anlaşmayı ‘ruhsuz’ ve ‘saçma’ olarak nitelerken reformist kanadın önemli isimlerinden Tahran Milletvekili Mahmud Sadıki, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması’ndan (NPT) çıkış için bir taslak üzerinde çalıştıklarını belirtti.
1970 tarihli NPT, nükleer silahların yayılmasını engellemeyi ve imzacı tarafların barışçıl amaçlarla nükleer enerji geliştirme hakkını güvence altına almayı hedefliyor.
Diğer yandan İran Rejim Lideri Ali Hamaney cuma günü Avrupa ülkelerine sert eleştirilerde bulundu. Söz konusu ülkeleri ‘Trump’ın hizmetkarları’ olarak niteleyen Hamaney, Batı ile Tahran arasındaki nükleer anlaşma krizi gibi devlet işlerinde son sözün Meclis’e değil kendisine ait olduğunu vurguladı.
Tesnim, çok sayıda milletvekilinin hükümete İngiltere ile diplomatik ilişki düzeyini azaltmaya çağıran bir bildiri imzaladıklarını aktardı. İranlı yetkililer, İngiltere’nin Tahran Büyükelçisi’ni yasa dışı bir toplantıya katılmakla suçlamış ancak İngiliz Büyükelçi suçlamaları reddetmişti. Bu konu, geçtiğimiz günlerde iki ülke arasında gerginlik yarattı.
Bir diğer gelişmede ise İran İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı Muhammed Cevad Azeri Cehromi dün yaptığı açıklamada, İran’ın iki uydu fırlatmaya hazırlandığını söyledi. İranlı Bakan, Zafer 1 ve 2 uydularının yakında uzay üssüne gönderileceğini duyurdu.
Alman Haber Ajansı’nın (DPA) haberine göre Cehromi, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “İranlı genç bilim insanlarının çabalarıyla test aşamalarından başarıyla geçen Zafer 1 ve 2 uyduları yakında yörüngeye fırlatılmak üzere uzay üssüne gönderilecek” ifadelerini kullandı. İran'ın yarı resmi haber ajansı Fars, ‘Zafer’ adı verilen uyduların tamamen yerli üretim olduğunu aktardı.
Buna karşın ABD, İran'ın nükleer savaş başlıkları fırlatmak için uyduları fırlatmakta faydalandığı teknolojiyi kullanmasından endişeli. Tahran ise suçlamaları reddediyor. Aynı şekilde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da İran'ı Kıtalararası Balistik Füze (KABF) geliştirmek için uydu fırlatma sistemlerini kullanmakla suçlamıştı.
İngiltere, Fransa ve Almanya 4 Aralık'ta yaptıkları açıklamayla İran'ı nükleer savaş başlıkları taşıyabilecek balistik füzeler geliştirmekle suçladılar. Üç ülkenin BM temsilcileri, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'e İran'ın füze programının 2015 yılında İran ve dünya güçleri arasında imzalanan nükleer anlaşmayı onaylayan 2231 sayılı BM kararı ile ‘uyumlu olmadığını’ bildiren bir mektup gönderdiler.
İran’ın yanıtı balistik füze programını ilerletmeye kararlı olduğu yönündeydi. İran'ın BM Büyükelçisi Macid Taht Revançı, Genel Sekreter Guterres'e yazdığı mektupta “İran, balistik füzelerle ilgili faaliyetlerini sürdürmeye ve uzaya araç göndermeye kararlı” ifadelerini kullandı.
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif de Avrupalı güçlerin müdahalesini kınayarak durumu ‘ABD zorbalığına boyun eğme’ olarak niteledi.
Zarif, Twitter hesabından yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“BMGK üyesi üç Avrupa ülkesinin füzelerle ilgili son söylemeleri, nükleer anlaşmadaki taahhütlerinin askeri düzeyde dahi yerine getirememiş olmalarını örtbas etmek için dillendirdikleri umutsuz bir yalandan ibarettir.”



İran Dışişleri Bakanı: Cenevre’de ABD ile nükleer görüşmelerde ilerleme sağlandı

Bu fotoğraf, 17 Şubat 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde İran ile ABD arasında dolaylı nükleer müzakereler öncesinde Umman Başkonsolosluğu’nu gösteren bir kare (AFP)
Bu fotoğraf, 17 Şubat 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde İran ile ABD arasında dolaylı nükleer müzakereler öncesinde Umman Başkonsolosluğu’nu gösteren bir kare (AFP)
TT

İran Dışişleri Bakanı: Cenevre’de ABD ile nükleer görüşmelerde ilerleme sağlandı

Bu fotoğraf, 17 Şubat 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde İran ile ABD arasında dolaylı nükleer müzakereler öncesinde Umman Başkonsolosluğu’nu gösteren bir kare (AFP)
Bu fotoğraf, 17 Şubat 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde İran ile ABD arasında dolaylı nükleer müzakereler öncesinde Umman Başkonsolosluğu’nu gösteren bir kare (AFP)

İran ile ABD, uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlığı çözmeyi amaçlayan görüşmelerde salı günü temel “yol gösterici ilkeler” üzerinde bir anlayışa vardı. Ancak İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bunun yakın zamanda bir anlaşmaya varılacağı anlamına gelmediğini belirtti.

Arakçi’nin açıklamalarının ardından petrol vadeli işlemleri gerilerken, gösterge Brent ham petrol yüzde 1’den fazla düştü. Açıklamalar, ABD’nin Tahran’ı taviz vermeye zorlamak amacıyla askeri güç konuşlandırdığı bölgede çatışma endişelerini bir miktar azalttı.

Cenevre’deki temasların ardından İran medyasına konuşan Arakçi, “Farklı fikirler ortaya kondu ve bu fikirler ciddi şekilde tartışıldı. Sonuçta bazı yol gösterici ilkeler üzerinde genel bir mutabakata varmayı başardık” dedi.

Her iki tarafın da “net sonraki adımları” var

ABD’nin Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’in, Arakçi ile birlikte yürüttüğü dolaylı görüşmelere Umman arabuluculuk etti. Beyaz Saray, toplantıya ilişkin e-posta yoluyla yöneltilen sorulara yanıt vermedi.

Umman Dışişleri Bakanı Badr bin Hamad Al Busaidi, X platformunda yaptığı paylaşımda “yapılacak çok iş olduğunu”, ancak İran ile ABD’nin “net sonraki adımlarla” masadan ayrıldığını ifade etti.

Görüşmelerin başladığı sırada İran devlet medyası, İran Devrim Muhafızları’nın bölgede askeri tatbikat gerçekleştirmesi nedeniyle, küresel petrol arzı açısından hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın bir bölümünün “güvenlik tedbirleri” kapsamında geçici olarak kapatılacağını duyurdu.

Tahran daha önce, saldırıya uğraması halinde ticari gemilere boğazı kapatma tehdidinde bulunmuştu. Böyle bir adım, küresel petrol akışının beşte birini kesintiye uğratabilir ve ham petrol fiyatlarını yukarı çekebilir.

Trump’ın İran’da “rejim değişikliğinin” en iyi seçenek olabileceğine yönelik sözlerine yanıt veren İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney (86), ABD’nin yönetimini devirmeye yönelik herhangi bir girişimin başarısız olacağı uyarısında bulundu.

İran medyasına yansıyan açıklamalarında Hamaney, “ABD Başkanı ordularının dünyanın en güçlüsü olduğunu söylüyor; ancak dünyanın en güçlü ordusu bile bazen öyle bir tokat yer ki ayağa kalkamaz” dedi.

Arakçi, görüşmelerin ardından Cenevre’de düzenlenen bir silahsızlanma konferansında yaptığı konuşmada ise “yeni bir fırsat penceresinin” açıldığını belirterek, müzakerelerin İran’ın meşru haklarının tam olarak tanınmasını sağlayacak “sürdürülebilir” bir çözüme ulaşmasını umduğunu ifade etti.

Trump daha önce yaptığı açıklamada, Cenevre’deki görüşmelere “dolaylı olarak” kendisinin de dahil olacağını söylemiş ve Tahran’ın anlaşma yapmak istediğine inandığını belirtmişti.

Trump, pazartesi günü Air Force One uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Anlaşma yapmamanın sonuçlarını istemediklerini düşünüyorum. Nükleer kapasitelerini ortadan kaldırmak için B-2’leri göndermek yerine bir anlaşma yapabilirdik. Ama B-2’leri göndermek zorunda kaldık” demişti.

ABD, geçen haziran ayında İsrail ile birlikte İran’ın nükleer tesislerini bombalamıştı. Washington ve Tel Aviv, İran’ın İsrail’in varlığını tehdit edebilecek bir nükleer silah geliştirmeyi hedeflediğine inanıyor. Tahran ise nükleer programının tamamen barışçıl olduğunu savunuyor. Ancak İran, elektrik üretimi için gereken saflığın çok ötesinde ve silah yapımı için gerekli seviyeye yakın oranda uranyum zenginleştirmiş durumda.

İran: Sadece nükleer program konuşulur

Söz konusu saldırıların ardından İran’daki İslami yönetim, kısmen uluslararası yaptırımların petrol gelirlerini kısıtlamasının tetiklediği hayat pahalılığı krizine karşı düzenlenen ve binlerce kişinin hayatını kaybettiği sokak protestolarıyla zayıfladı.

Washington, görüşmelerin kapsamını İran’ın füze stokları gibi nükleer dışı konuları da içerecek şekilde genişletmek istiyor. Tahran ise yalnızca nükleer programına yönelik kısıtlamaları — yaptırımların kaldırılması karşılığında — müzakere etmeye hazır olduğunu, uranyum zenginleştirmeden tamamen vazgeçmeyeceğini ve füze programını masaya getirmeyeceğini belirtiyor.

Hamaney, İran’ın geniş füze stokunun müzakereye açık olmadığını yineleyerek, füze türü ve menzilinin ABD ile hiçbir ilgisi bulunmadığını söyledi.

Reuters’a konuşan üst düzey bir İranlı yetkili, Cenevre görüşmelerinin başarısının ABD’nin gerçekçi olmayan talepler ileri sürmemesine ve İran’a yönelik ağır yaptırımları kaldırma konusunda ciddi davranmasına bağlı olduğunu ifade etti.

ABD B-2 bombardıman uçakları nükleer hedefleri vurdu

Tahran ile Washington’un, geçen yıl haziran ayında altıncı tur görüşmeleri yapması planlanıyordu. Ancak Washington’un müttefiki İsrail’in İran’a yönelik bombardıman kampanyası başlatması ve ardından ABD’ye ait B-2 bombardıman uçaklarının nükleer hedefleri vurması üzerine süreç kesintiye uğradı. Tahran, o tarihten bu yana uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurduğunu açıkladı.

İran, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na (NPT) taraf bulunuyor. Anlaşma, ülkelere sivil nükleer enerji geliştirme hakkı tanırken, atom silahından vazgeçmelerini ve Birleşmiş Milletler’in nükleer denetim kurumu olan Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile iş birliği yapmalarını şart koşuyor.

İsrail ise NPT’yi imzalamadı. Tel Aviv, çevresindeki düşmanları caydırmayı amaçlayan onlarca yıllık “belirsizlik politikası” çerçevesinde nükleer silaha sahip olduğunu ne doğruluyor ne de yalanlıyor. Ancak akademisyenler İsrail’in nükleer silaha sahip olduğuna inanıyor.


IISS raporu: Çin nükleer denizaltı üretiminde ABD'yi geçti

Çin donanması, nükleer denizaltılarını geçit törenlerinde kamuoyuna sergiliyor (Reuters)
Çin donanması, nükleer denizaltılarını geçit törenlerinde kamuoyuna sergiliyor (Reuters)
TT

IISS raporu: Çin nükleer denizaltı üretiminde ABD'yi geçti

Çin donanması, nükleer denizaltılarını geçit törenlerinde kamuoyuna sergiliyor (Reuters)
Çin donanması, nükleer denizaltılarını geçit törenlerinde kamuoyuna sergiliyor (Reuters)

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (International Institute for Strategic Studies/IISS) yeni yayımladığı raporda Çin'in nükleer enerjili denizaltılarını ele aldı.

Londra merkezli düşünce kuruluşu, son 5 yılda bu konudaki yeteneklerini çok artıran Çin'in artık nükleer denizaltıları ABD'den daha hızlı üretebildiğini bildirdi.

Bu gelişmeyle birlikte Washington'ın uzun süredir devam eden deniz hakimiyetinin tehlike altına girdiği uyarısı yapıldı. 

Çin Halk Kurtuluş Ordusu Deniz Kuvvetleri'nin hem nükleer balistik füze denizaltılarına hem de nükleer saldırı denizaltılarına sahip olduğu hatırlatıldı. 

IISS, 2021-2025'te Çin'in 10, ABD'nin ise 7 denizaltı ürettiğini vurguladı. 

2016-2020'de ise ABD'nin üçe karşı 7 denizaltıyla Çin'e üstünlük kurduğuna işaret edildi. 

Pekin rakam vermediği için IISS uydu görüntülerinden yola çıkarak bu tahminleri yaptı. 

Diğer yandan IISS raporunda "Çin tasarımları kalite açısından ABD ve Avrupa'nın gerisinde" de dendi. Amerikan denizaltılarının daha sessiz çalışmasının tespit edilme ihtimalini azalttığı belirtildi. 

Genel rakamlara bakıldığında da ABD'nin avantajı sürüyor.

2025 başı itibarıyla Çin'in 6 nükleer balistik füze denizaltısı ve 6 nükleer saldırı denizaltısından oluşan bir filoyla dikkat çekiyor. 

Çin Halk Kurtuluş Ordusu Deniz Kuvvetleri, nükleer enerjiyle çalışmayan 46 denizaltıyı daha bünyesinde bulunduruyor. 

Eski tip denizaltıları filosunda barındırmayan ABD Donanması'nda ise 14'ü nükleer balistik füze denizaltısı olmak üzere 65 nükleer denizaltı var. 

Washington, Çin'in denizaltı filosunu büyüterek tartışmalı Güney Çin Denizi'nde üstünlük sağlamaya çalıştığını vurguluyor. 

Çin destroyer ve fırkateyn gibi suüstü gemilerinde dünyanın en büyük filosuna sahip.

Independent Türkçe, CNN, IISS


İran protestoları: Güvenlik güçleri, eylemcileri öldürmek kastıyla hedef alıyor

Protestocularla güvenlik güçleri arasında özellikle geçen ay sert çatışmalar yaşanmıştı (Reuters)
Protestocularla güvenlik güçleri arasında özellikle geçen ay sert çatışmalar yaşanmıştı (Reuters)
TT

İran protestoları: Güvenlik güçleri, eylemcileri öldürmek kastıyla hedef alıyor

Protestocularla güvenlik güçleri arasında özellikle geçen ay sert çatışmalar yaşanmıştı (Reuters)
Protestocularla güvenlik güçleri arasında özellikle geçen ay sert çatışmalar yaşanmıştı (Reuters)

İran'da güvenlik güçleri, eylemcilerin "hayati organlarını kasıtlı olarak" hedef almış.

Guardian'la İranlı teyit platformu Factnameh'nin ortak çalışmasında, 75'ten fazla röntgen ve tomografi görüntüsü incelendi.

Ocak ayına ait görüntülerde yüz, kafa, göğüs ve genital bölgelere isabet eden mermiler ve metal saçmalarla oluşmuş ağır yaralanmalar ortaya konuyor.

Adı Anahita olarak değiştirilen bir eylemcinin, yüz ve göz çukurları etrafına dağılmış, her biri 2 ila 5 milimetre büyüklüğünde çok sayıda saçma izi var. Protestocunun en az bir gözünü kaybettiği, diğerinin de kullanılmaz hale gelebileceği belirtiliyor.

Kimliği Ali diye değiştirilen bir hastanın göğüs röntgeninde de 174'ten fazla metal saçma görüldü. Saçmaların sıkışık dağılımı, çok yakın mesafeden ateş edildiğine işaret ediyor. Uzmanlara göre, kapsamlı ve acil cerrahi müdahaleye rağmen eylemcinin ölüm riski çok yüksek.

Kayıtlara göre 29 eylemci daha benzer şekilde metal saçmalı pompalı tüfekle vurulmuş

Bazı röntgen ve tomografi görüntülerinde, protestocuların omurga, akciğer ve kafataslarında yüksek kalibreli mermiler de tespit edildi.

En az 9 hastanın genital ya da pelvik bölgeden vurulduğu, bunların üçünde yüksek kalibreli tüfekler kullanıldığı belirtiliyor. Orta yaşlı bir kadının kasık bölgesine 200 metal parçanın isabet ettiği görülüyor. 35 yaşındaki bir erkekte de benzer şekilde kasık bölgesine dağılmış saçmalar mevcut.

Silah analiz firması Silahlanma Araştırma Hizmetleri'nden (ARES) N.R. Jenzen-Jones, bu mermilerin “tam metal kaplama” olduğuna dikkat çekerek, “Bunlar öldürme amaçlı silahlar” diyor.

Adının paylaşılmasını istemeyen bir tıbbi analist de şunları söylüyor:

Bunlar savaş zamanında görebileceğiniz türden, biri askeri silahla göğüsten vurulduğunda meydana gelecek yaralanmalar. Bu tür silahlarla insanlara ateş ediyorsanız, onları öldürmeye çalışıyorsunuz demektir.

İran'da Kapalıçarşı esnafı, riyalin döviz karşısında çakılmasıyla 28 Aralık'ta greve giderek protestoların fitilini ateşlemişti. 

İran devleti eylemlerdeki can kaybına dair ilk açıklamayı 21 Ocak'ta paylaşmıştı. Güvenlik güçleri ve siviller dahil 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiği duyurulmuştu. 

Ancak ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), gösterilerde çıkan olaylarda en az 7 bin kişinin hayatını kaybettiğini savunmuştu.

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la nükleer müzakereler devam ederken, Ortadoğu'ya askeri yığınağı artırmayı sürdürüyor.

Amerikan medyasında analizlerde İran'daki ekonomik durumun gittikçe kötüleştiği ve halkın geleceğe dair belirsizlikten şikayetçi olduğu yazılıyor.

New York Times'ın irtibata geçtiği 54 yaşındaki Meryem şunları söylüyor:

Böylesine toplu bir keder ve istikrarsızlık havasını hiç yaşamamıştım. Kendimizi çok kötü hissediyoruz. Bir saat sonra ne olacağını bilmiyoruz.

Wall Street Journal'ın görüştüğü İranlılar ise ülkeyi terk etmenin yollarını aradıklarını söylüyor. Bankalardan paralarını çekmeye çalışanlar, döviz erişimini kısıtlayan kontroller nedeniyle zorluklarla karşılaşıyor. 
Independent Türkçe, Guardian, New York Times, Wall Street Journal