Uluslararası Kahire Kitap Fuarı'nın ilgi odağında İslâmî eserler var

Kitap fuarına gelen bir ziyaretçi, stantları gezdikten sonra dinleniyor (AFP)
Kitap fuarına gelen bir ziyaretçi, stantları gezdikten sonra dinleniyor (AFP)
TT

Uluslararası Kahire Kitap Fuarı'nın ilgi odağında İslâmî eserler var

Kitap fuarına gelen bir ziyaretçi, stantları gezdikten sonra dinleniyor (AFP)
Kitap fuarına gelen bir ziyaretçi, stantları gezdikten sonra dinleniyor (AFP)

Emine Hayri
Uluslararası Kahire Kitap Fuarı, Mısır'ın kültürel karnavalı olarak isimlendiriliyor. Fuar, Her kış mevsiminde Mısır için bir kültürel sıcaklık atmosferi oluşturuyor. Çeşitli seminerlere ve bir moderatör olmaksızın tartışmalara kapı açan Kahire Uluslararası Kitap Fuarı, koridorlarını adımlayan ziyaretçilerine, entelektüel kültürlerin içeriğini analiz etme fırsatı veriyor.
Bu yıl, 51. Kahire Uluslararası Kitap Fuarı’nda dini kitaplara yönelik ilginin artış yaşandığını gözlemlendi.
Mısır’ın entelektüel akımları
Mısır toplumundaki baskın entelektüel akımlar, her yıl kitap fuarının aynalarında yansımalarını görüyor. Kitap fuarında bu günlerde, ateş ve küllere de rastlanırken Mısır, yetmişli yıllardan bu yana bu kültürde ayakta kalmak için çabalıyor.
Tartışma etkinliklerinin, seminerlerin ve farklı oturumların gerçekleştirildiği fuar koridorları, ziyaretçilerle dolup taşarken, çeşitli stantlarda da yeni basılmış kitaplar imzalanıyor, kitapların içeriklerine dair görüş alışverişleri yapılıyor.
Son kırk yılda, özellikle de 1970’lerin sonlarından bu yana, çizgileri genişleyen dini seminerler düzenlenirken ve tüm toplumu farklı bir kültürel kimliğe sürükleyen dine bağlılık düzeyi de seminer gündemlerine konu oluyor.
Ezher’in yaklaşımı
Uluslararası Kahire Kitap Fuarı’ndaki el-Ezher standı, ziyaretçilerini hiç şaşırtmaksızın 1080 yılından bu yana üstlendiği aynı yaklaşımı benimsiyor. Standın öncüleri, Ezher’in bağımsız bir stantla katılmaya başlamasından bu yana, özellikle de son dört yıldır tüm beklentilerinin karşılığını aldılar.
Yüzlerce yıl önce yazılmış eski el yazmaları, eski belgeler, tefsir kitapları ve yakın zamanda ortaya çıkan diğer kitaplar, öncü bir misal olarak bu stanttaki varlığını koruyor.
Ezher şeyhleri ve fetvaları
Fuar alanını dolduran tam bir donanımla, fikirlerle ve miraslarla tanınan Ezher standı, yenilenme konusunda da başarısız olmadı. Öncüleri, zamana uygun modern hizmetlerle göz kamaştırırken, bu hizmetlerin başında ise Ezher’deki fetva üyeleri aracılığıyla doğrudan fetva hizmetleri verilmesi oldu.
İslam Araştırma Akademisi Genel Sekreteri Dr. Nazir Ayyad, Ezher standını gezerken, Fetva hizmetinin, fuar kitlelerinin ihtiyaçlarını karşılamak için kadın fetvalarına odaklandığını belirtti.
Ancak fuar ziyaretçileri, bu yıl bir aydınlanma penceresiyle ve başka bir tür ışık parıltısıyla karşılaştılar. Bu parıltılar arasında Ezher standının yanı sıra, ‘İslam kültürü’, ‘İslam felsefesi’, ‘İslam bilimi’, ‘İslam tıbbı’ olarak bilinen yayınlar başta olmak üzere İslami eserler yayınlayan farklı yayın evleri de yer alıyor.
Dindarlık ve aydınlanma
Dini mirası aktaran stantlardan birkaç metre uzaklıkta, genç araştırmacı İslam Mustafa, “Gerçek ve Hayal arasında Başörtüsü” isimli son kitabını imzalıyor.
Kitabın içeriği, birçok kişi tarafından tartışma konusu oldu. İbn Kesir, Mustafa İbn Ebi Şeybe ve Buhari gibi isimleri eserlerinin bulunduğu fuarın diğer tarafındaki stantların öncüleri, bu kitabı ‘yakılması ve yazarının karalanması’ gereken bir kitap olarak nitelendiriyor.
Entelektüel ve kültürel eğilimleri farklı çok sayıda okuyucu da fuar stantları arasında koridorları adımlıyor.
Sakin temas
Fuarda yer yer sakinlik yaşanırken, bazen de kızışan gizli bir çatışma baş gösteriyor.
‘Gerçek ve Hayal Arasında Başörtüsü’ kitabının yayınlandığı yayınevinin standı; ayet ve hadislere atıf yapan yazarının başörtüsü hipotezine dair kanıtlar sunduğu kitapla yetinmemişti. Fuar münasebetiyle standın girişine de büyük bir afiş yerleştirilmişti; ‘Gerçek ve Hayal Arasında Başörtüsü’, ‘İtidalli Yalan’. Özel sergi. İki kitap 175 Cuneyh (11 Dolar) yerine 150 Cuneyh (9 Dolar).
Öncüler; içerikleri entelektüel eğilimler, akılcı faaliyetler ve aktarıma dayalı hazırlık düzeyinde incelerken, muhafazakar ve belirli yönelimler benimseyen yayınevlerinin yetkilileri de miras kitaplarını yeniden basma, İslami düşünürlerin kitaplarını yayınlama yoluna girişti.
Isınma faaliyetleri
Dini söylemin yenilenmesi hususundaki koşuşturma ve ısınma faaliyetleri, fuar koridorlarında açıkça görülüyordu. Miras kitapçıları da ‘Miras, her zaman her yerde geçerlidir’, ‘İçeriğin mevcut döneme uygunluğundan şüphe duyanların vay haline’ söylemleriyle, ürünlerini savunuyordu. Ancak bu sert savaşlarında da yalnız değillerdi ve beraberlerinde çok sayıda kişi daha vardı.
Birçoğu, Ezher standı tarafından ‘yılın şahsiyeti’ hususunda düzenlenen bir seminere katılmışlardı. Seminer, “Yılın şahsiyeti semineri: Şeyh Muhammed Mutevelli eş-Şaravi” başlığını taşıyordu.
Fuarda Ezher standı sorumluları, onu ‘davetçilerin imamı’ olarak kabul edene kadar, din alimi, eski Vakıflar Bakanı, modern zamanın ünlü Kuran-ı Kerim müfessiri Muhammed Mutevelli eş-Şaravi hakkında çeşitli soru işaretleri günleme gelmişti. Zira “sonsuza kadar ‘davetçilerin imamı’ olup olmadığı, yoksa sadece dönemi ve yaşı dolayısıyla bu statüye kavuşmuş olduğu, görüş ve yorumları doğru ve yanlış olan bir din adamı olduğu” hususunda Mısır toplumu arasında hakkında yaşanan sert tartışmaların üzerinden henüz bir hafta bile geçmemişti.
Islahatçıların imamı
Ezher’in birkaç gün önce standı içerisinde düzenlediği büyük seminerdeki konuşmacılar, Şeyh Şaravi’nin ‘mirasını’, dini düşünceyi yenileme hususunda bir merkez olarak nitelendirdi. Konuşmacılar, Şeyh Şaravi’yi de ‘İslam düşüncesinin en önemli ıslahatçılarından biri, İslami çağın tartışmasız ıslahatçısı” olarak tanımladı. Hatta durum bir konuşmacıyı, Muhammed Mutevelli eş-Şaravi’nin tefsirlerini ‘eşsiz olarak nitelendirmeye dahi itti.
Ancak birçok kişi, ‘Ezher standının girişinde yayınlanan ve standın yılın şahsiyeti olarak seçtiği’ dev Şeyh Şaravi posterleri ile ‘dini söylemi geliştirme ve son yarım yüzyıla hakim olan tutukluluğu giderme çağrıları’ arasında bir bağlantı kuramamıştı.
Yılın şahsiyeti Cemal Hamdan
Yıllardır devam eden kitap fuarı, 51. oturumunda da çok şey ortaya koydu ve kararları çok şeyi simgeledi. 1993 yılında ölen Mısırlı düşünür ve tarihçi Cemal Hamdan, ilk baskısı 1993 yılında yayınlanmış ‘Çağdaş İslam Dünyası’ adlı kitabında, “Birleşik İslam Devleti diye bir şey yoktur. Çünkü gelenekleri, iklimsel ve coğrafi faktörleri olan dünyanın farklı bölgeleri arasındaki birlik, imkansızdır” ifadelerine yer veriyor.
Hamdan, kitabında “İslam ülkeleri, sınırları tüm yeryüzü olan bir İslam Devleti’nden söz etme hakkına sahipse, yeryüzü, teokratik devletler için bir savaş alanına dönüşene kadar Yahudilerin de Hıristiyanların da benzer bir devleti talep etme hakkı vardır” ifadelerine değiniyor. Hamdan ayrıca, duruma bir örnek de göstererek, bir İslam Devleti kurulması halinde misal Endonezyalıların, Cezayir’deki bir halifenin kendilerini yönetmesinden memnun olup olmayacağını sorguluyor.
Kimlik, kendisini arıyor
51. Kitap Fuarı faaliyetlerinde Cemal Hamdan’ın ruhu da mevcuttu. Ezher’in onun yalnızca ‘davetçilerin imamı’ değil, aksine ‘ıslahatçıların da imamı’ olarak gördüğü göz önüne alındığında Şeyh Şaravi’yi yılın şahsiyeti olarak seçmesine karşı, kitap fuarı yöneticileri de tüm sergi içerisinde yılın şahsiyeti olarak Cemal Hamdan’ı seçmişti.
Bu bağlamda fuarın faaliyetleri çerçevesinde ana salonlardan birinde konuşmacılar, ‘Cemal Hamdan’ın zihnindeki Arap milliyetçiliğini ve kimlik meselesini’ değerlendirdi.
Dini kimlik, fuardaki diğer stantların tanıdığı tek kimlik olsa da yarım yüzyıl boyunca parçalanmış ve dağılmış olan Mısırlıların kimliğinin kökleri de fuar seminerlerinde ve kitaplarında inceleniyordu.
Ayn Şems Üniversitesi’nde modern ve çağdaş tarih profesörü olan Dr. Halef Abdulazim el-Miri, Arap kimliğini, yerine ‘yeni Ortadoğu’ olarak bilinen söylemi koymakla tehdit eden değişkenlere değindi. İsrail’i de kapsayan bu söylem, Hamdan’ın da kitaplarında üzerinde durduğu meseleydi. Ona göre bir Mısır, tek bir kimlikle tecrit edilemezdi. Zira üçte biri Asya’ya, üçte biri Afrika’ya ve üçte biri de Euromed’e aitti.
Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı habere göre El-Minufiye Üniversitesi’nde siyasi coğrafya profesörü Dr. Mahir Hamdi, Hamdan’ın kitaplarının, ‘Arap Baharı devrimleri’ olarak anılan sürecin etkilerine ilişkin eski tarihli bir vizyonu ve Arap milliyetçiliği karşısında İslam halifeliği davetlerinin ortaya çıkışını içerdiğine dikkati çekti.
Hamdi, Hamdan’ın İslami grupları ‘siyasi acziyet dönemlerinde Arap bölgesini etkileyen bir veba’ olarak nitelendirdiğini söyledi. Dr. Mahir Hamdi ayrıca, Cemal Hamdan’ın, siyasal İslam kavramını da ‘bilime karşı cehalet kuralını destekleyen akıl hastalığı’ olarak tanımladığını belirtti.
Bir hırsızın cehennemi
Ezher’deki Fetva Komitesi Başkanı Şeyh Ahmed Haccac, Mısır’da yayın yapan bir haber sitesine, Fetva Komitesi’nin, kitapların çalınması ya da sahte kitapların satın alınmasının ‘haram’ olduğu yönünde kesin bir görüşe sahip olduğunu vurguladı.
Fetva Komitesi Başkanı, “İffeti etkileyen, sapkınlığa davet eden kitaplardan kaçınılması gerekiyor” dedi.
Mısır kültürünün bir aynası olan 51. Uluslararası Kahire Kitap Fuarı; kimlik arayışı sahneleri, mirası koruyucu stantları ve aydınlanma penceresini açığa çıkaran kitapları içeriyor.



Türk-Arap toplantısında Gazze Şeridi ve Filistin topraklarındaki İsrail ihlallerine son verilmesi çağrısında bulunuldu

Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
TT

Türk-Arap toplantısında Gazze Şeridi ve Filistin topraklarındaki İsrail ihlallerine son verilmesi çağrısında bulunuldu

Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)

Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) bakanlar ve yetkililer, Gazze Şeridi’ndeki durumu, İsrail’in ateşkes ihlallerini ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından ortaya konulan barış planının ikinci aşamasının uygulanmasını ele aldı.

Toplantıya, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ev sahipliği yaptı. Görüşme, Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında dün gerçekleştirildi. Toplantıya Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile BAE Devlet Başkanı Diplomasi Danışmanı Enver Karkaş katıldı.

Dışişleri Bakanlığı kaynakları, toplantının öncelikli amacının, bölgedeki gelişmeler ışığında Filistin meselesini uluslararası toplumun gündeminde tutmak olduğunu belirtti. Kaynaklar, özellikle ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile Lübnan’da artan İsrail geriliminin bu çabayı daha da önemli hale getirdiğini ifade etti.

İsrail’e yönelik eleştiriler

Kaynaklar, toplantıya katılanların Gazze Şeridi’nde ateşkesin sürdürülebilirliğine yönelik çabaların devam etmesi gerektiğini vurguladığını, ayrıca Filistinlilerin bölgeyi kendi kendilerine yönetmesi ve yeniden imar çalışmalarının vakit kaybetmeden başlatılmasının önemine dikkat çektiğini aktardı.

dv
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında düzenlenen Gazze konulu toplantıdan, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)

Aynı kaynaklara göre, Gazze Şeridi’nde barış planının ikinci aşamasına geçilmesinin Ortadoğu’daki gerilimi azaltmaya katkı sağlayacağı konusunda mutabakata varıldı. İsrail’in birinci aşamadaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi, ateşkes ihlallerini sürdürmesi ve Gazze Şeridi ile Batı Şeria’daki operasyonlarını devam ettirmesinin barış sürecini sekteye uğrattığı ifade edildi.

Kaynaklar ayrıca, İsrail’in Batı Şeria’da ‘ayrımcı yapıyı’ derinleştiren uygulamaları ile Mescid-i Aksa dahil kutsal mekânların tarihi statüsünü zedeleyen adımlarının da gündeme geldiğini belirtti. Katılımcılar, uluslararası toplumun bu gelişmeler karşısında daha kararlı bir tutum sergilemesi gerektiğini ve İsrail’in ateşkesi zayıflatmaya yönelik girişimleri ile iki devletli çözümü engelleme çabalarına karşı adım atılmasının önemini vurguladı.

vfvbfrgb
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları bölgede büyük yıkıma neden oldu. (Reuters)

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı tarafından geçtiğimiz çarşamba günü yayımlanan verilere göre, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkesten bu yana Gazze Şeridi’nde 757 kişi hayatını kaybetti, 2 bin 111 kişi yaralandı. 7 Ekim 2023’te başlayan savaşın başlangıcından itibaren toplam can kaybı 72 bin 336’ya, yaralı sayısı ise 172 bin 213’e ulaştı.

Genişleme politikasına ilişkin uyarı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail’i güvenlik gerekçesini öne sürerek daha fazla toprak işgal etmeye çalışmakla suçladı.

Fidan dün ADF2026 kapsamında yaptığı konuşmada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun güvenlik konusunu daha fazla toprak ele geçirme amacıyla kullandığını söyledi. İsrail’in Gazze Şeridi, Batı Şeria, Doğu Kudüs ile Lübnan ve Suriye’ye yönelik genişlemeci bir politika izlediğini ifade etti.

Fidan, İsrail’in süregelen işgal politikalarına en kısa sürede son verilmesi gerektiğini vurgulayarak, bölgede kalıcı barışın tek yolunun ülkelerin birbirlerinin toprak bütünlüğüne saygı göstermesi ve sınırlarını tanıması olduğunu belirtti.

scdv s
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF2026) yaptığı konuşmada (Dışişleri Bakanlığı)

Fidan, İsrail’in genişlemeci politikalarının ve toprak edinme girişimlerinin Türkiye açısından bölgesel bir sorun teşkil ettiğini belirtti. Fidan, İsrail’in halihazırda Avrupa ve ABD tarafından güçlü şekilde desteklenmesinin durumu daha da karmaşık hale getirdiğini ifade ederek, Avrupa Birliği’nin (AB) İsrail’in faaliyetlerini sınırlamak için kurumsal düzeyde ortak bir tutum sergilememesini eleştirdi.

Avrupa’nın, özellikle Gazze Şeridi’nde yaşanan ‘soykırımın’ ardından giderek daha fazla farkındalık geliştirdiğini ve İsrail’in politikalarından mesafe koymaya başladığını söyleyen Fidan, bölge ülkelerinin de yeni bir ‘uyanış sürecinin’ eşiğinde olduğunu ve İsrail’i bölgesel bir tehdit olarak gördüğünü dile getirdi.

Fidan ayrıca, İsrail’in barış planının ilk aşamasına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, özellikle insani yardımlar konusunda eksiklikler bulunduğunu vurguladı. Gazze Şeridi’ne daha fazla tıbbi ve insani yardımın girişine izin verilmesi gerektiğini belirten Fidan, Filistin teknik komitesinin bölgede çalışmalarına başlaması çağrısında bulundu.

Uluslararası toplumun tutumuna tepki

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cuma günü ADF2026’nın açılışında yaptığı konuşmada, uluslararası topluma uzlaşı temelinde harekete geçme ve İsrail’in barış süreci ile müzakereleri zayıflatma girişimlerine karşı hazırlıklı olma çağrısında bulundu.

dsv
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) açılışında konuştu. (Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan, Gazze Şeridi’nde yaşananların yalnızca bir insani trajedi olarak değerlendirilmesinin yetersiz olduğunu belirterek, bölgede yaşananların mevcut uluslararası sistemin nelere izin verdiğini açık biçimde ortaya koyduğunu ifade etti.

Küresel sistemdeki krizin öncelikle ahlaki ve varoluşsal bir boyut taşıdığını dile getiren Erdoğan, bu krizin ulaştığı seviyeyi anlamak için 7 Ekim 2023 sonrasında Gazze Şeridi’ne bakmanın yeterli olduğunu söyledi.

Erdoğan, son iki buçuk yılda İsrail saldırıları sonucu 73 bin Filistinlinin hayatını kaybettiğini, 172 binden fazla kişinin yaralandığını belirtti.

Erdoğan, “Gazze’de yaşananlar, mevcut sistemin neye izin verdiğini, neyi görmezden geldiğini ve kimi koruduğunu açıkça göstermektedir” ifadesini kullandı.


Kudüs Gücü Komutanı, savaşın etkilerini görüşmek üzere Bağdat’ta

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Reuters)
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Reuters)
TT

Kudüs Gücü Komutanı, savaşın etkilerini görüşmek üzere Bağdat’ta

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Reuters)
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Reuters)

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani, Ortadoğu’daki savaşın yansımalarını görüşmek ve Tahran’a bağlı silahlı grupların liderleri ile temaslarda bulunmak üzere Bağdat’ı ziyaret etti. Iraklı bir yetkili dün AFP’ye yaptığı açıklamada ziyareti doğruladı.

Kaani’nin ayrıca, Nuri el-Maliki’nin yeniden göreve gelme ihtimalinin zayıflamasının ardından, Irak’ta başbakan adayının belirlenmesi sürecinde yaşanan ‘siyasi tıkanıklık krizini’ de ele alacağı belirtildi.

Söz konusu ziyaret, İran ile ABD-İsrail arasında 8 Nisan’da yürürlüğe giren ve iki hafta sürmesi öngörülen ateşkesin ardından Kaani’nin kamuoyuna yansıyan ilk yurt dışı ziyareti oldu.

Bağdat yönetimi, uzun süredir dış politikasında etkili olan iki rakip güç (İran ile ABD) arasında denge kurmaya çalışıyor.

40 günden uzun süren savaşın etkilerinden Irak da kaçınamadı. Bu süreçte, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) ve İran’a yakın silahlı gruplara ait noktalar, ABD ve İsrail’e atfedilen saldırıların hedefi oldu. Buna karşılık, ABD çıkarları Iraklı grupların üstlendiği saldırılarla hedef alınırken, Tahran da ülkenin kuzeyinde İranlı Kürt muhalif gruplara yönelik operasyonlar düzenledi.

Kaani’nin, Bağdat’ta ‘siyasi güçlerin liderleri ve bazı silahlı grup komutanlarıyla bir dizi görüşme gerçekleştirmeye başladığı’ bildirildi. Üst düzey bir Iraklı yetkili, temaslarda ‘bölgesel gerilimin düşürülmesi ve bunun Irak’a yansımalarının’ ele alındığını aktardı.

Yetkili, İran heyetinin ayrıca ‘Irak içinde Tahran’a yakın gruplar arasında tutum birliği sağlanması ve durumun Irak ile bölgede güvenlik açısından tırmanmaya sürüklenmemesini garanti altına alma’ hedefi taşıdığını ifade etti.

Ziyaret, İran’a yakın etkili bir silahlı gruptan bir kaynak ile Koordinasyon Çerçevesi’ne yakın iki kaynak tarafından da doğrulandı. Söz konusu ittifak, parlamentodaki en büyük blok konumunda bulunuyor ve Tahran’a yakın Şii partilerden oluşuyor.

Kaani, DMO bünyesinde dış operasyonlardan sorumlu Kudüs Gücü’nün başında bulunuyor. Kaani, görevi devraldığı Kasım Süleymani’nin Ocak 2020’de Bağdat Havalimanı yakınlarında ABD saldırısında öldürülmesinin ardından Irak’a birçok kez ziyaret gerçekleştirdi. Ancak bu tür ziyaretler nadiren kamuoyuna açıklanıyor.

Iraklı yetkili, mevcut ziyaretin aynı zamanda ‘Iraklı taraflar arasında uzlaşı sürecini desteklemeye ve görüş ayrılıklarını gidermeye yönelik yoğun İran diplomatik trafiğinin bir parçası’ olduğunu, özellikle hükümetin kurulması ve güç dengeleri konusundaki anlaşmazlıkların sürdüğünü belirtti.

Koordinasyon Çerçevesi, ocak ayında Nuri el-Maliki’yi, seçimlerin ardından başbakanlık için Muhammed Şiya es-Sudani’nin yerine aday göstermişti. Ancak ABD’nin Maliki’nin yeniden göreve gelmesi halinde Bağdat yönetimine desteği kesme tehdidinde bulunması, Irak siyasetinde belirsizliğe yol açtı.

Iraklı siyasi kaynaklar, pazartesi günü AFP’ye yaptıkları açıklamada, Maliki’nin 2006-2014 yılları arasında iki dönem yürüttüğü başbakanlık görevine geri dönme ihtimalinin zayıfladığını belirtti.

Irak parlamentosu, 11 Nisan’da Nizar Amidi’yi cumhurbaşkanı olarak seçti. Anayasaya göre Amidi’nin, seçilmesinden itibaren 15 gün içinde parlamentodaki en büyük blok tarafından gösterilen adayı hükümeti kurmakla görevlendirmesi gerekiyor.


Barguti 24 yıldır hapiste olmasına rağmen hala gücünü koruyor

Mervan Barguti, İsrail polisi tarafından Tel Aviv'deki mahkemeye duruşma için getirilirken, 20 Mayıs 2004 (Reuters)
Mervan Barguti, İsrail polisi tarafından Tel Aviv'deki mahkemeye duruşma için getirilirken, 20 Mayıs 2004 (Reuters)
TT

Barguti 24 yıldır hapiste olmasına rağmen hala gücünü koruyor

Mervan Barguti, İsrail polisi tarafından Tel Aviv'deki mahkemeye duruşma için getirilirken, 20 Mayıs 2004 (Reuters)
Mervan Barguti, İsrail polisi tarafından Tel Aviv'deki mahkemeye duruşma için getirilirken, 20 Mayıs 2004 (Reuters)

Filistinli lider Mervan Barguti (67), tutuklanmasının üzerinden 24 yıl geçmesine ve bu sürenin önemli bir bölümünü dar hücrelerde tecrit altında geçirmesine rağmen, Filistin sahnesindeki varlığını koruyor. Barguti, karar alma mekanizmalarında yer alan diğer isimlerin sembolik ağırlığını aşarak etkisini sürdürürken, geçmiş yıllarda Fetih Hareketi içindeki seçimlerde de birçok ismin önüne geçti. Gözler, önümüzdeki ay yapılması planlanan hareketin sekizinci kongresine çevrildi.

Tutuklanmadan önce Filistin lideri Yaser Arafat’a yakınlığıyla bilinen Barguti, Fetih hareketi içinde “Arafatçı” olarak tanınıyor. Bu durum, hareket içinde ona güçlü bir destek sağlarken, İsrail açısından ve Arafat çizgisine muhalif kesimler tarafından aleyhine değerlendiriliyor.

Fetih içinde geniş bir tanınırlığı olan Barguti, destekçileri tarafından Filistinlileri birleştirebilecek “kurtarıcı” biri olarak görülüyor. Hareketin sekizinci kongresi, Barguti’nin bu konumunu koruyup korumadığını veya Filistin yönetimi, Fetih ve genel siyasi dengelerde yaşanan büyük değişimlerin ardından etkisini hala sürdürüp sürdürmediğini ortaya çıkaracak.