Libya Yahudileri ülkeye geri dönecek mi?

Gassan Selame ve Libya Yahudileri Birliği Başkanı Rafael Luzon (Sosyal paylaşım siteleri)
Gassan Selame ve Libya Yahudileri Birliği Başkanı Rafael Luzon (Sosyal paylaşım siteleri)
TT

Libya Yahudileri ülkeye geri dönecek mi?

Gassan Selame ve Libya Yahudileri Birliği Başkanı Rafael Luzon (Sosyal paylaşım siteleri)
Gassan Selame ve Libya Yahudileri Birliği Başkanı Rafael Luzon (Sosyal paylaşım siteleri)

Zayed Hediyye
Libya kamuoyu, Birleşmiş Milletler’in (BM) Libya Özel Temsilcisi Gassan Selame’nin, yardımcısı Stephanie Williams’ın katılımıyla Londra’da Libya Yahudileri Birliği Başkanı Rafael Luzon ile görüşmesi dolayısıyla şaşkınlık yaşadı.
Bu, şaşırtıcı ve önemli bir haber değildi. Ancak Luzon’un, görüşme sonrasında ‘Selame’nin 65 yıldır yerinden edilmiş Libyalı Yahudi sınıfın, birkaç gün içerisinde başlayacak olan Cenevre siyasi diyaloğuna katılması sözü verdiğini’ belirtmesi şaşırtıcıydı.
Uluslararası tanınma
Libya Yahudiler Birliği Başkanı Luzon Facebook hesabından yaptığı açıklamada, “Sonunda… Libya’daki Yahudilerin resmi bir temsilcisi olan Libya Yahudileri Birliği’nin Libya'nın birliği ve barışı ile ilgili önümüzdeki süreçte yapılacak toplantılara resmi olarak katılımı uluslararası kabul görmüştür” ifadelerine yer verdi.
Luzon’un Selame ve yardımcısıyla görüşmesine ilişkin çok sayıda görüntü de yayınlarken, “Görüşmede, başta Libyalı Yahudi toplumu olmak üzere, ülkemizin genel olarak tanık olduğu acılar, insan ve toplumsal haklarını geri kazanma mücadelesi hakkında konuştuk” dedi.
Açlık grevi nedeniyle görüşme
Luzon’un, Yahudi cemaatinin Libya’ya geri dönme hakkına dair açıklamaları her zaman tartışma konusu oldu. Geçtiğimiz günlerde Rafael Luzon, Selame’nin, Libya’daki Yahudi azınlığın bir temsilcisi olarak Cenevre görüşmelerine katılım hususunda uzlaşı sağlamaması halinde açlık grevi düzenleme tehdidinde bulunmuştu.
Luzon’un çağrısına yanıt gelene ve Selame ile görüşme gerçekleşene kadar, sosyal medya organlarında “Luzon sana sesleniyor, Selame” başlıklı bir hashtag kampanyası başlatıldı.
Büyük ret ve bazı kabuller
Yayınlanmasından hemen sonra haber, Libya toplumu içerisinde büyük tartışmalara yol açtı. Medya organları aracılığıyla da çok sayıda eleştiri yapılırken, sokaklar da Gassan Selame’nin Libya Yahudi toplumuna ‘Cenevre diyaloğuna katılma’ taahhüdü üzerine ikiye bölündü.
Twitter üzerinden yapılan bir kamuoyu anketi de katılımcıların yüzde 81’inin ister Cenevre diyaloğu veya başka bir şey olsun, Yahudi toplumunu Libya denkleminde taraf olarak görmeyi kabul etmediklerini gösterdi.
Görünmez baskı
Çok sayıda Libyalı elit, Gassan Selame’nin, açlık grevi tehdidi nedeniyle Luzon ile görüştüğü iddiasını reddetti. Libyalı elitler, görünmez tarafların baskısı altında olan Selame’nin, Londra’ya seyahat etmek ve merkezinde Luzon ile görüşmek zorunda kaldığını ifade etti.
Bingazi’deki Libya parlamentosunda Milletvekili Abdusselam Nasiya, “Sayın Selame, evi yıkılan ve ailesi yerinden edilen bir göçmen Libyalı ile görüşecek mi? Ya da okula gitmesi yasaklanan ve arkadaşı öldürülen bir Libyalı çocukla görüşecek mi? Libya toplantılarına katılmak veya en azından dava açmak için vaatte bulunmak üzere onlarla bir araya gelecek mi? Yoksa bu taleplerin arkasında bir güce mi ihtiyaç var?” ifadelerini kullandı.
Libyalı gazeteci Ali Vahide, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “Libya Yahudileri Birliği Başkanı Rafael Luzon, Gassan Selame’ye, kendisini dinlemeyi reddettiği taktirde aleni bir tehditte bulundu. Fakat Selame’nin Luzon’un taleplerini yerine getirme hızı ve diğer Libyalı tarafların taleplerini görmezden gelmesi, durumun gerçekliğini yansıtıyor” ifadelerine yer verdi.
Libya Yahudilerinin tarihi
Tarihsel kaynaklar, Libya’ya gelen ve yerleşen Yahudiler için kesin bir tarihe yer vermiyor. Tarih kitapları, bazılarının İslami fetihler tarafından kendi topraklarında kökleştiği, bazılarının da Kuzey Afrika ülkelerine göç ettiği hususunda hem fikir. Bazı Yahudilerin de ünlü Ortaçağ Katolik Engizisyon’dan kaçmak için Endülüs’e sığındığı belirtiliyor.
Modern çağda Libya Yahudilerinin, geçen yüzyıldan başlayarak el-Hara isimli özel mahallelerde ikamet ettikleri biliniyor. Trablus şehri, Libyalı Yahudilerin çoğunun yerleştiği iki mahalle olan Büyük Mahalle ve Küçük Mahalle’yi, Bingazi de başka bir mahalleyi içeriyordu. Bu mahalleler, Zaviye’nin batısı, Zliten ve Msallata da dahil olmak üzere Yahudilerin bulunduğu tüm Libya şehirlerinde de mevcuttu.
Yahudi toplumu, 1948 ve 1967 yılları arasında farklı aşamalarda Arap- İsrail savaşlarının arka planında Libya’yı İtalya, İsrail ve diğer birçok ülke için terk etti.
Libya Devleti belgeleri, bilinen son Yahudi’nin 2002 yılında öldüğünü ve adının da Esmeralda Mağnagi olduğunu söylüyor. Sonuç olarak, Libya’da artık herhangi bir Yahudi yaşamıyor.
Libya belgeleri, resmi istatistiklerde belirtildiği gibi 1964 yılında Libya’daki Yahudi sayısının yaklaşık 38 binden fazla olmadığını gösteriyor. Marangozluk, gıda ve şarap hazırlama gibi el işçiliklerinde çalışan birkaç kişi haricinde çoğunluk tüccar, dükkan sahipleri ve ajans çalışanları konumunda olurken, aynı şekilde çoğunluk Trablus’ta yaşamaktaydı.
Kaynaklar, o dönemlerdeki Libya Yahudilerinin, Tunus, Mısır ve Fas’taki Yahudi topluluğu gibi okulları ve ibadet yerleriyle açık bir toplum olmadığını, aksine kendi içlerine kapalı olduğunu belirtiyor. Kaynaklar ayrıca, 1911 yılında İtalya’nın Libya işgalinin başlamasıyla birlikte, kendi okullarını ve ibadethanelerini inşa ettiklerini söylüyor.
Belgeler, Libya’dan ayrılma kararlarının, topluluk liderleri tarafından acele bir şekilde alındığını ortaya koydu. Zira o dönemde Libya hükümeti, onları sınır dışı etmedi. Topluluk lideri Lilo Arbib’in ilk resmi adımı, 17 Haziran 1967 tarihinde, Altı Gün Savaşı olarak bilinen, birçok devlet ve İsrail arasındaki savaşların ardından geldi. Arbib, dönemin Libya Başbakanına ‘ülkeden ayrılmak isteyen Yahudiler için seyahat izni verilmesini’ talep ettiği bir mektup gönderdi.
Hükümet, talebi hızla kabul etti ve Göç Dairesi faaliyet geçti. Seyahat belgeleri hazırlandı.
Öte yandan İsrail’de yayın yapan bir televizyon kanalı, Libya medya organları tarafından nakledilen ve Libyalı Yahudilerin liderlerinden biri olduğunu söyleyen Buqeita isimli bir kişi tarafından yayınlanan ‘Libya’dan Büyük Göçün Yıldönümü’ başlıklı 2017 yılına ait bir raporda, konuyu gündeme getirdi. Kanal, Kasım 1945 yılındaki gösterilerin, Libya’daki Müslümanlar ve Yahudiler arasında bir çatışmaya sahne olan ve Yahudilerin Libya’dan ayrılmasında belirleyici bir rol oynayan Balfour Deklarasyonu’nu protesto etmek amacıyla patlak verdiğini söyledi. Eylemcilerin sayılarının yaklaşık 50 bin olduğu belirtildi.
Kanal tarafından yayınlanan raporda, “Bu Libyalılar, 1967 savaşından sonra ülkeyi nihai şekilde terk ettiler” denildi. Rapora göre Buqeita ise, o dönemdeki Libyalı Yahudileri, ‘ekonomik açıdan en başarılı aktivistler arasında yer aldılar ve şu an ise en zengin Yahudiler arasında sayılıyorlar” dedi.
Tarih tekerrür etmez
Libya’daki el-Beyda Üniversitesi’nde Tarih Profesörü Ahmed el-Barasi, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, Libya’daki Yahudi toplumunun tarihine değindi. Barasi, “Libya’daki Yahudilerin tarihi, eskilere dayanıyor. Onların bu varlıkları Kuzey Afrika’dan başladı. Aynı şekilde iş dünyasındaki itibarları ve genel olarak ülke tarihi nedeniyle ülkede ekonomik faaliyetlerin genişletilmesinde ve geliştirilmesinde büyük rol oynadılar” ifadelerini kullandı.
Ahmed el-Barasi, “Ama gerçek şu ki, bazı durumlarda koşulları değiştirmek için tarihin kendisini tekrarlaması zordur” dedi.
Yahudilerin, Libya sahnesine geri dönmesinin şu anda kafa karıştırıcı ve faydadan çok zarar verici olduğunu söyleyen Barasi, “Ülkeden ayrıldıklarından daha büyük bir tepki bulacaklar. Yahudilerin şimdi ve belki de gelecekte Libya’ya dönmeleri zor, hatta imkansızdır. Zaman, bu noktayı atladı ve koşullar değişti. Geri dönüşü ise bir delilik haline getirdi” değerlendirmesinde bulundu.
Yahudiler ve Kaddafi
1967 yılında Yahudilerin ülkeden ayrılmasından bu yana geri dönüş meselesi, yüzlerine tamamen kapatıldı. Mesele, Kaddafi’nin ülke yönetiminde olduğu son 10 yılda açıldı. Zira Kaddafi, Irak’taki Saddam Hüseyin rejiminin 2003 yılında devrilmesi sonrasında kendisine uygulanan uluslararası tecridi kaldırma çabaları kapsamında Batı ile müzakere masasında Libyalı Yahudiler meselesini kullandı.
Kaddafi’nin Libya Yahudi topluluğuyla yakınlaşması ve iletişim adımları, gizlice başladı. Daha sonra bu adımlar, Kaddafi’yi Roma’da Libya kökenli Yahudi ailelerle bir araya getiren 2005 yılındaki Libya resmi televizyonu yayınında resmi bir şekilde ilan edildi.
Libya basın kaynakları, Selame ve Luzon görüşmesi sonrasında Libya asıllı Yahudilerle ilgili bazı belgeler yayınladı. 1960’lı yıllarda ve daha önce yaşanan karışıklık, İsrail’in Filistin’i işgali ve Yahudileri Libya’dan ayrılığa iten diğer sebeplerin bir sonucu olarak bu Yahudilerin ülkeden ayrıldığı ortaya koyuldu.
Üst düzey bir diplomatik kaynağa atfedilen bu belgeler, 2004 yılına dayanıyor. İtalya’daki Libya asıllı Yahudileri temsil eden Libya Yahudi Heyeti’nin kurulma raporlarını da içeriyor.
Bu heyet, Libya asıllı bir Yahudi olan Emmanuelle de Porto başkanlığında kuruldu. Kendisi, Yahudiler ve Libya’daki eski rejim arasındaki birincil müzakereciydi. Aynı şekilde Dünya Yahudi Kongresi ve Doğu Yahudileri Federasyonu tarafından da yetkilendirildi.
Belgede, Shalom Teshuba isimli Libya asıllı bir Yahudi, eski rejimi temsil etmekle görevli üst düzey bir komite ile görüşmek üzere Trablus’a ziyarette bulundu. O dönemde taraflar, tazminat ve geri dönüş mevzuları da dahil olmak üzere önemli meseleleri görüşüyorlardı.
Eski Libya Devleti, Libya’yı ziyaret eden Shalom Teshuba aracılığıyla diğer Libya Yahudilerini temsil eden bu Yahudi heyetiyle yaptığı görüşmelere dayanarak, bu meseleyle ilgili bazı dosyalar hazırlamıştı. O dönemde diğer Libyalı Yahudilere, Trablus Havalimanı’nı ziyaret etmeleri için kapı açıldı. Ayrıca bu konular hakkında konuşmak amacıyla Roma’da Teshuba ve Kaddafi arasında da bir toplantı düzenlendi.
Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı habere göre Libyalı kaynaklar, göç döneminde Libya’dan ayrılanların mülkleri hakkında Yahudi ailelere tazminat ödenmesi meselesine dikkati çekerken, söz konusu bu müzakerelerin akıbeti ise bilinmiyor.
Devrimden sonra
Yahudi toplumun Libya’ya geri dönüş meselesi, Şubat 2011 devriminin ardından ve Trablus’taki Kaddafi rejiminin devrilmesinden yalnızca iki ay sonra ortaya koyuldu.
1 Ekim 2011 tarihinde Libya asıllı Yahudi David Jerbi, 44 yıllık sürgünü sonrasında Trablus’a ziyarette bulundu. Libya’nın başkentindeki eski şehirde bulunan Bishi Yahudi Tapınağı’na gitti. Tapınağın dış girişini kapatan duvar yıkılmıştı.
Jerbi, o dönemde ‘Yahudilerin Libya toplumunun bir parçası olduğunu ve söz konusu tapınağın restorasyonunun Libya Yahudilerinin ülkeye dönmeleri için bir fırsat oluşturduğunu’ ifade etti.
Ancak ziyarette başlatılan büyük kampanya, Libya Yahudi Birliği Başkanı Raphael Luzon, Libya’ya dönen Yahudilerin sancağını taşıyarak 2014 yılında sahneye çıkmadan önce meselenin tamamen üzerini örtmüştü. O günden bu yana ise bu konu, Libyalılar arasında tartışmalar ve anlaşmazlıklar oluşturmaya devam etti.



Suriye: İsrail'in geri çekilmesi için bir takvim olmadan stratejik konular müzakere edilemez

İsrail güçleri, 23 Temmuz 2025'te İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'nde bulunan Mecdel Şems köyü yakınlarındaki Suriye sınırındaki çitte devriye geziyor (AFP)
İsrail güçleri, 23 Temmuz 2025'te İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'nde bulunan Mecdel Şems köyü yakınlarındaki Suriye sınırındaki çitte devriye geziyor (AFP)
TT

Suriye: İsrail'in geri çekilmesi için bir takvim olmadan stratejik konular müzakere edilemez

İsrail güçleri, 23 Temmuz 2025'te İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'nde bulunan Mecdel Şems köyü yakınlarındaki Suriye sınırındaki çitte devriye geziyor (AFP)
İsrail güçleri, 23 Temmuz 2025'te İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'nde bulunan Mecdel Şems köyü yakınlarındaki Suriye sınırındaki çitte devriye geziyor (AFP)

Suriye'li bir yetkili dün yaptığı açıklamada, Beşşar Esed'in Aralık 2024'te devrilmesinden sonra Suriye topraklarını işgal eden İsrail güçlerinin çekilmesi için net ve bağlayıcı bir takvim olmadan, İsrail ile yapılacak görüşmelerde “hiçbir stratejik konuya geçilemeyeceğini” söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre isminin açıklanmasını istemeyen yetkili, pazartesi ve salı günleri Paris'te düzenlenen ve ABD'nin arabuluculuğunda gerçekleştirilen son tur görüşmelerin, ABD'nin Suriye'ye yönelik “tüm İsrail askeri faaliyetlerinin derhal dondurulması” yönündeki girişimi ile sona erdiğini söyledi.

İsrail Savunma Bakanlığı, konuyla ilgili yorum talebine henüz yanıt vermedi.


El-Alimi: Uluslararası toplumun birliği, Yemen devletinin bütünlüğünü destekledi

"Vatan Kalkanı" güçleri Hadramut ve el-Mehra'da güvenliği sağladı (Reuters)
"Vatan Kalkanı" güçleri Hadramut ve el-Mehra'da güvenliği sağladı (Reuters)
TT

El-Alimi: Uluslararası toplumun birliği, Yemen devletinin bütünlüğünü destekledi

"Vatan Kalkanı" güçleri Hadramut ve el-Mehra'da güvenliği sağladı (Reuters)
"Vatan Kalkanı" güçleri Hadramut ve el-Mehra'da güvenliği sağladı (Reuters)

Yemen Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Yemen'in ABD ile olan ortaklığına ve meşru hükümete verdiği sürekli desteğe minnettarlığını dile getirerek, uluslararası toplumun Yemen halkıyla birlikte hareket etmesinin devletin bütünlüğünde belirleyici bir faktör olduğunu vurguladı.

El-Alimi dün, ABD Başkanı Donald Trump'ın kıdemli danışmanı Massad Boulos ile Güney Geçiş Konseyi'nin Hadramut ve el-Mehra vilayetlerindeki tek taraflı hamlelerinin ardından yaşanan son gelişmeleri görüştü; bu hamleler neredeyse "Yemen'in ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit edecek yeni bir platform açmıştı."

İlgili bir gelişmede, Vatan Kalkanı Güçleri, Hadramut eyaletinin tamamını kontrol altına aldıklarını ve eyaletteki durumun normale döndüğünü açıkladı. Vatan Kalkanı Güçleri İkinci Tümen Komutanı Albay Fahd Bamumen, durumun kontrol altında olduğunu belirterek, silah veya devlet malını yağmalayanların 48 saat içinde bunları iade etmeleri çağrısı yaptı ve ihlal edenlere karşı yasal ve askeri işlem yapılacağı uyarısında bulundu.

Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi üyesi Ayderus ez-Zübeydi'nin, “Geçiş Konseyi”nin Suudi Arabistan'ın ev sahipliğinde düzenlenen kapsamlı Güney-Güney diyaloğuna katılmayı kabul etmesinin ardından, önümüzdeki saatlerde başkent Riyad'a gelmesi bekleniyor.


Yemen Başkanlık Konseyi Danışmanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Aden'deki güvenlik durumu istikrarlı

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman Ebu Zura, Başkanlık Konseyi Danışmanı Cabir Muhammed’in de bulunduğu bir ortamda Hadramut Valisi ile yaptığı önceki bir görüşmede (Ebu Zura’nın ofisi)
Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman Ebu Zura, Başkanlık Konseyi Danışmanı Cabir Muhammed’in de bulunduğu bir ortamda Hadramut Valisi ile yaptığı önceki bir görüşmede (Ebu Zura’nın ofisi)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi Danışmanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Aden'deki güvenlik durumu istikrarlı

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman Ebu Zura, Başkanlık Konseyi Danışmanı Cabir Muhammed’in de bulunduğu bir ortamda Hadramut Valisi ile yaptığı önceki bir görüşmede (Ebu Zura’nın ofisi)
Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman Ebu Zura, Başkanlık Konseyi Danışmanı Cabir Muhammed’in de bulunduğu bir ortamda Hadramut Valisi ile yaptığı önceki bir görüşmede (Ebu Zura’nın ofisi)

Üst düzey bir Yemenli yetkili, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, geçici başkent Aden’deki güvenlik durumunun sakin olduğunu ve genel güvenlik tablosunun istikrarlı seyrettiğini söyledi.

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman Ebu Zura’nın ofis müdürü ve Başkanlık Konseyi Danışmanı Cabir Muhammed, “Güvenlik planı saatler içinde hayata geçirildi” dedi.

Sabahın erken saatlerinden itibaren Amalika Tugayları’na bağlı birliklerin Aden’in ana caddelerine konuşlandığı, kentteki hayati ve kamu kurumlarının güvenliğini sağladığı bildirildi. Cabir Muhammed, “Güvenlik durumu sakin, genel tablo istikrarlı” ifadesini kullandı.

Bu arada Güney Geçiş Konseyi (GGK) heyetiyle birlikte Riyad’a ulaşan Muhammed el-Gaysi, ‘atmosferin olumlu olduğunu’ belirterek, güneyli taraflar arasında diyaloğa yönelik bir dizi görüşmeye başlanmaya hazır olunduğunu söyledi.

El-Gaysi, X platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, “Aden’den arkadaşlarımla birlikte Riyad kentine ulaştım. Suudi Arabistan’daki kardeşlerimizin himayesinde, güney–güney diyaloğuna hazırlık amacıyla olumlu bir atmosferde bir dizi görüşmeye başlayacağız” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Alimi, güneyde yaşanan gelişmelerin devletin, kurumlarının, meşruiyetinin ve yetki temellerinin yeniden kurulması anlamına geldiğini vurguladı.

El-Alimi, bu adımların, istikrarı ve kamu huzurunu korumak, gerçek durumu çatışmalar ve sahte zaferler mantığından uzak bir şekilde ortaya koymak amacı taşıdığını ifade etti.

Başkanlık Konseyi, bir süre önce Aydarus ez-Zubeydi’nin üyeliğini düşürmüş ve onu Başsavcılığa sevk etmişti. Bu karar, ez-Zubeydi’nin vatana ihanet, Yemen Cumhuriyeti’nin siyasi ve ekonomik konumuna zarar verme, devleti darbeye karşı mücadelede engelleme ve iç fitne çıkarma gibi suçlamalarla ilişkilendirildi.

Abdullah el-Alimi, X hesabından yaptığı paylaşımda, güvenlik ve istikrarın korunmasının devlet kurumları, yerel yetkililer ve vatanına bağlı tüm vatandaşların sorumluluğunda olduğunu belirtti. Bu sorumluluğun, hukukun üstünlüğünü sağlamayı ve vatandaşları korumayı garanti edecek şekilde yerine getirilmesi gerektiğini vurguladı.

Abdullah el-Alimi, ez-Zubeydi’nin isyanının ardından güney vilayetlerinde yaşanan gelişmelerle ilgili olarak şu ifadeleri kullandı: “Ez-Zubeydi’nin ayaklanmasının ardından bugün güney vilayetlerinde yaşananlar, Suudi Arabistan’ın ve Başkanlık Konseyi’nin bu aşamaya gelinmemesi için gösterdiği tüm samimi çabalara rağmen, ulaşmayı arzuladığımız bir durum değil… Yaşananlardan memnun değiliz.”

Diğer yandan Yemen’de meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu’nun Ortak Kuvvetler Komutanlığı, GGK Başkanı Aydarus ez-Zubeydi’nin hareketlerine ilişkin yeni ayrıntıları açıkladı. Bu açıklama, GGK’ye bağlı güçlerin Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde gerçekleştirdiği askeri gerilimin ardından geldi.

Ortak Kuvvetler Komutanlığı Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, Ortak Kuvvetler Komutanlığı’nın 4 Ocak tarihinde ez-Zubeydi’ye, son askeri tırmanışın nedenlerinin ele alınması amacıyla, 48 saat içinde Suudi Arabistan’a gelmesi yönünde bildirimde bulunduğunu belirtti. El-Maliki, görüşmenin Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi ve Koalisyon liderliği ile yapılmasının planlandığını ifade etti.

El-Maliki, yaptığı açıklamada, ez-Zubeydi’nin Yemen Hava Yolları’na ait bir uçakla seyahati için planlama yapıldığını, ancak uçuşun saatlerce ertelendikten sonra iptal edildiğini belirtti. El-Maliki, bu durumun ardından sahada gerginlik yaşandığını, havalimanı çevresindeki sivil tesislerin yakınında silahlı unsurlar ve askeri araçların görüldüğünü aktardı.

El-Maliki, GGK’ye bağlı güçlerin Aden kentinde çeşitli hareketlilikler gerçekleştirdiğini, askeri konuşlanma yapıldığını ve havalimanı içindeki hareketliliğin engellendiğini kaydetti. Açıklamada, bazı yolların kapatıldığı ve kent genelinde silahlı unsurların konuşlandırıldığı, Koalisyon’un bu durumu ‘gerekçesiz bir adım’ olarak değerlendirdiği ve bunun güvenlik ile istikrarı tehdit ettiği vurgulandı.